
- öaba,
öabaka
vi.,
öeba
atn.
salkım. a öaba
urâeni:
bir salkım üzüm. urâeni
öaba:
üzüm salkımı.
- öabu
atn.,
oöabule
ark. 1.
bazı ağaçların gövdesinde ve dallarında yetişen,
yapışkan taneleri olan bir bitki. mcumori m3xulis öabu
dinçanu. sirke armudunda “öabu”
oluştu, bitti. 2. yapışkan, yapıştırıcı.
- öaci,
möaci
1. sinek. möacik
nom3xu: sinek ısırdı.
2. Iskambilde sinek, ispati.
- öaöa
posa, bir şeyin suyu çıkarıldıktan
sonra geriye kalan katı kısmı. urâeni
öaöa.
üzüm posası, üzümün suyu çıkarıldıktan sonra
geriye kalan katı kısmı. lobya öaöa.
fasülyenin katı kısmı.
- öaöaxi,
öoöoxi
atn.,
öanöaxi
ark.
çamur deryası, bataklık.
öaöaxepunas
kodolovoli: bataklığa düştüm.
- öaderi
atn.,
öüaderi ark. 1. çakılmış, çakılı. pi3arişi öaderi:
tahtadan çakılmış. 2.
yaratılmış. ğormoûişi
öaderi:
tanrı tarafından yaratılmış.
- öağani,
öağana
yengeç. öiğonas
öağana
te var golilven: öiğona’da yengeçten geçilmiyor.
- öaxala
atn.
çaxala ark.
1. ark.
turşu. 2. atn. karalahana yapraklarının sıcak suda haşlanmasından
sonra iç yağı katılarak yapılan lahna yemeği.
- öaxureci
iri taneli bir erik türü.
- öaüaûura
vi.
kalas ve bayağı taşla işlenmiş duvar,
ev vs. öaüaûura
oxori. kalas ve çamurla inşa edilmiş
ev.
- öaüöirina
çakşır. öaüöirina
komoydu: çakşır
giydi.
- öaüli
atn.,
öaüla
ark.
çıra ateşi, meşale.
zuğa öaülite
otanaman. denizi meşale ile aydınlatıyorlar.
- öala
vi.,
oruba atn. dere. öalas
çxomi öopums:
derede balık yakalıyor.
- öalimbi
atn.,
öalimi
ark.
kırmızı renkli bir toprak
türü. yapışkan ve sert olur. öalimbi
leûa/leûa
öalimi.
- öameûi
atn., velen3a
ark. kıyâmet. ma bğuras
wulu
öameûi
cexûasere:
ben ölünce küçük kıyâmet kopacak.
- öami,
nöami
1. ilaç.
tis wüuni
moşomixtais öami
pşum do golomiğams/golomilams: baş
ağrısı geldiğinde ilaç içiyorum ve geçiyor.
nciriş nöami:
uyku ilacı. 2. vi. yoğurt mayası.
mevaperi nöami
var miğunan: elimizde yoğurt
mayası kalmadı. 3. zararlı hayvanları zehirlemek
için kullanılan ilaç.
mtugi öami:
fare zehiri, fare ilacı.
- öamoni,
nöamoni
1.
ilaçlı. 2. içine yoğurt mayası atılmış
olan, mayalı.
- nciriş
nöami
uyku ilacı.
amuk (oxorcak) nciriş nöami
koxuktaps, mtelli kodvancienan: bu
(kadın) uyku ilacı katıyor, hepsinin uykusu geliyor.
- öanöaxi,
öaöaxi
atn.,
öonöoxi
ark.
çamur deryası, bataklık. opşa
möimu,
gzalepe öanöaxi
divu: çok yağmur yağdığından
yollar çamur oldu.
- öanöurina,
layöi
öanöurina
atn., öuruli
arş., mşüiri,
coğormşüiri
xp. baştan kara, uzun kuyruklu
baştan kara (kuş).
- öanda,
caralva 1. davet, ziyafet.
2. düğün. amseri öanda
miğunan: davetimiz var. öandaşa
micoxes: bizi düğüne çağırdılar.
- öangi
ark.
köpek ve kedi gibi hayvanların pençesi. coğori
öangi:
köpek pençesi.
- öapöaôara,
waôwaôara
atn.
1. tetik çekildiğinde kapsülü
patlatmayan tüfek. 2. mec. işe yaramaz
kişi ya da alet. öapöaôara
üoçi:
işe yaramaz adam.
- öarambulya
atn.,
öereleri vi.,
nöeremuli
xp.
farklı renklerden oluşan,
çok renkli; alaca. öarambulya
korme: tüylerinde değişik
renkler bulunan tavuk.
- öarga
bir kuş türü.
- öarma
atn.,
maröa
vi., xarga
düzenli olarak üst üste konulmuş odun yığını.
jur üulaci
dişüa
öarma
cosvarun: iki kulaç odun sıralanmış.
- öe,
öo
hey, bir hitabet biçimidir. öe
biöi!
hey delikanlı.
- öeba
atn., öaba
vi.,
öabala
xp.
salkım. a öeba
urâeni
meôwili:
bir salkım üzüm kopardım.
- öebiöi
1. bücür, cüce, gelişememiş,
ufak tefek. 2. bir
yaşındaki dişi keçi.
- öeöe
atn.,
ôeöe
vi.,
mec.
çok konuşan, ağzı kalabalık.
öeöe
badi. çok konuşan ihtiyar adam.
- öexni,
öeşni
ilk tadım. wo
ti mbulişi öexni
doôi:
bu yıl da kirazı ilk olarak tattım.
- öeüobalu
atn.,
eüobalu
ark.
1. ardından dökmek,
arkasına dökmek. wüari
öeüobams:
ardından su döküyor.
- öeüobalu
atn.,
eüobalu
ark. 2.
arkasına takmak. sûiribina
üaôulas
koöeüibu.
zembili arkasına taktı. 3.
mec. takılmak,
asılmak, rahatsız etmek. bozomotalepes
opşa öeüvaben.
kızlara çok takılıyor.
- öeüobazgu
atn., eüobaâgu
ark.
arkasına basmak, arkasından basmak. modvalas
koöeüobazgu.
ayakkabısının arkasına bastı.
- öeüobgareri
atn.,
eüobgareri
ark.
arkasından ağlamış durumda.
- öeüobgaru
atn.,
eüobgaru
ark.
arkasından ağlamak. beremuşis öeüvabgas:
çocuğunun arkasından ağlıyor.
- öeüoçitu
atn.
1. kıl payı
kurtulmak, son anda kurtulmak. ham belaşe ti koöeüovuçitit.
bu beladan da son anda kurtulduk.
- öeüoçitu
atn.,
eüoçitu
ark. 2. arkasından yarmak.
- öeüoöapxu
atn.
1. arkasından,
ucundan vurmak, çarpmak. 2.
mec. kıl payı vurmak, son anda vurmak, son anda isabet etmek,
vurmak. ôi
içoduşe koöeüevuöapxit.
bitmeden son anda işimizi gördük.
- öeüoöordu
atn.,
eüoöüodu
ark.
arkasından yırtılmak, yıpranmak. üuçxe
modvala öeüuöordu:
ayakkabısı arkasından yırtıldı.
- öeüodagu
atn.,
eüodagu
ark.
arkasından çentmek, arkasından/arkasını doğramak,
kesmek. üudeli
koöeüudagu:
kuyruğunu kesti.
- öeüodgalu
atn.
ucuna kurmak, kenarına kurmak, koymak. televuzi sûoli
üilavis
koöeüodgu:
televizyonu masanın ucuna koydu.
- öeüodvaleri
atn.
ucuna konulmuş, kenarına konulmuş. mxucis
dudi öeüodvaleri
kodosüudu:
başını omzuna dayamış
olarak kaldı.
- öeüodvalu
atn.,
eüodvalu
ark.
1. Ucuna ya da kenarına,
koymak. ûufeği
penceres koöeüudu:
tüfeği pencerenin ucuna koydu.
2. atn.
bağlı kılmak, bağlı olmak. iri
tevuli himuşi molvas öeüuzun.
herşey onun gelmesine bağlı.
iri tevuli cenöareris
öeüuzun.
herşey paraya bağlı.
3. atn.,
mec. dayatmak, tutturmak, işi zora sokmak. noğaşe vidare ya do koöeüudu:
çarşıya gideceğim diye
dayattı.
- öeüogudelu
atn.
yükü yolun bir yerinde bırakıp ikinci bir yükü almak
için geri dönmek. nçayi yuki meleşa koöeüigudeli
do goykti. çay yükünü öteye kadar götürüp bırak ve ikinci
bir yük için geri dön.
- öeüoğuru
atn.,
eüoğuru
vi.
1.
ardından ölmek, arkasından ölmek. ôaôumuşişi
üaôulas
koöeüoğuru:
dedesinin ardından öldü. öeüoğurare.
“peşinden öl” anlamında bir beddua. 2.
ardından ya da uğrunda ölmek, bir şeye çok düşkün
olmak. sifûeris
koöeüoğuru:
atmacanın uğruna canını
verdiyor.
- öeüoxaôaru
atn.,
eüosinapu
vi.
arkadan konuşmak. igzaûesşa
öeüoxaôaûu:
yürürlerken arkadan konuşuyordu.
- öeüoxedinu
atn.,
eüoxedinu
vi.
ardında oturmak, ucuna oturmak, kenarına oturmak. perçe
üilavis
koöeüoxes:
serende balkonunun ucuna oturuyor.
- öeüoxosaru
atn.,
eüoxosaru
vi.
arkadan, arkasına gözlemek, dikizlemek. üaôulaşe
öeüoxosarams:
arkadan gözlüyor.
- öeüoxosüu
atn.,
eüoxro3ku
vi.
ucunda gebermek, kenarında gebermek, ardında gebermek.
mtugi neüna
üilavis
koöeüoxosüu: fare kapı ucunda, kenarında
geberdi.
- öeüoxunu
atn.,
eüoxunu
vi.
ucuna oturmak, kenarına oturmak, ardına oturmak. üilavis
koöeüoxedu:
ucuna, kenarına oturdu.
- öeüojvaûu
atn.,
eüojvaûu
vi.
arkasına/arkasından çarpmak, vurmak. üoûulas
biüa
koöeüujvaûu:
ensesine sopayı çarptı, vurdu.
ara üaôulas
koöeüomajvaûu:
dalı sırtıma vurdu.
- öeüoüilu
atn.,
eüoilu
vi.
arkadan, arkasından vurmak. üaôulaşe
koöeüoüilu:
arkadan vurdu.
- öeüom3xvala
atn.
sondan, ucundan yapılan ekleme.
- öeüom3xvaleri
atn.,
eüam3xveri
vi.
sondan, ucundan eklemeli, eklenmiş. öeüom3xvaleri
a toyöi
orûu:
ucuna eklenmiş bir ipti.
- öeüom3xvalu
atn.,
eüam3xvalu
vi.
sondan, arkadan ya da ucundan eklemek. va
einöas
na hamu ti toüis
koöeüum3xvit.
yetmezse bunu da ipin ucundan, arkasından
ekleyin.
- öeüonçxvalu
atn.
peşine harcamak, yolunda harcamak. mosüudu
ti himus koöeüevunçxvit.
artanı da onun arkasından harcadık.
- öeüonöuşinu
atn.,
eüoöişinu
vi.
1. arkasından
yetiştirmek. üaôulaşe
bere öekunöuşinu:
arkasından çocuğu yetiştirdi. 2.
arkasından uzanmak.
- öeüonöuşu
atn.,
eüoöişu
ark.
arkasından yetişmek. cantxozu do öeüonöuşu:
peşinden koşarak yetişti.
- öeüontxapu
atn.
ucundan, arkasından vurmak, çarpmak.
nuüu
sûolis
koöeüvantxu:
çenesini masanın ucuna vurdu,
çarptı.
- öeüorçalu
atn.,
eüorçalu
ark.
1.ardından sermek.
2.
atn., mec. laf dokundurmak,
sözlü olarak sataşmak. âirasere
svas ôanda
öeüorçams:
gördüğü her yerde her zaman sözle sataşıyor.
- öeüosüudu
atn.,
eüoskidu
ark.
arta kalmak, geride kalmak. opşa var öeüosüudu:
geride çok kalmadı.
- öeüostvalu
arkasından, sırtından
kaymak. mturi üaôulaşe
öeüosûu: kar sırtından,
arkasından kaydı.
- öeüosûulinu
atn.
arkasından, arkasını kaydırmak. öeüuâuûu
svaşe öeüosûulinu:
dayalı olduğu yerden kaydırdı.
- öeüosvaru
atn.,
eüosvaru
ark.
arkasına, ucuna art arda sıralamak, dizmek. dişüa
yukepe nca aras koöeüosvaru:
odun yükünü ağacın dalına dizdi.
- öeüotoru
atn.,
eüotoru
ark.
ardından çekmek, kenarından çekmek, ucundan çekmek,
kendine doğru çekmek. berek nana muşis şüa
wale
öeüutoru:
çocuk annesinin eteğini arkasından çekti.
- öeüoûaxu
atn.
1. ucundan, kenarından
kırmak. üapçoni
cari am3iüa
öeüemiûaxi.
hamsili ekmeğin ucundan biraz kır. 2. kırılmak. perçe öeüoûroxu:
balkonun ucu kırıldı.
- öeüoûoçu
atn.,
eüoûüoçu
ark.
arkaya, arkasına, arkasından fırlatmak. kva koöeüoûoçu:
arkasına taş fırlattı.
- öeüoûrağodu
atn.
eüoûrağodu
vi.
arkasından şarkı söylemek. üaôulaşe
öeüoûrağadoms.
arkasından şarkı söylüyor.
- öeüoûva3u
atn.,
eüoûüva3u
vi.
1. arkasından,
arkasına vurmak, patlamak, çatlamak. mşüeri
ara koöeüvaûva3u:
kumar ağacının dalı arkadan vurdu, çarptı.
2. mec.
son anda rastlamak.
- öeüovalu
atn.,
eüovalu
ark.
arkasından sallamak. üaôulaşe
yaluği öeüuvalams:
arkasından mendil sallıyor.
- öeüovelu
atn.
arkasından kopmak, arkası düşmek. kudi öeüovelu:
fesi arkasından düştü.
- öeüoyoxeri
atn.,
eüocoxeri
ark.
arkasından çağırarak. öeüoyoxeri
öeüoyoxeri
kogolaxûu:
arkasından çağıra çağıra
öteye doğru geçti.
- öeüoyoxu
atn.,
eüocoxu
ark.
arkasından çağırmak. öeüuyoxamûu:
e cemili ela, makvali mekçare. ey cemil
gel, sana yumurta vereceğim.
- öeüoyonu
atn.,
eüoyonu
ark.
uğurlamak, yolcu etmek. musafirepes
öeüvayonit.
misafirleri uğurladık, yolcu ettik.
- öeüozdalu
atn.,
eüozdalu
ark.
1. ardından çekmek,
arkadan çekmek. gamuluûaşa
eüna
öeüizdi:
çıkarken kapıyı arkandan
çek. 2. mec.
geri durmak, geri adım atmak, çekinceli kalmak. belas
kodoloûoçu
do him öeüizdu:
belaya düşürüp kendisi geri çekildi.
- öeüowelimu
atn.,
eüowüomilu
ark.
ardından bakmak, arkaya ya da geriye doğru bakmak. üaôulamuşişe
öeüovowerûi.
arkasından bakıyordum. öeüiwerûu:
arkasına bakıyordu.
- öepri
atn.,
üepri ark. kendir. avla süanis
öepri
megipinare. avluna kendir sereceğim.
- öepxe
ince, uzun çubuk. öepxe
sûeri
gunâe
ore: çubuk gibi uzunsun.
- öereli
atn.,
öirili xp., öereleri
ark.
alacalı bulacalı. öereli
porça: renkli gömlek.
- öerxvi
meg. damar.
- öeri
vi.,onöere
ark., on3xodure atn.
tavan.
- öeşüabğalu
atn.,
geşabğalu ark.
içine, arasına dökmek.
- öeşüabğeri
atn.,
geşabğeri ark.
içine, arasına dökülmüş. dişüa
öeşüabğeri:
ortasına, içine odun dökülmüş.
- öeşüadgeri
atn.,
geşadgeri ark.
içine, arasına koyulmuş. daçxuris üuümina
öeşüadgeri
naşüu: ateşin içine güğümü
bıraktı.
- öeşüadginu
atn.,
geşadginu ark.
ortasında, merkezinde durdurmak. hiüu
üoçişi
oşüendas
koöeşüadginu
do naşüu:
o kadar insanın ortasında
durdurup bıraktı.
- öeşüagutineri
atn.,
geşadgitineri ark.
ortasında durmuş halde.
- öeşüagutinu
atn.,
geşadgitinu ark.
ortasında, merkezinde durmak. oxori oşüendas
koöeşüagutu:
evin ortasında durdu.
- öeşüaxaşüu
atn.,
geşaxaçku ark. Ortasına/arasına ekmek. lupe
nçayi oşüendas
koöeşüaxaşüu:
lahanaları çayın içine ekti.
- öeşüaûva3u
atn.,
geşaûüva3u
ark.
arasına, ortasına düşmek, patlatmak.
- öeşüavelu
atn.,
geşolva ark.
içine/ortasına/merkezine düşmek. daçxuris
koöeşüavelu:
ateşin içine düştü.
- gelanwalu
vi.
1. Bandırmak. kovali
topris gelunwams
do imxors: ekmeği bala bandırıp
yiyor. 2. Banmak.
- öibosan
xp.,
sulifani atn. ağaç törpüsü. öibosani
mu onu sapanca’s doviguri: “öibosani”nin
ne olduğunu sapanca’da öğrendim.
- öiöiülaneri,
raferi atn., ncğimeri ark. buruşmak,
kırışmak, kırıştırılmış,
kırışmış, buruşturulmuş, buruşmuş.
porça şüimi
öiöiülaneri
on/ ren: gömleğim
kırışmış, kırıştırılmış
haldedir.
- öiöiüveri
ark.,
wiwiüvari
atn.
aşırı tuzlu bir yiyecek.
“öiöiüveri”
yenerek yatılır. rüyada her kim “öiöiüveri”
yiyen kişiye su verirse, halk inancına göre bu durumda;
o kişi, suyu alanın kısmetidir.
- öiöoleri
ark.
zorla, zorlayarak. öiöoleri
öiöoleri
doyu: zorla, zorlamayla, zorlayarak
yaptı. nçayi üalatis
öiöoleri
dolobğams: çayı
sepete zorlayarak, sıkıştırarak, tıka
basa dolduruyor.
- öiğona,
öağana
1. yengeç. xes öiğona
komvadu: eline yengeç
geldi. 2. atina’da
(pazar) bir yer adı. ezebula şüimişi
öiğona
livadi. ezebula’nın yengeçli tarlası.
- öixoûüa
arş.,
mxoyaûe
ark.,
wimwimi
atn.
cimri, eli sıkı.
- öilili
xp.
kemençe.
- öimbai
vi.
1. kişinin arkasına vurulan
yumruk. öimbai
mogiöüidare.
arkana yumruk vuracağım.
2. handğa
eüo
yuki bzdiki öimbai
momiöüodu.??
- öimoşeri
1. eğrilmiş. öimoşeri
toüi
. eğrilmiş ip. 2.
burkulmuş, burkuk. üuçxe
öimoşeri
miğun: ayağım
burkuk durumda. 3. çarpık, eğri. öimoşeri
dişka. çarpık/eğri odun.
- öinüa
ark.
öiüa
1. cin. öinüa
karmaûepes
süudun.
cinler değirmenlerde yaşarlar. 2. peri.
- öiröir
xp. kırmızı alınlı
iskete kuşu.
- öirderi
atn.,
briweri,
üareri
xp.
yırtık, yırtılmış.
öirderi
wendeöi
moâun:
yırtık çorap giymiş.
- öirili
ark.,
civane xp. 1.
iskete kuşu. 2. mec. cılız,
zayıf, ufak tefek.
- öirûöirûi,
sviwili
xp.,
wiôwiôili
vi.
benekli sinek kapan kuşu.
- öüomeri
ark.,
şüomeri
atn.yenilmiş,
yenmiş. gyari öüomeri:
yemek yemiş.
- öüaderi
ark.,
öaderi atn. 1. yaratılmış, yaratık. ğormoûişi öaderi:
tanrının yarattığı. 2.
benzer. baba muş diöüadu:
babasına benzedi. 3.
çakılmış. üuli
doöadu:
iskemle çaktı.
- öüemi
xp.,
tasi, ntasi tohum.
- öüideri
ark.
öirderi
atn.
yırtık, yırtılmış. öirderi
porça. yırtık gömlek.
- öüinûi
xp.
3ad. nöolo.
- öüondideli
meg.
1.
büyük meşe ağacı. 2.
Megreller’de başpiskopos.
- öüoni
üiti
ark.
baş parmak.
- öüoni,
möüoni
ark.,
möoni
atn.
meşe. öüonis
mundi nugurcoli(noz.! kıçını
meşe ağacına sürt.
- öüveri
xp.,
nosoni xp. zeki. öüveri
oxorca. zeki kadın.
- nosoni
atn.,
nosiyayi
vi., öüveri
xp.
zeki, akıllı.
- öo,
öe
(erkekler için) seslenme, hey. öe biöi.
hey delikanlı.
- öoöoxepuna
atn.,
öanöaxepuna
xp.
bataklık. öoöoxepunas
kodololu: bataklığa
düştü.
- öoxöoxi
atn., öuüöuüi
xp.
toygar kuşunun bir türü.
- öoperi,
nöoperi
tutulmuş, yakalanmış,
tutsak, esir. öoperi
üinçi
sûeri: tutulmuş, yakalanmış
kuş gibi.
- öoröi
arş.
3ad. onövetela.
- öubri
vi.,
atn., öubui
xp. öuvri arş. kestane. öubri
oüorobu
ora komoxûu:
kestane toplama zamanı geldi.
- öuöe,
öiöa
xp.,
üvaci
vi.,
vaci arş., üaüali
atn.
Testis, taşak.
- öuöuli,
öuöu,
wiôili,
vi., ôuliwa,
ôulina
atn.
civciv.
- öuöuûa,
öuöuûi
ark.,
wuôuûi
xp.,
wuluûina
atn.
küçücük. Beres öuöuûa
üuçxepe
uğun: çocuğun küçücük ayakları
var.
- öuxneri,
wuxneri
atn.
yanmış.
- öuxûi
ôuxûi
atn.
1. yanmış, yanık. 2.
mec. eziyet görmüş,
iyi gün görememiş. öuxûi
ôuxûi
kogolaxûu
ndğalepe şüimi.
iyi gün görmeden hep zorluklarla geçti günlerim.
- öuüani
atn.
küçük kazan. öuüanis
mjalva dolobun: küçük kazanda süt var.
- öuüöuüi
xp.,
öoxöoxi
atn. toygar kuşunun
bir türü.
- öuüi
ark.,
öuröi
atn.,
üardala
xp. kazan. a
öuüi
malezi: bir kazan dolusu bulamaç.
- öulu
ark.
çubuk; fındık, kızılağaç vb. ağaçların
filizlerinin ya da ince dallarının yapraklarının
sıyrılması ile elde edilen uzun, nispeten ince,
yaş çubuk.
- öumandeli
xp.,
öumanişe
atn.
sabahleyin. öumandeli
moviselas si gâirem:
sabahleyin kalktığımda
seni görüyorum.
- öumaneri
1. atn. sabahki. öumaneri
cari: sabah kahvaltısı. öumanişe
moviseli: sabahleyin kalktım.
2. vi.
yarınki. öumaneri
dulya. yarınki iş.
- öumani
1. sabah. öumanişe
mefûare.
sabah geleceğim. 2.
yarın. öuman
iri ren süani.
yarınlar, gelecek senin, senin olacak.
- öume
ark.,
oöume
atn.
yarın. öume
yemas mefûare.
yarın öğlen geleceğim.
- öumegendğani,
meûigendğani
ark. den üç gün sonra.
3ad. meûigendğani.
- öuröa
atn., möuröa
arş. zo.
1. çit kuşu, çalı kuşu.
2. ocr. Bu kuşun
ötmesi kötü bir haber geleceği anşamındadır.
- öuröaüvaci
sabun otu.
- öuröi
atn.,
öuüi
vi., üardala
xp. kazan. öuröis
mundi gamuûroxu:
kazanın dibi koptu. a öuröi
malezi pucis koüowudgu:
bir kazan çorbayı ineğin önüne koydu.
- öurna,
öurina
vi.
1. hurmanın kurumuş/kurutulmuş
hali. 2. çok fazla
bekletilmesinden dolayı içi pamuksu hal alan meyve, elma.
- öurûila
atn.
buruşuk. ğolesûi
öurûila.
kahretsin(?) (tanrıya
küfür olarak kabul edilir ve günah olduğu söylenir).
- öurûineri
atn.
buruşuk. toli öurûineri:
buruşuk gözlü. 3ad.
oöurûinu.
- öuruği
atn.,
çuruği vi.(<tur.
çürük), k3ala, möaci
tuta, maraşina temmuz ayı.
Rumi takvime göre temmuz 13, ağustoz 13 arası dönemdir.
- öuruli
arş., coğormşüiri,
mşüiri
xp.,
öanöurina,
layöi
öanöurina
atn. baştan kara, uzun kuyruklu
baştan kara.
- öuûa,
öiûa
ark.,
wuûa
vi., wulu
atn. küçük. öuûa
mskibu: küçük değirmen.
öuta
bozo. küçük kız.
- övaüna
vi.
1. bodur, fazla büyümemiş.
2. güdük (insan için).
- överi
atn. yanık, yanmış.
överi
dişüa.
yanmış odun. överi
guri: yanık yürek.
- övini,
övina,
övala
acı (his). övini
miğun: acım var.
DİDİ LAZURİ NENAPUNA |
|
Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük
Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...
25 Bin Lazca kelime
Binlerce deyim ve atasözü
Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
ISBN: 978-975-9187-40-8 Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
|
[Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| |
|
|
|
|
|