Bere oxorişi şana on.
Çocuk evin neşesidir.


Lazuri genelinde şuan 15 kişi online.
 
FORUM Eski Defter MOVIE FLASH KLIPLER Lazca Dil Kursu Ç' - Lazuri Nenapuna / Lazuri.Com



ÇEVİRİ
Türkçe'den Lazca'ya


Lazca Kurs
Lazuri Doviguram

Download / Yükle
Türkce Lazca Sözlük Programı Lazuri Font - Lazca yazı karakterleri
 

  Uyari: Bu sayfada Lazca sözcükler için "Alboni Font"(yazı karakteri) kullanılmıştır. "Windows \ Fonts" dizininde Alboni Font olmayanlar karakterleri yanlış görecektir. Bunun olmaması için Windows\Fonts dizinine [Alboni Font'u buradan yükleyebilirsiniz]. Ayrıntılı bilgi için Lazuri Font ya da LazuriPC sayfamızı okuyunuz.

 



(sözcükler yayınlanan ilk sözlüktendir)

Nenapuna/Sözlük info:
İsmail Bucaklişi: bucakli@hotmail.com
İrfan Aleksiva: aleksivatlk@hotmail.com

  • öaba, öabaka vi., öeba atn. salkım. a öaba urâeni: bir salkım üzüm. urâeni öaba: üzüm salkımı.
  • öabu atn., oöabule ark. 1. bazı ağaçların gövdesinde ve dallarında yetişen, yapışkan taneleri olan bir bitki. mcumori m3xulis öabu dinçanu. sirke armudunda “öabu” oluştu, bitti. 2. yapışkan, yapıştırıcı.
  • öaci, möaci 1. sinek. möacik nom3xu: sinek ısırdı. 2. Iskambilde sinek, ispati.
  • öaöa posa, bir şeyin suyu çıkarıldıktan sonra geriye kalan katı kısmı. urâeni öaöa. üzüm posası, üzümün suyu çıkarıldıktan sonra geriye kalan katı kısmı. lobya öaöa. fasülyenin katı kısmı.
  • öaöaxi, öoöoxi atn., öanöaxi ark. çamur deryası, bataklık. öaöaxepunas kodolovoli: bataklığa düştüm.
  • öaderi atn., öüaderi ark. 1. çakılmış, çakılı. pi3arişi öaderi: tahtadan çakılmış. 2. yaratılmış. ğormoûişi öaderi: tanrı tarafından yaratılmış.
  • öağani, öağana yengeç. öiğonas öağana te var golilven: öiğona’da yengeçten geçilmiyor.
  • öaxala atn. çaxala ark. 1. ark. turşu. 2. atn. karalahana yapraklarının sıcak suda haşlanmasından sonra iç yağı katılarak yapılan lahna yemeği.
  • öaxureci iri taneli bir erik türü.
  • öaüaûura vi. kalas ve bayağı taşla işlenmiş duvar, ev vs. öaüaûura oxori. kalas ve çamurla inşa edilmiş ev.
  • öaüöirina çakşır. öaüöirina komoydu: çakşır giydi.
  • öaüli atn., öaüla ark. çıra ateşi, meşale. zuğa öaülite otanaman. denizi meşale ile aydınlatıyorlar.
  • öala vi., oruba atn. dere. öalas çxomi öopums: derede balık yakalıyor.
  • öalimbi atn., öalimi ark. kırmızı renkli bir toprak türü. yapışkan ve sert olur. öalimbi leûa/leûa öalimi.
  • öameûi atn., velen3a ark. kıyâmet. ma bğuras wulu öameûi cexûasere: ben ölünce küçük kıyâmet kopacak.
  • öami, nöami 1. ilaç. tis uni moşomixtais öami pşum do golomiğams/golomilams: baş ağrısı geldiğinde ilaç içiyorum ve geçiyor. nciriş nöami: uyku ilacı. 2. vi. yoğurt mayası. mevaperi nöami var miğunan: elimizde yoğurt mayası kalmadı. 3. zararlı hayvanları zehirlemek için kullanılan ilaç. mtugi öami: fare zehiri, fare ilacı.
  • öamoni, nöamoni 1. ilaçlı. 2. içine yoğurt mayası atılmış olan, mayalı.
  • nciriş nöami uyku ilacı. amuk (oxorcak) nciriş nöami koxuktaps, mtelli kodvancienan: bu (kadın) uyku ilacı katıyor, hepsinin uykusu geliyor.
  • öanöaxi, öaöaxi atn., öonöoxi ark. çamur deryası, bataklık. opşa möimu, gzalepe öanöaxi divu: çok yağmur yağdığından yollar çamur oldu.
  • öanöurina, layöi öanöurina atn., öuruli arş., üiri, coğormşüiri xp. baştan kara, uzun kuyruklu baştan kara (kuş).
  • öanda, caralva 1. davet, ziyafet. 2. düğün. amseri öanda miğunan: davetimiz var. öandaşa micoxes: bizi düğüne çağırdılar.
  • öangi ark. köpek ve kedi gibi hayvanların pençesi. coğori öangi: köpek pençesi.
  • öapöaôara, waôwaôara atn. 1. tetik çekildiğinde kapsülü patlatmayan tüfek. 2. mec. işe yaramaz kişi ya da alet. öapöaôara üoçi: işe yaramaz adam.
  • öarambulya atn., öereleri vi., nöeremuli xp. farklı renklerden oluşan, çok renkli; alaca. öarambulya korme: tüylerinde değişik renkler bulunan tavuk.
  • öarga bir kuş türü.
  • öarma atn., maröa vi., xarga düzenli olarak üst üste konulmuş odun yığını. jur üulaci dişüa öarma cosvarun: iki kulaç odun sıralanmış.
  • öe, öo hey, bir hitabet biçimidir. öe biöi! hey delikanlı.
  • öeba atn., öaba vi., öabala xp. salkım. a öeba urâeni meôwili: bir salkım üzüm kopardım.
  • öebiöi 1. bücür, cüce, gelişememiş, ufak tefek. 2. bir yaşındaki dişi keçi.
  • öeöe atn., ôeöe vi., mec. çok konuşan, ağzı kalabalık. öeöe badi. çok konuşan ihtiyar adam.
  • öexni, öeşni ilk tadım. wo ti mbulişi öexni doôi: bu yıl da kirazı ilk olarak tattım.
  • öeüobalu atn., eüobalu ark. 1. ardından dökmek, arkasına dökmek. ari öeüobams: ardından su döküyor.
  • öeüobalu atn., eüobalu ark. 2. arkasına takmak. sûiribina üaôulas koöeüibu. zembili arkasına taktı. 3. mec. takılmak, asılmak, rahatsız etmek. bozomotalepes opşa öeüvaben. kızlara çok takılıyor.
  • öeüobazgu atn., eüobaâgu ark. arkasına basmak, arkasından basmak. modvalas koöeüobazgu. ayakkabısının arkasına bastı.
  • öeüobgareri atn., eüobgareri ark. arkasından ağlamış durumda.
  • öeüobgaru atn., eüobgaru ark. arkasından ağlamak. beremuşis öeüvabgas: çocuğunun arkasından ağlıyor.
  • öeüoçitu atn. 1. kıl payı kurtulmak, son anda kurtulmak. ham belaşe ti koöeüovuçitit. bu beladan da son anda kurtulduk.
  • öeüoçitu atn., eüoçitu ark. 2. arkasından yarmak.
  • öeüoöapxu atn. 1. arkasından, ucundan vurmak, çarpmak. 2. mec. kıl payı vurmak, son anda vurmak, son anda isabet etmek, vurmak. ôi içoduşe koöeüevuöapxit. bitmeden son anda işimizi gördük.
  • öeüoöordu atn., eüoöüodu ark. arkasından yırtılmak, yıpranmak. üuçxe modvala öeüuöordu: ayakkabısı arkasından yırtıldı.
  • öeüodagu atn., eüodagu ark. arkasından çentmek, arkasından/arkasını doğramak, kesmek. üudeli koöeüudagu: kuyruğunu kesti.
  • öeüodgalu atn. ucuna kurmak, kenarına kurmak, koymak. televuzi sûoli üilavis koöeüodgu: televizyonu masanın ucuna koydu.
  • öeüodvaleri atn. ucuna konulmuş, kenarına konulmuş. mxucis dudi öeüodvaleri kodosüudu: başını omzuna dayamış olarak kaldı.
  • öeüodvalu atn., eüodvalu ark. 1. Ucuna ya da kenarına, koymak. ûufeği penceres koöeüudu: tüfeği pencerenin ucuna koydu. 2. atn. bağlı kılmak, bağlı olmak. iri tevuli himuşi molvas öeüuzun. herşey onun gelmesine bağlı. iri tevuli cenöareris öeüuzun. herşey paraya bağlı. 3. atn., mec. dayatmak, tutturmak, işi zora sokmak. noğaşe vidare ya do koöeüudu: çarşıya gideceğim diye dayattı.
  • öeüogudelu atn. yükü yolun bir yerinde bırakıp ikinci bir yükü almak için geri dönmek. nçayi yuki meleşa koöeüigudeli do goykti. çay yükünü öteye kadar götürüp bırak ve ikinci bir yük için geri dön.
  • öeüoğuru atn., eüoğuru vi. 1. ardından ölmek, arkasından ölmek. ôaôumuşişi üaôulas koöeüoğuru: dedesinin ardından öldü. öeüoğurare. “peşinden öl” anlamında bir beddua. 2. ardından ya da uğrunda ölmek, bir şeye çok düşkün olmak. sifûeris koöeüoğuru: atmacanın uğruna canını verdiyor.
  • öeüoxaôaru atn., eüosinapu vi. arkadan konuşmak. igzaûesşa öeüoxaôaûu: yürürlerken arkadan konuşuyordu.
  • öeüoxedinu atn., eüoxedinu vi. ardında oturmak, ucuna oturmak, kenarına oturmak. perçe üilavis koöeüoxes: serende balkonunun ucuna oturuyor.
  • öeüoxosaru atn., eüoxosaru vi. arkadan, arkasına gözlemek, dikizlemek. üaôulaşe öeüoxosarams: arkadan gözlüyor.
  • öeüoxosüu atn., eüoxro3ku vi. ucunda gebermek, kenarında gebermek, ardında gebermek. mtugi neüna üilavis koöeüoxosüu: fare kapı ucunda, kenarında geberdi.
  • öeüoxunu atn., eüoxunu vi. ucuna oturmak, kenarına oturmak, ardına oturmak. üilavis koöeüoxedu: ucuna, kenarına oturdu.
  • öeüojvaûu atn., eüojvaûu vi. arkasına/arkasından çarpmak, vurmak. üoûulas biüa koöeüujvaûu: ensesine sopayı çarptı, vurdu. ara üaôulas koöeüomajvaûu: dalı sırtıma vurdu.
  • öeüoüilu atn., eüoilu vi. arkadan, arkasından vurmak. üaôulaşe koöeüoüilu: arkadan vurdu.
  • öeüom3xvala atn. sondan, ucundan yapılan ekleme.
  • öeüom3xvaleri atn., eüam3xveri vi. sondan, ucundan eklemeli, eklenmiş. öeüom3xvaleri a toyöi orûu: ucuna eklenmiş bir ipti.
  • öeüom3xvalu atn., eüam3xvalu vi. sondan, arkadan ya da ucundan eklemek. va einöas na hamu ti toüis koöeüum3xvit. yetmezse bunu da ipin ucundan, arkasından ekleyin.
  • öeüonçxvalu atn. peşine harcamak, yolunda harcamak. mosüudu ti himus koöeüevunçxvit. artanı da onun arkasından harcadık.
  • öeüonöuşinu atn., eüoöişinu vi. 1. arkasından yetiştirmek. üaôulaşe bere öekunöuşinu: arkasından çocuğu yetiştirdi. 2. arkasından uzanmak.
  • öeüonöuşu atn., eüoöişu ark. arkasından yetişmek. cantxozu do öeüonöu: peşinden koşarak yetişti.
  • öeüontxapu atn. ucundan, arkasından vurmak, çarpmak. nuüu sûolis koöeüvantxu: çenesini masanın ucuna vurdu, çarptı.
  • öeüorçalu atn., eüorçalu ark. 1.ardından sermek. 2. atn., mec. laf dokundurmak, sözlü olarak sataşmak. âirasere svas ôanda öeüorçams: gördüğü her yerde her zaman sözle sataşıyor.
  • öeüosüudu atn., eüoskidu ark. arta kalmak, geride kalmak. opşa var öeüosüudu: geride çok kalmadı.
  • öeüostvalu arkasından, sırtından kaymak. mturi üaôulaşe öeüosûu: kar sırtından, arkasından kaydı.
  • öeüosûulinu atn. arkasından, arkasını kaydırmak. öeüuâuûu svaşe öeüosûulinu: dayalı olduğu yerden kaydırdı.
  • öeüosvaru atn., eüosvaru ark. arkasına, ucuna art arda sıralamak, dizmek. dişüa yukepe nca aras koöeüosvaru: odun yükünü ağacın dalına dizdi.
  • öeüotoru atn., eüotoru ark. ardından çekmek, kenarından çekmek, ucundan çekmek, kendine doğru çekmek. berek nana muşis şüa wale öeüutoru: çocuk annesinin eteğini arkasından çekti.
  • öeüoûaxu atn. 1. ucundan, kenarından kırmak. üapçoni cari am3iüa öeüemiûaxi. hamsili ekmeğin ucundan biraz kır. 2. kırılmak. perçe öeüoûroxu: balkonun ucu kırıldı.
  • öeüoûoçu atn., eüoûüoçu ark. arkaya, arkasına, arkasından fırlatmak. kva koöeüoûu: arkasına taş fırlattı.
  • öeüoûrağodu atn. eüoûrağodu vi. arkasından şarkı söylemek. üaôulaşe öeüoûrağadoms. arkasından şarkı söylüyor.
  • öeüoûva3u atn., eüoûüva3u vi. 1. arkasından, arkasına vurmak, patlamak, çatlamak. mşüeri ara koöeüvaûva3u: kumar ağacının dalı arkadan vurdu, çarptı. 2. mec. son anda rastlamak.
  • öeüovalu atn., eüovalu ark. arkasından sallamak. üaôulaşe yaluği öeüuvalams: arkasından mendil sallıyor.
  • öeüovelu atn. arkasından kopmak, arkası düşmek. kudi öeüovelu: fesi arkasından düştü.
  • öeüoyoxeri atn., eüocoxeri ark. arkasından çağırarak. öeüoyoxeri öeüoyoxeri kogolaxûu: arkasından çağıra çağıra öteye doğru geçti.
  • öeüoyoxu atn., eüocoxu ark. arkasından çağırmak. öeüuyoxamûu: e cemili ela, makvali mekçare. ey cemil gel, sana yumurta vereceğim.
  • öeüoyonu atn., eüoyonu ark. uğurlamak, yolcu etmek. musafirepes öeüvayonit. misafirleri uğurladık, yolcu ettik.
  • öeüozdalu atn., eüozdalu ark. 1. ardından çekmek, arkadan çekmek. gamuluûaşa eüna öeüizdi: çıkarken kapıyı arkandan çek. 2. mec. geri durmak, geri adım atmak, çekinceli kalmak. belas kodoloûoçu do him öeüizdu: belaya düşürüp kendisi geri çekildi.
  • öeüowelimu atn., eüoomilu ark. ardından bakmak, arkaya ya da geriye doğru bakmak. üaôulamuşişe öeüovowerûi. arkasından bakıyordum. öeüiwerûu: arkasına bakıyordu.
  • öepri atn., üepri ark. kendir. avla süanis öepri megipinare. avluna kendir sereceğim.
  • öepxe ince, uzun çubuk. öepxe sûeri gunâe ore: çubuk gibi uzunsun.
  • öereli atn., öirili xp., öereleri ark. alacalı bulacalı. öereli porça: renkli gömlek.
  • öerxvi meg. damar.
  • öeri vi.,onöere ark., on3xodure atn. tavan.
  • öüabğalu atn., geşabğalu ark. içine, arasına dökmek.
  • öüabğeri atn., geşabğeri ark. içine, arasına dökülmüş. dişüa öüabğeri: ortasına, içine odun dökülmüş.
  • öüadgeri atn., geşadgeri ark. içine, arasına koyulmuş. daçxuris üuümina öüadgeri naşüu: ateşin içine güğümü bıraktı.
  • öüadginu atn., geşadginu ark. ortasında, merkezinde durdurmak. hiüu üoçişi oşüendas koöüadginu do naşüu: o kadar insanın ortasında durdurup bıraktı.
  • öüagutineri atn., geşadgitineri ark. ortasında durmuş halde.
  • öüagutinu atn., geşadgitinu ark. ortasında, merkezinde durmak. oxori oşüendas koöüagutu: evin ortasında durdu.
  • öüaxaşüu atn., geşaxaçku ark. Ortasına/arasına ekmek. lupe nçayi oşüendas koöüaxaşüu: lahanaları çayın içine ekti.
  • öüaûva3u atn., geşaûüva3u ark. arasına, ortasına düşmek, patlatmak.
  • öüavelu atn., geşolva ark. içine/ortasına/merkezine düşmek. daçxuris koöüavelu: ateşin içine düştü.
  • gelanwalu vi. 1. Bandırmak. kovali topris gelunwams do imxors: ekmeği bala bandırıp yiyor. 2. Banmak.
  • öibosan xp., sulifani atn. ağaç törpüsü. öibosani mu onu sapanca’s doviguri: “öibosani”nin ne olduğunu sapanca’da öğrendim.
  • öiöiülaneri, raferi atn., ncğimeri ark. buruşmak, kırışmak, kırıştırılmış, kırışmış, buruşturulmuş, buruşmuş. porça şüimi öiöiülaneri on/ ren: gömleğim kırışmış, kırıştırılmış haldedir.
  • öiöiüveri ark., wiwiüvari atn. aşırı tuzlu bir yiyecek. “öiöiüveri” yenerek yatılır. rüyada her kim “öiöiüveri” yiyen kişiye su verirse, halk inancına göre bu durumda; o kişi, suyu alanın kısmetidir.
  • öiöoleri ark. zorla, zorlayarak. öiöoleri öiöoleri doyu: zorla, zorlamayla, zorlayarak yaptı. nçayi üalatis öiöoleri dolobğams: çayı sepete zorlayarak, sıkıştırarak, tıka basa dolduruyor.
  • öiğona, öağana 1. yengeç. xes öiğona komvadu: eline yengeç geldi. 2. atina’da (pazar) bir yer adı. ezebula şüimişi öiğona livadi. ezebula’nın yengeçli tarlası.
  • öixoûüa arş., mxoyaûe ark., wimwimi atn. cimri, eli sıkı.
  • öilili xp. kemençe.
  • öimbai vi. 1. kişinin arkasına vurulan yumruk. öimbai mogiöüidare. arkana yumruk vuracağım. 2. handğa eüo yuki bzdiki öimbai momiöüodu.??
  • öimoşeri 1. eğrilmiş. öimoşeri toüi . eğrilmiş ip. 2. burkulmuş, burkuk. üuçxe öimoşeri miğun: ayağım burkuk durumda. 3. çarpık, eğri. öimoşeri dişka. çarpık/eğri odun.
  • öinüa ark. öiüa 1. cin. öinüa karmaûepes süudun. cinler değirmenlerde yaşarlar. 2. peri.
  • öiröir xp. kırmızı alınlı iskete kuşu.
  • öirderi atn., briweri, üareri xp. yırtık, yırtılmış. öirderi wendeöi moâun: yırtık çorap giymiş.
  • öirili ark., civane xp. 1. iskete kuşu. 2. mec. cılız, zayıf, ufak tefek.
  • öirûöirûi, sviwili xp., wiôwiôili vi. benekli sinek kapan kuşu.
  • öüomeri ark., şüomeri atn.yenilmiş, yenmiş. gyari öüomeri: yemek yemiş.
  • öüaderi ark., öaderi atn. 1. yaratılmış, yaratık. ğormoûişi öaderi: tanrının yarattığı. 2. benzer. baba muş diöüadu: babasına benzedi. 3. çakılmış. üuli doöadu: iskemle çaktı.
  • öüemi xp., tasi, ntasi tohum.
  • öüideri ark. öirderi atn. yırtık, yırtılmış. öirderi porça. yırtık gömlek.
  • öüinûi xp. 3ad. nöolo.
  • öüondideli meg. 1. büyük meşe ağacı. 2. Megreller’de başpiskopos.
  • öüoni üiti ark. baş parmak.
  • öüoni, möüoni ark., möoni atn. meşe. öüonis mundi nugurcoli(noz.! kıçını meşe ağacına sürt.
  • öüveri xp., nosoni xp. zeki. öüveri oxorca. zeki kadın.
  • nosoni atn., nosiyayi vi., öüveri xp. zeki, akıllı.
  • öo, öe (erkekler için) seslenme, hey. öe biöi. hey delikanlı.
  • öoöoxepuna atn., öanöaxepuna xp. bataklık. öoöoxepunas kodololu: bataklığa düştü.
  • öoxöoxi atn., öuüöuüi xp. toygar kuşunun bir türü.
  • öoperi, nöoperi tutulmuş, yakalanmış, tutsak, esir. öoperi üinçi sûeri: tutulmuş, yakalanmış kuş gibi.
  • öoröi arş. 3ad. onövetela.
  • öubri vi., atn., öubui xp. öuvri arş. kestane. öubri oüorobu ora komoxûu: kestane toplama zamanı geldi.
  • öuöe, öiöa xp., üvaci vi., vaci arş., üaüali atn. Testis, taşak.
  • öuöuli, öuöu, wiôili, vi., ôuliwa, ôulina atn. civciv.
  • öuöuûa, öuöuûi ark., wuôuûi xp., wuluûina atn. küçücük. Beres öuöuûa üuçxepe uğun: çocuğun küçücük ayakları var.
  • öuxneri, wuxneri atn. yanmış.
  • öuxûi ôuxûi atn. 1. yanmış, yanık. 2. mec. eziyet görmüş, iyi gün görememiş. öuxûi ôuxûi kogolaxûu ndğalepe şüimi. iyi gün görmeden hep zorluklarla geçti günlerim.
  • öuüani atn. küçük kazan. öuüanis mjalva dolobun: küçük kazanda süt var.
  • öuüöuüi xp., öoxöoxi atn. toygar kuşunun bir türü.
  • öuüi ark., öuröi atn., üardala xp. kazan. a öuüi malezi: bir kazan dolusu bulamaç.
  • öulu ark. çubuk; fındık, kızılağaç vb. ağaçların filizlerinin ya da ince dallarının yapraklarının sıyrılması ile elde edilen uzun, nispeten ince, yaş çubuk.
  • öumandeli xp., öumanişe atn. sabahleyin. öumandeli moviselas si gâirem: sabahleyin kalktığımda seni görüyorum.
  • öumaneri 1. atn. sabahki. öumaneri cari: sabah kahvaltısı. öumanişe moviseli: sabahleyin kalktım. 2. vi. yarınki. öumaneri dulya. yarınki iş.
  • öumani 1. sabah. öumanişe mefûare. sabah geleceğim. 2. yarın. öuman iri ren süani. yarınlar, gelecek senin, senin olacak.
  • öume ark., oöume atn. yarın. öume yemas mefûare. yarın öğlen geleceğim.
  • öumegendğani, meûigendğani ark. den üç gün sonra. 3ad. meûigendğani.
  • öuröa atn., möuröa arş. zo. 1. çit kuşu, çalı kuşu. 2. ocr. Bu kuşun ötmesi kötü bir haber geleceği anşamındadır.
  • öuröaüvaci sabun otu.
  • öuröi atn., öuüi vi., üardala xp. kazan. öuröis mundi gamuûroxu: kazanın dibi koptu. a öuröi malezi pucis koüowudgu: bir kazan çorbayı ineğin önüne koydu.
  • öurna, öurina vi. 1. hurmanın kurumuş/kurutulmuş hali. 2. çok fazla bekletilmesinden dolayı içi pamuksu hal alan meyve, elma.
  • öurûila atn. buruşuk. ğolesûi öurûila. kahretsin(?) (tanrıya küfür olarak kabul edilir ve günah olduğu söylenir).
  • öurûineri atn. buruşuk. toli öurûineri: buruşuk gözlü. 3ad. oöurûinu.
  • öuruği atn., çuruği vi.(<tur. çürük), k3ala, möaci tuta, maraşina temmuz ayı. Rumi takvime göre temmuz 13, ağustoz 13 arası dönemdir.
  • öuruli arş., coğormşüiri,üiri xp., öanöurina, layöi öanöurina atn. baştan kara, uzun kuyruklu baştan kara.
  • öuûa, öiûa ark., wuûa vi., wulu atn. küçük. öuûa mskibu: küçük değirmen. öuta bozo. küçük kız.
  • övaüna vi. 1. bodur, fazla büyümemiş. 2. güdük (insan için).
  • överi atn. yanık, yanmış. överi dişüa. yanmış odun. överi guri: yanık yürek.
  • övini, övina, övala acı (his). övini miğun: acım var.

 



(sözcükler yayınlanan ilk sözlüktendir)

Nenapuna/Sözlük info:
İsmail Bucaklişi: bucakli@hotmail.com
İrfan Aleksiva: aleksivatlk@hotmail.com





DİDİ LAZURİ NENAPUNA

Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük

Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...

  • 25 Bin Lazca kelime
  • Binlerce deyim ve atasözü
  • Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
  • Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
  • Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
  • 1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
  • Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
  • ISBN: 978-975-9187-40-8
  • Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
  • Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
  • E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
  • [Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| 


    Droepe/Mevsimler
    Pukrinora - İlkbahar
    Monöinora - Yaz
    Stveli - Sonbahar
    İnuva - Kış
    Tutape / Aylar
    Wanagani - Ocak
    Üundura - Şubat
    Marûi - Mart
    Aôrili - Nisan
    Maisi - Mayıs
    Mbulora - Haziran
    Kéala - Temmuz
    Mariaşina - Ağustos
    Çxalva - Eylül
    Guma - Ekim
    Wilva - Kasım
    Xrisûana - Aralı
    Ndğalepe/Günler
    Tutaçxa - Pazartesi
    İüinaçxa - Salı
    Cumaçxa - Çarşamba
    Çaçxa - Perşembe
    Ôarasüe - Cuma
    Sabaûoni - Cumartesi
    Mjaçxa - Pazar
    Oüoreéxu/Rakam

    1 ar
    2 jur
    3 sum
    4 otxo
    5 xut
    6 aşi
    7 şüit
    8 ovro
    9 nçxoro
    10 vit
    11 viûvar
    12 viûojur
    13 viûosum
    14 viûotxo
    15 viûoxut
    16 viûvaşi
    17 viûüit
    18 viûovro
    19 viûonçxoro
    20 eçi
    21 eçidoar
    30 eçidovit
    40 jurneçi
    50 jurneçidovit
    60 sumeneçi
    70 sumeneçidovit
    80 otxoneçi
    90 otxeneçidovit
    100 oşi
    101 oşidoar
    500 xuûoşi
    1000 şilya / viûoşi

    Not:Bu bölüm hazırlanırken Nananena`dan yararlanılmıştır.
    Lazca`da 10`dan sonraki sayılar söylenirken do (ve) kullanılır.
    Örneğin 11,Lazca`da 10 ve 1 şeklinde söylenir.
    10`nun 100`e kadar olan katmanları (20 hariç) 20 ve 10 kullanılarak söylenir.
    Örneğin 30, Lazca`da 20 ve 10, olarak ifade edilir.
    Bu bağlamda do (ve) bir toplama işleminin işaretidir.
    (Kaynak:Mjora ilk sayı 78.sayfa)


    Domkulape/Kısaltmalar
    ağn.: ağani: yeni türetilmiş kelime.
    anw.: anwala: argo.
    bot.: Bitkilerle ilgili
    cx.: coxo: isim
    dnot.: didinotkvame: atasözü (MSKVANOZİTA)
    dut.: dutxe: dutxe Lazcası.
    geg.: megreluri: megrelya/megrelce.
    gln.: galeni: yabancı kökenli sözcük.
    gyu.: gyulva: batı
    kay.: kaynak.
    kor.: korturi: gürcüce.
    lat.: latinuri: latince.
    lô.: Lazuri Ôaramitepe.
    mçm.: meoçama: beddua.
    not.: notkvame: deyim.
    noz.: noziûa: yaygınlığı olan kalıplaşmış söz.
    ocr.: ocera: halk inancı.
    ogr.: ogoru: küfür, sövgü.
    ox.: oxvamu: dua
    sf.: sıfat
    vi.: vija: çamlıhemşin.
    xi.: xinapa: fiil, eylem
    yul.: Yulva: doğu
    zo.: Zooloji: Hayvanlarla ilgili
    éad.: 3adit: bakınız, kontrol ediniz.

     
       

       

     
    Copyright © 2002-2011 Lazuri.Com | Telif Hakları saklıdır.