
- na 1.
‘ise’ anlamında şart kipinde bir sözcük. komoxûan
na mâiranere:
(eğer) gelirler ise bizi görecekler. âiran
na: görürler ise.
- na 2.
belirteç. inglizce karşılığı'ûe'. ar üaûu
kobâiri,
na bâiri
üaûu
kçe orûu:
bir kedi gördüm, gördüğüm kedi beyazdı.
- na 3.
küçültme anlamı katan ve isimlerin sonuna gelen bir ek. üaûuna:
kedicik. wuluûina:
küçücük. mtutina: ayıcık.
- nacaği
küçük balta.
- naöiöğineri
xp.
su çulluğu. ağustoz, eylül
aylarında doğu karadeniz bölgesine gelir.
- Naxutali,
maxutari beşte bir. ntxirepeşi naxutali berepes kogulti: fındıkların beşte
birini çocuklara pay et.
- naxveri
yıkanmış. naxveri şeepe. yıkanmış
giysiler.
- nak atn.,
so ark. 1. nereye. nak
ulu? nereye gidiyorsun?
nak
dodvi? nereye koydun?
2. nerede. nak orûi?
nerede idin?
- nakele
atn.,
nakole arş., sole ark.
1. nereden, hangi taraftan, hangi yönden. nakele
mulu? nereden geliyorsun?
2. hangi tarafa, hangi
yöne. nakele
noğaşe idare? hangi taraftan/yönden
çarşıya gideceksin?
- nakonuri
atn.,
sonuri ark. nereli. si nakonuri ore?
sen nerelisin?
- nakşa
atn.,
sokşa ark. 1. nereye kadar (mesafe için). nakşa idare? nereye kadar gideceksin? 2. Nereye kadar (Şaşkınlık ve hayret bildirir).
Nakşa ti mogalu!
Nereye kadar da gelebildin!
- naüo,
naüonari
ark.,
naüu
atn.
1. ne kadar (miktar,
mesafe). naüo
mendra ren? ne kadar uzaklıktadır? naüo
ntxiri giğun? ne kadar fındık
var sende? 2. Ne kadar (şaşkınlık,
hayret bildirir). naüo
ti mskva re! ne kadar da güzelsin!
3. Vi. ne kadar. (zaman).
naüo
ora an var moxtu: ne kadar zamandır
gelmedi.
- naüos
ark.,
naüus
atn.
kaça, ne kadara. haya naüos
gamaçam? bunu kaça satıyorsun?
- naüotiren
ark.,
ujden atn. (<tur. uçtan) gittikçe.
naüotiren
bizabune. gittikçe hastalanıyorum.
- naüoûxani
kaçıncı. ham naüotxani
yen? bu kaçıncıdır?
- nam üale
atn.,
nam üele,
sole ark. hangi
tarafa, hangi yöne. nam üale
ulu? hangi tarafa gidiyorsun?
- nam muşi
atn., naya ark. hangisi, hangi
biri. nammuşi şüimi
on? hangisi benimdir?
nam muşi momçare? hangisini vereceksin?
- nam,
namu hangi biri, hangisi. namuk
giwu?
hangisi söyledi. nam
iindri? hangisini satınaldın.
- namtere
atn.,
namüele
ark.
nereye doğru, hangi tarafa. namtere
doüani?
hangi tarafa attın? namtereni süani
on? hangi taraftaki senindir?
- namtini
meg.
bazı, kimi. namtini üoçepek
unose mşinuman: bazı insanlar
beni akılsız sayıyor.
- namus
hangisine, hangisini. namus uwvi?
hangisine söyledin?
namus
ceçi? hangisini dövdün?
- nana
anne. bere nana: çocuk annesi.
- nananena,
gurişnena, gurapaşi
nina meg. anadil. şüimi
nananena Lazuri nenan:
benim anadilim Laz dilidir.
- nanaşanûişi
ark.,
nanao3xe arş.,
ogenana atn., nanaşantrise vi. üvey ana, analık.
- nandidi
ark.,
didi atn. nine, büyükanne. nandidi domiğuru: ninem öldü.
- Babaşanûişi
ark.,
babao3xe arş.,
ogebaba atn. üvey baba,
babalık.
- nani
1. ninni. nandidik nani miziûamûu:
ninem bana ninni söylerdi. 2.
çocuk dilinde uyumak. nani i e bereşüimi
nani: uyu çocuğum uyu.
- naotxali
çeyrek, dörtte bir.
- naôiri
ark.,
üaruği
atn.
karık, set.
- nasumori
üçte bir. nasumori ma komomçu: üçte birini
bana verdi.
- natase
meg.,
mzaxali ark. 1. akraba. natasepe şüimi
opuûes
süuduan.
akrabalarım köyde yaşıyor.
2. Hısım.
- natura
atn.,
natora arş. (<lat.) 1.
insan doğası, huy. natura
cakturu: huyu değişti. 2.
çehre, sima.
- naya
ark.,
nam muşi atn. hangisi, hangi biri. naya
çkimi ren? hangisi benimdir?
naya
momçare? hangisini vereceksin?
naya ebzda? hangi birini alayım.
- nawili
xp. kısım,
hisse.
- nca ağaç.
m3xuli nca. armut ağacı. neâi nca. ceviz ağacı.
3ipri nca. gürgen ağacı.
- ncaği
atn.,
çxili, nçxili ark. şiş.
ncaği tolis konu3onu. şişi gözüne söktü.
- ncalepuna
ağaçlık, orman. mtuti ncalepunas kamaxûu:
ayı ağaçlığa girdi.
- nceni
atn.,
ngeni ark. dana, henüz sütten kesilmemiş inek yavrusu.
- ncenoni
buzağılamış/buzağılı
inek.
- ncğili
atn.
kısık (ses için). ncğili nenate ixaôas:
kısık sesle konuşuyor.
- ncğimeri,
ncğimoşeri ark.,
öiöiülaneri,
raferi atn. buruşuk, kırışık. ncğimeri karûali.
buruşuk kağıt.
- ncğiûi,
ncğaûa,
cğaûa
1. mavi. ncğiûi
tolepe süani.
mavi gözlerin. 2. Göze hoş gelmeyen
renk, cırtlak. 3. Kulağa hoş gelmeyen ses, cırlak.
- ncixa,
cixa 1. kale. ncixaşe
kexûu:
kaleye çıktı. 2. (Eskiden
kaleler birer hapishane olarak da kullanıldığından)
hapishane, mahpushane. 3. Zindan.
- nciri
uyku. nciri
mamûu:
uykum kaçtı. nciri var miğun: uykum
yok. nciris kamaxûu:
uykuya girdi. nciri monüa
uğun: uykusu ağır. mancirale.
uykucu, uyumayı çok seven.
- Nciriş
guda not.
Uykuyu çok seven ve sürekli uyumak isteyen, uykucu. si nakore, nciriş guda, ôanda
inciriüo:
sen nesin ki…, uykucu, keşke hep
uyusan.
- nciris
amolva atn.,
nciris amaxtimu ark.
uykuya girmek, uykuya dalmak. bere nciris
amulun: çocuk uykuya giriyor.
- nçaxeri
Çalkalanmış, yayılmış.
nçaxeri
mja. çalkalanmış süt.
- nçala
saman. Lazuûi
nçala: mısır samanı.
nçala sûeri:
saman gibi. ~ oüanu
(not): umursamamak. Si muya uwvare
uwvi
himuk nçaka oüanams:
sen ne dersen de o umursamıyor.
- nçxaüu
atn.,
mçxanüa
tarlalarda yetişen ince yapraklı bir ayrık otu
türü.
- nçxaleri
sırıkla silkelenmiş
olan. nçxaleri
neâi.
silkelenmiş ceviz.(ceviz uzun bir sırıkla silkelenir
ya da rüzgârdan dolayı düşer ve yerden toplanır.
- nçxaliüuüari,
nüali
atn., nçxaluüari
arş., onçxaüale
vi.
ceviz silkelemekte kullanılan
uzun sırık.
- nçxiüeri
eşelenmiş, karıştırılmış.
livadi dolofûis
iri üale
nçxiüeri
bâiri:
bahçeye inince her tarafı eşelenmiş
gördüm.
- nçxuneri
atn.,
nçxvineri ark. ısınmış. nçxuneri
piliûa.
ısınmış soba.
- nçxvari,
çxvari 1. darı.
2. atn.
tanecik, parçacık (‘onçxvaru’ fiilinden).
- Nöiixi,
nöiili
vi.
1.
mec. çok zayıf.
nçiixi steri bere:çok zayıf
çocuk. 2. hiçbir şeyini
başkasına veremeyen, hiçbir şeyini elinden çıkarmaya
yanaşmayan kişi.
- nöala,
öala
ark.
dere kenarlarında bulunan arazi.
- nöala,
öala
ark.,
oruba atn. küçük dere, çay.
- nöara
yazı. nöara
iûus.
yazı okuyor. 2.
ayet, dinsel yazı. nöara
işüinams:
dinsel yazı (okuyanı) dinliyor.
- nöaraloba
edebiyat, yazın. Lazuri nöaraloba.
Laz edebiyatı.
- nöareri
1. yazılmış. üoôas
nöareri
miğun: alnımda
yazılmış. 2.
yazgı, kader. şüuni
nöareri:
bizim yazgımız.
- nöera
arş.,
oûrebi,
oûrebule
atn.,
nüera
ark.
açık ateşin başına konan geniş ocak
taşı.
- nöeri
ark.,
on3xodure atn.
tavan.
- nöineri,
donöineri
atn.,
doöüinderi
ark.
yorgun, yorulmuş. opşa nöineri
vore. çok yorgunum.
- nöolo
vi.,
öüinûi
xp.,
mjiri atn. 1. süt mısır, taze mısır. 2. vi. haşlanmış mısır.
- nöoreri
atn.,
xuûula
vi. delinmiş, delik.
nöoreri
pi3ari: delinmiş
tahta.
- nöuneri
atn.,
möüvineri
ark.
kurutulmuş. nöuneri
minâi.
kurutulmuş minci.
- növaleri
atn.
sağılmış. növaleri
puci. sağılmış inek.
- növaleri
atn.
sağılmış. növaleri
puci. sağılmış inek.
- növeri
atn., möüveri
ark.
kurumuş. növeri
mwu:
kurumuş karayemiş.
- ndğa
meüvateri
atn.,
mçm. günü kesilmiş
- ndğa
gün. ar
ndğa: bir gün. Andğa:
bugün.
- ndğagunâeşa
sağlığa, şerefe
(kadeh kaldırılırken söylenir). ndğagunâeşa
cumalepe do dalepe şüimi:
şerefe (erkek) kardeşlerim!
- ndğaleri
gündüz, gündüzleyin. ndğaleri
mefûare. gündüz geleceğim.
ar ndğaleri diyas: hele bir gündüz olsun.
- ndğeri,
ndğaneri günlük.
muüu
ndğeri makvali. kaç günlük yumurta. muüu
ndğeri dulya giğun?
kaç günlük işin var?
- ndğili,
ndğuli atn.
çürümüş, bayatlamış. ndğili makvali. bayat
yumurta.
- ndğoraneri
atn.,
mdğoraner ark.
az önceki, deminki. ndğuraneri dulya. az önceki iş.
- ndğuleri
1. ark. erimiş. ndğuleri
nukla. erimiş balmumu. 2.
atn. çürümeden dolayı
bulanık bir hal almış, çürümeye yüz tutmuş.
ndğuleri makvali. çürümeye yüz tutmuş yumurta.
- ndğura
atn.,
ndğora ark. demin, az önce. ndğura hak orûu:
az önce burdaydı.
- ndğvaberi
ark.,
ûolo
atn. bayat yumurta.
- ndriüeri,
ndriüoleri
eğilmiş, eğri, eğik,
bükülmüş, bükük. ndriüeri
nca. eğri büğrü (eğik)
ağaç.
- ndula
arş.
toprak testi.
- ndura,
metu atn., nure arş.,
üuûûuni
arş., uca sağır. ndura na on şeni var dvaguren. sağır
olduğu için duyamıyor. uci ndura domayu. kulağım
sağır oldu.
- nefeli
atmaca yakalamakta kullanılan
bir tür tuzak.
- nexi,
inexi deniz alabalığı. wiwi
dolonöams
do nexi gamiğams (atn., dnot.).
solucan koyup alabalık çıkarıyor (çok cimri kişiler
için söylenir.).
- neüna
ark.,
eüna
atn.
kapı. neüna
molizdu. kapıyı çekti.
- Nena
atn., xp., nina
meg.
1. dil. nena
memaxvaûu:
dilimi ısırdım. 2. lisan. Lazuri nena: Laz
dili. 3. ses. nena
momçi mevulu: ses ver geliyorum. 4.
söz.
-
Nena dodvalu susmak.
Puci
şüimik
huşa mğorumûu,
nena ağani dodu: sığırım
şimdiye dek böğürüyordu, yeni sustu.
- nena
elaöapxu
arş.,
not. ‘iğneleyici
konuşmak, iğnelemek’.
- nena
ela3onu arş.,
not. dokundurucu konuşmak’.
- nena
goktimu ark.,
not. terslemek, cevap vermek, karşılık vermek.
muya vuwvinati
nena var gomiktu: ne dediysemde terslemedi,
cevap vermedi.
-
Nena gekturu ark.,
not. Cevap
vermek, yanıtlamak, sorulan bir soruya karşılık
vermek.
- nena
meçamu atn.,
not.
‘ses vermek, cevap vermek’.
- nena
meçamuşe olva atn.,
not. ölü evine baş sağlığı
dilemeye gitmek. a nena
meçamuşeti var males: bir baş sağlığı
dilemeye dahi gidemedik.
- Nena
meğmalu sesi kısılmak
(sağlık nedeniyle). üaûa
vizabunare nena memağen: her hasta
oluşumda sesim kısılır.
- Nena
meğmaleri kısık sesli,
sesi kısılmış olan (sağlık nedeni
ile). Nena meğmaleri
mo giğun? niçin sesin kısık?
- nena
mencğileri atn.
kısık sesli. Ham
ndğalepes nena mencğileri miğun: bu aralar
sesim kısık.
- Nena
mencğilu atn.
sesi kısılmak. Nena
memancğilu: sesim kısıldı.
- nena
menwalu
atn.,
not. ‘yaklaşabilmek, dokunabilmek’.
nena var ninwen:
birşey söylenmiyor, çok tepkisel.
- nena
meoğmalu vi.,
not.
‘konuşurken dili sürçmek, söylemek
istediğini değilde başka bir kelimeyi söylemek’.
- nena
oüonöu
arş., not. dilleşmek,
kavga etmek, tartışmak, dil kavgası yapmak.
- nena
ovalu atn.,
not. 1.
kötü söz söylemek. oçi ma nena avalu helali to ayas: madem
bana kötü söz söyleyebildi helal olsun ona. 2. arş. söylediğini
yapmama, yapacak gücü, iradesi olmama durumu.
- nenaçkinale
dil bilgini, filolog.
- nenapuna
söz dağarcığı,
sözlük, lûgat. Lazuri-Turkuli
nenapuna: Lazca-türkçe lûgat.
- nenaz
gedvalu ark.,
nena cedvalu arş.
dilimin ucunda. nenaz gemiâin,
var matkven: dilimin ucunda ama söyleyemiyorum.
- Nene(r)i
atn.,
didamôiluri,
kçinüoüari
vi.,
didamangisa arş.
çocukların tarlaya girmelerini engellemek için uydurulan
bir tür öcü. söylentiye göre nenei çirkin ve kötüdür. çok yaşlı
ve dağınık ak saçları vardır. elinde
eğri bir sopa (üuüula)
vardır. bahçeye girip salatalık koparan çocuğun
ayağına bu eğri sopayı takar ve çocuğu
bilinmeyene doğru çeker. onu kendi karalık dünyasına
götürür.
- nenoni
atn.
konuşkan, sıcak kanlı, capcanlı. nenoni
nusa: sıcak kanlı gelin.
- neôre
1. asık suratlı, soğuk.
neôre
üoçi:
asık suratlı, soğuk adam. 2.
inat.
- nergi
xp.
kütük.
- nergi
xp.,
pşkvela ark., mşüvela
atn.
fidan.
- neâepuna
atn.,
neâona
vi.
cevizlik, ceviz ağacının
çok olduğu yer.
- neâi
1. Ceviz ağacı. 2. Ceviz
meyvesi. neâi
ûaxums:
ceviz kırıyor.
- neâimonöinale
cevizleri olgunlaştırdığına
inanılan kabuklu bir böcek türü.
- ngeni
ark.,
nceni atn. dana. 3ad. Nceni.
- ngola
yayla. ngolas
empula yulun: yaylaya duman yayılıyor.
- gola
yayla. 3ad. ngola.
- ngola
üvari,
üvarûoroci
xp., mçurçi atn. alakarga kuşu.
- üngola
üüvinöaxi
xp.,
üüaxiü
ark. dağ
ispinozu.
- ngolamumuli
atn.,
golamamuli vi.,
oôeôeli
çavuş kuşu, ibibik kuşu.
- nisa
xp.,
nusa atn. gelin. Lazuri nusa: Laz
gelini.
- Nişi
Üçüncü çoğul şahıs iyelik
eki. Oxori nişi: evleri.
- nişebura
xp.,
ninteşebura ark., hineburi atn.
kendilerine özgü, kendilerince. nişebura dulya uğunan:
kendilerine özgü işleri var.
- nksinorace
ark.,
manksinale atn.
1. osurucu. 2. ark.
yeşil renkli osurgan bir böcek.
- nüala,
üala
vi. taş tepsi.
2-3 cm. derinliğe sahiptir. ‘gresta’ dan farklı.
- nüalera
atn.
ineğin kuyruk kıllarıyla döşenmiş kuş
tuzağı.
- nüaleri
atn.
1. toparlanmış,
kaldırılmış öte beri. 2.
döşenmiş kuş tuzağı.
- nüali,
onçxaüale
vi.,
nçxaliüuüari
atn., nçxaluüari
arş. ceviz silkelemekte
kullanılan uzun sırık.
- nüola
atn.
üila
xp. anahtar, kilit.
nüola
gundunu. anahtarı kaybetti.
- nüoleri
atn.,
nüileri
xp.
kilitli, kilitlenmiş, nüoleri
neüna:
kilitlenmiş kapı.
- nüoli
ark.,
müoli
atn.
çekirge. müolik
nuüaôams:
çekirge zıplıyor.
- nüoma
xp.,
üoma
atn.,
müoma
arş.
duman. ma dobğuriyi oxori şüimis nüoma
var to exûas:
ben ölünce bir ihtimal evimden, evimin bacasından duman tütmeyecek.
- Nobağule,
bağu ambar, erzak konulan yer.
3ad. Bağu.
- noçxeşe
atn.,
angi vi. bulaşık. Noçxeşepe
ôi
çxuşe naşüu:
bulaşıkları yıkamadan
bıraktı.
- noçxeşe
wai
atn., menoçxe
ark. bulaşık suyu.
- noçite,
noçitale bir odunun yarılmasıyla elde edilen parçalardan
her biri, odun yarması, yarma.
- Noderi,
üalo
ark., meci
atn., meji
arş. imece. 3ad. Meci.
- nogure
ülkü, ideal, hedef.
- Meci,
Noderi, üalo,
meji imece. Dişüa
mecişe miyoxes: bizi odun taşıma
imecesine çağırdılar.
- noğa
çarşı. noğaşe
vulu: çarşıya gidiyorum.
- noğadixa
1. çarşı arazisi. 2.
ğvandi (çayırdüzü) köyünde bir arazi adı.
- noğame
nişanlı erkek.
- noğamisa
nişanlı kız.
- noğari
ark.,
noğanuri atn. 1. çarşılı,
şehirli. 2. Burjuvazi,
kodaman.
- Nintere
vi.
kendileri (üçüncü çoğul şahıs
zamiri). ninterek miwes:
kendileri söyledi. Gyari nişi ninterek öüomes:
yemeklerini kendileri yediler.
- noxabi
xp.
nazlı. noxabi üulani.
nazlı kız.
- noxaôule
ark.,
noxlaôe
atn. yonga, ağaç
yontusu.
- noxexe
vi.
odunun hızar ile kesilmesi sonucu oluşan toz, talaş.
- noxene
yapıt, eser. (kay: xasani helimişi). Helimişişi noxenepe Lazepe şeni dido beciûi
ren: helimişi’nin eserleri Lazlar
için büyük öneme sahiptir.
- noxi
halı. üaûu
noxis cexes: kedi halının
üzerine oturuyor.
- noxlamsu
‘kutsanmış yer’ anlamına
gelen, pazar ilçesinin 10 km içinde bir köy adı (hasköy-yavuz
köyü).
- noxmare
birileri tarafından kullanılan,
kumanda edilen. ameriüaşi
noxmare. amerikanın kullandığı, kumanda ettiği.
- noxore
ark.
yendikten sonra kalan çekirdekli meyve artığı.
- nokteisa,
nonterisa aynı
kocayı paylaşan kadınlardan biri, kuma.
- noüançxule
öksü, köz halinde ateşten çıkarılmış
odun.
- noüepi
ark., nonöepi
arş.,
mûva
atn.
iplik. Çxindis noüepi
kogoşudu: burnuna ip geçirdi.
- noüi
xp.,
noüe,
kerani ark., noröi,
derani atn., otantik
Laz evlerinde ahır ve ahırın üstündeki oda arasına
yapılan, ahır kokusunun odaya gelmesini engelleyen ara
bölme.
- noüroôe
atn., üurüa
ark.,
üomôera
arş.,
purca mısır koçanında taneleri alındıktan
sonra geriye kalan sap.
- noüroôe
oxorina atn.
çocukların taneleri alınmış mısır
koçanlarından yaptıkları oyuncak ev.
- noüunçxene
xp.
ayak izi. noüuçxenepe
çkimi xopas koren. hopa’da ayak izlerim
var.
- noüveti
ark. aynı, tıpkı
(giyecekler için).
- nomandene,
lomandene dini yapıların bulunduğu ya da dinsel
olarak (tapınmada vs). değer taşıyan yer.
nerdeyse tüm Laz köylerinde bu isimle anılan yerler vardır.
noxlamsu ve ğvandi köylerinde yer adı. “lome” arhavide
büyük bir kilisenin bulunduğu ve halkın ziyaret ettiği
bir köy.
- nomure
ark.
tomruk. nomurepe orginu:
tomrukları yuvarladı.
- noncirapu
vi.
1. yeterince uyuyamamış,
kısa bir süre uyuduktan sonra uyanmış olan, uykusunu
alamamış olan. noncirapu
bere: yeterince uyuyamamış, uykusuz çocuk.
2. Uyutulması gereken (çocuk).
- nondi
atn.,
ondi xp. 1. bilinmeyen bir şey,
herhangi bir şey. nondi
giwvaûu:
şey diyecektim. 2. Şey…,
yani. nondi,
mutxa giwvaûu:
şey…, yani, bir şey diyecektim.
- nonâgile,
oâinâgale
vi.,
üibronâgilaşe
atn., ela3i3olaşe
kürdan.
- non3xone
xp.,
n3xoni lohusa ineğin
sütünden yapılan bir tür sütlü yiyecek.
- noôi3xale
ark.,
noôinwüale
xp.,
dişüa
pi3xolya atn.
ince odun parçası, kıymık.
- noôrani
vi.,
neôre
atn.
1. inat. noôrani
üoçi:
inat adam. 2. Vi. yer adı.
- nosi
atn.,
ğnosi xp., öüua
meg. Akıl, us. nosi
var uğun: aklı yok. ~ meolva: aklını kaçırmak,
akıldan çıkmak.
- nosi
donweri
atn.,
not. akıl deryası.
- nosi
goşobğalu ark.,
nosi ontasu atn.,
not. 1. zihni dağılmak, dikkatini verememek. 2. zihnini dağıtmak.
- nosi
omûinu
not.
aklını kaçırmak, aklını
yitirmek.
- nosi
tutxu not.
aklı kıt, seyrek akıllı,
aklı az.
- nosi
ezdalu ark.,
nosi exozdalu ark.,not.
aklı ermek, aklı almak, aklı kesmek. nosik
var emizdams: aklım kesmiyor.
- nosişen
gamaxtimu ark.,
nosişe gamolva atn.,
not. çıldırmak, akıldan olmak. nosişen
kogamapti: akıldan çıktım, akıldan oldum.
- nosiyayi
atn.,
ğnosiyar ark. akıllı. nosiyayi bere:
akıllı çocuk.
- nosta
xp., nostoni ark. lezzet. uşkuriz
nosta var uğun: elmanın tadı yok.
- nostoneri,
nostonyayi xp. lezzetli.
nostoneri gyari: lezzetli yemek.
- noşüeri
atn.,
noşkeri ark.
odun kömürü. nöari
do noşüerite
nöari
(dnot.): “yazda istersen
kömürle yaz”.
- noşoni
atn., owude
ark.,
olawude
arş.
raf, terek. üuzi
noşonis kogolasvaru: kaşıkları
rafta dizdi.
- notkvame
1.
deyim. 2. atasözü.
3. söylenmiş söz. nanaşi notkvamepe. annenin söylemiş
olduğu sözler.
- noûe
ark.
çıra.
- noûexi
ark. ekmek parçası.
a noûexi
gyari: bir parça ekmek.
- noûepuna
ark.
çıralık, çıraların bir arada konulduğu
yer.
- noveli
atn. iz. üuçxe
noveli: ayak izi.
- no3in3xale
ark.
kıvılcım.
- nowilexi
ark.
cevizin sıkılıp yağı çıkarıldıktan
sonra kalan katı kısım, posa.
- nowinwale
xp.,
wilidi,
wilindi
atn. ateşten çıkan
kıvılcım, ateş parçası.
- no3xone
seçilmiş, geride/arta kalan, seçinti.
Çkim no3xonepe çkvak üorobums:
benim seçimimden arta kalanları
başkaları topluyor.
- ntasi,
tasi atn., öüemi
xp.
1. tohum. xaci
ntasi: fasülye tohumu. 2. Döl. Mişi
ntasi on do muya iyaseûu:
kimin dölü ki ne olacaktı.
- ntxalayi
xp.,
mxalale vi., mxolule atn.,
mxululi, mxalari arş.
kertenkele.
- ntxirepuna
fındıklık. müyapu ntxirepunas kamaxtu:
çakal fındıklığa girdi.
- ntxiri,
txiri fındık. ntxiri
imxos. fındık yiyor.
- ntxolo,
txolo ark. 1. pekmez pişirilirken
kazanın üstünde oluşan köpük. 2.
pekmez pişirilirken kazanın altında kalan tortu.
- ntxoza,
ntxozva örgü. toma ntxoza. saç örgüsü.
- ntxozeri
atn.,
ntxozer ark. örülmüş. ntxozeri toma. örülmüş saç.
- ntoli,
toli 1. tane.
lobyaşi ntoli. fasülye tanesi. muüu
ntoli neâi.
kaç tane ceviz. 2.
Herhangi bir canlının gözü. 3. Suyun gözü, suyun çıktığı
yer.
wüar
toli: suyun çıktığı
yer.
- nûoleri
atn.
bulanmış. öoöoxis
nûoleri
geci: çamura bulanmış domuz.
- nûrineri
sığdırılmış.
- nûro3a
vi.,
ceşüvapa
atn. kopuk, heyelan.
- nûro3eri
vi., ceşüveri
atn. kopuk, heyelanlı
yer (toprak için).
- nuxu
vi.
iki avuç ayarında bir ölçek.
- nukla
vi.,
luüna
atn.,
luüuna
mum. nukla
kyona: mum ışığı.
- nuüuövala
ark.
ağızda oluşan yanma.
- Nuüu,
numüu
1. atn.
çene. nuüu
mwuli:
sivri çeneli. 2.
ark. yüz, sima.
- nuüumöita
çenesinde kızıllık bulunan bir kuş.
- nuüuôakşi
atn.,
üiüiliôakşi
vi.,
üibirğula
xp. çapraz gaga kuşu.
- nunu
ark.,
xoxo atn. çocuk dilinde öcü.
- nusa
atn.,
nisa xp. gelin. Lazuri
nusa: Laz gelini.
- nusava
atn.,
nisağa xp. elti. Nusavape çkar var oüuveluran: eltiler hiç anlaşamıyorlar.
- nisağa
xp. Elti. 3ad.
nusava.
- Nusaliüoba
vi.,
nusaloba
atn.
1. gelin olma durumu, gelinlik. 2.
Yeni gelinin geleneklere uygun olarak belli bir süre yerine getirmesi
gereken görevler ve göstermesi gereken davranışlar bütünü.
- nâeli
atn.
bir şeyin iyi olan kısmı; toprağın verimli
olanı, etin kemiksiz olanı. nâeli
leûa:
verimli toprak. nâeli
xorwi:
kemiksiz et. ~
leûa:
verimli toprak. ~ xorwi:
kemiksiz et.
- nâgiperi
tıka basa dolu, tıklım
tıklım. mcveşis
dugunepes, odape nâgiperi
iyeûu:
eski düğünlerde odalar insanlarla tıka basa dolu olurdu.
- nâğala
atn.,
âğala
arş.
doyasıya. nâğala
cari pşüomi.
doyasıya yemek yedim.
- nâğeri
atn.,
âğeri
arş.,
vi. 1.
doymuş, tok. korba
nzğeri miğun: karnım tok. Nzğeri,
unzğuşi iri hak orûes:
açı, toku hepsi burdaydı.
2. doyurulmuş.
- nâi
ark.,
bizi atn. arı iğnesi.
- nâila
atn.
artık., fazlalık. nâila
wana:
artık yıl.
- nâis
gexunu ark.,
kankas cexunu atn., not. istim üstünde olmak, diken üstünde oturmak, sürekli tedirgin
olmak. nâis
gexes: istim üstünde oturuyor, tedirgin.
- n3a,
m3a gök. n3aş
neünaşen
mskvanoba melu doren: göğün kapısından
güzellikler saçılmış. N3aşa
exûi
(ox.): göklere yüksel, şad ol;
bir teşekkür.
- n3açxa,
3açxa, çaçxa (<n3a dğa: gök günü) perşembe günü.
- n3axepuna
ağaç üzerinde kurumuş diken
yığını.
- n3axi
sarılı olduğu ağaçların üzerinde kurumuş
haldeki iri diken.
- n3ana
nar bülbülü kuşu, cennet kuşu.
Laz halk inancına göre “n3ana”; gök gürlerken gökyüzünü bacaklarını
dayayarak tutar. Aksi halde gökyüzünün üzerimize çökeceğine inanılır. Bu yüzden
bu kuş kutsal kabul edilir ve dokunulmaz. n3ana
bore n3ana bore/ şkit oxoriş mskvana bore: ben n3ana’yım n3ana’yım/
yedi evin güzeliyim.
- n3aorûapu
atn., n3aoûüabu
ark., run3i
xp., ûururu3i
arş. gök kuşağı.
n3a orûapu
kogamaxûu:
gök kuşağı çıktı.
- n3aşa
extimu 1. Not. Göğe ermek, Yücelmek.
2. Not. muradına ermek. 3. Not. Kutsanmak. 4. Ox. bir teşekkür.
- n3omi
1. vi. yağı çıkarılmak
üzere dibekte ezilen cevizin lapa kıvamındaki durumu.
2. xp. hamur. n3omi
du3xuş gobis dokiminu: hamuru ıhlamur ağacından
yapılma ekmek teknesinde yoğurdu. (kay: lô.).
- nwai
at, inek gibi hayvanların kuyruk
kılı.
- nwineri
atn.,
nwüineri
ark.
1. erimiş olan sıvı, sıvının erimiş
hali, eriyik. n3ineri mcumu. erimiş tuz. 2. Katılığı giderilmiş/inceltilmiş
sıvı. Nwineri
meyaperi: su katılarak inceltilmiş
yoğurt.
- nwopule
ark. okul. nwopulepe
goinwüu:
okullar açıldı.
- N3a neüna
ark., n3a
eüna
atn. gök kapısı. Lazların
paganist inançlarında ölen birinin ruhunun aya gideceğine
inanılırdı. Bir insan ölünce “gök kapısı”
açılır ve bu kapıdan geçerek aya ulaşılır.
A mitxa ğuruûaşa
n3a eüna
goninwen:
birisi ölürken gök kapısı
açılır.
- nwopuleri
ark., sloôeri
atn. 1.
terbiyeli, terbiye edilmiş, ıslah edilmiş. 2.
eğitilmiş, eğitimli, eğitim görmüş.
- onwopuloni
ark., osloôoni
atn.
1. Terbiye edilmesi gereken, ıslah
edilmesi gereken. 2. Eğitilmesi gereken.
- osloôoni
atn., onwopuloni
ark.
3ad.
onwopuloni.
- nwuüina
ark., üiüiwa
atn.
kıvırcık saç, bukle halindeki saç.
- n3xala,
m3xace, m3xade
hayal aleminde, hayalde.
- n3xeni
at. n3xeni
cexuneri mulun: ata binmiş geliyor.
- n3xeni
leri atn.
sahlep kökü.
- n3xiüepuna
atn.
çalı çırpının olduğu yer.
- n3xiüi,
3xiüi
çalı çırpı.
- n3xili
atn.,
m3xili arş. 1. leş üzerinde
ve bağırsakta üreyen kurtçuk. 2.
eskimiş peynir vs. üzerinde oluşan kurtçuk.
- n3xili
muûri
atn.,
3ximuûi,
3kimuûi
ark.
3ilimunûri
yeni dünya bitkisi ve meyvesi.
- n3xoni
atn.,
vi., no3xone ark. 1. ineğin ilk
sütü. 2. lohusa ineğin
sütünden yapılan yemek.
- 3xoni
atn.,
vi., no3xone ark. 3ad. N3xoni.
- n3xuüu
ark. 1.
buruşmuş, buruşuk (ısı kaynaklı).
- n3xuüu
atn.
1. çıplak, yalın.
n3xuüu
üuçxepete
guluûes:
çıplak ayaklarla dolaşıyorlardı.
2. kılıfsız. doüanaşe
n3xuüu
deli3onams: tabancayı beline kılıfsız
takıyor
DİDİ LAZURİ NENAPUNA |
|
Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük
Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...
25 Bin Lazca kelime
Binlerce deyim ve atasözü
Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
ISBN: 978-975-9187-40-8 Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
|
[Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| |
|
|
|
|
|