
- ğaöüa
ark.,
ğaöa
atn.
kene.
- ğaöo
ark., ciceğeni
atn. çekirge kuşu.
- ğağili
ark.
bulanık, puslu (su için kullanılmaz). ğağili
maâiren.
bulanık görüyorum.
- ğala
ğula atn.
karışık, düzensiz. iri
tevuli ğala ğula diyu. herşey karmakarışık
oldu.
- ğala
ğula oyapu atn.
alt üst olmak, karmakarışık
olmak. dulyape ğala ğula domayu. işlerim alt üst
oldu.
- ğalacica
ark.
koltukaltı. ğalacica aâiren.
koltukaltı görünüyor.
- ğalacida
xp.
diz kapağının arkasındaki yumuşak bölge,
bacakta dizin arkasında kalan kısım.
- Ğalampa,
ğampa atn.,
ğampo ark., üoôeri
xp. cevizin yeşil dış
kabuğu.
- üoôeri
xp., ğalampa, ğampa atn., ğampo ark.
cevizin yeşil dış kabuğu.
- ğalamso
atn.,
ğaramso xp. ğramso
xp.
maydanoz bitkisi.
- ğali
ark. derenin küçüğü.
Berepek ğalis çxomi
öopuman:
çocuklar derede balık tutuyor.
- ğalizemsku
xp.,
wari
zemsüu
atn., wüazemsku
vi. dere kuşu.
- ğalôici,
ğaliôici
ark. dere ağzı.
- ğamadi
atn.
arı kovanının parçalarını birbirine bağlamaya
yarayan “u” biçimindeki demir çivi, kanca.
- ğampo
vi.
1. ağaç kabuğuyla
gövdesi arasında çürümeden dolayı oluşan boya.
2. cevizin yeşil
kabuğu. 3. ağaç boyası.
- ğanci
baldır. ~ geöveri:
1. baldırı yanık. 2. Not. Tembel, hamarat olmayan.
Ğanci geöveri
bozo: tembel kız. (açık ateşin
yakıldı otantik Laz evlerinde tembel kızlar sürekli
ateşin karşısında oturur böylece bacak-ön
kısmı kızarır yanardı.)
- ğara
atn.,
ğari vi., landi meg. gölge.
ğara muşis camûen.
gölgesinden sakınıyor.
- ğaras
cemûalu
atn. gölgesinden kaçmak,
sakınmak. şüurinate
ğara muşis camûen.
korkusundan gölgesinden sakınıyor,
kaçıyor.
- ğareri
1. çizilmiş, çizik.
2. vi.
karalanmış.
- ğarğa
xp.
bataklık tavuğu (bıldırcın kılavuzu).
- ğarğalida
atn.,
cerguli arş.
bademcik. ğarğalida kelvadu. bademcikleri çıktı.
- ğari
vi.,
ğara atn., landi meg. gölge.
- ğarnasûi
arş.,
ôaraske
ark.
doloni hafta.
- ğaşüeri
atn., ğareri
ark. karalanmış.
- ğavri,
üombo
atn. üobo vi. ham, olgunlaşmamış.
ğavri ombri: ham
erik, olgunlaşmamış erik.
- ğari
ark.
hayal. si
ğari gaâiyu
doren: sen hayal görmüşsün.
- ğayla
atn. 1. Gelincik. Ğayla
na süudun
svas mtuci var iyen: gelinciğin
yaşadığı yerde fare bulunmaz. 2. Mec.
cılız, zayıf. bere
şüimi
ğayla sûeri
kodosüudu:
çocuğum “ğayla gibi” zayıf,
cılız kaldı.
- ğayla,
mludi atn.,
âemuri
vi., âenuri
zoo. sincap.
- ğazi
xp.
yaşlı kadınların kollarına ya da boyunlarına
taktıkları bir tarafı kesik olan bilezik.
- ğawa
pawa
atn.
1. olur olmaz. ğawa
pawa
ixaôas:
olur olmaz konuşuyor. 2. saçma
sapan.
- ğawa
ôawa
oxaôaru
atn.
saçma sapan konuşmak, olur olmaz konuşmak. iri şüala
ğawa
ôawa
ixaôas:
herkesle saçma sapan konuşuyor.
- ğaweri
atn.
kazınmış. ûebi
ğaweri
ncalepe doxombes: kabuğu kazınmış
ağaçlar kurudular.
- ğeci
domuz, ğeci
monta. domuz yavrusu. 3ad. mtfila.
- ğeci
oyini vi.
bir çocuk oyunu.
ö
- ğeciüina
atn.
küçük domuz.
- ğefani,
refani atn., bu3xi tırmık. ğefanite pavri kosums: tırmıkla
yaprak süpürüyor.
- ğere,
ğera ardeşen’in ışıklı beldesinin
Lazca’daki adı.
- ğeri
1. mısır sapı. ğeri
tolis gvanamûu:
mısır sapı gözüne girdi.
2. Kibrit çöpü. A sum ğeri
komomçi: birkaç kibrit çöpü ver. 3. Saç teli. A
ğeri toma: bir tel saç.
- ğesi
atn.
yaşlı bir ağacın kuruması ya da dipten
kesilmesinden dolayı toprak üzerinde kalan büyük parça. bu
parça büyük ve geniş olur. kesilmesi ya da kullanılması
zordur.
- ğleôi
ark. lerwi
atn. 1. salya. coğorik
ğleôi
dobams: köpeğin ağzından
salya akıyor. 2. Kimi taşların üzerinde su ile
temas halinde olmasından ötürü oluşan salyamsı
ve kayganlı veren sıvı.
- ğnosi
xp., nosi atn.,
öüua
meg. akıl. ğnosi var uğun: aklı yok.
- ğoberi
çit. ğoberis celaxeûu:
çitin üzerinde oturuyordu.
- ğoberis
celabalu atn.,
not. iffetini kaybetmek.
- ğobği
ark. eski şeylerin
bulunduğu yer.
- ğoci
ark.
köşe. ğocis kelaxedu. köşeye oturdu.
- ğoüo
ark.,
mğoüo
atn.
suda yaşayan küçük bir böcek. yana doğru hareket eder.
- ğolesûi
Lazların çok tanrılı
dinsel inanışlarında bir tanrı adı.
- ğomalumci,
ğomamci ark., ğomalimci atn.
dün akşam, dün gece. ğoma
limci nak orûi?
dün akşam nerdeydin?
- ğoma,
mwea
atn. dün. ğoma
hek borûi.
dün ordaydım.
- ğomaneri,
ğomanuri dünkü. ğomaneri bere:
dünkü çocuk.
- ğomu,
ğomi akdarı ile yapılan bir yemek.
- ğonöüi
arş.,
xlunöüi
atn., ğronwüi
vi. 1.
arş. taşlık, kaya dibi. 2.
atn. iki boğaz
arası çukur yer. 3.
vi. güneş almayan,
çukur, köhne yer.
- ğorğela
atn.
iri yarı, büyük yapılı. ğorğela puci.
büyük yapılı inek.
- ğorğiöi
atn. taşla karışık.
ğorğiöi
leûa.
taşla karışık toprak.
- ğorğoci
kaz.
- ğorğori
arş.
çok yaşlı. e ğorğori üoçi,
bere nak oşüvi.
ey yaşlı adam, çocuğu nereye gönderdin.
- ğorma
1. mağara, in. mtutik
ğormas komeşaxtu: ayı mağarasına
girdi. 2. delik. wiwilaş
ğormas üuçxe
kogemadgu: yılan deliğine
ayağımı basabildim/koyabildim (istemeyerek, istem
dişi yapılan bir davranış).
- Ğormoûi
atn.,
ğormoti
ark., ğoronti
meg. Lazların
çok tanrılı dinsel inançlarında, yerlerin ve göklerin
yaratıcısı olarak kabul edilen tanrının
adı. Lazlar hıristiyan oldukları dönemlerde de
‘tanrı’ karşılığı olarak ğormoûi
sözcüğünü kullanmışlardır. ğormoûik
giskedinas (ox.): başın sağolsun.
ğormoûik
didi ndğa mekças (ox.): tanrı
uzun ömür versin.
- ğowo
vi., mğowwo
arş. karameşe ağacı.
- ğui
xp.
kuzgun kuşu.
- ğuli
1. arş.
yanlış. nana muşik
ğuli dusûuresau:
annesi yanlışını
düzeltti. 2. kem göz,
kötü göz. ğuli ğuli
dolomowes/dolomwües:
kem gözle bakıyor. 3.
ark. aksak, topallayarak. üuçxe
komobontxi, hawi
var gomalen, gobulur ğuli: ayağımı
çarptım, şimdi gezemiyorum, aksıyorum topallıyorum
4. vi. ucu baston tutamağına benzer şekilde eğri
çubuk ya da odun. Ha dişka öimoşeri
ren, ha dişka-ti ğuli. Bu odun çarpık, bu odununsa
ucu eğri.
- ğuntu
vi.
1.
kabarık tüyleri olan köpek. 2.
cins olarak ufak olmakla birlikte tombulca köpek. 3.
bir köpek adı. 4. mec. tombul (çocuk).
ğuntu steri bere:
“ğuntu” gibi tombul çocuk.
- ğunûu
arş.
su değirmenlerinde çark.
- ğura
do eçoroba atn.,
ğura do eöüvadala
vi.,
not. ölüm ve son. ğura
do eçoroba süani:
ölümün ve sonun.
- ğura
do enüaluri
atn.,
not. ölüm ve (ahirete) taşınma.
ğura do enüaluri
süani:
senin ölümün ve ahirete taşınman.
- ğura
ölüm. ğura
do eçoroba süani:
ölümün ve sonun.
- ğura
ûorini
golaçvalu arş.,
not.
ölüm korkusu yaşamak. ğura ûorini
kogolovuçvi:
ölüm korkusu yaşadım.
- ğuranöami
vi.
ölümü engelleyeceğine inanılan ilaç, ölümsüzlük ilacı.
- ğureri
ölmüş, ölü. ğureri
üoçi:
ölmüş adam.
- ğurineri
öldürülmüş, ölü. ğurineri
âires:
öldürülmüş olarak buldular.
- ğurni,
ğuni ark. 1. oluk. değirmende çarkın hızlı dönüşünü
sağlamak için basınçlı su sağlayan oluk. Basıncın
yüksek olması için eğimli bir zemin üzerinde inşa
edilir. Uzunluğu takriben 10 m’dir. Içi oyulmuş Karataşların
birleştirilmesi ile yapılır. bu oluğun ucunda
“sôina”
denen huni biçiminde bir araç bulunur. bu delikli tıpa sayesinde
sıkışan su basınçla çarka çarparak dönüşü
hızlandırır. karmaûe
ğurni: değirmenin oluğu.
2. Vurmalı bir Laz müziği enstrümanı; kara kovana
benzemektedir.
- ğurni,
ğuni atn., bogina,
m3ka vi., üarvani,
üavrani,
üodi
ark.
Arı kovanı, karakovan, petek.
3ipris ğuni cudgun:
gürgene kovan konulmuş.
- ğurâuli
zehir. ğurâuli
şüomare
(mçm.): zehir yiyesin. ğurâuli
to gayas (mçm): sana zehir olsun! ğurâuli
to şüoma
(mçm): zehir yiyesin!
- ğuveli
atn.
büyük (ot) bağı ya da yığını. ar
ğuveli nçala: büyükçe bir saman yığını.
- ğva
ark.,
loqa xp. yanak. möita
ğva: al yanak.
- ğvaüaüa
atn.
yeni doğmuş bebek.
- ğvambaru
kabakulak hastalığı.
- ğvamöita
ark.
1. al yanaklı. 2.
keten kuşu.
- ğvanöili
ark.,
minöa,
ğaminöa
atn.,
miöinöa
vi. siğil. xes ğvanöili
kelançanu: elinde siğil oluştu.
- ğvaôa
ark.,
lagodi atn.
danaburnu böceği. ğvaôate
ğaöo
öopuman:
danaburnu böceği ile örümcek kuşu
avlıyorlar.
- ğvardanisûi
ark.,
wurisûi
atn.
iğin melon kısmı. mxeni
parpas ğvardanisûi
uwumenan:
iğin melon kısmına ‘ğvardanisûi' denir.
- ğvari
1. ark. yağmurun bulanık akan suyu, selinti. ğvari gelooms: yağmur suyu akıyor. 2. xp. sel. ğvari
mulun: sel geliyor.
- ğvari
atn., şuvi ark. ıslak.
ğvari leûa:
ıslak toprak.
- ğvaroba
atn.
ıslaklık.
- ğvato
ark.
kalkana benzeyen, kuyruğu zehirli, derinde yaşayan bir
balık.
- ğvini şarap.
ğvini şums: şarap
içiyor.
DİDİ LAZURİ NENAPUNA |
|
Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük
Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...
25 Bin Lazca kelime
Binlerce deyim ve atasözü
Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
ISBN: 978-975-9187-40-8 Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
|
[Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| |
|
|
|
|
|