
- üabani
eğimli arazi, bayır.
- üace
xp. yüz sayısından
yukarı.
- üaçeri
atn.,
kaçeri ark. 1. Tutmuş, tutulmuş.
xes üaçeri
uğun: elinde tutmuş. 2.
tutarak. xe üaçeri
moviyoni: elini tutarak getirdim.
- üafri,
üarfi,
muxi (<mıh) çivi.
kuçxes üafri
gvamûu:
ayağına çivi battı.
- üafriwa
vi.,
ela3ona atn.,
firüeta
çengelli iğne.
- üafuli
arş.
yanlış.
- üaxi,
müaxi
atn.,
üinçüaxi
ark.
serçenin bir türü.
- üai
ark.,
vorsi atn., rossi, vrossi
arş. 1. iyi. üai
gurite biâirat:
iyi yürekle görüşelim. 2.
Kaliteli, nitelikli. üai
modvalu: kaliteli ayakkabı. 3. Sağlıklı, sıhhatlı. zabunobas
komuçitu, hawi
üai
ren: hastalıktan kurtuldu, o şimdi
sağlıklı. 4. Genel olarak olumluluk ifade eden
söz. üai
dulya: iyi iş.
- üai
ovapu ark., vorsi
oyapu atn. 1. İyi
olmak. üai
vore: iyiyim. 2. Kaliteli olmak, nitelikli olmak. üai
modvalu ren: kaliteli ayakkabıdır.
3. Sağlıklı
olmak, sıhhatlı olmak. Zabuni
var bore, üai
bore: hasta değilim, sağlıklıyım.
4. İyi olmak, kavgalı olmamak. Cuma
çkimi üala
üai
boret, var oüobobut:
erkek kardeşimle iyiyiz, kavga etmiyoruz.
- üai
dowonu
ark.,
xazi oyapu atn.
hoşuna gitmek, hoşlanmak, haz almak, hoşnut olmak,
sevinmek. lu oöüomu
dido üai
domawonu:
lahana yemek çok hoşuma gitti.
- üai
guroni iyi yürekli, iyi niyetli. A
üai
guroni cuma komiyonuûu:
iyi yürekli bir kardeşim vardı.
- üaixeşa
xp.
tamamen, tam olarak, iyicene.
üaixeşa
xura dibonu: iyicene vücudunu yıkadı.
üaixeşa
nusimini: iyicene dinle, can kulağı
ile dinle. üaixeşa
donöaru:
tamamen yazdı. üaixeşa
doçodinu: tamamen bitirdi.
- üaiüa
su değirmenlerinde, mısır taneciklerinin değirmen
taşının deliğine dökülmesini sağlayan
küçük oluk.
- üaüa
çocuk dilinde meyve (fındık,
ceviz vs.).
- üaüafi
atn.
kırağı. lu
pavrepe üaüafi
doüoru:
lahana yapraklarını kırağı vurdu.
- üaüala
atn.,
üaüali
ark. 1. tane. tolişi üaüala:
göz tanesi. txiri üaüala:
fındık tanesi. ar üaüala:
bir tane. 2. testis
yumurtalarından her biri. 3. Atn. testis, taşak.
- üaüala
üoşüobğalu
arş., not. âdaba uygun olmayan
şekilde, bacaklarını açıp yayılarak oturmak
(erkekler için).
- üaüalamûaxu
ark.,
maöabule
arş., ororemûaxu
atn.
kız böceği, yusufçuk böceği.
- üaüaloni
1. tanesi olan. 2.
fasülyeli kabak yemeği.
- üaüaloni
atn., üvaconi
ark. taşaklı.
- üaüina
kırmızı çamurdan yoğrularak
yapılan kap, çömlek.
- üala
1. yanında, ile
birlikte. neünaş
üala:
kapının yanında. nanaş
üala:
annenin yanında, anne ile. 2.
anında, o anda, gider gitmez, yapar yapmaz. “vidiş
üala”/
“muöo
vidi” kobâiri:
gider gitmez gördüm. “deviciniş
üala”/
“muöo
devicini” komevanciri: yatar yatmaz
uyudum.
- üala,
nüala
1. tepsiye benzer şekilde
içi oyulmuş taş tepsi.
- üalami
atn.
meyve fidanı aşılamada kullanılan dal parçası,
çelik.
- üalami
atn.,
onane
ark.
arıların oğul vermesi
sırasında ana arının içine yerleştirildiği,
yaklaşık bir karış uzunluğunda, hava
deliği bulunan kamıştan çubuk.
- üalandura
atn.,
üalamandura,
inüiôaz
ark.
kabız. üalandura
koduxedu. kabıza tutuldu.
- üalasaôi
tur.
bir armut türü.
- üalaşi
sıcak hava akımı/ rüzgârı.
- üalata
atn.
bir kumaş türü. uça üalata.
siyah bir kumaş.
- üalati
sepet. omçvere
~: un sepeti. Nispeten küçük olur. opavre
~ : yaprak sepeti, yaprak taşımak için kullanılan
sepet. Sepetlerin en büyüğüdür. 3ad. ûiüina.
- üale
atn.,
üele
vi. taraf, yön. gza üale/üele:
yol tarafı, yola doğru olan
kısım. nam üale?
ne tarafa, hangi tarafa/yöne. miş
üale
ore? kime/kimden tarafsın?
- üali
ark.
kendir, soğan gibi bitkilerin çiçeği. üepri üali.
kendir çiçeği. üromi
üali.
soğan çiçeği. siüali.
mısır çiçeği.
- üalivi
dört direk üzerine oturtulmuş kulübe.
- üalo,
noderi ark.,
meci atn., meji
arş. imece.
- üamöuôali
xp.,
üuüu
atn.,
oûobinuşi
arş.
saklambaç oyunu.
- üameri
atn.
göz kararı hesaplanmış.
- üami
atn.
göz kararı yapılan ölçü, ayar. karmaûes üami
komepçi. değirmene ayar verdim.
- üamüuli
atn.,
üanüuli
ark. 1.
ince bir sinek türü, yağmur sineği. 2.
atn. sinek.
- üamoûi
ark.
bir çeşit mobilya,
konsol.
- üamôara
atn., inöiri
xp. 1.
mürver ağacı. 2.
mürver ağacının içi boşaltılarak yapılan
bir oyuncak. 3. mec. , vi. Tabanca. Xelil
mu elegobun, so âiri
hem üamôara?
halil nedir o belindeki, nerden buldun
o tabancayı?
- üamôarona
atn. mürver ağacının
yetiştiği yer.
- üamwami
atn., wamwami,
wanwami
ark. kirpik. üamwamepe
kodvabğu. kirpikleri döküldü.
- üança
(<kanca) 1. askı.
üanças
foga kocelabu: askıya elbiseyi
astı. 2. mec.
zayıf, aksi.
- üanço
vi.
ağaç dallarının derinden
kesilmesi sonucu oluşan kesik izi. Aynı durum büyük
dallar üzerinde bulunan daha küçük dalların kesilmesi ile
de oluşur.
- üandeliwa
atn. 1.
kara kovanı oluşturan parçalardan her biri. 2.
yağ konan küp.
- üandğo
ark.,
üandğu
atn. çilek. üandğo
üorobums:
çilek topluyor. oncğorete üandğo
steri divu. utançtan kızardı, çilek gibi oldu.
- üaneri
oynatılmış, yerinden
oynatılmış, hareket ettirilmiş. muti muşi
üaneri
var vore. hiçbir şeyini yerinden oynatmış, kıpırdatmış,
hareket ettirmiş değilim.
- üanüubadi
arş. çocukların
bahçeye girmesini önlemek için uydurulan erkek öcü. Tis haşo
mwüuli,
gamabizer kudi na gyotun, kçe dolokuner, xepes na baston okaçun,
kçe didi pimpilon badi en- heşo miwumerûes
berobas: Başında sivri, üste doğru incelen şapka
örtünmüş, beyaz giysili, ellerinde baston bulunan, beyaz
büyük sakallı yaşlı bir adamdır- öyle söylerlerdi
çocukluğumuzda.
- üantxa
ark. Zoo. kafkas engereği,
hopa engereği. Batum ile Arhavi arasında yaşayan
zehirli bir yılandır.
- üanûari
vi., merwi
atn.,
şibi
1. kabağın gövdesi. 2. Kabak
iliği; Gövdeden ayrılarak uzayan dallar. feliş
üanûari:
kabağın iliği.
- üanâi
1. atn.
kütüklerin boyuna yarılması ile elde edilen kütük parçalarının
her biri; boyuna yarılmış kütük parçası. 2.
vi. kendir liflerinin
dirsekle el arasında sarılması ile yapılan
bağ.
- üanâi
oxinapu atn.
kütüğü dikine yarıp kalas haline getirmek.
- üan3xanaüa
ark., an3era atn., n3ela
arş., liüaba
yüksek kesimlerde yetişen ince,
nahoş ve siyah renkli meyvesi olan çalı türü bir bitki.
3ad. an3era.
- üaoba
docalu atn.,
not.
rahatlık batmak, rahatlığı
hazmedememek. üaoba
docu, var dvaxunen: rahatlık battı,
oturamıyor.
- üaoba
vi.,
xp., üayoba
atn.
1.
iyilik. üaobate
pskidat: iyilikle yaşayalım.
2. rahatlık. üaoba
svas ikomocu: rahat bir yere (bayanlar
için) evlendi.
- üaôaûela
atn., xorsa arş., do3onale
vi. salatalık çardağı.
- üaôeûi
ark. sert, sağlam,
dayanıklı.
- üaôineri
1. koşarak. üaôineri
kogolaxûu:
koşarak öteye geçti. 2.
koşmuş. opşa üaôineri
vore. çok koşmuş bir haldeyim.
- üaôiwi
atn. 1/8 kile’ye denk
düşen tahıl ölçü birimi. 3ad.
sumyayi; limsumi.
- üaôüaôi
ark.,
oburi atn. hortlak, hayalet. üaôüaôi
sûeri
oxorca: hortlak gibi kadın.
- üaôôi
arş., kaôi
ark.
kesildikten sonra filizlenmiş, kütleşmiş ağaç.
- üaôula
arka, sırt. germa üaôula.
dağın arkası.
- üarameûi
atn. dert, tasa. huşa
süani
üarameûi
golovuçvi: şimdiye kadar senin
derdini çektim.
- üarauli
bekçi.
- üaravi
xp. gemi, vapur. zoğas
na üoma
yextaps varşa üaravi
ren i? denizden duman yükseliyor yoksa
bu gemi midir?
- üarba
atn.
köklenmesi için ucu toprağa gömülen, kısa kesilmiş
dal parçası, çelik. luği
üarba:
toprağa gömülerek köklenmesi sağlanan
incir dalı, çeltik.
- üardala
xp.,
öuüi
ark.,
öuröi
atn.
kazan.
- üareri
ark.,
öirderi,
briweri
1. yırtık, yırtılmış.
2. sökülmüş, sökük (giysi).
- üarğana
xp. omlet. üarğana
vimxo. omlet yiyorum.
- üarüala
ark.,
orore atn., oriwa
arş.
süs kabağı. 3ad.
Ore.
- üarüiûexa
atn.
zayıf, cılız.
- üarmaxa
alabalık. öalas
üarmaxa
öopums:
derede alabalık tutuyor.
- üarûa
xp.,
üaûa
atn. her. üarûa
üoçi:
her adam.
- üarûoôili
(<lat.),
dixa markvali atn.,
dixa qoqore xp.
patates.
- üasma
gewüalu
not. 1. Ark.
zor bir sorunun üstesinden gelmek. 2. Vi.
biriyle yarışacak durumda olmak, aynı ayarda olmak.
Ma skan üala
üasma
var gemawüen:
ben seninle sidik yarıştıramam.
- üasôa
atn.,
üasma
ark.
ev dokumacılığında
kendir ipini sarmaya yarayan kasnak.
- üasûane
atn. (<lat.),
feli vi., ore
ark. bal kabağı.
üasûane
feli. kabağın bir parçası.
3ad. ore.
- üasûani
arş. insan pisliği.
(muûafi
köyünde).
- üaûa
atn.,
üarûa
ark.
her. üaûa
wana:
her yıl. üaûa
tuta: her ay. üaûa
üoçi:
her adam. üaûa
waneri:
her yılki. üaûa
ndğeri: her günlük.
- üaûağana
ark.
çene kısmı (büyük baş
hayvanlar için). üaûağana
oüogiwüare:
çeneni yırtacağım, ağzını
yırtacağım.
- üaûai
atn. herkes. üaûais
anöen
muşi komepçi. herkese payına düşeni verdim. üaûai
şüala
mo iwone.
herkesle muhatap olma.
- üaûapxa
ark.
üaûapxa
steri üoçi…
- üaûaûa
atn.
mucurum. üaûaûa
oncires ceâun:
mucurum yatakta yatıyor.
- üaûaûiri
atn. kapı eşiği.
üaûaûiris
cezgu: kapı eşiğine
sıçtı.
- üaûraôela
atn.
zayıf, cılız, mucurum.
- üaûu
bizi atn.
1. bir bitki türü.
2. kedinin penisi.
- üaûu
kedi. üaûu
nena: kedi dili. üaûu
kudeli. kedi kuyruğu. üaûu
xoderi sûeri:
mec. rezil olmuş
halde.
- üaûu
monta atn.,
üaûuş
motali ark.
kedi yavrusu.
- üaûu
nena yaprağı kedi diline
benzeyen bir bitki türü. nemli ortamlarda yetişir.
- üaûumûüori
ark.,
mûuri
üaûu
atn.
yaban kedisi.
- üaufüa
koli, karton kutu.
- üauxi
xp. kafaya örtünmek
amacıyla torba ya da benzeri bir şeyin ters çevrilmiş
hali. öuvali
gamaktapûes,
tis na moitvates, hemuz uwumelan
üauxi.
- üavuli
atn.
üauli
iddia. şüimi
şüala
üavuli
mot ikum: benimle iddiaya girme.
- üavulişe
molva atn.
iddiaya girmek. şüimi
şüala
mogaleni oûorinu
üavuli?
benimle osurma konusunda iddiaya girebilir
misin?
- üavuni
atn.
armut türü.
- üaybana,
anderi, termaşi
1. ölünün arkasında bıraktığı eşya,
tereke. 2. Mec.
sahipsiz şey. 3. uğursuz şey. 3ad.
Termaşi.
- üaixe
ark.,
m3xade gerçek, gerçekte var olan, hayal dünyasına dair
olmayan.
- üazi
xp.
baş örtüsü. (kay: xasan helimişi).
- üazonli
ark., üazoni
xp. geniş yol, şose yol.
- üawi
vi. tabak boyutlarında
ağaçtan oyma, 5-10 cm derinliğinde kap.
- üeüle
atn. uzun, eğri,
biçimsiz canlı.
- üeladi
ark., öiladi
atn.
ocaklık etrafında oturulan
yer.
- üele
atn.
1. çocuk dilinde inek.
2. inek çağırmada
kullanılan bir ünlem. moxûi
üele
üele!
gel inekçiğim gel.
- üele
vi.,
üale
atn.
3ad. üale.
- üençi
atn., üenöi
vi.
1. atn.
kristâl ya da katı haldeki parçacık. üençi
şeçeri: kristâl şeker. Mcumu üençi:
kristâl haldeki tuz parçası. 2.
vi. leriş üenöi:
“diş” sarmısak. üromiş
üenöi:
soğan kabuğu soyulduğunda
içinden çıkan parçaların her biri. 3. Vi. ar
üenöi
şekeri: bir tane “küp” şeker.
- üeprepuna
ark.,
öeôrepuna
atn.
kendir tarlası.
- üepri
ark., öepri
atn.
kendir. Avlas üepri
gupinams: kendir seriyor.
- üere
atn. her. miti
üere:
her kim. soti üere:
her nereye. muti
üere
i! her ne yaparsan yap!
- üeremuli
ark.,
ülemuri atn. eski Laz evlerinde açık
ateşte kazan vb. asmakta kullanılan çengelli demir zincir.
- üeresuli
ark. giresun ilinin
Lazca’ki adı.
- üeri
ark., öeri
atn.
arpa. üeri
möüudi:
arpa ekmeği.
- üerüela
atn. eğri büğrü,
biçimsiz, iki büklüm. üerüela
puci: eğri büğrü, iki büklüm
inek.
- üerüeli
atn.,
üirüeli,
üiüeli
ark. 1.
çember biçiminde, dairesel. arabaşi
üerüeli:
arabanın direksiyonu. 2.
simit. noğas üerüeli
gamaçaman: çarşıda simit
satıyorlar.
- üerüeûa
ark.,
üorüida
atn.,
üoröida
arş.
1. sert ve çetin ceviz. bu cevizi kırmak
ve içinden taneleri çıkarmak zordur. 2.
arş. memesi sert,
meme deliği ince, sağması zor inekler için kullanılan
bir tabir.
- üeti
xuôeri
ark. burmalı tatlısı
(yemek).
- üetişimosa
ark. atmaca yakalamaya
yarayan ve iki çubuk arasına gerilen ağ.
- üeûi
1. çubuk. 2.
oklava.
- üibiçuli
ark.
kupkuru.
- üibironi
xp., üibroni
1. dişli, dişi
olan. 2. dik kafalı,
sert. üibroni
nusa. sert ya da dik başlı gelin.
- üibri
oğvaöu
atn.,
not. birine diş bilemek. üibri
vuğvaöam:
ona diş biliyorum.
- üibri
oxiöiyu
ark. dişleri gıcırdatmak.
- üibri
vi.,
üibiri
xp.
diş. üibri
duk3u: dişi çürüdü. üibri
doüore3xapu:
dişini saydırdı. beres
üibri
gamvalen: çocuğun dişi çıkıyor.
üibri
eyuûroxu:
dişi kırıldı. üibris
kewvalu:
dişine (soğuk, sıcak
nedeniyle) ağrı girdi.
- üibri
wuna
atn.,
üibri
wüuni
ark.
diş ağrısı. Amseri
üibri
wunate
nciri var maxenu: diş ağrısından
uyuyamadım.
- üibruüa
atn. dişlek.
- üidi
ark., müudi
atn.,
üudi
xp. ağaçkakan.
- üifoli
ark.,
ôrifoli
arş., ôifoli
atn.
Tavuğun istenilen yere yumurtlamasını
sağlamak için o yere konulan yumurta ya da yumurtaya benzer
şey, fol.
- ôrifoli
arş. 3ad. üifoli.
- üiüeli,
üirüeli
ark., üerüeli
atn.
simit.
- üiüi
çocuk dilinde diş. beres üiüi
gamuxtams: çocuğun
dişi çıkıyor.
- üiüili
ark.
gaga, kuş gagası.
- üiüili
bunwi
arş. eğri
tutamacı olan baston.
- üiüili
elawamu
arş. çimlenmek,
filiz vermek. üiüili
eliwu:
(tohum) çimlendi.
- üiüili
ôakşi
vi., nuüuôakşi
atn., üibirğula
xp.
çapraz gaga kuşu.
- üiüina
arş.
1. çengel. üiüina
komoüuğu.
çengeli taktı. 2. Savaş. 3. Lazlarda savaş tanrısı.
- üiüinaçxa,
iüinaçxa
atn.,xp., taxaşxa
meg. salı günü. üiüinaçxas
mefûare.
salı günü geleceğim.
- üiüiwa,
üiüiliwa
atn.,
üirüola
ark. kıvırcık,
kıvrık, bukle. üiüiwa
toma: kıvırcık saç.
- üila
xp.,
üola
ark., nüola
atn.
kilit, anahtar. üilate
genüolu:
kilitle kilitledi.
- üila
xp.,
nüola
atn.
kilit, anahtar.
- üilavi
atn. 1. kenar, uç. üilavis
mo celagutu! kenarda durma! üilavi
meçamu. uç vermek, ucunu iyice keskinleştirmek. 2.
bir işin yapılması için duyulan isteğin derecesi.
- üimôiri
vi.
3ad.
üomôuri.
- üim3xuli,
üim3xuliüi
ark.,
3em3xuli atn. gürgen tohumu, gürgen yemişi. 3iprişe na dibğeûu
3em3xulepe ma ôüorobumûi:
gürgenden dökülen yemişleri ben
topluyordum.
- üinçi
vi.,
qvinçi
xp. kuş. üinçi
obğe. kuş yuvası.
- üinçiüali
atmacayı ağa çekmek için yem durumundaki kuşun
bağlanarak kondurulduğu yatay çubuk.
- üinçüaxi
ark.,
üaxi
atn. ispinoz kuşu.
- üinwili
atn., ülinwi,
ürinwi
ark. 1. arpa ve buğday gibi bitkilerin başaklarındaki iğneli
kısım. 2.
saman çöpü. 3. Klitoris, bızır. 4. Balık kılçığının
ana dalı üzerinde bulunan, sağa sola açılan birbirine
paralel uzantıların her biri. Mxaşi ürinwi:
kılçık uzantısı.
- üirüola
ark.,
üiüiliwa,
üiüiwa
atn. kıvırcık.
üirüola
tomoni: kıvırcık saçlı.
- üirüoleri
1. kıvrılmış,
kıvrık, kıvrım. üirüoleri
gza: kırvrım kıvrım
yol. 2. kıvrılarak.
wiwila
üiüoleri
üirüoleri
mulun: yılan kıvrıla kıvrıla geliyor.
- üirza
xp.
3ad. üorza.
- ondrewe
arş. 3ad. üorza.
- üirâili
ark.,
dirvana pon., möipeştoroci
xp.,
ûoroci
atn. gökçe güvercin, kaya güvercini,
üveyik kuşu.
- üitxeri
okumuş, aydın.
- üiti
parmak. üiti
nuûroxu:
parmağı kırıldı.
- üiûabozi
ark. kayıkları
karaya çekmek için kullanılan kalın halat.
- üiûari
ark. “üuüari’nin”
ucundaki eğik kısım; çengel.
- üiûo
1. Lazlarda bir şahıs
adı. 2. pazar’ın
noxlamsu (yavuz) köyünde bir yer adı.
- üivranwa
atn.
1. aksesuar. arabaşi
üivranwape
var içoden. arabanın aksesuarları bitmiyor. 2.
şatafatlı, gösterişli. 3.
fantastik.
- üiyiüva
xp.
arı kuşu.
- üizi
xp.,
üuzi
kaşık. üuzite
meçams şereôite
eöopums:
kaşıkla verip kepçe ile alıyor.
- üiwi,
üewi
mısır ekmeği pişirmek
için kullanılan taştan tepsi.
- ülantu,
ker3ela balık pulu.
- ülexura
ark.
sağı solu karıştıran, bir şeyler
bulmak için etrafı didikleyen ya da kurcalayan (çocuk). ülexura
bere: bir şeyler bulmak için etrafı
didikleyen çocuk.
- ülema
atn., üelema
vi.
1. Atn. üzerinde çok sayıda meyve bulunan küçük dal parçası,
meyve salkımı. a
ülema
m3xuli: bir salkım armut. 2. Sarmısak
için “diş”. Leri üelema:
bir “diş” sarmısak. 3. Xp.
kabak iliği, hıyar iliği. Qoqore
üelema:
kabak iliği. Şuüa
üelema:
hıyar iliği.
- ülemuri
atn.,
üeremuli
ark. eski Laz evlerinde
açık ateşte kazan vb. asmakta kullanılan çengelli
zincir.
- ülixa,
ülexa,
üalüiûexa
atn. zayıf, cılız.
ülixa
kodosüudu:
zayıf kaldı.
- ülima
ark. 1. ahının tutması. ülima
çkimi dağodu. ahım tuttu. 2.
arş. günâh.
- ülimeri
atn., ünimeri
ark.
1. tutmuş, tutunmuş halde.
xe ülimeri
gulun: elini tutmuş geziyor. 2. hastalık bulaşmış. msora ülimeri:
uyuz bulaşmış.
- ülimi
ülimi
golva atn.,
not.
telâş içinde dolaşmak. ülimi
ülimi
gulun: telâş içinde geziniyor.
- ülinçxi
atn.,
üinçxi ark. kendir sapı. ülinçxi
ğoberi: kendir sapı ile yapılmış
çit.
- ülinwi,
ürinwi
ark.,
üinwili
atn. 1.
arpa ve buğday gibi bitkilerin başaklarındaki iğneli
kısım. 2.
mec. klitoris, bızır.
3. saman çöpü.
- üloxo
1. anaç tavuğun
çıkardığı ses. 2.
anaç tavuk.
- üo
1. rica ve yalvarma bildiren ifadelerde
kullanılan sonek. komomçiüo.
versen, verseydin, ne olur ver.
- üo
2. keşke, yeterki. üo
moxteües
do muti var domaöeûu:
keşke gelselerde bana birşey
l lâzim değildi.
- üobala
ark. meyvelerin henüz
olgunlaşmadığı, ham olduğu dönem. uşüuri üobalapes
mot mewilum.
elmayı ham olduğu bir dönemde koparma.
- üobo
vi.,
ğavri, üombo
atn. ham, olgunlaşmamış
(meyve).
- üoçi
1. adam. si
üoçi
var ore! sen adam değilsin. 2.
insan. hiüu
üoçi
so orûu?
o kadar insan nerdeydi?
- üoçi
monta atn.,
üoçi
motali ark.
insan yavrusu, insanoğlu.
- üoçineburi
1. insanca, insanlara
özgü. 2. adamlara özgü.
- üoçinoba
insanlık. üoçinoba
çkar var uğun:
hiç insanlıktan nasibini almamış.
- üoda
1. arş. kalın tahta ile yapılan ara bölme. 2. atn. avlu, etraf, çevre.
3. xp. duvar.
- üoda
noşüeri
arş. şaşkınlık,
sitem bildiren bir tabir. sole mogalu, üoda
noşüeri: nasıl oldu da gelebildin,
duvara çizelim bir daha ne zaman geleceksin.
- üodas
lobca nobği arş.,
not. söylenenleri umursamayanların bu durumlarını
anlatmak için kullanılan bir söz.
- üoderi
1. etrafı çevrilmiş.
2. inşa edilmiş.
ağani üoderi
oxori. yeni inşa edilmiş ev.
- üofa
1. hamsi kasası
olarak da kullanılan bir tür kap. ar
üofa
kapça eôöopare:
bir (kap) hamsi alacağım.
2. Şapşal, hiç birşeyden anlamayan.
- üofûe,
üofûera
atn.
1. anlama zorluğu çeken, duyduğunu
akılda tutamayan, şapşal. 2. (kesici aletler için)
körelmiş, kesiciliği kalmamış; kör. üofûera
arguni: kör balta.
- üoğoni,
üoğona
arş.
sivrisinek.
- üoxa
atn.,
möoxa
ark.,
sûiôo
atn. 1. ekşi. üoxa
mjalva. ekşi ayran. 2.
arş. ekşi
üzüm suyu.
- üoxlenga
atn., mec. büyük.
- üoxlidi
midye.
- üokfai,
kokfali 1.arş.
yuvarlak çakıl taşı. 2.
vi. yumruk büyüklüğünde
sarmısak, fındık vs. ezmeye yarayan yuvarlak taş.
- üoüari
xp.,
üuüari
atn.
1. ucunda çengel bulunan uzunca sopa. meyve toplarken dalları
çekmeye yarar. 2. Xp. kara sabanın toprağı eşmeye
yarayan eğri kısmı, kara saban.
- üoüarini
xp.
kara boyunlu dalgıç kuşu.
- üoüiwa
ark., üowiöi
atn.,
üorüiwa
arş.
boğmaca hastalığı. bere
üoüiwate
doğuru: çocuk boğmacadan
öldü.
- üoüoba
1. kefal balığının
büyüğü. 2. atn.,
mec. duyma ve anlama zorluğu çeken.
- üoüoçitu
atn.,
oüoçitu
ark. ortadan yarmak.
- üoüoöirderi
atn., oüoöüideri
ark. ortadan koparılmış,
yırtık.
- üoüoöirdu
atn.,
oüoöüidu
ark.
ortadan yırtmak, ortadan koparmak.
- üoüofûilu
atn.
ortadan yırtmak, ortadan koparıp parçalamak.
- üoüogverdu
atn.,
oüogverdu
ark.
1. ortadan bölmek. 2.
ortadan bölünmek.
- üoüoğareri
atn.,
oüoğareri
ark.
1. ortasından çizilmiş, ortasında
çizik olan. 2. mec.
dişilik organı.
- üoüoğaru
atn.,
oüoğaru
ark.
ortasından çizmek.
- üoüoxvalu
atn.,
oüoxvalu
ark.
1. bozmak. dulya üoüoxu:
işi bozdu. 2.
bozulmak. dulya üoüixu:
iş bozuldu.
- üoüoxvaûu
atn.,
oüoxvaûu
ark.
kemirip ortadan ayırmak.
- üoüoxveri
atn.,
oüoxveri
ark.
bozulmuş, bozuk. üoüoxveri
dulya. bozulmuş iş.
- üoüoüvatu
atn.,
oüoüvatu
ark.
ortadan kesmek.
- üoüolva
atn.,
oülva
ark.
yarılmak. oşüendaşe
üoüolu:
ortadan yarıldı.
- üoüomwalu
atn.
ortadan lime lime ayırmak.
- üoüomweri
atn.
ortadan lime lime ayrılmış olan.
- üoüonozi
. yırtıcı bir kuş.
2. mec. başkan, reis.
oxori üoüonozi:
evin reisi.
- üoüontxozu
atn.,
oüontxozu
ark.
iki ayrı örgü yapmak. toma üoüuntxozams:
saçını ikiye ayırıp örüyor.
- üoüon3xonu
atn.,
oüoéxunu
ark.
saçı ortadan ayırmak.
- üoüopyati
pazar’ın aranaşi köyünde bir yer adı.
- üoüorobonkşi
atn.
tek başına, kimsesiz.
- üoüortalu
atn.,
oüoltu
ark.
1. ayırmak. 2.
yarılmak, ortadan ayrılmak, ikiye bölünmek. zuğa
üoüvartu:
deniz yarıldı. 3.
bölüp pay etmek.
- üoüorteri
atn.,
oüolteri
ark.
ayrılmış, yarılmış,
bölünmüş.
- üoüoşüoreri
atn.,
oüoöüoreri
ark.
ortadan biçilmiş.
- üoüoşüoru
atn., oüoöüoru
ark. ortadan biçmek.
- üoüoşüvalu
atn.
ortadan yarılmak (toprak). leûa
koüvaşüu:
toprak ortadan yarıldı. zuğa
üoüvaşüu:
deniz yarıldı.
- üoüoşüvalu
atn. ortadan yarılmak/
ayrılmak (toprak).
- üoüoşüveri
atn.
ortadan yarılmış (toprak).
- üoüoûaxinu
atn.,
oüoûaxinu
ark.
1. ortadan kırmak.
2. Ortadan kendi kendine kırılmak.
- üoüoûaxu
atn.,
oüoûaxu
ark. 1. ortadan kırmak,
kırıp ortadan bölmek. 2.
Ortadan kırılmak.
- üoüoûi
vi.,
goroxi xp., üoôlesûi
atn.
kesek, toprak keseği.
- üoüoûva3u
atn., oüoûüvaéu
ark.
ortadan çatlamak.
- üoüoûvawinu
atn., oüoûüva3inu
ark.
ortadan çatlatmak, patlamak.
- üoüoveleri
atn., oüoleri
ark.
ortadan yarılmış.
- üoüovelu
atn.,
oüolu
ark. ortadan ayrılmak.
- üoüowalu
atn.,
oüowüalu
ark. 1. atn. ortadan yarmak/ayırmak.
dişüa
üoüo3u:
odunu ortadan yardı. 2. ortadan yarılmak/ayrılmak.
- üoüowelimeri
atn.,
oüowüomileri
ark.
etrafa bakınarak.
- üoüowelimu
atn., oüowüomilu
ark. bakınmak.
üoüiwes:
bakınıyor, etrafa bakıyor.
- üoüoweri
atn.,
oüowüeri
ark.
ortadan yarılmış, ayrılmış.
üoüoweri
dişüa.
yarılmış odun.
- üoüowilu
atn.,
oüowilu
ark.
1. ortadan koparmak, ayırmak.
wiwila
üoüowilu:
yılanı ortadan kopardı. 2.
ortadan kopmak, ayrılmak.
- üoüvanöi
ark.
yumuşak ekmek.
- üolaüidi
ark.,
üoraüi,
üuraüidi
xp., üulaöidi
atn. yukarıdan
aşağıya geçmeli, çengelli kapı sürgüsü. bir
çeşit kapı kilidi.
- üoli,
nüoli
ark.,
müoli
atn.
çekirge. müoli
sûeri
nuüaôams:
çekirge gibi zıplıyor.
- üolo
ark.,
ôriüe
atn.
Acı (tat). üolo
şuüa.
acı salatalık.
- üoma,
müoma
duman. ma dobğura şuüale
oxori şüimis
üoma
vat exûas:
ben öldükten sonra evimde duman tütmeyecek.
- üoma
extimu/elva duman tütmek.
- üomandera
atn.
özlem. üomandera
süanite
oviövi:
hasretinle yandım.
- üomanderi
atn.,
gonöeleri
ark.
özlemiş, özlem içinde olan.
- üomoni
dumanlı.
- üomôera
arş., noüroôe
atn., üurüa
ark., purca taneleri alınmış mısır koçanı.
- üomôuri,
üumôuri
atn.,
üimôiri
vi.,
üurumôi
arş. 1. kabartı, şişik.
2. Vi. Henüz oluşum
döneminde olan meyve ya da sebze. Şuüaşi
üumôuri:
henüz oluşmuş hıyar.
3. Arş. Fide.
- üonari
ark.,
şuüuri
atn., üo,
üu
kadar. Ha
üonari:
bu kadar. Ha_üo/ha_üu:
bukadar.
- üoncolozi
atn.,
öoüolozi
ark.
1. bir deniz kuşu. 2.
atn. cadı.
- üonöera
atn.,
oxokyura vi.,
oxoöüura
xp.,
oxoöura
arş.
1. ev işlerinden
sorumlu kadın. oxorişi
üonöera.
ev işlerinden sorumlu kadın.
2. hamarat.
- üonülo
atn. içi boş, kof
(ağaçlar için).
- üonüoraxi
xp.
üuüuraxi
ark.,
maûufi
atn.
çok yaşlı, moruk.
- üanüuleéi
xp.
1. “üremuli”nin
kancalarının her biri. 2. “gudeli”yi dala asmaya yarayan
ucu eğri ve kısa odun parçası. 3. Uzak Meyve dallarını
çekmeye yarayan ucu eğri ve uzunca sopa. 3ad.
üuüari.
- üonôôeri
arş. iri göz.
- üopya
atn.,
üorüola
ark.
küçük baş hayvanların dışkısı.
- üoôa
ark.,
şereôi
atn. kepçe.
- üoôa
atn.,
üva
ark.,
qva xp., va arş.
alın. üoôas
hişo nunöaruûu:
alnına öyle yazılmıştı.
- üoôali
atn.,
ûoüsiri
xp.,
ûoüsari
vi.
topuz; kendir ya da pamuk dövmede kullanılan
topuz. üoôalite
suleri yolums: topuz ile kendir lifini
dövüyor.
- ûoüsari
vi. 3ad. üoôali.
ûoüsiri
- üoôela,
üoôeli
vi.,
mfila arş. 1. aslına
benzemeyen. üoôela
neâi.
aslına benzemeyen ceviz, piç ceviz. 2. piç. üoôela
bere: piç çocuk.
- üoôidi
1.
ahşaptan kaba taslak yapılan kaşık ya
da kepçe. 2. küçük
arı kovanı.
- üoôlesûi
atn., goroxi xp., üoüoûi
vi.
1. toprak keseği,
üzerinde bitki bulunmayan toprak parçası. 2.
mec. dazlak.
- üoôruöa
ark.,
üoôuröa
arş. 1. tam gelişmemiş yamuk yumuk meyve. 2. olması gereken yuvarlaklıkta olmayan.
- üoraüi
xp.,
üulaöidi
atn.,
üolaüidi
ark.
yukarıdan aşağıya geçmeli, kancalı kapı
sürgüsü.
- üoröa
atn.,
mec. işe yaramaz. üoröa
arguni: işe yaramaz durumdaki
balta.
- üorenöa
arş. çakı.
- üoreri
bağlı, bağlanmış. xe üoreri
kovore, muti var maxenen. elim bağlı, birşey yapamıyorum.
- üoreéxeri
atn.,
üoroéxeri ark.
sayılmış. Şoronepe
ağani üore3xeri
orûes:
koyunlar yeni sayılmış
idi.
- üorğoni,
üoğoni
ark., môiri
atn., üoğona arş. sivri sinek.
- üorüida
atn.,
üerüeûa
ark.,
üoröida
arş.
cevizin zor kırılanı,
çetin ceviz.
- üorüola
ark.,
üoôia
atn.
küçük baş hayvanların dışkısı.
- üorüoûi
atn.,
de3i ark., de3a xp.
muhallebi. berek üorüoûi
imxos. çocuk muhallebi yiyor.
- üoroberi
toplanmış, devşirilmiş,
devşirme. hikele hakele üoroberi:
ordan burdan toplanmış.
- üoreéxala
1. Ağıt esnasında ölen
kişinin meziyetleri, beklentileri, acıları, korkuları
kısaca o kişi hakkında birçok şeyi anlatan
sıralı sözler. 2.
Matematikte Sayı. majurani
üore3xala:
ikinci sayı.
- üorza
1. denizin dibinde halatların
birbirine dolanmasına verilen ad. 2. Lahana ezmek için kullanılan
altı genişçe bir tür tahta spatula. 3. Vi. Mısır
koçanı.
- üoşkolva
atn.,
goşolva ark. arasından geçmek.
oşüendaşe
koşkulun: aradan geçiyor.
- üoşüabalu
atn.,
goşabalu ark.
araya (sıvılar için) dökmek.
- üoşüacineri
atn.,
goşacineri ark.
araya yatmış, araya devirilmiş, arasına
yıkılmış.
- üoşüacinu
atn.,
goşacinu ark.
1. araya yatmak. 2.
araya yatırmak. 3.
araya devirmek, araya yıkmak.
- üoşüaçvalu
atn.
arayı açmak, aralamak.
- üoşüaöaderi
atn.,
goşaöüaderi
ark.
araya çakılmış.
- üoşüaöadu
atn.,
goşaöüadu
ark.
araya çakmak.
- üoşüaöirdu
atn.,
goşaöüidu
ark.
arasından, arasını yırtmak, koparmak.
- üoşüaöopu
atn.,
goşaöopu
ark.
arada yakalamak.
- üoşüadagu
atn.,
goşadagu ark.
arasını çentmek, araya çentik açmak.
- üoşüadgalu
atn.,
goşadgalu ark.
arasına koymak, arasına yerleştirmek.
- üoşüadgeri
atn.,
goşadgeri ark.
arasına (ayakları üzerinde) konmuş olan, yerleştirilmiş
olan.
- üoşüadginu
atn.,
goşadginu ark.
1. arada durdurmak. 2.
arada dikilmek.
- üoşüadvalu
atn.,
goşadvalu ark.
arasına koymak, arasından geçirmek.
- üoşüadveri
atn.,
goşadveri ark.
arasına konmuş olan, arasından geçirilmiş
olan.
- üoşüagutinu
atn.,
goşadgitinu ark.
arada (canlılar için) durmak.
- üoşüağalu
atn.
aradan gözükmek, tek tük gözükmek.
- üoşüağmaleri
atn.,
goşağeri ark. seçilmiş, arasından seçilmiş.
- üoşüağmalu
atn.,
goşağmalu ark.
seçmek, ayıklamak.
- üoşüaxedu
atn.,
goşaxedu ark.
araya oturmak.
- üoşüaxelu
atn. arasını
öpmek.
- üoşüaxorxu
atn.,
goşaxoxu ark.
arasını budamak.
- üoşüaxuneri
atn.,
goşaxuneri ark.
araya oturtulmuş.
- üoşüaxunu
atn.,
goşaxunu ark.
arasına oturtmak.
- üoşüaxvaûeri
atn.,
goşaxvaûeri
ark.
arası kemirilmiş.
- üoşüaxvaûu
atn.,
goşaxvaûu
ark.
arasını kemirmek.
- üoşüaüaçeri
atn.,
goşakaçeri ark. 1. arada tutulmuş.
2. araya sıkışmış.
- üoşüaüaçu
atn.,
goşakaçu ark. 1. arada tutmak. 2.
araya sıkışmak.
- üoşüaüitxu
atn.,
goşaüitxu
ark.
soruşturmak, ona buna sormak.
- üoşüaüoderi
atn.,
goşaüoderi
ark.
arada inşa edilmiş.
- üoşüaüodu
atn.,
goşaüodu
ark.
araya inşa etmek.
- üoşüaüoru
atn.,
goşaüoru
ark.
araya bağlamak.
- üoşüaüvateri
atn.,
goşaüvateri
ark.
arasından kesilmiş.
- üoşüaüvaûu
atn.,
goşaüvatu
ark.
aradan kesmek.
- üoşüançanu
atn.,
goşançanu ark.
arada bitmek, oluşmak.
- üoşüanöalu
atn.,
goşanöalu
ark.
aradan sarkıtmak.
- üoşüantxalu
atn.,
goşantxalu ark.
paldır küldür araya düşmek, dalmak.
- üoşüanûaleri
atn.,
goşanûaleri
ark.
araya karışmış.
- üoşüanûalu
atn.,
goşanûalu
ark.
1. araya katılmak. 2.
araya katmak.
- üoşüarçalu
atn.,
goşarçalu ark.
araya sermek.
- üoşüarçeri
atn.,
goşarçeri ark.
araya serilmiş.
- üoşüasûulinu
atn.,
goşastvinu ark. araya kaydırmak,
aradan kaydırmak.
- üoşüasûvalu
atn.,
goşastvalu ark. aradan kaymak.
- üoşüasvalu
atn.,
goşasvalu ark.
arasına sürmek.
- üoşüasvaru
atn.,
goşasvaru ark.
araya dizmek, araya sıralamak.
- üoşüasveri
atn.,
goşasveri ark.
araya sürülmüş olan.
- üoşüaşüomu
atn.,
goşaöüomu
ark.
arasını yemek, aradan yemek.
- üoşüaşüvalu
atn.,
goşaşkvalu ark. arasından geçirmek.
- üoşüataneri
atn.,
goşataneri ark.
arası ışıklandırılmış
olan.
- üoşüatanu
atn.,
goşatanu ark.
arayı ışıklandırmak.
- üoşüatoru
atn.,
goşatoru ark.
1. aradan çekip almak. 2.
arasından sürüklemek, çekmek.
- üoşüaûaxeri
atn.,
goşaûaxeri
ark.
arasından kırılmış
olan.
- üoşüaûaxineri
atn.,
goşaûaxineri
ark.
arası küçük darbelerle kırılmış
olan.
- üoşüaûaxinu
atn.,
goşaûaxinu
ark.
arasını küçük darbelerle
kırmak.
- üoşüaûaxu
atn.,
goşaûaxu
ark.
arasını kırmak.
- üoşüaûoçu
atn.,
goşaûüoçu
ark.
araya fırlatmak, arasına atmak.
- üoşüavelu
atn.,
goşolva ark.
araya, arasına düşmek,
- üoşüaonu
atn.,
goşaonu ark.
1. bir canlıyı aradan geçirmek. pucepe
oşüendaşe
xoci koüoşkoviyoni.
ineklerin arasından oküzü geçirdim.
2. canlılar arasında
seçim yapmak. ar bozo üoüoşkovuyoni.
bir kızı seçtim.
- üoşüazitu
atn.,
goşatkvalu ark.
ortaya laf atmak, ortaya söylemek.
- üoşüaéonu
atn.,
goşaéonu
ark. 1. araya sokulmak, araya sıkışmak. 2. arasına saplamak.
- üoşüawalu
atn.,
goşawüalu
ark.
arasından sökmek.
- üoşüawelimu
atn.,
goşawüomilu
ark.
araya bakmak, içine bakmak.
- üoşüaweri
atn.,
goşawüeri
ark.
aradan sökülmüş olan.
- üoşüawopxeri
atn.,
goşawopxeri
ark.
1. atn.
araya inşa edilmiş olan. 2.
ark. arasına dekore
edilmiş.
- üoşüawopxu
atn.,
goşawopxu
ark.
1. arasına yapmak, inşa etmek.
2. arasına dekore
etmek.
- üoûna,
ôarüi
bakla badıcı.
- üoûoxa
1. topaç. 2. mec. çxindi üoûoxa:
topaç gibi burnu olan.
- üoûola
vi.,
üoûula
atn. ense.
- üoûori
atn. katı haldeki
dışkı.
- üoûula
atn.,
üuûula
arş., üoûola
ark.
ense. üoûula
aâiyen:
ensesi görünüyor.
- üovidi
kaya balığının
küçüğü.
- üowiöi
atn., üoüiwa
ark., üorüiwa
arş.
boğmaca hastalığı.
üowiöi
maünu:
boğmaca hastalığına
yakalandım.
- üowobalu
atn., gowobalu
ark. önüne dökmek (sıvı).
wüari
koüowomibu:
suyu önüme döktü.
- üowobalu
atn.,
gowoüidu
ark.
1. asmak. coğori ncas koüowobu:
köpeği ağaca astı. 2. asılmak. arabaşi
üaôulas
üowibu:
arabanın arkasına asıldı.
- üowobğalu
atn.,
gowobğalu
ark.
1. önüne dökmek. xviûi
xvaûape
koüo3omibğu:
kıvır zıvırları
önüme döktü. 2. mec.
eski şeyleri hatırlamak. woxles
na mağodupe koüo3omabğu:
geçmişte yaşadıklarım
önüme döküldü, onları hatırladım. 3.
mec. hatırlatmak.
- üowocibalu
atn.,
gowoncupalu
ark.
önünden kapmak, çabuk davranıp önünden kapmak. himuk
eöopaseûu
ma üowovucibali:
o alacaktı ben önünden kaptım.
- üowocinu
atn.,
gowocinu
ark.
1. önüne yatmak. 2.
önüne yatırmak. 3.
önüne devirmek, önüne yıkmak.
- üowoçxalu
atn.,
gowoçxalu
ark.
altını yıkamak.
- üowoöirdu
atn.,
gowoöüidu
ark.
1. alt kısmını koparmak.
2. alt kısmı
kopmak.
- üowoövalu
atn.,
gowoövalu
ark.
1. alt kısmını yakmak.
2. alt kısmı
yanmak.
- üowodagu
atn.,
gowodagu
ark.
ön kısmını kesmek, çentmek.
- üowodgalu
atn.,
gowodgalu
ark.
(ayakları üzerinde) önüne koymak.
- üowodginu
atn.,
gowodginu
ark.
önünde durdurmak, durmak, önüne dikmek,
dikilmek.
- üowodvalu
atn.,
gowodvalu
ark.
önüne koymak.
- üowodvalu
atn.,
gowodvalu
ark.
önüne koymak.
- üowogutinu
atn.,
gowadgitu
ark.
önünde durmak. mo üowomigutu:
önümde durma.
- üowoğmalu
atn.,
gowoğmalu,
gowomalu
ark.
önünden uzaklaştırmak. toli şüimi
woxleşe
üowiği.
gözümün önünden uzaklaştır.
- üowoğvaru
atn.,
gowoşuvu
ark.,
gowoşuu
vi. 1.
ön tarafı ıslanmak, belden aşağı ıslanmak.
livadis amafûi
do üowoviğvari:
tarlaya girdim de önüm ıslandı.
2. ön tarafını
ıslatmak. 3. altı-dibi
ıslanmak.
- üowoxaüaru
atn.,
gowoxaüaru
ark.
1. önünü ya da altını
kazımak. 2. vi.
metalleri çizmek. 3. Metallerin çizilmesi.
- üowoxedu
atn.,
gowaxedu
ark.
önüne, dibinde oturmak.
- üowoxombu
atn.,
gowoxombu
ark.
altı kurumak.
- üowoxorxeri
atn.,
goéoxoxeri ark.
altı budanmış.
- üowoxorxu
atn.,
goéoxoxu ark.
altını-dibini budamak.
- üowoxunu
atn.,
goéoxunu ark.
önüne-dibine oturtmak. bere koüowixunu.
çocuğu önüne oturttu.
- üowoxuûoru
atn.
altını ya da önünü kesmek, traş etmek (saç ve kıl
için).
- üowoxvalu
atn.,
goéoxvalu ark.
önünü ya da altını küremek.
- üowoxvaûeri
atn.,
goéoxvaûeri
ark.
altı-dibi kemirilmiş.
- üowoxvaûu
atn.,
goéoxvaûu
ark.
altını-dibini kemirmek.
- üowojguru
atn.
1. ön tarafını
yakmak. 2. ön tarafı
yanmak.
- üowoklimu
atn.,
goéokvinu ark.
ön tarafta bulunan bitkileri kesmek suretiyle temizlemek.
- üowokorinu
atn.,
gowokorinu
ark.
1. altını soğutmak.
2. altı soğumak.
- üowokoru
atn.,
goéokoru ark.
1. altı soğumak. 2.
altını soğutmak.
- üowokosu
atn.,
goéokosu ark.
1. ön tarafını süpürmek. 2.
mec. suçu kendinden
uzaklaştırmak.
- üowoüanu
atn.,
goéonüanu
ark.
1. asıp salındırmak.
2. asılıp
salınmak.
- üowoüilu
atn.,
goéoilu ark., gowoqilu
xp. alt taraftan vurmak (ayaklarından
vurmak gibi).
- üowoüoru
atn.,
gowoüoru
ark.
1. önüne bağlamak. 2.
önüne bağlanmak.
- üowoüvatu
atn.,
go3oüvatu
ark.
ön tarafını kesmek.
- üowok3alu
atn.,
gowokéalu
ark.
alt tarafı çürümek.
- üowolva
atn.,
gowolva
vi.,
gowoxtimu
ark. çekip gitmek, uzaklaşmak.
üo3oxûi
hakele: çek git buradan, defol git
buradan.
- gowolva
vi. 3ad. üowolva.
- üowomturu
atn.,
gowokturu
ark.
alt tarafını değiştirmek.
- üowonöalu
atn.,
goéoüidu
ark.
1. asmak. 2.
asılmak.
- üowontxapu
1. ön tarafına düşmek. 2.
mec. yardım isteme
amacıyla birine baş vurmak. ar derdi ayas ma üowomantxen.
bir derdi olunca benden yardım istiyor.
- üowopatxeri
alt-ön-aşağı tarafı
silkelenmiş. piliûas
mûuûa
üowopatxeri
var orûui
dişüa
var adven. sobanın altından
kül temizlenmedimi (altı silkelenmedimi) odun ateş almıyor.
- üowopatxu
ön-alt-aşağı tarafını
silkelemek. gresûaşe
na gamiğu caris mûuûa
üowupatxu:
‘gresûa’dan
çıkardığı ekmeğin altını silkeledi
(külden temizlemek için).
- üowoôoûa,
üowoôorûa
atn.,
gowobuda
ark. hem içe hem de
dışa doğru açılan kısa kapı.
- üoworçalu
atn.,
goéorçalu ark.
önüne sermek.
- üowosüuru
atn.,
gowoskuru
ark.
1. altı kurumak. 2.
altını kurutmak.
- üowosûulinu
atn.,
goéostvinu ark. dip tarafından
kaydırmak.
- üowosûvalu
atn.,
goéostvalu ark. önünden kaymak.
- üowoşüomu
atn.,
gowoöüomu
ark.
önünü yemek, önündekini yemek.
- üowoşüoru
atn.,
gowoöüoru
ark.
önünü biçmek, aşağısını
biçmek.
- üowoşüvalu
atn.,
goéonûro3u
ark.
1. ön-alttan toprağın
kayması durumu.
- üowoşüvalu
atn.,
gowoşkvalu
ark.
2. uzaklaştırmak. orûu
svaşe üowoşüu:
olduğu yerden uzaklaştırdı.
- üowotanu
atn.,
gowotanu
ark.
altını aydınlatmak.
- üowotfala
atn.,
gowaüorale
ark.,
foûa
peştemal. belden aşağı
takılır.
- üowotfaleri
atn.,
gowotferi
ark.
önüne serilmiş, önü kapatılmış.
- üowotfalu
atn.,
gowotfalu
ark.
ön tarafını kapamak, örtmek.
- üowotoru
atn.,
goéotoru
ark. 1. önünden çekip almak. 2.
tetiği çekmek. 3.
önünden çekmek, sürüklemek.
- üowoûaxeri
atn.,
gowaûaxeri
ark.
altı kırılmış.
- üowoûaxu
atn.,
goéoûaxu
ark.
altını-dibini kırmak.
üuçxe
üowuûaxu:
ayağını kırdı.
- üowoûoberi
atn.,
gowaûüoberi
ark.
1. gizlice. 2. gizleyerek.
- üowoûobineri
atn.,
gowaûüobineri
ark.
1. gizlenmiş.
2. gizlenerek.
- üowoûobu
atn.,
goéoûüobinu
ark.
geçici olarak gizlenmek, saklanmak. beres üowuûobu:
çocuktan geçici olarak gizlendi.
- üowoûoçu
atn.,
goéoûüoçu
ark.
1. önüne fırlatmak, atmak. 2.
kendini olduğu yere koyvermek.
- üowoûoloberi
atn.,
gowaşuveri
ark.,
gowaşueri
vi.
önü ıslanmış, sırılsıklam
olmuş.
- üowoûolobu
atn.,
gowaşuvu
ark.,
gowoşuu
vi.
önü ya da aşağısı sırılsıklam
olmak, ıslanmak.
- üowoûroxu
atn.,
gowoûroxu
ark.
altı-dibi kırılmak.
- üowovelu
atn., gowolu
ark. ön-alt-dip tarafı
kopmak.
- üowoyinu
atn.,
gowoyinu
ark.
peydahlamak. ar üopela
koüowiyinu:
bir piç peydahladı.
- üowoyonu
atn.,
gowoyonu
ark.
önünden alıp (canlılar için) götürmek, uzaklaştırmak.
bere hakele üowiyoni.
çocuğu burdan uzaklaştır.
- üowozdalu
atn.,
gowozdalu
ark.
1. geri durmak, çekilmek. 2.
mec. çekinmek, geri
durmak. oncğorete kowizden.
utancından geri duruyor.
- üowozgvalu
atn.,
gowoâgvalu
ark.
alt-ön tarafına sıçmak.
- üowowalu
atn.,
gowowüalu
ark.
dibini-altını çekmek, sökmek. üodas
üowuwams:
duvarın altını söküyor.
- üowowelimu
atn.,
gowowüomilu
ark.
önüne bakmak. üowidu
do üowowes:
önüne koyup bakıyor.
- ürima
xp.,
ûişuça
atn.,
bedui xp., ülima
arş.
zavallı. ürima
bozo. zavallı kız.
- üromi
goşüoru
atn.,
mec. kandırmaya çalışmak.
ma üromi
gomoşüoray.
beni kandırmaya çalışıyor.
- üromi
soğan. caris üromi
eluşüomams:
ekmeğin yanında soğan
yiyor.
- ürosta
ark.,
çosûe
atn.,
çostra arş.
bileği taşı.
- üuçxe
ayak. üuçxe
awunen:
ayağı ağrıyor.
üuçxe
öunöu/
üuçxe
ûeûel:
çıplak ayak.
- üuçxe
eüondvalu
arş. ayağı
çok üşümek.
- üuçxe
magzale atn.
yeni yürüyen çocuk.
- üuçxe
modvala atn.,
modvalu ark. ayakkabı.
- üuçxe
mozdalu arş.,
not. 1.
ayağı kesilmek, sürekli gidilen bir yere gitmez olmak.
2. ayağını
kesmek, sürekli gidilen bir yere gitmemek. üuçxe
mobuzdi: ayağını kestim,
gitmez kıldım.
- üuçxe
omövalu
arş. yavaş
yürürken birden hızlanmak. üuçxe
umöuy:
ayakları onu hızlandırıyor,
hızlı yürütüyor.
- üuçxe
tava atn.,
üuçxektala
ark. yeni evli gelinin
üç gün sonra baba evine kocasıyla birlikte gitmesi durumu.
- üuçxe
ûenûeli
ark.,
néxuüu
atn.
yalın ayak, çıplak ayak.
- üuçxeşûabu
vi.,
lança ayağın
altı, taban.
- üuçxete
yayan. üuçxete
noğaşa kocexûu:
yayan çarşıya indi.
- üudeli
ewokotu
“korkudan kuyruğunu, çekmek; kuyruğunu
altına alma.” anlamında bir deyim.
- üudeli
kuyruk. üudeli
paxva. çok tüylü kuyruğu olan.
- üudelkanapo
ark. uzun kuyruklu,
sürekli kuyruklarını sallamasıyla tanınan
bir kuş türü; kuyruk sallayan.
- üufi
(<pon.
kufo) çok gizli saklamak.
- üuxi
ark. mısır
fidanını kemiren bir böcek.
- üuxna
arş.
sürekli öksüren, hasta, yaşlı.
- üukumboli
yabani soğan (bitki türü).
- üuüma
méxuli
yapısı güğüme benzer
bir armut türü.
- üuüma,
üuüuma
güğüm.
- üuümina
ibrik, küçük güğüm.
- üuüu
guguk kuşu.
- üuüu
atn.,
üamöuôali
xp.,
oûobinuşi
arş.
saklambaç oyunu.
- üuüu
ôosüia
atn.
pırasaya benzer, dar yapraklı,
kökünde soğancığı olan, güneş alan iç
kesimlerdeki yüksek yamaçlarda yetişen ve hamsili yemeklere
katılan bir bitki. guguk kuşunun ötüş zamanlarında
yetiştiği için bu isimle anılır.
- üuüuda
ark.
kudi arş. tavuk gibi hayvanların başında bulunan aykırı
tüy, sorguç.
- üuüufi
fesin üstündeki tepecik, püskül.
- üuüuüşi
ark.,
üuüuni
arş.,
ôuôuüşi
vi. şişik.
tis üuüuüşi
exteri: başında
şiş çıkmış.
- üuüula
atn.
maşa olarak kullanılan ucu
eğri demir parçası.
- üuüulina
xp.
karabatak kuşu.
- üuüunéi
atn.,
üurumôi
arş., üumôuri,
üimôiri
vi.,
çurumôi
ark. 1.
tomurcuk. mbuli mşkvelapek üuüun3i
kogamiğes: kiraz fidanları
tomurcuk çıkardı. 2.
Ark. Filiz, sürgün. 3. arş.
fide.
- üuüuûi
vi.,
ôuûula
atn.
çolak.
- üulağuzi
oğul verme döneminde arıların
kendilerine uygun kovan bulmak için ağaçlarda kurulu olan
boş kovanlara gidip etrafında dolanması. ôuûucik
üulağuzi
var meçu. arılar kılavuz vermedi.
- üulani
xp., bozo ark., bozomota
atn., bozonta arş. kız.
ar üulani
var ren i? bir kız yok mu?
3ad. Bozo.
- üule
atn.,
kule ark. (<uüule)
_den/dan sonra. himuşi
üule:
ondan sonra. yemaşi üule:
öğleden sonra.
- üule,
müule
kısa. üule
üoçi:
kısa adam.
- üuli
atn., ûaûa
vi.,
orâo
ark., troni
xp. iskemle. üulis
xes: iskemlede oturuyor.
- üulunci
atn. (<tur. kulunç) 1. boyun.
2. boyun ağrısı.
- üumbi
ark., mwola
atn. kurum. üumbi
doüoru.
kurum bağladı.
- üomôuri
1. vucudun her tarafında çıkabilen ve bazan kalıcı
olabilen şişik ya da kabarcık. tis
üumôuri
kogamvalu: başında şişik
çıktı. 2.
kabarcık, 3ad. üuüun3i.
- üumuleri,
üumoleri
yığılmış, yığın yapılmış,
tepelenmiş, yığın halinde. üumuleri
nçayi: yığın yapılmış
çay.
- üumuli
yığın. Lazuûepe
üumuli
doyes: mısırları yığın
yaptılar.
- üunöuli
arş.
1. kuru otu yığın
yapmadan bir araya toplamak. 2.
öbek
- üundi
bok, dışkı. üundi
mçxiüule:
bok karıştırıcı. üundi
mşüomule:
pislik yiyici.
- üundyayi
atn. üuncari
arş. boka bulanmış/bulaşmış,
boklu. mundi üundoni.
kıçı boklu.
- üundoni
içinde bok ihtiva eden.
- üundura,
gyucuği vi. şubat ayı.
- üunüuli,
üuüula
atn. ucu eğri çubuk.
demirden olanı maşa olarak kullanılır.
- üunwuli
ark., wungi
vj., ûiûili
atn. Tepe noktası, en üst nokta.
ncaş üunwuli:
ağacın tepesi.
- üunwuli
ark.
1. Uç noktası. Bigaşi
üunwuli:
sopanın ucu. 2. Zirve, doruk. Germaşi
üunwuli:
dağın doruğu/zirvesi.
3. Sivri uç. çxindi üunwuli:
sivri burun.
- üurada
atn.
ıskartaya çıkmış, işe yaramaz. him
muyan, kurada: o
nedir, işe yaramaz bir şey.
- üuraderi
atn.
parçalanmış. üuraderi
dişüa.
parçalanmış odun.
- üurüa
ark.,
noüroôe
atn.,
üomôera
arş.,
purca
mısır koçanında taneleri
alındıktan sonra geriye kalan kısım.
- üurta
kadın donu.
- üurta
mtoru atn.,
not. donunu yerinde tutamayacak kadar beceriksiz, pasaklı
olan.
- üurumôi
arş. 3ad. üuüun3i.
- üurwi
yaprağın sapı, odun kısmı.
- üusüuli
atn., zingiri
ark. kuyruk sokumu, uca.
- üusôi
atn.
uç nokta, kenar. oxori üusôis
celaren. ev kenarda duruyor.
- üuûavi,
üuûa
, laüoûi
ark.
köpek yavrusu.
- üuûûuni,
nure arş.,
uca, metu atn.,
ndura sağır.
- üuûu
ark.,
bibili atn.
çocuk dilinde penis.
- üuûumzumu
ark.,
olemzumale atn.
1. penis ölçücü. 2.
yeşil renkli, kırkayağa benzer bir böcek.
- üuzi
vi.,
üizi
xp. kaşık.
- üuéxu
uyanık olma durumu. bere üu3xu
miyonun. çocuğum uyanık (uykuda değil).
- üvacala
ark.,
üaüaloni
atn. büyük testisli.
üvacala
xoci. büyük testisli öküz.
- üvaci
ark.,
üaüali
atn., vaci
arş. testis.
- üvaconi
ark.,
üaüaloni
atn. 1.
taşaklı. 2. mec. üvaconi
üoçi:
taşaklı adam, yiğit adam.
- üvai,
üvari
arş.
1. atn. pide şeklinde mayasız ekmek. 2. ark. hamur parçası.
- üvaiş
doüaçinu
ark.
yemin etmek, ekmeğin kutsallığı üzerine yemin
etmek. üvai
kodiüaçu.
ekmeğin kutsallığı üzerine yemin etti.
- üvali
gelaöüoreri
vi.
peynirden yapılan bir tür muhlama.
- üvali,
nüvali
ark.,
qvali xp., vali arş.
peynir.
- üvaneri
atn.
tatmin edilmiş, tatlandırılmış. wiüarate
üvaneri
vore. sigara ile tatmin edilmiş durumdayım.
- üvanéa,
üvanwa
1. bakraç, güğümün küçüğü.
2. bir armut türü.
3. ark.
yayık. 4. atn., mec. dişilik
organı.
- üvareri
ark.,
qvareli xp., vareri arş.
hadım edilmiş, kısırlaştırılmış,
iğdiş edilmiş, enenmiş.
- üvari
mabgaru arş.,
not. elindeki ile yetinmesini bilmemek.
- üvari
süindi
arş. bir bitki
türü.
- üvavili
ark.,
vavili atn. 1. çiçek hastalığı.
2. çiçek aşısının
yapıldığı yerde zamanla oluşan iz.
- üvaâali
sol.
- üvenuri,
manwipuye
xp., zardava ağaç sansarı,
zerdava.
- üveri
vi.,
mûveri
atn. kör yılan.
- üvinöaxi
xp.
ispinoz kuşu.
- üvinwi
atn.
bardak.
- kéala,
çuruği vi., öuruği
atn., möaci
tuta, maraşina 1.
çürüme. 2. çürüme dönemi.
3. Çürük ayı (13 temmuz-13 ağustoz arası).
- kéapa
vi., bağuri, baxuri
xp., bauri atn. bir hastalık. çürük ayında (13 temmuz-13 ağustoz)
suya girenlerin derilerinde görülen bir tür mantar.
- kéaperi
halk arasında çürük ayı olarak
bilinen 13 temmuz-13 ağustoz arası dönemde “k3apa” hastalığından
dolayı çürümüş olan şey. Özellikle 13 temmuz-13
ağustoz arası dönemde nem oranı ve yağışın
yüksek olması birçok şeyin normal süresinden önce çürümesine
sebep olur. bu durum beraberinde kültürel bir doku oluşturmuştur.
- kéeri
çürümüş, çürük. k3eri
şuüa
imxos: çürümüş salatalık
yiyor. k3eri guri cuâun:
(yaşama dair beklentileri olmayanlar
için) çürük bir yüreği var.
- kéineri
çürütülmüş.
DİDİ LAZURİ NENAPUNA |
|
Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük
Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...
25 Bin Lazca kelime
Binlerce deyim ve atasözü
Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
ISBN: 978-975-9187-40-8 Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
|
[Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| |
|
|
|
|
|