|
|
|
Sayfa:
[1] [2]
- a
1. Laz alfabesinin ilk harfi. 2.
Olumsuzluk eki.
A_noste:
lezzetsiz, tatsız. A_ğnose:
akılsız.
- amûüo
ark.
dar, daracık. amûüo
a svas doloncas: daracık bir yerde
yatıyor.
- amuntxa
ark.,
amutxa atn.
xi.birşey, herhangi birşey. a
muntxa domağodu: bana bir şey
oldu. a
mutxa doûüu
do var bogni: birşey dedi ama
duymadım.
- amutxaperi
atn.
1. bir acaip, bir garip.
a mutxaperi oxaôaru
uğun: garip bir konuşması
var.
- noğale
vi. çarşıdan, çarşı
tarafından. Noğale
mobulur: çarşıdan geliyorum.
- amuti,
armuti atn.,
armutu vi. birşey,
herhangi birşey. a muti domağodi: bana
birşey oldu.
- abja,
abca arş.,
oruba atn. dere, çay. ġ
Kaûu
abjas kodololu: kedi dereye düştü.afula
ark. bir tür bakla.
- Amencele
vi.
mecalsiz, takatsiz, dermansız.
ġ
okçinaliüis
amencele kodopskidi: yaşlılıkta
(kadın) dermansız kaldım.
- agure
ark.,
ugureli atn.
isteksiz, gönülsüz. ġ
Him
ôanda
agure ikten: o her zaman isteksiz davranır.
3ad. Ugureli.
- ağani
atn.,
ağne vi. yeni. ġ
ağani nusa: yeni gelin.
- ağanoba
atn.,
ağnoba vi.
yenilik. ġ ağanobapes
muya ôi
na ti var cevagi: yeniliklere ne yaptıysam
da alışamadım.
- ağimizeni
pazarın (atixa) noxlamsu köyünde
bir yer.
- ağnose
ark., unose
atn. akılsız. ġ
ağnose üoçi:
akılsız adam.
- Eşanaxu
vi.
saklamak. ġ
Nanak modvalupe keşeminaxu: annem
ayakkabılarımı sakladı.
- ağusûozi
atn.,
mariaşina arş. ağustos ayı. ġ
ağusûozi
moxûuis
pucepe ngolaşe kocupinu: ağustos
ayı geldiğinde inekleri yayladan indirdi.
- ağviri
gem. n3xenis ağviri kocudves: ata gem vurdular.
- aha 1.
hayret ifade eden bir ünlem. aha
mu iyu! aaa ne oldu! 2.
işte. Aha, hak ren:
işte burda.
- axarisûa
gelişigüzel. axarisûa
dulya ikums: gelişigüzel iş
yapıyor.
- axiri,
baüi
xp. ahır. Puci axiris konoüoru
do oxorişe keşüaxûu:
ineği ahıra bağlayıp
eve çıktı.
- Axiriôici,
axirôici
ahır kapısı, ahırın
önü, ahırın ağzı. ġ
puşüundi
axiri ôicis
kodobğu: gübreyi ahır kapısına
döktü.
- axo ark.
kıraç toprak, verimsiz toprak. (kay: fahri Lazoğlu).
- axroşi
vi.
1. buruk tat. 2. gerçek tadını
almamış elma, armut gibi meyve. ġ axroşi
m3xuli: olgunlaşmamış,
gerçek tadına ulaşmamış armut.
- aina,
ayina atn., çkar ark. hiç. ġ
aina
var ixaôaru:
hiç konuşmadı.
- akole
xp.,
hakole vi.,
hakele atn. bu tarafa, bu taraftan.
ġ akole
moxtes: bu taraftan geldiler.
- Akonay,
akoni xp., hakoneri, hakonuri
atn., hakoni vi. Buralı,
buraya ait. ġ
akonay berepe: buralı
çocuklar.
- aüale
atn.,
arüele
ark.
bir yandan, bir taraftan. ġ
aüale
ibgas aüale
idi3ams: bir yandan ağlıyor
bir yandan gülüyor.
- aüonay
xp.,
haüonayi,
haüo
ark.,
haüu
atn.
bu kadar, bunun kadar. ġ
aüonay
mot ibgar! bu kadar ağlama!
- aüoôuri
atn.,
aûeüne
vi.
çocuğu olmayan, çocuğu bulunmayan. ġ
aliwa
aüoôuri
kodosüudu:
aliwa
çocuksuz kaldı. ġ
aüoôuri
dosüudare!
çocuğun olmasın, var olan
çocuğun ölsün, çocuksuz kal! aüoôuri
dosüudare
(mçm.): çocuğun olmasın.
- aüoşka
(<rus.)
pencere çerçevesi. ġ aüoşka
komeboçani: çerçeveyi taktım.
- alababula
atn.
üst üste, iç içe, birbirine girmiş halde. ġ koüinüores
do ala babula irgines: birbirlerine
sarılıp sarmaş dolaş yuvarlandılar.
- alafi
atn.,
bot. karayemiş ağacına
benzer, yaprakları hayvanlar tarafından yenen bir bitki.
ġ
woxle
alafişe uluûes:
eskiden alafiye giderlerdi.
- alani
atn.
yaşıt, akran. ġ
alani berepe: yaşıt
çocuklar.
- alaşa
atn.,
wuna
ark.
aşifte, yosma. ġ
alaşa bozomota: aşifte
kız, yosma kız.
- alboni,
anbani alfabe. ġ
Lazuri alboni. Laz alfabesi.
- Alema,
alima vi.,
ôaûila
atn. iç yağı,
kuyruk yağı. ġ
alema
üateri
lu: iç yağı katılmış
lahana.
- ali atn.,
qali xp. boğaz, boyun. ġ
berek alis kodolomabu: çocuk
boynuma sarıldı. ġ
Alis meöapxu/alis
meüaôu/alis
melva: boğazına sarılmak
(boğmak için).
- alimse
ark.,
anipse, animse xp. yeğen.
ġ
alimse
çüimi
komoxûu:
yeğenim geldi.
- aliyoni
xp.
martı.
- am xp.,
haya ark., ham atn.
bu. ġ am
mu yen? bu nedir?
ġ
am
xami ren: bu bıçaktır.
- amabğaleri, amabğeri atn. 1.
içeri dökülmüş (katı cisimler için). ġ dişüape
piliûas
amabğaleri naşüu:
odunları sobanın içine atılmış halde
bıraktı. 2.
içeri dökerek.
- amabğalu
1. içeri dökmek (sayılabilen).
ġ
xviûi
xvaûape
oxoris kamabğu: kıvır
zıvırları evin içine doldurdu. 2. içeri dökülmek. ġ
wiwila
obğemuşis kamibğu: yılan
yuvasının içine döküldü, içine girdi.
- amağmaleri
atn.,
amağameri vi.
içeri götürülmüş, içeri taşınmış (cansızlar
için). ġ
doloxe amağmaleri: içeri
götürülmüş.
- amağmalu
içeri götürmek, içeri taşımak. ġ
kva
tude xepe kamaviği: taşın
altına elimi soktum.
- amaxlanüeri
vi.
içe çökmüş, basık (karın). ġ
korba amaxlanüeri:
içe çökmüş karın.
- amaxlanüu
vi.
içe çökmek (karın). ġ
korba kamamaxlanüu:
karnım içeri çöktü.
- amaxtimeri
vi.,
amolveri atn. içeri
girmiş durumda.
- amaxtimu
ark.,
amolva atn.
xi.içeri girmek, içine girmek. ġ
onûuleşe
kamaxûu:
tarlanın içine girdi. cunaxis kamaxûu:
günaha girdi.
- Amaxvalu
atn.
xi.1.
içeriye
doğru öksürmek. 2.
içeriye doğru delmek.
- amainu
ark.
hamilelik süresinin dolmasına rağmen doğumun gerçekleşmemesi.
ġ
amiinams:
sürenin dolmasına rağmen
doğumu gerçekleştiremiyor.
- amakaçeri
vi.,
amaüaçeri
atn.
1. içeriye doğru tutarak. 2.
içeriye doğru tutmuş.
- amakaçu
vi.,
amaüaçu
atn.
xi.içeriye doğru tutmak. ġ doüanaşe
oxori tere mo amaüaçam!
silahı evin içine doğru tutma!
- amakoteri
atn., amakoûeri
vi. 1. içine katlanmış. ġ
nena amakoteri: dili içeri
katlanmış. 2.
dili içeri katlanarak.
- amakotu
atn., amakoûu
vi. içeriye katlamak.
ġ
nena ôicis
kamvakotu: dili ağzının
içine katlandı.
- amaüiineri
atn.,
amaüriineri
arş. içeriye doğru
bağırarak.
- amaüiinu
atn.,
amaüriunu
arş., amaurinu
vi. içeriye doğru bağırmak. ġ eünas
nogutu do oxoris a kamaüiu:
kapının önünde durup evin
içine doğru bağırdı.
- amamğorineri
atn., amağorineri
vi. içeriye doğru
böğürerek (hayvan için).
- amamğorinu
atn.,
amağorinu vi.
böğürmek, içeriye doğru böğürmek.
ġ pucik
dudi amanöu
do kamamğorinu: inek başını
içeriye uzatıp böğürdü.
- amamşareri
atn.
1.
içeriye doğru itilmiş. 2.
içeriye doğru iterek.
- amamşaru
atn.
xi.içeriye doğru itmek, içine
itmek. ġ
bere
öopu
do tidoloxe kamamşaru: çocuğu
tutup içeri itti.
- amanöamu
atn. xi.1. içeri, içine uzatmak.
ġ otoleşe
dudi kamanöu:
başını pencereden içeriye
uzattı. 2. içeri
uzanmak. ġ
tidoloxe kaminöu:
içeriye doğru uzandı.
- amanöeri,
amanöaleri
içeriye doğru uzatılmış.
ġ
xanöali
penceres amanöaleri
kodusüudu:
kolu pencereden içeri uzatılmış
halde kaldı.
- amanöoreri
atn.
içeriye doğru delinmiş.
- amanöoru
atn., amaxvalu atn. xi.Yatay bir
düzlemde içeriye doğru delmek.
- amanöuşeri,
amanöuşineri
atn.
1. içeri uzatılmış, içeri uzanmış. 2. içeriye doğru uzanarak,
içeriye doğru uzatarak.
- amanüaneri
vi.,
amaüaneri
arş.
1. içeriye doğru
atılmış, sallanmış. 2.
içeriye doğru atarak, sallayarak.
- amanüanu
vi.,
amaüanu
arş. içeriye doğru
atmak. ġ
kva tidoloxe kamanüanu:
taşı içeriye doğru attı.
- amanûoreri
1. içeri yaklaştırılmış.
2. içeriye doğru
yaklaştırarak.
- amanûoru
1. içeri yaklaşmak. ġ
tidoloxe kaminûoru:
içeri yaklaştı. 2. içeriye doğru yaklaştırmak. ġ üuli
celaxuna tude kamanûoru:
iskemleyi oturağın altına yaklaştırdı.
3. içeri çekilmek. ġ
tidoloxe kaminûoru:
içeri çekildi.
- amastvaleri
1. içeri kaymış, içine kaymış.
2. içeri kaydırılmış.
- amasûulinu
içeriye doğru kaydırmak.
- amasûvalu
atn.,
amastvalu vi. içeri kaymak. mitik ôi
ognuşe tidoloxe kamasûu:
hiç kimse anlamadan içeri doğru kaydı.
- amaşatxeri
1. içine silkelenmiş, sallanmış.
2. içeri, içine silkeleyerek,
sallayarak.
- amaşatxu
atn.
xi.1.
içeri silkelemek. 2. içeri fırlamak. 3.
mec. paldır küldür
içeri dalmak. odas kamaşatxu:
odaya paldır küldür daldı. 4.
alelâde bir şekilde içeri ya da bir şeyin içine atmak,
sallamak, girmek, sokmak. öopu
do oxoris kamaşatxu: yakalayıp
evin içine doğru fırlattı, attı.
- amaşkveri
vi.,
amaşüvaleri
atn.
içeri girmiş, içine girmiş ya da sokmuş.
- amaşüvalu
içeri yollamak, içine yollamak, içeri
göndermek. puci axiris kamaşüu:
ineği ahıra soktu, ahırın içine gönderdi.
- amaûalu
1. xp.
içeriye doğru salmak, salıvermek. 2.
ark. ortada bırakmak.
- amaûoçu
atn.,
amaûüoçu
ark.
içeri fırlatmak. odas
a kva kamuûoçu:
odanın içine bir taş fırlattı.
- amaurineri
vi.,
amaüiinu
atn.
içeriye doğru bağırarak. amaurineri
oxorişa kamaxûu:
içeriye doğru bağırarak eve girdi.
- amaurinu
vi.,
amaüiinu
atn., amaüriunu
arş.
içeriye doğru bağırmak. neünas
nodgitu do oxoris a kamiurinu: kapının
önünde durup evin içine doğru bağırdı.
- amayonu
içeri götürmek (canlı varlıklar
için). bere odaşe kamiyones:
çocuğu odaya götürdüler.
- amawelimeri
atn.,
amawüomileri
ark.
içeri bakarak. amawelimeri
goluluûuşa
eüvağu
do colu: içeri bakarak geçerken takılıp
düştü.
- amawelimu
atn.,
amawüomilu
vi.
içeri bakmak. axiris amawes:
ahırın içine bakıyor.
- ambari
ark.
Haber, havadis. Lazuri ambarepe:
Lazca haberler.
- amitxa
atn.,
amintxa vi.
birisi, herhangi
biri, bir kimse. amitxas
duwvi:
birisine söyle. amitxa mulun: biri geliyor.
- amolva
atn.,
amaxtimu ark.
girmek, içeri girmek. doloxe
amulun: içeri giriyor. doloxe kamaxûu:
içeri girdi.
- amseri
atn.,
hamseri ark.
bugece. amseri mo mulu! Bugece gelme!
- Üazeta
atn.,
xp., gazeti meg. Gazete, jurnal. Lazuri
üazeta:
Lazca gazete.
- anöüera,
anöüarya
iskorpit balığı.
- anöe
atn., anüe
ark.
kerkenez kuşu. kerkenez kuşunun türlerine genel olarak
bu isim verilir.
- anöe
mumuliwa
kerkenez kuşunun erkeği.
- anöera
hamsiye benzer, yenmeyen bir balık.
- anöesi
atn.,
anüesi
vi.
1. atn. kanca. anöesi
keüvağu:
kanca takıldı. 2.
vi. olta. anüesite
çxomi öopums:
olta ile balık yakalıyor.
3. Vi. Üzerinde çokça kanca bulunan ve geceleri derelere kurulan
bir tür olta.
- anöeşaini
atn., anüeşaini
xp.
şahin kuşu.
- andaseni
atn.
oysa, halbuki. andaseni miziûapuûu
ti: oysa söylemiştim de.
- anderi,
termaşi, üaybana
ölünün arkasından bıraktığı
herşey; tereke. anderi
na naşüvare:
ander bırakasın! anderi na dosüudare!
sahipsiz kalasın! 3ad.
Termaşi.
- andğa
arş.,
handğa ark.
bugün. ġ
andğa moxûasere:
bugün gelecek.
- andğaneri
atn.,
handğaneri ark.
bugünkü. ġ
andğaneri sûeri
komşun: gibi hatırlıyorum.
- angi
ark.
kapkacak. ġ
angepe koüibğu:
kapkacak yığıldı. ġ
ar angis geâgvalu/a
ôaôis
dolopsamu (not.): ahbaplık derecesi
bakımından çok yakın olmak.
- angi
ark., noçxeşe
atn. bulaşık. angepe
doçxu: bulaşıkları yıkadı.
- anipse,
animse xp.,
alimse vi. yeğen. ġ
wanaağanis
anipse çkimi moxûasen:
yeni yılda yeğenim gelecek.
Sayfa:
[1] [2]
|
|
|