Eyotfale-süani owedi do üuçxe hişote gonâdi.
Yorganına bak da ayağını öyle uzat.


Lazuri genelinde şuan 13 kişi online.
 
FORUM Eski Defter MOVIE FLASH KLIPLER Lazca Dil Kursu N - Lazuri Nenapuna / Lazuri.Com



ÇEVİRİ
Türkçe'den Lazca'ya


Lazca Kurs
Lazuri Doviguram

Download / Yükle
Türkce Lazca Sözlük Programı Lazuri Font - Lazca yazı karakterleri
 

  Uyari: Bu sayfada Lazca sözcükler için "Alboni Font"(yazı karakteri) kullanılmıştır. "Windows \ Fonts" dizininde Alboni Font olmayanlar karakterleri yanlış görecektir. Bunun olmaması için Windows\Fonts dizinine [Alboni Font'u buradan yükleyebilirsiniz]. Ayrıntılı bilgi için Lazuri Font ya da LazuriPC sayfamızı okuyunuz.

 



(sözcükler yayınlanan ilk sözlüktendir)

Nenapuna/Sözlük info:
İsmail Bucaklişi: bucakli@hotmail.com
İrfan Aleksiva: aleksivatlk@hotmail.com

  • na 1. ‘ise’ anlamında şart kipinde bir sözcük. komoxûan na mâiranere: (eğer) gelirler ise bizi görecekler. âiran na: görürler ise.
  • na 2. belirteç. inglizce karşılığı'ûe'. ar üaûu kobâiri, na bâiri üaûu kçe orûu: bir kedi gördüm, gördüğüm kedi beyazdı.
  • na 3. küçültme anlamı katan ve isimlerin sonuna gelen bir ek. üaûuna: kedicik. wuluûina: küçücük. mtutina: ayıcık.
  • nacaği küçük balta.
  • naöiöğineri xp. su çulluğu. ağustoz, eylül aylarında doğu karadeniz bölgesine gelir.
  • Naxutali, maxutari beşte bir. ntxirepeşi naxutali berepes kogulti: fındıkların beşte birini çocuklara pay et.
  • naxveri yıkanmış. naxveri şeepe. yıkanmış giysiler.
  • nak atn., so ark. 1. nereye. nak ulu? nereye gidiyorsun? nak dodvi? nereye koydun? 2. nerede. nak orûi? nerede idin?
  • nakele atn., nakole arş., sole ark. 1. nereden, hangi taraftan, hangi yönden. nakele mulu? nereden geliyorsun? 2. hangi tarafa, hangi yöne. nakele noğaşe idare? hangi taraftan/yönden çarşıya gideceksin?
  • nakonuri atn., sonuri ark. nereli. si nakonuri ore? sen nerelisin?
  • nakşa atn., sokşa ark. 1. nereye kadar (mesafe için). nakşa idare? nereye kadar gideceksin? 2. Nereye kadar (Şaşkınlık ve hayret bildirir). Nakşa ti mogalu! Nereye kadar da gelebildin!
  • naüo, naüonari ark., naüu atn. 1. ne kadar (miktar, mesafe). naüo mendra ren? ne kadar uzaklıktadır? naüo ntxiri giğun? ne kadar fındık var sende? 2. Ne kadar (şaşkınlık, hayret bildirir). naüo ti mskva re! ne kadar da güzelsin! 3. Vi. ne kadar. (zaman). naüo ora an var moxtu: ne kadar zamandır gelmedi.
  • naüos ark., naüus atn. kaça, ne kadara. haya naüos gamaçam? bunu kaça satıyorsun?
  • naüotiren ark., ujden atn. (<tur. uçtan) gittikçe. naüotiren bizabune. gittikçe hastalanıyorum.
  • naüoûxani kaçıncı. ham naüotxani yen? bu kaçıncıdır?
  • nam üale atn., nam üele, sole ark. hangi tarafa, hangi yöne. nam üale ulu? hangi tarafa gidiyorsun?
  • nam muşi atn., naya ark. hangisi, hangi biri. nammuşi şüimi on? hangisi benimdir? nam muşi momçare? hangisini vereceksin?
  • nam, namu hangi biri, hangisi. namuk giwu? hangisi söyledi. nam iindri? hangisini satınaldın.
  • namtere atn., namüele ark. nereye doğru, hangi tarafa. namtere doüani? hangi tarafa attın? namtereni süani on? hangi taraftaki senindir?
  • namtini meg. bazı, kimi. namtini üoçepek unose mşinuman: bazı insanlar beni akılsız sayıyor.
  • namus hangisine, hangisini. namus uwvi? hangisine söyledin? namus ceçi? hangisini dövdün?
  • nana anne. bere nana: çocuk annesi.
  • nananena, gurişnena, gurapaşi nina meg. anadil. şüimi nananena Lazuri nenan: benim anadilim Laz dilidir.
  • nanaşanûişi ark., nanao3xe arş., ogenana atn., nanaşantrise vi. üvey ana, analık.
  • nandidi ark., didi atn. nine, büyükanne. nandidi domiğuru: ninem öldü.
  • Babaşanûişi ark., babao3xe arş., ogebaba atn. üvey baba, babalık.
  • nani 1. ninni. nandidik nani miziûamûu: ninem bana ninni söylerdi. 2. çocuk dilinde uyumak. nani i e bereşüimi nani: uyu çocuğum uyu.
  • naotxali çeyrek, dörtte bir.
  • naôiri ark., üaruği atn. karık, set.
  • nasumori üçte bir. nasumori ma komomçu: üçte birini bana verdi.
  • natase meg., mzaxali ark. 1. akraba. natasepe şüimi opuûes süuduan. akrabalarım köyde yaşıyor. 2. Hısım.
  • natura atn., natora arş. (<lat.) 1. insan doğası, huy. natura cakturu: huyu değişti. 2. çehre, sima.
  • naya ark., nam muşi atn. hangisi, hangi biri. naya çkimi ren? hangisi benimdir? naya momçare? hangisini vereceksin? naya ebzda? hangi birini alayım.
  • nawili xp. kısım, hisse.
  • nca ağaç. m3xuli nca. armut ağacı. neâi nca. ceviz ağacı. 3ipri nca. gürgen ağacı.
  • ncaği atn., çxili, nçxili ark. şiş. ncaği tolis konu3onu. şişi gözüne söktü.
  • ncalepuna ağaçlık, orman. mtuti ncalepunas kamaxûu: ayı ağaçlığa girdi.
  • nceni atn., ngeni ark. dana, henüz sütten kesilmemiş inek yavrusu.
  • ncenoni buzağılamış/buzağılı inek.
  • ncğili atn. kısık (ses için). ncğili nenate ixaôas: kısık sesle konuşuyor.
  • ncğimeri, ncğimoşeri ark., öiöiülaneri, raferi atn. buruşuk, kırışık. ncğimeri karûali. buruşuk kağıt.
  • ncğiûi, ncğaûa, cğaûa 1. mavi. ncğiûi tolepe süani. mavi gözlerin. 2. Göze hoş gelmeyen renk, cırtlak. 3. Kulağa hoş gelmeyen ses, cırlak.
  • ncixa, cixa 1. kale. ncixaşe kexûu: kaleye çıktı. 2. (Eskiden kaleler birer hapishane olarak da kullanıldığından) hapishane, mahpushane. 3. Zindan.
  • nciri uyku. nciri mamûu: uykum kaçtı. nciri var miğun: uykum yok. nciris kamaxûu: uykuya girdi. nciri monüa uğun: uykusu ağır. mancirale. uykucu, uyumayı çok seven.
  • Nciriş guda not. Uykuyu çok seven ve sürekli uyumak isteyen, uykucu. si nakore, nciriş guda, ôanda inciriüo: sen nesin ki…, uykucu, keşke hep uyusan.
  • nciris amolva atn., nciris amaxtimu ark. uykuya girmek, uykuya dalmak. bere nciris amulun: çocuk uykuya giriyor.
  • nçaxeri Çalkalanmış, yayılmış. nçaxeri mja. çalkalanmış süt.
  • nçala saman. Lazuûi nçala: mısır samanı. nçala sûeri: saman gibi. ~ oüanu (not): umursamamak. Si muya uwvare uwvi himuk nçaka oüanams: sen ne dersen de o umursamıyor.
  • nçxaüu atn., mçxanüa tarlalarda yetişen ince yapraklı bir ayrık otu türü.
  • nçxaleri sırıkla silkelenmiş olan. nçxaleri neâi. silkelenmiş ceviz.(ceviz uzun bir sırıkla silkelenir ya da rüzgârdan dolayı düşer ve yerden toplanır.
  • nçxaliüuüari, nüali atn., nçxaluüari arş., onçxaüale vi. ceviz silkelemekte kullanılan uzun sırık.
  • nçxiüeri eşelenmiş, karıştırılmış. livadi dolofûis iri üale nçxiüeri bâiri: bahçeye inince her tarafı eşelenmiş gördüm.
  • nçxuneri atn., nçxvineri ark. ısınmış. nçxuneri piliûa. ısınmış soba.
  • nçxvari, çxvari 1. darı. 2. atn. tanecik, parçacık (‘onçxvaru’ fiilinden).
  • Nöiixi, nöiili vi. 1. mec. çok zayıf. nçiixi steri bere:çok zayıf çocuk. 2. hiçbir şeyini başkasına veremeyen, hiçbir şeyini elinden çıkarmaya yanaşmayan kişi.
  • nöala, öala ark. dere kenarlarında bulunan arazi.
  • nöala, öala ark., oruba atn. küçük dere, çay.
  • nöara yazı. nöara iûus. yazı okuyor. 2. ayet, dinsel yazı. nöara işüinams: dinsel yazı (okuyanı) dinliyor.
  • nöaraloba edebiyat, yazın. Lazuri nöaraloba. Laz edebiyatı.
  • nöareri 1. yazılmış. üoôas nöareri miğun: alnımda yazılmış. 2. yazgı, kader. şüuni nöareri: bizim yazgımız.
  • nöera arş., oûrebi, oûrebule atn., nüera ark. açık ateşin başına konan geniş ocak taşı.
  • nöeri ark., on3xodure atn. tavan.
  • nöineri, donöineri atn., doöüinderi ark. yorgun, yorulmuş. opşa nöineri vore. çok yorgunum.
  • nöolo vi., öüinûi xp., mjiri atn. 1. süt mısır, taze mısır. 2. vi. haşlanmış mısır.
  • nöoreri atn., xuûula vi. delinmiş, delik. nöoreri pi3ari: delinmiş tahta.
  • nöuneri atn., möüvineri ark. kurutulmuş. nöuneri minâi. kurutulmuş minci.
  • növaleri atn. sağılmış. növaleri puci. sağılmış inek.
  • növaleri atn. sağılmış. növaleri puci. sağılmış inek.
  • növeri atn., möüveri ark. kurumuş. növeri mwu: kurumuş karayemiş.
  • ndğa meüvateri atn., mçm. günü kesilmiş
  • ndğa gün. ar ndğa: bir gün. Andğa: bugün.
  • ndğagunâeşa sağlığa, şerefe (kadeh kaldırılırken söylenir). ndğagunâeşa cumalepe do dalepe şüimi: şerefe (erkek) kardeşlerim!
  • ndğaleri gündüz, gündüzleyin. ndğaleri mefûare. gündüz geleceğim. ar ndğaleri diyas: hele bir gündüz olsun.
  • ndğeri, ndğaneri günlük. muüu ndğeri makvali. kaç günlük yumurta. muüu ndğeri dulya giğun? kaç günlük işin var?
  • ndğili, ndğuli atn. çürümüş, bayatlamış. ndğili makvali. bayat yumurta.
  • ndğoraneri atn., mdğoraner ark. az önceki, deminki. ndğuraneri dulya. az önceki iş.
  • ndğuleri 1. ark. erimiş. ndğuleri nukla. erimiş balmumu. 2. atn. çürümeden dolayı bulanık bir hal almış, çürümeye yüz tutmuş. ndğuleri makvali. çürümeye yüz tutmuş yumurta.
  • ndğura atn., ndğora ark. demin, az önce. ndğura hak orûu: az önce burdaydı.
  • ndğvaberi ark., ûolo atn. bayat yumurta.
  • ndriüeri, ndriüoleri eğilmiş, eğri, eğik, bükülmüş, bükük. ndriüeri nca. eğri büğrü (eğik) ağaç.
  • ndula arş. toprak testi.
  • ndura, metu atn., nure arş., üuûûuni arş., uca sağır. ndura na on şeni var dvaguren. sağır olduğu için duyamıyor. uci ndura domayu. kulağım sağır oldu.
  • nefeli atmaca yakalamakta kullanılan bir tür tuzak.
  • nexi, inexi deniz alabalığı. wiwi dolonöams do nexi gamiğams (atn., dnot.). solucan koyup alabalık çıkarıyor (çok cimri kişiler için söylenir.).
  • neüna ark., eüna atn. kapı. neüna molizdu. kapıyı çekti.
  • Nena atn., xp., nina meg. 1. dil. nena memaxvaûu: dilimi ısırdım. 2. lisan. Lazuri nena: Laz dili. 3. ses. nena momçi mevulu: ses ver geliyorum. 4. söz.
  • Nena dodvalu susmak. Puci şüimik huşa mğorumûu, nena ağani dodu: sığırım şimdiye dek böğürüyordu, yeni sustu.
  • nena elaöapxu arş., not. ‘iğneleyici konuşmak, iğnelemek’.
  • nena ela3onu arş., not. dokundurucu konuşmak’.
  • nena goktimu ark., not. terslemek, cevap vermek, karşılık vermek. muya vuwvinati nena var gomiktu: ne dediysemde terslemedi, cevap vermedi.
  • Nena gekturu ark., not. Cevap vermek, yanıtlamak, sorulan bir soruya karşılık vermek.
  • nena meçamu atn., not. ‘ses vermek, cevap vermek’.
  • nena meçamuşe olva atn., not. ölü evine baş sağlığı dilemeye gitmek. a nena meçamuşeti var males: bir baş sağlığı dilemeye dahi gidemedik.
  • Nena meğmalu sesi kısılmak (sağlık nedeniyle). üaûa vizabunare nena memağen: her hasta oluşumda sesim kısılır.
  • Nena meğmaleri kısık sesli, sesi kısılmış olan (sağlık nedeni ile). Nena meğmaleri mo giğun? niçin sesin kısık?
  • nena mencğileri atn. kısık sesli. Ham ndğalepes nena mencğileri miğun: bu aralar sesim kısık.
  • Nena mencğilu atn. sesi kısılmak. Nena memancğilu: sesim kısıldı.
  • nena menwalu atn., not. ‘yaklaşabilmek, dokunabilmek’. nena var ninwen: birşey söylenmiyor, çok tepkisel.
  • nena meoğmalu vi., not. ‘konuşurken dili sürçmek, söylemek istediğini değilde başka bir kelimeyi söylemek’.
  • nena oüonöu arş., not. dilleşmek, kavga etmek, tartışmak, dil kavgası yapmak.
  • nena ovalu atn., not. 1. kötü söz söylemek. oçi ma nena avalu helali to ayas: madem bana kötü söz söyleyebildi helal olsun ona. 2. arş. söylediğini yapmama, yapacak gücü, iradesi olmama durumu.
  • nenaçkinale dil bilgini, filolog.
  • nenapuna söz dağarcığı, sözlük, lûgat. Lazuri-Turkuli nenapuna: Lazca-türkçe lûgat.
  • nenaz gedvalu ark., nena cedvalu arş. dilimin ucunda. nenaz gemiâin, var matkven: dilimin ucunda ama söyleyemiyorum.
  • Nene(r)i atn., didamôiluri, kçinüoüari vi., didamangisa arş. çocukların tarlaya girmelerini engellemek için uydurulan bir tür öcü. söylentiye göre nenei çirkin ve kötüdür. çok yaşlı ve dağınık ak saçları vardır. elinde eğri bir sopa (üuüula) vardır. bahçeye girip salatalık koparan çocuğun ayağına bu eğri sopayı takar ve çocuğu bilinmeyene doğru çeker. onu kendi karalık dünyasına götürür.
  • nenoni atn. konuşkan, sıcak kanlı, capcanlı. nenoni nusa: sıcak kanlı gelin.
  • neôre 1. asık suratlı, soğuk. neôre üoçi: asık suratlı, soğuk adam. 2. inat.
  • nergi xp. kütük.
  • nergi xp., pşkvela ark., üvela atn. fidan.
  • neâepuna atn., neâona vi. cevizlik, ceviz ağacının çok olduğu yer.
  • neâi 1. Ceviz ağacı. 2. Ceviz meyvesi. neâi ûaxums: ceviz kırıyor.
  • neâimonöinale cevizleri olgunlaştırdığına inanılan kabuklu bir böcek türü.
  • ngeni ark., nceni atn. dana. 3ad. Nceni.
  • ngola yayla. ngolas empula yulun: yaylaya duman yayılıyor.
  • gola yayla. 3ad. ngola.
  • ngola üvari, üvarûoroci xp., mçurçi atn. alakarga kuşu.
  • üngola üüvinöaxi xp., üüaxiü ark. dağ ispinozu.
  • ngolamumuli atn., golamamuli vi., oôeôeli çavuş kuşu, ibibik kuşu.
  • nisa xp., nusa atn. gelin. Lazuri nusa: Laz gelini.
  • Nişi Üçüncü çoğul şahıs iyelik eki. Oxori nişi: evleri.
  • nişebura xp., ninteşebura ark., hineburi atn. kendilerine özgü, kendilerince. nişebura dulya uğunan: kendilerine özgü işleri var.
  • nksinorace ark., manksinale atn. 1. osurucu. 2. ark. yeşil renkli osurgan bir böcek.
  • nüala, üala vi. taş tepsi. 2-3 cm. derinliğe sahiptir. ‘gresta’ dan farklı.
  • nüalera atn. ineğin kuyruk kıllarıyla döşenmiş kuş tuzağı.
  • nüaleri atn. 1. toparlanmış, kaldırılmış öte beri. 2. döşenmiş kuş tuzağı.
  • nüali, onçxaüale vi., nçxaliüuüari atn., nçxaluüari arş. ceviz silkelemekte kullanılan uzun sırık.
  • nüola atn. üila xp. anahtar, kilit. nüola gundunu. anahtarı kaybetti.
  • nüoleri atn., nüileri xp. kilitli, kilitlenmiş, nüoleri neüna: kilitlenmiş kapı.
  • nüoli ark., müoli atn. çekirge. müolik nuüaôams: çekirge zıplıyor.
  • nüoma xp., üoma atn., müoma arş. duman. ma dobğuriyi oxori şüimis nüoma var to exûas: ben ölünce bir ihtimal evimden, evimin bacasından duman tütmeyecek.
  • Nobağule, bağu ambar, erzak konulan yer. 3ad. Bağu.
  • noçxeşe atn., angi vi. bulaşık. Noçxeşepe ôi çxuşe naşüu: bulaşıkları yıkamadan bıraktı.
  • noçxeşe wai atn., menoçxe ark. bulaşık suyu.
  • noçite, noçitale bir odunun yarılmasıyla elde edilen parçalardan her biri, odun yarması, yarma.
  • Noderi, üalo ark., meci atn., meji arş. imece. 3ad. Meci.
  • nogure ülkü, ideal, hedef.
  • Meci, Noderi, üalo, meji imece. Dişüa mecişe miyoxes: bizi odun taşıma imecesine çağırdılar.
  • noğa çarşı. noğaşe vulu: çarşıya gidiyorum.
  • noğadixa 1. çarşı arazisi. 2. ğvandi (çayırdüzü) köyünde bir arazi adı.
  • noğame nişanlı erkek.
  • noğamisa nişanlı kız.
  • noğari ark., noğanuri atn. 1. çarşılı, şehirli. 2. Burjuvazi, kodaman.
  • Nintere vi. kendileri (üçüncü çoğul şahıs zamiri). ninterek miwes: kendileri söyledi. Gyari nişi ninterek öüomes: yemeklerini kendileri yediler.
  • noxabi xp. nazlı. noxabi üulani. nazlı kız.
  • noxaôule ark., noxlaôe atn. yonga, ağaç yontusu.
  • noxexe vi. odunun hızar ile kesilmesi sonucu oluşan toz, talaş.
  • noxene yapıt, eser. (kay: xasani helimişi). Helimişişi noxenepe Lazepe şeni dido beciûi ren: helimişi’nin eserleri Lazlar için büyük öneme sahiptir.
  • noxi halı. üaûu noxis cexes: kedi halının üzerine oturuyor.
  • noxlamsu ‘kutsanmış yer’ anlamına gelen, pazar ilçesinin 10 km içinde bir köy adı (hasköy-yavuz köyü).
  • noxmare birileri tarafından kullanılan, kumanda edilen. ameriüaşi noxmare. amerikanın kullandığı, kumanda ettiği.
  • noxore ark. yendikten sonra kalan çekirdekli meyve artığı.
  • nokteisa, nonterisa aynı kocayı paylaşan kadınlardan biri, kuma.
  • noüançxule öksü, köz halinde ateşten çıkarılmış odun.
  • noüepi ark., nonöepi arş., mûva atn. iplik. Çxindis noüepi kogoşudu: burnuna ip geçirdi.
  • noüi xp., noüe, kerani ark., noröi, derani atn., otantik Laz evlerinde ahır ve ahırın üstündeki oda arasına yapılan, ahır kokusunun odaya gelmesini engelleyen ara bölme.
  • noüroôe atn., üurüa ark., üomôera arş., purca mısır koçanında taneleri alındıktan sonra geriye kalan sap.
  • noüroôe oxorina atn. çocukların taneleri alınmış mısır koçanlarından yaptıkları oyuncak ev.
  • noüunçxene xp. ayak izi. noüuçxenepe çkimi xopas koren. hopa’da ayak izlerim var.
  • noüveti ark. aynı, tıpkı (giyecekler için).
  • nomandene, lomandene dini yapıların bulunduğu ya da dinsel olarak (tapınmada vs). değer taşıyan yer. nerdeyse tüm Laz köylerinde bu isimle anılan yerler vardır. noxlamsu ve ğvandi köylerinde yer adı. “lome” arhavide büyük bir kilisenin bulunduğu ve halkın ziyaret ettiği bir köy.
  • nomure ark. tomruk. nomurepe orginu: tomrukları yuvarladı.
  • noncirapu vi. 1. yeterince uyuyamamış, kısa bir süre uyuduktan sonra uyanmış olan, uykusunu alamamış olan. noncirapu bere: yeterince uyuyamamış, uykusuz çocuk. 2. Uyutulması gereken (çocuk).
  • nondi atn., ondi xp. 1. bilinmeyen bir şey, herhangi bir şey. nondi giwvaûu: şey diyecektim. 2. Şey…, yani. nondi, mutxa giwvaûu: şey…, yani, bir şey diyecektim.
  • nonâgile, oâinâgale vi., üibronâgilaşe atn., ela3i3olaşe kürdan.
  • non3xone xp., n3xoni lohusa ineğin sütünden yapılan bir tür sütlü yiyecek.
  • noôi3xale ark., noôinale xp., dişüa pi3xolya atn. ince odun parçası, kıymık.
  • noôrani vi., neôre atn. 1. inat. noôrani üoçi: inat adam. 2. Vi. yer adı.
  • nosi atn., ğnosi xp., öüua meg. Akıl, us. nosi var uğun: aklı yok. ~ meolva: aklını kaçırmak, akıldan çıkmak.
  • nosi donweri atn., not. akıl deryası.
  • nosi goşobğalu ark., nosi ontasu atn., not. 1. zihni dağılmak, dikkatini verememek. 2. zihnini dağıtmak.
  • nosi omûinu not. aklını kaçırmak, aklını yitirmek.
  • nosi tutxu not. aklı kıt, seyrek akıllı, aklı az.
  • nosi ezdalu ark., nosi exozdalu ark.,not. aklı ermek, aklı almak, aklı kesmek. nosik var emizdams: aklım kesmiyor.
  • nosişen gamaxtimu ark., nosişe gamolva atn., not. çıldırmak, akıldan olmak. nosişen kogamapti: akıldan çıktım, akıldan oldum.
  • nosiyayi atn., ğnosiyar ark. akıllı. nosiyayi bere: akıllı çocuk.
  • nosta xp., nostoni ark. lezzet. uşkuriz nosta var uğun: elmanın tadı yok.
  • nostoneri, nostonyayi xp. lezzetli. nostoneri gyari: lezzetli yemek.
  • noşüeri atn., noşkeri ark. odun kömürü. nöari do noşüerite nöari (dnot.): “yazda istersen kömürle yaz”.
  • noşoni atn., owude ark., olawude arş. raf, terek. üuzi noşonis kogolasvaru: kaşıkları rafta dizdi.
  • notkvame 1. deyim. 2. atasözü. 3. söylenmiş söz. nanaşi notkvamepe. annenin söylemiş olduğu sözler.
  • noûe ark. çıra.
  • noûexi ark. ekmek parçası. a noûexi gyari: bir parça ekmek.
  • noûepuna ark. çıralık, çıraların bir arada konulduğu yer.
  • noveli atn. iz. üuçxe noveli: ayak izi.
  • no3in3xale ark. kıvılcım.
  • nowilexi ark. cevizin sıkılıp yağı çıkarıldıktan sonra kalan katı kısım, posa.
  • nowinwale xp., wilidi, wilindi atn. ateşten çıkan kıvılcım, ateş parçası.
  • no3xone seçilmiş, geride/arta kalan, seçinti. Çkim no3xonepe çkvak üorobums: benim seçimimden arta kalanları başkaları topluyor.
  • ntasi, tasi atn., öüemi xp. 1. tohum. xaci ntasi: fasülye tohumu. 2. Döl. Mişi ntasi on do muya iyaseûu: kimin dölü ki ne olacaktı.
  • ntxalayi xp., mxalale vi., mxolule atn., mxululi, mxalari arş. kertenkele.
  • ntxirepuna fındıklık. müyapu ntxirepunas kamaxtu: çakal fındıklığa girdi.
  • ntxiri, txiri fındık. ntxiri imxos. fındık yiyor.
  • ntxolo, txolo ark. 1. pekmez pişirilirken kazanın üstünde oluşan köpük. 2. pekmez pişirilirken kazanın altında kalan tortu.
  • ntxoza, ntxozva örgü. toma ntxoza. saç örgüsü.
  • ntxozeri atn., ntxozer ark. örülmüş. ntxozeri toma. örülmüş saç.
  • ntoli, toli 1. tane. lobyaşi ntoli. fasülye tanesi. muüu ntoli neâi. kaç tane ceviz. 2. Herhangi bir canlının gözü. 3. Suyun gözü, suyun çıktığı yer. ar toli: suyun çıktığı yer.
  • nûoleri atn. bulanmış. öoöoxis nûoleri geci: çamura bulanmış domuz.
  • nûrineri sığdırılmış.
  • nûro3a vi., ceşüvapa atn. kopuk, heyelan.
  • nûro3eri vi., ceşüveri atn. kopuk, heyelanlı yer (toprak için).
  • nuxu vi. iki avuç ayarında bir ölçek.
  • nukla vi., luüna atn., luüuna mum. nukla kyona: mum ışığı.
  • nuüuövala ark. ağızda oluşan yanma.
  • Nuüu, numüu 1. atn. çene. nuüu mwuli: sivri çeneli. 2. ark. yüz, sima.
  • nuüumöita çenesinde kızıllık bulunan bir kuş.
  • nuüuôakşi atn., üiüiliôakşi vi., üibirğula xp. çapraz gaga kuşu.
  • nunu ark., xoxo atn. çocuk dilinde öcü.
  • nusa atn., nisa xp. gelin. Lazuri nusa: Laz gelini.
  • nusava atn., nisağa xp. elti. Nusavape çkar var oüuveluran: eltiler hiç anlaşamıyorlar.
  • nisağa xp. Elti. 3ad. nusava.
  • Nusaliüoba vi., nusaloba atn. 1. gelin olma durumu, gelinlik. 2. Yeni gelinin geleneklere uygun olarak belli bir süre yerine getirmesi gereken görevler ve göstermesi gereken davranışlar bütünü.
  • nâeli atn. bir şeyin iyi olan kısmı; toprağın verimli olanı, etin kemiksiz olanı. nâeli leûa: verimli toprak. nâeli xorwi: kemiksiz et. ~ leûa: verimli toprak. ~ xorwi: kemiksiz et.
  • nâgiperi tıka basa dolu, tıklım tıklım. mcveşis dugunepes, odape nâgiperi iyeûu: eski düğünlerde odalar insanlarla tıka basa dolu olurdu.
  • nâğala atn., âğala arş. doyasıya. nâğala cari pşüomi. doyasıya yemek yedim.
  • nâğeri atn., âğeri arş., vi. 1. doymuş, tok. korba nzğeri miğun: karnım tok. Nzğeri, unzğuşi iri hak orûes: açı, toku hepsi burdaydı. 2. doyurulmuş.
  • nâi ark., bizi atn. arı iğnesi.
  • nâila atn. artık., fazlalık. nâila wana: artık yıl.
  • nâis gexunu ark., kankas cexunu atn., not. istim üstünde olmak, diken üstünde oturmak, sürekli tedirgin olmak. nâis gexes: istim üstünde oturuyor, tedirgin.
  • n3a, m3a gök. n3aş neünaşen mskvanoba melu doren: göğün kapısından güzellikler saçılmış. N3aşa exûi (ox.): göklere yüksel, şad ol; bir teşekkür.
  • n3açxa, 3açxa, çaçxa (<n3a dğa: gök günü) perşembe günü.
  • n3axepuna ağaç üzerinde kurumuş diken yığını.
  • n3axi sarılı olduğu ağaçların üzerinde kurumuş haldeki iri diken.
  • n3ana nar bülbülü kuşu, cennet kuşu. Laz halk inancına göre “n3ana”; gök gürlerken gökyüzünü bacaklarını dayayarak tutar. Aksi halde gökyüzünün üzerimize çökeceğine inanılır. Bu yüzden bu kuş kutsal kabul edilir ve dokunulmaz. n3ana bore n3ana bore/ şkit oxoriş mskvana bore: ben n3ana’yım n3ana’yım/ yedi evin güzeliyim.
  • n3aorûapu atn., n3aoûüabu ark., run3i xp., ûururu3i arş. gök kuşağı. n3a orûapu kogamaxûu: gök kuşağı çıktı.
  • n3aşa extimu 1. Not. Göğe ermek, Yücelmek. 2. Not. muradına ermek. 3. Not. Kutsanmak. 4. Ox. bir teşekkür.
  • n3omi 1. vi. yağı çıkarılmak üzere dibekte ezilen cevizin lapa kıvamındaki durumu. 2. xp. hamur. n3omi du3xuş gobis dokiminu: hamuru ıhlamur ağacından yapılma ekmek teknesinde yoğurdu. (kay: lô.).
  • nwai at, inek gibi hayvanların kuyruk kılı.
  • nwineri atn., nineri ark. 1. erimiş olan sıvı, sıvının erimiş hali, eriyik. n3ineri mcumu. erimiş tuz. 2. Katılığı giderilmiş/inceltilmiş sıvı. Nwineri meyaperi: su katılarak inceltilmiş yoğurt.
  • nwopule ark. okul. nwopulepe goinu: okullar açıldı.
  • N3a neüna ark., n3a eüna atn. gök kapısı. Lazların paganist inançlarında ölen birinin ruhunun aya gideceğine inanılırdı. Bir insan ölünce “gök kapısı” açılır ve bu kapıdan geçerek aya ulaşılır. A mitxa ğuruûaşa n3a eüna goninwen: birisi ölürken gök kapısı açılır.
  • nwopuleri ark., sloôeri atn. 1. terbiyeli, terbiye edilmiş, ıslah edilmiş. 2. eğitilmiş, eğitimli, eğitim görmüş.
  • onwopuloni ark., osloôoni atn. 1. Terbiye edilmesi gereken, ıslah edilmesi gereken. 2. Eğitilmesi gereken.
  • osloôoni atn., onwopuloni ark. 3ad. onwopuloni.
  • nwuüina ark., üiüiwa atn. kıvırcık saç, bukle halindeki saç.
  • n3xala, m3xace, m3xade hayal aleminde, hayalde.
  • n3xeni at. n3xeni cexuneri mulun: ata binmiş geliyor.
  • n3xeni leri atn. sahlep kökü.
  • n3xiüepuna atn. çalı çırpının olduğu yer.
  • n3xiüi, 3xiüi çalı çırpı.
  • n3xili atn., m3xili arş. 1. leş üzerinde ve bağırsakta üreyen kurtçuk. 2. eskimiş peynir vs. üzerinde oluşan kurtçuk.
  • n3xili muûri atn., 3ximuûi, 3kimuûi ark. 3ilimunûri yeni dünya bitkisi ve meyvesi.
  • n3xoni atn., vi., no3xone ark. 1. ineğin ilk sütü. 2. lohusa ineğin sütünden yapılan yemek.
  • 3xoni atn., vi., no3xone ark. 3ad. N3xoni.
  • n3xuüu ark. 1. buruşmuş, buruşuk (ısı kaynaklı).
  • n3xuüu atn. 1. çıplak, yalın. n3xuüu üuçxepete guluûes: çıplak ayaklarla dolaşıyorlardı. 2. kılıfsız. doüanaşe n3xuüu deli3onams: tabancayı beline kılıfsız takıyor

 



(sözcükler yayınlanan ilk sözlüktendir)

Nenapuna/Sözlük info:
İsmail Bucaklişi: bucakli@hotmail.com
İrfan Aleksiva: aleksivatlk@hotmail.com





DİDİ LAZURİ NENAPUNA

Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük

Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...

  • 25 Bin Lazca kelime
  • Binlerce deyim ve atasözü
  • Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
  • Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
  • Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
  • 1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
  • Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
  • ISBN: 978-975-9187-40-8
  • Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
  • Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
  • E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
  • [Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| 


    Droepe/Mevsimler
    Pukrinora - İlkbahar

    Monç̆inora - Yaz

    Stveli - Sonbahar

    İnuva – Kış
    Tutape / Aylar
    Ǯanağani - Ocak

    K̆undura - Şubat

    Mart̆i - Mart

    Ap̆rili - Nisan

    Maisi - Mayıs

    Mbulora - Haziran

    Kʒala - Temmuz

    Mariaşina - Ağustos

    Çxalva - Eylül

    Guma - Ekim

    Ǯilva - Kasım

    Xrist̆ana – Aralık
    Ndğalepe/Günler
    Tutaçxa - Pazartesi

    İk̆inaçxa - Salı

    Cumaçxa - Çarşamba

    Çaçxa - Perşembe

    P̆arask̆e - Cuma

    Sabat̆oni - Cumartesi

    Mjaçxa – Pazar

    Ok̆oreʒxu /Rakam

    1 ar

    2 jur

    3 sum

    4 otxo

    5 xut

    6 aşi

    7 şk̆it

    8 ovro

    9 nçxoro

    10 vit

    11 vit̆oar

    12 vit̆ojur

    13 vit̆osum

    14 vit̆otxo

    15 vit̆oxut

    16 vit̆oaşi

    17 vit̆oşk̆it

    18 vit̆ovro

    19 vit̆onçxoro

    20 eçi

    21 eçidoar

    30 eçidovit

    40 jurneçi

    50 jurneçidovit

    60 sumeneçi

    70 sumeneçidovit

    80 otxoneçi

    90 otxeneçidovit

    100 oşi

    101 oşidoar

    500 xut̆oşi

    1000 şilya / vit̆oşi

    Not:Bu bölüm hazırlanırken Nananena'dan yararlanılmıştır.
    Lazca'da 10'dan sonraki sayılar söylenirken do (ve) kullanılır.
    Örneğin 11, Lazca'da 10 ve 1 şeklinde söylenir.
    10'un 100'e kadar olan katmanları (20 hariç) 20 ve 10 kullanılarak söylenir.
    Örneğin 30, Lazca'da 20 ve 10 olarak ifade edilir.
    Bu bağlamda do (ve) bir toplama işleminin işaretidir.
    (Kaynak: Mjora ilk sayı 78.sayfa)


    Domkulape/Kısaltmalar
    ağn.: ağani: yeni türetilmiş kelime.
    an
    ʒ̆.: anʒ̆ala: argo.
    bot.: Bitkilerle ilgili
    cx.: coxo: isim
    dnot.: didinotkvame: atasözü (MSKVANOZİTA)
    dut.: dutxe: dutxe Lazcası.
    geg.: megreluri: megrelya/megrelce.
    gln.: galeni: yabancı kökenli sözcük.
    gyu.: gyulva: batı
    kay.: kaynak.
    kor.: korturi: gürcüce.
    lat.: latinuri: latince.
    l
    p̆.: Lazuri aramitepe.
    mçm.: meoçama: beddua.
    not.: notkvame: deyim.
    noz.: nozi
    a: yaygınlığı olan kalıplaşmış söz.
    ocr.: ocera: halk inancı.
    ogr.: ogoru: küfür, sövgü.
    ox.: oxvamu: dua
    sf.: sıfat
    vi.: vija: çamlıhemşin.
    xi.: xinapa: fiil, eylem
    yul.: Yulva: doğu
    zo.: Zooloji: Hayvanlarla ilgili
    ʒad.: Ʒadit: bakınız, kontrol ediniz.

     
       

       

     
    Copyright © 2002-2018 Lazuri.Com | Telif Hakları saklıdır.