
- ma
1. Birinci tekil şahısı
bildiren zarf, ben. ma bere
vore: ben çocuğum. ma
mi vore? ben kimim?
ma mu ôare?
ben ne yapacağım?
si do ma: sen ve ben.
- ma
1. dolaylı anlatımda
kullanılır. “himuk
miwu”
ma, ôûüvi:
“bana o söyledi”, dedim. 2.
Diye (ma do kalıbıyla kullanıldığında).
“moxti miwves”
ma do moboğordini: “bize gelin”
dediler diye kandırdım.
- ma 3.
fiillerin ve isimlerin önüne geldiğinde isim türeten bir
önek. ma_Lazuûe:
bir kuş türü (Lazuûi’den
türeme). ma_bgare: ağlayan,
ağlama alışkanlığı olan (obgaru
fiilinden). ma_birale:
türkücü, türkü söyleyen (obiru
fiilinden).
- ma 4.
Sayı sıfatı türeten önek. Ma_sumani:
üçüncü. Ma_şkitani:
yedinci. Ma_vitani:
onuncu. Ma_oşani: yüzüncü. Ma_şilyani:
bininci.
- maartani,
Maaroni birinci. Ham
maaroni ren: bu birincidir.
- mabgare
ağlayan, ağlayıcı,
ağlamayı alışkanlık haline getirmiş.
mabgare bere: ağlayan
çocuk.
- mabirale
1. atn.
oyun döneminde olan (çocuk), oyuncu. mabirale
bere: oyuncu çocuk. 2.
ark. türkücü, türkü
söyleyen.
- maca
bilek. Macape
muşişe kodeviüaçi
do komovitori: bileklerinden tutup
kendime çektim.
- macacğa
xp.
ağaç incir kuşu.
- macida,
magida sofra. macidas cari kocedu. sofraya ekmeği koydu.
- maçxa
1. şelale. 2.
suyu belli bir yere akıtmak için yapılan ahşap
oluk.
- Maçxomale,
memçxome balıkçı. maçxomaleşi
birapa: balıkçının türküsü.
- maçxorani
dokuzuncu.
- maöaxe
atn.,
öaxi,
mçvela arş. çöp. oöaxales
maöaxe
kodolobğu: çöplüğe çöpü döktü.
- maöanüali
xp.
elçi (kız istemeye giden).
- maöanüaloba
xp.
elçilik, elçilik yapan (kız isteme ile ilgili). maöanüalobas
ûi
i, porça gamankteri mot dologokuns? elçilikte
miydin, gömleğini neden tersine giymişsin?
- maöaôule
ardıç kuşunun (msorida) iri olanı.
- made
(<mada) atn., meûi,
meûa
ark.
başka. süaninde
made miti va malimben. senden başka kimseyi sevmiyorum.
- madulyale,
madulye, moxande meg.
işçi.
- Madulyapoba
işçilik.
- maeçani
yirminci.
- mafuşi
atn.
hamur dilimlerinin yağda kızartılması ile
yapılan bir yiyecek. 3ad. wilexûa.
- magebi
xp.,
eoğeri ark., moağaperi vi. kaymak.
gyaris magebi keusu: ekmeğe
kaymak sürdü.
- magzale
atn.,
meöirdiner
ark. yürümeye yeni başlayan
çocuk.
- Magzale
atn.
yolcu.
- mağala,
mağali xp.
yüksek. qvinçi mağali qaşa eputxu: kuş yüksek dala kondu.
- mağeri
atn.
berraklaşmış, duru, bulanıklığı
gitmiş. mağeri
oruba: berraklaşmış dere.
- maxaçkale
çiftçi. maxaçkalepe onûuleşe
kodoloxûes:
çiftçiler tarlaya indiler.
- maxûi
atn.
oğul verme zamanında peteğe arı çekmek için
yapılan özel bir karışım ilaç.
- maxuta,
maxutani beşinci.
- Maxutari,
naxutali beşte bir.
- mai ark.,
mayare atn., maqaqi xp.
su kurbağası.
- mayare
atn.,
maqaqi xp., mai ark.
su kurbağası. Ma i? ben mi? mayare xali giğuni,
mjvabu şuüuri
diyi: su kurbağasına benzer
halin mi var, kara kurbası kadar oldun.
- mainale
çok üşüyen, soğuktan korkan. si
ti şüimi
sûeri
mainale ore. sen de benim gibi soğuktan
korkuyorsun, fazla üşüyorsun.
- mainöiye
xp.
bülbül kuşunun bir türü.
- maisi
mayıs ayı.
- majura
üele
ark.,
majurani üale
atn.
öbür taraftan, diğer yandan, diğer yönden.
- majura,
majurani 1. ikinci. majurani papak nana demitoru. ikinci lapa
anamı belledi. 2. bir diğeri. majurani muşi si ore. bir diğeri sensin.
- makvali
atn.,
markvali ark. yumurta. ~ guri: yumurta
sarısı.
- maüaûi
atn.,
marüati
arş.
maya. mjalvas maüaûi
keüubu.
süte mayayı kattı.
- maüoöi
atn.,
makoki
vi.
dokuma tezgahlarında mekik ayarı
yapılan alet.
- maüriale,
maüiyale
çığırtkan.
- maüvande,
maüvandule
vi.
dilenci. maüvandek
iüvandams:
dilenci dileniyor.
- malağude,
malağure
atn., xp., şiligogia ark. sarıasma
kuşu.
- malamture
arş. eş, akran,
emsal.
- malave
vi.
zarar veren. malave puci. zarar veren inek.
- maLazuûe
1. mısırların tepesinde
oturan toygar kuşunun bir türü. 2.
mec. bilgisiz, tembel.
- malebe
vi.,
ğoöüo
xp.
durgun sularda yaşayan bir tür
balık; dere uskumrusu.
- ğoöüo
xp.,
malebe
vi.
durgun sularda yaşayan bir tür
balık; dere uskumrusu.
- malezi
atn.,
malozi arş. ineğe verilen çorba, bulamaç.
- malte
ark., manâage,
manâageri
xp.
komşu.
- maltenoba
ark.,
manâageroba
xp. komşuluk.
- maluğe
arş.
1.
en erken olgunlaşan incir türü. 2.
incire giden bir göçmen kuş.
- mamcvale
atn. 1. otlayıcı, otlayan. mamcvale puci. otlayan inek. 2. Otlakçı,
beleşçi.
- mamöarale
yazıcı, yazar.
- manövale
süt veren, sağılan, sağılmakta olan. mamövale
puci: süt veren, sağılan
inek.
- mamgurale
öğretmen.
- mamgure
öğrenci.
- mamgvali
atn.,
mungvala ark., murgvala xp.
yuvarlak.
- mamjvabule
sifûeri
sadece kurbağa, kertenkele, yılan vs. ile beslenen atmaca.
bu atmacanın ehlileştirilmesi ve beslenmesi zordur.
bu yüzden tercih edilmez.
- mamjvale
atn.,
jayla
ark. 1.
süt yapıcı, sütçü. 2.
üzerinde süte benzer sıvı bulunan bir bitki.
- mamüu
arş.
1. zor koşullarda
iş yapmak. 2.
suyun dibine çökmeyen, yüzeye çıkan nesne.
- mamodule
ark. sarı çiçekleri
olan bir bitki.
- mamsiminu
xp. dinleyici, dinleyen. şuri
do guri mamsiminupe çkimi: sevgili dinleyicilerim. (kay: xasan
helimişi).
- mamuli
vi.,
mumuli atn. 1. uçan hayvanlarda
erkek. mamuli möaci:
erkek sinek. 2. horoz. mamulik üriyams:
horoz ötüyor.
- mamuliwa,
mumuliwa
1. piliç horoz. 2.
atmacanın erkeği.
- mamuni
xp.,
wiôa
didi atn.
ebe. doğumu gerçekleştiren ve göbeği kesen kadın.
- mamzgumale
atn., âgumeace
ark.
çok sıçan.
- mance
mal sahibi (kişi). oxori
mance: evin sahibi.
- mancenala
özel mülkiyet. üoçişi
oxori, leûa
do mteli mali hemuşi mancenala ren. kişinin evi, toprağı
ve bütün malları onun özel mülkiyetidir.
- mancirale
çok uyuyan, uykucu. 3ad. Nciriş guda.
- mancura,
majurani ikinci. ham mancura giwome:
ikinci kez söylüyorum.
- mançaile
atn.
bir kuş türü.
- mandalina
mandalina.
- mandili
kadın baş örtüsü.
- baüi
xp.,
mandre
vi.,
axiri atn. ahır.
- mandre
vi.,
baüi
xp., axiri atn.
ahır.
- manebe,
manebra, nebra arkadaş, dost.
(kaynak. fahri Lazoğlu, onebu
fiilinden).
- mangali,
xangami, dreôani
orak.
- manguna
arş.,
langoni ark., mangana atn.
1. iri cins köpek, çomar.
2. mec. hiçbir işe yaramayan. langoni
langoni goytoren. boş boş, bir işe yaramadan
dolanıyor.
- manguri
1. tasma. coğori
manguriten na iyona, var lalums (dnot): köpeği tasma
ile götürürsen havlamaz. 2.
ayının burnuna takılan halka. 3.
ucunda uzun sopa bulunan köpek bağı/tasması.
- Mani
yul.,
evedi çabuk, tez. mani
mani: çabuk çabuk.
- mani
vi.
çürümüş odunların küçükçe
ve kuru parçaları. mani
dişüa:
çürüyüp kurumuş küçük odun parçası.
- manksinale
1. osurucu. 2.
kabuklu, uçan ve tehlike anında pis koku çıkaran koyu
yeşil renkte bir böcek.
- manâage,
manâageri
xp.,
malte ark. komşu.
- manwipuye,
zardava, üvenuri
xp.
ağaç sansarı, zerdava.
- maoşani
yüzüncü. maoşani
wana:
yüzüncü yıl.
- maotxani
dördüncü.
- maovrani
sekizinci.
- mapa
kral. Gubazi
Lazepeşi mapa rûu:
Gubaz Lazların kralıydı.
- Maôavre,
mapavre, maôavri
çayeli ilçesinin Lazca’daki adı.
- Mapsale,
psiûila
vi., sipsiüa
atn.
altını ıslatan. psiûila
bere: altını ıslatan
çocuk.
- Psiûi
vi., pşiûi
atn. Kediyi defetme ünlemi.
- mapuşüundale
atn.
1. dışkıcı
(inek dışkısı). 2.
aynı isimle anılan kabuklu, kahve renkli uçan bir böcek.
gece ışığa gelir.
- maputxoce
bir böcek türü.
- Mapatule
vi., maôaûule
atn. yeşil arı kuşu.
- maôazule
vi.,
ôaôazulya
atn.,
wiwinateri,
ôinöüu
xp.
ateş böceği.
- ôinöüu,
wiwinateri
xp.,
maôazule
vi.,
ôaôazulya
atn.,
ateş böceği. uça
tolepe süanik
otanams ôinöüu
sûeri:
siyah gözlerin parlıyor ateş
böceği gibi.
- mapxa
güneşli hava. a mapxa
ndğas dulyape doçodines: güneşli bir günde işleri
bitirdiler. Mapxa ndğas
mwu
tudenüale
vati dozgva oûi,
möima
ndğas ewogamgutas
(atn., dnot.): güneşli günde Lazkirazının
altına sıçmayasın ki yağmurlu günde
altında durabilesin.
- mapxala
havaların güneşli olduğu dönem. mapxalapes
dişka doptorat: havaların güneşli olduğu
zamanda odunu taşıyalım.
- maqaqi
xp.,
mayare atn., mai ark.
su kurbağası.
- maqari
xp. gelin alayı. maqari mulun:
gelin alayı geliyor.
- maqaseta
gazete dağıtıcısı.
- maqvaperi
xp., meyaperi atn., mevaperi
ark. yoğurt.
- maqvapu
xp., meyapu atn., mevapu
ark. 1. mayalamak.
- mara,
ala ark. ama, fakat, lakin.
- maröa
vi.,
öarma
atn. dizilmiş odun
yığını.
- mariaşina
xp.,
ağusûozi
ağustos ayı. tuta mariaşina:
ağustos ayı.
- marüaûi
arş.,
maüaûi
atn.
1. maya. mjas marüaûi
keüubu:
süte mayayı kattı.2.
yoğurt mayası
- marsiği,
mqui xp., qvaoci leş kargası, marsık.
- martgvani
arş.,
mazgva sağ. martgvani
üale
3adums: sağ tarafına bakıyor.
- marûi,
lulu tuta arş.
mart ayı.
- masari
vi.,
môalu
atn.
1. kazık. masari
kodo3onu: kazığı yere çaktı. 2.
kuru odun parçası.
- masûara
ineklere çorba vs. verilen tekne, kap.
- masumani,
masuma üçüncü.
- masureûi
(<surat) ressam.
- masvare,
ûabaği
arş. sayfa. masvare
golaktu: sayfaları sayıyor.
- maşkvitani
yedinci.
- matxori
ark.
çeyrek kile’ye denk düşen tahıl ölçü birimi. 3ad. limsumi; sumyayi.
- maûufi
atn.,
üonüoraxi
xp.
üuüuraxi
ark. çok yaşlı,
moruk.
- maûui
arş., ôaôseri
atn.,
lamseri ark.
sakinleşmiş, susmuş.
- mautxa,
mautxani dördüncü.
- mavitani
onuncu.
- mavramaûe
atmaca’dan biraz daha büyük bir kuş, karagöz kuşu, yoz
atmaca.
- maybeni
vi. konuk odası.
- mayna
ark. ebe oyunu.
- mavro
oğul vermeyen arı.
- mazaôu
atn.
soğuk algınlığı, nezle, girip. mazaôu
maünu.
soğuk algınlığına yakalandım.
- mazgumale
atn.,
âgumeace
ark. çok fazla sıçan.
- mazi
ark.
1. ahşaptan yapılmış dört tekerlekli çocuk
arabalarında, karşılıklı tekerlerin takıldığı
odundan yapılma dingil. 2. dingil.
- mazuğali
denizci.
- maware
atn.,
muri ark., mawarisûe
arş.
1. sucu. 2. erkek arı, kovana su taşıyan arı.
- mawiwile,
wiwilamüorobu
xp. bir leylek türü,
yelve.
- mawüindi
ark.,
mawindi
atn.
yüzük. mawüindi
moâin.
parmağında yüzük var.
- mawupxe
atn.,
awuğe
ark.
küçük yapılı, sarı renkte bir tür yaban arısı.
- mbağu
neâi
atn.
bir ceviz türü.
- mbağu
ntxiri atn.
bir fındık türü.
- mbağu,
bağu, nobağule ambar. neâepe
mbağus komolabğu. cevizleri anbara döktü.
- mbareri
şişmiş, şişkin, şişik. mbareri
tolepete memoweûu:
şişik gözlerle bana bakıyordu.
- mbarineri
şişirilmiş. tolepe mbarineri uğuûu: gözleri şişirilmişti.
- mbazeri
atn.
soğuk veya fazla su almadan dolayı şişmiş.
mbazeri nca. çok su çekmesinden şişmiş ağaç.
- mbela
bez barçası, paçavra.
- mbineri
atn., oumineri ark. susamış.
wari
mbineri: susamış.
- mbulepuna kirazlık, kiraz ormanı.
- mbuloba,
mbulora, çerezi,
buliş tuta xp. hhaziran ayı.
- mcace
atn.,
mcaci xp.
1. doğangillerden bir kuş,
büyük doğan. 2. kartal.
- mcacona
vi. viwe-öuröava’da
bir yer adı.
- mcixi
yumruk. mcixi komuntxu: yumruk vurdu.
- mcumeni,
didamcumori atn.
bir bitki türü. 3ad. didamcumori.
- mcumoreri
atn.,
ncumorer ark. salamura
yapılmış, tuzlanmış.
- mcumori
atn.,
ncumor ark. sirke. mcumori m3xuli. meyvesinden sirke salamura yapılan
armut türü. m3xuli mcumori. armut sirkesi.
- mcumori
m3xuli atn.
bir armut türü, salamuralık armut. salamura yapılarak
suyundan sirke elde edilir.
- mcumu,
ncumu tuz. mcumu toli
şüimis.
tuz gözüme. bir yemin. mcumu
waris
cenwaloni
oyapu. tuz suyuna ekmek batırıp
yiyecek kadar yoksul olmak.
- mcveri
atn.
3ad. mgeri.
- gveri
vi. Kurt. 3ad. Mgeri.
- mcveşala
eskiden. mcveşalas
elektriği varûu:
eskiden elektrik yoktu.
- mcveşi,
mcveş ark., mcveşuli vi.
eski. mcveş emektari öuûa
karmaûe:
eski, emektar küçük değirmen.
- mçxu
kalın. mçxu dudi:
kalın baş.
- mçxuoci
xp.,
cemçxupora atn. kalınca, nispetten kalın.
- mçxuri,
oxuri, şoroni koyun.
- mçxuş
ôurmoli
xp. kocabaş kuşu.
- mçxuş
ûoroci
xp.
peçeli kuşu, tahtalı kuşu,
yusuf opalı kuşu.
- mçxvanoba
vi.
kalınlık. dişkaşi mçxvanoba: odunun kalınlığı.
- mçxvapa
atn.
çxvapa xp. sıcak. mçxvapa ndğa:
sıcak gün.
- mçxvapa
oyapu atn.
sıcaktan rahatsız olmak. çxapa mayu. sıcaktan rahatsız
oldum.
- mçxvaperi
atn. sıcaktan rahatsız
olmuş. opşa mçxvaperi vore. sıcaktan çok rahatsız
olmuş durumdayım.
- Mçvalu,
üarauli
xp., mamçvale bekçi. Mçvalupek
oxori çumenan: bekçiler evi kolluyorlar.
- mçxvaşa
ark.
üstün körü, kabaca. stoli
mçxvaşa kogekosu: masayı üstün körü sildi.
- mçiki
ark.,
mçxviüi
xp.,
mçixa
pon.
kestane kargası.
- mçximçxina
bir kuş türü.
- mçinoceri
çiftleşmiş, boğaya gitmiş.
- mçinoci
vi.
yüklü inek, gebe inek.
- mçire
geniş. mçire kva. geniş taş.
- mçirenoba
genişlik.
- mçiri
atn.,
nçiri arş. bal mumu. mçiri eyunwinams
(ocr.): üzerine bal mumu eritiyor.(Laz
halk inançlarına göre nazar değen birinin üzerinde tavanın
içinde eritilmiş bal mumu gezdirilir ve böylece nazardan
kurtulacağına inanılır.)
- mçurçi
atn.,
ngola
üvari,
üvarûoroci
xp. alakarga kuşu.
Güvercin büyüklüğünde, kanatlarında yeşil ve lacivert
tüyler bulunan ve eti yenebilen bir kuş.
- mçvela
arş.,
maöaxe,
öaxe
çöp.
- mçveri
atn.,
pkveri xp., mkveri ark.
un. mçveri doşolu: hamur için unu yoğurdu.
- möa
ark.
geviş getiren hayvanlarda dudak çevresinin iç yüzeyinde ve
genellikle alt çene etrafındaki testere ağzı biçimdeki
tırtıllı et parçacıkları.
- möaci
sinek. möaci
itu: sinek çoğaldı.
- möaci
tuta, k3ala, öuruği
atn.,
çuruği vi., maraşina
çürük ayı (13 temmuz-13 ağustoz arası).
- möapu
atn.,
mkyapu ark.
çakal. möapuk
kotume oöopu:
çakal tavuğu yakaladı.
- möapunksini
atn.,
periksini vi.,
müyapuksini
ark. patlatıldığında
içinden kötü kokulu duman çıkaran bir mantar türü.
- möaraloba
edebiyat, yazın. Lazuri möaraloba:
Laz edebiyatı.
- möeprepuna
atn.,
üeprepuna
ark.
kendir tarlası.
- möeşi
atn.,
möüeşi
ark.
1. çoban. 2. Çobanlık. 3ad.
möüeşi.
- möeşi
olva atn.
çobanlığa gitmek, çoban olarak gitmek. andğa
möeşi
vidare: bugün çobanlığa gideceğim.
- möima
goloğmalu
atn.,
möima
gon3alu
vi.
yağmurun dinmesi fiili. möima
goliğu: yağmur dindi.
- möima
yağmur. möima
möims.
yağmur yağıyor. möima
möims
möipeşi
/msüva
bozope biöepeşi.
yağmur yağıyor inceden /güzel kızları
esirgemeyin gençlerden.
- möimala
yağmurlu dönem, yağmurun
belli bir süre devam ettiği dönem. möimalapes
oxori gale var gamabulurt. yağmurların uzun süre devam
ettiği zamanlarda evin dışına çıkmıyoruz.
- möipe
atn.,
böipe
xp. ince. möipe
dişüa.
ince odun.
- möipenoba
ince olma durumu.
- möipeşûoroci
xp.,
üirzili
ark.,
ûoroci
atn., dirvana pon. gökçe güvercin,
kaya güvercini, üveyik.
- möita
1. Kırmızı, al. möita
ğvalepe süanik
ma omöu
do omnoru: kırmızı yanakların
beni yakıp kavurdu. 2. Kızıl. möita
murun3xi: kızıl yıldız.
- möita
murun3xi
kızıl yıldız. 1929
yılında İskenderi witaşi
yönetiminde Lazca olarak yayınlanan, sosyalist içerikli ilk
Lazca dergi.
- möitalyayi
atn.,
gemöitara
arş.
kırmızımtrak, kırmızımsı. möitalyayi
porça ôoûe
var gamiwamûu:
kırmızımsı gömleğini hiçbir zaman çıkarmazdı.
- möitoni
üzerinde kırmızılık
olan, kırmızılı. möitoni
ğvalepe uğuûu:
kırmızımsı yanakları
vardı.
- möüadule
ark.,
möadule
atn.
1. yaratıcı, yaratma yeteneğine sahip olan. 2.
Usta.
- möüeşi,
möeşi
ark.
1. çoban. möüeşi
mulun: çoban geliyor. 2. Çobanlık,
çobanlık yapma. möüeşişe
mulun: çobanlıktan geliyor.
- möüiri
ark.,
möiri
atn.
1. bit yumurtası.
2. bit yavrusu, yavşak.
- möüomura
ark.
Saldırgan (daha çok köpek için). möüomura
coğori: saldırgan köpek.
- möüomura
ark., mşüomule
atn.
yiyici, obur.
- möüudi,
möudi
ark.,
möüidi
xp.,
Lazuûi
cari atn.,
Lazuûi
gyari vi.
mısır ekmeği.
- möüveri
ark.,
növeri
atn. kurumuş. möüveri
mwüo:
kurumuş karayemiş.
- möüvineri
ark.,
nöuneri
atn.
möüvinaperi
xp. kurutulmuş. xurma möüvineri:
kurutulmuş hurma, hurma hoşafı.
- möoxa
ark.,
üoxa
atn.,
sûiôo
atn.
ekşi.
- möoni
atn.,
möüoni
ark.,
meg. meşe ağacı.
- möu
atn.
bağırsak. möu
deluöordu:
bağırsakları koptu.
- mdade
atn.
nedime kadın.
- mdiüa
buğday. Mdiüas
ti nugumamûes:
buğdayın başağını alıyorlardı.
- mdiüa
cari atn.,
kovali ark.,
kobali meg.
buğday ekmeği.
- meaca
ark., mendvala atn. randevu, sözleşmek.
- meaceri
ark.,
mendveri atn. randevulaşmış, sözleşmiş.
- meacu
ark., mendvalu atn. randevulaşmak,
sözleşmek. çku handğa ismana üala
mebiacit. biz bugün ismana ile randevulaştık.
- meaxedu
vi.
keyif içinde bir yerde oturmak. memsofas
komeaxedu: sedire keyifle oturdu.
- mebalu
atn.,
meüidu
ark.
1. tuzağa takılarak
yakalanmak, herhangi bir şeye/yere takılarak yakalanmak.
Oûavles
üinçi
nibu: kuş (tuzağa takılıp)
yakalandı.
- mebalu
atn.,
meüidu
ark.
2. yemek pişirmek.
(kaynatılarak pişirilenler için). lu
nobams: lahana pişiriyor.
- mebalu
dik ya da eğimli bir yüzeye dökmek
(sıvı). üodas
wüari
nobams: duvarın üzerine su döküyor.
- mebaraşe
atn.
üfürmeye yarayan araç, körük.
- mebargalu
ark., meüanüu
vi., mearu
arş., meyaru,
meûaüulu
atn. tıkırdatmak,
takırdatmak, tıklamak. neünas
memibargalams: kapımı takırdatıyor.
- mebaru
atn.
bir yere doğru üflemek; esmek. ixi memobarams:
rüzgâr bana doğru esiyor.
- mebazgeri
atn.,
mebaâgeri
ark.
yüzeyine veya üzerine basarak.
- mebazgu
atn.,
mebaâgu
ark.
1. Dik bir yüzeye basmak.
2. direnmek, diretmek,
inat etmek, dayatmak, ısrarcı olmak. var
ti vida ya do opşa nobazgu: gitmeyeceğim diye çok
diretti.
- meberi
atn.,
meüideri
ark.
1. tuzağa takılıp
yakalanmış olan. Ali
mo cegivelu meberi üinçi
sûeri:
niçin boynun büküldü, tuzağa yakalanmış
kuş misâli.
- meberi
atn.,
meüideri
ark.
2. Kaynatılarak
pişirilmiş olan yemek. lobya
meberi: kaynatılarak pişirilmiş fasülye.
- meberi
Dik bir yüzeye dökülmüş (sıvı).
- mebğalu
1. Dik bir yüzeye dökmek, fırlatmak,
fırlatıp çarpmak (bir çırpıda sayılamaz
katı nesneler için). üodas
lobca konobğu: duvara fasülye
fırlatmak. 2.
Dik bir yüzeye dökülmek, fırlayıp çarpmak. (bir çırpıda
sayılamaz katı nesneler için). 3. vi., mec. bir şeyden bolca bulunmak, çok sayıda bulunmak.
Oxoris modvalu nobğun:
evde çok sayıda ayakkabı var.
- mebğalu
atn.
2. bir kısmını
kesmek, bir tarafını kesmek, bir yanını kesmek/traş
etmek (bir çırpıda sayılamaz katı nesneler
için). musûaöi
nibğu: bıyıklarını
traş etti.
- mebğeri
1. Dik bir yüzeye dökülmüş, bir
tarafa dökülmüş olan (bir çırpıda sayılamaz
katı nesneler için). üodas
mebğeri lobca: duvara dökülmüş
fasülye.
- mebğeri
atn.
2. bir kısmı
traş edilmiş.
- mebğeri
mepşeri atn.,
not. bolluk içinde. mebğeri mepşeri psüudut:
bolluk içinde yaşıyoruz.
- mebinu
atn.,
meüidu
ark.
avlanan canlının herhangi bir şeye/yere takılmasını
sağlayarak yakalamak. üinçi
nobinu: kuşu (tuzakla) yakaladı.
- meborgu
atn.
takılmak, engel olmak, ayağına dolanmak. mot memaborge!
bana engel olma, ayağıma dolanma!
- mebureri
bir yere yamalanmış
- meburu
bir yere yamalamak.
- mebuzu
1. böceklerin gezinmesi. 2.
mec. çabalamak. dunöu
sûeri
mevobuzam. karınca gibi çabalıyorum.
- mebziûilu
1. fışkırmak. 2. fışkırtmak.
- mecineri
1. Dik bir yüzeye dayanmış,
yaslanmış. bere ubas mecineri miyonuûu:
çocuk göğsüme dayanmıştı. 2.
Dik bir yüzeye dayanarak, yaslanarak. üodas mecineri konaluru:
duvara dayanarak uyukladı.
- mecinu
1. dayanmak, yaslanmak, Dik bir yüzeye
dayanmak/yaslanmak. ma komemacinu:
bana yaslandı. 2.
mec. bol miktarda bulunmak.
onas limxona noncas: eğrelti
otu (çok anlamında) dayanmış, tarlada bol miktarda
var. 3. dayamak, yaslamak.
ncas dişüa
konocinu: ağaca odunu dayadı.
4. Güvenmek. Var megocan e biöi,
var malen skani üala:
sana güvenemem delikanlı, gelemem senin ile.
- meçakşu
vi.
alel usul, gelişigüzel iş
yapmak. noçakşams:
gelişigüzel iş yapıyor.
- meçama
1. verilen. 2.
mec. hayvan yemi, ot.
- meçameri
verilmiş olan. pucis
meçama ağani meçameri vore: ineğe otu yeni vermiş
durumdayım.
- meçamu
vermek. üaûus
gyari meçams: kediye ekmek veriyor.
- meçançu
ark.
anlamsız, boş ve gereksiz iş yapmak.
- meçaneri
dalda bitmiş olan meyve, sebze
vs.
- meçxalu
1. Çarpmak, vurmak (su için). zuğak
noçxams: denizin dalgası çarpıyor/vuruyor. 2. atn., mec. yüzüne vurmak,
aşağılamak, küçümsemek. xorza muşis opşa
noçxams: karısını çok aşağılıyor.
- meçiteri
1. yarılmış, kesilmiş.
2. yararak, keserek.
- meçitu
atn.,
metipu arş. kesivermek, kesip
geçmek, yarmak. dişüa
meçitu: odunu kesti.
- meçkineri
ark.
1. belirli özellikleri
nedeniyle akıllarda olan, iyi bilinen, tanınan. Lazuri nenapuna meçkineri miğunan: 2. yeri belirlenmiş, sabit bir yer bulunmuş. ağne peçkoşi sva meçkineri miğun: yeni sobanın
yerini belirledim, ona sabit bir yer buldum, onun yeri belli.
3. musallat olmuş,
peşini bırakmaz durumda. 4.
rahatsız edilecek biçimde davranılan, sataşılan.
5. xi. Oğlunu evlendirmeyi düşünen bir baba ya da anne tarafından
göze kestirilmiş kız. Hem
orapes cumadi çkimişi meçkineri borûi:
o zamanlar dayım/ amcam beni oğluna almak için gözüne
kestirmişti. meçkineri bozopek şkas okroşi oûüapu
goiûüaman.
‘meçkiner’ kızlar bellerine altından kemer dolarlar.
- meçkinu
ark.
1. belirli özelliklerinden
ötürü akıllarda kalmak, bilinmek, tanınmak, genelin
hafızasında yer etmiş olmak. helimişi
xasanis Lazepe şeni dido dulyape uxinapun, Lazepek heya koniçkines:
xasan helimişi Lazlar için büyük işler yaptı,
Lazlar onu tanıyor, onu biliyor. 2.
belirlemek, yer bulmak, yerini belirlemek. peçko oxori oşkenas
mot naşkum, a sva konuçkini. sobayı evin ortasında
bırakma, ona bir yer belirle, sobaya bir yer bul. 3.
musallat olmak, peşini bırakmamak. bere komemaçkinu,
var memaşkumes:
çocuk bana musallat oldu, peşimi bırakmıyor. 4. sataşmak, rahat bırakmamak. üoçi
dido memaçkinen. adam bana çok sataşıyor, beni rahat
bırakmıyor. 5.
Oğlunu evlendirmeyi düşünen bir baba ya da annenin bir
kızı gözüne kestirmesi, onu kafasında belirlemesi.
Hem orapes cumadi çkimik
komemiçkinu dorûu:
o zamanlar amcam/ dayım beni oğluna
almak için gözüne kestirmişti. 6. Atfetmek.
- meçoşnu
vi.
gelişi güzel iş yapmak.
- meöaöeri
atn.
1. bir noktaya sıkışmış,
tıkılmış. 2.
sıkıştırılmış, tıkıştırılmış.
a odas meöaöeri
memaşüves:
bizi bir odaya sıkıştırıp bıraktılar.
3. bir yere sıkıştırarak,
tıkıştırarak.
- meöaöu
atn. 1. bir noktaya sıkıştırmak, tıkıştırmak.
moxûu
do oktis komemoöaöu.
gelip beni yokuşa sıkıştırdı, hareket
edemiyoruz, hareket alanımız kalmadı. 2.
bir noktaya sıkışmak, tıkışmak.
haüu
üoçi
a wulu
odas komeviöaöit.
bu kadar insan küçük bir odaya sıkıştık.
- meöaderi
atn.,
meöüaderi
ark.
bir noktaya çakılmış.
- meöadu
atn.,
meöüadu
ark. dik bir yere çakmak.
- meöalu
bir yere parça dikmek, yamamak.
- meöamberi
atn., meöaberi
ark.
bir yere yapışmış, yapışık.
- meöambu
atn.,
meöabu
ark. 1.
bir yere yapıştırmak. 2.
bir yere yapışmak.
- meöapxeri
atn.,
moöüideri
ark. dik bir yere çarpmış,
toslamış. meöapxeri
araba. bir yere çarpmış araba.
- meöapxu
atn.,
moöüidu
ark.
dik bir yere çarpmak, toslamak. ncas konaöapxu:
ağaca çarptı.
- meöeri
bir yere dikiş dikilmiş.
- meöibreri
atn.
ateşe tutmuş, ateşe iyice yaklaşmış.
- meöibru
atn.
ateşe tutmak. üoçi
daçxuris noöibramûes:
adamı ateşe tutuyorlardı. ar vorsi daçxuris komeviöibri.
kendimi iyice ateşe tuttum, ateşe tutup ısındım.
- meöiöoleri
1. bir noktaya sıkışmış,
tıkışmış. 2.
bir noktaya sıkıştırılmış,
tıkıştırılmış.
- meöiöolu
bir noktada ya da yerde sıkıştırmak,
tıkıştırmak.
- meöimbru
atn.,
mec. güneşte kurumak, bronzlaşmak.
- meöinaxeri
ezilmiş, ezik. meöinaxeri
m3xuli. ezilmiş armut. meöinaxeri
üiti
opşa mawunen.
ezilmiş parmağım çok acıyor.
- meöinaxu
1. ezmek. arabak bere meöinaxu:
araba çocuğu ezdi. 2.
ezilmek. nca na goyantxu do niöinaxu:
üzerine ağaç düşüp ezildi.
- meöirderi
atn., meöüideri
ark. 1.
kopmuş. meöirderi
toüi.
kopmuş ip. 2.
mec. kopuk, serseri. meöirderi üoçi:
kopuk adam.
- meöirdiner
ark., magzale
atn. yeni yürümeye başlayan çocuk.
- meöirdinu
ark.,
meöerdinu
ark. meüaçu,
goncuüu
atn.
1. bıktırmak, sıkılmasına neden olmak,
usandırmak, bezdirmek. 2. Bunaltmak, iç sıkıntısı
vermek. Bere çkimi mot memoöerdinam.
Çocuğum beni bunaltma.
- meöirdu
ark.
1. bıkmak, usanmak, bezmek, sıkılmak, bunalmak.
ntxiri oüorobuşe
meôöirdi.
fındık toplamaktan usandım, bezdim, bu işten
sıkıldım, bu işi yapmaktan dolayı darlandım.
2. İçi sıkılmak, bunalmak. Oxoriz doxunute meôöirdi.
Evde oturmakla bunaldım.
- meöirdu
atn.,
meöüidu
ark.
1. koparmak. toüi
meöirdu:
ipi kopardı. 2. mec. ipini koparmak,
serseriliğe vermek. üoçik
meöirdu:
adam ipini kopardı, serserileşti.
- meöireli
xp.
zor. meöireli
dulya. zor iş.
- meöiru
xp.
zorlanmak. hem dulya bikomûişa dido mebiöiri.
bu işi yaparken çok zorlandım.
- meöüaderi
ark.,
meöaderi
atn.
bir noktaya çakılmış.
- meöüadu
ark.,
meöadu
atn.
dik bir yere çakmak.
- meöüideri
ark.,
meöirderi
atn. 1.
kopmuş. meöüideri
toüi.
kopmuş ip. 2.
mec. ipini koparmış, kopuk, serseri. meöüideri
üoçi:
kopuk adam.
- meöüodu
ark.,
meöordu
atn. kopmak. toüi
meöüodu.
ip koptu.
- meöopu
suçüstü yakalamak. ntxiri nixiyamûuşa
komevoöopi.
fındık çalarken yakaladım.
- meöordu
atn.,
meöüodu
ark. kopmak. toyöi
meöordu:
ip koptu.
- meövalu
1. bir noktayı yakmak. şüawale
şüimis
awulu
sva memiöu.
eteğimin küçük bir yerini yaktı.
2. bir noktanın
yanması. ponûuli
memaöu.
pantolonumun bir yeri yandı.
- meövalu
atn.,
memöüvamu
ark.
bir noktanın üşümesi, bir organın üşümesi.
üuçxe
memaöu.
ayağım üşüdü. xepe
memaöu.
ellerim üşüdü.
- meöveri
bir noktanın yanması durumu.
- meöveri
atn.,
memöüveri
ark.
bir organın üşümüş olması durumu. meöveri
xepepete haüu
dulya moxinapes: üşümüş
ellerimle bu kadar işi yaptırdılar.
- medanşu
arş.,
medanâu
atn.
süslemek. nusas
nudanşams: gelini süslüyor. Var
nidanâaşa
gale var gamulun: süslenmeden dışarı
çıkmıyor.
- medanşeri
arş.,
medanâeri
atn.
süslenmiş, süslü. medanâeri
bozomota. süslenmiş, süslü kız.
- medaâu
vi., oüombinu
atn. 1. iliklemek. Mintani
konidaâu:
gömleğini ilikledi. 2. vi. iliştirmek.
- medarça
atn.
alçak, yere yakın. üalati
medarças eladgun. sepet alçak bir yerde duruyor.
- medaşüu
atn.
sıkmak. orûapuk
şüa
memidaşüu:
kemer belimi sıktı.
- medaweri
atn.,
mepatxeri atn., meôileri
atn.,
meğureri atn. sönmüş, kapanmış, viran kalmış ocak.
medaweri
oxori. viran ev.
- medawu
atn.,
mepatxu atn., meôilu
atn.,
meğuru atn. 1. viran kalmak, yıkılmak,
sönmek, batmak. oxori memadawes: evimiz battı, söndü,
yıkıldı, kapandı. 2.
batırmak, yıkmak, viran bırakmak, ocağını
söndürmek. üoçi
mebdawit.
adamı batırdık, yıktık, ocağını
söndürdük.
- medgalu
1. eklemek, yaklaştırmak,
bitiştirmek, yakınına koymak. oxori komemidgu:
yanıma evi kurdu. 2.
kurmak. msüala
komedgu: iskeleyi kurdu.
orubas xinci komedgu:
dereye köprüyü kurdu. 3.
ek yapmak. oxoris a oda konudgu:
eve bir oda ek yaptı, eve bir oda ekledi.
- medgeri
1. eklenmiş, yaklaştırılmış,
bitiştirilmiş. oxoris medgeri oda: eve eklenmiş
oda. 2. dayanmış,
konulmuş. neünas
üalati
medgeri naşüu:
kapıya sepeti koyup bıraktı.
- medgineri
1. dayanmış. mundis makvali
medgineri: yumurta kıçına dayanmış.
- medginu
1. dayamak. oxoris araba konudginu:
eve arabayı dayadı. 2.
dayanmak. mundis makvali konadginu: kıçına yumurta dayandı.
- medi
1. muhtaç. medi
süani
dopxedare: sana muhtaç kalayım.
2. umut. medi süanite
na dopxedare (mçm): umudunla oturayım.
- medvalu
1. bir yere koymak. 2.
asma vb. ağaca sarılması için koymak. 3.
mec. vurmak, vurup öldürmek.
mendraşe mendra üoçi
komedves: uzaktan uzağa
adamı vurdular.
- medveri
1. dik bir yüzeye dayanmış,
konulmuş halde. binexi medveri nca. asma konulmuş ağaç.
- medvinu
ark.,
membinu atn. 1. tutuşturmak
(ateş için). daçxuris komebudvini. ateşi tutuşturdum.
2. ark. ışığı
yakmak. tenas komebudvini. ışığı yaktım.
- mefûilu
atn.
1. bir yere fırlayıp
çarpmak. araba idu do ncas konafûilu:
araba gidip ağaca çarptı. 2.
bir şeyi bir yere fırlatıp çarpmak. diüaçu
do üodas
konofûilu:
tutup duvara çarptı. 3.
elinin tersi ile çarpmak, vurmak. oxorcas konufûilu:
kadına elinin tersi ile çarptı.
- mefûilu
atn.,
mestiku ark.
1. bir tutam yolmak, koparmak. kormes msva nufûilu:
tavuktan bir parça tüy kopardı.
- megaünas
yarasın, afiyet olsun, şerefe. şüomipe
megaünas:
yediklerin sana yarasın.
- megalu
1. rastlamak, karşılaşmak.
gzas memagu. yolda bana rastladı. 2.
yardımına gitmek. dulyas mevagi. yardımına
gittim. 3. karşılamak.
noğaşa mevagi. karşılamak için çarşıya
kadar gittim.
- meginu
yakınına götürmek, yaklaştırmak.
möima
komoxûu,
berepek semsiye memigines:
yağmur geldi, çocuklar şemsiyeyi bir yere kadar getirdiler,
yaklaştırdılar.
- megnaperi
idrak etmiş, anlamış,
kavramış. mteli na ivupes megnaperi bore. olan herşeyi
idrak etmiş durumdayım, herşeyi anlamışım.
- megnu,
megnapu kavramak, anlamak, idrak etmek. nagnen. kavrıyor.
- megreli,
margali meg. megrel-Laz.
karadenizin güney doğusunda yaşayan, Lazlarla aynı
dili konuşan halk. Lazların hıristiyan akrabaları.
- Megreluri
xp.,
atn., margaluri
meg.
megrelce. megruli iğarğalams:
megrelce konuşuyor.
- megumeri
1. tepesi alınmış, hasat
edilmiş (başaklı bitkiler için). 2.
mec. ezilmiş.
- megumu
1. buğday, arpa vb. tahılların
başağını koparmak, devşirmek. mdiüa
megumums: buğdayın başağını alıyor.
2. mec.
ezilmek. xe nagumu. eli ezildi. 3.
ezmek. xe nugumu. elini ezdi.
- megurcoleri
atn.
1. sürtünerek. 2.
sürterek.
- megurcolu
1. sürtmek. nuüu
nugurcolams: çenesini sürtüyor. 2.
sürtünmek. üaûu
memagurcolen. kedi bana sürtünüyor.
- meguru
ark.
tarif etmek, yol göstermek. ham üoçis
oxori gza konoguri:
bu adama evin yolunu tarif et, göster.
- megutineri
atn.,
medgitineri ark.
bir yere abanmış, bir şeyin üzerinde durmuş
(kişi). penceres megutineri üoüiwes:
pencereye abanmış etrafı seyrediyor.
- megutinu
atn.,
medgitinu ark. 1. bir şeyin
önünde durmak. eünas
komemogutu: kapıma dayandı. 2.
abanmak. penceres konogutu. pencereye abandı. 3. Dayanmak.
Serigverdis eünas
konogutu: geceyarısı kapıya
dayandı.
- megyari,
mergya vi., meoca atn.
1. sebze, zerzevat. üoçik
megyari gamaçams: adam
sebze satıyor. 2. Maydanoz.
- megza
atn.
yakın, yol üstü, yola yakın. şüimi
oxori megzas dosüudun.
benim evim yola yakındır.
- megzalu
ateşi altında tutmak, altına
yakmak. öuröis
daçxuri konugzu. kazanın altına ateş yaktı.
- megzeri
altında ateş tutulmuş,
altına yakılmış. daçxuri megzeri naşüu:
ateşi altına yakılmış olarak bıraktı.
- meğalu
yansımak (ısı, ateş). daçxuri memağalen.
bana ateş yansıyor.
- meğareri
çizilmiş, çizilerek işaretlenmiş.
- meğaru
1. bir noktayı
çizmek, çizerek işaretlemek. kvas konuğaru:
taşı işaretledi. 2.
imzalamak, imza atmak.
- meğaru,
memşüoru
sevip geçmek, öpüp geçmek. ar
konağaru: onu sevip geçti.
- meğaşüu
bir yeri karalamak.
- meğiru
işaret etmek, e doğru doğrultmak.
üiti
n3as noğirams:
parmağı ile göğü işaret ediyor.
- meğmalu
1. götürmek (cansız varlıklar
için). Dişüape
hişo meviğam. Odunları o tarafa doğru getiriyorum.
- meğmalu
2. takılmak, engelle
karşılaşmak. iri üale
si megağe. her tarafta sana takılıyorum, senin
engelinle karşılaşıyorum.
- meğoberi
1. bir yere sıkışmış.
2. engelle karşılaşmış.
- meğobinu
atn.
sıkıştırmak, kıstırmak, engellemek.
orubas mevoğobini:
derede sıkıştırdım.
- meğobu
1. ark.
çit yapmak, engel yapmak. Gza
meğobu: yola çit yaptı. 2. Fiziksel bir engelle
karşılaşıp sıkışmak, fiziksel
bir engelle karşılaşmak, Fiziksel bir engele takılmak.
Oruba opşa morderi
na orûu
şeni meviğobit, himdo mele var males: dere
çok büyük olduğu için takılıp kaldık, öteye
geçemedik. 2. takılıp kalmak, duralamak, söyleyecek
söz bulamamak.
- meğureri
1. hiç kimsenin kalmadığı
ev, viran. meğureri
oxori: yaşayanların tamamının öldüğü,
viran ev. 2. bir şeyin
uğruna ölebilecek durumda olan. berepe
şüimi
şeni meğureri vore. çocuklarımın
uğrunda ölebilecek durumdayım, onlara bağlanmışım,
onları ölesiye seviyorum.
- meğurinu
tümünü öldürmek, viran bırakmak.
oxori memoğurines do
memaşüves:
evimizi söndürdü, viran bıraktı.
- meğuru
1. sönmek, viran kalmak. mebğurit
e çonaşüimi.
söndük ey ışığım. 2.
uğrunda ölmek. a bozomotas konoğuru:
bir kızın uğrunda öldü. 3.
uzuvlarından biri ölmek. megoğuras xepe skani. ölsün
ellerin.
- meğvareri
atn.,
meşueri vi., meşuveri
ark. bir tarafı ıslanmış. anteri meğvareri
miğuûu,
moyoviwi.
kazağımın bir parçası ıslaktı, üzerimden
çıkardım.
- meğvaru
atn.,
meşuu vi., meşuvu ark.
bir kısmı ıslanmak, bir parçası ıslanmak.
porça memağvaru: gömleğimin bir kısmı ıslandı.
- mexaüaru
bir tarafını kazıtmak.
bu kazıma eyleminde, nesneye yapışan herhangi bir
şey kazınıp atılır. nesnenin kendisi
üzerinde kazıma yapılmaz.
- mexaôaru
atn., mesinapu
vi. derdini ya da bir meseleyi anlatmak amacıyla (atn.
tek taraflı olarak) birine konuşmak. (atn.
bu fiilde konuşma eylemi birinden diğerine tek taraflı
olarak gerçekleşir. bu arada diğerinin konuşması
‘mexaôaru’
fiili ile ifade edilmez.). xvala
bâiris
a m3iüa
komevoxaôari:
yalnız görünce birazcık ona konuştum, ona bir şeyler
anlattım.
- mexawu,
meğawu
kazıtmak. nesnenin kendisi kazınır. örneğin
bir ağacın kabuğu kazınabilir.
- mexedu
1. abanarak oturmak, önüne oturmak.
ğurnis konoxedu do
toprepe oşüomu.
kovanın önüne oturup balları
yedi. 2. mec.
boğazına kadar oturmak. opşa
maşüomu,
alişa komemoxedu. çok yemek yiyebildim,
boğazıma kadar oturdu. 3.
konmak. üinçi
penceres konoxedu. kuş pencereye kondu.
- mexelu
atn.,
mecundu xp., menculu arş.
1. Bir yanından (yanağından vs.) öpmek. a
komegaxeliüo?
yanağından bir öpsem? 2.
hayran olmak, gıpta etmek.
- mexirapu
1. çaldırmak.
para meboxirapi. paramı
çaldırdım. 2.
çaldırtmak, çalmaları için teşvik etmek, hırsızlık
yaptırmak. berepe oşüu do dişüa
noxirapu. çocukları gönderip odun çaldırdı.
- mexireri
çalınmış, çalıntı.
mexireri dişüapete jilemona opşu.
çalınmış odunlarla evinin arkasını doldurdu.
- mexiru
çalmak. neâi
nixiraman. ceviz çalıyorlar.
- mexoleri
atn.
yanaşık, yakın. ğura
mexoleri vore. ölümüme yaklaşmış durumdayım.
- mexolu
atn.
1. yaklaşmak,
yakınlaşmak. ğura memaxolen. ölüm bana yaklaşıyor.
2. yaklaştırmak,
yakınlaştırmak. üuli
nixolams: iskemleyi
kendine yaklaştırıyor.
- mexomberi
dik bir zemin üzerinde kurumuş
olan.
- mexombu
olduğu yerde kurumak. luği
aras konoxombu: incir dalında kurudu.
- mexondu,
mexondinu atn.,
menöinu
vi.
1. dayanmak. ucuzi mali var nuxondun: ucuz mal dayanmıyor. 2. dayandırmak. si muti
var memaxondinu: sana hiçbir şey dayandıramadım.
3. yaşamak, dayanmak. oşi
wana
konuxondu: yüz yıl yaşadı.
- mexorxu
bir kısmını gelişi
güzel budamak.
- mexoronu
1. birine doğru
horon oynamak. bozos noxoronams:
kıza doğru horon oynuyor. 2.
uzaktan tahrik etmek, nispet yapmak.
- mexosaru
gizlice gözlemek, gözetlemek. baba
şüimik
memoxosarams: babam
gizlice beni gözetliyor.
- mexosüeri
atn.,
mexro3keri ark.
1. gebermiş. üodas
mexosüeri
eLaâin.
fare duvarın dibinde gebermiş yatıyor. 2. atn. sönmüş (ateş,
ışık). mexosüeri
daçxuri: sönmüş
ateş.
- mexosüineri
atn.,
mexro3kineri ark.
1. gebertilmiş. 2.
atn. söndürülmüş
(ateş, ışık).
- mexosüinu
atn.,
mexro3kinu ark.
1. gebertmek. 2. atn.
söndürmek.
- mexosüu
atn.,
mexro3ku ark.
1. gebermek. 2. atn.
sönmek. daçxuri mexosüu:
ateş söndü.
- mextimu
ark.,
mexûimu
atn.
gelmek. mextare i? gelecek
misin? hek mextasen:
oraya gelecek.
- mexunu
1. bir noktaya oturtmak. üinçi
penceres konoxunu. kuşu pencereye oturttu. 2. atn. isabet ettirmek.
kva üoôas
konoxunu: taşı alnına isabet ettirdi. 3. Ağzına kadar doldurmak, silme doldurmak. üuüminas
wari
konoxunu. suyu güğümün ağzına
kadar doldurdu.
- mexuûalu
atn.
(<me.oxo.ûal.u)
1. yaydan fırlamak.
2. mec.
ok gibi fırlamak. môolişa
konixuûalu:
istanbula ok yaydan fırlar gibi
fırlayıp gitti.
- mexuûoreri
bir parça kesilmiş (saç, kıl, kumaş vs. için).
mexuûoreri
toma. bir parça kesilmiş saç.
- mexuûoru
bir parça kesmek (saç, kıl ve kumaş için). a
ôişi
toma nuxuûoru.
bir tutam saçını kesti.
- mexvadu
atn.
hak etmek (cezayı, eleştiriyi vs.). vati vuwviüo
ama mexvadudorûu:
söylemeyecektim ama söylemeyi hak etmişti. himuşe na
mexvadare! ondan bulasın (kötülük).
- mexvalu
1. dökmek (çoğul, katı nesneler için). lobya mexu: fasülyeyi döktü.
2. Dökülmek. lobya
nixu: fasülye döküldü. 3. Bir ocağın/ailenin
sönmesi, aile ocağının kapanması.
- mexvaûeri
1. ark.
bir kısmı kemirilmiş. 2.
atn. bir tarafı
dişlenmiş, ısırılmış. mexvaûeri cari: dişlenmiş, ısırılmış ekmek.
- mexvaûu
1. ark.
bir kısmını kemirmek. 2.
atn. bir kısmını
dişlemek, ısırmak.
- mexveri
dökülmüş, döküntü (katı nesneler için). mexveri dobğun:
dökülmüş duruyor.
- mexveri
meoreri atn.
“herşey çok bol, dökülmüş, saçılmış”
anlamında bir deyim.
- meileri
atn.
kesilmiş (su).
- meilu
ark.,
meôilu
atn.
1. tümden yıkılmak,
yok olmak, vurulmak. 2.
tümden yıkmak, yok etmek, vurmak.
- meilu
atn. kesmek (su). wari
nuyiles: suyu kestiler.
- mejguru
atn.
bir kısmını yakmak.
- mejvaûu
atn.
üzerine doğru sallamak, silkmek.
wari xayaris konojvaûu:
suyu suratına doğru salladı.
- mekandaru
atn.
zora kalmak, zor durumda kalmak, zorlanmak. iôûineri
dulyas nakandaru: ilk
işinde zorlandı.
- mekçanderi
atn.,
mekçaneri ark.
bir tarafı beyazlamış.
- mekçandu
atn.,
mekçanu ark. bir tarafı beyazlamak,
solmak.
- mekçineri
bir tarafı ağarmış.
- mekçinu
(saç ve kılın bir kısmı için) ağarmak.
süani
derdite dudi memakçinu: senin derdinden
başımın/saçımın bir kısmı ağardı.
- mekosale
ark. dış kapıya
açılan alan, yer.
- mekosu
1. bir tarafa doğru süpürmek.
timele konokosi! öteye doğru süpür! 2.
atn., mec. kazıklamak.
xolo komemokoses: yine
bizi kazıkladılar.
- mekoteri
atn.,
mekoûeri
ark. katlanmış.
a mekoteri porça. bir kez katlanmış gömlek.
- mekotu
atn.,
mekoûu
ark. bir tarafını
katlamak. para mekotums: parayı katladı.
- mekoûoni
doğangillerden yırtıcı
bir kuş.
- meksinu,
menksinu bir yere doğru (sessiz) yellenmek.
- mektapu
ark.
bir rengin bir şeye geçmesi.
- meüabaneri,
okti atn.
hafiften bayır, kaban.
- meüaçeri
atn., mekaçeri
ark. 1. sıkışmış,
bir yere sıkışmış, sıkışık.
ğeci tamlepunas meüaçeri
iyondrams: domuz çalılıklarda
sıkışmış bekliyor. 2.
mec. sıkılmış, darlanmış. paraşe
meüaçeri
vore. paradan sıkışmışım, darlanmışım.
3. üzerine tutarak.
daçxuris xepe meüaçeri
inçxunams: ateşe
elini tutmuş ısınıyor.
- meüaçineri
atn.,
mekaçineri ark.
1. sıkıştırılmış, kıstırılmış.
ğeci orûu
svas meüaçineri
kodosüudu:
domuz olduğu yerde sıkıştırılmış
halde kaldı. 2. mec. darlanmış,
dara düşmüş, sıkışmış. ham
ndğalepes opşa meüaçineri vore, mo elamoburt!
lerde çok sıkışmış, darlanımışım
bana dokunmayın!
- meüaçinu
atn.,
mekaçinu ark.
1. sıkıştırmak, dara düşürmek. ğeci
gza çodinas noüaçines:
domuzu yolun sonunda sıkıştırdılar. 2.
sıkıştırmak, darlatmak. para komomçi ya do
üoçi
mevoüaçini.
parayı ver diye adamı sıkıştırdım.
hiüu
mo noüaçinam!
beni o kadar sıkıştırma!
- meüaçu
atn.,
mekaçu ark.
1. bir yere sıkışmak, kısmak. korme okotumales
niüaçu.
tavuk kümeste sıkıştı. 2.
darlanmak, sıkılmak. oxoris meviüaçi.
evde darlandım. 3.
karşısında tutmak. daçxuris xe nokaçams:
elini ateşe doğru tutuyor.
- meüalaperi
ark.,
mec. 1. Öteye geçmiş; öteye yollanmış.
2. zamanı geçmiş, çağı geçmiş. oçiluş
ora meüalaperi
miğun: evlenme çağım
geçti.
- meüalapu
ark.
1. öteye yollamak,
göndermek. bere meleşa meüolapu.
çocuğu öteye gönderdi. 2.
Zamanı geçirmek, belli bir süreyi aşmak. Ondğe
moüolapu:
öğlen vaktini/saatini geçirdi.
- meüanüu
ark.,
meyaru, meûaüulu
atn.,
mearu arş. vurmak suretiyle ses çıkarmak, tıkırdatmak,
takırdatmak, tıklamak. neünas
noüanüams:
kapıyı tıkırdatıyor.
- meüanu
atn.,
menüanu
ark.
hafiften bir tarafa doğru sallamak.
omweli
nukanams: beşiği
hafiften sallıyor. muüanams:
- meüaôinapu
1. köpeğe saldırtmak. layöi
konoüaôinapu.
köpeğe saldırttı. 2.
Vi. Defetmek, başından savmak. 3. Atn. kafayı üşütmek,
aklını oynatmak. Nosis konoüaôinapu:
aklını oynattı.
- meüaôineri
1. atlamış.
2. Atlayarak. oruba meüaôineri
golaxûu:
dereyi üzerinden atlayarak geçti. 3.
Mec. atlatmış, aklını oynatmış,
kafayı yemiş.
- meüaôu
1. atlamak. otvaşe
konuüaôu.
çatıdan atladı. 2.
saldırmak, dişlemek (köpek). coğorik
komemaüaôu.
köpek saldırdı, kaptı,
dişledi.
- meüarberi
ark.
viran, viran olmuş.
- meüarbu
vi.
bir beddua. megaüarbas
ti skani. 3ad. oüarbu.
- meüardu
ark.
tenezzül etmek. heya mot niüardam?. niye ona tenezzül ediyorsun?
var memiüardams:
bana tenezzül etmiyor.
- meüateri
(<tur. katmak) katılmış,
dahil olmuş.
- meüatu
(<tur.
katmak) katılmak, dahil olmak. hamu ti komeviüatat.
onuda ortak edelim.
- meüideri
ark.,
meberi atn.
1. Tuzağa takılarak yakalanmış olan. Mosas meüideri
üinçi:
ağa takılıp yakalanmış
kuş.
- meüideri
ark.,
meberi atn.
2. pişirilmiş yemek (kaynatılarak). Xaci meüideri:
kaynatılarak pişirilmiş
fasülye.
- meüidu
ark.,
mebinu atn.
1. tuzağa düşüp yakalanmak. üinçi
mosas koniüidu:
kuş tuzağa yakalandı.
- meüidu
ark.,
mebalu atn.
2. yemek pişirmek (kaynatarak). xaci
noüidams:
kaynatarak fasülye pişiriyor.
- meüileri
ark.
meyileri atn.
kesilmiş, kesik (su için).
- meüiôireri
ark.,
mewileri
atn.
azar azar, iktisatlı, idareli.
- meüiôiru
vi., mewiôu
atn. gıdım
gıdım kullanmak, çok idareli kullanmak, azar azar kullanmak.
kovali niüiôiraman
do imxonan: ekmeği
azar azar koparıp yiyorlar.
- meüitxu
yalnızken birebir soruvermek.
- meüiyaloni
ark.
ayıklanmış fındığın tozunu
almaya yarayan bir tür elek.
- meüleûu
ark.
geri gelmemek, didişmek (kavgada, ağız dalaşında
vs.). bere komemaüleûu:
çocuk
benimle didişiyor, geri gelmiyor.
- meülimu
isabet ettirmek, hedefi tutturmak.
üopas
kva konoülimu.
alnına taşı isabet ettirdi.
- meünimu
1. iştahını
tutmak, yaramak, faydasını görmek (yemek için). imxos var naünimen/naünen.
yediği yaramıyor, faydasını
görmüyor. 2. yapılan
işten keyif duymak, zevk almak. andğa
na ôi
dulya opşa memaünu.
bugün yaptığım işten
çok keyif aldım, zevk duydum.
- meünu
tutmak, tutunmak. coluûuşa
eünas
konaünu.
düşerken kapıya tutundu.
- meüolva
atn.,
meüaxtimu
ark. 1.
geçip gitmek, geçmek (zaman için). Ora
meüilu:
zaman geçti. 2. Batmak (güneş). mjora
meüilu:
güneş battı. 3. Aşmak,
öteye doğru aşmak, geçip gitmek. Xinci
meüilamûuşa
dogutu do a koöeüiweru:
köprüyü geçerken durup geriye doğru baktı.
- meüorale,
doüoru
hayvan bağı. pucik meüorale
niöüidu.
ineği bağını kopardı.
- meüoreri
bağlanmış, bağlı.
meüoreri
puci. bağlanmış inek.
- meüore3xu
1. bire bir dert yanmak. 2.
birine karşı ağıt yakmak. ğureris noüore3xams:
ölüye ağıt yakıyor.
- meüoru
1. bir yere bağlamak. puci môalus
konoüoru.
ineği kazığa bağladı.
2. paketlemek. para yaluğis meüoru.
parayı mendile bağladı,
ambalaj yaptı.
- meürimu
xp.
yakmak (ışık için).
- meüûasi
atn.,
meûaksi
ark.
1. ipek. 2.
ipek böceği. 3. bir armut türü.
- meüuûanu
atn.
mahfolmak. Niüuûanu:
mahfoldu. Meviüuûanit:
mahfolduk.
- Oüoûoru
fur.
Mahfolmak. Koüoviûorit:
mahfolduk.
Koüoviûori:
mahfoldum.
- meüvateri
kesik, kesilmiş. meüvateri
üiti.
kesilmiş parmak.
- meüvatu
kesmek. argunite dişüa
meüvatu:
balta ile odunu kesti.
- mek3alu
1. bir tarafı/yeri çürümek. 2.
bir yerde çürümek. orûu
svas konok3u: olduğu yerde çürüdü.
- mek3eri
1. bir tarafı çürümüş. 2.
bir yerde çürümüş.
- mela
atn. pas, bir bitki
hastalığı. m3xulepes
mela ceçu: armutlara pas vurdu.
- meladvalu
içeri koymak. cari
komelidu. ekmeği ağzına aldı (içeri).
- melagutinu
atn.
kirin nüfuz etmesi. lebi
komelagutu: kir nüfuz etti.
- melaüoru
ark.
1. içine koyup bağlamak. mendilis
minâi
melaüoru.
minciyi mendile bağladı/mendile
minci bağladı. 2. ark. Kundağa sarmak, kundaklamak.
Lazonas ağan dobader bere hemsaûis
mbelapes melaüoruman:
Lazona’da yeni doğan çocuğu anında/hemen kundaklarlar,kundağa
sararlar.
- melandu
kapı vb. kapamak. neüna
konolandu. kapıyı kapadı.
- melaûeri
1. ezilmiş (metal). 2. mec. ezilmiş (herhangi
bir şey). üiti
memalaûu:
elim ezildi.
- melaûu
1. ezmek (metal). 2. mec. herhangi bir şeyi
ezmek. arabak bere melaûu:
araba çocuğu ezdi.
- meLazdu
ark.
kapamak (kapı).
- mele
öte. mele kogoliği. öteye götür. 2.
sağ.
- melendo
öteden. melendo moxûu:
öteden geldi.
- melendoni,
meleni, melenuri 1.
ötedeki, öte taraftaki. melendoni komoği. ötedekini getir.
2. karşıdaki.
- melenüale
atn.,
melendoüele
ark. öte taraf, karşı
taraf, karşı yaka (kişinin o an bulunduğu
konuma karşılık gelen taraf). melenüale
celaxes: karşıda
oturuyor. zuğa melenüalenurepe.
denizin karşı yakasındakiler.
- meli
tilki.
- melva
1. Vi. düşmek.
Ncaşe mebli: ağaçtan
düştüm. 2. düşmek,
kopmak, yerinden kopup düşmek. m3xuli
araşe nolu: armut dalından düştü. 3.
gelmek. hişo mevulu:
o tarafa geliyorum. 4.
mec. takatı kesilmek.
aşkva mevoli. artık
takatım kesildi. 5.
Dalmak, saldırmak. Alis
komeboli: boğazına daldım.
- membineri
atn.
1. bitişik, birbirine eklemlenmiş.
2. tutuşmuş,
ateş almış. membineri
daçxuri: tutuşmuş ateş.
- membinu
atn.,
medvinu ark. 1. atn.
ateş almak, tutuşmak. daçxuri konambinu: ateş aldı,
tutuştu. 2. tutuşturmak.
daçxuri konumbinu: ateşi tutuşturdu.
- membinu
atn.,
mem3xvalu eklemek,
ek yapmak, bitiştirmek. mûva
konunbinu: ipliği ekledi.
- memboneri
atn.,
meboneri ark. (canlılar
için) bir kısmı ya da bir tarafı yıkanmış.
- membonu
atn.,
mebonu ark. (canlılar
için) bir kısmını ya da bir tarafını
yıkamak. beres mundi numbonu. çocuğun kıçını
yıkadı.
- memcixu
atn.
küçük darbelerle vurmak. beres numcixams:
çocuğa küçük darbelerle vuruyor.
- memcumale
dibeğin iç tarafında kenarda
biriken, tahılı ortaya çekmek için kullanılan bir
tür tahta kürekçik.
- memçxapinu
arş.
bir taraftan ısınmak. mevimçxapinam, hus vidare. bir
tarafımı ısıtıyorum, şimdi gideceğim.
- memçxo
arş. ön.
- memçinu
haber vermek. nana muşişi ğura konumçinu: annesinin
ölümünü haber verdi.
- memçvalu
ark., meçxalu atn. küçük dalgalar
halinde vurmak, çarpmak (deniz). Zuğa
memamçvalerûu:
deniz küçük dalgalar halinde vuruyordu (bana).
- memöitaneri
bir yanı kırmızılaşmış, kızarmış.
ğva memöitaneri
uğun: yanağı
kızarmış.
- memöitanu
bir tarafı kırmızılaşmak,
kızarmak. ğva namöitanu.
yanağı biraz kızardı.
- memöüvamu
ark., meövalu
atn.
bedende bir yerin/bölgenin üşümesi fiili. inite üuçxe
memomöüu:
soğuktan ayağım üşüdü.
- memöüveri
ark.,
meöveri
atn. bir organın
üşümüş olması durumu. memöüveri
xepete bi3adebur. üşümüş
ellere çalışıyorum.
- memgaminu
1. asmayı aşılamak.
2. asma dalından
çelik yapmak.
- memgvapa,
memgvapura atn.,
mengapura ark. benzerlik.
mitis memgvapa var uğun:
kimseye benzemiyor.
- memgvaperi,
mengaperi benzer, benzemiş. babas memgvaperi on/
ren: babasına benzemiş.
- memgvapineri,
mengapineri benzetilmiş.
- memgvapinu,
mengapinu benzetmek. ma memimgvapinams:
bana benzetiliyor. mitxas memamgvapinu: birine benzettim.
- memgvapu atn.,
mengapu ark. 1. benzemek. ma memimgus. bana benziyor. 2. benzetmek. baba şüimis
memamgvapen. babama benzetiyorum.
- memğezu
ark.,
meôiznu
atn. fit vermek, kışkırtmak.
milleûis
numğezams: kışkırtıyor.
- memxacu
atn., memxvacu
vi. destek olmak, iteklemek. ncaşe evuluûişa
memimxacu/memimxvacu. ağaca çıkarken destek oldu, beni
yukarıya doğru itti.
- memxaneri
atn., memxvaneri ark. 1.
dayanarak. doüanaşe
memxaneri: silah dayanmış.
2. dayayarak. doüanaşe
dudis memxaneri oyondinams:
başına tabanca dayayarak bekletiyor.
- memxanu
atn.,
memxvanu ark. dayamak. ûapanca
dudis konomxanu. silahı dayadı.
- memxişolu
atn., mepunçxolu ark. ufalamak,
küçük bir parça koparmak. caris numxişolams:
ekmeği ufalıyor, ufak parçalar koparıyor.
- memxvalu
atn.,
memxvinu ark. 1. Göğsüne yaslanmak,
bağrına basmak. bozomotas konamxu: kızın
göğsüne yaslandı. 2.
kendi bağrına basmak. bozomota konimxu: kızı göğsüne
bastı.
- memxveri
bağrına basmış halde. bere memxveri dicinu:
çocuğu göğsüne basmış halde yattı.
- memjoreri,
memjureri güneşe
vermiş, güneşe tutmuş, güneşlenmiş, bronzlaşmış.
memjureri
ren xura muşişen ignapen. bronzlaşmış
olduğu vücudundan anlaşılıyor.
- memjoru
vi., memjuru
atn., memcoru arş. 1. güneşlenmek, bir tarafını güneşe vermek. kelicinu zuğa ôicis, nimjors. yatmış
denizin ağzına, güneşleniyor, kendini güneşe
veriyor. 2. Güneş almak, güneş görmek. livadi üudeliz
nomjors. Bahçenin kuyruğu güneş alıyor/görüyor.
- memkaru
ark.
gelişi güzel iş yapmak. xasanik numkarams: hasan gelişi
güzel iş yapıyor.
- memüaseri
tıkılmış, tıka basa dolmuş, tıka
basa dolu, bastırılarak sıkıştırılmış,
basınç yapılarak sıkıştırılmış.
- memüasu
tıkamak, sıkıştırmak. tipi on3xenis nomüasams:
çayırı tavan arasına
tıkıyor, sıkıştırıyor.
- memüolaneri
ark., meôriüaneri
atn.
kısmen acı, acımsı, acımtrak. şuüa
a m3iüa
meôriüaneri
momalu: salatalık
bana biraz acı geldi.
- memüomişu
ark.
arıları pasifleştirmek amacıyla körükle duman
vermek.
- mempulu
gizlice vermek. cari memompulamûu: bana gizlice ekmek veriyordu.
- memôiru
atn.
tıklamak. eünas
numôirams:
kapıyı tıklıyor.
- memôoneri
1. yaslanmış.
ncas memôoneri
ixaôas:
ağaca yaslanmış konuşuyor. 2.
yaslanarak.
- memôonu
atn. 1.
yaslamak, dayamak. ncas kononôonu.
ağaca yasladı. 2.
yaslanmak, dayanmak. ncas konanôonu.
ağaca yaslandı.
- memsileri
atn. kesilmiş (su).
wari
memsileri naşüves:
suyu kesilmiş halde bıraktılar.
- memsilu
atn. 1. kesmek (su). wari
numsili. suyu kes. 2.
kısmak. wüari
ar m3iüa
numsili. suyu biraz kıs.
- memsüunu
atn. yakışmak,
uygun düşmek. ma memomsüun.
bana yakışır. ogorapu si var megomsüun.
küfretmek sana yakışmıyor.
- memsüvalu
bildiğini kendine saklamak. üinçi
obğe numsüun.
kuş yuvasının varlığını sadece
kendi biliyor.
- memsüvaneri
atn.,
memskvaneri ark.
süslenmiş, süslü. memsüvaneri
bozomota. süslenmiş kız.
- memsüvanu
atn.,
memskvanu ark. 1. süslemek, çeki düzen vermek. ôi
moxûanşe
a m3iüa
konumsüvanit.
onların gelmelerinden önce biraz çeki düzen verin. 2. Süslenmek, çekidüzen vermek. nusak nimsüvanams:
gelin kendine çeki düzen veriyor, süsleniyor. 3.
yaraşmak, yakışmak, uygun düşmek. hako çkimi memskvanu bozo varen. burda
bana yaraşır, bana uygun bir kız yok. 4. Kendine
yakıştırmak, kendine yakışanı bulmak.
- memsüveri
sır bilen, bir sırrı saklayan. ar mutxa memsüveri uğun: kendine bir şey saklıyor, sadece o biliyor.
- memsufa
ark. . sedir, oturacak.
- memşareri
1. itilmiş. timele memşareri: öteye itilmiş. 2.
iterek. memşareri viyonamt. iterek götürüyoruz.
- memşaru
atn.,
metoru
ark. itmek. Nomşaru
do zuğas kodoloûoçu:
itip denize düşürdü.
- memtonu
ark.
arttırmak, fazlalaştırmak, önünü açmak. ğormoûik
megimtonas: tanrı (herşeyini)
arttırsın, yolunu açsın.
- memtvalu
ark. 1. açık ateşteki közün üzerini külle örterek közün uzun
süre canlı kalmasını sağlamak, canlılığını
yitirmemek. 2. teselli bulmak, avunmak. alimse
çkimi bâirais
da çkimiz memamtvalen. yeğenimi
gördüğümde kız kardeşimi görmüşçesine teselli
buluyorum.
- memûalu
atn. kontrolu dışında
kaçırmak. mseli namûu: kontrolu dışında
sidiğini kaçırdı.
- memûeri
atn.
kontrolu dışında kaçırmış olmak.
mseli
- menâu
ark.,
mem3xvalu atn.
arı sokması fiili. mzucik
memomzu: eşek arısı ısırdı.
- mem3xuri
ark.,
mem3xvala atn. eklem, mafsal. karas mem3xurepe
konuk3udoren: iskeletin eklemleri çürümüş.
- mem3xvala
atn. Böcek ısırması/ısırığı,
böcek sokması. ôuûuci
mem3xvala opşa iwunen:
arı sokması çok acır.
- mem3xvala
atn.,
mem3xuri
vi.
1. eklem yeri, ekli
yer, eklemli yer, eklemenin olduğu yer. 2.
Eklem, mafsal. Mem3xvalape
şüimi
mawunen:
eklemlerim ağrıyor.
- mem3xvalu
1. eklemek. mûva
num3xums: ipi ekliyor.
- mem3xvalu
atn., menâu
ark.
2. sokmak, ısırmak.
ôuûucik
memom3xu: arı soktu.
- mem3xvalu
membinu atn.,
not. habire eklemek, ekleyip durmak,
bir türlü konuşmayı kesmemek. a
kocoöu
oxaôarus,
num3xu numbinu, var dvabağu: konuşmaya
bir başladı, habire ekleştirdi, bir türlü bitiresi
gelmedi.
- mem3xveri
atn.,
menâeri
ark. 1.
ısırılmış, ısırık, sokulmuş
(böcek için). ôuûuci
mem3xveri: arı sokması.
- mem3xveri
atn.,
mem3xuri ark. 2.
eklenmiş, ek yapılmış, ekli, ek. mem3xverişe
meöordun.
ekli yerden kopuyor. 2.
atn. eklem, mafsal.
nana şüimis
mem3xverepe awunen.
annemin eklem yerleri ağrıyor.
bir kısmını yıkamak.
porças xanöali
nunaxums: gömleğin kollarını
yıkıyor.
- menaxveri
bir tarafı yıkanmış.
- mencaxeri
bir tarafı yolunarak ezilmiş.
- mencaxu
bir kısmını yolarak
ezmek. üiti nuncaxu: parmağını
ezdi.
- mencğileri
atn. boğuk, kısık.
mencğileri nena:
boğuk ses.
- mencğilu
atn., mencğiru
ark. boğuk ses
çıkarmak. nena memancğilu:
sesim kısıldı, boğuk çıkıyor.
- mencğimeri
ark.
buruşuk, kırışık. memcğimeri karûali. buruşuk kağıt.
- mencğimu
ark.
kırıştırmak, buruşturmak. karûali
mencğimu. kağıtı buruşturdu.
- mencğiûeri
boğuk. mencğiûeri
nena: boğuk ses.
- mencğonu
biriyle göndermek. mevoncğonam.
oraya gönderiyorum.
- mencireri
uyumuş, uyutulmuş. bere mencireri
miyonun. çocuğu uyutmuş halde.
- menciru
1. uyutmak. bere kononciru. çocuğu
uyuttu. 2. uyumak, uykuya dalmak, uykuya girmek. devicini şüala
komevanciri. yatar yatmaz uyudum, uykuya daldım.
- mencumu
atn.
kasti olarak dürtmek, vurarak rahatsız etmek. beres
mo nuncumam! çocuğu dürtme, dürtüp rahatsız etme!
- mençaxu
bir yere çırpmak.
- Mençaüu,
merçaüu
1. bir yere sıkışmak.
dişüapes
komevinçaüi.
odunlara sıkıştım. 2.
bir yere sıkıştırmak. dişüapes
kononçaüu:
odunlara sıkıştırdı. 3.
mec. gözlerini dikmek,
gözleri dışarı fırlamak. tolepe komemonçaku. gözlerini bana
dikti. tolepe mençaüeri
bâiriis
şüurina
kemöopu:
gözlerini dışarı fırlamış
görünce korkuya kapıldım.
- mençaneri
atn.,
meçaneri ark.
meyve vermiş, iliştirilmiş. m3xuli
mençaneri: meyve vermiş armut.
- mençanu
atn.,
meçanu ark. dalda meyve vermek, dalda meyve oluşmak. ncas ar m3xuli ti var nonças: ağaçta
bir armut bile olmamış, armut meyve vermemiş.
- Memçxome,
maçxomale balıkçı. mençxomeşi
birapa ibirs. balıkçının türküsünü söylüyor.
- mençxvaru
1. bir yere çarpıp parçalamak.
duvaris kononçxvaru:
duvara çarpıp parçaladı. 2.
bir yere çarpıp parçalanmak. araba koninçxvaru: bir yere
çarpıp parçalandı.
- mençoreri atn.
1. itilmiş. timele
mençoreri: öteye itilmiş.
2. mec. ertelenmiş,
itilmiş. mençoreri dulya. ertelenmiş, ileriye atılmış,
sürüncemeye bırakılmış iş.
- mençoru
atn.
1. itmek, iteklemek.
timele kononçori! öteye doğru it! 2.
mec. ertelemek.
- menöalu
1. yaklaşmak, sokulmak. uneneli
komevanöi.
sessizce yaklaştım. 2. uzatmak, uzatıp vermek. xami
komeminöu.
bana bıçağı uzattı.
- menöareri
1. yazılmış, yazılı.
menöareri
kva: yazılı taş. 2.
mec. kader, yazgı.
menöareri
şüuni
haşorûu:
yazgımız, kaderimiz böyleydi.
- menöaru
1. yazmak. hak
kononöari:
buraya yaz. 2. Not almak, bir yere
kaydetmek. 3. Nasip olmak. 4. Alnına yazılmak, kaderi/yazgısı
olmak.
- menöelu
1. ark.
görevi ifa etmek, bir işi tümü ile bitirmek, görevi yerine
getirmek. 2. arş.
iyi beslemek.
- menöilareri
atn.,
menüilyareri
ark.
idareli. idare ederek. menöilareri
şüomit.
idareli yiyin.
- menöilaru
atn.,
menüilyaru
ark.
idare etmek. üapça
ninöilarams:
hamsiyi idare edin, idareli yiyin.
- menöilu
atn.,
menöüilu
arş.
bir tarafını deşmek. üapças
ali nunöilu:
hamsinin boğazını kopardı.
- menöineri
atn.
ortak edilmiş, pay sahibi yapılmış.
- menöinu
atn.
1. ortak etmek, pay
vermek. himuti koninöines:
onu da ortak ettiler. 2.
arş. itelemek.
3. vi. yaklaştırmak, yanaştırmak.
- menöinu
vi.,
mexondu, mexondinu
atn. 1. dayanmak. modvalu jur wanas var ninöu.
ayakkabı iki yıl dayanmadı. 2.
yaşamak, dayanmak. ordoşe bğurare dido var mebinöe.
erken öleceğim çok yaşamam.
- menöişinu
atn.,
meöişinu
ark.
arkasından yetiştirmek. bere untxozinu do cenöareri
konunöişinu:
çocuğu arkasından koşturup parayı yetiştirdi.
- menöişu
atn.,
meöişu
vi.
yetişmek. arabas menöisu.
arabaya yetişti.
- menöunu
bir yerde kurumak. orûu
svas kononöu.
olduğu yerde kurudu.
- menöuşinu,
menöuşu
erişmek, uzanmak. owudes
var memanöuşinu:
rafa erişemedim, uzanamadım.
- menövalu
1. ortak olmak, pay sahibi olmak. ma meminöuri?
bana ortak mısın?
2. atn.
üzerine tükürmek. mtutik komemonövales:
ayı üzerimize tükürdü. 3.
birazcık sağmak.
- menöveşe
atn.,
menoöve,
meöve
arş. sigara izmariti.
- mendaxtimu
ark.,
mendolva atn.
gitmek. mendaxtu:
gitti.
- mendancğonu
göndermek, uzağa göndermek (cansız).
karûali
mendancğonu. mektubu gönderdi.
- mendaûoçu
uzağa fırlatmak.
- mendaonu
1. (canlılar için) götürmek. bere ûoxûorişe
mendevioni: çocuğu doktora götürdüm. 2. canlı bir varlığı birinden zorla ve ya hile
ile almak. cuma şüimis
üinçi
mendevuoni. kardeşimden kuşu aldım (zorla ya da
onun rızasıyla).
- mendğulinu
1. bir noktayı ya da bir noktaya eritmek. 2. Atn. bir noktanın
çürümesi. Beres muöeşi
muntxi, na megindğulasere (mçm):
çocuğa nasılda vurdun, bir tarafın çürüsün he mi.
- mendoçvalu
uzağa fırlatmak. kva
menduçu: taşı uzağa
fırlattı.
- mendoğmaleri
alınmış (zorla).
- mendoğmalu
atn., vi., mendomalu ark. 1.
götürmek (cansız bir varlığı). 2.
cansız bir varlığı birinden (zorla ya da rızasıyla)
almak. baba şüimis
doüanaşe
mendevuği. babamdan silahı
aldım.
- mendomineri
ark.,
eüoyoneri
atn. ısmarlanmış, sipariş
edilmiş. mcumu mendomineri miğun: tuzu sipariş etmiş durumdayım. wiüara
mendomineri vore. sigarayı ısmarlamışım.
- mendominu,
dondvalu ark.,
eüoyonu
atn. ısmarlamak,
sipariş etmek. mcumu mendominu: tuzu ısmarladı.
- Mendominuşi
vi., eüoyonuşi,
eüoyononi
atn. ısmarlanması/ısmarlanılması
gereken
- mendopinu
1. belirli bir yere gütmek, götürmek.
puci
xocişe mendupinu: ineği öküze
götürdü. 2. Bir yere güdülmek, sürülmek.
- mendoşkvalu
vi.,
mendoşüvalu
atn.
göndermek, gitmesine izin vermek (canlı).
bere mpolişe mendavoşüvi.
çocuğu istanbul’a gönderdim.
- mendra
uzak. mendra dopsüudit: birbirimize uzak kaldık.
- mendrala
vi.
uzak, nispeten
uzak, diğerlerine göre daha uzak.
- mendranoba
uzaklık. mendranoba mu uğun? uzaklığı ne kadar?
- mendranuri,
mendraneri, galeni, meleni 1. yabancı.
mendranuri üoçepe. yabancı adamlar.
2. uzaktaki, uzakta
olan. mendranuri cumalepe. uzaktaki (erkekler için) kardeşlerimiz.
- mendriüeri
bükülmüş, eğik. mendriüeri
nca. bükülmüş ağaç.
- mendriüu
1. bükmek, eğmek.
Ntxiri biüa
mendriüums:
Fındık çubuğunu büküyor. 2.
bükülmek, eğilmek.
- mendvalu
1. sır vermek, sırrını
paylaşmak. mutxa mevandvi.
ona bir sır verdim.
- mendvalu
atn.,
meacu ark. 2. randevulaşmak.
mitxa memindun. biriyle randevum var.
- mendveri,
mendvaleri atn.
1. sır vermiş, sırrını paylaşmış.
ar mutxa mendveri miğun:
ona bir sır vermiş, onunla bir gizini paylaşmış
durumdayım.
- mendveri,
mendvaleri atn.,
meaceri ark. 2.
randevulu, randevulaşmış, söz almış.
a bozo mendveri miğun:
bir kızla randevuluyum.
- mengliseri
atn. tıkabasa dolu,
ağzına kadar dolu, tıklım tıklım.
nçayite mengliseri kalati. çayla tıkabasa dolu sepet.
- menglisu
atn.
1. tıkamak, tıklım
tıklım olmak, tıkabasa doldurmak. alimevi nçayite
kononglisu. alimyerini çayla tıka basa doldurdu. 2.
tıkanmak, tıklım tıklım olmak, tıkabasa
dolmak. üoçepete
gzalepe kononglisu. insanlarla yollar tıka basa oldu, tıklım
tıklım doldu.
- meni
meksi meçamu atn.
aman soluk vermek, fırsat vermek. ar meni meksi momçi do
kodopxeda. bana bir fırsat verde oturayım. meni meksi
var momçams: aman soluk vermiyor.
- menkalu
atn. dokunmak. mot memankaler!
bana dokunma! üoçis
var ninkalinen. adama dokunulmuyor.
- menüaleri
ark. tam, dört dörtlük,
eksiksiz. oxoris mteli xolo menüaleri
miğun: evde herşeyim
tamdır, dört dörtlüktür, eksiğim yok.
- menüalu
ark. herşey yerli
yerinde olmak, dört dörtlük olmak, eksiksiz olmak. oxori komebonüalit.
evimizi dört dörtlük yaptık, herşeyi ile tam, eksiksiz.
- menüilyaru
ark.,
menöilaru
atn. azar azar kullanmak.
gyari imxorûaşa
kovali ninüilyarams:
yemek yerken buğday ekmeğini azar azar kullanıyor.
- menoçxe
ark.,
noçxeşe wai
atn. bulaşık
suyu.
- mentfalu,
moüitxu
ark., cegoru
atn. ziyaret etmek. heya mobintfalae. onu ziyaret edeceğim.
- mentxalu,
mentxapu 1. vurmak, çarpmak. mxucis ar komemintxu: omzuma bir kez
vurdu. mxuci nuntxams:
omzunu (ona) vuruyor. araba kvas konontxu: arabayı taşa
çarptı. 2. mec.
dürtmek. mot ixaôa
ya do mxucis ar konuntxu: konuşma diye omuzuna hafiften vurdu,
dürttü. 3. mec.
güreşte rakiplerden birinin dalması. 4.
güreşmek.
- mentxeri
1. çarpmış, vurmuş.
dudi
üodas
mentxeri: başını
duvara vurmuş. 2.
çarparak, vurarak.
- mentxoreri
bir tarafı birazcık kazılmış.
gza mentxoreri bâiri.
yolu birazcık kazılmış buldum.
- mentxoru
bir yerin bir tarafını azıcık
kazmak. üoçi
moxûu
do oxori avla komemintxores:
adam gelip evimizin avlusunu bir parça kazdı (kemdi malı
imişçesine).
- menûaleri
katılmış, dahil olmuş, ortak olmuş.
- menûalu,
menöinu
ark.,
meüatu
(<tur.
katmak) 1. dahil etmek,
katmak. himuti şüu
komemanûales:
o da bize katıldı. 2.
mec. ortak etmek, pay
vermek. si ti dixapes meginûalatere:
seni de arazilere ortak edeceğiz. 3.
dahil olmak, katılmak. moxûu
do himuti komemanûales:
gelip o da bize katıldı. 4.
mec. ortak olmak, pay sahibi olmak. ma ti ham leûapes
meganûalatere:
ben de bu topraklara ortak olacağım.
- menûeneri
atn.,
ûener
ark., ûeneri
vi. hafifçe nemlenmiş, nemli.
menûeneri
porça. nemlenmiş gömlek.
- menûenu
atn.,
oûenu
ark.
nemlenmek. porça menûenu.
gömlek nemlendi.
- menûoreri
yanaşmış, yaklaşmış,
yanaşık.
- menûoru
atn.,
meûoru
vi.
1. Bir yere doğru yaklaşmak,
yanaşmak (mesafe). ma memanûoren.
bana yaklaşıyor. 2.
yaklaştırmak, yanaştırmak. üuli
meminûorams:
iskemleyi bana yanaştırıyor.
- menûro3u
ark.
bir parça (toprak için) kopmak, heyelan olmak. livadi üudeli
menûro3u:
bahçenin dibinden bir parça toprak koptu.
- menzgilu
atn.,
menâgilu
ark.
1. bir şeyi ya
da birini gagalamak. mumulik kormes nozgilams:
horoz tavuğu gagalıyor. 2.
mec. sataşmak.
beres nonzgilams:
çocuğa sataşıyor.
- menâu
ark.,
mem3xvalu atn.
sokmak, ısırmak (böcek). buûüucik
memonâu.
arı soktu.
- men3alu
1. kesmek, kesip atmak, çabucak kesmek,
kesivermek. ali
nun3alu: boğazını kesti.
2. mec.
son derece sert, keskin olmak. inik
men3alums: soğuk kesiyor. msüvanoba
muşik men3alums: güzelliği
kesiyor.
- menwalu
1. Dokunmak, değmek. Soti
mot memanwe!
Hiçbir yerime dokunma/değme! Ma
mo memanwe:
bana değme. 2. Dokundurmak, değdirmek. xe
meminwams:
bana elini dokunduruyor. 3.
yakmak (ışık, ateş.). çona
nunwams:
ışığı yakıyor.
4. yanmak (ateş, ışık). daçxuri koninwu:
ateş yandı. 5. Tüttürmek. wiüara
konunwu:
sigarayı tüttürdü.
- menwana
ark.,
mewana
ark. ertesi yıl.
- menweri
1. Dokunarak, değdirerek.
2. Dokunulmuş;
dokundurulmuş; değmiş; değdirilmiş. a
mitişi üiti
menweri
korûuüo
var imxos: kimsenin parmağını
dokundurmuş olduğu şeyi yemiyor. 3.
alev almış, ateş almış, tutuşmuş;
tutuşturulmuş. menweri
dişüa.
ateş almış/tutuşmuş
odun. 4. tüttürülmüş
halde (sigara). menweri
wiüara:
tüttürülmüş sigara. 5. atn. yakılmış,
yanmış (ışık, vs.). çona menweri
naşüu:
ışığı yakılmış halde bıraktı.
- menwi
ark.,
merwi
atn. 1. Ark. meyve sapı. 2. Atn.
kabak, salatalık vb. bitkilerin iliği.
- menwinu
atn.,
menwüinu
vi.
1. bir noktayı ya da bir noktaya eritmek. 2. Vi. bir sıvıyı
seyreltmek. nanak mevaperi meminwüinu:
annem benim için yoğurdu seyreltiyor.
- men3xoûeri
atn.
1. boşalmış
kurulu düzenek, yerinden çıkmış. 2.
mec. burkulmuş.
üuçxe
men3xoûeri
na uğun şeni var gvalen. ayağı burkulmuş
olduğundan gezemiyor.
- men3xoûu
atn.,
me3xonûu
ark. 1.
kurulu düzeneğin boşalması. 2.
mec. burkulmak. üuçxe
memin3xoûu:
ayağım burkuldu.
- meobğalu
moyobğalu atn.,
ebalu gebalu ark.,
not. ölçüp biçmek, iyice hesaplamak. var incirs do meobğams moyobğams: uyumayıp
ölçüp biçiyor, bir şeyleri düşüp taşınıyor.
- meobğalu
öbür tarafa dökmek (sayılamayacak kadar çok katı nesneler
için). ntxirepe meobğams, moyobğams: fındıkları bir o tarafa döküyor bir bu tarafa.
- meoca
atn., mergya ark. 1.
maydanoz. 2. xp. sebze, zerzevat.
- meocibu
atn., meogubu ark. yeniden pişirmek,
yemeğin bozulmaması için tekrardan pişirmek.
- meoçama
beddua. nana meoçama oşüomu.
annesinin bedduasını yedi
(aldı).
- meoçamu
beddua etmek. nusa muşis meoçams: gelinine
beddua ediyor.
- meoçodinu
başka bir kaba boşaltmak, nakletmek. nçayepe
morderi üalatis
meoçodines: çayları büyük sepete
aktardılar.
- meodvalu
1. başka bir tarafa
koymak. 2. mec. adını değiştirmek. beres yoxo meodves: çocuğun
adını değiştirdiler (yeni bir isim verdiler).
- meyogalu
atn.,
moogalu ark. 1. bir alışkanlığı
unutmak, terketmek, bir alışkanlıktan vazgeçmek
(isteyerek ya da istem dışı). wiüara
oşus meyagu/moagu: sigara içme
alışkanlığını unuttu. 2. bir alışkanlığı
unutma, alışkanlıktan vazgeçme..
- meoğmalu
üstünden aşırıp karşıya
geçirmek. orubaşe
dişüape
komeiğu. odunları dereden
karşıya geçirdi, derenin üzerinden aşırdı.
- meoxûimu
atn.,
meoxtimu ark.,
meolva üstünden aşarak karşıya geçmek. orubaşe
komeoxûu:
derenin karşı tarafına
geçti (derenin üstünden aşarak).
- meoxvalu
1. atn. yeniden ya da tekrardan inşa etmek üzere yıkmak, devirmek.
2. düzenli bir yapıyı
tekrardan kurmak üzere yıkmak. dişüa
maröa
meoxuman: odun yığınlarını
yeniden yığmak üzere bozuyorlar, dağıtıyorlar.
- meoüaôinu
karşıya koşarak üzerinden geçmek, koşarak
üzerinden karşıya atlamak, karşıya atlamak,
geçmek. orubaşe komeuüaôu.
derenin üstünden aşarak karşıya
atladı.
- meoülimu
atn.,
meoünimu
ark. hastalığı
bir başkasına taşımak, geçirmek, bulaştırmak.
msora meyemiülimu.
uyuzu bana geçirdi.
- meoüore3xu
yeniden saymak, tekrardan saymak. a üore3xeri
para meoüore3xu:
bir kez sayılmış parayı tekrardan saydı.
- meolu
1. kendinden geçmek.
2. akli dengesini yitirmek.
bere
muşi na ğuru ognuis nosişe meolu: çocuğunun
öldüğünü duyunca aklını yitirdi.
- meolva,
meoxûimu
atn., meoxtimu
ark. karşıya geçmek. melenüale
meulun: karşıya geçiyor.
- meona
peşi sıra, ardı sıra, takibeden, mütaakiben.
meona
mşüvelapuna
ren. burayı takibeden yerler/
buranın peşi fidanlıktır.
- meonaxu
yeniden yıkamak, tekrardan yıkamak. uğuûu
şeepe iri meonaxu: sahip olduğu tüm giysilerini yeniden
yıkadı.
- meonaxveri
tekrardan yıkanmış,
yeniden yıkanmış.
- meonöareri
tekrardan yazılmış,
yeniden yazılmış. Lazuri nenapuna muüu
fara meonöareri
miğuran ma ti gomoöondru.
Lazuri nenapunayı kaç kez tekrardan yazdığımızı
bende unuttum.
- meonöaru
yeniden yazmak, tekrardan yazmak (aktarma
ya da temize geçme amacı ile yazmak). iri nöarerepe
muşi ağne karûalis
meonöaru:
tüm yazılarını yeni bir kağıda tekrardan
yazdı.
- meondraweri
arş. (bitkiler
için) yarı eğilmiş.
- meyoneri
atn., meoneri vi. 1.
(sesini) uzatarak. ezani
meoneri iyoxams: ezanı uzatarak
okuyor. 2. birinin peşinden gitmiş, peşinden kaçmış.
meoneri
bozo. erkeğe kaçmış
kız. 3. sırası
ile, peşi sıra. asere dulya meoneri ikums:
yapacağı işi sırası ile yapıyor.
4. yanında götürülmüş
(canlı).
- meonimsüu,
meoninktu atn.,
meom3ku ark. 1. yana yatmak, yana eğilmek. ixi
opşa ibaruis ncalepe meinimsüu:
rüzgâr fazla esince ağaçlar yana
doğru eğildi. 2. Yana yatırmak/eğmek. ixik Lazuûepe
meonimsüu:
rüzgâr mısırlar yana yatırdı.
- meoninktu
1. yana dönmek. 2.
ters çevirmek, yana doğru çevirmek.
- meonktalu
1. aktarmak. foûaş
peri porças meanktu: peştemalın
rengi gömleğe geçti. 2.
farklılaşmak, değişmek. peri meanktu: rengi değişti,
rengini kaybetti.
- meonkteri
aktarılmış. mjalva him arti öuüanis
meonkteri miğuûu:
sütü bir diğer kazana aktarmıştım.
- meonûoru
1. öbür tarafa yanaşmak,
öteye doğru kaymak. 2.
mec. aklını
yitirmek. nosi meyanûoru. aklını yitirdi.
- meyonu
atn., meonu vi. 1.
sesini uzatmak. xocak
ezani iyoxamûaşa
opşa noyonams: hoca ezanı
okurken sesini çok uzatıyor. 2. birinin peşinden gitmek, peşine kaçmak. bozomota
a biöis
konayonu: kız bir erkeğe
kaçtı, bir erkeğin peşine gitti. 3.
eşlik etmek (iş yaparken veya türkü söylerken vs.).
Lazuri obirus si ma memayoni.
Lazca türkü söylerken sen bana eşlik et. 4.
Yanında götürmek; birine götürmek (canlı varlığı).
muluûuşa
bere muşi ti komeyonu. gelirken
çocuğunu da götürdü. 5. Dalıp gitmek, akışına
kapılmak, kapılıp gitmek. Berepe
osterus konayones: çocuklar oyuna dalıp
gittiler.
- meorgalu
dikili olduğu yerinden söküp başka yere dikmek. (bitkiler
için). oşüuri
mşüvela
durgapuûu
svaşe ewu
do meorgu. elma fidanını önceden diktiği yerden
söküp başka bir tarafa dikti.
- meorgeri
dikili olduğu yerden sökülüp bir
başka tarafa dikilmiş. meorgeri lu:
yerinden sökülüp bir başka tarafa dikilmiş lahana.
- Meoreri
1. Dökülmüş halde (sıvı).
Meoreri
tani: dökülmüş haldeki ayran.
2. Dökerek; Dökülerek; döke döke (sıvı).
- meoru
1. dökmek (sıvılar
için). mjalva
meoru. sütü döktü. 2.
dökülmek (sıvılar için). din3xiri nayoru. kanı
döküldü.
- meosûulinu
atn., meostvinu
ark. 1. öbür tarafa kaydırmak.
2. atn., mec. kafayı oynatmak.
- meosûvalu
atn.,
meostvalu ark.
1. öbür tarafa kaymak. 2.
atn., mec. aklını
oynatmak.
- meosvaru
yeniden dizmek, tekrardan dizmek.
- meoşüvalu
atn., meoşkvalu
ark. 1. karşıya
geçirmek, öte tarafa geçirmek. oxorca muşi melenüaleni
opuûeşe
komeyoşüu:
karısını karşı taraftaki köye geçirdi.
2. karşıya
geçmesine izin vermek.
- meoşolu
atn.,
meoşvelu ark. yeniden yoğurmak, tekrar yoğurmak. zimari
meoşolu: hamuru
yeniden yoğurdu.
- meoşvalu
yeniden örmek. şveri porça üoüoxu
do meoşu. örülmüş giysiyi söküp yeniden ördü.
- meoşvelu
ark.,
meoşolu atn. yeniden yoğurmak, tekrar yoğurmak.
- meoturgu
atn., meotragu ark. yeni baştan
örtmek (çatı). turgeri otfa üoüoxu
do meoturgu. örtülmüş çatıyı bozop yeniden örttü.
- meoûaxu
yana kırmak. dudi meoûaxums:
başını yana kırıyor.
- meoûoçu
atn., meoûüoçu
ark.
karşıya fırlatmak, atmak.
- meoûroxu
öbür tarafa kırılmak. Lazuûepe
timele meoûroxu:
mısırlar öbür tarafa doğru
kırıldı.
- meoveleri
1. öte tarafa düşmüş.
2. mec.
üşütük, aklını yitirmiş.
- meovelu
1. öte tarafa düşmek.
2. mec.
aklını yitirmek. nosi meuvelu:
aklını yitirdi.
- meoyoxu
karşı tarafı çağırmak, karşı
tarafa doğru seslenmek. nana şüimis
meovuyoxi. karşı taraftaki annemi çağırdım.
- meowelimu
atn., meowüomilu
ark.
karşıya bakmak. melenüale
meowes:
karşıya bakıyor.
- mepanéu
ark.
dürtmek, dürtüklemek. memopan3ams: beni dürtüyor.
- mepatxeri,
medaweri,
meğureri, noxveri
viran kalmış, sönmüş ev, ocak.
- mepatxu
1. silkelemek. foûa
memopatxams: peştemalı
üzerime silkeliyor. 2.
mec. viran kalmak, sönmek.
mevipatxit. yıkıldık,
söndük, evimiz viran kaldı. 3.
mec. çekişmek.
şuri
nupatxams: can çekişiyor.
- mepeleüu
atn.
1. bir yere çarpmak,
toslamak. idu do ncas konapeleüu:
gidip ağaca tosladı. 2.
mec. elin tersiyle tokat
atmak. konupeleüu:
elinin tersiyle tokadı yapıştırmak.
- mepineri
bir yere yayılmış, bir yere serilmiş. avlas
Lazuûi
nçala mepineri orûu:
avluda mısır samanları
yayılmıştı.
- mepinu
1. bir yere sermek. oktis nçala konupinu:
bayır yere mısır samanlarını serdi. 2.
mec. üzerine üşüşmek. mtutepe çoyis konapines: ayılar köye üşüştüler, köye saldırdılar.
3. üzerine salmak. pucepe livadis konupinu: inekleri tarlaya saldı.
- mepi3xolu,
mepu3xolu 1.
küçük bir parça koparmak. gyaris nupi3xolu:
ekmekten küçük bir parça kopardı. 2.
bir parça tırmalamak.
- mepodriüu
ark. 1.
pot kırmak, gaf yapmak. 2.
telaffuz hatası yapmak. 3.
takılmadan konuşamamak, akıcı konuşamamak.
çkar var napodriüu
do na unonûupe
mtel dotku: hiç takılmadan konuştu,
söylemek istediklerinin tamamını söyledi. 4.
ayağı takılarak bükülmek. üuçxe
memapodriüu:
ayağım takılıp
büküldü.
- meporxineri
ark., mepoxneri atn. emekleyerek,
emeklemeye çalışarak.
- meporxinu
ark., mepoxnu atn. emeklemek,
emeklemeye çalışmak. (kara kurbağasının
yürüme şekline öykünülerek.)
- mepsalu
1. bir yere doğru işemek.
möonis
nopsu. meşe ağacına işedi. 2.
birazcık kaçırmak. badi na onşeni var aüaçen, napsen: yaşlılığından
dolayı (sidiğini) tutamıyor, birazcık kaçırıyor.
- mepseri
1. bir noktaya işenmiş. 2.
biraz kaçırılmış, kaçmış (sidik).
- mepşalu
bir tarafı açık dikey bir zemini doldurmak, dolgu yapmak.
mturik oktepe konopşu. kar bayır yerleri doldurdu.
- mepunçxolu
ark.,
memxişolu atn.
ufalamak, küçük bir parça koparmak.
- mepurcu
atn.,
meprucu ark. dik bir yüzey üzerinde buruşmak. orûu
svas konopurcu. olduğu yerde buruştu.
- mepurçinu
vi.,
mepur3inu arş.
fısıldamak, fısıltı ile gizlice kulağına
birşey söylemek. ucis a mutxa komemipurçinu: kulağıma
bir şey fısıldadı.
- meôiûilu
atn.
iği çevirmek, döndürmek. mxenis
nuôiûilams:
iği çeviriyor.
- meôiznu
atn.,
memğezu ark.
kışkırtmak, fit vermek.
- meôoru
atn.,
meoru 1. dökmek (sıvılar
için). wüari
meôoru.
suyu döktü. 2. dökülmek.
mjalva niôoru.
süt döküldü.
- meôriüaneri
atn.,
memüolaneri
ark. kısmen acı,
acımsı, acımtrak. şuüa
a m3iüa
meôriüaneri
momalu: salatalık
bana biraz acı geldi.
- mepxaseri
atn.
birinin üzerinde yoğunlaşmış (kem gözle, kötü
gözle).
- mepxasu
atn. birinin üzerine
kem gözle yoğunlaşmak, kem gözle bakmak. ma
opşa memapxasu, a mutxa mağodasere: (kem
gözle) çok baktı, başıma birşey gelecek.
- meragadu
atn.,
mec. birinin hatalı bir davranış
ya da sözünü yüzüne vurmak. nusak,
woxles
damtire muşik na oğodu xavinobape hus noragadams:
gelin, kaynanasının geçmişte yaptığı
kötülükleri şimdi yüzüne vuruyor.
- meraği
merak, dert, tasa.
- merçalu
dik bir yüzeye sermek. üaôulas
foûa
konirçu. sırtına peştemal serdi.
- mergalu
atn.
1. dik bir yüzeye dikmek.
oktis txombu konorgu. bayır bir yere kızılağaç
dikti. 2. mec.
tekmelemek, tekme atmak. pucik komemorgu. inek bana tekme
çıkardı, inek beni tekmeledi.
- merginu
atn.,
mengrinu ark. 1. bir yere doğru yuvarlatmak. 2. Bir yere doğru yuvarlamak.
3. Yaklaştırmak, yakına götürmek. Am3iüa
ma memirginit: biraz bana yaklaştırın.
- mergya
ark., meoca atn., megyari
1. sebze. onûules
luqu,
ôrasüia,
buleüi,
şuüa
do çkva do çkva mergyape orgamûes:
bahçeye lahana, prasa, turp, salatalık
vs. sebzeleri ekiyorlardı (Lazuri ôaramiûepe).
2. maydanoz. kapças
meoca keüuşüoru.
hamsinin içine maydanoz doğradı.
- merterizi
atn., meterizi vi. evlerde çatı ile tavan arasında kalan üçgen
biçimindeki ara kısım, saçak arası.
- merwi
atn.,
menwi
ark.
1. atn. kabak ya da hıyar gibi bitkilerin gövdesi, dalları.
üasûanes
merwepe
nuxombu: kabağın gövdesi
ya da dalları kurudu. 2. ark. sebze ve meyvelerin
sapı. m3xuliş menwi:
armut sapı. xaciş menwi:
fasülye sapı. ntxiriş menwi:
fındık sapı.
- merwi
mexomberi atn.
zayıf, cılız. a
merwi
mexomberi bere komiyonun: benim zayıf,
cılız bir çocuğum var.
- meseli
atn. , ôaramiti
ark.
masal. Lazuri meselepe: Laz masalları.
Lazuri
ôaramitepe:
Laz masalları. heçaye
do meseli, hek dvantxi, hek moiseli.
- mesimaderi
yeri bellenmiş, varlığı akılda tutulmuş,
hatırda tutulmuş. a
sotxa a üinçi
obğe mesimaderi miğun: bir
yerde bulunan bir kuşun yuvasını aklımda tutuyorum.
- mesimadu
bellemek, akılda tutmak, hatırında tutmak. üinçi
obğe memisimadun. bir kuşun
yuvasını biliyorum.
- mesiminu
xp.,
meucu kulak vermek, kulak kabartmak; dinlemek.
- mesinapu
vi.,
mexaôaru
atn. 1.
Atn. derdini anlatmak amacıyla tek taraflı olarak birine
konuşmak. (bu fiilde konuşma eylemi birinden diğerine
tek taraflı olarak gerçekleşir.). cuma çkimik memisinapu. kardeşim
bana bir şeyler anlattı, bana konuştu. 2. Vi. kısaca
karşılıklı konuşmak.
- mesiru
1. yüzerken kurbağalama kulaç
atmak. 2. atn. suya balıklama
atlamak. 3. mec. can çekişirken ayaklarını aşağıya
doğru sallamak, ölmek. ûriüi
nusirams: ölürken bacaklarını
sallıyor
- meskurinu
ark., mesüurinu
atn. 1. ark. söndürmek (ışık,
ateş, sigara). tena
noskurinams: ışığı söndürüyör. 2.
suyu kesmek, kapatmak. wari
noskurinu: suyu kapattı.
- meskuru
ark.,
mesüuru
atn.
1. kesilmek (su, dere
vs.). wüari meskuru: su
kesildi. 2. ark.
sönmek (ışık, sigara, ateş vs.). daçxuri
meskuru: ateş söndü.
- mesüiôolu
arş.,
men3kiôolu
vi.
cımcıklamak.
- mesüiôolu
atn., mewüiôolu
ark. cımcıklamak.
ğva nusüiôolu:
yanağını cımcıkladı.
- mesüuderi
atn.,
meskideri ark.
bir yerde kalmış, yarı yolda kalmış,
yarıda kalmış. ixik
na dobğu neâepe
kvalepe üaôulas
mesüuderi
orûu:
rüzgarın döktüğü cevizler
taşların arkasında kalmış durumdaydı.
- mesüudu
atn., meskidu
ark. bir yerde kalmak, yarı yolda kalmak. gverdi gzas konosüudu:
yarı yolda kaldı.
- mesüureri
atn.,
meskureri ark.
kesilmiş (sıvılar için). mesüureri
wari:
kesilmiş su (akmıyor).
- mesüurineri
atn.,
meskurineri ark.
(sıvılar için birileri tarafından) kesilmiş.
mesüurineri
wari:
birileri tarafından kesilmiş
su.
- mesüuru
atn.,
meskuru ark.
kesilmek (sıvılar için). wari
mesüuru:
su kesildi (akmıyor). puci
mesüuru:
inek sütten kesildi, süt vermiyor.
- mesofa
atn.,
memsufa ark. , celaxuna atn.,
gelaxuna ark., 3xandari
arş. sedir, oturacak.
- mesoğoni
1.
ark. diz ile kalça
arası kısım/yer, uyluk bölgesi. 2.
xp. kuyruk sokumu civarı.
3. Bacağın arka tarafında, diz ile kıç arasındaki
kaslı bölge, but.
- mesoni
atn.
Laz evlerinde ahır katının
dip tarafına boydan boya örülen duvar.
- mespireri
ark.
uzantı, çıkıntı (yapılardaki).
- mespiru
çıkıntı vermek, uzantı vermek (yapılara).
- mestiku
ark.,
mefûilu
atn.
1. bir tutam yolmak,
koparmak. kotumes bundğa
nustiku. tavuktan bir parça tüy kopardı.
- mesûiüu
atn.,
mestiku ark. 1. küçük bir parça
koparmak, yolmak. 2.
mec. fiske vurmak. 2. mec. tokat atmak.
- mesûiôoneri
atn. (< pon.),
memöoxaneri
ark.
1. atn.
kısmen ekşileşmiş, ekşimtrak. 2.
ark. yemeğin kısmen
ekşileşmesi.
- mesûiôonu
atn.
, memöoxu
ark.
1. atn. ekşimek. 2. ark.
ekşimek (yemek).
- mesûulinu
atn., mestvinu
ark. yavaş yavaş kısmak, kesmek (sıvı, ses,
ışık, ateş).
- mesûvalu
atn., mestvalu
ark. 1. kaymak. ineris
cevobazgi do mevusûvi.
buza basıp kaydım. 2.
mec. sonlanmak, bitmek,
kesilip son bulmak. pucis mjalva nusûu:
ineğin sütü kesiliverdi. 3. Yün
eğirilirken ipliğin kopması. 3. Yerinden çıkmak,
yerinden oynamak, yerinden kayıp çıkmak. Msüala
na orûu
svaşe mesûu:
iskele olduğu yerden kaydı;
yerinden kayıp çıktı.
- mesvalu
1. bir yerine sürünmek.
di3xiri
konasu. bir yerine kan süründü. 2.
sürmek. di3xiri konusu. bir yerine
kan sürdü.
- mesvareri
ard arda dizilmiş. mesvareri
dişüape
muşi,
ğuru sum wana
iyen xoloti hek ren. ard arda dizilmiş
(kendisinin dizmiş olduğu) odunları, öleli üç yıl
oldu hala orda.
- mesvaru
ard arda dizmek. dişkape
jilemonas konosvaru do avlas kelaxedu. odunları evin
arksasında dizip avluda oturdu.
- meşaxlanüu
ark.
içeri doğru çökmek, göçmek (beden
için). korba komeşemaxlanüu:
karnın içe çöktü.
- meşaxtimu
ark.,
meşüolva
atn.
yatay-derinliği olan bir yerden içeri gitmek.
- meşaxtimu
ark.,
meşüolva
atn.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine girmek.
- meşaktoli
ark.
girinti.
- meşalu
1. hayvanlar arasında
cinsel ilişki öncesi oynaşmak, koklaşmak, kur yapmak.
xoci pucis naşalen. öküz ineğe kur yapıyor. 2. mec. birine sulanmak,
asılmak. dida xorâas
naşalen. yaşlı kadına
asılıyor.
- meşasaôaru
ark.
farklı tür bitkilerin arasında kalmaktan dolayı
gerekli besini alamamak ve zayıf düşmek (bitkiler için).
txombepuna doloxe na orûu
ntxirepe komeşisaôaru:
kızılağaçların
arasında kalan fındıklar gerekli besini alamadılar,
zayıf düştüler.
- meşasinapu
ark.,
meşüaxaôaru
atn.
içinden konuşmak, genizden konuşmak.
- meşaşinaxu
vi.
iyice saklamak, adamakıllı
saklamak, muhafazaya almak. nandidik modvalupe muşi komeşişinaxu: büyükanne ayakkabılarını
iyice sakladı.
- meşaveri
ark., meûalaxeri
atn.
kirlenmiş, kirli.
- meşavu
ark., meûalaxu
atn. kirlenmek, pis
ve bakımsız olmak.
- meşiru
1. bir yerini aşındırmak.
2. bir yeri aşınmak.
3. katletmek, kıyım
yapmak. hanwo
soti üinçi
ren komeşires: buyıl ne kadar
kuş varsa hepsini katlettiler. 4.
arş., mec.
sefil kalmak. 5.
mec. gizli bir iş
üzerinde görmek.
- meşkvineri
ark.,
meûomaleri
atn. bırakılmış.
gverdis meşkvineri
dulya. yarıda bırakılmış iş.
- meşkvinu
ark.,
meşüvalu
atn. 1.
bırakmak. a şuüa
komemişkvi. bana bir salatalık
bırak. 2. göndermek.
alimse çkimi komemişkvit.
bana yeğenimi gönderin.
- meşüacinu
atn.,
meşacinu ark.,
mejacinu xp. 1. yatay-derinliği
olan kapalı bir yerin içine yatmak. nçalapunas komeşüicinu:
samanlıkta (otların) içine
yattı. 2. yatay-derinliği
olan kapalı bir yerin içine yıkmak, devirmek.
- meşüadgalu
atn.,
meşadgalu ark.,
mejadgalu xp. yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine
koymak. nçalapunas komeşüadgu:
samanlıkta mısır samanlarının içine koydu.
- meşüadvalu
atn.,
meşadvalu ark.,
mejadvalu xp. yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine
koymak.
- meşüağmalu
atn.,
meşağmalu ark.,
mejağmalu xp.yatay-derinliği olan kapalı bir yerin
içine götürmek.
- meşüağurinu
atn.,
meşağurinu atn.,
mejağurinu xp. yatay-derinliği olan kapalı bir yerin
içinde öldürmek.
- meşüağuru
atn.,
meşağuru ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içinde ölmek.
- meşüaxaôaru
atn.,
meşasinapu ark. içinden konuşmak, genizden konuşmak.
- meşüaxedu
atn.,
meşaxedu ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine oturmak.
- meşüaxosüu
atn.,
meşaxro3ku ark. yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içinde gebermek.
- meşüaxuxa
atn. yatay-derinliği
olan bitki ile kaplı, girilmesi zor yer; ağaç ya da
dikenle kaplı derinliği olan ve girilmesi zor olan yer.
- meşüaxunu
atn.,
meşaxunu ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine oturtmak.
- meşüakosu
atn.,
meşakosu ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine doğru
süpürmek.
- meşüaüaôinu
atn.,
meşaüaôinu
vi.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine doğru
koşmak.
- meşüaüoru
atn.,
meşaüoru
ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine bağlamak.
- meşüamüasu
atn.,
meşamüasu
ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine doğru
tıkamak, basmak.
- meşüamsüvalu
atn.,
meşaskvalu ark. yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içinde yumurtlamak.
- meşüanöalu
atn., meşanöalu
ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine doğru
uzatmak.
- meşüankunu
atn.,
meşakunu ark.
içerden giyinmek, kat kat giyinmek.
- meşüapatxu
atn.,
meşapatxu ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine silkelemek.
- meşüarçalu
atn.,
meşarçalu ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine sermek.
- meşüargalu
atn.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine (bitki)
dikmek.
- meşüasûulinu
atn.,
meşastvinu ark. yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine kaydırmak.
- meşüasûvalu
atn.,
meşastvinu ark. 1. yatay-derinliği
olan kapalı bir yerin içine kaymak. 2.
mec. yatay-derinliği
olan kapalı bir yerin içine doğru çabucak girmek.
- meşüasvalu
atn.,
meşasvalu ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine sürmek.
- meşüasvaru
atn.,
meşasvaru ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine dizmek.
- meşüatoru
atn.,
meşatoru ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine çekmek.
- meşüaûoçu
atn.,
meşaûüoçu
ark. yatay-derinliği
olan kapalı bir yerin içeri fırlatmak.
- meşüavelu
atn.,
meşolva ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine düşmek,
içine girmek.
- meşüayonu
atn.,
meşaonu ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine doğru
(canlı bir varlık) götürmek.
- meşüa3onu
atn.,
meşa3onu ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine sokmak.
üiti
ôicis
komeşüu3onu.
parmağını ağzının
içine soktu.
- meşüawelimu
atn.,
meşawüomilu
ark.
yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine bakmak.
doloxe meşüawes:
yatay-derinliği olan kapalı
bir yerin içine doğru bakıyor.
- meşüideri
atn.,
meşkideri ark.
boğulmuş, idam edilmiş.
- meşüidu
atn.,
meşkidu ark.
1. boğmak, idam etmek. coğori noşüides:
köpeği astılar. 2. kendini boğmak. alis toüi cidu do nişüidu.
boğazına ip takıp kendini boğdu.
- meşüinu
atn.
kulak kabartmak, kulak misafiri olmak. wulu
nenate ixaôari,
irik şüu
memaşüineran:
alçak sesle konuş, herkes bize kulak kabartıyor. 3ad.
Meçkinu.
- meşüinu
atn.,
meucu ark. kulak vermek. him hamuşi osinapu nişüinams:
onun bunun konuşmasını dinliyor.
- meşüolva
atn.,
meşolva vi., meşaxtimu
ark. yatay-derinliği olan kapalı bir yerin içine girmek.
- meşüoru
atn.,
meökoru
ark.,
meöüiru
xp. biçmek, kesmek. dişüa
meşüoru.
odunu biçti.
- meşüvalu,
meûomalu
atn.,
meşkvalu ark. bırakmak.
dulya naşüu:
işi bıraktı. musûaöi
naşüu:
bıyık bıraktı.
- meşolu
atn.,
meşvelu ark., mekiminu xp.
yoğurmak (hamur vs.).
- meşomçikeri
ark.
sağa sola tıkıştırılmış.
- meşomçiku
ark.
sağına soluna tıkıştırmak. nana
çkimik wineüepe
hek hak komeşomçiku. annem çorapları
sağa sola tıkıştırdı.
- meşoneri
atn.,
meşveneri ark. umutlu, umut içinde. meşoneri
giyondram. seni umut içinde bekliyorum.
- meşonu
atn.,
meşvenu ark. ummak, beklenti içerisinde olmak. miti var mepşonum. kimseyi
ummuyorum (geleceğini vs.). meşonaşa
moyşori (not.): “umacağına
umudunu kes”. ğuras meşvens: ölümünü
bekliyor, ölüm beklentisi içerisinde.
- meşuveri
ark.,
meşueri vi., meğvareri atn.
bir tarafı ıslanmış. 3ad.
meğvareri.
- meşuvu
ark.,
meşuu vi., meğvaru atn.
bir kısmı ıslanmak, bir parçası ıslanmak.
porça memaşuru: gömleğimin
bir kısmı ıslandı.
- meşvacu
ark.,
mesvancu atn. dinlenmek, bir yere yaslanarak nefes almak. dodgiti, a wuûa
konişvacas: dur, biraz dinlensin.
- meşvalu
1. atn. dibine kadar içmek, sonuna kadar içmek. wiüara
menşu. sigarayı dibine kadar
içti. 2. ark.
bir şeyin yanında içmek. kapças raüi
noşvams: hamsinin
yanında rakı içiyor.
- meşvanu
bir noktaya üflemek. şuri
mot memoşvanam vuwvinati
var gamagnu. nefesini bana doğru
üfleme dediysemde anlayamadı.
- meşvelu
atn. yardım etmek.
livadi oxaşüus
memişveles: bahçeyi ekmede bana
yardım ettiler.
- meşvenu
ark., meşonu atn. ummak.
hemus mepşvenûi,
mara var moxtu: onun gelmesini umuyordum ama gelmedi.
- metanu
ışık tutmak. “hek
mot memitanamt hak memitanit hak” ya uziûapuûu
hemus. “orama değil burama tutun
ışığı burama” demişti o.
- metfalu
1. kapamak, tıkamak, örtmek (dikey
eğimli bir zemin üzerinde). 2.
önlük giyinmek. şüa
wale
konitu: etek giyindi.
- metoru
ark.,
memşaru atn. itmek. timele kometoru.
öteye itti.
- metu,
ndura atn., üuûûuni
arş.,
nure arş., uca sağır.
metu na on şeni var dvaguren. sağır olduğu
için duymuyor.
- metuguri
atn. ahır kapısının üstünde yapılan tahta dam.
metuguris üasûaneşi
merwi
eyoşüuman:
tahta damın üstüne kabak dallarını gezdiriyor.
- meûa,
meûi
ark.,
made atn. (<mada) -den başka, -dan başka. oxoris amaôwüedişi
nana meûa
miti var ûu:
eve baktığımda annemden
başka kimse yoktu.
- meûaxinu
azar azar kırmak. muxedu kvas do muûaxinams:
oturmuş taşın başına
ufak ufak kırıyor.
- meûaxu
kırmak. xe nuûaxu:
elini kırdı.
- meûaüsi
ark., meüûasi
atn. 1. ipek. 2. ipek böceği.
3. bir armut türü.
- meûaüsu,
meoûaüsu
vi.,
oôarğalu
atn. 1.
şaşırtmak, konuyu saptırmak, bir iş yaparken
ya da konuşurken araya bir başka şeyi sokup şaşırtmak,
yaptığnı ya da konuştuğunu unutturmak.
memiûaüsams:
dediğimi/yaptığımı unutturuyor. 2.
şaşırmak, konudan sapmak, araya başka bir
laf ya da konu girmesi ile o anda yaptığını
unutmak. memaûaüsu
do na ptkvaûi
gomoöüondu.konudan
sapıp ne söyleyeceğimi unuttum.
- Meûaüulu,
meyaru atn.,
mearu arş., meüanüu
vi., mebargalu
ark., meûanüu
xp. tıkırdatmak, takırdatmak,
tıklamak, tıklatmak. eünas
memiûaüulams:
kapımı tıkırdatıyor.
- meûalaxeri
atn.,
meşaveri ark.
kirlenmiş, kirli. meûalaxeri
ponûuli
muşi komoydumûu
do ndağişe keşüuluûu:
kirli, pasaklı pantolunu giyip
dağa çıkardı.
- meûalaxu
atn., meşavu
ark. kirlenmek, pis ve bakımsız olmak. ponûuli
memaûalaxu:
pantolonum kirlendi.
- meûalu
1. serbest bırakmak.
wari
nuûu/wüari
nuûalu:
suyu saldı, bıraktı.
2. üzerine saldırtmak. coğori
memiûales/layöi
memiûes:
köpeği üzerime saldı.
- meûalu
atn., meûinu
ark. 2.
vurmak, isabet etmek, değmek. kva
tolis konaûu:
taş gözüne isabet etti, değdi.
- meûamberi
atn., menûüaberi
vi. 1.
yapışmış, pres yapılmış. üodas
meûamberi
karûali
var mvawesüodas:
duvara yapışmış kağıdı sökemediler.
2. mec. basa basa, vurgulayarak.
opşa meûamberi
oxaôaru
uğun: konuşmaları çok
vurgulu, vurgulu konuşuyor.
- meûambu
atn., menûüabu
vi. eğimli bir zemin üzerinde
bir şeye pres yapmak, yapıştırmak. leûa
xes komemaûambu.
toprak elime yapıştı.
- meûaweri
atn., meûa3eri
ark. üzerine yapışmak,
bulaşmak (çamur, hamur, pislik vs.). öoöoxi
meûaweri
ponûulite
gulun: üzerine çamur yapışmış
pantolanla geziyor.
- meûawu
atn.,
meûa3u
ark.
1. üzerine sıçramak,
bulaşmak; sıvaşmak. meyaperi
foûas
konaûawu:
yoğurt üzerine bulaştı.
2. üzerine sıçratmak,
sıçratıp bulaştırmak. badik,
xvali üodas
konoûawu:
yaşlı adam balgamı duvara
bulaştırdı.
- meûeri
atn., meûineri
ark. değmiş,
isabet etmiş, vurmuş. Kva
tişe meûeri
orûu:
taş kafasına isabet etmiş
durumdaydı.
- meûi,
meûa
ark.,
made atn. (<mada) atn.
–den başka, -dan başka.
- meûigendğani,
öumegendğani
vi. den üç gün sonra.
handğa, öume,
gendğani var meûigendğani:
bugün, yarın, öbür gün değil
bir sonraki gün.
- meûiüeri,
meûiüineri
atn., mewaôeri,
mewaôineri
ark.
üzerine damlamış, damlatılmış. wari
meûiüeri:
üzerine su damlamış.
- meûiüinu,
meûiüu
atn. 1. üzerine damlatmak, sıçratmak. wari
konoûiüinu:
üzerine su damlattı, sıçrattı. 2.
üzerine damlamak, sıçramak. wari
komemaûiüinu:
su bana damladı.
- meûişela
atn. adanmış,
biri adına saklanmış, büyütülmüş. ham xoci,
şüimi
meûişela
orûu:
uüai
baba şüimik
kogamaçu. bu öküz, bana adanmıştı (benim için büyütülmüştü).
babam sonradan onu sattı.
- meûişu
atn. 1.
adamak, birine atfen saklamak. nana
şüimik
ağani na diynu xociüa
ma memiûişu:
annem yeni doğan buzağıyı
bana adadı (o buzağıyı benim için büyütecek).
2. musallat olmak,
dadanmak. ğeci dixamakvalis
konaûişu:
domuz patatese musallat oldu. 3.
atfetmek. ham Lazuri-turkuli
nenapuna, Lazepeşi didi üoçepe;
witaşi
iskenderi, helimişi xasani do fexri Lazoğlis mevuûişamt:
bu Lazca-türkçe sözlüğü, Laz büyükleri,
witaşi
iskenderi, helimişi xasani ve fexri Lazoğlu’na atfediyoruz.
- meûüoçu
ark., meûoçu
atn. üzerine atmak,
fırlatmak. a kva komebuûüoçina
ti sva muşişe var oxinüanu.
üzerine bir taş attıysamda
yerinden kımıldamadı.
- meûüoçu
ark.,
meûomalu
atn.
1. Yere atmak. na
okaçuûu
kva meûüoçu:
elindeki taşı yere attı.
2. terketmek. nanak
bere muşi meûüoçu
do mendaxûu:
anne çocuğunu terkedip gitti.
- meûüva3u
ark.,
meûva3u
atn. 1.
bir noktaya çarpmak. coğori
mundis üeûi
noûüva3ams:
köpeğin kıçına çubukla
vuruyor, çarpıyor. 2.
mec. elinin tersi ile vurmak, çarpmak, tokat vurmak. mot oxaôarinam
him, a konuûva3i.
konuşturma onu, elinin tersi ile bir tane çarp.
- meûobalu
ark.
1. dere/ırmak kenarında küçük çapta bir göl yapmak.
ğalis konuûobalu
do çxomepe hek kodoloxunu. dere kenarında
küçücük bir göl yapıp balıkları oraya oturttu.
2. Bent yapmak, baraj yapmak.
- meûoberi
atn., meûüoberi,
meûüobineri
ark.
gizlice yaklaşarak.
- meûobu
atn., meûüobu,
meûüobinu
ark. gizlice izlemek,
gizlice yaklaşmak. muya ikuman ya do mendraşe memoûobamûes: ne yapıyorlar diye
uzaktan gizlice izliyordu. cuma muşis nuûüobu.
kardeşini gizlice izledi.
- meûoçeri
atn., meûüoçeri
ark. 1.
bir yere doğru fırlatılmış, atılmış.
2. atn., mec. kesilmiş, bırakılmış. buzi meûoçeri
bere: memeden kesilmiş
çocuk.
- meûoçu
atn., meûüoçu
ark.
1. bir yere doğru
fırlatmak, atmak. üodas
lobcape konoûoçu:
duvara fasülyeleri fırlattı, attı. 2. atn., mec. kesmek, devam
ettirmemek. beres mjalva nuûoçu:
çocuğa sütü kesti.
- meûomaleri
atn., meşkvineri
ark. bırakılmış. cari meûomaleri: bırakılmış yemek.
- meûomalu,
meşüvalu
atn., meşkvinu ark. bırakmak.
a oşüomoni
cari memiûomalu:
bir yemeklik ekmeği bana bıraktı.
- meûorinu
atn., meûüorinu
ark. sesli yellenmek.
badik xoloti meûorinu:
yaşlı adam yine yellendi (sesli).
- meûrağodu
atn. , mebiru
ark. birine karşı/ atfen türkü ya da şarkı
söylemek.
- mebiru
1. Ark. Bir kişinin karşı tarafa melodik bir tarzda
söz atması fiili; atışmada ilk sözleri söylemek.
-üaymaüli
kodomidgi/ ar-jur elebusvare (mebiru):
bana kaymaklı getir/ bir-iki bandıracağım.
–üaymaüli
koâiriüo/
sağanis ti gusvare (gebiru): kaymaklıyı
bulsan/ sahanı da yalarsın. 2. Atn., vi. Birine karşı
ya da birinin dikkatini çekmek için oyun oynamak.
- meûroxu
kırılmak. xami mot meûroxu
ya do velen3a kociğu: bıçak
niye kırıldı diye kıyâmeti kopardı.
- meucu
ark.,
meşüinu
atn. kulak vermek, kulak
kabartmak.
- Meucu
vi. söz dinlemek. Nana
skanis nuucare: annenin sözünü dinleyeceksin.
- mevaderi
atn. yüzüne vurulmuş
(bir iyilik vs.). süani
mevaderi osüuduşe
zuğas eüoüaôinu
vorsi on/ ren: senin
(yaptığın iyiliği) yüzüme vurmanla yaşamaktansa
denize atlamak iyidir.
- mevadu
atn. yüzüne vurmak (bir
iyiliği, yardımı). iri tevuli memovadams:
herşeyi yüzüme vuruyor.
- meveleri,
meleri 1. kopmuş,
düşmüş. araşa meveleri m3xulepe tude dobğun:
dalından kopup düşmüş armutlar yerde duruyor.
- mevelu,
melapu kopmak, kopup ayrılmak, kopup düşmek. pi3ari
orûu
svaşe novelu do colu:
tahta olduğu yerden kopup düştü.
- meyaperi
atn., mevaperi ark., maqvaperi
xp. yoğurt. Meyaperis Lazuûi
cari eüunçxu
do imxos:yoğurda mısır
ekmeği doğramış yiyor. 2. Atn., mec. beddua edilmiş
olan.
- meyapu
atn., mevapu ark., meqvapu
xp. 1. mayalamak. mjalva
nuyams: süt mayalıyor. Koniyu/konavu:
mayalandı. 2.
mec. beddua etmek.
- meyaru,
meûaüulu
atn.,
mearu arş., meüanüu
vi.,
mebargalu ark.
tıkırdatmak, vurmak suretiyle ses çıkarmak. eünas
noyarams: kapıyı
tıkırdatıyor.
- meyoöondru
atn.,
meoşletinu
vi.
hatırda olan bir şeyi geçici
olarak unutmak, bir an aklından çıkmak, unutuvermek.
- meoşletinu
vi.,
meyoöondru
atn.
3ad.
meyoöondru.
- meyoûangalu
atn.
bir vesile ile lafı değiştirmek.
- meyowimindu
vi. havanın düzelmesi, eski halini
alması, yağmur yağarken kısa bir süre sonra
güneş çıkması. ora
meyowimindu.
hava eski durumuna geldi, düzeldi.
- mezaderi
atn. yakıştırılmış,
uygun bulunmuş.
- mezadu
atn. yakıştırmak,
reva görmek. ğura memizadaman.
bana ölümü yakıştırıyorlar.
- mezalu
1. eğimli bir
zemin üzerine ezmek. xurma üodas
konozu. hurmaya duvarın üzerinde ezdi. 2. mec. tekmelemek, tekmeyle
duvara yapıştırmak.
- mezgvalu
atn., meâgvalu
vi.
1. istem dışı sıçmak.
opşa mot imxo megazgvasere:
çok yeme (istemeden) sıçarsın. 2. mec. cıvıtmak,
işi fazlaya kaçırmak, yüzüne gözüne bulaştırmak.
iôûi
vorsi orûuna
ti uüai
mezgu. önceleri iyi idi ise de sonradan
cıvıtttı.
- meziûu
atn. bir kenara çekip
durumu söylemek, anlatmak.
- mezlaôu
atn., mezliôu
ark.
1. ezmek. mjvabu mezlaôu.
kurbağayı ezdi. 2.
ezilmek. araba tude nizlaôu.
arabanın altında ezildi.
- mezmoneri
düşünceli, bir şeye aklı kalmış, merak
içinde. ham ndğalepes opşa mezmoneri on/
ren: lerde çok düşünceli, kafası bir yere takılmış.
mezmoneri gâirem,
muya gağodu? düşünceli
görüyorum, ne oldu sana?
- mezmonu
1. merak etmek, aklı
kalmak. baba şüimi
galepes iyeûu:
morderi möima
moxûuüois
didi şüimi
konazmoneûu:
babam dışarda olurdu. büyük bir yağmur başlayınca
babaannem onu merak ederdi, babaannemin aklı babamda kalırdı.
2. düş kurmak,
hayal etmek. xolo a mutxa
konizmonu. yine bir şeyin hayalini kurdu.
- mezuru
atn. cinsel dürtülerle
peşine takmak, kuyruk sallamak. üaûu
şüimik
muşi sûeri
ar sum üaûu
konizuru do oxorişe komoyonu. kedim,
kendi gibi bir kaç kediyi peşine takıp (cinsel istemlerle)
eve getirdi.
- me3adu
atn., o3adu vi. gözlemlemek, izlemek,
sınamak. bozomota no3adams:
kızı gözlemliyor, inceliyor.
- me3adu
ark.,
oüonu
atn. tatmak, tadına
bakmak. çorbas kono3adu.
çorbanın tadına baktı.
- me3oneri
sokulmuş, saplanmış.
korbas xami me3oneri doğuru: karnına bıçak
saplanmış halde öldü.
- me3onu
sokmak, saplamak. tolis
n3xiüi
konu3onu. gözüne çomak soktu.
- mewalu
atn.,
mewüalu
ark.
1. sökmek, ayırmak,
kaldırmak. xinci mewu:
köprüyü yerinden söktü. 2.
serbest bırakmak. coğoris konuwüu:
köpeği serbest bıraktı (ipini çözdü).
- mewameri
1. bir yerde vurulmuş,
bir yere/yerde sıkıştırılıp vurulmuş.
coğori şüimi
tamlepunas mewameri
bâiri.
köpeğimi çalılıklarda vurulmuş olarak gördüm.
2. atn., mec. kıt kanaat
geçinen, yoksul. mewameri
a svas bozomota komeçu. yoksul bir yere kızını
verdi.
- mewana
atn., menwana
ark., meûiwana
vi.
ertesi yıl, gelecek değil
bir sonraki yıl. wo varna, wanas
var iyuna mewanas
ağani a oxori movogare. bu yıl değilse, gelecek
yıl, olmasa gelecek yıldan sonraki yıl yeni bir
ev inşa edeceğim.
- mewaôeri,
mewaôineri
ark.,
meûiüeri,
meûiüineri
atn. üzerine damlamış,
damlatılmış.
- mewareri
atn., mewüareri
atn. sulanmış.
cari muşi mewareri
na orûu
şeni var maşüomu.
ekmeği sulanmış olduğu için ben yiyemedim.
- mewelimu
atn.,
mewüomilu
ark. bakmak. himus nowes:
ona bakıyor. ma memoweri:
bana bak.
- meweri
atn., mewüeri
ark. serbest bırakılmış.
meweri
layöi.
serbest bırakılmış köpek.
- mewileri
atn. koparılmış.
mewileri
oşüuri:
koparılmış elma. ti mewileri
wiwila
sûeri
orûu:
başı koparılmış yılan gibiydi.
- mewilu
atn. koparmak (meyve,
sebze, baş vs.). oşüuri
mewilu:
elma kopardı. nçayi
ôwilumt:
çay topluyoruz.
- mewinüu
ark. mikrop kapıp
iltihaplaşmak, azmak (yara için).
- mewiôu
atn., meüiôiru
vi. iktisatlı kullanmak,
gıdım gıdım kullanmak, çok idareli kullanmak,
azar azar kullanmak, kanaatkâr kullanmak. kovali
niwiôaman
do imxoran: ekmeği azar azar koparıp
yiyorlar.
- mewiwu
bir noktada incelmek (solucana benzemekten).
toüik
şüa
memiwiwu:
ip belimi sıktı, sıkıp inceltti.
- mewüeri
ark.,
meweri
atn.
1. sökülmüş, kesilmiş.
mewüeri
üafri.
yerinden sökülmüş çivi.
2. salı verilmiş,
serbest bırakılmış, çözülüp serbest bırakılmış.
axiris amavoweriis iri pucepe mewüeri
na orûu
bâiri.
ahırın içine baktığımda bütün ineklerin
salı verilmiş olduğunu gördüm.
- mewüomileri
ark.,
mewelimeri
atn.
bir noktaya bakarak.
- mfila
arş., üoôela
aslına benzemeyen, piç. üoôela
bere: piç çocuk.
- mgeri
ark.,
gveri vi., mcveri atn. kurt. txa
do mgeri: keçi ve kurt. Coğori
menceloni, coğori mskva, muöoti
mgvaneri/ Mgeri, xraüa
ilepe gexveri: köpek kuvvetli, güzel,
nasıl da besili/ kurt sıska, kemikleri dökülmüş
dışarı.
- mgoru
atn. 1. görücü, kız istemeye gidenler. Amseri bozomota şüimişi
mgorupe moxûanen:
bu akşam kızımın
görücüleri gelecekler. 2. kız isteme. mgoruşe
vulut: kız istemeye gidiyoruz.
- Kşa
vi.,
kşi
atn.
Kümes hayvanları için kullanılan
defetme ünlemi.
- Mgoruşe
olva atn.
kız istemeye gitmek. Biöi
şüimi
şeni mgoruşe vulut: oğlum
için kız istemeye gidiyoruz.
- mgvana
1. gübre. pucişi
mgvana: hayvan gübresi.
2. Besin, gıda (bitkiler için). wo
nçayepes mgvana var eyaöopes:
bu yıl çaylar yeterince besin alamadılar.
- mgvaneri
1. besili, semiz. mgvaneri
puci. besili inek. 2.
Kilolu, şişman. hiüu
mgvaneri üoçi
var miâirapuûu:
o kadar kilolu birisini görmemiştim. 3. gübresi verilmiş,
gübreli. mgvaneri leûa.
gübreli toprak.
- mgvanoba
besili olma durumu, besililik, semiz olma durumu. ğormoûik
himus meçu msüvanoba
do mgvanoba: tanrı ona verdi güzelliği
ve besililiği.
- mğaca
atn.,
mğica, monduna ark. 1.
çok olgunlaşmış. mğaca
m3xuli. olgunlaşmış armut, ciğer gibi.
- mğaca,
mğica 2. ciğer.
- mğiri
vi., bğiri xp. bulanık
(su, dere vs.). mğiri wari:
bulanık su.
- mğoüo,
ğoüo
suda yaşayan yanlamasına hareket eden, çok sayıda
ayağı olan, küçük bir canlı. dişisi daha büyük
olduğu için balık yemi olarak kullanılır.
- mğu
vi., ololi xp., uhuhu atn.
baykuş.
- ololi
xp., mğu
vi., uhuhu atn. baykuş.
E veraneş ololi/ muper
belas dololi: ey viran baykuş/ ne belaya düştün.
- mğuûu
mğuûu
arş. bir tür sincap.
- mxa atn.,
pxa vi. 1. kılçık.
kapçaşi mxa: hamsi
kılçığı. 2.
mec. keskin, sert, aşırı
titiz. mxa sûeri
üoçi:
kılçık gibi adam, sert, titiz
adam. 3. Buğday, arpa gibi bitkilerin başaklarında bulunan
taneler döküldükten sonra geriye kalan kısım, tânesiz
başak.
- mxadara
arş. biraz yüksekçe
yapılan derme çatma divan. mxadaras
celancay. divanda yatıyor.
- mxalale
vi.,
ntxalayi, txolai xp., mxolule atn.,
mxululi, mxalari arş.
kertenkele.
- mxaôare
atn., msinapu
vi., msinapora konuşkan.
opşa mxaôare
nusa uyonuran: oldukça konuşkan
bir gelinleri var.
- mxauca
vi. hırçın,
yırtıcı. mxauca
xoci. hırçın öküz.
- mxeni
atn.,
pxeni xp. iğ, kirmeni.
- pxeni
xp., mxeni atn. iğ, kirmeni.
- mxeşi
atn., xeşi arş. tutam
(tuz, şeker gibi nesneler için). ar mxeşi mcumu. bir tutam
tuz.
- mxiru,
mxiace, memxiru, mxiapu, mxirua hırsız.
- mxişili,
xişili atn.,
mxişi zerre, toz, kum.
- mxişolya
atn., punçxa vi., mxişoa
ekmek ufantısı, ekmek kırıntısı.
cari imxoûaşa
mxişolya opşa dobğams:
ekmek yerken çok ufantı döküyor.
- mxodule
atn.,
xodura ark. hovarda, sikici. Ixi mxodule
(not.): boş işle uğraşan, somut birşey
üretemeyen, boş laf yapan.
- mxolule
atn.,
mxalale vi., mxalari, mxululi
arş., ntxalayi xp.
kertenkele.
- Mxoyaûe
ark.,
wimwimi
atn., öixoûüa
arş.
cimri.
- mxo3o
ark. bir bitki türü;
esnekliğnden ötürü kırılması zordur.
- mxuci
vi.,
pxuci xp. omuz. mxuci mawunen.
omuzum ağrıyor.
- mçxuş
ôurmoli
xp.
kocabaş kuşu.
- mxvaûule
kemirgen, kemirici.
- mi
kim. si mi ore? sen kimsin?
- miöinöa
vi., minöa
atn., miwinwa,
meöeöi
xp. siğil. xepes miöinöa
uğun: ellerinde siğil var.
- mila,
mirasi atn., mile, mili (<tur.
mil) misket, bilye. berepek
milate ibiran: çocuklar misketle oynuyorlar.
- mimi
vi., mimili arş., lala
atn. çocuk dilinde süt. berek mimi şums: çocuk süt içiyor.
- mimiliöi
atn., mimiliüi
vi.
1. su değirmenlerinde
değirmen taşına dökülen tahılın ayarını
yapan kısım. 2. vi., mec.
ucu ucuna, kılı kılına. mimiliüis
geladgin. ucu ucuna duruyor.
- mimino
atmacanın dişisi (kuş). Mamuliwa,
miminoşi mamali ren: “Mamuliwa”,
“mimino”nun erkeğidir.
- minci
gelaöüoreri
ark., minâi
cenwineri
atn.
“minci”den yapılan bir tür muhlama.
- Minci
vi., minâi
atn. çökelek. Ayranın kaynatılması sonucu elde
edilen az sulu hayvansal ürün.
- minta
atn. (<lat.
mint) nane. kapçoni
caris minta kuüatu:
hamsili ekmeğine nane kattı.
- mintere
vi.
kimler. mintere moxûes:
kimler geldi.
- mipxe
atn. yabancı, bilinmeyen
biri. mipxeşe mipxe. yabancının biri.
- mira
atn. yüz, çehre, sima.
mira
süani
gomoöondru
e bere şüimi!
yüzünü unuttum oğlum! baba
süani
şüala
mirape tüvani
oüumguran:
babanınkiyle simalarınız
birbirine benziyor.
- misa
xp. sakin, sessiz. misa
xenan: sakin, sessiz
oturuyorlar.
- misiri
atn.
karakabak. 3ad. ore.
- misuri
arş., omongsure atn. ahırlarda
hayvanlara yem konulan yer, yemlik.
- mitxa,
mintxa biri. ar mitxa.
herhangi biri. mitxa
mulun: biri geliyor.
- miti
kimse. ar
miti. bir kimse. miti
var. kimse değil. mitis
mot uwomer!
kimseye söyleme!
- mitien
vi.,
miûiüere
atn.
her kim, herhangi biri, biri. mitiens doboxenapaten. birine yaptırırız.
- mitiüere
atn. her kim. mitikere orûas:
her kim olursa olsun.
- miûiüere
atn.,
mitien vi. her kim. miûiüere
orûi
xolo moxûi.
kim olursan ol yine gel.
- miûili
yatağa ve yastığa geçirilen astar.
- miûriüi
atn. Lazlarda bir insan
ismi.
- mja ark.,
bja xp., mjalva atn.
süt. Mja
dogubu: sütü kaynattı.
- mja atn.,
tani arş. ayran. Mja şums: ayran içiyor.
- mjaçxa,
mjoraçxa xp., atn., bjaşxa, jaşxa meg. pazar günü.
- mjiri
atn., nöolo
vi., öüinti
xp. taze mısır,
süt mısır. Mjiri
mebalu: taze mısır pişirmek.
- mjoli
ark.,
bjoli xp. 1. dut ağacı. mjoli ncas kextu: dut ağacına
çıktı. 2. Dut meyvesi.
- mjora
dadala atn.,
bot. koyu kırmızı renkli
boncuk büyüklüğünde taneleri olan bir çiçek.
- mjora
vi., mcura, mcora arş.,
mjura atn., bjora
xp., bja meg.
güneş. mjora
yulun: güneş doğuyor. mjora
moüilams:
güneş batıyor. ~ moüoğmalu/
meüolva/
dololva: güneşin batması, güneşin batışı.
~ dranaşa kexûu
arş. öğleye
yakın vakit.
- Mjora
ntoli 1. Güneşin ilk ışıkları.
Mjora ntoli ôicedvaşe
livadis orûare:
güneş ışını
vurmadan önce sen tarlada olacaksın. 2. güneş ışını, ışın.
- mjoranda
Lazca’da bir bayan ismi.
- mjuju
ark., mzuci atn., zoo. eşek
arısı. mjujuk memonâu.
eşek arısı soktu.
- mjvabu
vi.,
cvabu arş., zoo. 1. kurbağa
(genel anlamda). 2.
kara kurbağası.
- mkveri,
mkiri, mçveri
un. mkveri şvelums: hamur [un] yoğuruyor.
- müaseri
tıka basa doldurulmuş, pres yapılarak doldurulmuş.
mûate
müaseri
üalati.
ot ile tıka basa doldurulmuş sepet.
- müoli
atn.,
nüoli
xp., zoo. çekirge.
- müorida
zoo. tahtakurusu böceği.
- müudi
vi.,
müidi
xp.
ağaçkakan.
- müulaneri
kısaltılmış. müulaneri
toüi.
kısaltılmış ip.
- müule
kısa. müule
toüi.
boyu kısa olan ip.
- müyapu
ark.,
möapu
atn. çakal. müyapu
doxro3ku. çakal geberdi.
- müyapu
öanda
ark., möapu
duguni atn.
çakal düğünü. aynı anda güneş ve yağmur olması.
yaz aylarında olur.
- müyapuksini
ark., möapunksini
atn.,
periksini vi.
patlatıldığında içinden ağır bir
toz bulutu çıkaran bir mantar türü.
- mludi
atn.,
âemuri
ark., ğayla atn. sincap.
mludi ğunis kamaxûu:
sincap kovana girdi.
- mo,
moy arş., mot 1. niçin.
mo idi? niçin gittin? 2. olumsuzluk bildiren
bir kelime. mo ikum! yapma! mo ulu! gitme!
- moadgile
1. etrafında dikilen, duran (kişi). 2. Vezir, başbakan.
Mapak moadgiles geçinadu:
kral veziri görevlendirdi. 3. Koruma, bodyguard. Moadgilepek
domoçuleûines:
korumalar beni kurtardılar.
- moagalu
ark. meogalu atn. bir alışkanlığı
unutmak, terketmek, bir alışkanlıktan vazgeçmek
(isteyerek ya da istem dışı).
- moağaperi
vi., eoğeri ark., magebi xp. kaymak. moağaperi
dido nostoneri rûu:
kaymak çok lezzetliydi.
- moaxtimu
ark.,
moyolva atn. karşıdan bu tarafa geçmek. melenüaleşe
komoyoxûu:
karşıdan bu tarafa geçti.
- mobaleri
atn.,
moüideri
ark.
arkasına almış, yüklenmiş. üaôulas
bere mobaleri noğaşa kocexûu:
çocuğu arkasına yüklenmiş halde çarşıya
kadar gitti.
- Çala
saman. 3ad.
Nçala.
- mobalu
atn., moüidu
ark.
1. sırtına
almak, yüklenmek. Lazuûi
nçala yuki komoybu: mısır
samanı yükünü sırtına aldı. 2.
yüklenmek. üalati
komoybu. sepeti sırtladı.
- Mobumeri,
Moberi sf. sırtlanmı, sırtına
almış. Bere üaôulas
mobumeri a ndğeri gza idu: çocuk
sırtında bir günlük yol gitti.
- mocgialu
şaha kalkmak. n3xeni emüutu
do moicgiyalu: at ürktü ve şaha
kalktı. (kay: Lazuri ûeksûebi,
151. Öykü).
- moconi
atn.,
oxara ark., moydoni arş.
su değirmenlerinde ters piramit biçimindeki tahıl deposu.
- moçitu
kurtulmak, yakasını sıyırmak.
- moçoderi
boşalmış, boş, tükenmiş.
- moçodineri
boşaltılmış, bitirilip
boşaltılmış. moçodineri üalati.
boşaltılmış sepet.
- moçodinu
boşaltmak. oxori moçodines:
evi boşalttılar.
- moçodu
boşalmak. çoyi moyçodu, miti var dosüudu: köy boşaldı,
kimse kalmadı.
- moçvalu
atn. 1. üstünü açmak. dudi muçu:
başını açtı. 2.
üstü açılmak. dudi mvaçu. başı açıldı.
3. deşifre etmek.
- moöadu
atn.,
moöüadu
ark. üzerine çakmak.
oxori eünas
pi3ari komuöadu.
evin kapısının üzerine tahta çaktı.
- moöapxu
1. çarpmak. 2.
mec. tokatlamak. beres komuöapxu: çocuğa tokat attı.
- moöibreri
1. kaçınmış, sakınmış.
2. sabır göstermiş,
sabırlı.
- moöibru
1. Sabretmek, kaçınmak, sakınmak,
sessiz kalmak. muti şeni var moiöibrams:
hiçbir şey için sessiz kalmıyor, sabretmiyor. 2.
sabretmek, sabır göstermek. moviöibriüo
mu ivaseûu:
sabretsem ne olacaktı?
- moöirderi
1. koparmış. toyöi
moöirderi
puci. bağını koparmış inek. 2.
mec. çocuk düşürmüş,
düşük yapmış. ham xorâa
jur bere moöirderi
ren. bu kadın iki kez çocuk düşürmüş. 3. sezeryanla doğmuş. 4.
anw.
fırlama.
- moöirdu
atn.,
moöüidu
ark.
1. koparmak. pucik
toyöi
moiöirdu.
inek bağını kopardı. 2.
atn., mec. çocuk düşürmek,
düşük yapmak. nusas bere muöordu.
gelin düşük yaptı.
- moöüa
ark. ilk.
- moöüideri
ark.,
meöapxeri
atn.
dik bir yere çarpmış, toslamış.
- moöüidu
ark.,
meöapxu
atn.
dik bir yere çarpmak, toslamak. ncas
komaöüidu.
ağaca çarptı, tosladı.
- modgalu
atn. ana gövdeye parça
eklemek.
- modgitinu
ark.,
mogutinu atn.
1. bir yerin önünde durmak, abanmak. üoçis
mudgitu: adama (adamın üzerine)
abandı. 2. Üzerine
dikilmek/durmak. komomidgitu:
üzerime dikildi.
- moduli
ark., monduli atn. verimli toprak,
bitek toprak. (kay: fahri
Lazoğlu).
- modvalaşe
atn.
belden aşağı giyilen
şey.
- modvalu
1. giyinmek. üurta
komoydu. (kadınlar için) donunu
giydi. 2. giydirmek.
beres wendeöi
komodu. çocuğa çorabı giydirdi.
3. sap takmak. argunis
saôluği
komodu. baltaya sap taktı. 4.
Vi.Toslamak, çarpmak.
ncas
komobadvi: ağaca tosladım.
- modvalu
ark.,
üuçxe modvala
atn. ayakkabı.
modvalu
dabriwu:
ayakkabısı yırtıldı.
- modveri
giyinmiş, giymiş (belden
aşağısı için). üurûa
modveri: (kadınlar için) don giyinmiş.
- Mogapa
xp.
kazanç, kâr.
- mogapu
xp., oöüindu
vi. kazanmak. geöareli
mogams: para kazanıyor.
- mogoru
uğramak, ziyaret etmek. ôaôu
şüimi
movigorit. dememe uğradık,
ziyaret ettik.
- mogutinu
atn., modgitinu ark. 1. bir yerin
önünde durmak, abanmak. penceres komugutu: pencereye
abandı. 2. üzerine
dikilmek. ma
komomigutu: üzerime dikildi.
- moğmalu
atn., vi., momalu ark. getirmek (cansız). mûüaşe
dişka moğams: ormandan odun
getiriyor.
- moğorderi
kanmış.
- moğordineri
kandırılmış.
- moğordinu
ark., atn., moğerdinu
xp. 1. Kandırmak.
bere
a nezite moğordines: çocuğu
bir cevizle kandırdılar. 2. Yanıltmak. 3. Aldatmak.
msüvanoba
muşite momoğordinu: beni
güzelliğiyle aldattı.
- moğordu
1. kanmak. bere ar neâis
moğordu: çocuk bir cevize kandı.
2. Yanılmak. 3. Aldanmak. msüvanoba
muşis mobğordi: güzelliğine
aldandım.
- moxa
atn. bir erik türü.
erken dönemde olgunlaşır.
- moxande
meg.,
madulyale, madulye atn. işçi.
- moxedineri,
moxederi abanarak oturmuş.
- moxedu
üzerine doğru oturmak, abanarak oturmak. gyaris
komuxedu. yemeğe abandı.
- moxoleri
atn. yakınlaşmış,
yaklaşmış. him
ğuras moxoleri ren: o ölümüne
yaklaşmış.
- moxolu
atn.
felâketin yaklaşması, yakın olması durumu.
mogoxolun, ar mutxa gağodasere: yakındır, başına
bir şey gelecek. momoxoluran, miğuranpete var vinâğet.
başımıza bir şey
gelecek, elimizdekiyle yetinmiyoruz.
- moxtimu
ark.,
moxûimu
atn.
gelmek. süani
moxtimu var diöis.
senin gelmen gerekmiyor.
- moxunu
üzerine doğru oturtmak. bere caris komuxunu. çocuğu
yemeğe oturttu.
- moxvadu
1. icap etmek, gerekli
olmak. hişo moxvadums: öyle icap
ediyor. 2. müstahak
olmak. uwvi
vorsi iyu, moxvadudorûu:
söylediğin iyi oldu, o buna müstahaktı,
o bunu haketmişti. 3.
uygun düşmek. hişo
oxinapu moxvadu. öyle yapmak uygun
düştü. 4. ark. rastlamak, denk
gelmek. mtuti incirûuşa
mopxvadi. ayı uyurken rastladım,
denk geldim.
- moxvadu
ark., eyoûalu
atn. rastlamak, rast
gelmek, üzerine rastlamak. avlas xerûuşa
mopxvadi: avluda otururken rastladım.
- moxvalu
atn. 1. kendine doğru küremek. 2.
atn. bir yere kapamak.
korme
moxu: tavuğu hapsetti. 3.
üzerini kapamak, örtmek. cari mûuûas
moxu: ekmeğin üzerini külle kapadı.
- moxvera
atn.,
okotumale, kotumale ark. tavuk kümesi.
- moxveri
1. kendine doğru kürenmiş.
2. atn.
üzeri örtülmüş, kapatılmış, hapsedilmiş,
mahpus. moxveri na orûu
korme gale muya dulya uğun: hapsedilmiş
tavuğun dişarda ne işi var.
- mojna
atn.,
vojna arş. serbest, rahat. amseri iri tevuli mojna on/ ren: herşey
serbest.
- mokosu
kendine doğru süpürmek. pavri moykosams: yaprağı
kendine doğru süpürüyor.
- mokotu
atn.,
mokoûu
ark.
1. tersine katlamak.
2. mec.
tokatlamak. üoûulas
komukotu: ensesine tokadı patlattı.
- moktala
atn. dönemecin arkası, dönemecin bittiği yer, dönemecin
görünmeyen tarafı. moktalas
iyondramûu:
dönemecin bittiği yerde bekliyordu.
- mokti
dönemeç, viraj.
- moüaçinu
sığındırmak, korumak üzere yerleştirmek.
ar oxoris movokaçinit. bir eve sığındırdık,
yerleştirdik.
- moüaçu
atn., mokaçu
ark. 1. sığınmak.
möima
moxûus
ar nca tude moyüaçu.
yağmur gelince bir ağacın
altına sığındı. 2.
mec. kendine mal etmek, sahiplenmek. babaşe na dosüudu
leûape
komoyüaçu.
babadan kalma topraklara sahip çıkıyor, sahipleniyor.
3. kucaklamak. bere muşi komoikaçu. çocuğunu kucakladı.
- moüaleri
arş. kartlaşmış,
kart. moyüaleri
nçayi. kartlaşmış çay.
- moüalu
arş. kartlaşmak.
nçayi moyüalu:
çay kartlaştı.
- moüanu
1. Bir yere doğru
sallamak/ salıtmak/ gidip gelmek, üzerine doğru hareket
etmek, sallamak. 2.
mec. cinselliği çağrıştıracak biçimde beden
hareketi yapmak. ncas
muüanams:
...
- moüideri
ark.,
mobaleri atn.
arkasına almış, yüklenmiş. üaôulas
moüideri:
arkasına almış, yüklenmiş.
- moüidu
ark.,
mobalu atn.
1. sırtına almak, yüklenmek. üalati komoiüidu.
sepeti yüklendi. 2.
sırtına vermek, yüklemek. nçala komomoüidu.
mısır samanını sırtıma yükledi.
- moüiüiliweri
atn. kıvrılmış,
kıvım kıvrım.
- moüiüiliwu
atn. 1.
kıvırmak. 2. kıvrılmak. toma mvaüiüiliwu:
saçı kıvrıldı.
- moüitxu,
mentfalu ark.,
cegoru atn. ziyaret etmek.
3ad. cegoru.
- moüla
vi.
halat ya da zincirin gemiden denize
salınması; Lazca’da bir denizcilik terimi. kodobği,
moüla!
dök, serbest bırak, sal!
- moünimu
tutunmak. xes komomaünu.
elime tutundu.
- moüobğalu
arkasına dökmek (katı). jilemonas dişüa
komoüomibğes:
evimin arkasına odun döktüler.
- moüobğeri
atn.
arkasına dökülmüş (katı).
- moüocineri
atn.
arkasına yatmış.
- moüocinu
1. arkasına yatırmak.
bere didi muşişi üaôulas
komoüocinu:
çocuğu ninesinin arkasına yatırdı. 2.
arkasına yatmak. bere vorûişa
didi şüimişi
üaôulas
komoüovacineûi.
çocukken ninemin arkasına yatardım.
- moüoçvalu
atn. 1.
arkasını açmak. 2.
arkasına aşırmak.
- moüoçveri
atn.
arkasını açmış, arka tarafını açmış.
- moüoöapu
atn. başlamak.
iraroğorda dulyas komoüoviöit.
hep birlikte işe başladık.
- moüoöeri
atn.
başlanmış. moüoöeri
dulya var açodines:
başlanmış işi bitiremediler.
- moüodagu
arkasını kesmek, arka tarafını çentmek.
- moüodgalu
arkasına koymak, arkasına yerleştirmek. öuüani
piliûa
üaôulas
komoüodgu:
kazanı sobanın arkasına yerleştirdi, koydu.
- moüodgeri
atn.
arkasına yerleştirilmiş, konulmuş.
- moüodginu
atn. 1.
arkasına dikmek. 2.
arkasına dikilmek.
- moüodvalu
1. arkasına koymak.
2. mec.
karşı koymak, direnmek. baba süanis
mot moüudum,
e bereşüimi.
babana karşı diklenme ey çocuğum.
- moüodveri
atn.
arkasına konulmuş.
- moüogutinu
atn., moüodgitinu
ark.
1. arkasında durmak. komoüomigutu:
arkama durdu. 2. Korumak, Korumaya
almak, sahip çıkmak. gomapines
do cemçaneûu,
si va moüomigutiüo:
üzerime üşüşüp döveceklerdi,
sen korumasan.
- moüoğmaleri
atn.,
moüoğameri
vi. 1. dolamış, arkasına
dolamış. xepepe şüas
moüoğmaleri
guluûes:
ellerini birbirlerinin bellerine dolamış geziyorlardı.
2. vi. öteden beriye getirilmiş/ yollanmış.
- moüoğmalu
atn., vi., moüomalu
ark. 1.
arkasına dolamak, arkasından geçirmek, atlamak, dolamak.
toyöi
alis komoüuğu.
ipi boğazına doladı.
şüas
xe komoüuğu.
elini beline doladı. 2. Vi. Öteden
beriye doğru getirmek/yollamak. kovali komoüomiği:
ekmeği yolla.
- moüoğuru
bir şeyin arkasında ölmek.
- moüoxedu
arka tarafına oturmak. üaôulas
komoüomixedu.
arka tarafıma oturdu.
- moüoxtimu
ark.,
moüolva
atn. arkasından
dolanmak.
- moüoxunu
arkasına oturtmak. üaôulas
komoüixunu.
arka tarafına oturttu.
- moüoxvalu
arkasını/arkasından küremek.
- moüomgutu
atn.,
moüodgitu
ark.
1. arkasına durmak.
2. mec.
arkasına saklanmak, gizlenmek. ncas
komoüimgutu:
ağacın arkasına gizlendi.
- moüorçalu
arkasına sermek. dopinaşe eünas
komoüurçi.
sergi bezlerini kapının arkasına ser.
- moüoru
bağlamak, arkasına bağlamak. puci komoüoru.
ineği bağladı.
- moüosûulinu
arkasından kaydırmak.
- moüosûvalu
arkasından kaymak.
- moüosvaru
arkasına dizmek.
- moüoşkvalu
1. arkasından
dolandırmak. 2.
arka tarafı kopmak.
- moüoşüomu
arkasında yemek.
- moüotfalu
önünü kapamak. ma mo moüomatve!
benim önümü kapama.
- moüoûaxu
arkasını kırmak.
- moüoûoberi
atn.,
moüoûüoberi
ark. 1. arkasına saklanmış. 2.
arkasına saklanarak.
- moüoûobu
atn., moüoûüobu
ark.
arkasına gizlenmek, saklanmak. a buülas
moüiûobu.
Bir tomruğun arkasına saklandı.
- moüoûoçeri
atn., moüoûüoçeri
ark. 1.
arkasına atmış. 2.
mec. atlatmış.
ham
dulya ti moüoviûoçi:
bu işi de atlattım. a
moüuûoçi:
bir basamak atlatıyor,
- moüoûoçu
atn., moüoûüoçu
ark. 1.
arkasına atmak, aşırmak. toyöi
ncas moüuûoçu:
ipi ağaçtan aşırdı.
2. mec. atlatmak, savuşturmak.
ham dulya ti moüoviûoçit.
bu işi de atlattık, savuşturduk.
- moüoveleri
aşmış. ordoşe milvapuûeües
hus noğa moüoveleri
vorûateûu:
erkenden gitmiş olsaydık şimdi çarşıyı
aşmış olurduk. ora moüoveleri:
zamanı aşmış.
- moüovelu
atn. aşmak. muüu
raüanis
na moüovuvelit
şüu
ti var mişüuran:
kaç tepeyi aştığımızı
biz de bilmiyoruz.
- moüozlaôu
arkasında ezmek.
- moüo3onu
arkasına dikmek. ğurais a môalu
moüogi3onare.
ölünce başucuna bir kazık dikeceğim.
- moüowalu
atn.,
moüowüalu
vi.
arkasından kesmek/sökmek.
- moüowopxu
arkasına inşa etmek. oxori
üaôulas
a üalivi
komoüovuwopxi:
evin arkasına bir kulube inşa
etttim.
- moüvateri
1. kesilmiş. 2.
mec. soyu tükenmiş, ortadan kalkmış.
- moüvatu
1. kendine doğru kesmek. 2. mec.
soyu tükenmek. şüuni
mûüapes
ğeci moyüvatu:
bizim dağlarda domuzun soyu tükendi.
3. Vi. mayalanmak, mayaya gelmek.
- molabğalu
içine dökmek (katı nesneler için, kapalı iç mekan).
piliûas
markvali molabğu. sobanın
içine yumurtaları koydu.
- molabğeri
içine dökülmüş (katı nesneler
için, kapalı iç mekan). piliûas
molabğeri na orûu
dixamakvalepe oiöui?
sobaya konulmuş olan patatesler
piştimi?
- molacinu
1. içine yatmak (kapalı iç mekan).
2. içine yatırmak.
korme nuüvatu
do piliûas
komolacinu: tavuğu kesip sobanın
içine yatırdı (koydu). 3. içine devirmek.
- molaöopu
içinde yakalamak (kapalı iç mekan). korme moxveras komolaôöopi.
tavuğu kümesinin içinde yakaladım.
- moladgalu
içine yerleştirmek (kapalı iç mekan). ûepsi
piliûas
komoladgu: tepsiyi sobaya koydu.
- moladgeri
içine yerleştirilmiş (kapalı
iç mekan). kapça piliûas
moladgeri mevaşüvidorûu:
hamsiyi (kabın içindeki) sobaya
koyulmuş olarak bırakmıştım.
- moladvalu
içine koymak (kapalı iç mekan). dişüa
piliûas
komolabdvi. odunu sobaya koydum (kapalı
iç mekan).
- moladveri
içine konulmuş (kapalı iç
mekan). piliûas
dişüa
moladveri orei? sobaya odunu koymuş
musun?
- molagutinu
atn.,
moladgitinu vi.
içinde durmak (kapalı iç mekan).
- molağaru
1. beriye doğru çizmek. 2. mec. yan çizmek, vaz
geçmek, caymak. iôûi
ho ya miwves,
uüai
ti molağaru: önce bize evet dedi,
sonradanda yan çizdi.
- molağmalu
beriye getirmek (katı nesneler için). melendo mûa
moleşa moliğams: öteden beriye
kadar ot getiriyor.
- molağurinu
içinde öldürmek (kapalı iç mekan).
dida odas komolağurines: yaşlı
kadını odada öldürdüler.
- molağuru
içinde ölmek (kapalı iç mekan). badi
odamuşis xavala xvala komolağuru: yaşlı
adam odasında yapayalnız öldü.
- molaxedu
1. içine oturmak (kapalı
iç mekan). üaûu
idu do on3xenis komolaxedu. kedi gidip
tavan arasına oturdu. 2.
hapse girmek. a üoçi
dowamu
do xapisis komolaxedu. bir adam vurup
hapse girdi.
- molaxosüu
atn., molaxro3ku
vi. içerde gebermek (kapalı iç mekan). moxveras iri kormepe komolaxosües:
kümeste yavukların tamamı
geberdi.
- molaxtimu
ark.,
molaxûimu
atn.
beriye doğru geçmek, öteden bu tarafa geçmek. melendo ağne molaxtu: öteden
bu tarafa yeni geçti.
- molaxuneri
1. kapalı bir mekanda oturtulmuş.
2. hapsedilmiş. wanape
muşi molaxuneri goluûoçu:
yıllarını hapiste geçirdi.
- molaxunu
1. içerde, kapalı
bir yerde oturtmak, koymak. ütahu
odas komolaxunu. kediyi odaya oturttu,
koydu. 2. hapsetmek.
muti cunaxi na var uxinapuûu
üoçi
komolaxunes: hiç günahı olmayan
adamı hapsettiler.
- molajvalu
atn. beriye doğru
uçup geçmek.
- molaüaçinu
atn., molakaçinu
ark. sıkıştırmak (kapalı bir mekanda). xoci axiris molaüaçinu:
öküzü ahırda sıkıştırdı.
- molaüaçu
atn., molakaçu
vi. tıkılı kalmak, sıkışıp kalmak
(kapalı iç mekanda). oxoris moloviüaçit.
evde tıkılı kaldık.
- molaüaôinu
koşarak beriye geçmek. muya
ağodu var mişüun,
moluüaôamûuşa
bâiri.
ne olduğunu bilmiyorum, beriye
doğru koşarken gördüm.
- molaüoru
kapalı bir mekanda bağlamak. puci axiris komolaüoru.
ineği ahıra bağladı.
- molamsüvalu
atn., molamskvalu
vi. içinde yumurtlamak.
- molancğonu
beriye göndermek, ötedeki birinin bir şeyi beriye göndermesi.
gurbani nuüvateis
a ûuûuli
ti şüu
komolomincğones: kurban kestiklerinde
bir but da bize gönderdiler.
- molanûoru
beriye doğru çekmek, yaklaştırmak.
- molapatxu
içeriye silkelemek (kapalı bir mekana). puûucepe
ğunis komolapatxu: arıları kovanın içine silkeledi.
- molasüudu
atn.,
molaskidu ark. içinde
kalmak (kapalı bir mekanda). muüu
wana
xapisepes komolasüudu:
yıllarca hapislerde kaldı.
- molasûulinu
atn., molastvinu
ark. 1. beriye kaydırmak.
2. kapalı bir
mekanın içine kaydırmak.
- molasûvalu
atn.,
molastvalu ark.
1. beriye kaymak. 2. kapalı
iç mekana kaymak.
- molasvalu
beriye doğru sürmek. çemane golusums molusums: kemençeyi
(yayını) bir öteye bir beriye doğru sürüyor.
- molasvaru
içine dizmek (kapalı bir mekana).
dişüape
pa3xas komolasvaru: odunları “pa3xa”nın
içine dizdi.
- molaşinu
ark.
1. bir kişinin
ya da olayın ‘adı konmamasına’ ya da ‘sözü edilmemesine’
rağmen anımsatılması; dolaylı olarak
hatırlatmak. m3udi na miwu
molobuşini. bana yalan söylediğini hatırlattım.
2. çağrışım sonucu hatırlamak. Lazuri nena
bognais ôaôuli
molomaşinen. Lazca konuşulduğunu duyunca dedemi
hatırlıyorum.
- molaşkvalu
beriye geçirmek. a
mutxa şeni bere komolomişüu:
bir şey için çocuğu bana
gönderdi (ben olarak ifade edilen beri tarafta bulunmaktadır).
- molatoru
kendine doğru çekmek, beriye çekmek, sürüklemek. alis toüi
cevudvit do molaptorit. boğazına ip takıp beriye
doğru çektik.
- molaûaxu
1. beriye doğru
kırmak. kva
timole molaûaxu:
taşı beriye doğru kırdı.
2. içinde kırmak.
3. içini kırmak.
- molaûobu
atn., molaûüobu
ark.
içinde saklanmak (kapalı bir mekanda). oxoris moloviûobi.
evin içinde saklandım.
- molaûoçu
atn., molaûüoçu
ark.
1. beriye doğru
fırlatmak. süeôali
timele golaûoçaman,
timole molaûoçaman.
keseri bir öteye doğru bir beriye doğru atıyorlar.
2. içeri fırlatmak,
atmak (kapalı bir mekana). süeôali
oxoris komolaûoçu:
keseri evin içine doğru fırlattı, attı.
- molaûrağodu
atn., molabiru
ark. içeride türkü söylemek (kapalı bir mekanda). oxori muşis
molaûrağodums
do koxen. evinin içinde türkü söyleyip oturuyor (yaşıyor).
- molayonu
atn., molaonu
vi. beriye getirmek
(canlı bir varlığı). xoci
melendo moleşa moliyones şa şuri keyales: öküzü
öteden beriye getirene kadar canları çıktı.
- MoLazdaleri
1. Beriye doğru çekilmiş.
2. kapatılmış (kapı vs.).
- moLazdalu
1. kendine doğru
çekmek. toüi
timole moLazdit. ipi kendinize doğru çekin. 2.
kapamak, kendine doğru çekip kapamak (kapı vs.). neüna
moLazdu. kapıyı kapadı.
- moLazderi
1. beriye doğru
çekilmiş. 2. kapalı,
kendine doğru çekerek kapanmış (kapı vs.).
moLazderi eüna:
kapalı kapı.
- moLazgimoöu
tutup kendine doğru bükmek, beriye doğru bükmek.
- moLazlaôu
atn.,
moLazliôu
ark.
içinde ezmek (kapalı bir mekana).
- molawamu
içinde öldürmek (kapalı bir mekanda).
badi do dida axiris komolawames:
yaşlı kadın ve erkeği ahırın içinde
vurdular.
- molawelimu
atn.,
molawüomilu
ark.
1. içine bakmak. muüu
puci uyonun ya do axiris a komolaweru.
kaç ineği var diye ahırın içine şöyle bir
baktı. 2. beriye bakmak. melendo
molawes:
öteden beriye doğru bakıyor.
- mole
beri taraf, sol taraf. mole moliği. beriye doğru getir.
- mole
moğmalu atn.,
not.
tekrar ortaya koymak, gündeme getirmek.
oşi waneri
dulyape mole moliğam do oxaôaru
mot conâiram!
yüz yıllık işleri gündeme getirip niye tartışma
yaratıyorsun!
- molendo
beriden, bu taraftan. leûape
şüimi
var gamapçiüo
molendo moleşa iri şüimi
orûaseûu:
topraklarımı satmasam öteden beriye kadar hepsi benim
olacaktı.
- molendoni,
moleni berideki, bu taraftaki. melendoni süani,
molendoni şüi
orûas:
ötedeki senin, berideki benim olsun.
- moleni,
molendoni beri taraftaki, berideki.
- molenüale
atn. bu taraf, bu yaka,
kişinin o an bulunduğu yaka, taraf.
- molina
atn.,
volina ark. serbest, boş, sahipsiz. dunya molina âirii?
dünyayı boş, sahipsiz mi gördün?
- mololva
atn.,
molaxtimu beriye doğru geçmek. melendo moluluûuşa
bâiri.
öteden beriye doğru geçerken gördüm.
- molva
1. gelmek. haşo mulun: bu tarafa geliyor. 2.
Aşmak (dağ, tepe vs.). raüanepe
mobili: tepeleri aştım. 3.
Sökülmek, yerinden kopmak/çıkmak. pi3ari
molu: tahta yerinden söküldü/sökülüp
düştü.
- momgvala,
mamgvali, mungvala
vi. yuvarlak. momgvala
kva. yuvarlak taş.
- momwüuperi
ark.
koyu renge yakın. momwüuperi
porça dolokunûu:
koyuya yakın bir renkte elbise
giyiyordu.
- moncğonu
buraya, bu tarafa göndermek. karûali komoncğonu. mektubu
gönderdi.
- monöe
vi.,
monöğve,
üloxo
atn.,
monöva
xp. anaç tavuk.
- monöineri,
monöaperi
1. olgunlaşmış, olgun, yetişmiş (armut
vb.). monöineri
m3xuli aina var dosüudu:
dalda hiç olgunlaşmış armut kalmadı. 2. atn., not. monöineri
nolams: olgun olanı düşüyor,
ölüyor
- monöinora
yaz mevsimi. üaûa
monöinoras
dobadona şkimişe vulur do ôaôuli
şüimi
na ikteûu
svalepes şuri govombam: her yaz
memleketime gider, dedemin dolaştığı yerlerde
bir nefes alırım.
- mondgalu
ağzına diklemek. wüari
komoyndgu: suyu ağzına dikti.
- mondriüeri
1. bükülmüş, eğilmiş.
dudi mondriüeri
mşüvela.
tepesi eğilmiş fidan. 2.
Kambur.
- mondriüu
bükmek, eğmek. mşüvelas
dudi mundriüu:
fidanın başını
eğdi/büktü.
- mondruüu
bükülmek, eğilmek. mşüvelas
dudi mundruüu:
fidanın başı büküldü/eğildi.
- monduna
ark.,
mğaca atn. çok olgunlaşmış, ciğerlenmiş. monduna
m3xuli. ciğerlenmiş armut (içi renk olarak ciğere
benzemiş).
- mongoneri
istekli, arzulu, niyetlenmiş. noğaşe
olva mongoneri vore. çarşıya
gitmeye çok istekliyim.
- mongonu
niyet etmek, niyetlenmek, arzulamak, istemek. muti oxinapu var momangonen: hiçbir
şey yapmaya niyetli değilim, hiçbir şey yapmayı
arzulamıyorum. momangonasere dulya ti vikum: arzuladığım
işi de yapıyorum.
- moni
ark., zenişi atn. 1.
inci. 2. boncuk.
- monüa
1. ağır.
monüa
dişüa
torums: ağır odun taşıyor.
2. ağır hasta.
didi
şüimi
opşa monüan:
ninem çok ağır hastadır.
- monüanoba
ağırlık.
- monta
atn.,
mota, motali ark., üuluni
1. torun. didi şüimis
montalepe muşi opşa alimbeûu: ninem torunlarını
çok severdi. 2. yavru.
üoçi
monta. insan yavrusu. ğeci monta. domuz yavrusu.
- montaloni,
montalonyayi atn.,
motaloni ark. 1.
torun sahibi. 2. yavrulu.
- montxapu
1. vurmak. kursi muntxams:
tekme vuruyor. 2. mec. sürekli kazanmak.
kocudgu a vorsi dulya para moyntxams:
iyi bir işi kurdu parayı vuruyor (iyi para kazanıyor).
- monûinu
atn. 1.
koklamak. purki moynûinams:
çiçek kokluyor. 2.
koklatmak. üuçxe
munûinams:
ayağını koklatıyor.
- Monûüori,
monûqori
meg. 1. Güzün kırkılan koyun tüyü; yün. Sûvelis
mçxurepes toma duğvanöes:
sonbaharda koyunun yününü kırktılar. 2. Koyun ve kuzudan
ilkbaharda kırkılan tüy; yapağı.
- monûro3u
ark., moşüvalu
atn. bulunulan yere
doğru (toprak için) kopmak, heyelan olmak.
- monâineri
1. artmış, fazlalık.
monâineri
na orûupe
ti süani
orûas:
Artmış olanlar da senin olsun. 2. Zamlanmış,
zam yapılmış, zamlı.
- monâinu
1. artmak, fazlalık
gelmek. wüari
mvanâinu:
su arttı, fazlalaştı.
2. arttırmak.
pucik mjalva munâinu:
inek sütü arttırdı. 3. Zamlanmak. üvalis
manâinu:
peynir zamlandı. 4.
Zam yapmak. kovali
do mcumus munâines:
ekmek ve tuza zam yaptılar.
- monwaleri,
elamskveri atn.,
elam3kveri ark. şımarık. monwaleri
bere: şımarık çocuk.
- monwalu
atn., elam3kvalu
ark. 1. şımarmak.
berepe moynwales:
çocuklar şımardı. 2.
tmak. bere opşa monwales:
çocuğu çok şımarttılar.
- monwva
atn.,
munwi
ark.
yavru (fare ve domuz yavruları
için). mtuci monwva.
fare yavrusu. ğeci monwva.
domuz yavrusu.
- mooğalu
1. üstünden geçirmek, üstünden aşırarak
geçirmek. 2. mec. üstünden almak.
mjas magebi mouğams:
sütün üzerinden kaymağı alıyor.
- mootfalu
üzerini örtmek. m3kapes kerki komoutu:
kovanların üstünü ağaç kabukları ile örttü.
- mopinu
1. Üzerine sermek/yaymak. Eyorçalape
öarmas
komupinu: çarşafları odun
yığınının üzerine serdi/yaydı. 2. Üzerine serilmek/ yayılmak.
Mşali
nçayis komvapinu: sarmaşık
çayların üzerine yayıldı/serildi. 3. beriye doğru gütmek. pucepe
oxori tere mupinams: inekleri eve doğru
(bu tarafa doğru) güdüyor.
- mopor3u
atn., moôro3u
ark.
(küçük) bir parça soymak. üiti moypor3u: parmağını
bir parça/birazcık soydu.
- moôiceri
atn. gönlü alınmış.
bere moôiceri
miyonun. çocuğun gönlünü almış
durumdayım.
- moôicu
atn. gönlünü almak,
gönlünü kazanmak. modvalu uindrudo nana muşi komoyôicu.
ayakkabı satın alıp annesinin gönlünü kazandı.
- morçilu
atn. kafasına yatmak,
uygun bulmak. ham puci momarçilu:
bu ineği uygun buldum. ağani sica opşa var momarçilu:
yeni enişte pek kafama yatmadı, pek uygun bulmadım.
- morderi
atn.,
didi ark. büyük. a morderi kva kogoyodves: büyük bir taşı üzerine koydular.
- morderi
atn.,
rderi ark. 1. büyümüş, büyük.
morderi bere: büyümüş
çocuk.
- mordineri
atn., rderi ark. büyütülmüş.
süani
mordineri bere haüu
iyen: senin büyütmüş olduğun
(senin tarafından büyütülmüş olan) çocuk bu kadar olur.
- morgalu
atn.
inşa etmek, bina etmek. oxori
morgams: ev inşa ediyor, evi bina
ediyor.
- morgeri
atn.
inşa edilmiş, yapılmış. ağani
morgeri oxori. yeni inşa edilmiş
ev.
- morkvali
boyunca. a
tuta morkvali. bir ay boyunca. jur
wana
morkvali si var maâiru.
iki yıl boyunca seni göremedim. a
ndğa morkvali vinciri. bir gün boyunca uyudum.
- moro
1. tabi, elbette, Tabiki,
elbetteki. moro
moro. tabi tabi. 2.
ya. moro mu! ya ne!
- morûalu
atn., moûalu
ark.
salmak, üzerine salmak. sifûeri
orûiöis
komurûu:
atmacayı bıldırcının
üzerine saldı.
- morûapu
atn., moûüapu
ark. dolamak, sarmak.
orûapu
şüas
komurûu:
kemeri onun beline doladı.
- morya
atn. hamsi suyu. üapçaşi
morya. hamsinin suyu.
- mosa
ağ. raxna mosa: örümcek ağı.
- mosaüule
ark., bodaüali
atn., mosaüali
arş., owiloni
vi.
ucunda file takılı olan uzun sırık. uzak dallardaki
meyveleri toplamak için kullanılır.
- mosela
sahur, kalkma zamanı. remezanis,
moselas moviselet: ramazanda, sahurda
kalkıyoruz.
- moselaneri
sahur için, sahura dair. moselaneri
gyari: sahur yemeği, sahur için hazırlanmış
yemek.
- Remezani
(<gln.)
ramazan ayı, oruç tutma ayı.
- Namazi
(<gln.)
namaz.
- Abdezi
(<gln.)
abdest.
- Xuûôe
(<gln.)
hutbe.
- Xoca
(<gln.)
hoca.
- Muezini
(<gln.)
müezzin.
- Vaizi
(<gln.)
vaaz.
- Bayrami
bayram.
- moseleri
1. kalkmış. moseleri
vorûatşa
vigzalat: kalkmışken gidelim.
2. Kalkarak, ayakta. Moseleri
ixaôaûu:
(ayağa) kalkarak konuşuordu.
3. (erkeklik organı için) sertleşmiş, dikleşmiş,
erekte olmuş. Moseleri
ole: ereksiyon halindeki penis.
- moselu
1. kalkmak. üulişe
moyselu: iskemleden kalktı. 2.
kaldırmak. üulişe
moselu: iskemleden kaldırdı.
3. göç etmek. opuûeşe
moyseles do môolişe
mendaxûes:
köyden göç edip istanbul’a gittiler.
4. göç ettirmek. opuûarepe
moseles: köylüleri göç ettirdiler.
- mosica
amolva atn.
iç güvey olarak evlenmek. mosica
amaxûasere:
iç güvey olarak evlenecek.
- mosica
atn. iç güvey. ham oxoris, mosica amaxûu:
bu eve, iç güvey olarak girdi.
- mosica
amolveri atn.
iç güvey olarak evlenmiş. xorâaşi
oxoris mosica amolveri orûu:
kadının evine iç güvey olarak
girmişti.
- moskaûeri
dağınık. moskaûeri
oxori. dağınık ev.
- moskaûu
dağınık olmak. oxori komomiskaûes:
evimi dağıttılar.
- mosüofi,
rusi moskof, rus.
- mosüudu
atn., moskidu
ark. artmak, arta kalmak. haüu
ti mosüudu:
bu kadar da arttı. muti
var momosüudu:
bana hiçbir şey artmadı.
- mosûiüeri
atn., mostikeri ark. çekip koparılmış.
mosûiüeri
pupuli. koparılmış çıban.
- mosûiüu
atn., mostiku ark. 1.
çekip koparmak. pupuli moysûiüu:
çıbanını kopardı. 2. mec. tokatlamak.
- mosûvalu
atn., mostvalu ark.
kaymak, kaymaktan dolayı tutunamamak, tutamamak. var dvaüaçu, musûu:
tutamadı, kaydı.
- mosvacinu
atn.,
moşvacinu ark.
dinlendirmek. coğorepe movosvacini: köpekleri
dinlendirdim.
- mosvaloni
atn.
ekmek bandırılarak yenen fasülye ezmesi.
- mosvalu
1. kendine doğru
çekerek sürmek. cari
lus komusu. ekmeği lahanaya bandı.
2. mec.
kendini mastürbe etmek, mastürbasyon fiili.
- mosvaru
tek tek dizmek, tümünün üstünden geçmek, tümüne bakmak. iri oxorepe
komovisvari: tüm evleri
teker teker dolaştım, gezdim.
- moşaxtimu
ark.,
moşüolva
atn.
ortaya çıkmak, belirmek. siti
nakele moşaxti? sende nerden çıktın ortaya,
nerden belirdin?
- moşaleri
xp.
bozuk (mekanik yapılar için).
- moşalu
1. arş.
kesici aletlerin çok kullanılmasından dolayı kesici
özelliğini kaybetmesi. 2.
ark. kurulu düzeneğin boşalması. mtugi ragi komoişalu: fare
kapanı boşaldı. saaûi
moişalu: saaatın zembereği
boşaldı.
- moşatanu
ark.
1. Parlamak. 2. arasından gözükmek. mendilişen
moşatanur: tülbentin içinden gözüküyorsun.
- moşinale
atn. öldükten sonra
kötü anılmaya neden olan davranış ya da durum.
ham xorâa
eöopu
do a moşinale kododu. bu kadınla
evlenerek öldükten sonra kötü anılmasına neden olacak
bir durum yaratmış oldu.
- moşineri
atn.
kötü söz söylenilmek sureti ile hakarete uğramış
ölü.
- moşinu
atn. kötü söz söylemek
sureti ile ölüye hakaret etmek. ğurerepe mot moşinumt!
ölüleri kötü anmayın!
- moşüayonu
atn.,
moşaonu ark.
ortaya çıkarmak, peydahlamak (canlılar için). ar
üoôela
komoşüiyones:
bir piç peydahladılar.
- moşüolva
atn.,
moşüaxûimu
atn.
1. ortaya çıkmak.
2. peydahlanmak, belirivermek. ham nakele moşüaxûu
var mişüun.
bu nerden ortaya çıktı bilmiyorum.
- moşüvalu
atn., monûro3u
ark. bulunulan yere
doğru (toprak için) kopmak.
- moşoreri
atn. umudunu kesmiş,
umutsuz. molvamuşi moşoreri vore. onun geleceğinden
umutsuzum, umudumu kesmiş durumdayım.
- moşoru
atn. umudunu kesmek.
si üoçi
vati iya, mogişori. sen adam olmazsın,
umudumu kestim senden.
- moşvaceri
ark., mosvaceri atn. dinlenmiş,
nefes almış. moşvaceri
bore: dinlenmişim, dinlenmiş
durumdayım.
- moşvacinoni
ark., mosvacinoni atn. 1.
dinlenme zamanı, tatil. 2.
dinlenme yeri.
- moşvacu
ark., mosvancu atn. dinlenmek.
ar wuûa
komobişvaci. biraz dinlendim.
- moşvalu
1. kafaya dikerek içmek. nçayi komoyşu. çayı kafasına dikip içti. 2. Fondip
yapmak, dibini bulmak.
- moşvoni,
moşvaloni içimlik. ar
moşvoni wari:
bir içimlik su.
- mot,
mo, moda, muda, moy
Niçin, niye. mot moxûi?
niçin geldin?
moda moxti: niye geldin.
- mot,
mo, moy eylemin yapılmamasını ifade eden olumsuzluk eki.
fiillerden önce kullanılır. mot
ibir! oynama! mot
ibga! ağlama!
- mota,
motali ark., monta atn. 1.
torun. 2. yavru. üaûu
motali. kedi yavrusu.
- motferi,
motfaleri örtünmüş, örtmüş, örtük, kapalı.
dudi motveri: başını
örtmüş, kapamış.
- motoru
kendine doğru çekmek, sürüklemek. coluûuşa
komovitori. düşerken kendime doğru çektim.
- motragu
ark., moturgu atn. üstünü örtmek
(çatı, bidon vs.).
- motvalu
üstünü örtmek/ kapamak. tolimotvala
komoytu: gözlüğü taktı (örttü).
- moûaxeri
1. ark.
üzerine kırmak (yumurta vs.). 2.
atn., mec. sertliği
kırılmış, yumuşatılmış.
moûaxeri
ûaroni.
sertliği kırılmış
hava.
- moûaxu
1. kendine doğru
kırmak. 2. üstün
gelmek, üstünlük kurmak. parate
momiûaxes:
parayla üstünlük sağladılar.
- moûaüu
ark. koşturmak
(at için). 3xeni moyûaüams:
atı koşturuyor.
- moûi
tanrı, ilah, tapınılan şey. moûi
tobestofulla: tövbeler olsun tanrım.
- moûi
aûişi
arş.
aman tanrım ya da kahretsin tanrım (?)!
- moûi
öurûila
atn.
aman tanrım, allah kahretsin (?)!
- moûişi
tanrım! tanrıya atfen söylenen bir söz.
- moûroxu
atn.
1. mec. sertliği kırılmak, yumuşamak, gevşemek.
opşa xuçe uğuûu,
moûroxu:
çok kızgındı, yumuşadı. 3.
sertliğini kırmak, yumuşatmak.
- moûuüsaleri
atn. asık suratlı.
haşo moûuüsaleri
mot xe?. niçin böyle suratını
asmış (asık suratlı bir şekilde) oturuyorsun?
- moûuüsalu
atn.
surat asmak. ma mot momiûuüsalam!
bana niye suratını asıyorsun!
- moûva3u
atn., moûüva3u
ark.
1. bir noktaya doğru
çarpmak, vurmak. 2.
atn., mec. tokat atmak.
beres a komuûva3u:
çocuğa bir tokat attı.
- movaru
vi. 1. Kabul etmemek. Hemuk, noğaşa
moxtimu moivaru: o, çarşıya gelmeyi kabul etmedi.
2. razı olmamak. 3. rıza göstermemek. 4.
inkâr etmek. ğoma na tkupe moivaru: dün söylediklerini inkâr etti.
- movelu,
molu kopmak, düşmek.
üodaşe
kafri molu: duvardan
çivi düştü.
- Moyazu,
moazu vi.,
atn., moqazu xp.
kendine doğru yontmak.
- moydoni
su değirmenlerinde değirmene
giden suyun kanala akmasını engelleyen tahta parçası.
- moydoni
arş.,
oxara ark., moconi atn.,
modini xp. su değirmenlerinde ters piramit biçiminmdeki tahıl
deposu.
- moyobalu
üzerinden aşmak, taşmak (sıvılar
için). wüari
dudişe moyomobams: su başımı
aşıyor.
- moyobğalu
atn., moabğalu ark. 1.
karşı taraftan bu tarafa dökmek (katı nesneler
için). meobğams
moyobğams: bir o tarafa döküyor,
bir bu tarafa döküyor. 2. üzerine dökmek. nçala
mxucis komoyubğu. samanı
omuzuna yerleştirdi/döktü.
- moyobğeri
atn., moabğeri ark. üzerine
dökülmüş (katı nesneler için).
- moyocinu
atn., moacinu ark. 1.
üzerine yatmak. 2. üzerine yatırmak. 3.
mec. omuzlamak, sırtlamak.
nca şurite komoyicinu: canlı (yaş) bir ağacı
omuzladı.
- moyoçvalu
atn. 1. üstünü açmak. xorâas
dudi moyuçu: kadının
başını açtı. 2.
üstü açılmak. xorâas
dudi moyaçu. kadının başı açıldı.
- moyoçveri
atn. üstü açık.
moyoçveri otva. üstü açık çatı.
- moyoövalu
atn., moaövalu
ark.
tepesi yanmak. inerite nçayepes dudi moyaöves: buzlamadan dolayı
çayların tepesi (filizleri) yandı.
- moyodginu
atn., moadginu ark. 1. tepesinde
durdurmak. 2. tepesinde durmak.
- moyodvalu
atn. 1. üzerine koymak. 2. mec.
omuzuna almak. mxucis nca komoyidu. ağacı
omuzladı. 2. omuzuna
vermek. nca komoyudu: ağacı
omuzuna koydu.
- moyogutinu
atn.,
moadgitinu ark.
tepesinde durmak.
- moyoğmalu
atn., mooğmalu ark. 1.
karşıdan beriye getirmek (cansız). 2.
üstünü almak. mjalvas magebi moyoğu. sütün
kaymağını aldı. 3.
üstünden geçirmek. mçiri
dudişe moyuğu. balmumunu
başının üzerinden geçirdi (nazara karşı
bir işlem).
- moyoğuru
üzerinde, üstünde ölmek. nca
tis komoyoğuru: ağacın
tepesinde öldü.
- moyoxedu
atn. tepesine oturmak.
nca ûiûilis
komoyoxedu. ağacın tepesine oturdu.
- moyoxunu
atn. tepesinde oturtmak.
- moyoxvalu
atn. üstünden, tepesinden
dökülmek.
- moyoxvatu
atn., moaxvaûu
ark. üstünü, tepesini
kemirmek.
- moyokosu
atn., moakosu ark. üstünü süpürmek,
üst tarafını süpürmek.
- moyoüaôinu
atn., moaüaôinu
ark.
1. üstünden atlamak.
daçxuris moyoüaôams:
ateşin üzerinden atlıyor.
2. karşıdan
beriye atlamak. orubaşe
moyuüaôu.
derenin üzerinden beriye atladı.
- moyoüoru
atn., moaüoru
ark.
üstünü bağlamak.
- moyolva
atn.,
moolva ark. karşıdan bu tarafa geçmek. xincişe moyulun: köprünün
üzerinden bu tarafa doğru geçiyor.
- Moyondru
atn.
bir an beklemek, çok kısa bir
süre beklemek. a
komoyondru do komelidu: bir an bekleyip
ağzına koydu.
- moyoningtu
atn. 1. tepe taklak devirmek. nomşaru
do moyoningtu: itip devirdi. 2. devrilmek. ti
asenu do moyininktu: başı
dönüp devrildi, düştü.
- moyonu
atn., moonu vi. getirmek (bir
canlıyı).
- moyorgalu
atn. 1. Üstüne dikmek.
2. üstüne inşa etmek.
- moyosüudu
atn., moaskidu
ark. tepesinde kalmak.
- moyosûulinu
atn., moastvinu
ark. üstünden kaydırmak.
- moyosûvalu
atn.,
moastvalu ark.
üstünden kaymak.
- moyosvalu
atn.,
moasvalu ark.
tepesine sürmek.
- moyosvaru
atn., moasvaru ark. üzerine dizmek.
- moyoşiru
atn., moaşiru ark. tepesını
aşındırmak.
- moyoşüoru
atn.,
moaöüoru
ark.
tepesini kesmek (hızar, orak vs.).
- moyoşüvalu
atn., moaşkvalu
ark. karşıdan beriye geçirmek.
- moyoşoru
atn. üstünü sıyırmak,
açmak.
- moyotoru
atn.,
moatoru ark. üstünden çekmek, üstünden çekip almak.
- moyoûaxu
atn.,
moaûaxu
ark.
üstünü kırmak, tepesini kırmak.
- moyoûoçu
atn., moaûüoçu
ark.
aşırmak, üzerinden fırlatmak, üzerinden atmak.
- moyovelu
atn.,
moolva ark. 1. üstü açılmak.
dudişe mandili moyogovelu: başından
peştemalın açıldı, düştü. 2.
üstünden düşmek.
- moyoyoxu
atn. karşıdan
beri tarafa çağırmak
- moyo3onu
atn., moa3onu ark. tepesine saplamak,
dikmek, sokmak. boûriüas
wuôi
komoyo3onu. şişeye tıpayı
soktu.
- moyowalu
atn., moawüalu
ark.
üstünden çıkarmak; üstünden çekip almak; açmak. mandili moyowu:
başından peştemalı
çekip aldı. dudi moyiwu:
başını açtı.
- moyowelimu
atn., moawüomilu
ark. karşı
yakadan beri tarafa doğru bakmak. melenüaleşe
moyowes:
karşı taraftan bu tarafa
bakıyor.
- moyowopxu
atn., moawopxu
ark.
tepesine kurmak, tepesine inşa etmek. üinçik
obğemuşi nca ûiûilis
moyowopxu:
kuş yuvasını ağacın
tepesine kurdu.
- mozari
ark.,
muzari atn. dişi dana/buzağı. mozarik
moyöirdu.
buzağı bağını
kopardı.
- mozdalu
kendine doğru çekmek. ncaş
ara moyzdams: ağacın dalını
kendine doğru çekiyor.
- mozura
arş. (<tur. zor) bıkkınlık, bezginlik. mozura
komomalu: bıkkınlık
geldi.
- mozurderi
arş. bıkmış,
bezmiş.
- mozurdu
arş.
bezmek, bıkmak, bir işi sürekli yapmaktan bıkmak.
he dulyaşe mobizurdi/ mobzurdi.
bu işten bıktım. kapçaşen
mobizurdi. hamsiden bezdim, bıktım.
- mo3onu
saplamak, sokmak. korbas
xami komo3onu. karnına bıçağı
soktu.
- mowalu
atn., mowüalu
ark.
1. sökmek, söküp almak.
pi3arişe üafri
mowu:
tahtadan çiviyi söktü. üaôulaşe
yuki mowu:
sırtından yükünü çekip aldı.
para movowit.
parayı söküp aldık. 2.
bağını çözmek. puci
mowu:
ineğin bağını çözdü.
- mowme
xp. şahit, tanık.
mowmepek
m3udi isinapes: şahitler yalan
konuştu.
- mowoxvalu
atn. 1. ayaklanmak,
hep birlikte ayağa kalkmak. 2. Isyan etmek, ayaklanmak. haşo diyasna iri mowovixvatere:
böyle olursa hepimiz ayaklanacağız,
hep birlikte ayağa kalkacağız.
- mowoüaôinu
atn.
aniden havaya fırlamak, aniden kalkmak. oüiinu
domagurus mowovuüaôi:
bağırtıyı duyunca
ayağa fırladım.
- mowondinu
beğendirmek. muşi muwondinams:
kendini beğendiriyor.
- mowondu
beğenmek. miti var mowondrun.
kimseyi beğenmiyor.
- mowonu
1. el yordamı
ile (tahmini olarak) tartmak. ar
komoywoni.
elle tahmini olarak tarttı. 2.
kaale almamak. ma
hini moviwoni.
onları kaale almadım. 3.
arş. kaale alınmamak.
hinik
ma var momiwones:
beni kaale almadılar, ben kaale
alınmadım. 4. Küçümsemek.
- mowopxeri
1. donanmış,
donatılmış. mowopxeri
oxori. donatılmış ev.
2. donatılmış
gelin. mowopxeri
nusa: donatılmış gelin.
- mowopxu
1. donatmak. oxori komowopxu:
evi donattı. 2.
gelin donatmak. nusa mowopxuman:
gelini donatıyorlar.
- mowuôinu
vi. öpücük kondururken
çıkarılan sese benzer bir sesle atmacayı kendine
çağırmak. sifûeri
moywuôinams:
atmacayı kendine çağırıyor.
- mowuûura
vi., cewulva
atn.
nispeten küçük, diğerine göre
küçük. ncalepeşi mowuûura
na ren eüvatu:
ağaçların arasında nispeten küçük olanını
kesti.
- mpalu,
palo vi., palu atn.,
pale meg. yavan. palu
cari: yavan ekmek.
- mpuena
yerden bitme.
- mpuleri
1. saklı, gizli.
iri tevuli mpuleri miğun:
herşeyi saklamışım. 2.
saklayarak, gizleyerek.
- mpuli
atn.
(<tur. pul), ili, üumbi
arş., üoôöa
tur. düğme.
- mpunela
atn.
gevşek, yayvan. mpunela
üoçi:
gevşek adam.
- môala
atn.,
ôalalo
ark.,
ôalo arş. dilsiz, lâl, konuşamayan.
mot var ixaôa
môala
oreyi? niye konuşmuyorsun dilsiz
misin?
- môalu
atn. (<lat.
palus ), masari vi. kazık.
- môiri
atn.,
üorğoni,
üoğoni
ark., üoğona arş. sivri sinek. môiri
sûeri
deviyi. sivrisinek gibi dinamikleştim.
- môoli
do minare dodginu atn., not. istanbul ile minare vaad etmek. “olmadık her türlü
vaatte bulunmak ama sonuç alamamak” anlamında bir deyim.
- Môoli,
ôoli
istanbul şehri.
- môoluri
1. istanbul şehrinden olan. 2. Istanbul şehri ile ilgili
olan. 3. Istanbul’a özgü.
- môuri
atn., ôruzi
ark. at sineği.
- mqui
xp.,
marsiği,
qvaoci leş kargası.
- mseli
atn.,
pseli vi. sidik.
- msici
xp.,
msuci sarmaşık.
- Msuciloni
sarmaşıklı, sarmaşıklarla
örülü olan. msuciloni m3xuli: sarmaşıklarla
örülü olan armut ağacı.
- msinapu
vi., mxaôare
atn., sinapora konuşkan, sıcak kanlı.
dido msinapu do âi3inace
ren. çok konuşkan ve güleç biridir.
- mskibu,
pskibu xp., karmaûe
değirmen.
- msüva
atn.,
mskva,
mskvana vi.
güzel. msüva
bozomota: güzel kız.
- msüvalitina
atn. (daha çok küçük
olan şeyler için) güzel. Msüvalitina
da süani:
senin güzel küçük kız kardeşin.
- msüvanoba
atn., mskvanoba
vi. 1. güzellik. Msüvanoba
muşite guri omiöu:
güzelliği ile yüreğimi yaktı.
2. Yakışırlık, yakışır olma
durumu.
- Mskveri
geyik.
- msora
uyuz. msora aünu.
uyuz bulaştı.
- msorida
atn.,
msurida vi., msiida xp.
ağaç incir kuşu.
- msubuki,
subuka ark.,
çorçi arş. hafif.
- msuci
atn.,
msici ark. sarmaşık.
- msursu
atn.,
msirsu ark. egzama hastalığı. süani
derdite msursu devii. senin derdinle
egzama oldum.
- msurula
arş.
dalsız ağaç.
- msuûoloci
pazıya benzer yabani bir bitki.
- msuûulya
arş.,
suûulya,
msûolya
atn.
pazı bitkisi.
- msva
1. Atn. kuş tüyü.
2. kanat. üinçi
msva. kuş kanadı. bobola msva. böcek kanadı.
3. mısır
ve pırasa gibi bitkilerin yaprağı. Lazuûi
msva. mısır yaprağı.
- mşaçi,
şaöi
atn.,
siaüi
xp.
kalkan balığı.
- mşaxui
xp.,
balabani
atn. örümcek kuşu.
- mşalti
ark.,
mşali atn. tarla sarmaşığı.
- mşiridoni
ark.,
şüelidoni,
şilidoni atn.,
şüirdoni
xp.
kırlangıç.
- mşüer
daâi
xp.,
mûüa,
layöi
ansüli
atn.
daha çok ormanlık alanda bulunan, odunsu gövdeli, sert ve
iri dikenleri bulunan bir diken türü.
- mşüeri
atn., mşkeri
ark. orman gülü, kumar ağacı.
- mşkiri,
coğormşkiri
xp., öanöurina,
layöi
öanöurina
atn., öuruli
arş. baştan kara kuşu,
uzun kuyruklu baştan kara kuşu.
- mşüomule
atn.,
möüomura
ark. yiyici, obur.
- mşüorineri
arş.,
mşkorineri vi.
aç, acıkmış. dido mşüorineri
vore. çok açım, acıkmışım.
- mşüorini
arş. açlık.
iri
bğurut mşüorinite:
hepiniz açlıktan ölüyoruz.
- mşüurinace
atn.,
şkurinace vi.,
maşkurineci, muanaûi
korkak. mşüurinace
üoçi:
korkak adam.
- mşüvela
atn.,
mşkvela vi., pşkvela
xp., orgaşe meg. fidan.
txombu mşüvela:
kızılağaç fidanı.
- mşva
ark.
yaban domuzunun boynuzu.
- mşvavila
vi.,
arş., şamia
atn. çok süt veren inek türü, çok sağılan
inek türü.
- mteli
ark.,
iri atn. tüm, bütün, hepsi. mteli
kiana: tüm dünya. mteli kogoyomabğes: hepsi üstümüze geldi.
- mteli-xolo
ark., iri-xolo vi., iri-tevuli
atn., iri peli meg. Herşey,
tümü, tamamı, hepsi. makvalepe
mteli-xolo oöüomes:
yumurtaların tümünü yediler.
- mtfila,
mtvila, tfila arş.
domuz yavrusu, burtlak. 3ad. ğeci monta.
- mtilana
atn.,
tilane xp. gerçekten, sahiden. mtilana
hişo var on! gerçekten öyle değil ya!
- mtini
ark. doğru, gerçek,
sahi. mtini miwvi!
doğru söyle!
- mtinoba
doğruluk. zoôonpes
mtinoba var uğun: söylediklerinde
doğruluk yok.
- mtiri
kayınpeder, kaynata. Mtiri
şüala
opşa va ixaôarinen:
kayınpederle fazla konuşulmaz.
- mtori
ipek artıklarından dokunan,
püskülleri olan, bel bağı olarak kullanılan kemer.
- mtoru
atn.
(bağı) çözülmüş. üurta
mtoru. donunun bağı çözülmüş.
- mtuci
atn.,
mtugi ark., mtui arş.,
xp. fare. mtuci obğe var inûras
orore eüiüorams
(atn., dnot.): fare yuvasına sığmayınca
yanına kabak bağlar.
- mtura
atn.,
ktura, nktura vi., moktura
xp. 1. değişme, değiş tokuş, takas. wendeçepe
şüuni
mtura doôat.
çoraplarımızı
değiş tokuş yapalım. 2.
karşılıklı kız alış verişi
yapmak. bozomotalepe mtura ikuman: karşılıklı
olarak birbirlerinin kızlarını erkek çocuklarına
gelin olarak veriyorlar.
- mtviri
vi. 3ad.
mturi.
- mturi
atn.,
mtviri ark. kar. mturi
mtums: kar yağıyor.
- Mturoni
atn.,
mtviroloni,
mtvironi ark.
1. karlı, üzerinde kar bulunan.
2. Kar yağışı olan hava.
- mturi
mwine
atn.
karın erimesine sebep olan yağmur, kar eriten. ndğura mturi mwine
möimûu:
demin kar eriten yağmur yağıyordu.
- mtuti
zoo.
ayı. mtuti
monta: ayı yavrusu.
- mtuti
monta atn.,
mtuti motali ark.
ayı yavrusu.
- mtuti
ôuûuci
atn.,
badomeyi ark. bal vermeyen zehirsiz
bir arı. Yuvasını kuru toprak zeminde yapar. Normal
bal arısına göre daha iricedir. Vucudu hafif tüylü ve
renki olur. Çıkardığı vızıltı
kaba olduğundan olsa gerek ayı (mtuti) önadıyla
isimlendirilmiştir. ısırmaya fazla eğimli
değildir.
- mtutiçeli
atn.,
tutin3ela ark.
üst göz kapağında kızartıya dayalı olarak
görülen bir göz kapağı hastalığı, arpacık.
- mtveri
karın yağmış olması durumu. ham
orapes ngolapes mtveri iyen: bu zamanlarda yaylalara kar yağmış
olur.
- mûa
atn.,
mûüa
ark.
1. atn. ot. mûa
şüorums:
ot biçiyor. 2. orman.
3. vi. bir tür kalın diken.
- mûakorme
atn.,
wüakotume
vi.,
mûüakotume
xp.
çulluk.
- mûeri
düşman (kay: Lô.)
- mûe3i
atn.,
mûüe3i
ark.
1. atn. ağaç kabuğu. ncas
mûe3i
guwams:
ağacın kabuğunu soyuyor.
2. fındık
ya da kestane fidanının dikey olarak bölünüp şerit
şekline getirilmiş hali.
- mûi
bit. mûi
itu: bit türedi. celaxunapes loya mo cibas mûi
itfasere: sedirin üstüne tatlı
şeyler dökülmesin, bit türeyecek.
- mûi
var noçaüun
arş., not. çok
fakir olanlar için kullanılır.
- mûineri
kaçmış, firari, kaçak. xapisişe mûineri:
hapis firarisi.
- mûineri
atn.,
meûaleri
ark.
1. atn. serbest bırakılmış. meûeri coğori. serbest
bırakılmış, salınmış köpek.
2. üzerine salınmış
(kapması için).
- mûkori
üaûu
ark., mûuri
üaûu
atn.
yaban kedisi.
- Mûüa
xp.,
mşüer
daâi
xp.,
laüi
danâi
vi.,
layöi
ansüili
atn.
daha çok ormanlık alanda bulunan, odunsu gövdeli, sert ve
iri dikenleri bulunan bir diken türü.
- mûüa,
ûüa
ark.
xp.,
mûa
atn.
1. ark.
xp. orman (kay: lô.).
2. atn. ot.
- mûüe3i
ark.,
mûe3i
atn.
3ad. mûe3i.
- mûüo
ark.,
mûu
arş. karış.
ar mûüo:
bir karış.
- mûüoinace
xp.,
mec. toygar, taş kuşu.
- mûüori
ark.,
mûuri
atn.
yabani, vahşi. mûüori
skindinape. yabani hayvanlar. oxine skindinape. evcil hayvanlar.
mûüori
üoçi:
yabani insan, vahşi insan.
- mûüori
wiğveli
ark. yabani sülük. 3ad.
wiğveli.
- mûüora
ark. küf.
- mûuri
atn.,
mûüuri
vi.,
mûüori
xp.
yabani, vahşi.
- mûuri
üaûu
atn.,
üaûumûüori
ark.
yaban kedisi.
- mûurileûa
yabani toprak, verimsiz toprak.
- mûuûa
kül. mûuûas
to anûala:
küle karışasın (beddua).
- mûuûalyayi
küllü, küle bulanmış.
- mûuûas
to anûala
mçm.
küle karışasın.
- mûva
atn.,
noüepi
ark., nonöepi
arş.
iplik.
- mûveri
atn., üveri vi. zehirsiz, kör yılan.
- mu,
muya ne. mu ûüvi?
ne dedin? mu iven? ne oluyor?
- muöe
atn.,
muöo
arş.
1.
Gelir gelmez, yapar yapmaz, görür görmez gibi ifadelere benzer
yapıları karşılamaya yarar. muöe
mofûi
him bâiri:
gelir gelmez onu gördüm. muöe/muöo
diinu ibgaru: doğar doğmaz
ağladı. 2.
Öyle ki…. üaûa
bigas jur dudi uğun, muöo
emti do gemti (dnot.): her çubuğun
iki ucu vardır, öyle ki biri altta biri üstte/madalyonun
iki yüzü vardır. 3. … olmak üzere. Jur
coğori mionun, muöo
uça do kçe: siyah ve beyaz olmak
üzere iki köpeğim var.
- muöe
atn.,
muöo
arş.,
muöoşi
xp.
muöeşi
xp.
nasıl. muöo
ivasen? nasıl olacak? muöe
re/ye? nasılsın?
- muöotiren
ark.,
encami atn.
nasıl olsa, sonunda, nihayetinde.
- mudara
atn.
1. kötünün iyisi, ehven-i
şer. himu şüala
arti mudaran: ona göre diğeri
iyi. 2. arş.
özelliksiz, eksiklikleri olan. himu
hiüu
mudara bere var oren: o, o kadar eksik,
yarım yamalak çocuk değildir. 3.
vi. derme çatma.
- muxa
öiladi
pazar’ın noxlamsu köyünde bir
yer adı.
- muxlama
pi3ari arş.
çok çok ince tahta.
- muxuxi
ark.,
emxu atn. köstebek.
- muk
ark. kendi, kendisi.
muk vu: kendi/kendisi yaptı.
- muüu
ne kadar (zaman için). muüu
wana?
kaç yıl? muüu
tuta? kaç ay?
muüu
ndğa? kaç gün? muüu
fara? kaç kez?
- mula
hayvanlar tarafından sevilen,
besleyici yaprakları olan bir karaağaç türü.
- mumgvali
atn.,
mungvala ark., margvali meg. yuvarlak.
mumgvali
kva: yuvarlak taş.
- mumuli
oyapu atn.,
not. birisinin başına horoz
kesilmek. üoçi
mumuli domayes: adam başımıza
horoz kesildi.
- mumuli,
mamuli. mamali 1. horoz. mumulik üriyams:
horoz ötüyor. 2. Kanatlılarda
ve genellikle kuşlarda erkek. mumuli/mamuli möaci:
erkek sinek.
- mumuliwa,
mamuliwa
1. olgunlaşmamış horoz.
2. Kuşlarda erkek. anöe
mumuliwa:
erkek doğan. sifûeri
mumuliwa:
erkek atmaca.
- munçki
ark., munöği
atn. kirpi.
- mundean
atn. ne zaman, ne zamandan
beri. mundean
var moxûi!
ne zamandır gelmedin!
- mundeaşa,
mundeşa ne zamana kadar, ne zamana dek. mundeaşa
hak ore? ne zamana kadar burdasın?
- mundeneri
ne zamanki. mundeneri
dulya! ne zamanki iş!
- mundes
atn.,
mundğas ne zaman.
mundes moxûare?
nezaman geleceksin?
- mundi
1. dip. zuğa
mundişa cexûare:
denizin dibine inesin. 2.
göt, kıç. mundi üundyayi.
kıçı boklu. mundi
var gağvaraşa çxomi var iöopen
(atn., dnot.): kıç ıslanmadan
balık tutulmaz.
- Muntereşi
vi.
onların, onlara ait. ham
oxori muntereşi ren: bu ev onlarındır,
onlara aittir.
- mundi
dolodvalu atn.,
not. Iyice yerleşmek, iyice yerleştirmek,
kendine yer tutmak/yer etmek. ar
mundi kodoloduri ôoûe
vati gamaxûas:
o bir yerleşti mi bir daha çıkmayacak.
- mundi
moçvalu atn.
1. kıçını
açmak. 2. not.
foyasını ortaya çıkarmak, foyasını ortaya
koymak, deşifre etmek, teşir etmek. mundi movuçvit. foyasını
ortaya çıkardık, deşifre ettik. 3.
foyası ortaya çıkmak, deşifre olmak. mundi
mvaçu: foyası ortaya çıktı.
- mundi
oüonwalu
atn. 1. birilerine karşı birleşmek; kıçını
birbirine değdirmek. 2.
not. yakınlaşmak.
ham
ndğalepes mundi koüonwes:
lerde yakınlaştılar.
- mundiüvali
atn., çaylaği xp. çaylak
kuşu.
- muntere
vi.
onlar. munterek miwves:
onlar söyledi.
- munûri
mexunu
atn.,
munûuri
mexunu
vi.
kurtlanmak, üzerine kurtcuk oturmak.
m3xulis
munûri
konoxedu: armut kurtlandı.
- munûuri
ark.,
munûri
atn.
kurtcuk. oşüuris
munûuri
konoxedu: elmaya kurtcuk kondu, elma
kurtlandı.
- munâuri
balığın ağız
kısmı.
- munwi
vi.,
monwva
atn.
fare yavrusu.
- muperi,
muyaperi 1. ne biçim, nasıl. 2. ne renk. 3ad.
Muyaperi.
- mureci,
muraci xp. kasvetli
hava, yağmur havası.
- murgi
vi.,
ûapuli
atn.
yumak (iplik vs).
- muri
ark.,
mawarisûe
arş.,
maware
atn.
erkek arı.
- murun3xi
yıldız. möita
murun3xi: kızıl yıldız.
- murun3xiş
meûüoçu
ark.,
not. bir işi çok zor başarmak.
murun3xi mepûüoçi:
bir işi çok zor başardım.
- muruûepe
Lazlarda bir kabile adı (pazar
ilçesinde).
- musandara
eski Laz evlerinde kullanılan
gömme dolap.
- musûaöi
atn.,
oşumeşi vi. bıyık. musûaöepe
golibğu: bıyıklarını traş etti.
- muşebura,
muşeburi ark.
1. kendi kendine, kendi için. muşebura iôaramitams:
kendi kendine konuşuyor. 2.
kendince, kendine özgü.
- Muşi
üçüncü tekil şahıs zamiri. Oxori
muşi: evi. ~ şeni: kendi için. muşi
şeni ibgas: kendisi için ağlıyor. ~şeni
(arş): akrabalık bakımından yakın olan.
- muşeni
ark.,
muyaşeni atn. 1. ne için, niçin. muşeni
moxti? niçin geldin?
2. ne diye. nca muşeni godagum ?: ağacın çevresini
ne diye çentiyorsun ?
- mutepe
ark.
kendileri. mutepek moğanen:
kendileri getirecek.
- mutxa
atn.,
muntxa vi. şey. ar
mutxa: bir şey. mutxa
doûüu:
bir şey dedi. mutxa ûüu:
şey dedi.
- mutxaperi
atn.
garip, acaip. ar mutxaperi
üoçi:
garip bir adam.
- muti
atn.,
mutu vi. bir sey. muti var! hiçbir
sey!
- mutuen
vi.,
muûiüere
atn.
her ne. mutuen isinapams: her ne olursa konuşuyor.
- mutuyi
ark., delfini
(<lat.)
yunus balığı.
- muûiüere
atn.,
mutuen vi. her ne. muûiüere
i! her ne yaparsan yap!
- muya,
miya, mu ne. muya iûu?
ne diyorsun? muya moği? ne getirdin? muya ôa!
ne yani!
- muyaperi,
muperi 1. ne biçim, nasıl. ham
muyaperi dulyan! Bu ne biçim iştir!
2. ne renk. muyaperi
porça dologonkos? Ne renk gömlek giyiyorsun?
- muyaşeni,
muşeni ne için, niçin. muyaşeni moxûi?
niçin geldin?
- muzari
atn.,
mozari ark. dişi dana.
- muwuwi
xp.
fındık faresi.
- mzaxali
ark.,
natase meg. 1. Akraba. 2. hısım.
- mzesüu
atn.,
mzesku vi.
karakuş.
- mzguda
1. Nebat, bitki. 2.
mısır fidanı.
- mzguleci
vi.,
mâguci
xp. taze fındık
dallarının bükülmesi ile hazırlanan ve ağaç
vs.’yı belli bir yere monte etmek/bağlamak için kullanılan
bir tür sicim. ntxiri bigaşi mzguleci doöimoşu
do ğoberi konoüoru:
fındık çubuğundan “mzguleci”
eğirip onunla çiti bağladı.
üoçi
üoçiten,
ğoberi mâguciten
(dnot): insan insanla (tutulur), çit
ise sicimle tutulur/bağlanır.
- Ax
acı ya da kederden dolayı çıkarılan bir ses,
ah.
- mzoğa
xp.,
zuğa
atn., zğva meg.
deniz. mzoğauça: karadeniz.
- mzuci
atn.,
mjuju ark. iri yapılı bir tür eşek arısı. mzucik memom3xu: eşek
arısı soktu.
- mzumale
1. ölçücü, ölçen. 2.
ölçü aleti.
- mzumu
ölçme işini yapan, ölçücü.
- m3ikanoba
ark., m3iüanoba
atn.
az olma durumu, azlık.
- m3iüa
atn.,
m3ika ark. az. ar m3iüa.
biraz. m3iüa
mayu: bana az geldi. m3iüa
dosüudu:
az kaldı.
- m3iüa
m3iüa
azar azar. m3iüa
m3iüa
şüomit:
azar azar yiyin.
- m3udela
vi.,
m3udilace
arş. yalancı. mwudela
üoçi:
yalancı insan.
- m3udi
oziûu
yalan söylemek. m3udi mo iûu!
yalan söyleme!
- m3udi
eüidu
ark., m3udi
moüidu
vi. iftira atmak. ma
m3udi emoüides:
bana iftira attılar.
- m3udi,
3udi yalan. m3udi isinapams: yalan konuşuyor.
- m3umu,
3umu ark.
cevizden yapılan bir tür sıvı yağ.
- mwea
arş. bulunulan
zamandan iki-üç gün sonrayı izleyen günler için kullanılan
bir zaman dilimi.
- mwea
atn., ğoma
dün. mwea
hik vorûi:
dün ordaydım.
- mwea,
ôanda
atn.,
ôanûa,
iyya xp. her zaman.
- mweli
kalça. mweli
oüanams:
kalçasını oynatıyor.
- mwia
atn., maxva
xp., xurmali köz. üoûulas
mwia
kocemabğu: enseme köz döküldü.
mwia
sûeri:
köz gibi.
- maxva
xp., mwia
atn., xurmali
köz. 3ad. Mwia.
- mwüa
kıvılcım. mwüa
dibğen: kıvılcım
dökülüyor.
- mwüazesku
ark.,
wüazesku
vi.,
ğali
zemsku xp.
dere kuşu.
- mwüiri
vi.,
mwiri
atn.
pire. mwüiri
sûeri
tolepe uğun: pire gibi gözleri var.
- mwüo
ark.,
mwu
atn.
karayemiş, taflan, Laz kirazı. karayemiş türleri:
1. vi. mwüo
kovali. 2.
vi. mwüo
oxvaûoni.
3. vi. mwüo
gudeli. 4.
vi. dudi mwüo.
5. vi. mwüo
öubri.
6. vi. mwüo
wüaroni.
7. vi. mwüorderi.
8. ôolida mwu
(istanbul karayemişi). 9. xarba mwu:
10. topri
mwu:
acılığı olmayan tatlı bir karayemiş
türü. 11. kçe
mwu:
rengi beyaza çalmasına rağmen tatlı bir karayemiş
türü. 12. mwu
mbuli. erken yetişen bir karayemiş
türü. 13. mwumbuli.
erken yetişen bir karayemiş
türü.
- Çenefi
atn., çeçme
ark., xp., gale
Tuvalet, hela, yüz numara, ayakyolu,
kenef, abdesûane, memişhane.
- çeçme
ark., xp., Çenefi
atn.,
gale
Tuvalet, hela, yüz numara, ayakyolu,
kenef, abdesûane,
memişhane.
- çenefi
walenüale
gololva atn.
ergenliğe girmek.
- mwüos
extimu ark.
İlk cinsel deneyimini yaşamak, ilk kez cinsel ilişkiye
girmek, milli olmak.
- mwüuli
ark.,
wungi
vj.,
mwuli
atn.
sivri. mwüuli
dudi: sivri baş.
- wungi
vj. 1. vj.
Zirve, doruk. 2. Sivri. 3ad. Mwüuli.
- mwüupi
ark.,
mwupi
atn.
karanlık. mwüupis
kodopskidit: karanlıkta kaldık.
- mwüupineri
ark.,
mwupineri
atn.
kararmış. mwüupineri
ûaroni:
kararmış hava.
- mwola
vi., üumbi ark. 1. is. oxori mwola
doüoru:
evi is bağladı. 2.
kurum.
- mwuri
yumak. monûüori
mwuri:
Yapağı yumağı.
- mwutxe,
wutxe
tuzlu. mwutxe
kapça: tuzlu hamsi.
- mwuwi
oâgvapu
ark.,
not. 1.
çok zor durumda bırakmak. mwuwi
boâgvapi:
zorladım, onu zor durumda bıraktım.
2. rahat sıçtırmamak(birine).
- m3xade,
3xade xp., m3xace, n3xala atn.
hayal veya rüya ile ilgili olmayan, gerçek, reel, yaşanan.
- m3xodari,
n3xandari arş.
sedir. m3xodaris cexes: sedirin üzerinde
oturuyor.
- m3xuüuburi
ark.,
m3xuüumbi
vi.
sulu yerlerde yetişen maydonoza
benzer bir bitki. hamsili ekmek ve ya sebzeli hamsi ile birlikte
yenir.
- m3xuli
atn., xp., sxuli
meg. 1.
armut meyvesi. 2. armut
ağacı. türleri: 1. m3xul malağure:
sonbaharda olgunlaşan bir armut türü. 2.
m3xulûuûuli.
3. atn. mcumori m3xuli: meyvesinden sirke yapılan ve sonbaharda
olgunlaşan bir armut türü. 4.
paşa m3xuli. 5. vi. m3xulüvan3a,
atn. üuüma
m3xuli: biçim olarak testiye benzeyen
bir armut. 6. vi. m3xulşuüa.
7. m3xulore.
8. m3xulibadi. 9.
m3xulüuburi.
10.
vi. m3xumbuli,
atn. ôuöuri
m3xuli. 11.
vi. m3xuwüaroni.
12. vi. m3xukva, atn.
kva m3xuli. 13. atn. dumaöi:
ağustoz ayında yetişen
ve olgunlaştığında ciğerlenen bir armut.
14. vi.
üalasaôi,
atn. üalamsaôi.
15. vi. m3xutopri. 16. vi.
m3xulomoxale. 17. vi. m3xul meûaksi,
atn. meüûasi
m3xuli. 18.
atn. üavuni
m3xuli. 19.
vi xaöaöuri,
xeöeöuri.
20.
m3xuguma. 21. m3xuüalati.
22.
m3xukamaûe.
23.
vi. m3xulağa. 24.
m3xularozi. 25.
m3xulokre. 26. m3xulûangi.
27.
m3xulyaği. 28.
m3xumöita.
29.
m3xuşekeri. 30.
Arş. m3xutippai. 31.
m3xuxemşeli. 32. m3xuxudni. 33.
m3xugudeli. 34. vi. sulamani: limon armudu. 35.
Xuûaûuli
m3xuli. 36.
vi. ğvamöita.
37. atn. osule m3xuli.
- m3kvitura
tavşan. m3kvitura sûeri
nuüaôams:
tavşan gibi zıplıyor.
DİDİ LAZURİ NENAPUNA |
|
Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük
Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...
25 Bin Lazca kelime
Binlerce deyim ve atasözü
Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
ISBN: 978-975-9187-40-8 Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
|
[Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| |
|
|
|
|
|