
- çabala
arş.,
tamo ark. yavaş. çabala igzas: yavaş yürüyor.
- çabla
arş.,
çapula atn., kalamani ark.,
üançapula
meg. çarık. üuçxes
çabla ti var moâun:
ayağında çarık bile
yok.
- çabri
ark.,
çarbi xp., leşüi
atn., leçkvi
meg. dudak. wüari
şumûuşa
çabri ko mexuôu:
bir şey içer gibi dudaklarını
büzüştürdü.
- çabriguda
ark.,
leşüoûa
atn.
geniş ve iri dudaklı kimse.
- çaça
atn.,
çonçi vi., çaçi ark.
kuru yaprak. gzalepes
çaça dobğun: yolda kuru yapraklar dökülmüş.
- çaçara
konuşacağı yeri ve zamanı
bilmeyen, gereksizce konuşan ve anlamsız davranışlarda
bulunan kişi, patavatsız. çaçara üoçi:
patavatsız adam.
- çaçaraburi
atn.
patavatsızca. çaçaraburi mo ixaôa! patavatsızca konuşma,
olur olmaz konuşma!
- çaçxa
vi., atn., 3aaşxa
meg.,n3açxa, 3açxa, umkesei,
umüiseri
(<n3a
ndğa) perşembe günü.
- çaçxata
atn.,
poçxoûa
ark.
çok dallı, çok kollu, saçılarak. çaçxata wari
culun: su saçılarak akıyor.
- çaçxuri,
çaçxura, çeçxuri
atn.
sıtma, sıtma nöbeti. çaçaxura
kemöopu:
beni sıtma tuttu, titreme aldı.
- çaxaöepuna
atn.
“çaxaöi”
bitkisinin çokça yetiştiği yer.
- çaxaöi
atn.
deriye sürüldüğünde kabarcıklar meydana getiren ve irin
toplanmasına sebep olan, sulak yerlerde yetişen zehirli
bir bitki. çxombi ôöopumûişa
xes çaxaöi
komemasu: balık yakalarken elime
“çaxaöi”
sürüldü.
- çaxala
ark.,
öaxala atn.
1. ark.
turşu. 2. atn. karalahana yapraklarının suda haşlanmasından
sonra iç yağı katılarak yapılan lahana yemeği.
- çaxana
atn.
atina’nın Noxlamsu köyünde bir yer adı. Dere kenarındadır
ve çokça yengeç bulunur.
- çaxmacepe
atn.
pazar’da bir Laz kabile adı.
- çambre
ark.,
oçambre atn., onçamure xp.
dibek. büyük taşlar oyularak yapılan ve arpa, mısır
vb. ürünlerin ayıklanmasında kullanılan bir araç.
Lazların geleneksel kapalı ekonomilerine özgü üretim
araçlarındandır.
- çamçaxinape
atn.
pazar’da bir Laz kabile adı. çamçaxina
durye: çamçaxina'nın duriye’si, çamçaxina'lardan olan
düriye.
- çança
ark.
1. lüzumsuz, gereksiz,
fuzuli. çança dulya: lüzumsuz
iş. 2. ark.
gereksiz, patavatsızca. çança mo isinapam! gereksiz yere
konuşma!
- çançu
atn.
salkım. ntxiri çançu.
fındık salkımı.
- çapula
atn.,
çabla arş., kalamani ark.
çarık. üuçxes
moâin
çapula. ayağına giymiş çarık.
- çaôanozi
atn.
dikiş makinesinde masurun yatağı.
- çarbi
xp.,
çabri ark., leşüi
atn.
dudak. çarbi nixvaûu:
dudağını ısırdı.
- çarniüi,
çaniği çaydanlık.
- çasûara
atn.
terlik. üuçxe
çasûaras
konobazgu: ayağına
terlik geçirdi.
- çaylaği
xp.,
mundiüvali
atn.
aladoğan kuşu.
- çeçevi
atn.
kaşıntı yapan bir koyun hastalığı.
mçxurepes çeçevi aünes:
koyunlar “çeçevi”ye yakalandılar.
- çeçezi
arş.,
kekeöi
kekeme. ixaôaûaşa
na celibaseres çeçezi iziûen:
konuşurken takılanlara kekeme
denir.
- çemçu
atn.,
kenkve vi. 1. dişleri eksik
olan. üibri
çemçu: dişleri eksik olan. 2.
ön dişleri eksik olan.
- çeôla
ark.,
3eôla
atn.
meyve kabuğu: m3xuli
çeôla.
armut kabuğu. oşüuri
3eôla.
elma kabuğu.
- çere,
peri ark. renk. şüurinate
çere amûu:
korkudan rengi kaçtı.
- çerendi
tırpan.
- çerezi
atn.,
mbulora ark. buliş tuta xp.,
mbuloba haziran ayı.
maisi kogamaxûui
çerezi mulun: mayıs çıktı mı haziran gelir.
- çerge,
çerga 1.
çadır iskeleti. 2. atmaca avlamak için
beklenen yer.
- çerizi
atn.,
kerizi ark. su çıkan tarlalarda su akışını kolaylaştırmak
ve toprak kaymasını önlemek amacıyla karataşla
yapılan döşeme. livadis wari
na gamulun svas çerizi demirçun. tarlanın su çıkan yerine
taş döşemişim.
- çxalva
atn.
(<onçxalu), sûaroşina,
straoşina eylül ayı. ağustozi
do taxvaşi oşüendas
çxalva on/ ren: ağustos ekim arası
eylüldür.
- çxaôa
ark.,
oçxaôule
vi., ûuûuci
atn.
ısırgan otu.
- çxaûura
parıldayan, parlak. çxaûura
doüanaşe.
parlak, parıldayan tabanca
- çxeri
uçxuşi atn.,
not. Her türden, her yapıdan,
farklı seviyelerden, seviyeli seviyesiz, kendini bilen bilmeyen
(insan). (çxeri: temiz, iyi, olumlu), (uçxuşi: kirli, kötü,
olumsuz) birbirinden farklı yapıdaki insan topluluğunu
tanımlamak için kullanılır. Çxeri
uçxuşi miti na orûu
noğas kodelibğes: her türden
insan çarşıya doluştu.
- çxeri
yıkanmış, temiz (cansız-katı
nesneler için). çxeri m3xuli: yıkanmış armut.
- çxili,
nçxili ark., ncaği atn. örgü şişi.
çxili mundis gvanamûu/koma3onu:
örgü şişi kıçına
battı.
- çxindi
atn.
çxvindi xp. 1. burun. çxindis noüepi kogundu: burnuna ip geçirdi. 2.
not. kandırarak amacına ulaştı.
- çxindi
epamperi ark.,
çxindi
ôlawa
vi. geniş ve basık
burunlu.
- çxindi
pampa burun kanadı.
- çxindis
doloxaôaru
atn.
burnundan konuşmak.
- çxome
ark.,
eça atn.
ey gidi, hey gidi, ah! e
çxome beroba çkimi: ey gidi çocukluğum. e
çxome ndğalepe: ey gidi günler.
- çxomela
atn.
ey gidi, hey gidi. moûi
çxomela: aman allah’ım! aman tanrım!
- çxomi
ark.,
şxomi arş., çxombi atn.
balık. kapça do made çxomi var imxos: hamsiden başka balık yemiyor.
- çxoro,
nçxoro, çxovro dokuz
sayısı. ovro ti
va çxoro fara degiwvi:
sekiz de değil, dokuz kez söyledim.
- çxoûi,
çoçxoûa
bozuk, işe yaramaz durumda, hurda.
ham araba çxoûi
diyu: bu araba bozuldu,
işe yaramaz duruma geldi.
- çxvapa,
mçxvapa sıcak hava. Lazonas
k3ala va dogutaşa çxvapa var mulun: Laz yurdunda haziran
gelmeden sıcak gelmez.
- çxvapoba
sıcaklık. handğa ûaroniş
çxvapobape naüo
ivu? bugün hava sıcaklığı
ne kadar oldu?
- çxvari,
nçxvari 1.
darı. 2. mec. tanecik, küçük parçacık.
- çxviüi
xp.,
mçiki ark. kestane kargası.
- çxvindi
xp., çxindi ark. burun. çxvindis
xvali nusun. burnuna sümük sürülmüş.
- çiça
vi.
çürük ayında (temmuz 13, ağustoz
13 arası dönem) ayaklarda görülen bir tür yara. “çiça”yi
iyileştirmek için “wiğveli”
(sülük) yaranın üstüne konur ve pisliği emmesi sağlanır.
sonrada soğuk külün üzerine atılıp meme sağar
gibi sağılarak pislikleri kusması sağlanır.
- çiçxili,
çinçxili geniz. çiçxili
omaöu:
genzim yandı.
- çiçia
ark.
uyuşuk, yavaş hareket eden kişi.
- çiçku,
çuçku ark., lulu arş.
1. taze, körpe, yumuşak. çiçku
bere: yeni doğmuş çocuk. 2.
bebek.
- çilambre
ark.,
çilambri atn., çilamure xp.,
çamule xp. göz yaşı.
tolis çilambre var domiskidu:
gözlerimde yaş kalmadı.
- çileri
evli erkek. Ma
viçinis ağani çileri orûu:
ben tanıdığımda
yeni evli idi (erkek).
- çili
ark.
karı, kadın, eş. haya
miş çili ren? bu kimin karısıdır. Alina’şi
çili: “alina”nın karısı, eşi.
- çinçxina
vi.,
yuvasili
xp.
su incir kuşu.
- çineri
atn.
tanınmış, meşhur,
ünlü. ôaôu
şüimi
çineri na varon sva va doüudu:
dedemin tanınmadığı yer kalmadı.
- çinganeri
arş.
kafadan uydurulmuş/uydurulmuş söz.
- çirdila
xp.
Gölgelik, güneş almayan yer, gölgeli yer.
- çirüi
arş. venedik kayığı.
- çisûi
atn.
boya, ayakkabı boyası.
- çisûiri
atn.
seksek oyunu. bere vorûişa
ôanda
çisûiri
vibiûi.
çocukken her zaman seksek oynardım.
- çkar,
çkari ark. 1. hiç. çkar
üai
var bore. hiç iyi değilim. çkar
oncğore var uğun: hiç utanması yok. 2.
sıfır. çkar, ar,
jur. sıfır, bir, iki.
- çkimebura
ark.,
şüimeburi
atn.
1. kendi kendime. çkimebura
bisinapam: kendi kendime konuşuyorum. 2.
kendimce, kendime özgü. haya
çkimebura ren: bu kendime özgüdür.
- çkimi
ark.,
şüimi
atn.
1. Benim, benimki.
çkimi şüala
mu dulya giğun: benimle ne işin
var. haya çkimi ren: bu
benimdir. 2. Birinci tekil şahıs iyelik eki. Oxori
çkimi: evim.
- çkinaperi,
çkineri ark.
bilgin, alim. Helimişi xasani do witaşi
iskenderi Lazepeşi çkinaperi orûes:
Helimişi xasani ve witaşi
iskenderi Lazların bilginiydi.
- çku ark.,
çki xp., şüu
atn.
birinci çoğul şahıs, biz. çku
hak boret: biz burdayız.
- çkunebura
ark.,
çkinebura xp.,
şüuneburi
atn.
1. kendi kendimize,
biz bize. çkunebura bibirat:
kendi kendimize şarkı söyleyelim, oynayalım.
2. bize özgü, kendimizce,
kendimize özgü. oxoronu
çkunebura ren: horon oynamak bize özgüdür.
- çkuni
ark.,
çkini
xp.,
şüuni
atn.
1. bizim. hantere çkuni
ren: bunlar bizimdir. çkuni
namu ren var miçkin: bizimki hangisidir bilmiyorum. çkunepe
moxtes: bizimkiler geldiler. çkuni
şeni muya tkves: bizim için ne dediler. 2. Birinci çoğul
şahıs iyelik zamiri. Oxori
çkuni: evimiz.
- çkva
ark.
1.
daha. çkva mutu var ren
i? daha başka birşey yok mu ?
çkva üaiten:
daha iyiye, daha güzele. 2.
başka. çkvaş dulya:
başkasının işi. 3.
Henüz. Çkva var moxtes: henüz gelmediler.
- çkvaşi
ark.
1. Başkası.
2. başkasının. çkvaşi
bere: başkasının çocuğu.
- ço at
veya katırlar için kullanılan bir ünlem.
- ço oxenu
atn.
çocuk dilinde sırtına almak.
- çoçxoûa
atn., çxoûi
ark. bozuk, bozulmuş,
işe yaramaz durumda olan alet. süani
çoçxoûa
teyubişi derdi miğuni. senin bozuk teybinin derdinde
değilim.
- çoçoüa
1. bir takım hayvanların
ayaklarının arka tarafında bulunan tırnaklar.
2. yele. 3.
kâkül, zülüf.
- çoderi
bitmiş, bitirilmiş. çoderi
dulya. bitmiş iş.
- çodina
bitiş, tükeniş. süani
çodina ham gzaşe iyasere: senin tükenişin bu yoldan
olacak.
- çodineri
bitirilmiş, tüketilmiş. çodineri
dulya. bitirilmiş iş.
- çoma
ark.
beceriksiz. xepe skanişe mutu var mulun haşo çoma mot
re. elinden bir şey gelmiyor, niye böyle beceriksizsin.
- çona
meüvateri
atn.,
not. günü bitmiş, ölümü yakın.
çona meüvateri
bereşüimi:
benim günü bitmiş çocuğum.
- çona
oüorobu
atn.,
not. “ölüme yakın bir insanın
çevresini her zamankinden daha fazla gezip dolaşması,
ilişkilerini sıklaştırması durumunu ifade
eden bir deyim. ğuramu
konaxolu çona üorobums:
ölümü yaklaştı ışık topluyor. çona
to megaüvatas:
ışığın sönsün, günün bitsin.
- çona
atn.,
tena, kyona vi.,
te ark. ışık.
çonape konunwi:
ışıkları yak. çona
meüvateri:
ışığı kesilmiş.
çona to megaüvatas: ışığı
kesilesi.
- çonço,
çonçi ark., çonçoli atn.
1. mısır koçanının dış yaprakları.
pucepek çonço imxonan: inekler mısır koçanının
yapraklarını yiyorlar. 2.
vi. kurumuş yaprak.
- çonguri
bir Laz halk müziği çalgısı.
- çonxola
arş.
gırtlak.
- çorçi
arş.,
subuka, msubuki ark. hafif. çorçi
dişüa:
hafif odun.
- çosûa
ark.
kötü niyetli.
- çosûe
atn.,
çostra arş.,
ürosta
ark.
daire biçiminde kalın bileği
taşı. çoste te
arguni dolasûu:
çoste ile baltayı biledi. çostra,
kroste (<rum. lestra)
- çuça
oğağu ark.
1. fındık
salkımının kurumuş yapraklarını,
fındık tanesi bulmak amacıyla karıştırmak.
2. Not. avare insanlara
söylenen bir söz: “otur fındık yapraklarını
karıştır ki belki fındık bulursun”.
- çuçuna
ark.
ılık. çuçuna wüari:
ılık su.
- çulturi,
xaçka kültür. çulturi
var uğuran: kültürleri yok, kültürsüzler. 3ad.
xaçka.
- çuneri
xp.,
purcineri atn., prucineri ark.
pörsümüş, pörsük.
- Çuntu,
çonto atn., kyuntu xp.
hantal, ağır ve yavaş hareket eden.
- çurdina
yenmeyen zehirli bir deniz balığı.
- çuri
dişilik organı, vajina, am.
E uri uri/üurtas
doloâin
çuri:
- çurumôi
ark.
3ad. üuüunéi
DİDİ LAZURİ NENAPUNA |
|
Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük
Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...
25 Bin Lazca kelime
Binlerce deyim ve atasözü
Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
ISBN: 978-975-9187-40-8 Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
|
[Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| |
|
|
|
|
|