Arso na-axenen dulya sumiti ay-na cadaxi iyen.
Birinin yapacağı işi üç kişi yaparsa kolay olur.


Lazuri genelinde şuan 10 kişi online.
 
FORUM Eski Defter MOVIE FLASH KLIPLER Lazca Dil Kursu C - Lazuri Nenapuna / Lazuri.Com



ÇEVİRİ
Türkçe'den Lazca'ya


Lazca Kurs
Lazuri Doviguram

Download / Yükle
Türkce Lazca Sözlük Programı Lazuri Font - Lazca yazı karakterleri
 

  Uyari: Bu sayfada Lazca sözcükler için "Alboni Font"(yazı karakteri) kullanılmıştır. "Windows \ Fonts" dizininde Alboni Font olmayanlar karakterleri yanlış görecektir. Bunun olmaması için Windows\Fonts dizinine [Alboni Font'u buradan yükleyebilirsiniz]. Ayrıntılı bilgi için Lazuri Font ya da LazuriPC sayfamızı okuyunuz.

 



(sözcükler yayınlanan ilk sözlüktendir)

Nenapuna/Sözlük info:
İsmail Bucaklişi: bucakli@hotmail.com
İrfan Aleksiva: aleksivatlk@hotmail.com

  • cadaxi atn., cidaxi, cida vi., cedai xp. 1. atn. işlek yer, gelip geçilen yer. cadaxi svas kodoxedu. işlek yerde oturdu. 2. xp. kolay. cadaxi dulya. kolay iş.
  • cagvala, cagvali vi., cağvali ark. 1. vi. “gudeli”nin dip tarafında bulunan koni/topaç biçimindeki odun parçası. 2. Vi. El terazisinde yükü dengelemeye yarayan, Terazinin koluna geçirilmiş, hareketli metal parça. 3. Vi., Mec. kısa boylu ağaç ya da insan. 4. ark. eski Laz evlerinde yontulmamış ağaçtan yapılmış duvar.
  • caği, ncaği atn., nçxili vi. şiş. caği gumûu: şişi batırdı.
  • caxti oxenu not. bir işi yapmaya azmetmek. caxûi ikums ham dulya asere: azmetti bu işi yapacak.
  • came câmi. Cameşe var gamulun: camiden çıkmıyor.
  • caralva xp., öanda 1. davet. 2. Düğün. caralvaşe ulun: düğüne gidiyor.
  • cari atn., gyari ark. 1. ekmek. cari imxos: ekmek yiyor. 2. yemek. gyari oôöüomi: yemek yedim.
  • caroba oyapu arş. not. 1. yemek vakti. 2. mec. sabah işe gidiş vaktinin geçmesi.
  • cebadera atn. var olma, var oluş, yaratılış, varlığın ilk nüvesi. nana korbas na iyen cebadera. anne karnındaki var oluş.
  • cebaderi atn., gebaderi ark. varlık, yaratık. ğormoûi cebaderi: tanrı yaratığı.
  • cebadu atn., gebadu ark. var olmak, yaratılmak, doğmak. cevibadi ndğa. var olduğum gün. Lazuûepe kocibades: mısırların ilk nüveleri göründü.
  • cebalu atn., gebalu vi. 1. üzerine dökmek. angis ari kogyobu: kaba su döktü. 2. içirmek. beres wari cubams: çocuğa su içiriyor. 3. emzirmek. beres mjalva cubams: çocuğa süt emziriyor.
  • cebalu atn., gebalu vi. 2. asmak. dudi kocobu. başını astı. toyöi ncas kocobu. ipi ağaca astı.
  • cebareri. üzerine düşülen, itina ile bakılan, çok sevilen kişi ya da canlı. berenişi cebareri omordines: çocuklarını çok severek, itina ile büyüttüler.
  • cebaru atn. gebaru vi. 1. üzerine üflemek. 2. atn., mec. üzerine titremek, üzerine çok düşmek, itina ile bakmak, çok özen göstermek. nananişis cubaraman. annelerinin üzerine titriyorlar.
  • cebaûeri atn. eğik, asık, bükük. ti cebaûeri: başı eğik, başı asık, boynu bükük.
  • cebaûu atn. 1. asmak, eğmek. dudi cobaûams: başını eğiyor, asıyor. 2. asılmak, eğilmek, bükülmek. dudi cabaûu: başı eğildi, asıldı.
  • cebazginaşe arş., çasûara atn. terlik. üuçxes cebazginaşe moâun. ayağına terlik giymiş.
  • cebazgineri atn. gebaâgineri vi. 1. üzerine basılmış. ûoûlowis cebazgeri iyondrams: çamurun üstüne basmış bekliyor. 2. Üzerine basarak, basa basa.
  • cebazginu atn., gebaâginu vi. üstüne bastırtmak. mjvabus kocobazginapu: kurbağaya bastırttı.
  • cebazgu atn., gebaâgu ark. basmak. puşüundis kocobazgu: hayvan pisliğine bastı.
  • ceberi, cebaleri atn., geüideri vi. eğik, asık, eğilmiş, asılmış. dudi ceberi: başı eğik, başı asık.
  • ceberi, cebaleri atn. 1. içirilmiş. pucis wari cebaleron: ineğe su verilmiş, içirilmiş. 2. emzirilmiş. mjalva ceberi berek mot ibgas? emzirilmiş çocuk niçin ağlıyor?
  • cebğalaşe atn. herhangi bir şeyi üzerine dökmeye yarayan araç. pavri cebğalaşe. yaprak dökmeye yarayan araç.
  • cebğalu atn. gebğalu ark. üzerine dökmek. xaôis neâi kocobğu. kaba ceviz döktü.
  • cebğeri, cebğaleri atn., gebğeri ark. 1. üzerine dökülmüş. dişüape gzas cebğeri naşüu: odunları yolun üzerine dökülmüş halde bıraktı. 2. üzerine dökerek. 3. döke döke.
  • cebincoleri atn. körelmiş, ağzı körelmiş. cebincoleri xami. ağzı körelmiş bıçak.
  • cebincolu atn. gebencelu vi. 1. köreltmek. xamis ôici cubincolu: bıçağın ağzını köreltti. 2. körelmek. argunis ôici cabincolu: baltanın ağzı köreldi.
  • cebiru atn. gebiru vi. atmacayı cezbetmek için başka bir kuşu bir değnek üzerinde oynatmak. sifteris ciceğeni cubirams: atmacayı cezbetmek için (değnek üzerinde) çekirge kuşunu oynatıyor.
  • cebraniüeri atn., gebaniüeri vi. 1. eğik, bükük, eğilmiş, bükülmüş. üvelas ti cebraniüeri uğun: fidanın başı eğik. 2. Vi. basılarak sertleşmiş/ezilmiş. Gebaniüeri leûa: basılarak sertleşmiş toprak.
  • cebraniüu atn., gebaniüu vi. 1. basarak/bastırarak eğdirmek, bükmek. üvelas dudi cubraniüu: fidanın tepesi bastırarak eğdi. 2. basarak/bastırarak eğmek. 3. Vi. üzerinde gezilerek ya da herhangi bir ağırlık uygulanarak toprak, sünger vb.’nin basılması, ezilmesi fiili. Berepe goxtes do bergeri livadi kogeibaniüu: çocuklar bahçede dolaştılar ve çapalanmış tarla basıldı, ezildi, basılarak sertleşti.
  • cebureri atn., gebureri ark. yamalı, yamalanmış. cebureri foûa: yamalı peştemal.
  • ceburoni, atn. geburoni ark. yamalanması gereken, yamalanacak kadar yırtık olan. ham ponûuli ceburoni diyu. bu pantolon yamalanacak duruma geldi.
  • ceburu atn., geburu ark. yamalamak. gamaöirderi porça kocoburu: yırtık gömleği yamaladı.
  • cebu3xu atn. gebu3xu vi. tırmıklamak.
  • ceciberi atn. geguberi vi. pişirilmiş. ceciberi üorüoûi. pişirilmiş muhallebi.
  • cecibu atn. gegubu vi. miktarı az olan bir şeyi suda pişirmek. berek üorüoûi cicibams: çocuk kendine muhallebi pişiriyor.
  • cecineri atn. 1. üzerine yatarak. salacas cecineri mendiyones: sedyeye yatırarak götürdüler. 2. üzerine yatmış halde. kvas cecineri iyondrams: taşın üstüne yatmış bekliyor. 3. bastırarak. xe cecineri: elini bastırarak. 4. bastırmış halde.
  • cecinu atn. 1. üzerine yatmak. oncires kocicinu: yatağa yattı. 2. üzerine yatırmak. ğureri salacas kococinu: ölüyü sedyeye yatırdı. 3. bastırmak. xamis xepe kococinu: bıçağa elini bastırdı.
  • ceçaçamideri atn. boysuz, zayıf, cılız, gelişememiş. nçayepe ceçaçamideri kodosüudu: çaylar cılız kaldı, boy getirmedi.
  • ceçaçamidu atn. boy getirememek, cılız ve zayıf kalmak, gelişememek. nçayi ciçaçamidu. çay boy getiremedi, cılız kaldı, gelişemedi.
  • ceçaçxamida atn. şelalenin yere çarptığı yer.
  • ceçama atn., geçama ark. dayak, dayak atma, dövme. si ceçama giüoren. sana dayak gerekiyor.
  • ceçameri atn., geçameri ark. 1. döverek, döve döve. xoci ceçameri ceçameri uçumûu: öküzü döve döve götürüyordu. 2. dayak yemiş olan (kişi, hayvan).
  • ceçamoni atn., geçamoni ark. dayaklık, dayak yemeyi hak eden. ceçamoni üoçi: dayaklık adam.
  • ceçamu atn., geçamu ark. dövmek, dayak atmak. üaûa moxûus ceçu: her gelişinde dövdü.
  • ceçaneri, cençaneri atn., geçaneri ark. 1. takılı. 2. asker ya da polis. ceçanerepe muluran: askerler geliyor.
  • ceçxalu atn. geçxalu vi. yerleri yıkamak. möima moxûu do gzalepe ceçxu: yağmur gelip yolları yıkadı.
  • ceçxaûu atn. hızla bir yere çarpmak (sıvılar için).
  • ceçxeri, ceçxaleri atn. geçxeri vi. yıkanmış. möimate ceçxeri gza. yağmurla yıkanmış yol. yıkanmış durumda.
  • ceçinadu atn., geçinadu vi. görevlendirmek, iş vermek, işe koşmak. Nana şkimik ôanda ma cemiçinadums: annem hep beni işe koşar.
  • ceçinadvaşe atn. işe koşulan, kullanılan kişi. a ceçinadvaşeti ma komiyonun: benim de işe koşacağım biri var.
  • ceçitu atn., geçitu vi. 1. üzerinde yarmak, bir şeyin üzerine koyarak yarmak. dişüas cedu do kocoçitu: odunun üzerine koyarak yardı. 2. son anda kurtulmak, sıyırmak, paçayı kurtarmak. oğvaruşe kocevuçiti. ıslanmaktan son anda kurtuldum.
  • ceçvaloni atn. fırlatıp atılması gereken. ceçvaloni domayu. atılacak duruma geldi.
  • ceçvalu atn. fırlatmak, fırlatıp atmak. diüaçu do livadi üale kocuçu: tutup bahçeye doğru fırlattı.
  • ceöadaşe atn. çakma işine yarayan araç. üafri ceöadaşe: çivi çakmaya yarayan araç.
  • ceöaderi atn. geöüaderi vi. üzerine çakılmış. ceöaderi pi3ari: yere çakılmış tahta.
  • ceöadu atn. geöüadu vi. üzerine ya da üzerinden çakmak. pi3aris üafri kocoöadu. tahtanın üzerine çivi çaktı.
  • ceöalu atn., geöalu vi. 2. bir şeyin üzerine dikmek. mpuli porças kocoöu: düğmeyi gömleğin üzerine dikti.
  • ceöalu atn., geöüapu ark. 1. başlamak. obgaru kocoöu. ağlamaya başladı. dulyas ağani coöu. işe yeni başladı.
  • ceöamberi atn. geöaberi vi. 1. üzerine yapışmış. 2. Üzerine yapıştırılmış.
  • ceöambu atn. geöabu vi. üzerine yapıştırmak. celaxunas olağune kocaöambu. oturacağa sakız yapıştı.
  • ceöapa atn., geöüapa, geöüapule ark., daöüapuri 1. baslangıç. dulya ceöapa. işe başlangıç. 2. başlangıç yeri. gza ceöapas miyondri. yolun başında beni bekle. 3. önsöz.
  • ceöapxu atn. 1. çarpmak. dudi kvas kocoöapxu: başını taşa çarptı. 2. üzerine saldırarak kapmaya çalışmak. âiru şüala kocaöapxu: gördügü gibi kapmak için üzerine atladı.
  • ceöeri atn. geöüeri ark. 1. başlanmış. ceöeri dulya. başlanmış iş.
  • ceöeri atn., geöeri vi. 2. üzerine yamalanmış. mbela ceöeri foûa: üzerine bez yamalanmış peştemal.
  • ceöinaxu atn. oldugu yerle bir ederek ezmek. menöveşe piliûas kocoöinaxu: sigara izmaritini sobanın üzerinde ezdi. 2. ezilmek. üaûu, gzas kociöinaxu: kedi yolun üzerinde ezildi.
  • ceöirderi atn. yırtılarak indirilmiş. ceöirderi resimi. yırtılarak indirilmiş resim.
  • ceöirdu atn. yırtıp indirmek. üodaşe resimi ceöirdu. duvardan resmi yırtarak indirdi.
  • ceöveri atn., geöveri vi. üzeri yanmış, üzerinde yanmış.
  • cedaduleri atn. 1. kuluçka döneminden çıkıp, tekrar yumurtlama dönemine girme hali (tavuk için). 2. mec. güzelleşmiş, kendine bakmaya başlamış.
  • cedadulu atn. 1. tavuğun kuluçka döneminden çıktıktan sonra tekrar yumurtlamaya hazır duruma gelmesi fiili. korme kocidadulu: tavuk, kuluçka döneminden çıktı.
  • cedageri atn. gedageri vi. sert bir yüzeyin üzerinde kesilmiş, enlemesine doğranmış, çentilmiş, çentik. üudeli cedageri: kuyruğu kesilmiş.
  • cedagu atn. gedagu vi. 1. Bir nesneyi sert bir yüzeyin üzerine koyarak kesmek. üaûus üudeli dişüas cedves do kocudages: kedinin kuyruğunu odunun üzerine koyup kestiler. 2. çentik açmak, işaret koymak. biüas kocudagu: çubuğun üzerinde çentik açtı. 3. mec. kestirip atmak. haşon ya ûüu do kocemidages: böyledir deyip kestirip attı.
  • cedanâeri atn. aşağı çekilmiş, seviyesi düşürülmüş, indirgenmiş. fiûili cedanâeri lamba. fitili aşağı çekilmiş lamba.
  • cedanâu atn. aşağı çekmek, seviyesini düşürmek, indirgemek. lambas fiûili cudanâu. lambanın fitilini aşağı çekti.
  • cedaşüeri atn. oturma veya yatma sırasında zeminden kaynaklanan rahatsız olma durumu. üulis var domaxunen mundi cedaşüeri miğun: iskemleye oturamıyorum popom sert zeminden dolayı rahatsız.
  • cedaşüu atn. oturulan yerin rahatsızlık verici olması. baba üulis doxunu te var cidaşüen: babadan kalan iskemlede oturmaktan rahatsız olunmaz.
  • cedgalu atn., gedgalu vi. kurmak. saaûi kocudgu: saati kurdu. ğuni 3ipris kocudgu: arı kovanını gürgene kurdu. ragi cudgams: tuzak kuruyor.
  • cedgeri, cedgaleri atn. gedgeri vi. kurulmuş, kurulmuş durumda. cedgeri ğuni. kurulmuş arı kovanı.
  • cedgineri atn. gedgineri vi. 1. bir işe ya da yola koyulmuş olmak, yola çıkmış olmak. gzas cedgineri vorûi: yola koyulmuş durumdaydım. dulyas cedgineri vorûi: işe koyulmuş haldeydim. 2. atn. çok iştahlı, hararetli. ham ndğalepes cedgineri vore: lerde yeme isteği çok, çok iştahlıyım. 3. atn. aşermiş, hamile kadınların bazı yiyecekleri aşırı yeme arzusu içinde olması durumu.
  • cedginu atn. gedginu ark. 1. işe ya da yola koymak, yolcu etmek. üoçimuşi gzas kocodginu: kocasını (adamını) yola koydu, yolcu etti. 2. yol vermek, göndermek. ağani nusa gzas kocodgines: yeni gelini yola koydular. 3. mec. aşermek, aşırı yeme isteği duymak. daha çok kadınların hamilelik dönemlerinde görülür.
  • cedi3ineri atn. geâi3ineri vi. alaylı, alay ederek. a m3iüa cedi3ineri ixaôas: biraz alaylı konuşuyor.
  • cedi3inu atn. geâi3inu vi. alay etmek, gülmek. üoçis var cadi3eran: insana gülmezler, alay etmezler. him hamus mo cadi3e: ona buna gülme, alay etme.
  • cedvalu atn. gedvalu ark. 1. koymak. sûolis karûali kocedu. masaya kağıt koydu. 2. isim koymak, isim vermek. beres yoxo kocodu. çocuğun ismini koydu. 3. para yatırmak. bangas cenöareri kocedu. bankaya para yatırdı, koydu. 4. yazgılı olmak. haşo cemoâuûes: alın yazımız böyle idi. miyape cemoâuûes: alın yazımızda, kaderimizde neler varmiş.
  • cedveri, cedvaleri atn. gedveri vi.1. konmuş. isim verilmiş, ismi konmuş. yoxo cedveri bere: isim koyulmuş çocuk. 2. birini adıyla anmak, isim vermek. ixaôaûaşa mitis yoxo mo cedum mi na on ignapasere: konuşurken ad verme, kim olduğu anlaşılır.
  • cefelu atn. gefelu vi. üzerinde dilimlemek, parçalar halinde kesmek. üasûane pi3aris kogefelu: kabağı tahtanın üzerinde dilimledi.
  • cefloxûeri atn. gefroxteri vi. 1. şişikliği inmiş. 2. sakinleşmiş, yatışmış.
  • cefloxûinu atn. gefroxtinu vi. 1. şişikliği indirmek. 2. mec. yatıştırmak, sakinleştirmek. mitis va cafloxûinu: kimse sakinleştiremedi.
  • cefloxûu atn. gefroxtu vi. 1. inmek, havası kaçmak. mbarerepe şüimi kocofloxûu: şişiklerim indi. 2. atn., mec. yatışmak, sakinleşmek. opşa xuçeli orûu uüai uüai kocofloxûu: çok kızgındı daha sonra yatıştı, kızgınlığı geçti.
  • cegaperi atn. gegaperi ark. alışkın, alışık. cegaperi laxerişe xavi on/ ren: alışmış kudurmuştan beterdir. Lazuri oxaôarus berobaşe cevagi. Lazca konuşmaya çocuklukta alıştım.
  • cegapu atn.gegapu ark. alışmak. öumanişe moselus kocevagi. sabahtan kalkmaya alıştım. süani dixo osüudus va cevagi. sensiz yaşamaya alışamadım.
  • cegineri atn. gegineri vi. alıştırılmış, alışkanlık kazandırılmış. xavi cegineri bere: kötüye alıştırılmış çocuk.
  • ceginu atn. geginu vi. alıştırmak. wiüara oşu mo coginam: sigara içmeyi alıştırma. onçiru kocoginu: yüzmeye alıştırdı.
  • cegoru atn., moüitxu, mentfalu ark. ziyaret etmek. eze bula cebgori. eze teyzeyi ziyaret ettim. doğuru do a va cemagoru. öldü de bir ziyaret edemedim.
  • cegurcolu atn. üzerine sürtmek, ovalamak. pi3aris xepe cugurcolams: tahtaya elini sürtüyör, tahtayı eliyle ovalıyor.
  • cegutu atn. gedgitu ark. 1. üzerinde durmak. gzas kocegutu: yolun üzerinde durdu. 2. koyulmak, başlamak. dulyas kocebgutit: işe koyulduk. ma vulu ya do gzas kocegutu: ben gidiyorum diye yola koyuldu. 3. yol kesmek. ôilare ya do gzas kocugutu: öldürmek için yolunu kesti.
  • cegvacu atn. domöüeşu ark. yerleşmek.
  • cegzalu atn., gegzalu vi. üzerinde ateş yakmak. ğerepe gzas kocogzu. yolun üzerinde mısır saplarını yaktı. cesareri bozok guris daçxuri kocugzu. sarışın kız yüreğine ateş yaktı.
  • cegzeri, cegzaleri atn. gegzeri vi. üzerinde yakılmış, yakılmış halde. daçxuri gzas cegzaleri naşüves: ateşi yolun üstünde yakıp bıraktılar.
  • ceğaleri atn. meyvelerin yeni olgunlaşmış hali. ombri ceğaleron/ ren: erik, yeni olgunlaşmış.
  • ceğalu atn. 1. ağarmak, güneşin, günün doğması. mjora ceğalums: güneş doğuyor. ora ceğalums: gün doğuyor. 2. (meyveler için ) olgunlaşmaya başlamak. mbuli ceğalu: kiraz olgunlaşmaya başladı. mwu ceğalu: karayemiş olgunlaşmaya başladı.
  • ceğaleri atn. yeni olgunlaşmış.
  • ceğalveri atn. güneşin doğdugu yön ve bu yöne denk düşen kaçkarların batısında kalan dağın adı. bu dağa türkçe’de “cigalver” denmektedir.
  • ceğareri atn. geğareri ark. yukarıdan aşağı çekilmiş çizgi, diklemesine çizgili olan. hakele ceğareron/ ren: buradan dik çizgi çekilmiş.
  • ceğaru atn. geğaru ark. dik çizgi çekmek, düz bir yüzeyin üzerinde veya üzerini çizmek. tefûeris koceğaru: deftere çizgi çekti.
  • ceğiru atn. geğiru vi. yere doğru işaret etmek, yerdeki bir şeyi göstermek. üiti titude coğirams: parmağını yere doğru işaret ediyor.
  • ceğlundu atn. boğazda tıkanmak, tıkanıp kalmak. cari alis kocemiğlundu. ekmek boğazıma tıkandı.
  • ceğmaleri atn. geğeri vi. indirilmiş, aşağı indirilmiş. üuri serendeşe ceğmaleron/ ren: elma serenderden indirilmiş.
  • ceğmalu atn. geğmalu vi. indirmek, aşağı indirmek. n3aşe ciğu: gökten indirdi. ponûuli burgulişa kociğu: pantolonu dizine kadar indirdi. uğuûu yaği noğaşe kociğu. elindeki yağı çarşıya indirdi.
  • ceğoberi atn. geğoberi ark. kesilmiş, kapatılmış yol. nakele golaxûare ceğoberon gza süani. nereden geçeceksin yolun kesilmiş, kapatılmış.
  • ceğobu atn. geğobu ark. kesmek, kapatmak, geçişine izin vermemek yol. gza cemiğobu. yolumu kapattı, yolumu kesti, geçmeye izin vermedi.
  • ceğureri atn.geğureri ark. bir şeyin üzerinde ölmüş. oncires ceğureri bâirit. yatakta ölü bulduk.
  • ceğurineri atn. geğurineri ark. bir şeyin üzerinde öldürülmüş. oncire muşis ceğurineri ncaûu: yatağında öldürülmüş halde yatıyordu.
  • ceğurinu atn. geğurinu ark. yattığı yerde öldürmek.oncires kocoğurines: yatağında öldürdüler.
  • ceğuru atn., geğuru ark.bir şeyin üzerinde ölmek. celaxunas koceğuru: sedirin üstünde öldü.
  • cexaüaru atn. gexaüaru vi. üzerini kazımak, kazıyıp almak. üodas na âuûu winûili cexaüaru: avludaki kuş pisliğini kazıdı, kazıyıp aldı.
  • cexarxalinu, cexaşüalinu atn. kısa bir an için kaynatmak. a şvacis kocoxarxalinu: kısa bir anda kaynattı.
  • cexarxalu, cexaşüalu atn. gexarxalu vi. kısa bir süre kaynamak. a kocexarxalas dubağun: biraz kaynasın yeter.
  • cexaru atn. gexaru vi. 1. atn. üzerini tırnaklamak. xe üaôula cuxaru: elinin arkasını tırnakladı. 2. vi. üzerinde yırtmak.
  • cexedineri, cexuneri atn. gexuneri vi. 1. üzerine oturmuş. üulis cexedineri: iskemleye oturmuş halde. 2. üzerine oturarak. üulis cexedineri ixvamams: iskemleye oturarak ibadet ediyor.
  • cexedinu, cexedu atn. gexedu vi. üzerine oturmak. üulis cexedinu gorums: iskemleye oturmak istiyor.
  • cexelera atn. dost olmayanları sevindirecek, mutlu edecek olumsuz durum. him hamuşi cexelera deviyit. onun bunun durumumuzdan mutlu olacağı bir hale geldik.
  • cexelu atn. gexelu vi. Dost olmayan birinin yaşadığı olumsuzluğa sevinmek. oncğoren celeri üoçis var cixelinen: ayıptır düşmüşe gülünmez/düşman olsada düşen birinin yaşadığı olumsuz duruma sevinilmez.
  • cexorxu atn. gexorxu vi. üstten aşağıya doğru gelişi güzel budamak. ismawak 3iprişi tudeni arape celaxorxu: ismawa gürgenin alt dallarını kesti.
  • cexoronu atn. gexoronu vi. olduğu yerde, yerli yerince horon oynamak. dgun svas cixoronams: durduğu yerde horon oynuyor.
  • cexosaru atn. gexosaru vi. üstten alta doğru dikizlemek, gözlemek, aşağıya doğru gözünü dikmek. toli na var aâiren şeni musafis coxosarams: gözleri görmediği için kurana gözlerini dikmiş.
  • cexosüinu atn. gexro3kinu vi. bir şeyin üzerinde gebertmek, gebertmek. mtugi on3xenis kocoxosüinu: fareyi tavan arasında gebertti.
  • cexosüu atn. gexro3ku vi. oldugu yerde gebermek. ğeci ncaûu svas kocexosüu: domuz yattığı yerde geberdi.
  • cexûimu atn., gextimu vi. inmek. ncaşe kocexûu: ağaçtan indi.
  • cexuneri atn., gexuneri vi. üzerine oturmuş halde. n3xenis cexuneri: ata binmiş halde, atın üstünde.
  • cexunu atn., gexunu vi. 1. üzerine oturtmak. üaûu üulis kocoxunu: kediyi imskemlenin üzerine oturttu. 2. Bindirmek. tirenis kocoxunu, dudi cobu do üarabaluğis gvanamûu: onu tirene bindirdi ve başını eğip kalabalığa karıştı. 3. Resmetmek. Karûalis a coğori kogyoxunu: kağıda bir köpeği resmetti.
  • cexvalu atn., gembralu ark. 1. Bir ocağın büyümesi, bir ocakta aile bireylerinin çoğalması. cevixvet: ocağımız büyüyor. 2. çoğalmak, türemek, üremek. berepe cemaxves: Çocuklarımız çoğaldılar. 3. çoğaltmak, türetmek. üoçik berepe cexu: adam çocukları çoğalttı.
  • cexvalu atn., gexvalu ark. 1. aşağıya doğru dökmek. üabanişe leûa cexu: bayırdan aşağı toprağı döktü. 2. Aşağıya doğru dökülmek. öarmaşe dişüa cixu: yığından odun döküldü.
  • cexvalu atn., gexvalu vi. 1 balgam çıkarmak. 2. öksürmek.
  • cexvalu atn., geşvelu ark. yoğurmak. cari kocoxu: ekmek yoğurdu.
  • cexvaûu atn., gexoru vi., geüibinu ark. dişlemek, ısırmak. m3xulis cuxvaûu: armutu dişledi, ısırdı.
  • cexveri atn. gemraleri ark. 1. çoğalmış, artmış, türemiş, üremiş. berete cexveri oxori. çocukla çoğalmış ev.
  • cexveri atn., gexveri ark. 2. üsten aşağıya doğru dökülmüş. öarmaşe cexveri dişüa. yığından dökülmüş odun.
  • cexveri atn., geşveleri vi. 3. yoğrulmuş. cari cexveri: yoğrulmuş ekmek.
  • ceilu atn., geqilu xp., geilu vi. bulunduğu yerde vurup öldürmek. A Ğeci tamli tude kocevoili: bir domuzu çalının dibinde vurup öldürdüm.
  • cejgineri atn., gecgineri vi. üstünlük kurmuş, galip galmiş, öne çıkmış.
  • cejginu atn., gecginu ark. yenmek, galip gelmek, üstünlük kurmak, üstün gelmek. oxorcalepek komolepes oxaôaruşe cujgines: konuşma konusunda kadınlar erkeklerden üstün geldiler.
  • cejgiraşe, cejiraşe atn., gejilaşe vi. silgi. cejgiraşe gomindunu: silgimi kaybettim.
  • cejgureri atn. üstü yanıp kavrulmuş. nçayi cejgureri on/ ren: çayın üzeri yanmış durumda.
  • cejguru atn. 1. üzerinde yakmak, üstünü yakmak. ğerepe puşüundi jinüale kocejguru: mısır saplarını hayvan pisliğinin üzerinde yaktı. 2. üzeri yanmak, üstünde yanmak. opşa na mtu şeni nçayepe kocijgures: çok kar yağdığı için çayların üzeri yandı.
  • cejireri atn., gejileri ark. silinmiş, silik. nöarape cejireri na on şeni var iziûen: yazılar, silinmiş olduğu için okunmuyor.
  • cejiru atn. gejilu ark. silmek. mtel nöarape cejiru. tüm yazıları sildi. hani mot var cijiren? bunlar niye silinmiyor?
  • cejulineri atn., geputxineri ark., ceputxineri arş. uçurulmuş, salı verilmiş. cejulineri üinçi goiktu: uçurulmuş kuş geri döndü.
  • cejulinu atn., geputxinu ark., ceputxinu arş. uçurmak, uçurtmak. sifteri cojulinu: atmacayı uçurdu.
  • cejvalu atn. geputxu ark. ceputxu arş. uçmak, uçup gitmek. xepes na dolomoüaçuûu üinçi cemiju. elimde tuttuğum kuş uçup gitti. ixi diyu do ceju. yel olup uçtu.
  • cejveri atn. geputxeri ark. uçmuş, uçup gitmiş. cejveri üinçişi üaôulaşe var öeüowes: uçup gitmiş kuşun arkasından bakılmaz.
  • cekarçaleri atn. boyu uzamamış, cılız kalmış. woineri nçayepe cekarçaleri kodosüudes: bu yılki çaylar cılız kaldılar.
  • cekarçu atn. boyu uzamamak, cılız kalmak. nçayepe cikarçes: çayların boyu uzamadı, cılız kaldı.
  • cekçanderi atn., gekçaneri vi. soluk, solgun, soluklaşmış, beyazlaşmış. dudi cekçanderi: saçı başı ağarmış, kırlaşmış, kır saçlı.
  • cekçandu atn., gekçanu ark. soluklaşmak, ağarmak, kırlaşmak. mandili muşi cikçandu. türbanının rengi soluklaştı, beyazlaştı. derdi do meraği te dudi cemakçandu. dert ile meraktan saçım başım ağardı.
  • cekosu atn., gekosu vi. silip süpürmek, süpürüp götürmek. oruba moxûu do gzalepe cekosu. dere gelip yolları süpürdü, süpürüp götürdü.
  • cekoteri atn., gekoûeri vi. aşağıya doğru katlanmış, bükülmüş.
  • cekotu atn., gekoûu vi. aşağıya doğru katlamak, bükmek. üuçxemodvala mo cekotum. ayakkabını arkaya doğru katlama.
  • Cektala atn. 1. iyileşme, tedavi olma. Muüu tutan xasûanes ncas do a cektala muşi var iyu: kaç zamandır hastanede yatıyor ama bir türlü iyileşmeye başlamadı. 2. tedavi olma süreci, iyileşme süreci.
  • cektalu atn. iyileşmek, tedavi olmak, sağlığına kavuşmak, yaranın iyileşmesi. Muüu tuta zabuni vorûi. Ağani cevikti: kaç aydır hastaydım. Yeni iyileştim.
  • cekteri atn. iyileşmiş, tedavi olmuş. cekteri na orûu üoçi doğuru: iyileşmiş adam öldü.
  • cektineri atn. iyileştirilmiş, tedavi edilmiş. zabuni cektineri on/ ren: iyileştirilmiş halde.
  • cektinu atn. iyileştirmek, tedavi etmek. ûoxûorik cemoktinu: doktor beni iyileştirdi.
  • cekturu art, cemturu atn., gekturu ark. yenisi ile değiştirmek. üaûa ndğas şei cikturams: hergün elbise değiştiriyor
  • ceüaçinu atn., gekaçinu vi. velveleye vermek, gürültüye boğmak. eze bulak xolo karmaûe zeni coüaçinu: eze bula yine karmaûe zeni’yi gürültüye boğdu. dubağun eze bula çoyi mo coüaçinam! yeter eze bula köyü gürültüye boğma!
  • ceüaçu atn. üzerine tutmak. ûiğani piliûas coüaçams: tavayı ateşe tutuyor. ûufeği titude coüaçi. tüfeği aşağıya doğru tut.
  • ceüaneri atn., genüaneri vi. 1. aşağıya doğru atmış. 2. aşağıya doğru sallamış. 3. aşağıya doğru sallayarak, atarak. dudi ceüaneri ceüaneri muluûu: başını sallaya sallaya geliyordu.
  • ceüanu atn. üstten aşağıya doğru tutup atmak, üzerine doğru atmak, sallamak. ncaşe m3xuli kocoüanu. ağaçtan aşağıya armut attı.
  • ceüanu atn., genüanu ark. aşağıya doğru sallamak. dudi cemiüanams: bana başını sallıyor.
  • ceüaôinu atn., geüaôinu ark. 1. koşarak ya da çabuk bir şekilde üstten aşağıya inmek. ncaşe cuüaôu. çabucak ağaçtan indi. dvaguru şüala noğaşe cuüaôu. duyduğunda hemen çarşıya, şehre indi. 2. çabucak ısırmak, ağızla kapmak. caris a kocaüaôinu ma guri momiöordu. ekmeği dişleyişini görünce ödüm koptu.
  • ceüitxu atn. geüitxu ark. tekrar sormak, bir daha sormak. var ognu şeni cemoüitxams: anlayamadığı için tekrar sordu.
  • ceülimeri atn., geünimeri vi. tutunmuş. tamlis ceülimeri ixorinams: çalıya tutunmuş horon oynuyor. 2. tutunarak. aras ceülimeri kocefûi. dala tutunarak indim.
  • ceülimu atn. geünimu ark. tutunmak, tutarak kavramak. xes kocemaünu. elime tutundu. aras kocaünu. dala tutundu.
  • ceüoderi atn. kapalı, kesik, kapatılmış. gza ceüoderi naşüves: yolu kapatılmış halde bıraktılar.
  • ceüodu atn. kapamak, kesmek. gza cemiüodes: yolu kapadılar.
  • ceüoreri atn., geüoreri vi. bir yere bağlanmış. bere oncires ceüoreri naşüves: çocuğu yatağa bağlanmış halde bıraktılar.
  • ceüore3xu atn., geüoro3xu ark. üzerine saymak. cenöareri xes kocuüore3xu: parayı eline saydı.
  • ceüoru atn., geüoru ark. bağlamak, bir zemin üzerine monte etmek. toyöite oncires kocoüoru. iple yatağa bağladı.
  • ceüusûoreri, cebincoleri atn., gecunculeri, gebenceleri vi. ağzı körelmis, kesicilik özelliğini yitirmiş. ceüusûoreri xami. kör bıçak.
  • ceüusûoru atn., gecunculu, gebencelu vi. köreltmek, körelmek. argunis ôici caüusûoru. baltanın ağzı köreldi.
  • ceüu3xeri atn., geüun3xeri vi. uyanmış, uyanık. ncirişe ağani ceüu3xeri vorûi. uykudan yeni uyanmıştım.
  • ceüu3xineri atn., geüun3xineri vi. uyandırılmış. mo uyoxam ceüu3xineri vore: (onu) çağırma uyandırmışım.
  • ceüu3xinu atn. geüun3xinu ark. 1. uyanmak. ncirişe ağani ceüu3xu: uykudan yeni uyandı. 2. uyandırmak. nciris na orûu bere coüu3xinu: uykudaki çocuğu uyandırdı.
  • cek3alu atn., gek3alu ark. oldugu yerde ya da bir şeyin üzerinde çürümek. tipepe onas kocek3es: çayırlar tarlada çürüdüler. dida mitik var 3adu do oncires kocek3u: yaşlı kadını kimse bakmadığı için yatağında çürüyüp gitti.
  • cek3eri atn., gek3eri ark. üzerinde, üstünde çürümüş. nçalape livadis cek3eri kelabğun: mısır samanları tarlada çürümüş duruyor.
  • cek3inu atn., gek3inu ark. bir şeyin üzerinde ya da oldugu yerde çürütmek. nusalepek koüobazges do nçalape livadis kocok3ines: gelinler inatlaştılar ve mısır samanlarını tarlada çürüttüler. ham xorâak guri cemik3inu: bu kadın yüreğimi çürüttü.
  • celabalu atn., gelabalu vi. 1. aşağıya dökmek. xes wari celubams: eline su döküyör.
  • celabalu atn., gelaüidu ark. 2. asmak. porça üanças kocelabu: gömleği askıya astı.
  • celabaru atn., gelabaru vi. aşağıya doğru esmek. ixi tiwale celabas: rüzgâr aşağıya doğru esiyor.
  • celabazgu atn., gelabaâgu vi. ucuna ya da kenarına basmak. aras üuçxe kocelabazgu. bir dala ayağını bastı.
  • celabğalu atn., gelabğalu vi. 1. üzerine ya da içine dökmek. celaxunas neâi kocelabğu. oturacağın üzerine ceviz döktü.
  • celabğalu atn., gelabğalu vi. 2. traş etmek, kesmek. öopu do pimpilepe celubğu. yakalayıp sakallarını traş etti.
  • celacinu atn. kenarına ya da ucuna yatmak. bere colasere üilavis celancas: çocuk düşecek kenarda yatıyor.
  • celaçitu atn., gelaçitu vi. aşağıya doğru yarmak. ncas ara celuçitu: ağacın dalını kesti.
  • celaöapxu atn. aşağıya doğru çarpmak, vurmak. sazis celuöapxams: sazın tellerine vuruyor.
  • celaöirdu atn., gelaöüidu vi. aşağıya doğru çekip koparmak. luğiş ara celaöirdu: incirin dalını çekip kopardı.
  • celadvalu atn., geladvalu vi. 1. kenara, kenarına ya da ucuna koymak. noşonis üuzepe koceladu: rafa kaşıkları koydu. 2. atn., mec. üzerine eklemek, üzerine koymak, katmak. porça eöopumu şeni cenöareri va emanöu do himuk celemidu: gömlek almak için para yetmedi de o kattı, ekledi. 3. ark. lokmanın boğaza takılması.
  • celagutineri atn., geladgitineri ark. 1. kenarında durmuş. 2. kenarında durarak. 3. tekleye tekleye. 4. mec. kekeleyerek. celagutineri ixaôas: kekeleyerek konuşuyor.
  • celagutinu atn., geladgitinu ark. 1. ucunda ya da kenarında durmak. idu do üaûaûiris kocelagutu: gidip kapı eşiğinde durdu. 2. mec. durarak konuşmak, tekleyerek konuşmak, kekelemek. çeçezi diyu, ixaôaûaşa kocelagutun. kekeme olmuş, konuşurken kekeliyor.
  • celağareri atn., gelağareri ark. yukarıdan aşağıya doğru çekilmiş çizgi, dik çizgi.
  • celağaru atn., gelağaru ark. aşağıya doğru çizmek, çizgi çekmek. üodas celağaru: duvara çizgi çekti.
  • celağmaleri atn., gelağameri ark. aşağıya doğru indirilmiş. ergaûi celağmaleri naşüu: teleferiği aşağıya indirilmiş halde bıraktı.
  • celağmalu atn., gelağmalu ark. (cansızlar için) aşağıya doru indirmek. nana süanik livadi üudelis giyondrams toyöi eöopi do koceluği. annen bahçenin sonunda seni bekliyor, ipi alıp ona götür.
  • celaxedu, celaxedinu atn., gelaxedinu ark. ucuna ya da kenarına oturmak. luği aras celaxedi do ûrağodumûi ndğalepe ôoûe vati gomoöondras: incir dalına oturup türkü söylediğin günleri asla unutmayacağım.
  • celaxuna atn., gelaxuna ark. 1. Oturacak, oturulan yer, oturmaya müsait yer. Celaxunay celaxer / hem nöarum do hem cower: oturacakta oturuyorsun / hem yazıyor hemde yazdıklarına bakıyorsun.
  • celaxunu atn., gelaxunu ark. ucuna ya da kenarına oturtmak. layöi üaûaûiris kocelaxunu. köpeği kapı eşiğine oturttu.
  • celakosu atn., gelakosu ark. 1. aşağıya doğru süpürmek. mxişolyape tiwale celakosi. ekmek kırıntılarını aşağıya doğru süpür. 2. Mec. bir durumdan dolayı kişi ya da grubun tüm olumlu yönlerini yok saymak. a na giwvasere var gaxenuüo iritevuli celakosums: söylediğini bir kez yapamazsan, tüm herşeyi siliyor, yok sayıyor.
  • celaüaôinu atn., gelaüaôinu ark. aşağıya doğru koşmak, koşarak inmek. babamuşik uüiyu şüala nanamuşitere celuüaôu. babası bağırır bağırmaz, aşağıda bulunan annesine doğru koştu.
  • celaülimu atn. kenarına ya da ucuna iliştirmek, takmak. paltus cenöareri koceluülimu. ceketine para iliştirdi.
  • celaleri atn. 1. isteği kaçmış, isteksizleşmiş. celaleri puci. çiftleşme isteğinden soğumuş, hevesi kaçmış inek. 2. isteğini yitirmiş, isteksiz. pucik ham ndğalepes var üiyams celaleri on/ ren: inek lerde bağırmıyor, isteğini yitirmiş durumda, isteksiz.
  • celalu atn. hevesi kaçmak, isteksizleşmek. genellikle hayvanların çiftleşme isteklerinin sona ermesi durumunu ifade etmek için kullanılır. pucik xoci va gorums,üva celalu: inek öküz istemiyor, artık isteksiz.
  • celamtumani atn. 3ad. Celamtume.
  • celançxvalu atn., mec. zararına olduğu halde bir iş için harcama yapmak, ek harcamada ya da masrafta bulunmak. hamuti süani çxoûi dulyas celevunçxvare: bunu da senin kötü işine harcayacağım. hiüu celanöareriti si celeginçxvare: o kadar parayı da senin için harcayacağım.
  • celanûoru atn. aşağı yanaştırmak. üuli tiwale celanûori. iskemleyi aşağı ya doğru kaydır.
  • celapinu atn., gelapinu ark. 1. aşağıya doğru gütmek, yollamak. pucepe tiwale kocelupinu: sığırları aşağıya doğru güt, götür. 2. ucuna sermek, aşağıya doğru sermek, yaymak. öubri pavrişi enöilepe kvas kocelupinu: kestane yaprağının bağlarını taşın üzerine serdi, ucuna serdi.
  • celapsalu atn., gelapsalu ark. aşağıya doğru işemek. berek üuûu gamiğu do pencere do wale celapsu. çocuk pipisini çıkarıp pencereden aşağıya işedi.
  • celasüudu atn., gelaskidinu ark. ucunda kalmak. serende perçes mandili şüimi kocelasüudu: serendenin balkonunda baş örtüm kaldı.
  • celasûeri atn. parlamış, bilenmiş. celasûeri ponûuli moâun: aşınmış, parlamış pantolonu giymiş.
  • celasûu atn., mec. bilemek. argunis ôici culasûu: baltanın ağzını biledi, aşındırdı.
  • celasûulinu atn. aşağıya doğru kaydırmak. cireüepe üabani do wale celasûulines: kütükleri bayırdan aşağıya kaydırdılar.
  • celasûvalu atn., gelastvalu ark. aşağıya doğru kaymak. opşa ineri orûu va domadginu do tiwale celapsûvi. çok buz vardı, duramadım ve aşağıya doğru kaydım.
  • celasvaru atn., gelasvaru ark. ucuna dizmek. çitabepe noşonis kocelasvaru: kitapları rafa dizdi.
  • celatoru atn., gelatoru ark. aşağıya doğru çekmek, taşımak. diüaçu do tiwale celatoru. tutup aşağıya doğru çekti.
  • celaûaxeri atn., gelaûaxeri ark. kenarından kırılmış, kenarı kırılmış. betoni celaûaxeri naşüves: betonu ucu kırılmış halde bıraktılar.
  • celaûaxu atn., gelaûaxu ark. kenarını kırmak. serendes perçe celuûaxes: serendenin balkonunu kırdılar.
  • celaûeri atn., gelaûeri ark. (metaller için) ezilmiş, yamultulmuş, eğilmiş halde bulunan metalden nesne. celaûeri sağani. ezilmiş sağan.
  • celaûu atn., gelaûu ark. metalden yapılmış bir nesneyi ezmek, yamultmak, eğmek, bükmek. sağa kocelaûu: ekmek teknesini ezdi, yamulttu.
  • celaûva3u atn., mec. umursamamak, önemsememek, saz çalmak. si muya ûüvare ûüvi himuk celuûva3ams: sen nedersen de o saz çalıyor, umursamıyor.
  • celavelu atn. aşağıya doğru düşmek. ponûuli celaveluûu: pantolonu düşüyordu.
  • celayazu atn., gelaazu ark. bir kenarını ya da bir yüzeyini aşağıya doğru yontmak. nca celayazi do sinori nak na onu ignapas: ağacın bir yüzünü yont da sınırın nerede olduğu anlaşılsın.
  • celayonu atn., gelaonu ark. canlıyı aşağıya doğru indirmek. dida eöopi do karmaûeşa koceliyoni. yaşlı kadını alıp değirmene kadar indir.
  • celawalu atn., gelaalu ark. sıyırmak, aşağı indirmek. ponûuli celiwu: pantolonunu sıyırdı, aşağı indirdi.
  • celawelimu atn., gelaomilu ark. aşağıya doğru bakmak. livadi tere celaweûu: bahçeye doğru bakıyordu.
  • celeri atn., geleri ark. 1. düşmüş. ncaşe celeri: ağaçtan düşmüş. 2. düşürülmüş.
  • celinu atn. düşmek. ncaşe cevoli. ağaçtan düştüm. dguûu svas colu: durduğu yerde düştü.
  • celobineri atn., gelobineri ark. suya bastırılmış, suda bekletilmiş, suda bekletilerek yumuşatılmış. wendeçepe şüimi ğomalimcişe celobineri vore: çoraplarımı dün akşamdan suya bastırmış durumdayım.
  • celobinu atn., gelobinu ark. suya bastırmak, suda bekletmek. bir şeyin suya bastırılıp bekletilmesi ve bu yolla kirlerinin çözülmesini sağlamak amacıyla yapılan bir işlemdir. porça do wendeöi muşi ûuwa waris kocolobinu: gömleğini ve çorabını sıcak suya bastırdı.
  • celolva atn., gelaxtimu ark. aşağıya doğru inmek. tiwale celulun: aşağıya doğru iniyor.
  • celosüeri atn., geloskeri ark. yalanmış, yalanıp bitirilmiş. celosüeri xica. yalanmış çanak. xica mlosüule: çanak yalayıcı.
  • celosüu atn., gelosüu ark. içini ya da üzerini yalamak, yalayıp bitirmek. pucik süafindi celosüu: inek yemek kabını iyice yaladı.
  • celva atn. 1. düşmek. üaôineri vuluûişa cevoli: koşarak giderken düştüm. 2. düşürmek. çona xeşe cuvelu: ışığı elinen düşürdü.
  • celva atn., gelva ark. 1. aşağı inmek. mûuriûaşe cevulu/öubri nca moyodveri/ismawa komemagu/buröuli moyodveri: “mûuriûa”dan iniyorum/kestane ağacı omzumda/“ismawa” ile karşılaştım/omzunda baltayla. 2. muhtaç durumuna düşmek. komişüun xolo ti ma cemalare: biliyorum yine de bana düşeceksin, bana muhtaç olacaksın.
  • cembaxeri atn., mec. rüyada orgazm olmuş.
  • cembaxu atn., gembaxu ark. 1. bir şeye tozunu almak amacıyla vurmak, dövmek. 2. mec. dövmek. bere gembaxu: çocukları dövdü. 3. atn., mec. rüyada orgazm olmak, cünup olmak. ezmoces cambaxu: bu akşam rüyada orgazm oldu.
  • cembinu atn. 1. ateşi tutuşturmak. daçxuri kocumbinu: ateşi tutuşturdu. 2. Sigarayı tüttürmek. wiüara kocumbinu: sigarayı tüttürdü.
  • cembonu atn., gebonu ark. 1. üzerinde yıkamak (canlılar için). nosi amûu do cesûas kuçxe kocimbonu. aklını kaçırdı ve ekmek teknesinin üzerinde ayaklarını yıkadı. 2. Üzerinde yıkanmak (canlılar için).
  • cemburineri atn. asık suratlı, somurtkan. cemburineri moxe! suratını asmış niye oturuyorsun. ôanda cemburineri gulun: hep suratı asık dolaşıyor, somurtup dolaşıyor.
  • cemburinu atn. surat asmak, somurtmak. mo cemimburinam, xuçe mayen: somurtma, kızıyorum. a kocomburinuri ôoûe dudi var eüozdums: suratını bir astı mı bir daha başını kaldırmıyor.
  • cemçxupora atn., gemçxupora vi., mçxuoci xp. kalınca, nispeten daha kalın. him artişe cemçxuporan (cemçxupora on/ ren): o diğerinden nispeten kalın. cemçxuporamuşi momçi. biraz daha kalın olanını ver.
  • cemçinadu atn. işe koşan, görev veren. a cemçinadu ti si kogiyonun. seni de işe koşan biri var.
  • cemöipora atn., gemöipora ark. nispeten ince, daha ince, biraz daha ince. a cemöipora dişüa komomçi. ince bir odun ver.
  • cemövalu atn. aşağıya doğru kazmak, kazıp aşağı indirmek, ön yüzeyini kazmak. gza cemöu. yolu kazdı, aşağı indirdi. okti cemöu. yamacı kazıp indirdi.
  • cemdginapu atn. aşermek, hamilelik döneminde kadınlardaki aşırı iştahlanma, aşırı derecede yeme isteği.
  • cemxadari arş. odundan yapılan yüksekçe iskele.
  • cemxanu atn. 1. üzerine dayamak. üaôulas doüanaşe kocumxanu. sırtına silahı dayadı. 2. üzerine dayanmak. xoşüas kocamxanu. sırığa dayandı.
  • cemxelera atn. yaşanan bir olumsuzluğun başkaları için sevinç kaynağı olması.
  • cemxuneri atn., gemxvineri ark. 1. çömelmiş. cemxuneri moyondrines: çömelmiş vaziyette beklettiler. 2. çömelerek.
  • cemxunu atn., gemxvinu ark. çömeltmek. bere cimxunu do kodozgvapu. çocuğu çömeltip kakasını yaptırdı.
  • cemxvalu atn., gemxvalu ark. çömelmek. dida dopsumu şeni kocamxu: yaşlı kadın işemek için çömeldi. 2. atn., mec. kandırmak, dolandırmak, kazıklamak. üoçepek kocemimxunes: adamlar bizi kazıkladı.
  • cemkvalu atn., gemkvalu ark. öğütmek. karmaûek Lazuûi asvacis cemku. değirmen mısırı kısa bir sürede öğüttü.
  • cemüuseri atn., gemüuseri ark. çömelmiş, çömelmiş durumda. p3adiçi cemüuseri ma miyondrams: baktım ki çömelmiş beni bekliyor.
  • cemüusu atn., gemüusu ark. çömelmek. livadişe şuüa mevixiyamûişa oxori dida emaûu/yeine vorûi svas kocevamüusi. bahçeden hıyar çalarken evin yaşlı kadını rast geldi/hemen olduğum yerde çömeldim.
  • cemontalu atn. torun sahibi olmak, türemek, çoğalmak. e na cimontalare! ey torun sahibi olasın, torunların olsun!
  • cempalu atn., gepalu vi. kaynamak. wari cempu. su kaynadı.
  • cempalu atn., gepamu ark. kaynamak. mjalva cempun. süt kaynıyor.
  • cemperi atn. kaynamış. cemperi mjalva. kaynamış süt.
  • cempunu atn. kaynatmak. wari compunu. suyu kaynattı.
  • cemôireri atn., mec. gençleşmiş. cempireri badi. gençleşmiş yaşlı adam.
  • cemôiru atn., mec. sivrisinek gibi olmak, gençleşmek. naüu badi viyare hiüu cevimôire: ne kadar ihtiyarlaşırsam o kadar çok gençleşiyorum.
  • cemsilu atn. kesmek, akmasını engellemek. wari cumsilu: düzlüğün suyunu kesti.
  • cemsüvaneri atn., gemskvaneri ark. güzelleşmiş. andğa dido cemsüvaneri momali. bana çok güzelleşmiş geliyorsun, güzel geliyorsun.
  • cemsüvanu atn., gemskvanu ark. güzelleşmek, güzelliğe kavuşmak. dida ham ndğalepes cimsüvanu. ihtiyar kadın lerde güzelleşti.
  • cemsurseri atn. veremli. cemsurseri xali muşite haüu dulya mot axenen. veremli haliyle bu kadar işi nasıl yapabiliyor.
  • cemşaru atn. aşağıya doğru itmek, iteklemek, bastırmak. dudi kocumşaru: başını aşağıya doğru itti, bastırdı.
  • cemtumani atn., gemtumani ark. yokuş aşağı dik eğimli güzergâh. cemtumanişe
  • kocelevirûi. yokuş aşağı verildim, aşağı indim.
  • Esüuru atn. kuruyup buharlaşmak, buharlaşıp havaya kalkmak; buharlaşmak. Ombolinas na cobuûu wari cesüuru: yalakta bulunan su kuruyup buharlaştı.
  • Oskvama, oskumale ark., foli atn. tavukların yumurtlaması için hazırlanmış, içinde fol bulunan yer.
  • Foli atn. 1. fasülye tohumunun bırakıldığı çukur. 2. tavukların yumurtlaması için hazırlanmış, içinde fol bulunan yer; folluk. 3ad. oskvama.
  • oskumale ark. folluk. 3ad. oskvama.
  • cemwupineri atn. çatık kaşlı.
  • cenaxu atn., genaxu ark. bir şeyin üzerinde yıkamak. yaluği şüimi kva jinüale kocevonaxvi. mendilimi taşın üzerinde yıkadım.
  • cencaxu atn., gencaxu ark. üzerinde ya da yerde ezmek. sofras leri concaxams: sarımsağı sofranın üzerinde eziyor.
  • cençaxu atn., gençaxu ark. bir şeyin üzerine ya da yere çalkalamak, çarpmak. piliûa jinüale koconçaxu: sobanın üzerine çırptı, çarptı.
  • cençaneri, ceçaneri atn., geçaneri ark., mec. asker ya da polis. devleûi üoçis ceçaneri iziûen. devlet görevlisine “ceçaneri” denir.
  • cençanu, ceçanu atn., geçanu ark. 1. bir şeyin üzerinde bitmek, oluşmak ya da oluşturmak. 2. düğme vb. dikmek, yaka ya da omuza apolet vs. takmak.
  • cençxalu atn., gençxalu ark. yukarıdan aşağıya doğru silkelemek. ceviz vb. silkelemek için kullanılır. neâi cençxalums: cevizi silkeliyor.
  • cençxileri atn. gemçxileri ark. bozuk, bozulmuş. cençxileri nüola: bozuk anahtar. mec. cençxileri dulya: bozuk iş.
  • cençxilu atn., gemçxilu vi. 1. Bozulmak, kilitlenip bozulmak. eüna cinçxilu: kapı kilitlendi, kilitlenip bozuldu. 2. kilitleyip bozmak, bozmak. eüna nüola cinçxilu: kapının kilidini bozdu. 3. mec. işi kötü gitmek, bozulmak, işi kilitlenmek. bozomota bgoridorûu mara maltepe şüimik dulya ceminçxiles: kız istemiştim ama komşularım işimi bozdular, işimi kilitlediler.
  • Gemçxilu ark. 3ad. cençxilu.
  • cençxunu atn., gemçxvinu ark. 1. üstüne ya da üzerine tutup ısıtmak, kızdırmak (metal). a lu koceminçxuni. bana lahana ısıt. 2. üstüne ya da üzerine tutup ısınmak. xepe memaöudorûu, daçxuri jinüale a kocevinçxuni. ellerim üşümüştü, ateşin üstüne tutarak ısıttım.
  • cençxvaru atn. 1. yere çarpıp taneciklere ayrılmak. 2. taneciklere ayırmak, parçalara ayırmak, parçalanmak. radio coöapxu do koconçxvaru: radyoyu yere çarpıp parçaladı. isûiüani colu do kociçxvaru: bardak düşerek parçalandı, taneciklere ayrıldı.
  • cenöalu atn., genöalu ark. 1. üsten aşağıya uzatmak, sarkıtmak. serendeşe Lazuûi ceminöamûu: serenderden mısır uzatıyordu. Gudeli conöams/gyonöams: “gudeli”yi aşağıya doğru uzatıyor/sarkıtıyor. 2. üsten aşağıya uzanmak, sarkmak. mwuşe kocinöu. karayemişten aşağı sarktı.
  • cenöareri atn., genöareri ark., geöareli xp. 1. üzerinde yazı bulunan, üzerine ya da üstüne yazılmış. noşüerite cenöareri karûali memiûomalu: üzerine kömürle yazılmış bir kağıt bıraktı bana. 2. mec. para. cenöareri var demisüudu: param kalmadı.
  • cenöareri oklimu atn., mec. çok para kazanmak.
  • cenöaru atn., genöaru ark., geöaru xp. üzerine yazmak. pi3aris conöarams: tahtanın üzerine yazıyor.
  • cenöuneri atn., geövineri ark. aşırı kuruluktan dolayı bir şeyin üzerine ya da dibine yapışmış. papa cenöuneri ûiğani. dibine lapa yapışmış tava. lu cenöuneri öuüani. dibine lahana yapışmış küçük bakraç.
  • cenöunu atn., geövinu ark. kuruyup katılaşmak, kuruyup sertleşmek. fazla yanmaktan dolayı kabın dibine yapışmak. üapça, ûiğanis kocanöu. hamsi, tavaya yapıştı.
  • cenöuşeri, cenöuşineri atn., genöuşeri, genöuşineri ark. üzerine ya da aşağıya doğru uzanmış halde. cenöuşeri iyondrams: öyle yere doğru uzanmış halde bekliyor. 2. aşağıya doğru uzanarak.
  • cenöuşu atn., genöuşu ark. aşağıya doğru ya da yere doğru uzanmak. üuri cenöuşu do keöopu. yere uzanıp aldı.
  • cenövalu atn., gemökvalu ark. 1. aşağı tükürmek. perçeşe conövalams: balkondan aşağı tükürüyor. 2. sağıvermek, süt damlatmak.
  • cendğani atn., gendgani ark. yarından sonraki gün. Lazepe oöume şuüaleni ndğa şeni cendğani ya iûunan: Lazlar yarından sonraki güne cendğani diyorlar.
  • cendriüeri, cendriüineri atn., gendriüeri ark. aşağı eğilmiş, aşağı bükülmüş. dudi cendriüeri gulun: başı eğik dolaşıyor.
  • cendriüu atn., gendriüu ark. 1. aşağıya doğru eğmek. üvelas dudi cundriüu: fidanın başını eğdi. 2. eğilmek. üvelas dudi candriüu: fidanın başı eğildi. mturik ncalepes dudi cundriüu: kar ağaçların tepelerini eğdi.
  • cendulineri atn. hızlı bir şekilde uçmuş, uçup gitmiş.
  • cendulinu atn. hızlı bir şekilde uçurmak, çok hızlı uçurmak. möapu cantxu do kormepe condulinu: çakal saldırarak tavukları uçurdu, onların uçup gitmelerine neden oldu.
  • cendvapu, cendvalu atn. 1. uçmak, yel olup uçmak, aniden ve çabucak uzaklaşmak. mulun dvagurus şüurinate cendu. geleceğini duyunca korkudan yel olup kaçtı, aniden çabucak uzaklaştı.
  • cendveri atn. uçmuş, kaçmış.
  • cenglaxeri atn. yatışmış. guri cenglaxeri miğun: yüreğim yatışmış durumda. hişo cenglaxeri mevaşüvi. öyle yatışmış halde bıraktım.
  • cenglaxu atn. yatıştırmak. ûişuça ibgas do guri mu cinglaxams: zavallı ağlayıp yüreğini yatıştırıyor. uüai uüai kocinglaxu: sonradan yatıştı.
  • cengsinu, cegsinu atn., geksinu ark. Xi. 1. Birşeyin üzerine osurmak. 2. horozun tavuğun üzerine binerek döllemesi. mumulik kormes kocungsinu/kogyoksinu: horoz tavuğun üstüne çıkarak onu dölledi. 3. Kuşlarda erkeğin dişisini döllemesi, kuşların çiftleşmesi.
  • cengzalu atn., gegzalu ark. 1. tutuşmak, kızışmak, üzerine ateş düşmek. moxûu domagurus cemangzu. geldiğini duyunca tutuştum, içime ateş düştü. 2. mec. telâşlanmak. mgoru moxûasere ya do bozomotas dudi cangzu. istemeye gelecekler diye kız telâşlandı, kızın başı tutuştu. 3. mec. sırt, arka vb. yerlerde oluşan ağrı, sancı. opşa dişüa ptori do üaôulape cemangzu: çok odun taşıdığımdan sırtıma ağrı saptandı, sırtıma ateş düştü.
  • cengzeri atn. 1. tutuşmuş, kızışmış halde. ti cengzeri mo guüaôam: başın kızışmış halde niye koşuşturuyorsun. 2. mec. sancılı. üaôulape cengzeri koxes: sırtında sancı oturuyor.
  • ceni, nceni atn., geni ark. buzağı, dana. cenik mjalva va şums: buzağı süt içmiyor.
  • cenigteri atn., gekteri ark. yıkılmış, devrilmiş, devrik. cenomsüeri ren. devrilmiştir, devriktir.
  • ceningtu atn., genktinu ark., conomsüu xp., 1. devirmek, yıkmak. oüipines do coningtes: birleşip devirdiler. 2. ters çevirmek, altını üstüne getirmek, alt üst etmek. cari coningtu: ekmeği çevirdi, altını üstüne getirdi. 3. atn. diğer ya da öbür tarafa dönmek. raüani ceviningtit: tepeyi aştık.
  • cenüoleri atn., genüoleri ark. kilitli, kilitlenmiş. eüna cenüoleri ren. kapı kilitlidir.
  • cenüolu atn., genüolu ark. 1. kilitlemek. eüna cenüolu: kapıyı kilitledi. 2. kilitlenmek. eüna cinüolu: kapı kilitlendi.
  • cenüoreri atn., genüoreri ark. bağlanmış, bağlı. toyöite cenüoreri: iple bağlanmış.
  • cenüoru atn., geüoru ark. 1. düğümlemek, bağlamak. meüvateri üiti kocinüoru. kesilmiş parmağını sardı. 2. düğümlenmek, bağlanmak. a ğuveli dişüa koconüoru. bir yük odun bağladı.
  • cenoreri atn., genoreri ark. durulanmış. cenoreri xica. durulanmış kap.
  • cenoru atn., genoru ark. suyla durulamak. noçxeşepe cenori. bulaşıkları durula.
  • centasu atn., getasu ark. tohumu serpmek, dağıtmak. livadis Lazuûi kocontasu. tarlaya mısırı dağıttı, serpti. Lazepe turkieşi iri üale centaseron: Lazlar türkiye’nin her tarafına dağılmışlar.
  • centxalu atn., gentxalu ark. 1. yere çarpmak, yere vurmak. dudi kvas kocontxu: başını taşa vurdu, taşa çarptı. 2. atn., mec. saldırmak. kuri kormes cantxu: şahin tavuğa saldırdı.
  • centxozinu atn., gentxozinu ark. kovalatmak, peşine koşturmak. bere cuntxozinu: çocuğu peşinden koşturdu, kovalattırdı.
  • centxozu atn., gentxozu ark. kovalamak. cantxozu mara var nanöişinu: peşine koştu, kovaladı ama yakalayamadı.
  • cenûaleri atn., genûaleri ark. az miktarda karışmış, bulaşmış, katılmış. kçes uça cenûaleri: beyaza siyah karışmış.
  • cenûalu atn., genûalu ark. 1. az miktarda karışmak, katılmak. uça lobyas kçe lobya kocanûalu: siyah fasülyeye beyaz fasülye karıştı. 2. az miktarda karıştırmak. hamu ti kocevunûalit. onu da karıştırdık, ekledik.
  • cenûoreri atn. aşağıya doğru çekilmiş. lambaşi fiûili cenûoreri on/ ren: lambanın fitili aşağıya doğru çekilmiş.
  • cenûoru atn., genûoru ark. aşağı çekmek, seviyesini düşürmek. lambas fiûili cunûoru. lambanın fitilini aşağı çekti.
  • genûoru ark. 3ad. cenûoru.
  • cenzgilu atn., genâgilu ark. yeşil bitkilerin yapraklarını gagalamak. mumulik lus pavri cunzgilu: horoz lahana yaprağını gagaladı.
  • cenâiüu atn. aşağıya doğru katlamak, eğmek. txiris dudi cunâiüu: fındık ağacının tepesini aşağıya doğru eğdi.
  • cenâireri atn., mraleri xp. çoğalmış, artmış. mwiri cenâireri: çoğalmış pire. cenâireri ğuni. arısı artmış kovan, arısı çoğalmış kovan.
  • cenâiru atn., ombralu vi., omralu xp. çoğalmak. berepe cemanâires: çocuklar çoğaldı, arttı. buûüuci cinâiru. arılar çoğaldı. 2. atn. çoğaltmak. dulya ceminâiru. işimi arttırdı, işimi çoğalttı.
  • cenwalu atn., genwalu ark. 1. üstüne ya da üzerine dokunmak. bandırmak. mcumu waris cari conwams: tuz suyuna ekmek bandırıyor. mcumu waris cenwaloni oyapu (not.): tuz suyuna ekmek batırıp yiyecek kadar yoksul olmak. 2. tutuşturmak. daçxuri kocunwu: ateşi tutuşturdu. 3. tüttürmek. wiüara kocunwu: sigarayı tüttürdü.
  • cenwineri atn. kızartılmış, eritilmiş. minâi cenwineri: lor tavalaması. mçiri cenwineri: eritilmiş balmumu.
  • cenwinu atn. bir şeyin üzerinde ya da içinde eritmek, kızartmak. qvali kocemiwinu: bana tavada peynir kızarttı.
  • cenworeri atn., genworeri vi. 1. süzülmüş. 2. atn. başka bir tarafa akıtılmış. cenworeri oruba. suyu başka tarafa akıtılmış dere.
  • cenworu atn., genworu ark., genwiru xp. 1. atn. bir yerin suyunu kesmek, suyunu kesip başka bir tarafa aktarmak. oruba cunwori! derenin suyunu kes, başka bir tarafa akıt! 2. süzmek. mja wuüalis kogenworu. sütü bakracın içine süzdü. 3. atn. derede balık yakalamak için suyu kesmek. çxombis cunwores: balığın suyunu kestiler.
  • cen3xodu atn. tahta vb. döşemek, yer döşemesi yapmak. oda cen3xodums: odaya tahta döşeme yapıyor.
  • cen3xodure atn. döşeme, düz bir zemin üzerinde tahtaların düzenli bir şekilde yanyana konulmuş şekli. oxori cen3xodure: evin döşemesi.
  • cepatxu atn., gepatxu ark. 1. aşağıya ya da üzerine doğru silkmek, sallamak. ôocas na uğuûupe leûas kocopatxu: kucağındakileri toprağa silkti, yere salladı, döktü. 2. kırpıştırmak. toli copatxams: gözlerini kırpıştırıyor.
  • cepeleüu atn. düşüp çarpmak. piliûas nuüu kocopeleüu: sobaya çenesini çarptı.
  • cepiçu atn. tozlanmak, toz kaçmak, gözüne toz vb. kaçırmak. toli cupiçu. gözüne bir şeyi kaçırdı.
  • cepineri atn., gepineri vi. 1. sarkıtmış, sarkmış, sarkık. üoôas toma cepineri: alnına saçlar sarkmış. 2. yayılmış. ntxiri o3xones gepineri ren. fındık tavan arasına yayılmış. 3. aşağıya doğru salınmış, güdülmüş, indirilmiş. noğaşa gepineri puci çoyişa keşupinu: çarşıya indirilmiş ineği köye geri çıkardı.
  • cepinu atn., gepinu ark.1. sarkıtmak. tomalepe şüaşa kocipinu: saçlarını beline kadar sarkıttı. 2. aşağıya doğru indirmek, gütmek, salmak. puci noğaşa kocevupinit. ineği çarşıya indirdik. warişe cupinu do mcumu çeri keşüupinu: suya indirdi tuz yedirip geri çıkardı. 3. yaymak, serpmek. neâi serendeşi perçes kocupinu: cevizi serende balkonuna serdi.
  • cepsalu atn., gepsalu ark. 1. üzerine ya da aşağıya doğru işemek. luğişe copsu. incir ağacından aşağıya işedi. 2. altına işemek. amseri ti copsu. de altına işedi.
  • ceputxineri arş., geputxineri vi., cejulineri atn. uçurulmuş. ceputxineri üinçi. uçurulmuş kuş.
  • ceputxinu arş., geputxinu ark., cejulinu atn. 1. uçurmak. üinçepe ceputxinu: kuşları uçurdu. 2. ürkütüp kaçırmak. möapuk korme coputxinu: çakal tavuğu ürkütüp kaçırdı.
  • ceputxu arş., geputxu ark. 1. uçmak. üinçepe ceputxes: kuşlar uçtu. 2. ürkmek, ürküp kaçmak. şüurinate ceputxu: korkudan ürküp kaçtı.
  • ceôaûeri atn. eğik, bükük. dudi ceôaûeri: başı eğik.
  • ceôaûu atn. eğmek, bükmek. dudi mo coôaûam! başını eğme!
  • cerçalu atn., gerçamu ark. üzerine sermek. celaxunas mbela kocorçu. oturacağın üzerine bezi serdi.
  • cerçeri atn., gerçeri ark. üzerine serilmiş. celaxuneas gerçeri mbela. oturacağa serilmiş bez.
  • Cerdeli (gln.), uceli atn. mjalva cerdelis dolonövalams: sütü bakracın içine sağıyor.
  • cergalu atn. üzerine, üstüne dikmek. gzas mşüvela kocorgu. yolun üzerine fidan dikti.
  • cerginu atn. 1. yuvarlanmak. okti do wale kocirginu: yamaçtan aşağı yuvarlandı. 2. yuvarlatmak. dudi nuüvatu do kocorginu: başını kesip yuvarlattı.
  • cerguli arş., ğarğalida atn. guatr. alis cerguli uğun: boğazında guatr var.
  • cesüuderi atn., geskideri ark. 1. artakalmış, artık. 2. vi. sınıfta kalmış. cuma çkimi mautxani sinifis geskideri ren. kardeşim dördüncü sınıfta kalmış durumda.
  • cesüudineri atn., geskidineri ark. artabırakılmış.
  • cesüudu atn., geskidu ark. 1. arta kalmak. miyaperi ekonçxveri sağanis kocesüudu: ekmek doğranmış yoğurt sağanda arta kaldı. 2. olduğu yerde kalmak. didas var agzalu do gzas kocosüudu: yaşlı kadın yürüyemedi ve yolda kaldı. 3. vi. sınıfta kalmak. maşkvitani sinifis kogepskidi: yedinci sınıfta kaldım.
  • cesüuledinu atn., geskidinu ark. geriye bırakmak. a m3iüa cenöareri cisüuledini. biraz para bırak geriye.
  • cesûa atn., gresta., ngresta ark. 50-60 cm çapında bir taşın içi oyularak yapılan, Lazların açık ateş üzerinde ekmek pişirmek için kullandıkları kap, pleki. cesûa te överi Lazuûi cari: pilekide pişmiş mısır ekmeği.
  • cesûera atn., genöereri ark. kabak sergisi. misirepe cesûeras kexûes: süt kabakları sergiye çıktı.
  • cesûulineri atn., gestvaleri ark.1. aşağıya doğru kaydırılmış. 2. aşağıya doğru kayarak. mturis cesûulineri tudeşa kocexûu: karın üzerinde aşağıya doğru kaydı.
  • cesûulinu atn., gestvinu ark. 1. kaymak. tiwale cisûulinas: aşağıya doğru kayıyor. 2. kaydırmak. mturi jinüaleşe dişüa cosûulinams: karın üstünden odun kaydırıyor.
  • cesûvalu atn., gestvalu ark. aşağıya doğru kaymak. otvaşe mturi cesûu: çatıdan kar kaydı. cusûu do colu: kayıp düştü.
  • cesûveri atn., gestveri, gestvaleri ark. aşağıya doğru kaymış.
  • cesvalu atn., gesvalu ark. 1. üstüne, üzerine sürmek. cen3xodures xvali kocusu. döşemeye sümük sürdü. 2. üzerine sürülmek. celaxunas xvali kocasu. oturacağa sümük sürüldü. 3. sürtmek. mundi leûas cusums: kıçını toprağa sürtüyor.
  • cesvareri atn., gesvareri ark. üstüne, üzerine dizilmiş, üst üste dizilmiş. cesvareri dişüa. dizilmiş odun.
  • cesvaru atn., gesvaru ark. üstüne, üzerine dizmek, üst üste dizmek. dişüa cosvarams: odun diziyor, odunları üst üste diziyor.
  • cesveri atn., gesveri ark. sürülmüş. öoöoxi cesveri naşüves: çamur sürülmüş halde bıraktılar.
  • ceşaleri atn., geşaleri ark. hevesi kaçmış, hevesi kırılmış, hevesi kaçırılmış. guri ceşaleri memaşüu: içimdeki hevesi kırarak bıraktı.
  • ceşalu atn., geşalu vi. 1. atn. azmini kırmak, hevesini kaçırmak, hevesini kırmak. a mutxa ôaûu himu ti si cemişali. bir şey yapacaktım hevesimi kırdın. guri cemişalu: içimdeki isteği kırdı, hevesimi kaçırdı. 2. vi. düzenek ya da mekanizmanın boşalması. saaûi kogeişalu: saatin zembereği boşaldı. mtugiş ragi geişalu: fare kapanı boşaldı.
  • ceşatxeri atn., geşatxeri ark. 1. aşağıya doğru sallamış. 2. aşağıya doğru sallayarak. mundi ceşatxeri igzas: kıçını aşağıya doğru sallayarak geziyor.
  • ceşatxu atn., geşatxu ark. üstten aşağıya doğru sallamak. mundi coşatxams: kıçını aşağıya doğru sallıyor.
  • ceşüideri atn., geşkideri ark. boğulmuş. zuğas ceşüideri âires: denizde boğulmuş halde buldular.
  • ceşüidu atn., geşkidu ark. 1. boğmak. üoçi warite coşüidu. adamı su ile boğdu. 2. boğulmak. zuğas cişüidu. denizde boğuldu.
  • ceşüomeri atn., geöüomeri ark. 1. yeyilmiş. lu ceşüomeri naşüu: lahanayı yeyilmiş bıraktı. 2. yemek artığı. kapça ceşüomeri: yenmiş hamsi artığı.
  • ceşüomu atn., geöüomu ark. yiyip bitirmek, var olanın tamamını yemek. pucik süafindis na orûu malezi ceşüomu. inek, kaptaki bulamacı yedi, bitirdi.
  • ceşüoreri atn., geöüoreri ark. olduğu yerde kesilmiş, doğranmış. buâi ceşüoreri: memesi kesilmiş.
  • ceşüoru atn., geöüoru ark. olduğu yerde biçmek (orakla vs.). livadis Lazuûepe koceşüoru. mısırları bahçede olduğu gibi kesti.
  • ceşüulineri atn., genûra3eri ark. göçertilmiş, bir dış etki ile heyelan oluşmuş.
  • ceşüvala atn. heyelan, göçük. morderi möimapes opşa ceşüvala iyu. büyük yağmurlarda çok heyelan oldu.
  • ceşüvalu atn., geşkvalu ark. 1. aşağı inmesine izin vermek. berepe ncaşe var coşüu: çocukları ağaçtan indirmedi, inmelerine izin vermedi. 2. aşağı göndermek. nusa noğaşe kocoşüu: gelini çarşıya gönderdi. 3. Yutmak, yutkunmak. wiwilak mjvabu cişüu: yılan kurbağayı yuttu.
  • ceşüvapa atn., nûro3a vi. koprak kayması, heyelan.
  • öüceşüveri öüatn., geşkveri ark. 1. indirilmiş. ncaşe ceşüveri: öüağaçtan indirilmiş. 2. gönderilmiş. noğaşe ceşüöüveri: öüçarşıya gönderilmiş. 3. yutulmuş. wöüiw öüilaşi ceşü öüveri mjvabu: yılan öütarafından yutulmuş kurbağa.
  • ceşüveri atn., ûro3eri vi., ûra3eri ark. göçmüş, heyelana uğramış, heyelanlı. ceşüveri ona: heyelana uğramış tarla. ceşüöüverişe mvaşüöüven (atn., dnot.):öü heyelanlı yerden kopar.
  • ceşolu atn., geşvelu ark. bir şeyin üzerinde yoğurmak. sağas cari kocoşolu: ekmek teknesinde ekmeği yoğurdu.
  • ceşvaceri atn., geşvaceri ark. dinlenmiş, yorgunluk atmış.
  • ceşvacu atn., geşvacu ark. üstünde dinlenmek. gzas a m3iüa kocevisvaci. yolun üstünde biraz dinlendim.
  • ceşvalu atn., geşvalu ark. 1. tümünü içmek. muya na orûu ceşu. ne varsa hepsini içti.
  • ceşvalu atn., geşvalu ark. 2. üzerini örmek, dokumak. üuli koceşu. iskemlenin üstünü ördü. guris cemişun. yüreğime dokunmuş, örülmüş.
  • ceşvaneri atn., geşvaneri ark. dışarıya nefes vermiş.
  • ceşvanu atn., geşvanu ark. dışarı nefes vermek. ûoxûorik şuri coşvani ya uwu: doktor nefesini dışarıya ver dedi.
  • ceşveri atn., geşveri ark. 1. tümü içilmiş.
  • ceşveri atn., geşveri ark. 2. üzeri örülmüş, işlenmiş. üuli ceşveri: işlenmiş, örülmüş iskemle.
  • cetanu atn., getanu ark. 1. üstten aşağa aydınlanmak, gün ışımak, aydınlanmak. cematanes: üzerimize gün doğdu. 2. sahura kalkamamak, gün ışığına yakalanmak. amseri cemitanes: sahura kalkamadık. 3. üstten aşağa aydınlatmak. mjorak cemitanaman. güneş bizi aydınlatıyor.
  • cetasule atn., getasule ark., orûvini, orûvili meg. bostan, fidelik, sebze vs. yetiştirilen yer. nana şüimik cetasules msuûolya xaşüums: annem bostana pazı tohumu ekiyor.
  • cetfalu atn., getfalu ark. üstüne, üzerine örtmek, kapamak. kudi kocitu: fes giydi. otfas bedarva kocutu: çatıyı bedarva ile örttü.
  • cetferi atn., getferi ark. örtük, örtülmüş, örtünmüş. kudi cetferi: şapka örtünmüş. otva cetferi: örtülmüş çatı.
  • cetineri atn. evlenmek üzere iken kötülenmiş, olumsuz yönleri ortaya konulmuş olan. cetineri bozomota miti var eöopums: kötülenmiş, kötü yönleri söylenmiş kızı kimse almaz.
  • cetinoni atn. evlilikte kötülenebilir. bozomota cetinoni var on/ ren: kız kötülenebilir durumda değil.
  • cetinu atn. evlenmek üzere iken birinin olumsuz yönlerini gündeme getirmek, bunları yaymak ve bu şekilde yapılacak evliliğe mani olmak. üoncolozi na oanpek bozomota şuüuri biöi ti cetinuman: cadı olanlar kız kadar erkeği de kötülerler.
  • cetoru atn., getoru ark. aşağıya doğru çekmek. nana muşi şüawaleşe cetoru. annesini eteğinden tutarak aşağıya doğru çekti.
  • ceturgu atn., getragu ark. üzerini örtmek, kapamak. otfa koceturgu. çatıyı örttü, kapadı.
  • ceûafreri atn. (<tafra), elam3kveri ark. 1. nazlı, şımarık. ceûafreri bere: nazlı, şımarık çocuk. 2. nazlanarak, şımararak. ceûafreri dulya var iyen: nazlanarak iş yapılmaz.
  • ceûafrinapu atn. (<tafra), elam3kvinapu ark. nazlandırmak, şımartmak. oroperi muşi dido coûafrinapams: sevgilisini çok şımartıyor.
  • ceûafrineri atn. (<tafra), elam3kvineri ark. nazlandırılmış, şımartılmış. ceûafrineri nusa: şımartılmış gelin.
  • ceûafru atn. (<tafra), elam3kvinu ark. nazlanmak, şımarmak. ham orapes opşa ciûafren. bu aralar çok nazlanıyor, şımarıyor.
  • ceûaxeri atn., geûaxeri ark. üstüne kırılmış. sağanis makvali ceûaxeri: sağana kırılmış yumurta, omlet.
  • ceûaxu atn., geûaxu ark. 1. üzerine kırmak. dişüa dudis kocuûaxu: odunu kafasında kırdı. 2. üstünü kırmak. üvelas dudi cuûaxu: fidanın tepesini kırdı.
  • ceûaleri atn., geûaleri ark. bırakılmış, arttırılmış. ceûaleri toma. bırakılmış, kesilmemiş saç.
  • ceûalu atn., geûalu ark. bırakmak, tamamını kullanmamak. üoôaşe toma cuûu: alnından saç bıraktı, tümünü kesmedi.
  • ceûiğaneri atn., geûağaneri ark. tavalanmış. ceûiğaneri üapça. tavalanmış hamsi.
  • ceûiğanu atn., geûağanu ark. tavalamak. üapça kociûiğanu. kendine hamsi tavaladı.
  • ceûileri atn. ekseni etrafında döndürülmüş, çevrilmiş. üoûoxa ceûileri naşüu: topacı çevirip, döndürüp, öylece bırakmış.
  • ceûilu atn. 1. ekseni etrafında döndürmek. koûoxa kocoûilu: topacı döndürdü. 2. mec. uzaklara gitmek, başını alıp gitmek. oxorişe guri na malaseûu môolitere ciûileûu: evden darılan başını alıp istanbul’a gidiyordu.
  • ceûinu atn., geûinu ark. üstüne, üzerine isabet etmek, vurmak, yere çarpmak. doüanu kva otfas caûu: attığı taş çatının üstüne isabet etti, üstüne düştü. guri cemaûu: üzüldüm, içime değdi.
  • ceûoberi atn., geûüoberi ark. pusuya yatmış, saklanmış. ceûoberi iyondrams: pusuya yatmış bekliyor.
  • ceûobu atn., geûüobu ark. pusuya yatmak, saklanmak. seris gzas cevuûobi do voşüurini. gece pusuya yatıp korkuttum.
  • ceûoçu atn., geûüoçu ark. üzerine, üstüne fırlatmak, fırlatıp atmak. kva xes kocuûoçu: taşı eline attı.
  • ceûorinu atn., geûüorinu ark. oturduğu yerde bir şeyin üstüne yellenmek.
  • ceûroxu atn., geûroxu ark. 1. üzerine kırılmak. n3a dudis kocemoûroxes: gök başımıza kırıldı. 2. üstü kırılma. ncas dudi cuûroxu: ağacın tepesi kırıldı. 3. mec. üzerine yüklenmek, üzerine binmek. iri derdepe ma kocemoûroxu: bütün dertler bana yüklendi.
  • ceûva3u atn., geûüva3u ark. üzerine çarpmak. üumari karûali sûolis kocoûva3u: kumar kağıdını masanın üstüne çarptı.
  • cevalu atn., gevalu ark. gözükmek, kısa süreli görünmek. noğas a na cemavalu hindora şüule va maâiru. çarşıda bir kez gördüm ondan sonra görmedim.
  • ceyileri atn., geileri ark. üzerinde vurulmuş. on3xenis ceyileri âires: tavan arasında vurulmuş halde buldular.
  • ceyilu atn., geilu ark. 1. üstünde vurmak. seris ides do karmaûes kocoyiles: gece gidip değirmende vurdular. 2. vurulmak. karmaûes kociyilu: değirmende vuruldu.
  • ceyineri atn., geyineri ark. 1. üzerinde doğurulmuş. oncires ceyineri naşüves: yatağın üstünde doğurulup bırakıldı. 2. üstünde doğmuş. mturi jinüale ceyineri: karın üstünde doğmuş.
  • ceyinu atn., geyinu ark. üzerinde ya da üstünde doğmak. nçala jinüale ciyinu: samanın üstünde doğdu. 2. üstünde ya da üzerinde doğurmak. oncire jinüale kocoyinu: yatağın üstünde doğurdu.
  • ceyolu atn. bir şeyin üstünde yolmak. leri pi3ari jin üale kocoyolu: sarımsağı tahtanın üzerinde yoldu.
  • ceyoneri atn., gemôoneri ark., oxyari arş. aşılanmış, aşılı. ceyoneri m3xuli. aşılanmış armut. gemôoneri uşkuri: aşılanmış elma.
  • ceyoneri atn., geoneri ark. üstten aşağa indirilmiş. n3aşe ceyoneri: gökten indirilmiş (canlı).
  • ceyonu atn., gemôonu vi., oxyaru. yarma aşı ile fidan aşılamanın bir türü. m3xuli mşüvela kociyonu: armut fidanını aşıladı.
  • ceyonu atn., geyonu ark. 1. üstten aşağıya doğru canlı bir varlığı indirmek. on3xenişe üaûu monta kociyonu: çatı arasından kedi yavrusunu indirdi.
  • cezaderi atn., gezaderi ark. 1. atn. razı olmuş, kabullenmiş. iri tevulis cezaderi vore. herşeye razıyım. 2. vi. tahmin etmiş, tahminde bulunmuş.
  • cezadu atn., gezadu ark. 1. atn. razı olmak, kabullenmek. uğun şuüus kocazadu: sahip olduğu kadarına razı oldu. 2. vi. tahmin etmek, tahminde bulunmak, kestirmek. handğa möima na ivastu var gemazadu do mtel dobişui: bugün yağmur yağacağını tahmin edemediğimden iyice ıslandım. 3. arş. bir şeye değer biçmek, değer belirlemek, fiyat biçmek. ham onas a kocazadi. bu tarlaya bir fiyat biç, bir değer belirle.
  • cezalu atn., gezalu ark. üstüne basmak, ezmek. üundis kocazu: pisliğin üstüne bastı.
  • cezdalu atn., gezdalu ark. 1. aşağıya doğru çekmek. dudişe diüaçu do kocizdu: başından tutup kendine doğru çekti. 2. mec. sağmak. puci kocuzdu: ineği sağdı.
  • cezderi, cezdaleri atn., gezderi ark. 1. aşağıya doğru çekilmiş. cezderi ara. aşağıya doğru çekilmiş dal. 2. atn., mec. sağılmış (küçümseme var). cezderi puci. sağılmış inek.
  • cezgvalu atn., geâgvalu ark. üzerine pislemek. oncires cezgu do naşüu: yatağa pisleyip bıraktı.
  • cezgveri atn., geâgveri ark. üzerine pislenmiş. oncire cezgveri naşüu: yatağı pislemiş halde bıraktı.
  • cezlaôeri atn., gezliôeri ark. üzerine basılarak ezilmiş. cezlaôeri m3xuli. üzerine basılarak ezilmiş armut.
  • cezlaôu atn., gezliôu ark. üzerine basarak ezmek. mwupis mjvabu kocozlaôu: karanlıkta kurbağaya basıp ezdi.
  • cezmu, cezmapu atn. duyumsamak, emin olmamakla birlikte sanki öyle bir şeyi duymuş olmak, nerden geldiğini bilmeden bir konu hakkında doğruluğu kesinleşmemiş bilgi sahibi olduğunu düşünmek. cemilina doğurui? var, mo ûüvi? hişo cemazmu: cemil öldümü? hayır, nerden çıktı bu? emin değilim ama sanki öyle birşey duydum.
  • cezurineri atn., gemzuleri ark., hüzünlü, hüzünlenmiş, gamlı, kederli, tasalı, üzgün, üzüntülü. xvala xvala cezurineri elaxeûu: yapayalnız hüzünlü bir şekilde bir kenarda oturuyordu.
  • cezurinu atn., gemzulu ark. hüzünlenmek, tasalanmak, kederlenmek. mot cezurinam? niçin hüzünleniyorsun?
  • ce3aderi atn., ge3aderi ark. sınanmış, denenmiş, kontrol edilmiş, bakılmış. ham dulyape iri ce3aderi miğun: tüm bu işleri sınamışım.
  • ce3adu atn., ge3adu ark. 1. sınamak, denemek, kontrol etmek. ôi coöuşe a koci3adu: başlamadan önce sınadı. 2. tadına bakmak. kapçaşi nostoni a koci3adi. hamsinin tadına bir bak.
  • ce3oneri atn., ge3oneri ark. saplanmış, batırılmış. xami ce3oneri: bıçak saplanmış.
  • ce3onu atn., ge3onu ark. üstten aşağıya doğru batırmak, saplamak. xami caris koco3onu: bıçağı ekmeğe sapladı, batırdı.
  • cewalu atn., gealu ark. 1. çözmek, sökmek. pucik doüoru ciwu: inek bağını çözdü. 2. yüksekteki bir şeyi söküp indirmek. üowobuûu svaşe xuûuôali cewu: asılı olduğu yerden “küçük zembili” indirdi.
  • cewamu atn., gewamu ark. üzerinde gebertmek, vurmak. wiwila ncaûu svas kocowamu: yılanı yattığı yerde vurdu.
  • cewelimu atn., geomilu ark. üsten aşağıya doğru bakmak. otfaşe cowes: çatıdan aşağı bakıyor.
  • ceweri atn., geeri ark. sökülmüş, sökük, çözülmüş. ceweri toyöi. çözülmüş ya da sökülmüş ip.
  • cewixnu atn. kızarmış tavaya dökülen yağın çıkardığı ses, cızırtı.
  • cewileri atn.,gewileri ark. 1. ucundan koparılmış, ucu koparılmış. ti cewileri mdiüa. ucu koparılmış buğday. 2. boğa ile çiftleştirilmesine rağmen gebe kalmayan ineklerin dişilik organlarının üzerinde buğday tanesi büyüklüğündeki et parçasının koparılması hali. bu et parçasının koparılması durumunda ineğin gebe kalacağına inanılır.
  • cewilu atn., gewilu ark. 1. tepesini ya da ucunu koparmak. mşkvelas dudi cuwilu: fidanın tepesini kopardı. 2. boğa ile çiftleştirilmesine rağmen gebe kalmayan ineklerin dişilik organlarının üzerinde buğday tanesi büyüklüğündeki et parçasını koparmak. bu et parçasının koparılması durumunda ineğin gebe kalacağına inanılır.
  • cewonu atn., gewonu ark. dengenin bir tarafa ağır basması. olimberaşe wulu berek cewonums: sevgide küçük çocuk ağır basıyor.
  • cewopxeri atn., gewopxeri ark. 1. düzenli, tertipli. iri dulyape şüimi cewopxeri mevaşüvi. tüm işlerimi düzenli bir halde bıraktım. 2. işleme, nakış. exa’şi cewopxeri mitişis var numgus: exa’nın işlemeleri kimseninkine benzemiyor. cewopxeri wendeöi: nakışlı çorap. 3.iyileşmiş olan.
  • cewopxu atn., gewopxu ark. 1. belirli bir düzen kazandırmak, düzen vermek, düzenlemek, yoluna koymak. dulyape kocevowopxi: işler düzenledim. 2. nakış işlemek. didak mandili cewopxums: yaşlı kadın baş örtüsüne nakış işliyor. 3. yoluna girmek, düzelmek, iyileşmek. a tutan zabuni vorûi ağani ceviwopxi: bir aydır hastaydım yeni iyileştim, düzeldim.
  • cewulva atn., mowuûura vi. 1. nispeten küçük, diğerine göre küçük. 2. atn. ufak tefek. cewulva ar bozomota. ufak tefek bir kız.
  • cginapa ark., jginapa atn. galibiyet, yengi. ham cginapa si megomsüun. bu galibiyet sana yakışıyor.
  • cgiyaleri vi. 1. şaha kalkmış. n3xeni cgiyaleri uluûu: at şaha kalkmış gidiyordu. 2. mec. çarçabuk, alel acele. cgiyaleri kogelaxtu: çok çabuk, telâş içinde aşağıya doğru indi.
  • ciceğeni atn., cicğani vi., ğaöo ark., xp. dişi çekirge kuşu. Sırt yüzeyi ve kuyruğu kirli sarıdır. Göğüs yüzeyi beyazdır. oynaklığından dolayı atmaca cezbetmek için kullanılır.
  • Cicxina, sifûeri atmaca (kuş). cicxina domiğuru: atmaca kuşum öldü.
  • cicili, circili damak. cicili gaâiren: damağın görünüyor. cicili üibri: büyük azı dişi.
  • ciğeüidi bir kuş türü.
  • cixa, ncixa 1. kale. cixas moliüaçes: kalede sıkıştılar. 2. Hapishane, mahpushane, cezaevi.
  • cixi, mcixi atn. yumruk. xe uzdas cixi diyen: el sıkılınca yumruk halini alır.
  • cilari atn., gilare xp. kefal balığı. a cilari oôöopi: bir kefal balığı yakaladım.
  • ciliûepe Lazca’da bir kabile adı (atina-avramit).
  • cin arş., jin üst, yukarı. cindo cowes: üstten aşağıya bakıyor.
  • cincğa dobğalu vi., not. Yaranın içindeki et ya da yaranın içindeki et parçasının görülebilecek derecede fenalaşmasını ifade eden deyim.
  • Cincğa 1. Atn. meme (kadın ya da inek). Cinsel anlam içermez. Pucik cincğa doüoru: inek meme yaptı, memesinde doğumdan önce süt birikti. 2. vi. kanla karışık iltihap. pucik cinçğa dobğams: inek kanla karışık iltihap döküyor.
  • cincğa oüoru atn., not. 1. ineğin doğumdan önce memesinde süt birikmesi. 2. bu birikmeden dolayı memelerin şişmesi durumu.
  • cinciüa bir kuş türü.
  • ciniki ense ile omuz arasında arkaya doğru kalan bölge, sırt. cinikepe mawunen: sırt omuz arası kısım ağırıyor.
  • cino, aliyoni xp. martı. zuğa cin cinope putxuran: denizin üstünde martılar uçuşuyor.
  • cipi, onöaraşe, oöaraşe kalem. (<cipi: Lazuri Alboni, witaşi iskenderi)
  • cireüi xp. 1. kütük. cireüi komoyidu. kütüğü omzuna aldı. 2. sökülmüş ağacın kökü.
  • civane xp., öirili ark. iskete kuşu.
  • ciyaxi ark. sünnetçi, kesici. ciyaxi mobiyona i? sünnetçiyi getireyim mi ?
  • cizlaveûi atn. lastik ayakkabı.
  • cogna, coti, conkşi ark. 1. laftan anlamaz. 2. Hiçbir şey beceremeyen kişi
  • coğor danâi, laüi danâi vi. odunsu gövdeli ve sert dikenleri olan bir diken türü.
  • coğori atn. büyük köpek.
  • coğori ark., laöi, layöi atn. Köpek, it. coğorik komemaüaôu: köpek bana daldı.
  • coğormşüiri,üiri xp., öanöurina, layöi öanöurina atn., öuruli arş. baştan kara, uzun kuyruklu baştan kara (kuş).
  • coxo ark., yoxo atn. isim, ad. coxo skani mu yen? adın nedir? mu coxons? adın nedir?
  • coxo gedvaleri ark., yoxo cedveri atn., not. söz verilmiş, sözlenmiş, sözleşilmiş.
  • coxo gedvalu ark., yoxo cedvalu atn., not. söz vermek, söz kesmek.
  • conomsüeri xp., ceningteri atn., gektineri vi. devrilmiş, yıkılmış. conomsüeri üoda: yıkılmış duvar.
  • conomsüeri xp., ceningteri atn., genkteri ark. 1. yıkılmış, devrilmiş. ceningteri kva. devrilmiş taş. 2. ters tarafa dönmüş. üaôula ceningteri kodicinu: sırtını dönmüş yattı.
  • conomsüu xp., ceningtu atn., gektinu vi. devirmek, yıkmak. üoda conomsües: duvarı yıktılar.
  • cori katır. coris dişüa komobes: katıra odun yüklediler.
  • cuma 1. erkek kardeş, birader. didi cuma şüimi diçilu: büyük erkek kardeşim (ağabeyim) evlendi. Cuma üai rûuüo, ğormotis uonûasûu: kardeş iyi olsa tanrının (kardeşi) olurdu. 2. arkadaş, dost. mu cegoâun, cuma?: adın nedir, kardeş/arkadaş? 3. hey, yahu anlamında çağırma ünlemi.
  • cumaçxa atn.,xp., cumaşxa meg.  çarşamba günü. üaûa cumaçxas moxûasere ma do si giyondram: her çarşamba gelir diye seni bekliyorum.
  • cumadi ark. 1. Amca. 2. dayı.
  • cumaüa ark. küçük erkek kardeş.
  • cumangaperi vi., cumamogaperi erkek süt kardeş. ma cumangaperi va miyonun. benim erkek süt kardeşim yoktur.
  • cumanoba kardeşlik (erkekler için). cumanoba so doskidu. nerde kaldı kardeşlik.
  • cumasüua meg. yeğen (erkek kardeşin kızı).
  • cumu, mcumu tuz. cumu kuüati: tuzu kat. cumu waris cenwaloni oyapu: tuz suyuna ekmek bandıracak kadar fakirleşmek.
  • cur arş., jur iki. cur şuri: iki kişi.
  • curci, gyurci 3ad. Korto.
  • kortu atn., Korto vi. 1. gürcü halkından olan, gürcü. 2. Vi. Dışarıdan gelen, sonradan gelen, göçmen.



(sözcükler yayınlanan ilk sözlüktendir)

Nenapuna/Sözlük info:
İsmail Bucaklişi: bucakli@hotmail.com
İrfan Aleksiva: aleksivatlk@hotmail.com





DİDİ LAZURİ NENAPUNA

Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük

Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...

  • 25 Bin Lazca kelime
  • Binlerce deyim ve atasözü
  • Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
  • Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
  • Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
  • 1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
  • Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
  • ISBN: 978-975-9187-40-8
  • Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
  • Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
  • E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
  • [Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| 


    Droepe/Mevsimler
    Pukrinora - İlkbahar

    Monç̆inora - Yaz

    Stveli - Sonbahar

    İnuva – Kış
    Tutape / Aylar
    Ǯanağani - Ocak

    K̆undura - Şubat

    Mart̆i - Mart

    Ap̆rili - Nisan

    Maisi - Mayıs

    Mbulora - Haziran

    Kʒala - Temmuz

    Mariaşina - Ağustos

    Çxalva - Eylül

    Guma - Ekim

    Ǯilva - Kasım

    Xrist̆ana – Aralık
    Ndğalepe/Günler
    Tutaçxa - Pazartesi

    İk̆inaçxa - Salı

    Cumaçxa - Çarşamba

    Çaçxa - Perşembe

    P̆arask̆e - Cuma

    Sabat̆oni - Cumartesi

    Mjaçxa – Pazar

    Ok̆oreʒxu /Rakam

    1 ar

    2 jur

    3 sum

    4 otxo

    5 xut

    6 aşi

    7 şk̆it

    8 ovro

    9 nçxoro

    10 vit

    11 vit̆oar

    12 vit̆ojur

    13 vit̆osum

    14 vit̆otxo

    15 vit̆oxut

    16 vit̆oaşi

    17 vit̆oşk̆it

    18 vit̆ovro

    19 vit̆onçxoro

    20 eçi

    21 eçidoar

    30 eçidovit

    40 jurneçi

    50 jurneçidovit

    60 sumeneçi

    70 sumeneçidovit

    80 otxoneçi

    90 otxeneçidovit

    100 oşi

    101 oşidoar

    500 xut̆oşi

    1000 şilya / vit̆oşi

    Not:Bu bölüm hazırlanırken Nananena'dan yararlanılmıştır.
    Lazca'da 10'dan sonraki sayılar söylenirken do (ve) kullanılır.
    Örneğin 11, Lazca'da 10 ve 1 şeklinde söylenir.
    10'un 100'e kadar olan katmanları (20 hariç) 20 ve 10 kullanılarak söylenir.
    Örneğin 30, Lazca'da 20 ve 10 olarak ifade edilir.
    Bu bağlamda do (ve) bir toplama işleminin işaretidir.
    (Kaynak: Mjora ilk sayı 78.sayfa)


    Domkulape/Kısaltmalar
    ağn.: ağani: yeni türetilmiş kelime.
    an
    ʒ̆.: anʒ̆ala: argo.
    bot.: Bitkilerle ilgili
    cx.: coxo: isim
    dnot.: didinotkvame: atasözü (MSKVANOZİTA)
    dut.: dutxe: dutxe Lazcası.
    geg.: megreluri: megrelya/megrelce.
    gln.: galeni: yabancı kökenli sözcük.
    gyu.: gyulva: batı
    kay.: kaynak.
    kor.: korturi: gürcüce.
    lat.: latinuri: latince.
    l
    p̆.: Lazuri aramitepe.
    mçm.: meoçama: beddua.
    not.: notkvame: deyim.
    noz.: nozi
    a: yaygınlığı olan kalıplaşmış söz.
    ocr.: ocera: halk inancı.
    ogr.: ogoru: küfür, sövgü.
    ox.: oxvamu: dua
    sf.: sıfat
    vi.: vija: çamlıhemşin.
    xi.: xinapa: fiil, eylem
    yul.: Yulva: doğu
    zo.: Zooloji: Hayvanlarla ilgili
    ʒad.: Ʒadit: bakınız, kontrol ediniz.

     
       

       

     
    Copyright © 2002-2018 Lazuri.Com | Telif Hakları saklıdır.