
- obadera
atn.,
obadaliüi
vi.
yaşlılık dönemi (erkek
için). obaderas xvala kodoskidu!
yaşlılıkta yalnız (başına) kaldı!
- obadu
yaşlanmak (erkek için). aşüva
cuma şüimi
ti dibadu: artık erkek kardeşim
de yaşlandı.
- obalaüaru
atn.,
oxvewu
vi.,
oxvewebu
ark. yalvarmak. hiüu
dovobalaüari
na ti vuwvi
var u: o kadar yalvardıysam da
dediğimi yapmadı.
- obanbanu
vi.
1. (yaşlılıktan ötürü)
hantallaşmak, iş göremeyecek duruma gelmek. 2. (yaşlılıktan
ötürü) unutkanlaşmak.
- obandalu
sendelemek, tökezlemek. abandalu
do colu: sendeledi ve düştü.
- orosôi,
bardeli arş.,
wuraüa
ark.
orospu, aşifte. orosôipe
şüala
mot gulur!: orospularla dolaşma!
- obaniüu
vi.,
obraniüu
atn.
1. koyun ya da keçi yününün ezilerek
kabalak yapılması fiili. 2. kazılmış bir arazinin üzerinde gezinilmesi sonucu
toprağın basılması fiili. leûa
dibaniüu:
toprak üzerinde gezildiği için
iyice basıldı. oncire dibaniüu:
yatak, üzerinde çok yatılmasından
ötürü basıldı.
- obarbalu
dırdır yapmak, konuşup durmak. ôici
var dugutun, ôanda
barbalams: ağzı durmuyor,
hep dırdır ediyor.
- obardale
atn., bardinca ark.
etrafına mısır samanı yığmakta kullanılan
uzun ve kalınca kazık. nçala
ğuvelepe obardales kogusvares: mısır bağlarını
uzun kazığın etrafına dizdiler.
- obardu
uzun ve kalınca bir kazığın çevresinde (saman,
yaprak vs.yi) yığmak, yığın yapmak. nçalape
dobardu. mısır samanlarını uzun bir kazığın
etrafına yığdı.
- obargalu
ark.,
oûaüulu
atn. takırdatmak.
neüna
bargalums: kapıyı takırdatıyor.
- obaru
1. esmek. ixi ibas/bars.
rüzgâr esiyor. 2.
üflemek. nana şüimik
pupulis mibarams: annem çıbanıma
üflüyor.
- obecğu, obecğelu 1.
ark. çığırmak.
2. atn. bağırmak
(kötü ve ürkünç bir sesle). Becğums/becğelums:
ürkünç bir sesle bağırıyor. 3.
ark., mec. birine kızıp
bağırmak, fırçalamak.
- obeçu
atn., oberçu
arş. 1. meşgul
etmek. dulya miğun
mot mobeçam! işim var beni meşgul etme! 2.
meşgul olmak. opşa
vibeçi hanepes, leba mayasere! çok meşgul oldum buralarda
geç kalacağım!
- obedi
1. ark. kütük. 2. vi.
genellikle ağaçların gövde ya da dallarında oluşan
kabarıklık.
- obergu
çapalamak, bellemek. nana
şüimik
livadi bergums: annem bahçeyi çapalıyor.
- oberi
cx. 1. keten ile yapılan dokuma, ketenden imal edilen kumaş.
~ oşvalu: keten
dokumak. didi şüimik
oberi şums: babaannem keten dokuyor.
2. dokuma makinesi.
- obgarinu
ağlatmak. bere obgarinams: çocuğu ağlatıyor.
- obgaroni
1. ağlamaklık, ağlanması
gereken durum, acıklı durum, dramatik. obgaroni
voret do bdi3amt! ağlanacak durumdayız ama gülüyoruz.
obgaroni dulya ivu: ağlamaklık
iş oldu. 2. Ağlayacak/ ağlayabilecek durumda. Si obgaroni vare: Sen ağlayabilecek durumda değilsin.
- obgaru
1. ağlamak. berek ibgas: çocuk ağlıyor. ma vibga si di3am. ben
ağlıyorum sen gülüyorsun! 2.
mec. dert yanmak. bedigoöveri
cuma şüimik
ôanda
ma mabgars: bahtıkara kardeşim
hep bana dert yanar.
- obğe
1. yuva. üinçik
obğe doyu. kuş yuvasını
yaptı. 2. ineğin
doğumdan sonra çıkardığı ve doğum
öncesi buzağıyı saran zar. 3. Bir hayvan türünün
çokça bulunduğu yer. Mtutiş
obğe: ayı yuvası, ayıların çokça
bulunduğu yer.
- obğu
1. traş etmek
(sakal). ôaôuli
muşis pimpili ubğams: Dedesinin
sakalını traş ediyor. 2.
traş olmak. pimpili
ibğams: traş oluyor (kendi kendine). 3.
arş. çoğul
(fasülye gibi) nesneleri atmak/dökmek.
- obincolu,
oüusûoru
atn.,
ocunculu vi., obencelu
ark. 1. köreltmek (kesici aletler için). buröulis
ôici
dubincolu: baltanın ağzını
köreltti. 2. körelmek.
- obiraşe
atn.,
osteron ark. oyuncak.
beres obiraşe nuxires:
çocuğun oyuncağını çaldılar.
- obiru
ark.,
oûrağodu
atn.
Türkü/şarkı söylemek. Lazuri
üulanepek
hem xaçkuman hem ibinan: Laz kızları
hem tarlayı ekiyor hemde türkü söylüyor.
- obiru
atn.,
osteru ark. 1. oyun
oynamak. berepe oüiüorobes
do ibiran: tüm çocuklar bir araya gelip
oyun oynuyorlar. mot ibir!
oynama! bere sûeri
ibirs/ . çocuk gibi oynuyor. 2.
oyun oynatmak.
- obleâgu
ark.,
oğvaüu
atn. kusma teşebbüsünde
bulunmak ancak kusamamak. Bleâgums/ğvaüums:
kusmaya çalışıyor ancak kusamıyor.
- obodale,
bodaüali
atn.,
owiloni
vi.
owilaşe
ark. (Uzak dallardaki)
meyveleri toplamada kullanılan bir araç. bir sırığın
çatal ucuna ağ bağlanarak toplanan meyvelerin buraya
düşmesi sağlanır. mendra
arapes na nonças m3xulepe owilu
şeni obodale voxmaramt/vixmart: uzak
dallardaki armutları toplamak için 'obodale' kullanıyoruz.
- obodu
1. oyalanmak, eğlenmek, zaman
geçirmek (gereksiz yere, anlamsızca). gzalepes
mot ibode! yollarda oyalanma, zaman geçirme! vibode, ora golovuûoçam:
eğleniyorum, zaman geçiriyorum! 2. xp. uğraşmak,
bir şeyle meşgul olmak. nenapuna üala
viboder. sözlükle uğraşıyorum, meşgul oluyorum.
- obomkvalu
vi.
cx.
mısır koçanı tanelerinin
hiç çıkmaması veya çocuk dişi büyüklüğünde
çıkması ve normal büyüklüğüne ulaşamaması.
Lazuûi
dibomku doren. mısır koçanı
tane vermedi/çocuk dişi büyüklüğü kadar tane verdi.
- obonu
vi.,
ombonu atn.
1. yıkamak (canlı). xe
ibonams: elini yıkıyor. ğureri
dobones: ölüyü yıkadılar. 2.
yıkanmak (canlılar için). ibonams:
yıkanıyor.
- oboynu
xp.,
eşaborinu ark.,
gamabarinu, gamaborinu
vi., emğuru atn.
geğirmek.
- obriwu
1. yıpratmak, eskitmek. ar
tutas a wendeöi
dobriwu:
bir ayda bir çorap yıprattı,
eskitti. 2. yıpranmak, eskimek. porça
domabriwu:
gömleğim eskidi.
- ?obroüu
atn.,
mec. debelenmek, tepinmek, tepinip
durmak. xaşüeri
livadis ibroüaman:
ekili tarlada debeleniyorlar.
- ?obulozgu
atn.
tepinmek, tepinip durmak, sağa sola dönmek, dönüp durmak.
var incirs do öumanişa oncires
ibulozgen. uyumayıp sabaha kadar yatakta tepiniyor, tepinip
duruyor.
- obunbulu
atn.,
odundulu arş.
mırıldanmak, kendi başına konuşmak, söylenmek.
ar mutxa bunbulams: bir şey mırıldanıyor.
obunbulu kocagu. kendi kendine konuşmaya, mırıldanmaya
alıştı.
- obundgolu
xp.,
ofûilu
atn., ostiku
vi. yolmak. kotume bundgolums:
tavuk yoluyor.
- obundolu
ark.
yavaş ve uyuşuk bir biçimde
hareket etmek.
- oburdu
atn., obuldu arş.
kırış kırış olmak, buruşmak.
ôici
demiburdu. ağzım buruştu. mjalva
doburdu. sütün üstü kırış kırış
oldu (kaymak bağlayarak).
- oburi
atn.,
üaûüaôi
vi.
hayalet, hortlak. seri komoxûui
gale mot gamulu oburepe guluran: gece
dışarı çıkma hayaletler dolaşıyor.
- oburu
atn.
iğne ile dikmek, yamamak. didi
şüimik
anteri miburams: baba annem kazağımı
yamıyor.
- obuzgolu
karıncalanmak, vücutta böcek gezinmesi gibi bir hisse kapılmak.
ar mutxak mibuzgolams: bir
şey vücudumda geziniyor.
- obu3xale, bu3xi vi., refani, ğefani atn. tırmık.
obu3xalete buûüape
dokosu: tırmıkla yaprakları
temizledi.
- obu3xu
1. tırmıkla işlemek.
livadis mûa
bu3xums: bahçede otları tırmıklıyor. 2.
eşelemek, tırnaklamak. leûa
bu3xums: toprağı eşeliyor.
- obziûilinu
fışkırtmak (sıvı). wüari
obziûilinams:
suyu fışkırtıyor.
- obziûilu
fışkırmak (sıvı). xami
moüusvesis
puci alişe din3xiri ibziûilu:
bıçakla kestiklerinde ineğin
boğazından kan fışkırdı.
- ocacu
bitkileri ayakla ezmek, çiğnemek. mûalepe
docacu. otları çiğnedi.
- ocangu
ark.
1. kazımak. üapça
ûağani
cangums: hamsi tavasını kazıyor.
2. xp. tırmalamak.
- ocare
arş., ogyare
ark. yemek yenilen yer; mutfak.
- ogyare
ark.
3ad. ocare.
- ocaru
atn., ogyaru
ark. 1. yemlemek,
yemek vermek. berepe dobcari:
çocukları yemledim, çocuklara yemek verdim. 2.
yemek yemek. dido mamşüorinu
dorûu,
oxorişa mopti üala
debicari: çok acıkmıştım,
eve gelir gelmez yemek yedim.
- ocera
atn. inanç. ham
mişe dozdu, mutis ocera var uğun! bu kimden çekti,
hiçbir şeye inancı yok.
- oceroni, ocironi atn. inandırıcı,
inanılabilir. oceroni
ixaôas:
inandırıcı konuşuyor.
ûüupe
varocironi var on/ ren: dedikleri inanılmayacak
gibi değil.
- oceru, ociru 1. inanmak.
üaûa
na tku maceru. her dediğine inandım.
mo gaceras e guri: inanma
yüreğim! 2. inandırmak.
üaûa
na miwvanene
var viceram. bana her söylenene kendimi
inandırmıyorum. giceram.
sana inanıyorum. 3. İkna etmek. Muyapete
voceri: nelerle ikna ettim. 4. İkna olmak. Muya miwu
na ti var maceru: ne dediyse de ikna
olmadım.
- ocğore
ark., oncğure arş.,
oncğore atn. ayıp,
utanma. gzas var elapsaman,
ocğoren. yolun kenarında işemezler, ayıptır.
ocğore dulya mot ikum: utanılacak iş yapma, ayıp
iş yapma.
- ocğore
ovapu ark.,
oncğore oyapu atn.
utanmak, ayıbına gitmek, arlanmak.
- ocibalu
atn., oncupalu ark.
kapmak, kapışmak. ar
mutxa koâirui
yeine icibalams: bir şey buldumu
hemen kapıyor.
- ociboni
atn.,
oguboni ark. 1. pişirimlik.
Ar ociboni Lazuûi:
bir pişirimlik mısır.
2. Pişirilmesi gereken.
- ocibu
atn.,
ogubu ark. 1.
pişmek. luu dicibu. lahana pişti. 2.
pişirmek. lu docibu. lahanayı pişirdi.
- ocoxu
ark.,
oyoxu atn. 1.
çağırmak. melenüaleşe
micoxu: karşıdan beni çağırdı. 2.
isim vermek, isim koymak.
- oçaçamidu
atn. pörsümek, kurumaya yüz tutmak. nçayepe diçaçamidu. çaylar
pörsüdü, kurumaya yüz tuttu.
- oçaçxalu
çağlamak, fokurdamak. orubak
çaçxalams: dere çağlıyor.
- oçaçxuru
atn.
sıtma nöbetine tutulmak, hastalıktan dolayı titremek.
Açaçxuren: sıtma nobetine tutuldu, titriyor.
- oçambre
atn.,
vi., onçamure xp.
dibek. üaûa
Lazi oxoris ar oçambre eladgun/eladgin. her
Lazın evinde bir dibek vardır.
- oçambru
atn.
dibekte dövmek. mdiüa
çambrums: buğdayı dibekte
dövüyor.
- oçaminu
ark.,
onçaminu, onçamu 1.
kaşımak. üapula
uçaminams: sırtını kaşıyor. 2.
kaşınmak. xepe açaminen do va dvadgitinen. eli kaşınıyor,
kaşıntıdan yerinde duramıyor. 3.
kaşıntı.
- oçançu
1. vi. gereksiz yere
konuşmak, boş konuşmak, fuzuli konuşmak. çançums:
fuzuli konuşuyor. 2.
ark. bir şeyi karıştırmak. 3. ark. müstehcen konuşmak.
hawi
mot çançum? niye müstehçen konuşuyorsun?
- oçangu
atn. 1. iki lafı
bir araya getirememek, kem küm etmek. oxaôaru
var uşüun,
çangums: konuşmasını bilmiyor, kem küm ediyor.
üoçi
sûeri
ixaôari,
mot çangum. adam gibi konuş, kem küm etme.
- oçanu,
onçanu 1. ürün vermek,
meyve vermek. m3xuli içanen. armut ürün veriyor. lobya diçanu.
fasülye ürün verdi. 2.
tutturmak, iliştirmek.
- oçxalu,
oçxu 1. yıkamak. noçxeşepe
çxams: bulaşıkları yıkıyor. 2. ark.
kasıp kavurmak (güneş için). mjorak
çxums: güneş kasıp kavuruyor.
- oçxanûu
ark., oçxaûu
atn. parıldamak,
göz kamaştırmak, ışıldamak. mjorak çxaûums:
güneş ışıldıyor.
- oçxaôalinu
atn. çalkalanmak. wari/zuğa
içxaôalinen:
su/deniz çalkalanıyor.
- oçxaôalu
1. vi. yüzmeyi bilmeyen birisinin yüzmek
için çabalaması ve bu çaba sırasında suda çıkardığı
ses. cuma çkimis omçviru var uçkin, çxaôalams:
kardeşim yüzme bilmiyor, çabalayıp duruyor. 2. vi. suyla
fazlasıyla uğraşmak. ôici
bibonare ya do na amaxtu, jur saaûi
ren baynoz molaxen, çxaôalams:
yüzünü yıkamak için girdi, iki saattir banyoda, suyla uğraşıyor.
- oçxaôu
vi.
ısırgan otunun vücudun herhangi
bir yerine değmesi/sürünmesi sonucu yanma veya kaşıntı
duymak. Buği ôöüorumûişa
xepe domaçxaôu:
“buği” keserken ısırgan
otu değdi ve ellerimde kaşıntı yaptı.
- oçxaôule
vi.,
çxaôule
ark., ûuûuci
atn., diöüibi
xp. ısırgan
otu.
- oçxaôulu
atn. 1.
karışmak, karışık hale gelmek. dulyape
diçxaôulu:
işler karıştı. 2.
karıştırmak, karışık hale getirmek.
dulyape doçxaôulu:
işleri karıştırdı.
- oçxe
1. Bıçak ya da kılıç kını. xami
oçxes kodolo3onu: bıçağı kınına soktu.
2. Kılıf.
- oçxiüu
vi., onçxiüu
atn., onçxiüolu
xp. 1.
Toprağı eşelemek. kotumepek leûa
çxiüuman:
tavuklar toprağı eşeliyorlar. 2. Kurcalamak. radio çxiüu
do üoüoxu:
radyoyu kurcalayıp bozdu. 3. ortalığı
karıştırmak.
- oçxiru ark. çığlık
atmak.
- oçxiryalu
ark., oşişilu
atn. şırıldamak. wüaik
çxiryalums: su şırıldıyor.
- oçxoûale
kendir liflerini inceltmek, fazlalıklarından arındırmak
için kullanılan odundan yapılmış geniş
ağızlı tarak.
- oçilera
atn.
1. evlilik, evlenme (erkekler için).
süani
oçilera mitişis var ti numguûas:
senin evliliğin kimseninkine benzemeyecek. 2. evlenme aşaması
(erkekler için).
- oçiloni
1. evlenecek çağda olan, evlenecek
yaşa gelmiş olan erkek kimse. 2. evlenmesi gereken, evlenme durumda/zorunluluğunda olan
(erkekler için). Dimordu/dirdu,
oçiloni diyu. büyüdü, evlenecek çağa/yaşa geldi.
- oçilu
1. evlenmek (erkekler için). mulun ûaxvas
içilen. gelecek ekim ayında evleniyor. 2.
evlendirmek. bere doçilu do gamaüatu: çocuğunu evlendirip
ayırdı (evden).
- oçinapu,
oçinobu tanıtmak, tanıştırmak.
cuma şüimi
si goçinapare. erkek kardeşimi seninle tanıştıracağım.
a mskva bozo üala
dobiçinobit: güzel bir kızla tanıştık.
- oçindu
hapşırmak, aksırmak.
oçindu kemöopu.
beni hapşırık aldı.
ixi nobaras açinden.
rüzgâr vurunca hapşırıyor.
- oçinganu
arş. kafadan uyduramak. çinganay:
kafadan uyduruyor.
- oçinoba
tanıma, tanışıklık,
tanışık olma durumu. oçinoba giçkiûas
/mati omeriş biöi.
tanışıklığımızı bil /bende
ömerin oğlu.
- oçinu
tanımak. himuşe made miti var içinems: ondan başka kimseyi tanımıyor.
dudi ar m3iüa
eyaüozdus
üoçi
var içinu: başını biraz
kaldırınca (yükselince) adam tanımadı.
- oçitu
1. kurtulmak. ğuraşe
doçitu: ölümden kurtuldu. 2.
doğumun gerçekleşmesi, doğumun getireceği
tehlikeden kurtulmak. puci
şüimi
korbapşaûu,
ğomalimci doçitu: ineğim
hamileydi, dün akşam kurtuldu (doğurdu).
- oçitu
1. yarmak. dişüa
çitums: odun yarıyor. 2.
yarılmak. ar montxapus diçitu: bir vuruşta yarıldı.
- oçkaru
ark. hiç olarak kabul etmek, sıfırlamak.
- oçkinu
ark.,
oşüinu
atn. 1.
bilmek. Komiçkin: biliyorum. Miçkiûu:
biliyordum. 2. atn. dinlemek. nena
mot ikum, mişüinaman:
sesini çıkarma, bizi dinliyorlar.
3. Farkına varmak, farketmek. Bere
oxoris na var ûu
ağne maçkinu: çocuğun evde
olmadığını yeni fark ettim.
- oçodinu
bitirmek, tüketmek, neticelendirmek, sonuçlandırmak. dulya
doçodinu: işini bitirdi. genöareri
doçodinu: parayı tüketti.
- oçodu
1. bitmek, tükenmek, neticelenmek, sonuçlanmak. açkva
deviçodi: artık bittim, tükendim. gyari
diçodu: ekmek bitti. 2. ark. keyifli olmak, keyiflenmek. var mçodun: keyifsizim, keyfim yok.
- oçorlanu
ark.
zıkkımlanmak. Aha, ha ti diçorlani: al, bunu da zıkkımlan.
- oçamu
yedirmek. beres gyari çams: çocuğa ekmek yediriyor. pucis malezi çams: ineğe çorba yediriyor.
- oçuçkanu
ark. 1. yumuşamak.
Gyari diçuçkanu: ekmek
ymuşadı. 2.
yumuşatmak. Kovali
krestis yokaçu do doçuçkanu: ekmeği buğunun üzerine
tutup yumuşattı.
- oçuleûinu
atn., oşletinu
ark. kurtarmak. zuğas
vişüideûişa
domoçuleûinu:
denizde beni boğulmaktan kurtardı.
- oçvadinu
arş. yemeği ısıtmak.
- oçvalu
1. kollamak, korumak. müyapu
çums: çakal kolluyor. bere
çumes: çocuğu kolluyor. 2.
ark. birini ya da birşeyi beklemek. si kçumer. seni bekliyorum.
3. Atn. bir olayın ya da durumun gelişimini izlemek.
- oçvalu
atn., okurdinu ark.
fırlatmak, savurmak. kva uçums: taş fırlatıyor.
- oöabu
ark.,
oöambu
atn.
1. yapıştırmak.
iri üele
karûali
doöabu:
her tarafa kağıt yapıştırdı.
2. yapışmak.
öabute
xepe domaöambu:
yapıştırıcı
ile ellerim yapıştı.
- oöabule
ark., öabu
atn.
1. bazı ağaçların gövdesinde
ve dallarında yetişen, yapışkan taneleri olan
bir bitki. mcumori m3xulis öabu
dinçanu. sirke armudunda ‘öabu’
oluştu, bitti. 2. yapışkan, yapıştırıcı.
- oöaöalinu
atn. 1.
çatırdatmak. ixik nca
oöaöalinams:
rüzgâr ağacı çatırdatıyor.
2. çatırdatma,
çatırtı.
- oöaöalu
atn.
1. çatırdamak.
ncak öaöalams,
eyaşüvasere:
ağaç çatırdıyor, yıkılacak.
2. çatırdama,
çatırtı. 3. “car-car konuşmak, dırdır
yapmak. xorâak
öaöalams:
kadın car-car konuşuyor.
- oöaöe
küçük tür kuşları yakalamak
için kullanılan bir tuzak. ucunda kuşların kaçış
sırasında içine düşmeleri için bir ağ bulunur.
- oöaöu
atn. 1.
sıkışmak. jur şuri oşüendas
diöaöu.
iki kişinin arasında sıkıştı. 2. sıkıştırmak. mçxu üoçi elemixedu do domöaöu.
şişman adam yanıma oturup beni sıkıştırdı.
- oöadu
atn., oöüadu
ark.
1. çakmak, bir şeyi yapmak. pi3arişi ar araba doôöadi.
Tahtadan bir araba çaktım. 2. Atn. Yaratmak, oluşturmak.
mteli şuronepe ğormotik
öadu:
tüm canlıları tanrı
yarattı.
- oöüadu
ark.
3ad. oöadu.
- oöaxale
atn. damla altı,
çöplük. 3ad. onövetela.
- omöotela
vi.
Damla altı, çöplük. 3ad. onövetela.
- oöamu,
onöamu
1. ilaç almak, ilaç içmek, ilaç kullanmak.
tiwüuna
öami
viöame/vinöame:
baş ağrısı ilacı alıyorum. Dobiöami
do msora golomilu: ilacını
kullandım ve uyuzum geçti. 2. Şifa bulmak, deva bulmak.
Si sole iöami
do üoxişe
muçiti: sen nerden şifa buldun
da sırtındaki kamburdan kurtuldun.
- oöandinu
1. enstruman çalmak.
guda oöandinams:
tulum çalıyor. 2.
eletronik aletleri çalmak. radyo
oöandinams:
radyo çalıyor. 3.
mec. kutlama sözü. doöandini.
“yaşadın, ne mutlu sana.
- oöandu
1. davet etmek, davette bulunmak. amseri oxori şüimişe
giöandam!
Bu gece seni evime davet ediyorum.
2. düğünden üç gün sonra enişteyi kız evine davet
etmek. sica nişis duöandes:
eniştelerini davet ettiler.
- oöapu
dikiş diktirmek. şüawale
oöapams:
etek diktiryor.
- oöapxu
atn. 1.
şapırdatmak. ôici
öapxums:
ağzını şapırdatıyor.
2. çakmağı çakmak. 3.
mec. aniden fenalaşmak,
rahatsızlanmak. dida
seri gverdis aöapxu:
yaşlı kadın gece yarısı
aniden fenalaştı. aöapxu
do doğuru: aniden
fenalaşarak öldü. 4.
mec. bildiği gibi
davranmak, kimseyi kaale almamak, bildiğini okumak. nusak öapxums:
gelin bildigi gibi davranıyor,
kimseyi kaale almıyor.
- oöibru,
oöimbru
1. sıkmak. muşi
iöibrams:
kendini sıkıyor. 2.
sabretmek. iöibray.
sabrediyor. 3. daralmak,
sıkılmak. 4.
daraltmak, sıkmak. 5.
zoraki kabul etmek.
- oöiöiülanu,
orafu atn.,
oncğimu, oncğimoşu ark.
1. kırışmak,
buruşmak. ponûuli
diöiöiülanu.
pantolon kırıştı.
2. kırıştırmak.
anteri doöiöiülanu.
göleğini kırıştırdı.
3. arş. yarık yarık çatlamak. nca
diöiöiülanu:
ağaç yarık yarık oldu, çatladı.
- oöiöilinu
atn., oöüiyalapu
ark.
gıcırdatmak. eüna
oöiöilinams:
kapıyı gıcırdatıyor.
- oöiöilu
atn. 3ad. oöüiyalu.
- oöiöolu
atn.
sıkıştırmak, sıkıca
basmak. nçaişi üalati
öiöolums:
çay sepetindeki çayı eziyor, basıyor.
- oöiğanu
ark. eze eze kavurmak.
alema a üai
doöiğanu.
içyağını iyice ezerek
kavurdu.
- oöimoşu
1. Eğirmek, bükmek
(ip için). toüi
öimoşums:
ip eğiriyor. 2.
Eğrilmek, bükülmek. toüi
sûeri
iöimoşen:
ip gibi eğriliyor, bükülüyor.
3. Burmak. öulu
öimoşums:
(taze fındık) çubuğunu buruyor. Musûaöepe
iöimoşams:
bıyıklarını buruyor.
4. mec. (kumdan halat) büktürmek, yapılmayacak kadar zor işler
yaptırmaya çalışmak. xvala
mâires
do domoöimoşapes:
yalnız gördüler de (bize kumdan
halat) büktürdüler.
- oöinaxu
1. çiğnemek, ezmek.
urâenepe
oöinaxus
kocobğes,
üuçxete
doöinaxes,
wari
muşite ôeünezi
does: üzümları ‘kaba’ koydular.
ayakla çiğnediler, suyundan pekmez yaptılar. arabak
bere doöinaxu:
araba çocuğu ezdi. urzeni öinaxums:
üzüm eziyor. 2. üzerinde
üzüm, hurma, armut gibi meyvelerin ezilip suyunun çıkarılmasına
yarayan, 2x1x0.5 m boyutlarında, tahta kap. oöinaxus
urâeni
kocobğes: “oöinaxu”ye
üzüm döktüler.
- oöirdinu
ark., oöirinu
vi.
zırlamak (çocuklar için). mot
öirdinum!
zırlama!
- oöirdu
atn., oöüidu
ark. 1.
Yırtmak. (kağıt vb.). karûali
doöirdu.
kağıdı yırttı. wendeöi
doöirdu:
çorabı yırttı. 2. Koparmak.
- oöirdu
opeleüu
atn., not. yırtınıp
parçalanmak. mot moxûaseûu
ya do iöirdu
ipeleüu:
nasıl buraya gelir diye kendini
yırttı, parçaladı.
- oöişinapu
ark. peşisıra
gitmek, yetişmeye çalışmak. arabapek
iöişinapunan:
arabalar peşisıra gidiyorlar.
- oöişinu
ark. yetişmek,
yetişmeye çalışmak, yakalamaya çalışmak.
- oöiûxu,
oüitxu
1. sormak. ma na miöitxupe
iri devuwvi.
bana sorduklarının tümünü cevapladım. 2. ark. okumak. kitabi
iüitxams:
kitap okuyor.
- oöüindu
vi., mogapu
xp. kazanmak. hanwo
dido geöareri
var maöüindu:
bu yıl çok para kazanamadım.
- oöüiyalapu
ark.,
oöiöilinu
atn. 1. gıcırdatmak.
İxik neünas
oöüiyalapams:
Rüzgar kapıyı gıcırdatıyor.
2. Çatırdatmak.
- oöüiyalu
ark.,
oöiöilu
atn. 1. gıcırdamak.
neünak
öüiyalams/öiöilams:
kapı gıcırdıyor.
2. Çatırdamak. 3ad. oöaöalu.
- oöüomale
ark.,
oşüomale
atn. yiyecek. oökomale
ar mutxa momçit. baba yiyecek gibi bir şey verin.
- oöüoru
ark.,
oöüiru
xp.,
oşüoru
atn. 1. (orak, hızar,
biçki ile) biçmek. dreôanite
tipi öüorums/şüorums:
orakla ot biçiyor. 2. Vi. Saç traşı
yapmak. Toma iöüorams:
saçını traş ediyor.
3. Kırkmak.
- oöopu
1. yakalanmak. a üinçi
oiöopu.
bir kuş yakalandı. ixiramûuşa
oiöopu.
hırsızlık yaparken yakalandı. 2.
yakalamak. ar üinçi
oöopu.
bir kuş yakaladı.
- oöordu
atn.,
oöüodu
ark.
1. yırtılmak.
eyorçala doöordu.
çarşaf yırtıldı. 2.
bir meyve ağacının dalında çok ürün verdiğini
anlatmak için. m3xuli hiüu
nças çi öordun:
o kadar armut vermiş ki dalından
kopuyor, dallar tutmuyor. 3.
vi. kopmak. Toüi
doöüodu:
ip koptu.
- oöu
1. atn.
açmak, kesmek. üasûane
oöu.
kabağı açtı. 2.
dikiş dikmek. porça miöams:
bana gömlek dikiyor.
- oöume
atn.,
öume
ark., öumani
arş. yarın.
oöume
öumani
noğaşe vidare: yarın
sabah çarşıya gideceğim. ~ öumani:
yarın sabah.
- oöume
limci atn.,
öume
lumci ark.
yarın akşam, yarın gece. oöume
limci mefûare.
yarın akşam geleceğim.
- oöurûinu
atn. 1.
gözünü kısmak. toli oöurûinams:
gözlerini kısıyor. 2.
gözü kısılmak. tolepe aöurûinen.
gözleri kısılıyor. öurûineri
toli. kısık gözlü.
- oövalu
yanmak. dişüa
iöven.
odun yanıyor. 2.
yakmak. dişüa
öums:
odun yakıyor.
- oöveûela
ark.,
omöotela
vi.,
oöerûela
arş. 3ad. oöaxale.
- oövinu
1. acı vermek, acıtmak, canını yakmak. ûuûucik
uöums:
ısırgan otu acıtıyor,
yakıyor. 2. acı
duymak, canı yanmak. tolepe
aöven.
gözleri acıyor, yanıyor.
kapçak guri uöums:
hamsi midesinde yanma yapıyor.
- odagu
dilim dilim kesmek, dilimlemek. dişüa
dagums: odunu kesiyor, doğruyor.
- odan3u
ark., odanâu
vi. 1.
diken batmak. 2. ince çiviyle küçük küçük çivilemek.
- odardalinu
titretmek (genel anlamda). inik
modardalinams: soğuk titretiyor.
- odardalu
atn., oüanüalu
xp.,
oraxunu
ark. titremek (soğuktan, korkudan ve genel anlamada). şüurinate
dardalams: soğuktan titriyor.
İnite dardalams: soğuktan
titriyor.
- odgalu
vi.
atıştırmak (yemek). bidgam.
atıştırıyorum.
- odgu
1. ek yapmak, eklemek. üumaşi
dguman: kumaşları birbirine ekliyorlar. 2. birinin konuşması naklederken, aslında söylenmeyen
sözleri sanki söylenmiş gibi aktarmak.
- odi sodi
atn.
Laf, söz (sadece “laf anlamıyor”
anlamında kullanılır). odi
sodi var ognams: laf anlamıyor.
- odidera
atn.,
okçinaliüi
ark. yaşlılık
(kadınlar için). odideras xvala kodosüudu:
yaşlılıkta yalnız/kimsesiz kaldı.
- odiginu
atn.,
oxiûinu
ark.,
oxiûonu
vi.
1. gıdıklamak. üuçxe
midiginams: ayağımı gıdıklıyor.
2. gıdıklanmak.
üuçxeşe
opşa madiginen. ayağımdan çok gıdıklanıyorum.
- odiru
meg. 1. Avlanmak. 2.
avlamak.
- odi3inoni
atn., oâi3inoni
ark.,
ozi3inoni arş.
1. gülünç, komik. odi3inoni
dulya u: gülünç bir iş yaptı. mot
di3am? odi3inoni muti var bâirem:
niye gülüyorsun? gülünç bir şey göremiyorum. 2. Gülünmesi
icabeden, gülünesi. 3. Gülecek/gülebilecek durumda (olmamak).
Şüu
odi3inoni var, obgaroni voret: biz gülecek/gülebilecek durumda
değil, ağlayacak durumdayız.
- odi3inu
atn.,
ozi3inu arş., oâi3inu
ark.
1. gülmek. opşa di3ams: çok gülüyor. 2.
güldürmek. hişo ixaôas
çi üoçi
odi3inams: öyle konuşuyor ki adamı
güldürüyor. mo modi3inam!
güldürme beni!
- odvalu
1. yummak (göz için). tolepe
udums/odvams: gözlerini yumuyor. amseri
toli var madu. bu akşam gözümü yumamadım (uyumadım).
2. alev almak, alevlenmek,
tutuşmak (ateş için). daçxuri
adu: ateş alev aldı. dişüape
adves: odunlar tutuştu, odunlar
ateş aldı. 3.
mec. kızışmak, ateşlenmek (cinsellikle ilgili).
pucis adu: inek kızıştı.
Doloxûay
livadişe madveno guri şüimi:
sen inince tarlaya benim yüreğim tutuşuyor.
- odaçxure
vi. Evin içinde ateş yakılan
yer, alan, bölüm. odaçxures
xen do âigara
şums: ateş yanan bölümde
sigara içiyor.
- odulinu
atn.,
odvinu ark. tutuşturmak
(ateş için). daçxuri
odulinu: ateşi tutuşturdu.
- odundulu
arş.,
obunbulu atn. kendi
kendine konuşmak. dundulay. kendi kendine konuşuyor.
- ofarfalinu
atn. 1. yakıp
söndürmek. 2. birden
yoğun bir biçimde (katı, çoğul nesnelerin) dökülmeye
başlaması durumu.
- ofarfalu
ışıldamak, kısa süreli yanıp sönmek.
tolepe ufarfalams: gözleri
ışıldıyor, parlıyor.
- ofelu
dilimlemek, parçalara ayırmak, parçalamak. üasûane
felums: kabağı dilimliyor,
parçalıyor.
- ofidi
atn.,
ofridi ark. kaş.
ofidi goyfûilu:
kaşını yoldu. ofidi üanâi
giğun/ tolepe ôuwa
giğun/ puwa
tolişi tude şurduli çxindi giğun:..
- ofirfiloni, virvili xp., sôiriri
atn. düdük.
- ofiyalu
ark.
1. fışkırmak. 2. hızla dışarıya akmak. çxindi
fiyalams: burnum (sümük) hızla dışarıya
akıyor.
- ofrinwu
atn. burnunu çekmek,
sümüğü içe doğru çekmek.
- ofûilu
atn.
, obundgolu ark.,
ostiku vi. yolmak.
korme fûilums:
tavuk yoluyor. ofidi
ifûilams:
kaşını yoluyor.
- ogangu
atn. gevelemek, kem küm etmek. mutxa gangums ama mu na iûus
muşis ti var uşüun.
bir şey geveliyor ama ne dediğini kendisi de bilmiyor.
- ogenana,
oğenana atn.,
nanaşanûişi
ark.,
nanao3xe arş.,
nanaşantrise üvey
ana, analık.
- ognapinu
atn. anlatmak, kavratmak. muya vuwvi
na ti var magnapinu: ne dediysem de anlatamadım.
- ognapu
1. ark. duyurtmak. 2.
atn. anlatmak, kavratmak.
üowixunu
do beres a mutxape ognapams: çocuğu önüne oturttu ve bir
şeyler anlatıyor.
- ognapu
atn.,
oxowonu
ark. anlamak. iûupe
na miwvişi
mutu var vogni/oxobowoni:
dediklerinden hiçbir şey anlamadım. aşüva
ogni. artık anla. var
ognam i? anlamıyor musun?
- ognu
ark.,
doguru atn. 1.
ark. duymak. mu zoôon,
ucis var bognam: ne diyorsun, duymuyorum.
Bogni: duydum. ogni:
duy, anla.
- ogoru
1. istemek. Berek üvali
gorums: Çocuk peynir istiyor. mutu
var gorums: bir şey istemiyor. muya
gorum? ne istiyorsun?
2. Aramak. Na gundunu mawüindi gorums: kaybettiği
yüzüğünü arıyor?
3. Talip olmak. Bozo dogores: kıza talip oldular (istediler).
- ogoru
atn.,
vi. küfretmek, sövmek. golaxûasere
molaxûaseres
ogorams: gelip geçene küfrediyor.
- ogubu
vi.,
ogibu ark.,
ocibu atn. 1.
pişirmek, haşlamak. xor3i
bgubum/bcibum. et pişiriyorum. Dobgubi/dobcibi:
pişirdim. 2. pişmek.
xor3i digubu/dicibu: et pişti.
- ogunâanu
1. uzamak, boy getirmek. Ma
vigza, gza igunâanen:
ben yürüyorum, yol uzuyor. var
igunzanen müule
kodosüudu/kodoskidu:
boy getirmiyor kısa kaldı. 2. Uzatmak. Ponûuli
dogunâanu:
pantolonun (boyunu) uzattı.
- ogurcolu
atn.,
okuçolu vi., okurçolu
arş. sertçe sürtmek, ovmak, ovalamak. nuüu
nugurcolams: çenesini sürtüyor. nanak üoôa
migurcolams: annem alnımı
ovuyor. ar m3iüa
ciniüepe
demigurcoli: sırtımı
biraz ov.
- ogurgulu
atn., vi., oxon3u ark., xp. 1.
(gök) gürlemek. Gurgulams/xon3un:
gök gürlüyor. ogurgulu
kocoöu.
gök gürlemeye başladı. 2.
Atn., vi. Guruldamak. Korba
migurgulams: karnım uğulduyor.
- ogvace
atn., omöüeşe
ark. yuva, yerleşim yeri. korme
ogvace: tavuk yuvası. üinçi
ogvace. kuş yuvası.
- ogvacu
1. yuvalanmak, yer etmek, yerleşmek. igvacen. yuvalanıyor, yer ediyor. 2. talan etmek, ezmek, ayak altı etmek. pucepek livadis Lazuûepe
dogvaces: sığırlar tarlada
mısırları ayakaltı ettiler.
- ogverdu
yarılamak, ikiye bölmek. gverdums: yarılıyor, ikiye
bölüyor.
- ogzalu
1. yürümek. İgzas/igzals: yürüyor. beres
ogzalu dogurams: çocuğa yürümeyi öğretiyor. 2. Defetmek anlamında. igzali/mendaxûi:
yürü, defol git. 3. yürütmek. bere ogzalams:
çocuğu yürütüyor. 4.
ark. gitmek. oxorişa
igzals/ulun: eve gidiyor.
- ogzu,
ogzalu 1. ateş yakmak. daçxuri
ogzams: ateş yakıyor. 2.
ateş yanmak. daçxuri
igzen. ateş yanıyor.
- oğağu
ark. karıştırmak,
rast gele yaymak (katılar için, çay, fındık, toprak,
pislik vs.). buûüape
mot ğağum! yaprakları
karıştırma!
- oğaminu
ark.,
ouminu
vi.,
ombinu
atn.
susamak. wüari
mağaminu/ maominu/ mambinu: susadım.
- oğarğalu
xp. 1. konuşmak. mo miğarğalam!
benimle konuşma! 2.
ark. bağırmak.
oxorişe yano moptişi
dido miğarğales: eve geç gelince çok bağırdılar.
3. atn.
çocuk dilinde konuşmak. 3ad. osinapu.
- oğaru
1. çizmek. sureûi
ğarums: resim çiziyor. 2.
ark. karalamak (defter vs.).
- oğaşüu
atn. karalamak, alelade
çizmek, çiziştirmek. svaruli
ğaşüums:
defteri karalıyor.
- oğawu,
oğawinu
atn. bir zeminin yüzeyini
ya da yüzeyinde bulunan bir şeyi kazımak. ğuni
ğawums:
arı kovanının içini
kazıyor.
- oğerğu
vi.
köpeğin kemiği kemirmesi (dişlerini bilemek için).
coğorik ili ğerğums: köpek kemiği kemiriyor.
- oğluüu
vi.
yaş haldeki çubuk, tahta vs.’nin
güneş altında kalmasından ya da ısıya
maruz kalmasından dolayı eğilip bükülmesi, deforme
olması. Ağne na
boöüorapi
pi3arepe doğluku: yeni biçtirdiğim
tahtalar deforme oldu.
- oğliüu
vi.
1. herhangi bir cismi (ağaç vs.)
güneş altında bırakarak ya da ısıya maruz
bırakarak eğilip bükülmesine, biçimsel değişime
uğramasına, deforme olmasına neden olmak. Pi3arepe
mjoras mebudvi do dobğliüi:
tahtaları güneşin altında
bırakıp deforme olmasına neden oldum. 2. Mec. Bir
konuşma sırasında daha önce söylediğini değiştirmek,
kıvırmak.
- oğlunwinu
atn.
1. yemek sırasında boğazdan
çıkan ses. 2. mec. keyif duyarak
yemek.
- oğluôôu
arş.
aşırı çürümeden dolayı kokmak. Makvali doğluôôu:
yumurta iyice çürüyüp koktu.
- oğmale
ark., oğmaluşi
vi., atn. bir defada götürülebilecek kadar olan, bir yük.
Ar oğmale dişka: bir yük odun.
- oğmalu
atn., vi., omalu
ark. götürmek (cansızlar için). tiwale
iğams: aşağıya
götürüyor. oxorişe cari iğams: eve ekmek götürüyor.
- oğmalu
cansız bir varlığa sahip
olmak. A oxori komiğun:
benim bir evim var, ben bir eve sahibim. 3ad.
oyonu.
- oğodu
yapmak, etmek, olmak (yardımcı
fiil). muya gağodu? ne oldu sana?
si muya goğodu? sana
ne yaptı?
- oğro
öoğro
atn.,
oğro
çoğro vi.
1. Atn. olur olmaz, abur cubur. oğro
öoğro
muya na âirasen
komelidums: abur cubur ne bulursa ağzına
atıyor. 2. Vi. Taşlı ve engebeli, tarıma elverişsiz
arazi ya da toprak.
- oğurinu
öldürmek. hamuk
uwareli
moğurinanere: bu bizi susuzluktan
öldürecek. oğurinams: öldürüyor.
- oğuru
ölmek. ğurun. ölüyor.
ğurasere: ölecek.
Doğuru: öldü.
- oğvaöu
atn.,
oxiöoru
vi.
gıcırdatmak. üibri ğvaöums/xiöorums:
dişini gıcırdatıyor.
- oğvaüu
atn.,
obleâgu
ark.
1. kusmaya çalışmak
ancak kusmuk çıkaramamak. 2. Atn. 2.
yeni doğan bir bebeğin ağlaması.
- oğvaru
atn.,
oşuvu ark., oşuu
vi. 1. ıslanmak.
orubaşe golovuluûişa
deviğvari: dereden geçerken ıslandım.
viğvare. ıslanıyorum. 2.
ıslatmak. wüari
gomobu do domoğvaru: üzerime su
döküp beni ıslattı. Viğvaram:
kendimi ıslatıyorum.
- oğveliüu
ark.
kıvranmak (yılan için). şkas
muöo
geçu wiwilak
oğveliüus
kogyoöüu:
beline vurur vurmaz yılan kıvranmaya
başladı.
- oûva3u
atn.
Patlamak. 3ad.
oûüva3u.
- oûva3inu
atn.,
oûüva3inu
ark. patlatmak. baloni
oûva3inu:
balonu patlattı.
- oxaçkoni
ark., oxaşüoni
atn. 1. ekilmesi gereken tohum. oxaçkoni
Lazuûi:
ekilmesi gereken mısır. 2.
Ekilmesi gereken tarla/bahçe. oxaçkoni
onûule:
ekilmesi gereken tarla. 3. ekilmesi
faydalı olan, Ekilebilir tohum. 4. ekilmesi faydalı
olan, ekilebilir tarla.
- oxaçku
ark.,
oxaşüu
atn. ekmek (ekin). Lazuûi
xaçkums: mısır ekiyor
- oxaüaru
1. kesici bir aracı sürterek birşeyin yüzeyindeki tabakayı
zedelemek ya da kaldırmak; kazımak. ûiğani
xaüarums:
tavayı kazıyor. Bu3xite
Leûa
xaüarums:
tırmıkla toprağı
kazıyor. 2. Metal bir yüzey üzerine sert bir araçla şekil
çizmek, yazı yazmak.
- oxalalu,
ohalalu (<ar.
helal) helal etmek, helallaşmak. ôi
ğuruşe duxalalu: ölmeden
önce helal etti. dixalales: helallaştılar.
- oxalu
ark.,
oxralu, ojguru atn. 1.
aşırı derecede pişmek, yanmak, kavrulmak.
gyari dixalu: ekmek
çok fazla pişti, yandı (üstü, altı vs). 2.
aşırı derecede pişirmek, yakmak.
- oxandu
meg., o3adebu xp. çalışmak.
Bixandam/vi3adebur: çalışıyorum.
- oxanâu
vi.,
oxan3u
ark.
solunum yolunda soğuk algınlığından dolayı
acı hissetmek, rahatsızlık duymak.
- oxaôarapu
atn.,
oôaramitapu
ark.,
osinapapu vi. konuşturmak.
mo moxaôarapam!
beni konuşturma!
- oxaôaru
atn.,
oğarğalu xp.,
oôaramitu
ark.,
osinapu vi., olaüidu
vj.,
olafu xp., oragadu meg.
1. konuşmak. üinçepes
uxaôas:
kuşlara konuşuyor. mitis
var uxaôas:
kimseye konuşmuyor. Mitişüala
var ixaôas:
hiç kimse ile konuşmuyor. 2. Vj.,
arş. oxaôaru:
yüksek sesle ya da bağırarak konuşmak; bağırmak;
kızmak.
- oxaôaru
cenâiru
atn.
konuşmaya meydan vermek, tartışma doğurmak,
tartışma yaratmak. 3ad.
mole moğmalu.
- oxara
ark.,
moconi atn., moydoni arş.,
modini xp. su değirmenlerinde
ters piramit biçiminmdeki ahşap tahıl deposu.
- oxarbu
kaba bir şekilde biçimlendirmek,
lalettayn şekil vermek (deri, sepet vs.). üalati
doxarbu. sepeti gelişi güzel şekillendirdi.
Kalamani doxarbu: çarığı
alelade bir şekilde biçimlendirdi.
- oxile
vi.
Köprü ve balkon gibi yerlerde bulunan
korkuluk. Xincis oxile dobuxenit:
köprüye kokuluk yaptık.
- Fûiloma
kuş tüyü. Kinçis fûilomape
gvaxu: kuşun tüyleri döküldü.
3ad. obundgolu, gofûilu.
- oxarxalinu,
oxaşüalinu
atn.,
oxaçkalinu vi., orxalinu arş.
kaynatmak. wari
oxarxalinams: suyu kaynatıyor.
- oxarxalu,
oxaçkalu, oxaşüalu
kaynamak. wari
xarxalams: su kaynıyor.
- oxarsuvu
ark., oxaresiu arş. 1.
affetmek, bağışlamak. buxarsuvam. bağışlıyorum.
mixarsuvi. beni affet,
bağışla. 2.
özür dilemek, af dilemek.
- oxaru
1. atn. tırnaklamak. 2.
ark. yırtmak.
- oxasüiri
atn.,
oxraskiri ark.
kayınço, evin erkeği. oxorişi süiri/oxasüiri.
evin erkeği.
- oxraskiri
ark. Kayınço. 3ad.
oxasüiri.
- oxasure
atn.,
oxrasure ark.
1. karının kız kardeşi; baldız. 2. kocanın kız kardeşi.
- oxrasure
ark. 3ad. oxasure.
- oxaşaru
vi.
kuvvetlice bastıra bastıra
vücudunu ya da bir uzvunu yıkamak. ti ixaşarams: başını ovarak yıkıyor.
- oxaşüalu,
oxarxalu atn., oxaçkalu vi.
kaynamak. wari
xaşüalams/xaşüalams:
su kaynıyor.
- oxaçkalu
vi.
3ad. oxaşüalu.
- oxaûalu
diş, tırnak gibi bir araçla
kemirmek, kemirmeye benzer ses çıkarmak. mtugik ğuni
xaûalums:
fare kovanı kemiriyor, kemirme sesi çıkarıyor vs.
- oxazu,
oyazu, oazu atn.,
vi., oqazu xp. 1.
yontmak (ağaç için). nca
xazums/ yazums/ azums/ qazups: ağaç yontuyor. 2.
rendelemek (ağaç).
- oxaâiru
atn.,
oxaziru
vi.
(<ar.
hazır) hazırlamak. gyari
xaâirums:
yemek hazırlıyor.
- oxexu
ark.,
oxerxu vi., oşüoru
atn.
biçmek (hızar, testere vs. ile).
- oxelera,
xeloba mutluluk, sevinç. a oxelerate var dvaxunu. bir kez
olsun mutlu oturamadı.
- oxelu
1. mutlu olmak, sevinmek.
opşa vixeli. çok sevindim, çok mutlu oldum. var moxeli si
ti var ixelare! beni mutlu etmedin, sen de mutlu olmayasın!
2. mutlu etmek, sevindirmek.
bere oxelu seva<ôi on/
ren: çocuk sevindirmek sevaptır.
- oxenu
yapmak. dulya
ixenams: işi kendine yapıyor. dulya uxenams: işi
birine yapıyor. dulya uyams: işi birine yapıyor.
dulya ikums: iş yapıyor.
- oxerxu
ark.,
oxexu
vi. Hızar ve testere gibi araçlarla biçmek. Xerxite dişka xerxums: hızarla odun biçiyor.
- oxiale
ark.,
oxiyari
vi., oxine atn., oxini
arş. 1. Evcil, ehli.
oxiale uşkuri: evcil
(kültür bitkisi olarak) elma. oxiale
ûoroci.
evcil güvercin. 2. ark. cana yakın,
sevecen. dido oxiale bere:
çok cana yakın çocuk. 3. Islah edilmiş anlamında,
kültür bitkisi olarak evcil. oxiale
uşkuri: kültür bitkisi olarak elma.
- oxiöoru
vi., oğvaöu
atn.
1.
gıcırdatmak. üibri
ğvaöums:
dişini gıcırdatıyor. 2.
şapırtı sesi çıkararak, “hart, hurt” sesleriyle
meyve yemek. m3xuli xiöorums/
ğvaöums:
armudu şapırtılarla
yiyor.
- oxinöoru,
oxiöoru
atn.
parçalara ayırmak, yağmalamak. üumaşi
xinöorums:
kumaşı parçalara ayırıyor.
- oxuöoru
atn.
talan etmek, yağmalamak. berepek livadis şuüape
doxuöores:
çocuklar tarlada hıyarları yağmaladılar.
-
- oxindu
atn.
solmak, sararmak. xayari
duxindu: yüzü soldu.
- oxinapu
atn.,
oxenapu
vi.
Yaptırmak. İri
dulyape himus oxinapams: bütün işleri ona yaptırıyor.
- oxinwu
arş. ip vb. şeyleri
sürterek aşındırmak.
- oxirapu
çaldırmak. beres a mutxape oxirapams:
çocuğa bir şeyler çaldırıyor.
- oxirxilu
atn. hırıltı
çıkarmak, hırlamak. şuri
etorumûaşa
xirxilams: nefes alırken hırlıyor
(rahat nefes alamıyor).
- oxirxinu
ark.
1. Kişnemek. N3xenepek
xirxinaman: atlar kişniyorlar. 2. kahkahalarla gülmek,
çok gülmek. oxirxinute dobğurit:
kahkahalarla gülmekten kırıldık.
- oxiru
hırsızlık yapmak; çalmak.
iri tevuli ixirams: herşeyi
çalıyor.
- oxiûinu
ark.,
oxiûonu
vi.,
odiginu atn.
1. gıdıklamak. mixiûonams:
beni gıdıklıyor. 2.
gıdıklanmak. maxiûonen.
gıdıklanıyorum.
- oxiwüu
ark.,
oşüoru
atn. biçmek. dişka
xiwüums:
odun biçiyor.
- oxlamu
meg.
kutluluk dilemek; kutsamak.
- oxlaôu
1. şapırtı çıkararak
yemek. coğorik lagi
xlaôums:
köpek şapırtılarla mamasını yiyor. 2.
Bir kaptaki yemeği murdar etmek.
- oxlinöüu
atn.,
oxunöu
1. Araziyi kazıyıp kanal
açmak. 2. aşıtmak.
3. aşındırmak.
- oxmaroni
1. kullanışlı, işe yarar, kullanılabilir.
2. kullanılması gereken.
- oxmaru
1. kullanmak, araç olarak kullanmak.
ncaşe elva şeni
msüala
oxmarams: ağaca çıkmak için
iskele kullanıyor. 2.
harcamak. para oxmarams:
para harcıyor.
- oxobalu
xp., oüonworu
atn.
1. sıcak soğuk ya da iki farklı sıvıyı
birbirine eklemek. 2. sıcak soğuk ya da iki farklı
sıvının birbirine eklenmesi.
- oxoöüadu
ark.,
ogoru atn. ağız dolusu
küfretmek, sövmek. Şuüa
na memixirupes koxobuöüadi:
salatalıklarımı çalanlara
ağız dolusu küfrettim.
- oxoövalu,
oüoövalu
1. bir arada yakmak. 2.
bir arada yanmak.
- oxoöveri,
oüoöveri
1. hep birlikte yanmış. 2.
hep birlikte yakılmış.
- oxoguberi
ark.,
oüociberi
atn.
bir arada pişmiş, birlikte pişmiş.
- oxogubu
ark.,
oüocibu
atn.
1. bir arada pişmek,
birlikte pişmek. 2.
bir arada pişirmek, birlikte pişirmek. lu do lobya koüocibu.
lahana ile fasülyeyi bir arada pişirdi.
- oxogzalu
yanyana iki ya da daha çok ateşi
yakmak.
- oxoktinu
ark.
eğlenmek, vakit geçirmek (bir şeylerle meşgul olarak).
oxoktun. oyalanıyor.
- oxokyura
ark.,
oxoröüura
xp.,
üonöera
atn.
1. ev kadını,
evin kadını, ev işleri ile sürekli uğraşan
kadın. komomçi dadi
skani, doôwopxa
oxokyura: ver bana teyzeni, onu evimin
kadını yapayım. 2. hamarat.
- oxomçvalu
atn.,
oxomöüu
ark.,
omöüu
vi., xp. (Bir hayvanı) ehlileştirmek,
evcilleştirmek. sifûeri
oxumçums/ omöüams:
atmacayı ehlileştiriyor.
Bozo üoxovumçvi
(mec.): kızı ehlileştirdim.
- oxomöüu
ark.
3ad. oxomçvalu.
- oxomöüveri
ark.,
oxomçveri atn.
ehlileştirilmiş, evcilleştirilmiş. oxomçveri
sifûeri:
evcilleştirilmiş atmaca.
- oxominu
ark.,
oxombinu kurutmak. tipepe oxombinams:
çayırları kurutuyor. porça
oxombinams: gömleğini kurutuyor.
- oxomu
ark.,
oxombu kurumak. buûüape
doxombu: yapraklar kurudu. ôice
domixomu: ağzım kurudu.
- oxonüaneri
ark.,
oüoüaneri,
üaneri
atn.
hareket ettirilmiş, oynatılmış, kımıldatılmış,
kıpırdatılmış. muti
sva muşişe oüoüaneri
var voret. hiçbir şeyi yerinden
oynatmış değiliz.
- oxonüanu
ark.,
oüoüanu
atn.
1. kıpırdatmak,
hareket ettirmek, salıtmak, kımıldatmak.
oxonüanams:
hareket ettiriyor. 2. kıpırdamak, hareket etmek, kımıldamak. mjvabu oxinüas:
kurbağa hareket ediyor, kıpırdıyor.
- oxonu
atn. 1. Sapanla toprağı
sürer gibi toprağı eşmek. Ğecik
livadi doxonu: domuz tarlayı eşti. 2. (sapanla)
toprağı sürmek. xocepek
livadi xonuman: öküzle (sapanla) tarlayı sürüyor.
- oxon3u
ark.,
oxoncu xp.,
ogurgulu atn., vi.
1. gürlemek (gök). ha
seri dido xon3u: çok gürledi. 2. atn., vi. Guruldamak (karın için).
- oxonwu
ark.,
oxvewu
ark. rendelemek. buleüi
xonwums:
turpu rendeliyor.
- oxorca
ark.,
xorâa
atn.,
xorca, oxorja arş.
kadın. aya oxorca
mupey msüvan!:
ne kadar güzel bir kadın!
- oxorcaloba
ark.,
xorâaloba
atn. kadın olma
durumu, cins olarak kadının özelliği, kadınlık.
oxorcaloba muşi goöüondu,
komoli steri dulya ikomûu:
kadınlığını
unutmuş, erkek gibi iş yapıyordu.
- oxorcaluri,
oxorcalebura ark.,
xorâaluri,
xorâaleburi
atn.
1. kadınca, kadınlara özgü. oxorcaluri dulyas çxindi
mo gumûam!
kadın işlerine burnunu sokma! 2. kadınsı.
- oxorxu,
oxoxu 1. (ağaç) budamak. m3xuli xorxums: armut ağacının dallarını
buduyor. 2. Mec. kırıp dökerek ilerlemek, Engel tanımamak.
3ad. oxerxu.
- oxori
Ev, hane.
oxori överi
üoçi:
evi yanmış adam.
överi
oxori: yanmış ev.
oxori dulya: ev işi.
oxori doloxe: evin içi.
oxoris mamuli gale daduli
(arş., dnot.): evde horoz, dışarda tavuk.
- oxori
do gale not.
evden dışarı.
meyoçamape süani
oxori do gale! bedduaların evden
dışarı (evden uzak olsun).
- oxori
üoçi
ev halkı, aile.
şüu
ar oxori üoçi
voretu: biz bir evin insanıyız,
biz bir aileyiz.
- oxorüoda
evin avlusu.
oxorüodas
kelicinu: evin avlusunda yattı.
oxori üodas
gunüaôams:
evin avlusunda koşuşturuyor.
- oxormance
(<oxori mance) 1.
ev sahibi, evin mülküne sahip olan. 2.
evine düşkün, ailesine bağlı kişi, evcimen.
- oxormonduni
ark., oxomonduli eski Laz evlerinin içinde ateş yakılan toprak
zeminli, oturma ve yemek odası olarak kullanılan yer/bölme.
- oxoronu
1. horon oynamak.
ixoronams: horon oynuyor. 2.
horon oynatmak. oxoronams:
horon oynatıyor.
- oxoru
ark.
kemirmek (ahşap vs.).
mtugik pi3ari doxoru.
fare tahtayı kemirdi.
- oxoru
ark.,
oüibinu
xp.,
oxvaûu
atn.
dişlemek.
m3xuli xorums: armudu
dişliyor.
- oxosaru
gizlice bakmak, dikizlemek, gözetlemek.
ixosarams: gizlice bakıyor, gözetliyor.
- oxosvalu
1. sürünmek, kıvranmak, telef
olmak.
xvala xvala oxvasven. yapa yalnız sürünüyor.
korba wunate
leûapes
koxovasvi. karın ağrısından
toprakta süründüm, yerlerde kıvrandım.
- oxosvalu
atn.
2. bir yere toplanmak,
bir araya gelmek.
Came avlas koxovisvalit.
Cami avlusunda bir araya toplandık.
- oxoşkveri
1. serbest bırakılmış,
salı verilmiş. 2. özgür bırakılmış,
azad edilmiş. 3. Boşlamış, ilgisiz. Mteli şeis koxovuşkvi: herşeye boş verdim.
- oxoşkvalu
1. serbest bırakmak, salı vermek. üinçis
koxuşku: kuşu saldı.
2. özgür bırakmak, azad etmek, özgürlüğünü vermek. Cixas
na molaxenan üoçepes
koxuşkves: hapiste bulunan adamları
özgür bıraktılar. 3. Boş vermek, aldırmamak.
Mteli şeis koxovuşkvi:
herşeye boş verdim.
- oxoşkva
1. Serbestlik. Mtelik
oxoşkva gorums: herkes serbestlik istiyor. 2. Özgürlük,
hürriyet. oxoşüva
do oropa şeni...: özgürlük ve
aşk için...
- oxoşkvinu
ark., meşüvalu,
meûomalu
atn.
1. serbest olmak, özgür
olmak, özgürleşmek. 2.
serbest bırakmak, rahat bırakmak, özgür bırakmak,
boş bırakmak. 3. boş vermek. iritevulis
koxuşüu:
herşeye boş verdi.
- oxoûüva3u
vi.,
oüaôu
atn. koşmak.
- oxowonu,
ognapu atn. 1. anlamak, sezmek, kavramak. açkva iri-xolo oxobowonam.
artık herşeyi anlıyorum. 2.
muhakeme etmek. berek muti var oxowonams:
çocuk hiçbir şeyi muhakeme edemiyor.
- oxre3kinu
ark.,
oxro3kinu
vi., oxosüinu
atn.
gebertmek.
coğori oxre3kinams: köpeği gebertiyor.
- oxrisüu
arş.
1. dere ya da sel sularının tarla ya da bahçeye zarar
vermesi. 2. sıyırma,
sıyrılmak.
- oxriwüu
xp.
sertçe sürterek pasını veya kirini temizlemek/ çıkarmak.
- oxro3ku
vi., oxre3ku ark., oxosüu
atn.
gebermek, hayvanlar için ölmek.
üaûu
doxro3ku. kedi geberdi.
- oxtimu
ark.,
oxûimu,
olva atn.
1. gitmek.
noğaşa oxtimu
minon: çarşıya gitmek istiyorum. 2. Gidiş.
- oxtu
ark., oşüoru
atn.
sütün bozularak yoğurt kıvamına gelmesi. mja doxtu:
süt bozuldu.
- oxûu,
oxuüu
atn.,
oxtu ark. içine çekmek, içine
büzülmek, büzüşmek. dida oxûu:
yaşlı kadın içine çekti, kısaldı, büzüldü.
- oxvalu
1. küremek.
mturi xums: kar kürüyor.
leûa
xums: toprağı kürüyor. 2.
saçmak, dağıtmak. para oxums: parayı saçıyor. 3.
saçılmak, dağılmak. İxven:
saçılıyor, dağılıyor.
- oxuüu,
oxûu
atn.,
oxtu ark. içine çekilmek, büzülmek.
ini ayus oxuüu:
üşüyünce büzüldü.
- oxunweri,
oxunwineri
atn.,
oxureri ark. 1. büzülmüş,
daralmış (torba, ip gibi).
- oxunwinu
atn.,
oxuru ark. büzmek, daraltmak, ipini sıkmak. toüi
uxunwinu:
ipi daralttı, sıktı.
- oxunwu
arş.
1. mec. işe şevkle gitmek.
xunwuy
do ulun: isteyerek gidiyor. 2.
bir eylemi zar zor yapmak. 3.
atn. daralmak, sıkılmak,
bir araya toplanmak. toüi
oxunwun.
ip daraldı, sıkıldı. oxunwu
do mulun: kendini daraltıp, toplanıp geliyor (avına
saldıran kuşun dalışı gibi).
- oxuôinu
büzmek, sıkmak (dudak, kıç).
uxuôinams:
büzüyor, sıkıyor.
- oxuôu
1. büzülmek (dudak, kıç için).
uxuôun.
büzülüyor, sıkılıyor. leşüepe
uxuôinams:
dudaklarını büzüyor. 2.
mec. korkmak, cesaret
edememek.
mo var galen, gixuôui?
niye gidemiyorsun, sıktı
mı?
- oxorxolu
1. birbirine dolanmak, birbirine karışmak,
iç içe geçmek. mûvalepe
dixorxolu: ipler birbirine dolandı.
2. birbirine dolamak,
birbirine karıştırmak. toüi
doxorxolu: ipi birbirine doladı.
- oxurxulu
atn.,
oxurûinu
vi.,
oxuzinu vi.,
oxruûinu
horlamak. nciris xurxulams: uykuda horluyor.
- oxuzinu
vi. 3ad. oxurxulu
- oxuri
xp., mçxuri
arş.
Koyun (hayvan). oxurik ôeûelams:
koyun meliyor.
- oxuru
ark., oxunwinu
atn.
büzmek, daraltmak (kese ve torba için).
- oxuûolu
1. ahşap bir kabın içini oymak, oyup içini çıkarmak.
2. Ahşap bir kabın içini kemirmek. Mludik ğuni xuûolums:
sıncap kovanın içini kemiriyor.
- oxuûoru
atn.
1. kesmek (saç ve kıl
için). toma demixuûoru.
saçımı kesti. 2. katı ve sert yiyecekleri ağızda ses çıkararak
(xart-xurt) yemek. şeçeri
xuûorums:
şeker yiyor. 3. kumaş, kağıt vb.’nde delik
açmak. meûaksi
onaburete doxuûoru.
ipeği makasla deldi.
- oxuwolu
çok küçük parçalar halinde kemirmek/
yemek (daha çok dişi olmayanlar için). gyari
xuwolums:
ekmeği küçük parçalar halinde
kemiriyor/yiyor.
- oxvalu
öksürmek.
üaûa
öumanişe
xvalums: her sabah öksürüyor: Axvalen:
istemi dışında öksürüyor.
- oxvame
1. mabet, tapınak, ibadet yeri.
Lazların çok tanrılı dinsel dönemlerinde tapındıkları
yerlere verdikleri isim. 2. Lazların hıristiyan oldukları dönemlerde “kilise”nin
karşılığı olarak kullandıkları
sözcük. “oxvame” kalıntıları halen Lazona’nın
bir çok yerinde bulunmaktadır. 3.
Cami.
- oxvamu
1. (birine/ birisi için) dua etmek.
Bere muşis ôanda
uxvamams: çocuğuna herzaman dua
ediyor. 2. (tanrıya) yakarmak, yakarışta bulunmak,
dua etmek. Ğormotis üowoüorun,
ndğalepe oxvamute goluûoçams:
tanrının eteğinden ayrılmıyor,
günlerini (ona) yakararak/dua ederek geçiriyor. 3.
ibadet etmek. İxvamams:
ibadet ediyor. 4. İbadet. oxvamupe
muşi ôoûe
var goluûoçams:
ibadetlerini hiç aksatmıyor. 5.
Dua. oxvamupe şüimi
si megiûişare:
dualarımı sana adayacağım.
- oxvantu
ark.,
oyacu atn., orajnu arş.
1. Sarsmak, sallamak. arabak
domxvantu: araba beni sarstı/salladı. 2.
sarsılmak. ntxiri
bonüanamûişa
dobixvanti. fındık dalını
sallarken sarsıldım.
- oxvaûapu
kemirtmek, (fare vs. Tarafından)
kemirileceği bilindiği halde önlem almamak. Mtucis
ağani porça doxvaûapu:
fareye yeni gömleği kemirtti.
- oxvaûu
kemirmek. mtugik porça doxvaûu:
fare gömleği kemirdi.
- oxvenu
ark.
1. nişanlanmak.
Biöi
ar bozo şüala
dixvenu. Erkek bir kızla nişanlandı.
2. nişanlamak.
biöi
doxvenes: Erkeği
nişanladılar.
- oxveweba
ark.
yalvarış, yalvarma.
- oxvewu
vi. rendelemek (meyve,
sebze). nanas duwvi
do buleüi
doxvewas:
anneye söyle de turpu rendelesin.
- oxvewu
vi.,
oxvewebu
ark., obalaüaru
atn. yalvarmak. si
gaxvewer:
sana yalvarıyorum.
- oxyari
arş.,
ceyoneri atn.,
gemôoneri
ark.
aşılanmış, aşılı. oxyari mşüvela. aşılanmış
fidan.
- oxyaru
arş.,
ceyonu atn., gemôonu
ark.
aşılamak. mbuli doxyaru:
kiraz aşıladı.
- oii ah
sesi, acı duymadan dolayı çıkarılan inleme
sesi. oii dobğuri:
ah öldüm.
- oilu
vi.,
oüilu
ark.,
oqvilu xp.,
oôilu
atn.
vurmak, vurup öldürmek. ar
üoçi
doilu: bir insan öldürdü.
- oindrea
atn.,
eöopimu
ark.
satın alma. Puci oindreaşe
noğaşe cexûes:
inek almaya çarşıya indiler.
- oindroni
atn.
1. satın alınması gereken.
A piliûa
oindroni voret: bir soba satın
almamız gerekiyor. 2. Satın alınabilir (olan).
3. Satın alabilir
durumda. Muti oindroni xali
var miğun: hiçbir şey satın alabilecek durumda
değilim.
- oindru
atn.,
oqindru xp.,
eöopinu
ark.
satın almak. noğaşe
dolokuna viindri. çarşıdan giysi satın aldım.
na ginon giindrae. sana
istediğini satın alacağım.
- ojginu
atn.,
ocginu ark.
1. yenmek, mağlup etmek. oüontxinas
ma si gojgini. güreşte ben seni yendim. 2. yenilmek, mağlup olmak. oüovantxit do vijgini. güreştik
ve yenildim.
- ojguru
atn.,
oxalu ark. 1. aşırıcı
derecede yakmak, pişirmek. cari objguri:
ekmeği yaktım. 2.
aşırı derecede yanmak, pişmek. cari oijguru:
ekmek fazlaca yandı.
- ojliôu
ark.,
ozliôu
vi.,
ozlaôu
atn.
1. ezmek, sıkıp ezmek, basıp
ezmek, ezip suyunu çıkarmak. üuçxeten
urâeni
jliôoms.
ayaklarıyla üzümü eziyor. 2.
ezilmek.
- oju,
ojvalu atn., oputxu ark. uçmak. üinçi
jun. kuş uçuyor.
- ojulinu
atn.,
oputxinu ark.
uçurmak. üinçi
ojulinams: kuşu uçuruyor.
- ojvalu
ark.
soluklaşmak, eskimeden dolayı soluklaşmak, rengini
yitirmek. foûa
domajvalu: peştemalım
soluklaştı.
- ojvaru
xi. rüzgârdan dolayı veya insan
eliyle mısır vs. gibi bitkilerin yere yatması fiili.
- ojvaûu
1. Bitkilere sopa ile vurarak yere yatırmak, kırmak,
koparmak, hırpalamak. 2. başaklı bitkilerin tanelerini
dökmek/almak için tahta zemin üzerine vurulması ya da sopa
ile vurarak başaklardaki tanelerin alınması fiili.
- okadu
vi.,
dodginu atn. 1. vaad etmek. mawüindi
domikadu. bana yüzük vaad etti. 2.
adamak. ğormoûis
xoci dobukadi. tanrıya bir öküz
adadım.
- okançu
ark. saçmalamak, gerekli gereksiz konuşmak.
mo ikançam! saçmalama!
- okan3aru
atn.
ıkınmak. dozgumûaşa
berek kan3arums: çocuk kakasını
yaparken ıkınıyor.
- okartalu
atn.
hoş davranmak, iyi davranmak, kafaya almaya çalışmak.
para momças ya do baba muşis ukartalams: para versin
diye babasına hoş davranıyor.
- okçandu
atn.,
okçanu ark., oxçanu xp.
beyazlamak, solmak. şüawale
dikçandu. etek beyazladı, soldu.
- okçinaliüi
ark.,
odidera atn.
Kadınların yaşlılık dönemi.
- okçinu
1. ark.
yaşlanmak (kadınlar için). nandidi çkimi dido ikçinu:
büyükannem çok yaşlandı. 2.
atn. saçı ağarmak.
toma domakçinu: saçlarım ağardı.
- okfinu
ark.,
oğaru abu., oklimu atn.
ağaç altlarında bulunan diken, çalı gibi bitkileri
kesmek, temizlemek. danâepe
kfinums: dikenleri kesiyor.
- okiminu
xp.,
oşvelu ark.,
oşolu atn. yoğurmak.
kovalişi kiminams:
ekmeklik hamur yoğuruyor. 3omi du3xuş gobis dokiminu:
hamuru ıhlamurdan yapılma ekmek teknesinde yoğurdu.
- oknu
ark.
Bezmek, sıkılmak.
- okorinu
soğutmak. ûu3a
wüari
okorinams: sıcak suyu soğutuyor.
- okomocera
xp. atn. evlilik (bayanlar için). bozomotaşi
okomocera ora komoxûu:
kızın evlilik zamanı
yaklaştı. biöişi
oçilera. erkeğin evliliği.
- okomoconi
atn.
evlenmesi gereken, evlenme durumunda olan, evlenme zamanı
gelmiş olan (bayanlar için).
okomoconi bozomota. evlenmesi gereken kız.
- okomocu
atn.,
gamatxualu ark.
1. evlenmek (bayanlar için). bozomota
ikomocen. kız evleniyor. 2.
evlendirmek (bayanlar için). bozomota
okomocaman. kızı evlendiriyorlar. 3.
xp. evlenmek (kız
ve erkek için).
- okoru
1. soğumak. cari
degikoru, oşüomi!
yemeğin soğudu, ye! guri demikoru: yüreğim soğudu, kızgınlığım
geçti. Ğureri ma bâiris
okoru kocoöu
dorûu:
ben ölüyü gördüğümde (bedeni)
soğumaya başlamıştı. 2. Şok olmak,
şoke olmak, şaşırmak. ôaôu
süani
doğuru miwvesis
dopkori: deden öldü dediklerinde şok
oldum. 3. olayın etkisinin geçmesi/ etkisini kaybetmesi fiili.
Hus aşüva
hiüu
wana
kogolaxûu,
hiüu
na iyupe dokoru: artık olayın
üzerinden onca yıl geçti, olay etkisini kaybetti.
4. Kızgınlığın geçmesi fiili. Muüu
wana
golaxûu,
xolo ti var pkori: onca yıl geçmesine
rağmen, kızgınlığım geçmedi. 5.
Kokunun etkisini kaybetmesi. ôaôulişi
ûüorini
çkva var koru: dedemin osuruk kokusu
hala etkisini yitirmedi. 6. Ilımak, serinlemek.
- okosale
süpürge. okosalete
oxorüoda
dokosu. süpürge ile evin avlusunu süpürdü.
- okosoni
1. süpürülmesi gereken. okosoni oxorüodape:
süpürülmesi gereken avlu. 2. silinmesi
gereken. okosoni stoli: silinmesi gereken masa.
- okosu
1. süpürmek. oxori
kosums: evi süpürüyor. 2.
silmek. sûoli
kosums: masayı siliyor.
- okotumale,
kotumale ark., moxvera atn. tavuk kümesi.
okotumales kotumepe komolaxunes:
tavukları kümese kapattılar.
- okoûu
vi.,
okotu atn. 1. katlamak. porça
muşi dokoûu
do ezdu. gömleğini katlayıp
sakladı. 2. katlanmak,
bükülmek.
- okro
altın. okro
sûeri
guri uğun: altın gibi kalbi
var.
- okso
kumarda altmışaltı oyunu.
- oktalu
1. dönmek. onu
svas ikten. olduğu yerde dönüyor. 2.
döndürmek, çevirmek. timele
timole oktams: öteye beriye döndürüyor, çeviriyor. 3.
dolanmak. noğapes ikten.
çarşılarda dolanıyor. 4.
yönetmek, yönlendirmek. uşüun
sûeri
oktams: bildiği gibi yönetiyor.
oxori nanak oktams: evi anne yönetiyor. 5.
sürmek. araba oktams: araba sürüyor.
- okti
yamaç. zenis
gegapineri oktis var gogalen i? düz yere alışmış,
yamaçta gezemiyor musun?
- okturu
ark.,
omturu atn.,
onkturu arş. 1.
değişmek. ikturen. değişiyor. 2.
değiştirmek. kturums: değiştiriyor.
- okukudu
atn.
1. kabarcık çıkmak,
şişik oluşmak. xepe domakukudu:
ellerimde kabarcıklar oluştu. 2.
tomurcuklanmak.
- okumale
“kumi” (gumi) ekilen tarla/ yer (kumi
sözcüğünden). 3ad. Kumi, gumi.
- okurçolu,
ogurcolu 1. sertçe
sürtmek, ovmak. 2.
mısır koçanını avuç içi ya da sert bir cisimle
ovarak tanelerini ayırmak. Lazuûi
kurçolums: mısır koçanını
sertçe ovarak tanelerini ayırıyor. 3.
ovulunca dağılmak (kuru yaprak vs.). pavri
ikurçolen: yaprak ovulunca dağılıyor.
- okurdinu
ark.,
oçvalu atn.
1. fırlatmak, savurmak. kva
okurdinams: taş fırlatıyor. 2.
vi., mec.
bir şeyi yapmaya çok hevesli olmak, dünden razı
olmak, can atmak.
- ?okur3olu
atn. kemirmek.
- oüaçu
atn.,
okaçu ark. tutmak. xami
xes oüaçams:
bıçağı elinde tutuyor. mot
moüaçamt!
tutmayın beni!
- oüaüalu
1. tanelemek, tanelerini çıkarmak.
ntxiri iüaüalen.
fındığın tanesi çıkarılabiliyor.
txiri doüaüalu:
fındığı taneledi, tanesini çıkardı.
2. tanelenmek, taneleri
çıkacak durumda olmak. neâi
iüaüalen.
ceviz taneleniyor, dış kabuğundan kurtuldu.
- oüaüvaûu
ark.
1.
çoğunlukla romatizmadan dolayı insan uzuvlarının
işlerliğinin azalması, görevlerinin bir bölümünü
yerine getirememesi. dobiüaüvaûi.
2. kaskatı
kesilmek.
- oüalu
vi.
1. soğan, mısır
ve buğday gibi bitkilerin ‘üali’
denen başakları çıkarmaları. 2.
başak çıkarmaları bu bitkilerin körpeliklerini
yitirmiş oldukları anlamına geldiğinden bu
durum söz konusu bitkiler için ‘sertleşmek’ olarak kullanılır.
mdiüa
diüalu:
buğday sertleşti. 3.
arş. katı
ve çoğul nesneleri boşaltmak.
- oüamu
atn.
1.
su değirmenlerinde, mısır tanelerinin öğütücü
taşa dökülme yoğunluğunu ayarlamak (üami
meçamu). 2. tasarlamak,
planlamak, ölçüp biçmek. mutxa
üamums:
bir şey tasarlıyor, planlıyor. 3.
ayarlamak, ölçüsünü vermek.
- oüançu
atn.,
oülexu
ark. 1.
sağı solu karıştırmak, nerde ne var diye
bakınmak. ogyares iüançen.
mutfağı ne bulurum diye karıştırıyor.
- oülexu
ark. 3ad. oüançu.
- oüanüalu
xp.,
odardalu atn. titremek (genel anlamda). üanüalups.
titriyor.
- oüanüu
ark.,
oûanüu
xp., oûaüulu
atn.
tıklamak, tıklatmak, takırdatmak.
neüna
üanüums:
kapıyı tıklatıyor.
- oûanüu
xp. 3ad. oüanüu.
- oüanu
atn., onüanu
ark. 1.
kıpırdamak, hareket etmek, kımıldamak. mot
inüa!
kıpırdama! 2.
sallanmak. ixite arape inüas:
rüzgârdan dolayı ağacın dallar sallanıyor.
3. hareket ettirmek,
oynatmak, kıpırdatmak. ğureri sva muşişe
jur ndğa var oüanes:
ölüyü iki gün yerinden hareket ettirmediler, yerinden oynatmadılar.
4. sallamak. beres
omweli
uüanams:
çocuğun beşiğini sallıyor.
- oüanwu,
oüan3uru
ark.,
doloüanu
atn.
1. (salıncakta) sallamak. berepe
oüanwures
boüanwuram:
çocukları salıncakta sallıyorum. 2.
(salıncakta) sallanmak. bozope
oüanwures
iüanwenan:
kızlar salıncakta sallanıyor.
Ma biüanwu:
ben sallanıyorum.
- oüanwure
ark., doloüanure
atn.
salıncak. oüanwue
kocobes: salıncak
astılar.
- oüaôinapu
atn.
koşturmak. n3xenis
oüaôinapams:
atı koşturuyor.
- oüaôinu
1. ark. sıçratmak, fırlatmak. 2.
atn. koşmak. üaûa
öumanişe
uüaôams:
her sabah koşuyor. 3. yere düşürmek, yere atmak. otfaşe
bere oüaôinu:
çatıdan çocuğu düşürdü.
- oüaôu
ark. sıçramak.
uüapams:
sıçrıyor, zıplıyor.
- oüaôu
atn.,
oxoûüva3u
vi.
(<ar. tarık) koşmak. mot
uüaôam,
doganöinasere:
koşma, yorulacaksın. 3ad.
oûaiüu.
- oüarbu
vi. Xi. derinin yüzüldükten hemen sonra
tuzlanıp gerilerek kuruması için asılması
fiili.
- oüarğalu,
oüarüalu
atn. gıdaklamak
(tavuklar için). kormek
üarğalams:
tavuk gıdaklıyor.
- oüau
ark.,
vorsi oyapu atn.
tedavi olmak, iyileşmek. jur
tuta an zabuni borûi,
dobiüai:
iki aydır hastaydım, tedavi
oldum/iyileştim.
- oüawu
vi.
Xi. metal kapların üzerinin/ yüzeyinin
eskimeden dolayı kararması ve kullanılamaz duruma
gelmesi.
- oüibinu
ark.,
mexvaûu
atn.
ısırmak, dişlemek. Xes
aüibinu:
elini ısırdı/ dişledi.
- oüidu
ark., oüodu
xp.
atn. inşa etmek.
oxori üidips:
ev inşa ediyor.
- oüiinu,
oüriinu
atn. bağırtmak.
dida hiüu
mot oüiyinam!
yaşlı kadını o kadar bağırtma!
- oüirüitoni
arş.
doüoru
.
bağ, hayvanların bağlandığı
bağ. puci oüirüitoni.
inek bağı.
- oüirüolu
1. kıvırmak,
bükmek, burmak. ntxiri biüa
üirüolums:
fındık sopasını
buruyor. 2. kıvrılmak,
bükülmek, burulmak. wiwila
iüurüolen.
yılan kıvrılıyor. gzalepe
iüurüolen.
yollar kıvrılıyor. 3ad.
ozgimoöu.
- oüitxu
ark.,
oziûu
atn.,
golayonu arş.
okumak. kitabi iüitxams:
kitap okuyor. Si giüitxams
(vi): sana/senin için okuyor.
- oüitxu,
oöitxu
sormak. Miüitxi
do giwva.
sor, söyleyeyim. ma mot miüitxam!
bana sorma! Si üiütxuman
(vi.): onlar sana soruyorlar.
- oüiu
atn.,
oüriu
ark.,
oürialu
xp.
1. ötmek. mamulik
üiams:
horoz ötüyor. 2. atn. bağırmak.
nana şüimik
walendo
üiams:
annem aşağıdan bağırıyor.
dvaguran ya do üiams:
duysunlar diye bağırıyor.
3. atn.
sitem etmek, kızmak.
baba süanik
giüiasere,
mot ikum! baban kızacak, yapma!
- oüizale
xp.,
oüuzale
vi.,
oüozale
arş. kaşıklık,
kaşık konan yer. üuzepe
oüizales
naşüu:
kaşıkları kaşıklıkta bıraktı.
- oülançxu
atn.
1. ışık
saçmak. murun3xepe ülançxuman:
yıldızlar ışık saçıyor. 2.
şimşek çakmak. diülançxams/divalams:
şimşek çakıyor. 3.
havanın güneşli olması, ışıması
fiili. andğa opşa
mjoran, ülançxums:
bugün hava güneşli, güneş ışıyor/ parlıyor.
- oülimu
atn., oünu,
oünimu
ark. 1.
tutmak, tutunmak. xes maünu.
elimi tuttu. 2. bulaşmak,
siyaret etmek. msora maünu.
bana uyuz bulaştı. 3.
bulaştırmak, başkasına geçirmek. maza<ôu miülimu.
bana nezle bulaştırdı.
- oüloxu
atn. anaç olduğu
dönemde tavuğun (ülox)
biçiminde ses çıkarması fiili (yansıma).
- oüobaru
esip savurmak (rüzgar). ixi koüobaru:
rüzgâr esip savuruyor.
- oüobazgeri
mec.
inatlaşmış, karşılıklı
inat içinde.
- oüobazgu
atn., oüobaâgu
ark. 1. bir araya basmak, yanyana basmak. üuçxepe
üoüobazges:
ayaklarını yanyana bastılar. 2.
karşılıklı diretmek, inatlaşmak. cumalepek
koüobazges:
(erkek) kardeşler birbirlerine karşı diretiyorlar,
inatlaşıyorlar.
- oüoberi
birbirine katılmış,
bir araya dökülmüş (sıvı).
- oüoberi,
oüobumeri
1. birbirine ekli, bitişik. oüobumeri nözrz
vzr golomayonen. birbirine ekli (bitişik) yazıyı
okuyamıyorum. 2. iddia içinde, karşılıklı
iddialı, takıntılı.
- oüobgaru
ağlaşmak. nana do bozomotak oüibgaran:
anne ile kız birlikte ağlıyorlar, ağlaşıyorlar.
- oüobğalu
1. bir araya/yere dökmek,
aynı yere dökmek. (katı, sayılabilir nesneler için).
ntxirepe ar svas oüobğams:
fındıkları bir yere/
aynı yere döküyor, bir araya döküyor. 2.
bir araya/yere dökülmek (katı, sayılabilir nesneler
için). 3. Bir yere biriktirmek (katı, sayılabilir nesneler için).
huşa na oüobği
genöarerepe
so ezdam? şimdiye kadar biriktirdiğin
paraları nerde saklıyorsun? 4.
Bir yere/araya birikmek (katı, sayılabilir nesneler
için). ncaşe na colu neâepe
xerüis
koüibğes:
ağaçtan düşen cevizler harkta biriktiler. derdepe koüomabğu:
dertlerim birikti. 5.
bir yere yığmak (katı, sayılabilir nesneler
için). dişüape
haşo koüovobğat:
odunları buraya yığalım. 6.
Bir yere/araya yığılmak (katı, sayılabilir
nesneler için). 7.
bir yere/araya toplanmak. berepe
hak mot oüibğes?
çocuklar niçin buraya toplandılar. 8.
bir yere/araya toplamak. muti
na vorûit
a oxoris koüomobğes:
kim vardıysa hepimizi bir eve
topladılar.
- oüobğeri
1. bir araya/yere dökülmüş,
aynı yere dökülmüş. (katı, sayılabilir nesneler
için). 2. Bir yere/araya
birikmiş (katı, sayılabilir nesneler için). 3.
bir yere yığılmış (katı, sayılabilir
nesneler için). 4. bir yere/araya toplanmış.
- oüoborgeri
atn.
fazlaca birikmiş, aşırı
birikmeden dolayı (etrafı) tıkanmış.
- oüoborgu
1. birbirine takılmak.
kooüovaborgit.
birbirimize takıldık, çarptık. 2. atn. her tarafı
doldurmak, aşırı derecede birikmek. mturik koüoborgu.
kar her tarafı doldurdu. alimevişi avla nçaite koüiborgu. Alım yerinin
avlusu çayla doldu, aşırı derecede çay birikti.
- oüobalu
1. birbirine bağlamak, iliştirmek.
toüepe
koüovobit.
ipleri birbirine bağladık,
iliştirdik. 2. mec. birbirine takılmak, iddiaya düşmek, takışmak.
baba do bere koüibes:
baba ile oğul birbirine takıldılar,
iddiaya düştüler.
- oüobalu
birbirine dökmek, katmak (sıvılar
için). mja do mjalva ar svas koüovobit.
ayran ile sütü aynı yere döktük.
- oüobulozgeri
atn.
birbirine girmiş.
- oüobulozgu
atn. birbirine girmek.
berepe koüibulozges:
çocuklar birbirine girdi.
- oüoburdu atn. katılaşmadan dolayı birlikte büzüşmek, kaymak
bağlamak, katılaşmak (sıvıların
buruşması, yaranın kaynaması). mjalva koüoburdu.
sütün üstü katılaştı, büzüştü, üstüne kaymak
bağladı.
- oüoburu
birbirine yamalamak. mbelape oüoburu
do ar porça diöu.
bezleri birbirine yamalayıp kendine bir gömlek dikti.
- oüocibu
atn., oüogubu
ark. bir arada pişirmek.
- oüocinu
1. birlikte yatmak,
yanyana yatmak. biöi do bozo koüicines:
kız ile delikanlı birlikte yattılar. 2.
birlikte yatırmak, yanyana yatırmak. berepe koüocines:
çocukları birlikte yatırdılar.
- oüocoxu
ark.,
oüoyoxu
atn.
1. birbirini çağırmak.
Artiüatis
oüucoxamsûesşa
domaguru: birbirlerini çağırırlarken
duydum. 2. bir araya/bir
yere çağırmak. Berepe
muşis koüucoxu:
çocuklarını bir araya çağırdı.
- oüoçaneri
ark.,
oüonçaneri
atn.
yanyana bitmiş, birbirine yapışık bitmiş,
yanyana bitmiş (meve). oüonçaneri
ûubepe.
yapışık ikizler.
- oüoçxalu
bir arada yıkamak. noçxeşepe koüoçxu:
bulaşıları hep birlikte yıkadı.
- oüoçxaôuleri
atn. karışmış, karışık, karmakarışık.
oüoçxaôuleri
dulyape ma mo memisumt! karışık
işleri bana bulaştırmayın.
- oüoçxaôulu
atn. birbirine girmek,
karışmak, karmakarışık olmak. dulyape
koüiçxaôulu:
işler birbirine girdi, işler karıştı.
2. karıştırmak,
birbirine sokmak. dulyape koüoçxaôulu:
işleri birbirine karıştırdı.
- oüoçitu
ark.,
üoüoçitu
atn.
ortadan yarmak. cireüi
oüoçitu:
kütüğü ortadan yardı.
- oüoçundu
arş. kurumadan
dolayı azalmak. Minâi
doxomu do koüoçundu:
“minci” kuruyup azaldı.
- oüoöaöeri
sıkışık. oüoöaöeri
pxet. sıkışık bir
halde oturuyoruz.
- oüoöaöu
1. bir araya sıkışmak.
koüoviöaöit.
sıkıştık. 2.
bir araya sıkıştırmak. iri ar svas koüomoöaöes:
hepimizi bir araya sıkıştırdılar.
- oüoöadu
atn.,
oüoöüadu
ark. birbirine çakmak.
pi3arepe koüoöadu.
tahtaları birbirine çaktı.
- oüoöalu
birbirine dikmek, parçaları birleştirmek.
leşüepe
oüogiöare.
senin dudaklarını birbirine dikeceğim.
- oüoöamberi
atn.,
oüoöaberi
ark.
birbirine yapışık. oüoöamberi
xepe. birbirine yapışmış eller. oüoöamberi
ûubepe.
yapışık ikizler.
- oüoöambu
atn., oüoöabu
ark. 1.
birbirine yapışmak. xepe koüomaöambu.
ellerim birbirine yapıştı. 2.
birbirine yapıştırmak. karûalepe
koüovoöambi.
kâğıtları birbirine yapıştırdım.
- oüoöapxu
atn. 1. çarpışmak, birbirine çarpmak. arabape koüvaöapxes:
arabalar birbirine çarptı, arabalar çarpıştı.
2. alkışlamak.
xepe oüoöapxams:
ellerini birbirine çarpıyor, alkışlıyor.
- oüoöeri
birbirine dikilmiş, dikilmiş.
oüoöeri
leşüi.
birbirine dikilmiş dudak. oüoöeri
ponûuli.
dikilmiş pantolon.
- oüoöiöolu
1. iki şey arasında
sıkıştırmak. 2.
iki şey arasında sıkışmak.
- oüoöimbru
atn. 1. sıkışmak. 2.
sıkıştırmak.
- oüoöinaxu
1. arada ezmek, sıkıştırmak.
oşüendaşüunis
koüopöinaxit.
aramızda ezdik. 2.
arada ezilmek. oşüendaşüunis
koüiöinaxu:
aramızda ezildi.
- oüoöişnu
atn.
bulmak, buluşturmak. ar
mutxape koüopöişni.
hemen bir şey ler buldum, toparladım.
- oüoöüadu
ark.,
oüoöadu
atn. birbirine çakmak.
- oüoöüidu
ark., üoüoöirdu
atn. 1.
ortadan yırtmak. 2.
ortadan koparmak. wiwila
oüoöüidu.
yılanı ortadan kopardı. ma si üoüoüöirdare.
ben seni ikiye ayıracağım, seni ortadan yırtacağım.
- oüoöüodu
ark., üoüoöordu
atn. 1.
ortadan yırtılmak. ixi
baruis nca oüoöüodu.
rüzgâr esince ağaç ortadan çatladı,
yarıldı. 2. ortadan kopmak. wiwila
oüoöüodu.
yılan ortadan koptu.
- oüoöüoreri
ark.,
üoüoşüoreri
atn. ortadan biçilmiş.
- oüoöüoru
ark.,
üoüoşüoru
atn. ortadan biçmek.
- oüoöopu
1. bir arada yakalamak. juriti ar svas
koüoôöopi.
ikisini bir yerde yakaladım. 2.
iki yönden kıstırmak, yakalamak. juri üaleşe
koüoôöopit.
iki taraftan sıkıştırıp yakaladık.
- oüoövalu
1. bir arada yakmak. danâepe
ar svas koüoôövi.
dikenleri bir yerde yaktım. 2.
bir arada yanmak. mtel oxorepe koüiöves:
tüm evler birlikte yandı.
- oüoöveri
bir arada yakılmış.
- oüodagu
birçok şeyi bir arada kesmek.
- oüodaâeri
ark.,
oüombineri
atn.
iliklenmiş.
- oüodaâu
ark.,
oüombinu
atn.
iliklemek. mpulepe koüidaâu.
düğmelerini ilikledi.
- oüodaweri
atn.
kapanmış, birbirine kenetlenmiş. oüodaweri
ôici.
kapanmış, kenetlenmiş ağız.
- oüodawu
atn.
1. birbirine kenetlenmek,
kapanmak. 2. mec.
lal olmak, sesi soluğu kesilmek. oziûoni muti vabâiri,
ôici
koüomadawu:
söyleyecek bir laf bulamadım ağzım kilitlendi.
- oüodgalu
1. birbirine eklemek, yanyana koymak.
oxorepe koüodges:
evleri yanyana kurdular. üalatepe
koüodges:
sepetleri yanyana koydular. 2.
yanyana yerleştirmek.
- oüodgitinu
ark.,
oüogutinu
atn.
yanyana durdurmak. sica
do nusa koüodgitines:
damat ile gelin yanyana durdurdular.
- oüodgitu
ark.,
oüogutu
atn.
yanyana durmak. biöi
do bozo koüodgitu:
kız ile delikanlı yanyana durdular.
- oüodi3inu
atn.
birbirine gülmek, karşılıklı gülmek, gülüşmek.
arti üarti
âireis
ar koüodi3es:
birbirlerini görünce karşılıklı gülüştüler.
- oüodu
örtmek, kapamak, çevrelemek (inşa
anlamında). ağne ar oxori do üodu.
yeni bir ev inşa etti.
- oüodvalu
1. yanyana koymak. arguni do buröuli
ar svas koüodves:
balta ile aybaltayı yanyana koydular.
2. biriktirmek. genöareri
oüodums:
para biriktiriyor.
- oüodveri,
oüodvaleri
1. yanyana konulmuş, bir araya
konulmuş, yanyana yerleştirilmiş. 2.
biriktirilmiş.
- oüogalu
karşılaşmak, rastlaşmak.
noğa gzas oüovagit.
çarşı yolunda karşılaştık.
- oüogurcolu
atn.,
oüokurçolu
sertçe birbirini ovmak, birbirine sürtmek.
mxucepe oüogurcolaman.
omuzlarını birbirlerine sürtüyorlar.
- oüoguteri
yanyana durmuş vaziyette. oüoguteri
resimi gamağmalapes:
yanyana durarak resim çektirdiler.
- oüogutineri
atn.,
oüodgitineri
ark.
yanyana durdurulmuş halde.
- oüogutinu
atn.,
oüodgitinu
ark.
yanyana durmak. xuti şuri koüogutes:
beş kişi yanyana durdular.
- oüogzalu
ark. yanyana yürümek.
hentepe oüigzalaman.
onlar yanyana yürüyorlar.
- oüogzu
yanyana yakmak. ar oxoris jur daçxuri
oüogzaman.
bir evde iki ateşi yanyana yakıyorlar.
- oüoğareri
ark.,
üoüoğareri
atn. 1.
ortasından çizilmiş, ortasında çizik olan. 2.
mec. dişilik organı.
- oüoğaru
ark.,
üoüoğaru
atn.
ortasından çizmek.
- oüoğaşüu
atn. karalamak. koüoğaşüu:
karaladı.
- oüoğmaleri
atn.,
oüoğameri
ark.
biriktirilmiş, bir araya toplanmış.
Lazuûi
oüoğmaleri:
bir araya toplanmış, biriktirilmiş mısır.
- oüoğmalu
atn., vi., oüomalu
ark. biriktirmek,
bir araya toplamak, bir araya getirmek. livadis
Lazuûepe
ar svas koüiğes:
tarlada mısırları bir
araya topladılar. xavinobape muşi oüovuğam
ar govobğare: kötülüklerini biriktiriyorum
ona bir fırça çekeceğim.
- oüoğramu
atn.
1. kenetlemek, birbirine geçirmek. otantik Laz evlerinde tahtalar,
çivi kullanmaksızın erkek ve dişi kenarlarından
birbirine geçirilir/kenetlenirdi. Aynı işlem tahtaların
kenarlarından enlemesine açılan deliklere sokulan odun
çubuklarla da yapılmaktaydı. Bu işlem oüoğramu
fiili ile ifade edilir. 2. Kenetlenmek. <ôici muşi koüiğramu:
ağzı kenetlendi. 3. Kapamak,
kenetlemek (genel).
Anderi pucik andğa ôici
var oüoğramu:
“ander” inek bugün ağzını
kapamadı.
- oüoğura
topluca ölüm, bir arada ölüm, tümden
ölüm.
hinişi ğura var,
oüoğura
on/ ren: onlarınki ölüm değil,
tümden ölüm.
- oüoğureri
hep birlikte ölmüş.
- oüoğuru
1. Bir arada ölmek,
hep birlikte topluca ölmek. ceşüvala
moxûu
do a oxori üoçi
koüoğuru:
heyelan nedeniyle bir evin bütün insanları
bir arada öldü. 2.
bir arada öldürmek. sum
şuri aroğorda koüoğurines:
üç kişiyi birlikte öldürdüler.
- oüoxalaleri,
oüohalaleri
karşılıklı helalleşılmış.
oüoxalaleri
ğures: helalleşmiş olarak
öldüler.
- oüoxalalu
helalleşmek, karşılıklı
helal etmek. ôi
ğuresşe koüixalales:
ölmeden önce helalleştiler.
- oüoxaôareri
atn.,
oüoôaramiteri
ark.,
oüosinaperi
arş.
karşılıklı konuşulmuş. woxles
oüoxaôareri
voret. önceden konuşmuşuz.
- oüoxaôaru
atn.,
oüoôaramitu
ark.,
oüosinapu
arş.
karşılıklı konuşmak, görüş alış
verişinde bulunmak. limcis
moxûi,
ôaterepe
ar koüovixaôarat!
akşam gel, yapacaklarımızı
bir konuşalım.
- oüoxaâiru
sağdan soldan toparlayıp
hazırlamak.
- oüoxedineri
bir araya oturmuş, birlikte oturmuş. biöi
do bozo oüoxedineri
bâiri.
kız ile delikanlı birlikte oturmuş vaziyette gördüm.
- oüoxedu,
oüoxedinu
yanyana oturmak, birlikte oturmak.
nana do bere koüoxedes:
anne ile çocuk yanyana oturdular.
- oüoxelera
atn.
öpüşme.
- oüoxeleri
atn.,
oüoxveleri
ark.
öpüşmüş. oüoxeleri
kodosüudes:
öpüşüyor halde kaldılar.
- oüoxelu
atn.,
oüoxvelu
ark.
birbirini öpmek, öpüşmek. üaûu
do coğori oüixeleran:
kedi ile köpek öpüşüyorlar.
- oüoxosüinu
atn.,
oüoxro3kinu
ark.
bir arada gebertmek. xu mtugi ar svas
koüovoxosüini.
beş fareyi bir arada geberttim.
- oüoxosüu,
oüoxro3ku
ark.
bir arada gebermek. xu mtugi a svas
koüoxosüu:
beş fare bir arada geberdi.
- oüoxtimu
ark.,
oüolva
atn.
1. bir araya gelmek,
yanyana gelmek. nak oüofûatere?
nerde bir araya geleceğiz?
2. mec. birbirine girmek,
kavgaya tutuşmak. arti üarti
âires
üala
koüoxûes:
birbirlerini görür görmez kavgaya tutuştular.
- oüoxuüu
atn., oüoxtalu
ark.
1. çekmek, kısalmak. ûu3a
warite
naxves do wendeöi
koüoxuüu:
sıcak su ile yıkadıklarından
çorap çekti. 2. yaşlılıktan dolayı bedenin
küçülmesi, kısalması. Badi iyus koüoxuüu:
yaşlanınca boyu kısaldı,
bedeni küçüldü.
- oüoxunu
yanyana oturtmak, birlikte oturtmak.
biöi
do bozomota koüoxunu.
kız ile erkeği yanyana oturttu.
- oüoxurxoleri
atn.,
oüoşişoleri
vi.birbirine dolanmış,
karışmış, karmakarışık, içinden
çıkılmaz halde. oüoxurxoleri
dulya. karmakarışık
iş.
- oüoxurxolu
1. birbirine dolanmak, karışmak.
2. birbirine dolamak, karışmak.
- oüoxvalu
karşılıklı öksürmek.
- oüoxvalu
ark.,
üoüoxvalu
atn.
1. Yıkmak, bozmak. oxori oüoxu: evi yıktı.
2. Yıkılmak,
bozulmak. oxori oüixu:
ev yıkıldı. radio
oüixu:
radyo bozuldu. 3. (para) bozmak. Para
oüuxu:
ona para bozdu. 4. (para) bozdurmak. Himuk
para okoxu: o parasını bozdurdu.
- oüoxvaûu
ark.,
üoüoxvaûu
atn. kemirip ortadan
ayırmak.
- oüoxveri
ark.,
üoüoxveri
atn.
1. yıkılmış.
2. bozulmuş, bozuk.
- oüoilera
atn.
kavga, döğüş, vuruşma. cumalepek
xolo oüoilera
kocoöes:
kardeşler yine kavgaya başladı.
- oüoileri
atn.,
oüoüideri
ark.
kavgalı. sica muşi
şüala
oüoileri
na on şeni var ixaôas:
enişûesi
ile kavgalı olduğu için (onunla) konuşmuyor.
- oüoilu
atn.,oüoôilu
arş. oüoqvilu
xp.
1. vuruşmak. üoçepe
koüiiles:
adamlar vuruştular (silahla).
2. atn. kavga etmek. miti
şüala
mot oüiile!
kimse ile kavga etme.
- oüoinu
atn.
azaltmak, eksiltmek. wari opşa cextu
ar m3iüa
uüoini:
su çok aktı biraz azalt. pucik mjalva uüorinu:
inek sütü azalttı.
- oüojguru
atn.
1. bir arada yakmak,
hepsini yakmak. nçalape oüobğu
do koüojguru:
mısır samanlarını bir araya yığıp
yaktı. 2. bir
arada yanmak. ar axiri doloxe hiüu
şoroni koüijguru:
bir ahırın içinde o kadar koyun birlikte yandı.
- oüojvaru
atn.
havanın bozması, rüzgârlı havanın çıkması
durumu.
- oüokosu
1. tümünü birden süpürmek, hepsini
süpürmek. 2. süpürerek bir araya toplamak
- oüokoûu
ark.,
oüokotu
atn.
birbirine katlamak, iç içe katlamak.
- oüoüaçinu
atn.
bir araya sıkıştırmak, iki yönden sıkıştırmak,
kıskaca almak. him
melendo ma molendo ğeci oüovoüaçinit:
o öteden ben beriden domuzu araya sıkıştırdık,
iki yönden sıkıştırdık.
- oüoüaxu
atn. kolaçan etmek,
ne var ne yok diye bakmak.
- oüoüanu
atn.,
oxonüanu
ark.
1. hareket etmek, kıpırdamak.
ore svaşe mo oüinüa:
olduğun yerden hareket etme, yerinden kıpırdama.
2. hareket ettirmek,
yerinden oynatmak, kıpırdatmak. mo oüomoüanamt:
beni yerimden oynatmayın. üibri
koüomaüanu:
dişim yerinden oynadı.
- oüoüateri
(<tur. katmak) biribirine katılmış.
- oüoüatu
(<tur.
katmak) 1. birleşmek,
bir araya gelmek. xalüi
koüiüatu:
halk birleşti. 2.
birleştirmek, bir araya getirmek. berepe koüoüati
do ibiran: çocukları birbirine kat da oynasınlar.
- oüoüidu
ark.
kavga etmek, takışmak.
- oüoüirüoleri
iç içe geçip kıvrılmış.
- oüoüirüolu
1. içi içe kıvrılmak, kendi
içine kıvrılmak. wiwila
koüiüirüolu:
yılan (kendi içine) kıvrıldı.
2. iç içe kıvırmak.
- oüoülenûeri
arş. 1.
sarmaş dolaş. 2.
karmakarışık.
- oüoülenûu
arş.
1. karmakarışık
olmak. 2. sarmaş
dolaş olmak.
- oüoülimu
atn., oüoünimu
ark.
1. el ele tutuşmak.
oxoronu şeni koüovaünit:
horon oynamak için elele tutuştuk. 2. mec. iddiaya tutuşmak.
- oüoüoreri
birbirine bağlı (bir araçla).
toüite
oüoüoreri
voret: iple birbirimize bağlıyız.
- oüoüore3xu
1. tümünü bir arada saymak. 2.
bir arada ağlaşmak, ağıt yakmak.
- oüoüoroberi
bir araya toplanmış, sağdan soldan toplama. oüoüoroberi
üoçepete
mutu var iyen: toplama adamlarla bir
şey olmaz.
- oüoüorobu
1. bir araya toplamak, sağdan
soldan toplamak. ncenepe
livadis koüoüorobu:
buzağıları tarlada bir
araya topladı. 2. bir araya toplanmak. ôarasüe
ndğas cames koüiüorobes:
cuma günü camide toplandılar.
- oüoüoru
1. birbirine bağlamak,
birbirine düğümlemek. toyüepe
koüonüores:
ipleri birbirine bağladılar.
2. birbirine düğümlenmek,
bağlanmak. toyüepe
koüinüores:
ipler birbirine düğümlendi. 3.
mec. birbirine sarılmak,
bağlanmak. dalepe koüinüores:
(kız) kardeşler birbirine sarıldılar, birbirine
bağlandılar.
- oüoüvatu
ark.,
üoüoüvatu
atn.
ortadan kesmek.
- oüok3alu
atn.,
oüox3alu
xp.
bir arada çürümek. üastanepe
koüok3es:
kabaklar bir arada çürüdü.
- oüok3inu
atn.,
oüox3inu
xp.
bir arada çürütmek. möima
tudenüale
naşüu
do tipepe koüok3inu:
yağmur altında bırakıp çayırları
çürüttü.
- oüolaûu
1. ezmek, yamulmak
(metal veya plastik bir madde için). 2.
ezilmek, yamultmak (metal veya plastik bir madde için).
- oüoleri
ark.,
üoüoveleri
atn. ortadan yarılmış, ayrılmış.
- oüoltalu,
oüortalu
ark.
bölüşmek, ortadan bölmek, paylaşmak. da do cumak ar
noûexi
koüiltes:
kardeşler (erkek ve kız) bir ekmek parçasını
bölüştüler.
- oüolva
ark., üoüovelu
atn.
ortadan ayrılmak, yarılmak. kva
oşüendaşe
oüolu:
taş ortadan yarıldı.
- oüolva
atn.,
oüoxtimu
ark.
1. bir araya gelmek, birleşmek.
üaûa
ôarasües
oüovulut:
her cuma bir araya geliyoruz. 2.
birikmek. wüari
ar svas oüulun:
su bir yere birikiyor, toplanıyor.
3. mec. birbirine girmek,
kavgaya tutuşmak. opuûarepe
koüoxûes:
köylüler birbirine girdi, kavgaya tutuştu.
- oüomandu
atn.,
gonöelu
ark. özlemek. ar
si maüomandu
ar ti dobadona şüimi:
bir seni özledim bir de memleketimi.
nana şüimi
ti opşa maüomandu:
annemi de çok özledim.
- oüombineri
atn.
1. birleşmiş, kapanmış.
mturite orubape oüombineri
kon/ koren: kardan dolayı derelerin her iki yanı birleşmiş.
2. iliklenmiş.
oüombineri
paltu: iliklenmiş palto.
- oüombinu
atn.,
oüodaâu
ark. 1.
iliklemek, bir araya getirmek. mpulepe koüimbinu:
düğmeleri iliştirdi, ilikledi. 2. Atn. İki ucun ya da noktanın birleşmesi. didi
mtu do orubape koüimbinu:
çok kar yağınca dereler birleşti,
derelerin üstü kapandı.
- oüomöüeşu
ark., oüomöeşu
atn.
1. bir araya gelmek.
badepe noğas koüimöüeşes:
yaşlı adamlar çarşıda bir araya geldiler.
2. buluşmak. bozomota
do biöi
koüimöüeşes:
kız ile erkek buluştular.
3. buluşturmak. badi
do dida koüomöüeşes:
yaşlı erkek ve kadını
buluşturdular. 4. birbirine eş olmak, arkadaş olmak, birbirine eşlik
etmek. 5. birbirine
eş etmek. berepe koüovomöeşi
do mevaşüvi:
çocukları birbirlerine eş yapıp bıraktım.
6. bir araya getirmek, denkleştirmek. muya ôinati
hiüu
para var oüomamöeşu:
ne yaptıysam da o kadar parayı bir araya getiremedim/
denkleştiremedim. 7.
idare etmek. oxori üoçi
oüomöeşute
komeboğuri arçüva:
ev halkını idare etmekten öldüm artık. 8. bir araya
gelip kaynaşmak, samimileşmek.
- oüomgvapu
atn.,
oüongapu
ark.
benzeşmek, birbirine benzemek. da do cuma opşa oüumguran:
kız ve erkek kardeşler birbirlerine çok benziyorlar.
- oüomxvalu
atn. birbirine sarılarak
yatmak, birbirlerinin koynuna girmek. nana do bere oüvamxves
do dicines: anne ile çocuk birbirlerine
sarılıp yattılar.
- oüomôoneri
1. birbirine yaslanmış, dayanmış.
ncalepe oüomôoneri
naşüves:
ağaçları birbirine yaslanmış bıraktılar.
2. Mec. birbirine düşmüş, bozuşmuş.
- oüomôonu
1. birbirine yaslamak, dayamak. ncalepe
koüomôones:
ağaçları birbirine yasladılar, dayadılar.
2. birbirine yaslanmak, dayanmak. oüimôones
do kelicines: birbirine yaslanıp
bir kenarda yattılar. 3.
mec. birbirine düşmek,
bozuşmak. hiüu
vorsi na orûes
koüinôones:
o kadar iyi olmalarına rağmen
birbirlerine düştüler, bozuştular. 4.
mec. birbirine düşürmek.
- oüomşaru
atn. iki yönden itmek,
sıkıştırmak. si
melendo ma molendo oüovomşarat:
sen öteden ben beriden itelim, sıkıştıralım.
- oüomwuperi
atn., oüomwüuperi
ark. 1.
yeni kararmış hava, karanlık. ûaroni
oüomwuperi
orûu,
heşeni soti var males: hava kararmış
durumdaydı, bu yüzden bir yere gidemedik. 2.
Havanın yağmur öncesi kararması durumu.
- oüomwupu
atn., oüomwüupu
ark. 1.
kararmak (hava). koüomwupu
oxorişe vigzalat: hava karardı
eve gidelim. 2. havanın
bozması. ûaroni
koüomwüupu,
möimasen:
hava karardı, yağmur yağacak.
- oüom3xvalu
1. birbirine eklemek. toüepe
koüum3xu:
ipleri birbirine ekledi. 2. birbirine eklenmek.
- oüom3xveri
birbirine eklenmiş/ ekli. oüom3xveri
tokite yuki koconüoru:
birbirine eklenmiş ip ile yükü
kurdu.
- oüonağureri
ark.,
guri mentxeri atn.
baygın, bayılmış. oüonağureri
ncanûuşa
bâirit:
baygın yatarken gördük.
- oüonağuru
ark., guri
mentxalu atn. bayılmak. noğa
oşüendas
koüobnağuri:
çarşı ortasında bayıldım.
- oüonaxu
bir arada yıkamak. muti
na orûu
şeepe koüobğu
do koüonaxu:
var olan tüm gisileri bir araya toplayıp yıkadı.
- oüoncaxu
birbirine vurarak ezmek.
- oüonciru
1. birlikte yatmak/uyumak, bir arada yatmak/uyumak. Ğomamci
oroperi çkimi üala
koüobincirit:
dün gece sevgilimle birlikte uyuduk.
2. birlikte yatırmak/uyutmak, bir arada yatırmak/uyutmak.
- oüonçaxeri
atn. 1.
iki şey arasında sıkışmış.
2. birlikte çalkalanmış,
bir arada çalkalanmış.
- oüonçaxu
1. İki şey arasında
sıkıştırmak. 2. İki şey arasında
sıkışmak. 3. Birbirine çırpmak, çarpmak. Makvalepe
koüonçaxu:
yumurtaları birbirine çırptı.
- oüonçaüeri
iki şey arasında sıkışmış;
sıkıştırılmış.
- oüonçaüu
1. iki şey arasında sıkışmak.
Ncalepe oşüendas
koüovinçaüit:
ağaçların arasında sıkıştırk.
2. iki şey arasında
sıkıştırmak. Şüuni
üalatepe
şüala
himuşi ti koüovonçaüit:
bizim sepetlerle birlikte onunkini de sıkıştırdık.
- oüonçaneri
atn.,
oüoçaneri
ark.
yanyana bitmiş, birlikte bitmiş/ oluşmuş (meyve).
Luği mşüvelape
oüonçaneri
rûu:
incir fidanları yanyana bitmişlerdi.
- oüonçanu
atn., oüoçanu
ark.
yanyana bitmek, bir arada bitmek, bir arada oluşmak. Luği
mşüvelape
koüinçanes:
incir fidanları yanyana bittiler/oluştular.
- oüonçxiüu
atn.,
oüoçxiüu
ark. eşmek, eşelemek,
karıştırmak. kotumepek
leûa
oüoçxiüuman:
tavuklar toprağı eşeliyorlar.
- oüonçxunu
atn. 1.
ısıtmak. mjorak nçaepe koüonçxunu:
güneş (toplanmış yeşil çay) çayı ısıttı.
2. mec. ortamı
gerginleştirmek, ısıtmak. a
çoyi üoçi
koüonçxunu:
bir köy dolusu insanı birbirine
düşürdü, aralarındaki ilişkiyi gerginleştirdi,
ısıttı.
- oüonçxvalu
atn. ısınmak.
nçai koüonçxu:
(toplanmış yeşil) çay ısındı.
- oüonçxvalu
atn.,
gelaüvançxu
ark.
sulu yemeklerin içine ekmek parçaları katmak, ekmeği
parçalayıp yemeğin içine doğramak. nana
şüimik
mjalva koüominçxu:
annem sütün içine ekmeği parçalayıp koydu.
- oüonçxvaru
1. bir arada parçalamak,
bir araya getirip tanelemek, çok küçük tanelere ayırmak.
2. etrafı dağıtmak,
darmadağın etmek. oxorişe
amaxûu
do muya na âiru
koüonçxvaru:
eve girip ne bulduysa darmadağın etti.
- oüonçxveri,
oüonçxvaleri
atn., gelaüvançxeri
ark.
ayran, yoğurt ve herhangi bir
sulu yemeğin içine ekmek doğranmış. mja
oüoçxveri:
içine ekmek kıyılmış ayran. meyaperis
Lazuûi
cari oüonçxveri
imxos: yoğurt içine mısır
ekmeği doğranmış, onu yiyor.
- oüonöalu
1. birbirine yaklaşmak.
m3iüa
m3iüa
kooüvanöenan:
azar azar biribirlerine yaklaşıyorlar. dudepe koüonöes:
başlarını birbirine yaklaştırdılar.
2. birbirine yaklaştırmak.
3. atn. biribirine sataşmak, kavgaya başlamak. xeûes
svas koüonöes:
oturdukları yerde birbirlerine
sataştılar, kavgaya başladılar.
- oüonöinu
1. atn.
yettirmek, idare etmek. geöareri
va oüomanöinenan:
para yettiremiyoruz, idare edemiyoruz. 2.
ark. biriktirmek. genöareri
oüonöinams:
para biriktiriyor.
- oüonöuşu
birbirine yetişmek, birbirine doğru uzanmak. toüepe
var oüonöuşun:
ipler biribirine yetişmiyor.
- oüondğulinu
ark.
iki şeyi bir arada eritmek. nukla
do alima ar ûağanis
koüondğulinu:
bal mumu ile içyağını aynı tavada eritti.
- oüonwüinu
ark., oüonwinu
atn.
1. Seyreltmek. Mevaperi do wüari
koüonwüinu:
yoğurdu suyla karıştırıp
seyreltti. 2. Atn. İki şeyi birarada eritmek.
- oüondğvaru
birbirine karıştırmak, birbirine katıp karıştırmak
(sıvı türü şeyler için). iri
ar svas koüobği
do koüondğvari:
hepsini bir araya toplayıp karıştır.
- oüondriüeri
iki büklüm, bükülmüş, eğrilmiş.
ham oxoris a oüondriüeri
dida süudun:
bu evde iki büklüm bir kadın yaşıyor.
- oüondriüu
her iki uçtan eğmek, bükmek. Nçxili
koüondriüu:
şişi iki uçtan tutup eğdi.
- oüondruüu
1. her iki uçtan eğilmek, bükülmek. 2. iki büklüm olmak.
nana şüimi
dida iyus koüondruüu:
annem yaşlanınca iki büklüm oldu.
- oüondu
atn.
ağlarken nefesi içeri kaçmak, ağlarken nefes alamamak
(daha çok çocuklar için kullanılır). bere
oüondu,
doôaôsiyi:
çocuğun (ağlarken) nefesi içeri kaçtı, nefes alamıyor,
onu sakinleştir.
- oüonglisu,
oüonzgipu
atn., oüonâgipu
ark. fazlalıktan
dolayı sıkışmak, yer kalmamak, tıkabasa
dolmak. oxorüodape
mturite koüinglisu:
evin etrafı kardan dolayı tıkabasa doldu. hiüu
üoçi
ar svas koüinglises:
o kadar insan bir yere sıkıştı,
bir yere tıkanıp kaldılar.
- oüonkuneri
ark., oüokuneri
ark.
1. üst üste giyinmiş,
kalın giyinmiş.
inuva komoxûui
oüonkuneri
govulur: kış geldimi üst
üste giyinerek geziyor. 2. Üst üste giyinerek.
- oüonkunu
atn.,
oüokunu
ark. üst üste giyinmek,
kalın giyinmek. vorsi
oüinkunu,
gale opşa ini yen: iyice üst üste giyin, iyice kalın
giyin, dışarısı çok soğuk.
- oüonüolu
her tarafı kilitlemek. iri
üale
koüonüolu
do oxorişe kogamaxûu:
her tarafı kilitleyip evden ayrıldı.
- oüonüsu
atn.,
oûriüu
ark. tepinmek, debelenmek,
ayak atmak, bacak çıkarmak. pucik iüonüsams:
inek tepiniyor. puci sûeri
mo ikonksam! inek gibi tepinme!
- oüonoüveti
ark.
Aynı tarzda giyim, benzer giyim. oüonoüveti
kodolikunes: benzer şeyleri giyindiler.
- oüontxalu
1. birbirine vurmak.
xoci sûeri
dudepe oüontxaman:
öküz gibi kafalarını birbirine vuruyorlar. 2. atn. güreşmek.
berepe oüvantxenan:
çocuklar güreşiyorlar.
- oüontxinu
1. birbirine çarpmak.
2. birbiriyle çarpıştırmak. boçepe
oüontxinaman:
koçları birbirleriyle vuruşturuyorlar, çarpıştırıyorlar.
3. güreştirmek.
boçepe oüontxinaman:
koçları güreştiriyorlar.
- oüontxozu
ark., üoüontxozu
atn. iki ayrı örgü
yapmak. toma oüintxozams:
saçını ikiye ayırıp
örüyor.
- oüontxozu
atn.
tek bir örgü haline getirmek.
- oüonûalaponi
1. birleştirici, bir araya getirici, karıştırıcı.
2. ipi eğirerek
birleştiren bir araç.
- oüonûaleri
1. birleşik, birleşmiş. 2.
karışık, karışmış. ham
naüu
msüvan,
kçe do uça oüonûaleri:
bu ne kadar güzel, beyaz ve siyah karışık.
- oüonûalu
1. birleşmek,
bir araya gelmek. üoçepe
koüinûales
do ndağişe keşüaxûes:
adamlar birleşip dağa çıktılar.
2. birleştirmek,
bir araya getirmek. layöi
do üaûu
koüovonûali:
köpek ile kediyi bir araya getirdim, birleştirdim. 3.
karışmak. uça
do kçe koüintalu:
siyah ile beyaz birbirine karıştı. 4.
birbirine karıştırmak, ayırt edememek. ham
minorûu,
koüomanûalu:
bu kimdi, karıştırdım (biriyle). muya viûuûi,
koüomanûalu:
ne diyordum, karıştırdım.
- oüonûalure
atn. kavşak, birleşme
yeri. gzalepeşi oüonûalures
miyondri: yolların birleştiği
yerde beni bekle.
- oüonûoreri
atn. 1. birbirine yaklaşmış,
yaklaştırılmış. A m3iüa
oüonûoreri
dopxedat: biraz birbirimize yaklaşmış
halde oturalım. 2. Birbirine yaklaşarak.
- oüonûoru
atn. 1.
birbirine yaklaşmak, sıkışmak. ar
m3iüa
oüinûorit
do ma ti domaxunas: biraz (sıkışın)
birbirinize yaklaşın da bende oturabileyim. 2. birbirine yaklaştırmak.
- oüonûro3eri
ark.,
üoüoşüveri
atn.
ortadan yarılmış (toprak).
- oüonu
ark. 1.
otları temizlemek, yolmak. onûules
tipepe doüonu:
bahçede otları yoldu.
- oüonu
atn., me3adu ark.
2. tatmak, tadına bakmak. mcumu iüonams:
tuzlu mu diye yemeği tadıyor.
- oüonzgilu
atn. birbirini gagalamak.
mumulepek oüonzgilaman:
horozlar birbirini gagalıyor.
- oüonzgipu,
oüonglisu
atn., oüonâgipu
ark.
fazlalıktan dolayı sıkışmak. ar oxoris
koüobizgipit:
bir evde sıkıştık.
- oüonâğonu
ark.,
üoüoüatu
atn. ayırmak, pay
etmek. leûape
oüonâğones:
toprakları pay ettiler.
- oüon3alu
ark., oüozemcu
atn. eşleştirmek,
bir birine eş yapmak; uydurmak, birbirine uydurmak. modvala
koüon3alu:
bir çift ayakkabıyı bir araya getirdi, bir birine uyarladı.
- oüon3alu
atn. bir arada, toplu
olarak doğramak, kesmek. danâepe
koüon3alu:
dikenleri toptan kesip doğradı.
- oüon3oru
1. aynı yere elemek.
mdiüa
mçveri do Lazuûi
mçveri a svas koüon3oru:
buğday unu ve mısır
ununu aynı kabın içine eledi. 2. mec. birbirine katmak,
birbirine geçirmek, kasıp kavurmak. oşums,
oxorişe mulun do bere bara koüon3orums:
içiyor, eve geliyor ve çoluk çocuğu birbirine katıyor.
- oüonwalu
1. birbirine değmek,
dokunmak. elektriği
üablope
koüvanwes:
elektrik kabloları birbirine değdi. 2.
birbirne değdirmek, dokundurmak. nenape koüonwes:
dillerini birbirine değdirdiler. 3. mec. yakınlaşmak,
ilişkiyi sıklaştırmak. mundi
koüonwes
(not.): birbirleriyle yakınlaştılar.
- oüonwinu
atn.
3ad. oüonwüinu.
- oüonwüoru
ark. İki ayrı
sıvıyı özellikleri kaybolacak şekilde birbirine
karıştırmak. ûu3a
do ini wüari
koüonwüoru:
sıcak ve soğuk suyu birbirine
karıştırdı.
- oüonworeri
aynı yere süzülmüş, süzülerek bir yerde toplanmış
(sıvılar için).
- oüonworu
1. birbirine katmak,
aynı yere süzmek, aynı yere süzerek dökmek (sıvılar
için). mja do mjalva koüonworu.
ayran ile sütü aynı kabın içine süzerek döktü. 2.
atn. birbirine katılmak, aynı yere süzülmek, dökülmek, toplanmak
(sıvılar için). mtel
orubape zuğas oüinworen.
tüm dereler denizde birleşir, toplanır.
- oüon3xiüoru
atn. çalı çırpı
toplamak. a mutxape koüon3xiüoru
do daçxuri ogzu: çalı çırpı
toplayıp ateş yaktı.
- oüon3xuüu
1. Isıdan dolayı
kendi içine/üzerine doğru eğilmek, bükülmek, deforme
olmak. 2. atn., mec. iki büklüm
olmak. dida iyus koüon3xuüu:
ihtiyarlayınca (kadın) iki büklüm oldu. 2. ark. buruşmak. mjaşi
eoğeri koüon3xuüu:
sütün kaymağı büzüştü.
- oüopaşeri
1. ark.
birbirine karışmış, birbirine dolanmış
(ip gibi nesneler için). 2.
atn. dağılmış,
dağınık. oüopaşeri
dulyapes amolva guri var miyams: yüreğim
karışık işlere girmeme elvermiyor.
- oüopaşu
1. birbirine karışmak.
dulyape koüipaşu.
işler birbirine karıştı. 2.
birbirine karıştırmak. dulyape
koüopaşu.
işleri birbirine karıştırdı. 3.
ark. birbirine dolanmak
- oüopatxu
atn.
silkinmek. korme
oüipatxen.
tavuk silkiniyor.
- oüopinu
1. bir araya toplamak. ar
dolosôinus
hiüu
üoçi
koüupinu:
bir ıslık çalışta
o kadar insanı bir araya topladı. 2.
bir araya toplanmak. coğorepe
ar svas koüipines:
köpekler bir araya toplandılar. 3. Bir yere üşüşmek.
Muya na iyu ôi
vognişe xorâalepe
koüipines:
ne olduğunu almadan kadınlar
üşüştüler.
- oüopşu
arasını doldurmak, ara boşluğu doldurmak.
saôule
leûate
koüopşes:
mezarı toprakla doldurdular.
- oüoôaôsireri
atn. 1.
tümüyle susmuş, suskun. 2.
mec. tam takır.
vidi do oüoôaôsireri
oxoris kamafûi.
gidip tamtakır eve girdim.
- oüoôaôsiru
atn. tamamen susmak,
suskunluğa bürünmek (suskunluğun bir ortama tamamen
hakim olması). babanişi
ğuru şuüale
bere bara koüiôaôsires:
babaları öldükten sonra çoluk çocuk suskunluğa büründüler.
- oüoôaramiteri
ark.,
oüoxaôareri
atn.,
oüosinaperi
vi. karşılıklı
konuşulmuş, söz birliği edilmiş, teatide bulunulmuş.
- oüoôsalu
aynı yere işemek. ar ôaôis
oüoôsaman.
bir kaba işiyorlar.
- oüoragadu
1. kırıp geçirmek, kırıp
dökmek. seri gverdis moxûu
do oxori koüoragadu.
gece yarısı gelip evi kırıp geçirdi. 2. kırılıp dökülmek.
- oüoraxunu
ark.
olduğu yerde bir an titremek, irkilmek
- oüorçalu
yanyana sermek. oncirepe koüorçes:
yatakları yanyana serdiler.
- oüore3xu
atn.,
oüoro3xu
vi.
1. sayı saymak. üore3xums:
sayı sayıyor. golaxûasere
molaxûasere
üore3xums:
gelip geçeni sayıyor. üibri
doüore3xapu.
dişini saydırdı. 2.
ağıt yakmak, Ağıt esnasında ölen kişinin
meziyetleri, beklentileri, acıları, korkuları kısaca
o kişi hakkında birçok şeyi anlatan sözler sıralamak.
nana şüimik
üore3xums:
annem ağıt yakıyor.
- oüorgalu
atn. yanyana dikmek.
neâi
do txombu a svas koüorgu.
ceviz ile kızılağacı yanyana dikti.
- oüorinu
atn. azaltmak, eksiltmek.
karmaûes
wüari
ar m3iüa
uüorinu:
değirmenin suyunu biraz azalttı.
opşa gaxaôaren
ar m3iüa
uüorini!
çok konuşuyorsun, biraz azalt!
- oüorobu
toplamak, biriktirmek. neâi
üorobums:
ceviz topluyor. gzaşe
üoçi
üorobums:
yoldan adam topluyor.
- oüoru
bağlamak. wiüara
üorums:
sigara bağlıyor. toüite
domüores:
beni iple bağladılar. üoçi
diüoru,
var oüvakanen.
adam bağlandı, hareket edemiyor.
- oüoru
1. lâzım gelmek, gerekli olmak.
çkva mutu giüoreni/giüoroms
i? başka bir şey lâzım
mı? mutu
var miüoren/miüoroms:
bana bir şey lâzım değil. ma para miüoroms.
bana para gerekiyor. 2.
hak etmek, müstahak olmak. si
iri tevuli giüoren/
giüoroms:
sana herşey müstahaktır. vorsi
gağodu, giüoreûu/giüoromûu:
iyi oldu, bu sana müstahaktı.
- oüoskvalu
ark. aynı yere
yumurtlamak, birarada yumurtlamak.
- oüosôinu
atn.,
oüoslimu
ark. her tarafa ıslık
çalmak, ıslık çalarak çevredekileri toplamak. a
koüisôinui
çoyili koüoüorobams:
bir ıslık çaldımı çevredekileri bir araya
topluyor.
- oüosvalu
1. birbirine sürmek.
bu3xa oüusums:
tırnaklarını birbirine sürüyor. 2.
biribirine sürünmek. arape
oüvasven.
dallar birbirine sürünüyor.
- oüosvalu
atn. depreşmek.
xolo koüomasvalu
eveluri oropape: yine depreşti
eski sevdalarım.
- oüosvaru
yanyana dizmek, bir araya dizmek. üasûanepe
koüosvaru:
kabakları yanyana dizdi.
- oüuşinu
vi.
güneş ya da ateşle ısınmak
(vücut için). mjoras biüuşinam:
güneşte ısınıyorum.
- oüoşiru
1. birbirini aşındırmak.
2. boğaz boğaza
gelmek, vuruşmak, birbirini katletmek. cuma şüimi
şüala
koüovişirit.
kardeşimle kavga ettik, birbirimizi boğazladık,
öldürdük. 3. kaynatarak
suyunu azaltmak.
- oüoşüomu
atn.,
oüoöüomu
ark.
bir arada yemek, ne var ne yoksa yiyip tüketmek. oxoris muya na orûu
koüoşüomu.
evde ne varsa hepsini yedi.
- oüoşüvalu
atn. 1. birbirine geçirmek,
birbirine geçirerek kenetlemek. 2. Kavga ettirmek.
- oüoşolu
atn., oüoşvelu
ark.
1. bir arada yoğurmak.
iri tevuli ar ôaôis
koüoşolu:
herşeyi bir kabın içine yoğurdu.
2. birbirine katarak
yoğurmak.
- oüoşvalu
1. aynı yerden
içmek, birlikte içmek. 2.
bir memeden süt içmek, süt kardeş olmak. ar
buzi oüomişvapuran:
aynı memeden süt içmişiz.
- oüoşvelu
ark. birbirine yardım
etmek. artiüartis
oüovuşvelamt.
birbirimize yardım ediyoruz.
- oüoşvelu
ark.,
oüoşolu
atn. 1.
bir arada yoğurmak. 2.
birbirine katarak yoğurmak.
- oüoşveri
1. birlikte içmiş,
aynı yerden içmiş. 2.
süt kardeş. buâi
oüoşveri:
aynı memeyi içmiş, süt kardeş.
- oüotvalu
1. kapamak, kapatmak.
ncalepek koüutfes
so ti var iâiren.
ağaçlar etrafı kapattı, hiçbir yer görünmüyor.
2. kapanmak. gzalepe
koüitu,
var golilven. yollar kapandı, geçilmiyor.
- oüotveri,
oüotfaleri
örtülmüş, kapanmış, örtük, kapalı.
- oüoûağanu
birçok şeyi bir arada tavalamak.
- oüoûaxeri
aynı yere kırılmış, ikiye bölünüp parçalanmış
olan.
- oüoûaxu
1. atn.
biribirine vurup kırmak, aynı yere kırmak. jur
markvali ar svas koüoûaxu:
iki yumurtayı bir yere kırdı. 2.
ark. ortadan kırmak.
- oüoûaxu
ark., üoüoûaxu
atn. ortadan kırmak,
kırıp ortadan bölmek.
- oüoûalu
atn. 1. eğirerek birleştirmek. Toyöepe oüuûams:
ipleri eğirerek birleştiriyor. 2. birbirine karşı
kışkırtmak, birbirine düşürmek. berepe
oüuûams:
çocukları birbirine karşı
kışkırtıyor, birbirine düşürüyor. 3.
ark. şikayet etmek.
- oüoûüva3inu
ark.,
üoüoûva3inu
atn. ortadan çatlatmak,
patlamak.
- oüoûüva3u
ark.,
oüoûva3u
atn. 1. çarpışmak, birbirine çarpmak. arabape koüaûüva3es:
arabalar biribirine çarptılar, çarpıştılar.
2. birbirine girmek,
birbirine saldırmak.
- oüoûoçu
atn.,
oüoûüoçu
ark.
1. aynı yere fırlatmak,
aynı yere fırlatıp atmak. 2.
bir araya getirmek, buluşturmak. 3. Gelinle damadı ilk
kez biraraya getirmek, birlikte yatırmak. nusa
do sica koüoûoçes:
gelin ile damadı buluşturdular, bir araya getirdiler.
4. Kelimeleri kafiyeler
uyumlu olacak şekilde bir araya getirmek, kafiyeleri uyumlu
sözler söylemek. 5. Ark. ikiye ayırmak (ağaçlar için).
- oüoûoneri
atn., mec. yiyecek hiçbir
şeyin bulunmaması hali, tamtakır. muüu
ndğanu oxori oüoûoneri
kon: kaç gündür (evde yiyecek birşey
yok) ev tamtakır.
- oüoûonu
atn. yiyecek bir şey
kalmamak. oxori koüiûonu,
oşüomoni
muti var dosüudu:
evde yiyecek bir şey kalmadı, ev tamtakır.
- oüoûrağodu
atn.,
oüobiru
ark. beraber, koro halinde
türkü söylemek. dalepe oüoxedes
do oüoûrağoduman:
(kız) kardeşler yanyana oturup beraberce türkü söylüyorlar.
- oüoûroxu
1. içe doğru kırılmak,
içe doğru kırılıp çökmek. badi
iyas üoçi
koüoûroxun.
yaşlanınca insan kırılıyor, çöküyor.
2. (kırılmak
suretiyle) ikiye ayrılmak. 3.
ark. ortadan kırılmak.
- oüovavulu
atn. kaynaşmak,
hareket halinde olmak. ôuûucepe
ğuni woxles
oüivavuleran:
arılar kovanın önünde kaynaşıyorlar. üoçepe
ar koüivavules
muya na iyu var bogni. insanlar bir
kaynaştı ne olduğunu anlamadım.
- oüovelu
atn. 1.
Mutabık kalmak, aynı görüşte olmak, aralarında
görüş farkı bulunmamak, anlaşmak. vorsi oüovuvelit.
iyi anlaştık. hiüu
dixaôaresnati
var oüuveles:
o kadar konuştularsa da anlaşamadılar. 2.
uyuşmak, birbirine uymak, karşılıklı
uyum göstermek, anlaşıyor olmak, geçinmek. cumalepe vorsi oüuveluran:
(erkek) kardeşler iyi anlaşıyorlar, iyi geçiniyorlar.
miya ôitnati
var oüovuvelit.
ne yaptıysak da uyuşamadık, anlaşamadık.
3. uymak. txa,
şoroni şüala
var oüuvelun:
keçi, koyuna uymuyor. si
do ma opşa oüovuvelit.
senle ben biribirimize çok uyduk.
- oüoyoneri
atn. birbirine eşlik
ederek, koro halinde. okoyoneri
ibgaran: koro halinde ağlıyorlar. okoyoneri
ûrağoduman:
koro halinde ağlıyorlar.
- oüoyonu
atn. 1.
birlikte götürmek, aynı anda götürmek. 2.
birbirine eşlik etmek, birlikte türkü söylemek. dalepek
oüoyones
do ûrağoduman,
ibiran: (kız) kardeşler birbirlerine eşlik
edip türkü söylüyorlar.
- oüozemcu
atn., oüon3alu
ark. eşleştirmek,
bir birine eş yapmak; uydurmak, birbirine uydurmak. hikele
hakele üuçxe
modvala koüozemcu.
ordan burdan bir çift ayakkabıyı bir araya getirdi.
- oüozlaôu
atn., oüozliôu
ark.
1. iki yönden sıkarak
ezmek. 2. iki yönden
sıkılarak ezilmek.
- oüozuru
atn. (<ar.
zürriyet) birbiriyle çiftlesmek. üaûupe
oüizurenan:
kediler çiftleşiyorlar.
- oüozuvalu
atn. bir arada kaynaşmak,
aynı noktada topluca dolanıp durmak. ôuûucepe
ğuni woxle
oüizuvaleran:
arılar peteğin önünde kaynaşıyorlar.
- oüoâiru
1. bir arada görmek,
birlikte görmek. juri ti
ar svas koüobâiri.
ikisini bir arada görüm. 2.
mec. bir arada yakalamak.
biöi
do bozo tamli tude ixaôatesşa
koüoâires:
oğlan ile kızı bir çalının
altında konuşurlarken yakaladılar.
- oüo3onu
1. birbirine sokmak, iç içe geçirmek.
dudepe koüo3ones:
kafalarını birbirine soktular, birbirine geçirdiler.
2. birbirine sokulmak,
iç içe geçmek. kormepe ar
svas koüi3ones:
tavuklar bir yere sokuldu. 3.
Birbirine saplamak. 4. bir araya saplamak. 5. Birbirine saplanmak.
6. Bir araya saplanmak. 7. aynı yere, bir yere sokmak. hiüu
üoçi
ar odas koüomo3ones:
o kadar insan vardık, hepimizi bir odaya sıkıştırdılar.
- oüowamu
atn.,
oüonwamu
ark.
1. karşılıklı
birbirini vurmak, vuruşmak. cumalepe
koüiwames:
kardeşler birbirlerini vurdular.
2. bir arada vurmak.
mtel üoçepe
koüoôwami.
adamların hepsini birlikte, bir
arada vurdum.
- oüowilu
ark., üoüowilu
atn.
1. ortadan koparmak,
ayırmak. wiwila
üoüowilu:
yılanı ortadan kopardı. 2.
ortadan kopmak, ayrılmak.
- oüowüalu
ark., üoüowalu
atn. 1.
ortadan yarmak/ ayırmak. dişkape
koüowüu:
odunları ortadan yardı/ ayırdı.
2. ortadan yarılmak/ayrılmak.
3. Boşanmak, nikâhı
bozmak, ayrılmak. Xçini
do badi koüiwües/gamiüates:
yaşlı karı-koca boşandılar.
- oüowüeri
ark.,
üoüoweri
atn.
ortadan yarılmış, ayrılmış. oüowüeri
dişka: yarılmış
odun.
- oüowüomileri
ark.,
üoüowelimeri
atn. etrafa bakınarak.
- oüowüomilu
ark.,
oüowelimu
atn.
1. bakışmak,
birbirine bakmak. 2.
çevreye bakmak.
- oüowopxeri
1. atn.
derme çatma. 2. ark.
bir araya getirilip düzenlenmiş.
- oüo3xonu
ark., üoüon3xonu
atn.
saçı ortadan ayırmak.
- oüriu,
oüriyalu
ark.,
oüiinu
atn.
1. ötmek (horoz, tavuk).
kotumepek üriyales:
tavuklar öttüler. 2.
atn. bağırmak.
nana şüimik
üiyams:
annem bağırıyor.
- oürotu
vi.
1. donmak. inite
doûüroti:
soğuktan dondum. 2. sütlaç, muhallebi gibi yiyeceklerin soğuması; soğuyup
üzeri kabuk bağlaması. Papa
doürotu:
lapa soğudu.
- üroteri,
ürateri
vi. 1. Donmuş, buzlamış.
2. Soğumuş, soğuyarak üzeri kabuk bağlamış
(sütlaç, muhallebi vs.). 3ad. oürotu.
- oüuüaru
atn.
1. bükülmek, eğilmek.
2. bükmek, eğmek.
- oüuüunwu
atn. tomurcuklanmak,
tomurcuk açmak. mbulepe
diüuüun3es:
kirazlar tomurcuklandı.
- oüule
arş., uüule
ark.
hemen sonra, bir işin sonunda, bir işten sonra, ardından.
yemaş oüule:
öğleden sonra.
- oüumala
1. belli bir amaç ve görüş etrafında
bir araya gelme, örgütlenme. 2. Herkesin katkıda bulunarak
yapılan iş, ortak yapılan iş.
- oüumalaşi
vi., oüoxmalaşe,
xarafanaşi arş.
insanların yemek yapmak, birlikte yemek, içmek, eğlenmek
amacıyla düzenledikleri eğlence. (eğlenceye katılanlar
kendi kumanyalarını da getirirler).
- oüumulu
yığmak, yığın yapmak, tepelemek. Lazutepe
doüumulu:
mısırları yığdı.
- oüundu
anw. boklanmak (yemek). iüundams:
(yiyor) boklanıyor.
- oüuradu
atn. parçalara ayırmak,
parçalamak. dişüa
üuradums:
odun parçalıyor.
- oüurüulu
atn.
1. guruldamak, fokurdamak. korba
miüurüulams:
karnım gurulduyor. 2.
suyun kaynarken veya kaynağından çıkarken ses çıkarması.
- oüusinu
ark.,
omüusu
atn.
inlemek. mot üusinam?
niye inliyorsun?
- oüusûoru
atn.
3ad. obincolu.
- ocunculu
vi. 3ad. obincolu.
- obencelu
ark. 3ad. obincolu.
- oüvandu
ark., atn.,
oüvanu
xp.
1. ark.
istemek, dilemek. si mutu ganüvandi
i? senden birşey
istedim mi? 2. dilenmek. iüvandams:
dileniyor. Lazuûi
iüvandams:
mısır dileniyor. 3. xp. rica etmek. ma
wüari
maüvans.
benden su rica ediyor. mitis
mutu var aüvans:
kimseden bir şey rica etmiyor.
- oüvanu
atn. dindirmek, harareti
kesmek, hararet gidermek. wiüarak
var üvanums:
sigara harareti kesmiyor, dindirmiyor. warik üvanums:
su harareti kesiyor, harareti dindiriyor. nçaik
üvanums:
çay harareti kesiyor, dindiriyor.
- oüvaru
vi.,
ovaru atn. hadım etmek, kısırlaştırmak. xoci üvaranen.
boğayı hadım edecekler.
- oüvatu
kesmek. dişüa
üvatums:
odun kesiyor.
- ok3inu
vi.,
ox3inu xp.
çürütmek. hiüu
oşüuri
mitis var meçu do ok3inams: o kadar
elmayı kimseye vermeyip çürütüyor. guri
demik3inu: yüreğimi çürüttü.
- ok3u,
ok3alu vi.,
ox3alu xp. çürümek. oşüurepe
dok3es: elmalar çürüdü. şüa
do wale
dok3u: belden aşağısı
çürüdü.
- olabu
elle balık tutmak. ilaben. elle
balık tutuyor.
- olagu
ark.
1. halletmek. dulyape doblagi. işleri hallettim. mutu var alagen. hiçbir şeyi
halledemiyor. 2. bir
mekanı temizleyip kullanılır duruma getirmek. Axiri
doblagi: ahırı temizleyip kullanılır hale
getirdim.
- olağunu
çiğnemek. cari lağunums:
ekmek çiğniyor. saüizi
lağunums: sakız çiğniyor.
- olaxinu
atn.,
olaşarinu xp.
1. kudurtmak, azdırmak.
üoçi
olaxinams: insanı kudurtuyor.
2. arş. delirmek.
- olaxu
atn.,
olaşaru xp. 1. kudurmak, azmak.
layöepe
dilaxes: köpekler kudurdular,
azdılar. 2. arş.
delirmek.
- olaüu
arş.
1. oyalanmak. ilaüen.
oyalanıyor. 2.
oyalamak. blaüum.
oyalanıyorum. var malaüen.
oyalanamıyorum.
- olalu
1. havlamak. layöik
lalums: köpek havlıyor. 2.
anw.
konuşmak.
- olasûu
atn., olasiru
vi., olastru arş.
Bilemek, bileğilemek, keskin hale getirmek. arguni
blasûum.
balta biliyorum.
- olaşarinu
xp.,
olaxinu atn.
1. kudurtmak, azdırmak. üoçi
olaşarinams: insanı kudurtuyor.
2. arş. delirmek.
- olaşaru
xp., olaxu atn. kudurmak, azmak.
dilaşaru: kudurdu.
- olaûu
1. metal, plastik bir eşyayı
ezmek, yamultmak. 2.
(metal ya da plastik eşyalar için) ezilmek, yamulmak.
- olawude
arş., owude
vi.,
noşoni atn.
raf. xviûi
xvaûape
owudes
kogolabğu: kıvır zıvırları
rafa koydu.
- ole penis,
sik (yetişkinler için). mtviri/mturi mtums fişka fişka/ole
domavu dişka.
- olebu
1. kirlenmek. porça
domalebu. gömleğim kirlendi. 2.
kirletmek. wendeöi
demilebu: çorabımı kirletti.
- olemsalu
atn.
1. erkeklik organını
sertleştiren; erkeklik organını sertleştirmekten
başka olumlu bir işe yaramayan (kadın). 2.
mec. işe yaramaz kişi.
- olemşale,
lemşale iğnelik, iğnenin
iliştirildiği yer.
- olemzumale
atn.,
üuûumzumu
ark.
yeşil renkli, kırkayağa
benzer bir böcek (penisin boyunu ölçen anlamında).
- oliöu
atn. 1.
katılaşmak, kristalleşmek (pekmez, bal gibi ürünler
için). ôeümezi
doliöu.
pekmez kristâlleşti. topuri
doliöu.
bal kristâlleşti. 2. filizlenmek. üromi
diliöu.
soğan filizlendi, filiz getirdi.
- olimasu
atn. gözlerin kızarması.
tolepe dvalimasu. gözleri
kızardı.
- olimbera
atn.,
oropa ark., qoropa xp.
sevgi, aşk. berepes olimbea var naçen. çocuklara sevgisini veremiyor, sevgisini
gösteremiyor.
- olimboni
atn.,
oroponi 1. sevilebilir,
hoş, sempatik. olimboni
üaûu:
sevilebilir kedi. sempatik, hoş görünüşlü kedi. 2. Sevilesi,
sevilmeye layik.
- olimbu
atn.,
oropu ark., qoropu xp.
1. sevmek. nana
muşi opşa alimben. annesini çok seviyor. miti
var alimben. kimseyi sevmiyor. 2.
aşık olmak. si
malimben? seni seviyorum?
- olimsu
arş. 1. söyleye söyleye dilinde tüy bitmek. dilimsu. söyleye söyleye dilinde tüy bitti. 2. gına gelmek.
- olobinu
yumuşatmak, suya bastırarak yumuşatmak. çabla olobinams: çarığını suya bastırmış
yumuşatıyor.
- olobu
1. Yumuşamak,
su almak suretiyle yumuşamak. porça
warite
dolobu. gömlek su alıp yumuşadı.
2. mec.
keyiflenmek, keyiften dört köşe olmak. xolo
doblobit. yine yaşadık, yine keyiften dört köşe
olduk.
- olosüu
atn.,
olosku ark.
yalamak. üaûuk
mjalva losüums:
kedi süt yalıyor. üiti
ilosüams:
parmağını yalıyor.
pucik mcumu losüums:
inek tuz yalıyor.
- oluru
atn.
vi., oliu
xp.
1. uyuklamak. ôaôu
do didi şüimik
oüimôones
do iluraman. büyükannem ve dedem birbirlerine
yaslanmış uyukluyorlar. 2.
Cx. uyuklama. koüomwupui
nana şüimik
yeine oluru kocoöams:
hava karardımı annem hemen uyuklamaya başlıyor.
- olva,
oxûimu
atn., oxtimu ark. gitmek.
ma vulur. ben gidiyorum.
nak ulur? nereye gidiyorsun?
soti mo ulu! bir yere
gitme!
- omağu
atn.
omarğu arş. 1. berraklaşmak,
bulanıklığı gitmek. iyondri
wari
dimağas: bekle su berraklaşsın.
2. korlaşmak.
daçxuri imağen. ateş korlaşıyor, kor haline geliyor.
- omalu
ark.,
oğmalu atn. götürmek (cansızlar için). imerûes: götürüyorlardı.
- ombaxu
atn., obaxu xp. dövmek, dayak
atmak. bere dombaxu: çocuğu
dövdü.
- ombarinu
atn.,
obainu ark.
şişirmek. korba muşi ombarinams:
karnını şişiriyor. toli dumbarinu: gözünü
şişirdi.
- ombaru
ark.,
obau atn. 1. şişmek.
korba dvambaru: karnı
şişti. çxindi dvambaru:
burnu şişti. 2. dövmek, vurmak. davuli mbarums: davulu dövüyor, davula vuruyor.
bere dombaru: çocuğu
dövdü.
- ombazu
atn. 1. su ya da nemden dolayı şişmek. wari
doloxe dişüape
dimbazu. odunlar suyun içinde kalmaktan dolayı şişti.
2. çok soğuk almak, soğuktan dolayı şişmek.
inite devimbazi. soğuktan dolayı şiştim, soğuktan
dondum.
- ombinu
atn.,
ouminu vi., oğaminu ark.
susamak. wari
mambinu/ maaminu/ mağaminu: susadım.
wari
mombos. susamış durumdayım.
- ombolina
ark.,
ombulena atn.,
gubi 1. büyükçe bir ağacın
içi oyularak yapılan tek parça geniş kap, yalak. hayvanların
su içmesi için. 2.
havuz.
- ombonu
atn., obonu ark. 1.
yıkamak (canlılar için). üaôula
imbonams: sırtını yıkıyor,
banyo yapıyor. ğureri
mbonums: ölü yıkıyor. 2.
yıkanmak (canlılar için). imbonams:
yıkanıyor.
- ombri
atn.,
vi., qomuri xp., omuri
ark. erik ağacı ve erik meyvesi. ombri dimonöu.
erik olgunlaştı. ombri
memiwili.
bana erik topla. türleri: 1.
vi. ombrinukla. mum eriği.
2. ombriûoroci.
güvercin eriği. 3. vi. ombriatinori.
atina (pazar) eriği.
4. ombriğeci/
ğeci ombri. domuz
eriği. 5.vi.ombri üepri.
kendir eriği. 6.
ombriuça. kara erik.
7. ombri ğavila. 8. ombri gugumi. 9. atn.
moxa ombri. 10. atn. üanisi
ombri. 11. ark. omur mğatari:
- ombri
üaxi
xp., ombri
üinçi
atn.
bir ispinoz türü.
- ombruma
atn.
boydan boya, yekpare, baştan sona. ombruma
muti na on şüuni
leûapen.
boydan boya ne varsa hepsi bizim toprağımızdır.
- omcixu
atn. küçük darbelerle
vurmak, dürtmek. cuma muşis umcixams:
erkek kardeşine hafiften vuruyor.
- omcumale
atn. tuzluk. ocumales
ncumu var dosüudu:
tuzlukta tuz kalmadı.
- omcumoru
vi.,
atn. tuzlamak. üapça
domcumoru. hamsiyi tuzladı.
- omcvalu
ark.,
oncvalu atn.
otlamak. pucik mcums:
inek otluyor.
- oncvalu
atn.
3ad. omcvalu.
- omcvinu
ark.,
oncinu atn.,
ocunu otlatmak. pucepe omcvinams:
inekleri otlatıyor.
- omçfiru
ark.,
onçiru atn.
yüzmek. zuğas bimçfir. denizde yüzüyorum. ma var mamçfiren. ben yüzemiyorum.
- omçxvanu
1. şişmanlamak. opşa
oşüomute
devimçxvani. çok yemekten şişmanladım. 2.
şişmanlatmak. bureğik üoçi
omçxvanams: börek insanı
şişmanlatıyor. 3.
kalınlaşmak. ncalepe
üaûa
wanas
imçxvanen. ağaçlar her yıl
kalınlaşıyor. 4.
kalınlaştırmak.
- omçxvapu
atn. sıcaklanmak.
mamçxvapen. sıcaklanıyorum.
mamçxvapas goviçum.
sıcaklanınca soyunuyorum.
- omçianu
vi.,
atn., omçiranu arş. 1.
genişlemek. leûape
şüuni
timele imçiyanen. topraklarımız öteye doğru genişliyor.
2. genişletmek. leûape
muşi omçianams:
topraklarını genişletiyor.
- omçinocapu
çiftleştirmek (otçul hayvanlar için). puci dovomçinocapit.
ineği çiftleştirdik.
- omçinocu
1. çiftleşmeyi
istemek (otçul hayvanlar için). puci
imçinocen. inek çiftleşmek istiyor. 2.
çiftleşmek. pucepe
dimçinoces: inekler çiftleştiler.
- omçkvinu
ark. acele etmek.
- omöüu
vi. 3ad. oxomçvalu.
- omçvere
atn., omkvere vi. 1.
Değirmende öğütülen unun dökülüp toplandığı
bölme; unluk. 2. değirmende öğütülen mısır
ununu taşımak için kullanılan küçük sepet. ~ üalati
atn.: değirmene
un götürmek için kullanılan küçük sepet. küçük hacimli ve
hafif yükleri taşımak içinde kullanılır.
- omkvere
vi. 3ad.
omçvere.
- omçveru
atn., omkveru ark. 1.
un haline gelmek. üasûane
colu do dimçveru. kabak yere düşüp
un haline geldi. 2.
un haline getirmek. Lazuûi
domçveru: mısırı un
haline getirdi. 3. Xi. Elma ve armut gibi meyvelerin uzun süre
bekletilmesinden dolayı iç kısmının unumsu
bir hal alması.
- omkveru
ark.
3ad. omçveru.
- omöeşu
atn., omöüeşu
ark. 1.
takip etmek. ma möeşi.
beni takip et. var viçinem
koçepek ma möeşuman:
tanımadığım insanlar beni takip ediyorlar.
2. beklemek. ma hay möeşi.
beni burda bekle. mi nöeşum?
kimi bekliyorsun?
3. çobanlık yapmak.
şoroni möeşums:
keçi-koyun çobanlığı yapıyor.
- omöipanu
1. incelmek, inceleşmek. ida
ida imöipanen.
gittikçe inceliyor. 2. İnceltmek. Biga
yazu yazu do domöipanu:
değneği rendeleye rendeleye
inceltti.
- omöitanu
1. kızarmak, kırmızılaşmak.
mbulepe ujden imöitaneran:
kirazlar gittikçe kızarıyor. 2.
utanmadan dolayı kızarmak. var
içinems ar mitxa koâirui
omöitanu
kocoöams:
tanımadığı birisini görürse kızarmaya
başlıyor. 3.
kızıllaşmak. limcerişe
n3a imöitanen.
akşam üstü gök kızıllaşıyor.
- omöüeşe
ark.,
ogvace atn.
yuva, yerleşim yeri.
- omöüvinu
xp. kızdırmak
(yağ için).
- omöoxu
ark., omjolu
xp., osûiôonu
atn. ekşimek. Mja
domöoxu:
süt ekşidi.
- omöumaru
arş., onöamuru
vi., omüoru
atn.
geviş getirmek.
- onöamuru
vi., omöumaru
arş., omüoru
atn.
geviş getirmek.
- omedu
atn. yardım dilemek.
imedams: yardım
dileniyor. medi süani
dopxedare. yardımına muhtaç
kalayım.
- omendranu
1. uzak düşmek, uzak kalmak. 2. uzaklaşmak. şüiminde
imendranen. benden uzaklaşıyor.
3. Yolu uzamak. Domanöinais
oxori gza domamendranen: yorulunca
evin yolu uzuyor. 4. Yolu uzatmak. Kteri
moxûu
do gza muşi domendranu: dolanıp
geldiğinden yolunu uzattı.
- omeselu
atn.
(<ar. masal), oôaramitu
ark.
1. masal anlatmak, anlatmak. Didi
şüimik
üaûa
limcis meseli mimeselamûu:
ninem her gece masal anlatırdı.
2. hikâye etmek. ağodupe
imeselams: başına
gelenleri hikaye ediyor, anlatıyor.
- omeûu
xp.
kıymak, esirgememek (mal vs. için). ameûen.
kıyıyor, esirgemiyor. var
mameûen.
kıyamıyorum, esirgiyorum.
- omgvanu
1. beslemek. coğori omgvanams: köpeğini besliyor. 2.
beslenmek. wo
opşa imgvanu. bu yıl çok beslendi. 3. kilo almak. bere dimgvanu. çocuk kilo aldı.
- omğezu
ark.,
ebğa meçamu atn.
1. kışkırtmak, azdırmak. ebğa meçams
do oüoilapams:
kışkırtıp kavga ettiriyor. 2. Fesatlık
yapmak.
- omğiru
1. bulanmak (su, dere
için). wüari
imğiren. su bulanıyor. 2.
bulandırmak. wüari
domğiru.suyu bulandırdı.
- omğoru
böğürmek. ğecik mğorums:
domuz böğürüyor.
- omxapule
ark.
1.matkap.omxapulete pi3ari gamaxums:matkapla
tahta deliyor. 2.burgu.
- omxişolu
atn. 1. ufalamak, un ufak etmek, kum haline getirmek. mçüudi
mxişolums: mısır ekmeğini ufalıyor. 2.
ufalanmak. wiüvabi
kva dimxişolu:
çakıl taşı ufalandı, un ufak oldu, kuma döndü.
- omxiûu
1. karıştırmak. noşonepe
mxiûums:
rafları karıştırıyor. 2.
eşelemek. kormek leûa
mxiûums:
tavuk toprağı eşeliyor. 2.
kurcalamak. radyo mxiûums:
radyoyu kurcalıyor. 3.
ellemek, sağına soluna el atmak.
- omxizu,
omxiwu
1. yerinde duramamak,
kıvranmak, çırpınmak. var dvaxunen, imxizen! oturamıyor,
kıvranıyor. 2.
doğum sancısı çekmek.
- omxvacu
vi. itelemek, destek
olmak. 3ad. memxacu.
- omjolu
xp.,
omöoxu
ark.,
osûiôonu
atn.
ekşimek.
- omjore
ark.,
omjora atn.,
omcore arş. güneşli
arazi, güneş alan arazi. omjores kelinciru. güneşli
yerde yattı.
- omjoru
ark.,
omjuru atn., omcoru arş. güneşlenmek.
zuğa ôicis
imjors. deniz kıyısında güneşleniyor.
- omjvabule
arhavi buça’da bir yer adı. ‘kurbağalık’ anlamına
gelir.
- omkoru
1. esnemek. nciri komomalui
opşa mamkoren. uykum gelince çok fazla esniyorum. 2. esneme. omkoru kemöopu.
beni esneme aldı.
- omkvalu
öğütmek. Lazuûi
mkums: mısır öğütüyor.
karmaûek
mçxu mkums: değirmen unu kalın
öğütüyor.
- omüasu
tıka basa doldurmak, iyice basmak. üalatis
mûa
domüasu.
sepete otu tıka basa doldurdu.
- omüitu
ark.
1. zora sürmek, zorluk
göstermek. dulya umüitams:
işi zora sürüyor. 2.
üşenmek, zoruna gitmek.
- omüolanu
vi.,
oôriüanu,
oôriüu
atn. acılaşmak.
gyari dimüolanu/diôriüanu.
yemek acılaştı.
- omüoru
atn.,
omöumaru
arş., onöamuru
vi.
geviş getirmek. pucik
müorums:
inek geviş getiriyor.
- omüulanu
1. kısaltmak.
toüi
umüulanams:
onun ipini kısaltıyor. 2.
kısalmak. toüi
var imüulanen.
ip kısalmıyor.
- omüusu
atn., oüusinu
ark. 1.
acıdan dolayı inlemek. korbawunate
müusums:
karın ağrısından inliyor. 2.
inleme, inilti. omüusu
nena domaguren. inleme sesi duyuyorum.
- omüutu
ürkmek. ‘galeni şei’ memagasere ya do müutun.
yabancı bir varlığın karşısına
çıkmasından ürküyor.
- omonöinu
atn., monöinu
vi. 1. olgunlaşması
için bekletmek, olgunlaştırmak. m3xulepe omonöinams/monöinams:
armutları olgunlaştırıyor. 2.
atn. bir işin oluruna
binmesi için beklemek, işi olgunlaştırmak. dulya
omomöinams:
işi olgunlaştırıyor.
- omonöu
atn., monöu
vi. olgunlaşmak. m3xuli imonöen.
armut olgunlaşıyor. m3xuli
dimonöu/moinöu.
armut olgunlaştı.
- omongsure
atn.,
misuri arş., otiale
vi. ahırlarda
hayvanlara yem konulan yer, yemlik.
- otiale
vi.
3ad. omongsure
atn., misuri arş.
- omonüanu
vi.,
monüa
oyapu atn.
1. ağırlaşmak.
yuki dimonüanu.
yüküm ağırlaştı. 2. kendini taşıyamayacak derecede hastalanmak. dida dimonüanu,
var ğuruüo!
yaşlı kadın ağırlaştı, inşallah
ölmez!
- omordinu
atn. büyütmek. üaûu
motali omordinams: o kedi yavrusu büyütüyor.
mşüvela
omordinams: fidan büyütüyor.
möimak
oruba omordinams: yağmur
dereyi büyütüyor.
- omordu
atn.,
ordu ark. büyümek. bere imorden/irden.
çocuk büyüyor. oruba imorden/irden.
dere büyüyor.
- ompalu
atn., opalu vi. 1.
kaynamak. mjalva mpun.
süt kaynıyor. 2. taşmak (sıvı). mja epu. süt
taştı. 3ad. empalu.
- ompulu
gizlemek. üaûus
mjalva umpulams: kediden
sütü gizliyor.
- ompunu
atn. kaynatmak. mjalva
ompunams: sütü kaynatıyor.
- omôila,
umôila
ark. kalın ip,
halat. memeûik
ar didi omôila
ezdu do divepe üal
dağişa mendaxtu: mehmet büyük bir halatı aldı
ve devlerle birlikte dağa çıktı.(contes Lazes)
omôiru
atn. tıklamak,
çok küçük darbelerle vurmak, tıklayarak taşa şekil
vermek. karmaûe
kva môirums:
değirmen taşını tıklayarak şekillendiriyor.
- omôonu
ark.,
ceyonu atn.
aşılamak (bitkiler için). uşkuri môonums:
elma aşılıyor. 3ad. gemôonu.
- omôu,
omôalu
atn.
1. ellemek, elle bastırarak
yoklamak. kavunis umôams:
kavunu elle yokluyor, yumuşaklığını kontrol
ediyor. 2. üzerine titreyerek, özenle bakmak. badi umôitu
doğuraseren do var mogaonaneren. yaşlı adama iyi
bakın, ölür de sonra onu geri getiremezsiniz.
- omralu
xp., ombralu vi., cenâiru
atn. 1.
üremek. 2. atn. çoğalmak. 3.
soyunu devam ettirmek, türemek. imbralen. türüyor.
- omsiponu
xp.,
osimadu ark.,
onazmu arş. düşünmek.
vimsipon: düşünüyorum.
İmsipons: düşünüyor. omsiponu minon: düşünmek
istiyorum.
- omsüvanu
atn., omskvanu ark.
1. güzelleşmek. bozo dimsüvanu. kız güzelleşti.
2. güzelleştirmek.
omsüvanams:
güzelleştiriyor. 3.
süslenmek. bozok imsüvanams:
kız süsleniyor.
- omşaru
vi.
bir işi başarma konusunda
gerekli gayreti göstermeyen bir kişiyi heveslendirmek, gayrete
getirmek. nana çkimis bumşari
do sigaras komoagu. annemi gayrete getirip sigaradan vazgeçirdim.
- omşkorinu
acıkmak. mamşüorinen. acıkıyorum.
mamşüorinu:
acıktım.
- omtvalu
kar yağmak. mturi/mtviri mtums:
kar yağıyor. domtu: kar yağdı. mtvasere: kar
yağacak.
- omtuleni
atn. açık ateşin
baş tarafına enlemesine konan kalın odun. diğer
odunlar bu kalın odunun üzerine dikey olarak konur. odun
kalın olduğundan uzun süre ateşin sönmemesi sağlanırdı.
(‘omtvalu’fiilinden).
- omturu
atn.,
okturu atn.,
onkturu arş.1. değişmek.
üaûa
wanas
vimture. her yıl değişiyorum. 2.
değiştirmek. ombri şüala
mbuli vimturam. erik ile kirazı değiştiriyorum.
- omûe3u
atn.,
omûüe3u
ark. 1.
kabuğunu soymak. öuburi
nca mûe3ums:
kestane ağacının kabuğunu soyuyor. 2.
kabuğu soyulmak. txombu ncaşi ğampu var imûe3en.
kızıl ağacın kabuğu soyulmuyor.
- omûüe3u
vi. 3ad. omûe3u.
- omûinu
atn.,
gamarçinu xp.
1. kaçmak. oxorişe
imûu:
evden kaçtı. 2.
kaçırmak. bozomota omûinu:
kızı kaçırdı. 3.
kovmak, kaçırmak. oxorca muşi oxorişe omûinu: karısını
evden kovdu.
- omûüoru
vi.
omûorindu
arş. 1.
küflenmek. möüudi
dimûüoru.
ekmek küflendi. 2.
bayatlamak (ekmek için). kovali domûüoru.
buğday ekmeği bayatladı.
- omûuûale
1. küllük, kül dökülen
yer. omûuûales
mûuûa
kocobğu/kogyobğu. küllüğe külü döktü. 2. sigara küllüğü. omûuûales
wiüara
copatxams/gyopatxams:
küllüğe sigaranın külünü silkiyor.
- omûuûalu
1. küllemek, üzerine
kül dökmek. mwia
domûuûalu:
közü külledi, üzerini külle kapadı, közü küle gömdü. (sönmemesi
için). 2. Küle bulanmak, küllenmek. üapça dimûuûalu:
hamsi küllendi.
- omûu3u
vi.,
onûu3u
arş. 1.
sıcak tutmak. 2.
burkulan, incinen yeri sıcak suyla ovmak. üuçxe
vimûu3am.
ayağımı sıcak suyla ovuyorum. 3. sıcaklaştırmak. 4.
sıcaklanmak. 5.
arş. Sıcak suyla yıkanmak.
- omunûru
atn., omunûuru
ark.
kurtlanmak. uşkuri
domunûru/dimunûuru:
elma kurtlandı.
- omuri
ark.,
qomuri xp., ombri erik. omuri
vimxo. erik yiyorum.
- omuziru
atn.,
omuzilu arş.,
omuzu vi. (<müzevir)
şikayet etmek.
- omzgudu
atn. 1. bitmek, filizlenmek, çimlenmek, tohumdan filiz çıkmak. Lazuûi
domzgudu: mısır
çimlendi. 2. yeniden
oluşmak. himarti üianas
xolo mzgudatere: öteki
dünyada yine oluşacağız, yeniden biteceğiz.
- om3iüanu
atn.,
om3ikanu ark.
1. azalmak. oöüomalepe
şüuni/çkuni
im3iüanen.
yiyeceklerimiz azalıyor. şüu vim3iüanet,
ndğa moxûasere
viçodatere: biz azalıyoruz,
gün gelecek biteceğiz. 2. azaltmak. öuüiz
na orûu
wüari
a m3ika meoru do dom3ikanu. kazanın içindeki suyu biraz döküp
azalttı.
om3kalu ark., omsüu
atn. 1.
fındık, ceviz ve benzeri meyvelerin, tanelerini saran
dış kabuğun, söz konusu meyvelerin toplanmalarından
belli bir süre sonra özellikle güneş altında kalmalarından
ötürü, tanelerin kendiliklerinden ayıklanacakları şekilde
sertleşip genişlemesi fiili. öubri
dim3ku. kestanenin kabuğu genişledi. txiris nomjors,
im3kasen: fındık güneş alıyor, kabuğu
açılacak. 2. bal
sağmak. heyaz topri/topuri bum3kam. ona bal sağıyorum.
m3kas topri um3kams:
peteğin balını sağıyor.
- om3kvalu
ark.,
omsüvalu
atn. 1.
övmek, meûetmek.
ti muşi im3kvams:
kendini övüyor. bere muşi om3kute var açodinen. çocuğunu
övmekle bitiremiyor. nusava muşi om3kvasen: eltisini meûedecek.
2. övmek/meûetmek
eylemi, övme. om3ku var uçkin. övmesini bilmiyor.
- om3udu,
om3udelu vi. yalanlamak. 3ad. gom3udu.
- omweli
atn.,
onweli
ark.
beşik. beres omweli
uüanit.
çocuğun beşiğini sallayın.
omweli
sûeri
inüans.
beşik gibi sallanıyor. ~ oüanu:
beşik sallamak.
- omwiru
atn.,
omwüiru
ark.
1. pire ayıklamak.
2. işkillenmek. 3.
Pirelenmek.
- omwüulinu
ark.,
omwulu
atn.
1. sivrileştirmek,
sivriltmek. 2. dikkat
kesilmek. coğorik uci
omwüulinams:
köpek dikkat kesiliyor.
- omwole
ark. 1.
bacanın yükseldiği yer, baca çevresi. omwole kogokoses: Bacanın çevresini sildiler. 2. baca.
- omwu,
omwalu
atn. 1.
tel tel ayırmak. üapçaşı
ti mwams:
hamsinin başını gövdesinden
ayırıyor. 2. tel tel ayrılmak. toma
muşi imwen.
saçı tane tane düşüyor, ayrılıyor.
- omwüulu
vi. 3ad. omwulu.
- omwulu
atn.,
omwvalu
atn.,
omwüulu
ark. 1.
sivriltmek. xoşüa
mwvalums/omwüulinams:
sırığı sivriltiyor. 2.
sivrilmek. tijin exûas
imwulen.
yukarı çıktıkça sivriliyor. gobuüvatişkule
dimwüulu:
çevresini kestikçe sivrildi. 3.
burmak. musûaöi
imwvalams:
bıyıklarını buruyor.
- omwupinu
atn., omwüupinu
ark.
1. karartmak. 2.
mec. kaşlarını
çatmak. toli omwupinams:
kaşlarını çatıyor.
- omwüupinu
ark. 3ad. omwupinu.
- omwupora
atn.,
omwüupora
ark.
havanın kararmaya başlamasına doğru; havanın
kararmaya başlamak üzere olduğu zaman; hava kararırken.
omwuporas
miyondri. hava kararırken beni bekle.
- omwupu
atn.,
omwüupu
ark. kararmak. ûaroni
omwupu,
möimasere:
hava karardı, yağmur yağacak. ôi
omwupaşe
oxorişe vigzalat. hava kararmadan eve gidelim.
- omwüupu
ark. 3ad. omwupu.
- ona atn.,
qona xp., vana meg.
tarla; genellikle köyün dışında ve/veya uzağında
bulunan, daha çok belirli bir ağaç türünün yoğun olarak
bulunduğu, zaman zaman mısır, arpa, patates gibi
ürünlerin de ekildiği, verimi yüksek olmayan toprak parçası.
onas Lazuûi xaşüums/xaçkums:
tarlaya mısır ekiyor. ‘ona’; Laz edebiyatı başta
olmak üzere Laz kültüründe geniş bir yere sahiptir.
- ona cedvalu
atn.
tarlanın diken ve yabancı otlardan temizlendikten sonra
ekilmesi. mısır, çavdar, arpa vs ekilirdi.
- ona üayde
atn. tarlalarda söylenen
bir Laz halk müziği kaidesi.
- onaburu,
onabru xp.,
olambru vi. makasla
kesmek. bu3xa vinaburare/bilambrare:
tırnağımı makasla keseceğim.
- olambru
vi. 3ad. onaburu.
- onabure
makas. onaburete bu3xa inaburams/ilambrams:
makasla tırnağını kesiyor.
- onadida,
dida bobola atn.
bir hava deliği bırakarak, kuru toprağın içinde
yaşayan bir böcek türü.
- onaxu
yıkamak (çamaşır). şeepe
naxums: elbiseleri yıkıyor. nanak fiûiüozi
minaxvasen: annem atletimi yıkayacak.
- onane
ark.,
üalami
atn.
arıların oğul vermesi sırasında ana arının
içine konduğu yaklaşık bir karış uzunluğunda
hava deliği olan kamıştan çubuk.
- onanüu
ark.
umursamak. miti var ananüen:
kimseyi umursamıyor. ma dido ananüen:
beni çok umursuyor.
- onazmu
arş.,
osimadu ark.,
omsiponu ark. düşünmek,
düşünmeye dalmak.
- oncaxu
1. vurarak ezmek, dövmek. demiri ncaxums:
demiri dövüyor, vurarak eziyor. 2.
dövmek. bere doncaxes: çocuğu dövdüler.
- oncğimu,
oncğimoşu ark.,
orafu, oöiöiülanu
atn.
buruşmak, kırışmak (kağıt, giysi
vs.). ponûuli
domancğimu: pantolonum kırıştı, buruştu.
- oncğonu
göndermek (cansız bir varlık).
karûali
vuncğonare: mektup göndereceğim.
- oncğore
atn.,
oncğoro vi.,
ocğore 1. ayıp.
oncğore muyan var uşüun:
ayıp nedir bilmez. 2. utanma, utanç, hicap. oncğorete
dobğuri: utancımdan öldüm.
- oncğore
goûaxu
atn.
utanıyor olmakla birlikte zorunluluk
gereği buna aldırmamak, utanma duygusuna aldırmadan
davranmak.
- oncğore
oyapu atn. utanmak. mutişe oncğore var ayen: hiçbir şeyden utanmıyor.
oxorcalepeşe oncğore
mayen: kadınlardan utanıyorum.
- oncğoryari
utangaç, mahçup. bere
çkimi dido oncğoryari ren: oğlum çok utangaçtır.
- oncinu
atn.,
omcvinu ark.,
ocunu otlatmak. möeşik
şoroni oncinams: çoban koyun otlatıyor. morderepek wulupe
uşüuran
sûeri
oncinaman: büyükler küçükleri bildikleri gibi otlatıyor.
- oncire,
oncere 1. yatak. oncires
dicinu: yatağa yattı. 2.
yatak odası.
- onciru
1. uyumak. incirs:
uyuyor. so incir?
nerde uyuyorsun? 2.
uyutmak. bere oncirams: çocuğu uyutuyor.
- oncu
atn. inek, koyun, keçi
gibi hayvanlar tarafından yiyilebilen her türlü bitki, ot.
pucik oncu imxos: inek ot yiyor.
- oncumoru,
omcumoru 1. salamura yapmak. mcumori şeni m3xuli ncumorums:
(sirke için) armudu salamura yapıyor. 2.
atn. tuzlamak.
- oncupalu
ark., oncubalu xp., ocibalu atn.
kapmak, kapışmak. ar
mutxa koâirui
yeine incupalams/icibalams: bir şey
buldumu hemen kapıyor.
- oncvale
otlak. pucepek oncvales
ncuman: inekler otlakta otluyor.
- onçaxu
1. çalkalanmak. zuğa
inçaxen: deniz çalkalanıyor. 2.
çalkalamak. mjalva nçaxums: süt çalkalıyor. 3. yayık yaymak, yayıkta yoğurdu çalkalamak. onçaxule nçaxums: yayık yayıyor.
- onçaxule,
onçaxale yayık olarak kullanılan büyük küp, yayık.
miyaperi onçaxules kodolobu:
yoğurdu yayığa döktü.
- onçale
ark. Mısır
samanlarının konulduğu otluk, ot ambarı.
- onçaminu
atn.,
vi., onçamu atn.,
oçaminu arş. 1.
kaşımak. üaôula
inçaminams: sırtını kaşıyor. 2.
kaşınmak. xe mançaminen: elim kaşınıyor.
3. kaşıntı,
kaşınma. onçamu/onçaminu miğun: kaşıntım
var.
- onçamure
xp., oçambre dibek; 1m çapında, 30-40cm ağız genişliğine
sahip, dibe doğru daralan koni biçimindeki içi oyulmuş
karataş.
- onçanu
atn.,
oçanu ark. ürün vermek, bitmek, ilişmek, iliştirmek. m3xuli dinçanu:
armut ürün verdi.
- onçxaüale
vi.,
nçxaliüuüari
atn., nçxaluüari
arş., nüali
ceviz silkelemekte kullanılan
uzun sırık.
- onçxalu
1. ceviz, kestane vb.
silkelemek. 2. mec. boş ve gereksiz konuşmak, sallamak, atmak. nçxalums: sallıyor, atıyor.
- onçxvalu
atn.,
omçxvalu vi. 1.
atn. ısınmak
(ortam ve maddeler için). ûaroni
donçxu: hava ısındı.
2. kızmak (metaller için). üuüula
donçxu: eğri uçlu demir kızdı.
3. mec.
cinsel isteği uyanmak, kızışmak. muya
gağoden, deginçxui/dogimçxui? ne oluyor sana, kızıştın
mı?
- omçxvalu
vi. 3ad.
onçxu.
- onçxunu
atn.,
omçxvinu ark.
1. atn. ısıtmak.
bere daçxuris muxunu do
onçxunams: çocuğu ateşin başına oturrtup
ısıtıyor. 2.
vi. kızdırmak
(metaller için). üuüuma
domçxvinu: güğümü kızdırdı.
- onçxvaru
1. küçük parçalara ayırmak, tanelerine
ayırmak, tanelemek. Lazuûi
nçxvarums: mısırı (bir çuval içinde döverek) tanelerine
ayırıyor. 2.
dibekte dövmek. 3. mec. sallamak, atmak,
saçmalamak, palavra atmak. uşüun
sûeri
nçxvarums: bildiği gibi sallıyor, atıyor, saçmalıyor.
- onçiru
atn., omçfiru ark. 1.
yüzmek. zuğas inçirs: denizde yüzüyor. 2.
yüzdürmek. zuğas layöi
onçirams: denizde köpeği yüzdürüyor.
- onçoru
atn. 1. sürünmek. leûas
inçoren: toprakta sürünüyör. 2.
süründürmek. leûas
donçoru: toprakta süründürdü.
- onöamu
1. ark.
ürün almak. 2. mısır
ekmeğinin bekletilmesinden dolayı bozulması fiili.
Lazuûi
gyari dinöamu:
mısır ekmeği bekletildiği
için bozuldu.
- onöamure
vi.
harman yeri, ürün alınan yer/alan.
- onöaraşe
3ad. cipi.
- onöaru
atn.,
oöaru
ark.
1. yazmak. nöari
do noşüerite
nöari:
yaz da kömürle yaz. 2. yazılmak. mektebis dinöaru: okula yazıldı.
- onöilu
atn.
deşmek. çxombi nöilums:
balığı deşiyor.
- onöişinapu
atn. uğraştırmak.
ham dulya şeni opşa
monöişinapu.
bu iş için beni çok uğraştırdı.
- onöişu
atn.
didinmek, çabalamak, uğraşmak. xvala
xvala inöişen.
yalnız başına didiniyor,
uğraşıyor.
- onöolu
atn.
esirgemek, kıyamamak. ma
muti var minöolams:
benden hiçbir şey esirgemiyor.
muti var gamvanöen,
anöolen.
elinden birşey çıkaramıyor, esirgiyor.
- onöoru
1. atn.
delmek. pi3ari donöoru.
tahtayı deldi. 2. atn. delinmek. öuröiş
mundi dinöoru.
kazanın dibi delindi. 3.
vi. tuzlu bir şeyi
suya koyup tuzunu almak.
- onöu
1. pay sahibi olmak. ham leûapeşe
mati manöen.
bu topraklardan bana da düşüyor,
ben de pay sahibiyim. 2.
mec. evlenmede akrabalık
yönünden sakınca bulunmamak, düşmek. da
var inöen.
kız kardeş ile evlenilmez.
si ma manöe:
sen bana düşüyorsun (sen benimle evlenebilirsin).
- onöu
atn.
etkilemek, etkisini göstermek, nüfuz
etmek. öami
ağani minöu.
ilaç etkisini yeni gösterdi. möima
iri üale
minöu.
yağmur her tarafıma işledi.
- onövalu
atn.,
omöüu
vi.
kuruyup sertleşmek. üvali
donöu.
peynir kuruyup sertleşti.
- onöunu
atn.,
ononöunu
ark.,
omöüvinu
vi.
kurutup sertleştirmek. minci onöunams:
çökeleği kurutarak sertleştiriyor.
- onövalu
atn.,
mozdalu vi.
sağmak. puci mövalum/
mobuzdam: inek sağıyor. pucis
mobuzdam (vi.). ineği sağıyorum
- onövaru
xp.
yabani otları temizlemek.
- onövetela
ark.,
oöoûura
xp., omöotela
vi., oöaxale
atn., oöerûela,
öoröi
arş. Evin damlalığının
altında yada yakın çevresinde bulunan ve meyve artıklarının
atıldığı yer; çöplük, damla altı. layöi
üudeli
aünas
oöerûelaşe
giyonams (arş.). köpeğin
kuyruğunu tutarsan seni çöplüğe götürür.
- oöoûura
xp. 3ad. onövetela.
- ondgu
ark. kinlenmek.
- ondgu
atn. başını
eğmek. dudi ondgu do
igzalu: başını eğip gitti.
- ondğe
ark.,
yema atn. gün ortası, öğle vakti.
- ondğeneri
ark.,
yemaneri ark.
1. öğlenki. ondğeneri gyari: öğlenki yemek. 2. Öğleye ilişkin, öğleye ait.
- ondğeri
ark.
öğlenleyin. ondğeris
moxtasen: öğlenleyin gelecek.
- ondğulinu
1. eritmek. mjorak mtviri
dondğulinu: güneş karı eritti. 2. Çürümeye
terk etmek, çürümeye bırakmak. Makvali
gale naşüu
do ondğulinams: yumurtayı
dışarda bırakıp çürümeye terketti.
- ondğulu
1. erimek. mtviri
dondğulu: kar eridi. 2.
mec. bir şeyden
çok haz almak, mest olmak. bozo
mskvanobaten domdğuli. kızın güzelliğinden
mest oldum. 3. atn.
çürümeye yüz tutmak, çürümeden dolayı bulanık bir hal
almak. makvali dondğulu:
yumurta çürüdü, çürümeden dolayı bulanık bir hal
aldı.
- ondğvaru
karıştırmak (sıvılar
için). termoni ndğvarums: 'termoni' yi karıştırıyor.
- ondi
xp.
3ad. Nondi.
- ondriüu,
ondriüolu
eğmek, bükmek. ntxiri
biüa
driüums:
fındık çubuğunu eğiyor/büküyor.
- ondruüu
eğilmek, bükülmek. ntxiri biüa
ndruüun:
fındık çubuğu eğiliyor/bükülüyor.
- ondu
atn.
çok hızlı uçmak. üinçi
ndun. kuş çok hızlı uçuyor.
- ondulini
ark.
pekmez pişirilen büyük kap; pekmez tavası.
- onebu
ark. benimsemek, yadırgamamak.
ağne nusa muşi var anebu. yeni gelinini benimseyemedi,
yadırgadı.
- onglisu
atn.,
onülisu
arş. 1.
tıka basa dolmak, sıkışmak. serende tude dişüate
koninglisu. serender'in altı odun ile dolup taştı.
2. tıka basa doldurmak,
sıkıştırmak. axiri pavrite nglisums: ahırı
yaprak ile tıka basa dolduruyor, iyice sıkıştırıyor.
- ongoru
ark., ongolu atn. debelenmek,
yerde sağa sola dönmek, yerde sürünmek, ağınmak.
coğorik leûas
ingons/ingolen. köpek toprakta debeleniyor/ağınıyor.
- ongrinu
ark.,
ongibonu xp., orginu
atn. 1. yuvarlanmak. üabanişa
puci ingrinu/irginu/ingibonu: inek
bayırdan yuvarlandı. 2.
yuvarlatmak. nomşaru
do orginu: itip yuvarlattı.
- ongure
atn., ongore vi. evin
tavanından boydan boya geçen kalın ağaç kiriş.
Evin büyüklüğüne göre değişmekle birlikte 10-15m
uzunluğunda, kalınlığı yaklaşık
50-70cm arasında olur. Uzun ömürlü ve dayanıklı
olması bakımından genellikle kestane ağacından
yapılır.
- onksinu
atn.,
oksinu ark.
sessiz olarak osurmak, yellenmek. mteli üala
mot goyksinam! herkesin ortasında (sessizce) yellenme.
- oksinu
ark.
3ad. onksinu.
- onktalu
1. aktarmak, bulaştırmak
(renk bulaştırmak gibi). kçe porças möita unktu: beyaz gömleğe
kırmızı bulaştırdı. 2.
bulaşmak. mandili şüimis
uça anktu: mendilime siyah bulaştı.
- okvasu
ark. 1. Xi. Fındığın
belli bir müddet güneş altında kurutulmasından
sonra tanelemek için değnekle dövülmesi. Bigate
ntxiri kvasums: tanelemek için sopayla fındık dövüyor.
2. Sertleşmiş pamuğu yumuşatma amacıyla
dövmek. 3. Dövmek, kötek atmak. hawi
dokvasum. şimdi döverim.
- onüalu
atn. toplayıp kaldırmak,
kaldırmak. oxorişi şeepe nüalums:
evin eşyalarını kaldırıyor, topluyor.
oda muşi donüalu:
odasını topladı, eşyaları bir tarafa
kaldırdı.
- onüalu
atn.
(at ya da ineğin kuyruk kılından) kuş için
tuzak döşemek. üinçi
oöopu
şeni üodape
donüalu:
kuş yakalamak için avluları
tuzakla döşedi.
- onüanu
ark.,
oüanu
atn. kımıldamak,
hareket etmek. ara inüas:
dal hareket ediyor, kımıldıyor,
sallanıyor. 2.
kımıldatmak, hareket ettirmek. üuçxe
oüonams:
ayağını oynatıyor,
hareket ettiriyor, kımıldatıyor.
- onüiûu
ark.
kıpırdamak. İnüiûen:
kıpırdıyor.
- onüolu
1. (her yanı)
kilitlemek. iri üale
donüolu:
her tarafı kilitledi. 2.
kilitlenmek.
- onüominu
ark.,
oüominu
atn.
3ad. doloüomu.
- onofe
ark. atmaca yakalamaya
yarayan özel bir ağ (tuzak).
- onoru
1. durulamak. 2.
mec. bir dertten çok
acı çekmek, acıdan dolayı durulanmak, durulmak.
süani
derdite oviövi
ovinori. senin derdinden yandım, kül oldum.
- ontalu
xp.,
atn., ntalua
meg. yün veya pamuğu
döverek yumuşatmak, yün veya pamuğun liflerini döverek
açmak. Monûüori
ntalums: yapağıyı (döverek)
ayrıştırıyor/açıyor.
- ontasu,
otasu 1. tohumlamak, tohum serpmek. livadis
Lazuûi
ntasums: bahçeye mısır tohumluyor,
mısır tohumu serpiyor. 2.
(çocuk) döllemek, tohumlamak, ekmek. ar
biöi
bere dontasu. bir erkek çocuk dölledi;
bir erkek çocuğun tohumunu attı. 3.
atn., mec. sersemleşmek,
dikkati dağılmak. ncirişe
gomoüu3xines
nosi mantasu. uykudan uyandırdıklarından
aklım dağıldı, sersemleştim. 4. atn., mec. sersemleştirmek,
dikkatini/aklını dağıtmak. ar
montxalus nosi vuntasi. bir vuruşta aklını
dağıttım, sersemleştirdim.
- onteselu,
omeselu atn.
Hikaye etmek, anlatmak. muya
minteselam? bana ne anlatıyorsun?
muti mo minteselam! bana
bir şey anlatma!
- ontxinu,
ontxu atn. baş vurmak, yardım isteme amacıyla gitmek. meviüaçis
ôaôuli
şüimis
vantxi. sıkışınca
dedeme başvurdum, ondan yardım istedim.
- ontxoru
1. kusmak. araba
maünus
vontxori. araba tutunca kustum.
- ontxoru
2. ham toprağı
kazmak. mezare ntxorums: mezar kazıyor. leûa
ntxorums: toprak kazıyor.
- ontxozinu
peşine koşturmak, peşine
takmak. biöepe
intxozinams: erkekleri peşine
koşturuyor.
- ontxozu
peşinden gitmek, peşine düşmek. nana
şüimis
vantxozi. annemin peşine düştüm.
- ontxozu
(<ontxu) örgü örmek. toma
intxozams: saçını örgü yapıyor.
- ontvalu
ark.
desteklemek.
- onûalu
1. karışmak.
iri sûeri
üoçepes
anûalu:
herkes gibi insanlara karıştı. 2.
karıştırmak. ar mutxa vixaôaûi
himu ti minûalu:
bir şey konuşuyordum onu da karıştırdı.
möipe
mçxus vunûali.
ince olanları kalın olanlara karıştırdım.
- onûinapu
atn.,
oşurapu ark.
koklatmak. purki monûinapams:
bana çiçek koklatıyor.
- onûinu,
oşuru koklamak.
purki inûinams:
çiçek kokluyor.
- ontxapu
dürtmek. beres untxams:
çocuğu dürtüyor.
- onûüolu
ark.,
onûolu
atn.
1. bulanmak. di3xiris
dobinûüoli:
kana bulandım. 2. bulamak. di3xiris domûüoli:
kana buladım. 3. bolluk içinde olmak. hanwo
inuvas toprite dobinûüolit:
bu kış bala bulandık (bal bolluğu vardı).
- onûoru
ark. hafif nemli kalmak,
biraz nemli olmak.
- onûrinu
sığdırmak. ham dişüati
soti var manûrinu:
bu odunu da bir yere sığdıramadım.
- onûru
sığmak. soti var
inûren.
Hiçbir yere sığmıyor.
Dişüa
piliûas
var inûru:
odun sobaya sığmadı.
- onûule
ark.,
livadi atn. 1. Bahçe, tarla.
onûules
Lazuûi
xaçkums: bahçeye mısır ekiyor.
2. bostan. onûules
ğeci kamaxtu: bostana domuz girdi.
3ad. Livadi.
- onzgipu
atn.,
onâgipu
vi.
tıklım tıklım doldurmak, tıka basa doldurmak.
haüu
üoçi
kapça sûeri
donzgipu: bu kadar insanı hamsi
gibi tıka basa doldurdu.
- onâğinu
atn.,
arş. doyurmak.
nanak korba minzğinu:
annem karnımı doyurdu.
- onâgilu
xi. tavukların yaprak vs. gagalaması; didiklemek. kormek
lu pavri nâgilums:
tavuk lahana yaprağını
gagalıyor, gagalayarak yaprağı yiyor. 3ad. on3xaüu.
- onâğona
arş.,
sinori sınır, hudut.
- onâğonu
arş. Sınır çizerek ayırmak, sınır
çizmek. Cumalepek onape
donâğones:
kardeşler tarlalara sınır
çektiler, sınırla ayırdılar.
- onâğu
atn.,
oâğu
arş., vi. 1.
doymak. mbuli oşüomute
vinâği/biâği:
kiraz yemekle doydum. 2. doyurmak. coğorepe xorwite vonâği/boâği:
köpekleri etle doyurdum.
- onâğoni
doyurucu,
doymayı sağlayan. Lobya korba onâğoni
on: fasülye
karın doyurucudur.
- oâğu
arş. doymak. 3ad.
onâğu.
- on3alu
1. bir vuruşta
kesmek, doğramak. mşüvelape
don3alu: fidanları kesti, doğradı.
2. mec.
atıp tutmak, boş konuşmak, palavra atmak. mo
n3alum oncğoren! atıp tutma, palavra atma ayıptır.
- on3aloni
kesilmesi
gereken, doğranması gereken.
- on3ore
atn., on3oru arş. 1. elek.
on3orete mçveri n3oruman:
kevgir ile un eliyorlar. 2. Kevgir.
- on3oru
1. elemek. mçveri
n3orums: un eliyor. 2.
Elenmek. Mkveri din3oru: un elendi. 3. çok sayıda delik açmak, delik deşik
etmek, eleğe çevirmek. üuşumite
nca don3ores: kurşun ile ağacı
delik deşik ettiler. 4. Delik deşik olmak, eleğe
dönmek. Miğuûu
ar porça, himu-ti setak don3oru: bende
vardı bir gömlek, onu da güve delik deşik etti.
- onwalu
atn.,
onwüalu
ark. 1.
açmak. 2. açılmak. 3ad.
gonwalu.
- onwüalu
ark. 3ad. onwalu.
- onweli
vi.,
omweli
atn.
beşik. bere onwelis
gecans/ cencas: çocuk beşikte
yatıyor.
- onwinu
atn.,
onwüinu
ark. 1.
erimek, çözülmek. mturi
dinwinu:
kar eridi. 2. eritmek, çözmek. mçiri onwinams:
bal mumu eritiyor. 3. çözmek. mcumu onwinams:
tuzu çözüyor. 4. çözülmek. mcumu dinwinu:
tuz eridi.
- onwapule
vi. 3ad. anöesi.
- onwiru
ark. 3ad. owiu.
- onwkiyaloni
vi. koyun ve keçi vb.’lerinin boynuna
takılan ve tiz ses çıkaran küçük çıngırak.
- onwüialu
vi. 1. Çıngırdamak.
nwüialams:
çıngırdıyor. 2. çıngırak çalmak.
- onworale
süzgeç. onworalete
mjalva nworums:
süzgeç kullanarak sütü süzüyor.
- onworapu
atn. 1.
süzdürmek. 2. mec. çektirmek (dert,
sıkıntı, eziyet vs.).
baba süanik
opşa monworapu.
baban bana çok çektirdi.
- onworu
1. süzmek. mjalva
nworums:
süt süzüyor. 2. mec. Çekmek (dert, acı
vs.). nana şüimis
opşa nworu:
annem çok çekti.
- onwule,
onwure
arş. fındık ve üzüm
toplamak için kullanılan ağaç kabuğundan yapılmış
çanta.
- on3xaüu
tavukların buğday, mısır vs. tanelerini yemesi,
gagalaması. Mamulik
mdiüa
n3xaüums:
horoz buğday yiyor. 3ad. onâgilu.
- on3xiüoru
atn. çalı çırpı
toplamak. üodapeşe
ar m3iüa
don3xiüori.
etraftan biraz çalı çırpı
topla.
- on3xilu,
gon3xilu atn.,
om3xilu arş. kurtlanmak.
oyondrinute devin3xili. beklemekten kurtlandım.
- on3xiryalu,
on3xiralu vi. ceviz,
fındık gibi yemişleri bir yere aktarılırken
ses çıkarması fiili.
- on3xodure
atn.,
nöeri
ark.
tavan. on3xodures minâi
kowobu.
tavana lor peyniri astı.
- on3xonu
atn.,
o3xonu vi. taramak.
toma in3xonams: saçını
tarıyor.
- on3xuüu
büzülmek, çekmek (katı nesneler
için, naylon, pet şişe gibi). inite von3xuüit. soğuktan büzüldük.
- on3xunu
atn.,
o3xunu vi.
1. yapraklarından ya da kabuğundan sıyırmak,
ayrıştırmak. Lazuûi
n3xunums: mısırın yapraklarını
sıyırıyor. 2. ayıklamak, ayırmak. txiri
3xunums: fındık ayıklıyor. 3. seçmek,
ayrım yapmak. gyari
var n3xunums, na gowudgare
imxors: yemek ayrımı yapmıyor,
önüne ne koyarsan yiyor. bozomota
3xunums: kız seçiyor, her kızı beğenmiyor.
- opaxuru
arş.,
oluru atn., vi. uyuklamak.
- opakşu
çok harcamak, boşaltıp, boşaltıp harcamak
(sıvılar için).
- opangaru
1. büyük alevli ateş
yakmak. 2. atn. çalı çırpıları, diken ya da benzeri şeyleri
kümeler halinde yakarak tarlayı temizleme işlemi. ona
pangarums: tarladaki çalı çırpıları yakarak
temizliyor. 2. mec.
ateşlenmek, bir şeyi sahiplenmek, almak vb. için
yoğun istek duymak.
- opanûu
vi.,
donçxvalu atn.
kızışmak (cinsel anlamda).
- opan3u
vi. hafifçe vurmak,
dürtüklemek.
- oparpalu
etrafında fır dönmek, kelebek misali çırpınmak,
etrafında pervane olmak. himuşe
ar mutxa na naşonen şeni aparpalen. ondan bir şey
beklediği için pervane oluyor, etrafında fır dönüyor.
- opaşu
1. karışmak. nosi
mapaşu. aklım karıştı. 2.
karıştırmak. nosi
vupaşi. aklını karıştırdım.
- opatxalinu
çırpındırmak (kuşlar için). üinçi
sûeri
opatxalinams: kuş gibi çırpındırıyor.
- opatxalu
atn., opatkalu ark. çırpınmak
(kuşlar için). üinçi
sûeri
patxalu/patkalu: kuş gibi çırpındı.
- opatxu
silkmek. foûa
patxums: peştemalı silkiyor.
- opaûimaru
ark. bölük pörçük olmak.
para domapaûimaru:
param bölük pörçük oldu.
- opavre
üalati
atn., pa3xa üalati
vi.
yaprak sepeti, yaprak taşınan sepet. opavre üalati
moburûu:
yaprak sepeti arkasındaydı.
- opeleüu
atn. 1.
parçalamak. 2. yırtınmak. ipeleüen.
yırtınıyor.
- opelu
vi.,atn.
orguru xp. 1. faydalı
olmak, yararlı olmak. si ma opşa/dido mapeli. sen bana
çok faydalı oldun. toxûori
var mapelen. bana doktor fayda etmiyor. 2.
fayda etmek. a-sum-otxo öami
komiğun, ti wüunis
çkar na-ren var mapelen. üç dört ilacım var, baş ağrısına
hiç biri fayda etmiyor. 3.
işe yaramak. opşa/dido na ipelen nusa orûu:
çok işe yarar bir gelindi. him,
var ipelen üoçi
on/ ren: o, işe yaramaz bir adamdır.
heya mutus var irgun. o bir işe yaramıyor. si mutus
var irgur. sen bir işe yaramıyorsun.
- opiyalu
vi.
(< upi) cam,
pencere, şişe ve benzeri cisimlerin üzerinde terimsi
su taneciklerinin oluşması, buğulanmak.
cami dipiyalu: cam buğulandı.
- opiçu
atn.,
oôiçu
ark.
oruç tutmak. himuk ipiçums: o, oruç
tutuyor.
- opiçvera
atn.,
ôiçveroba
ark.
oruç. opiçveras kocoöes:
oruca başladılar.
- opinu
1. gütmek, sürmek.
puci ngolaşe upinams:
ineği yaylaya güdüyor, sürüyor. 2.
yere serilmek. Lazuûepe
ixite ipinu: mısırlar rüzgârla yere serildi. 3. yere sermek. ixik Lazuûepe opinu: rüzgâr mısırları
yere serdi.
- opi3xolu,
opiçxolu atn.,
opunçxolu ark. 1.
çok küçük parçalara ayırmak, paramparça yapmak. dişüa
dopi3xolu: odunu parçaladı,
paramparça yaptı. 2.
parçalanmak, küçük parçalara ayrılmak. caöapxus
dipi3xolu: yere çarpınca
parçalandı.
- oplaûu
ark.,
olaûu
atn.
yamulmak, ezilmek. 2.
yamultmak, ezmek.
- opodrage
ark., opodrace atn.,vi. sevgili,
biricik, can, çok çok sevilen, çok değer verilen, üzerinde
titrenilen, kıymetli ve tek olan. e
opodrage bere şüimi!
ey sevgili oğul, ey canım oğul, ey biricik oğul!
(genellikle anne ve nineler çok sevdikleri kişileri ‘opodrage’
sözüyle çağırırlar.).
- opodru,
eyopodru atn. opoduru vi. 1. üzerine
titremek, çok çok sevmek, el üstünde tutmak.
bere muşis eyopordun: çocuğunun üzerine titriyor,
ona canından fazla değer veriyor. 2.
övmek. 3. vi.
pohpohlamak. noğamisak noğame muşi opodurams:
nişanlı kız kendi nişanlısını
pohpohkuyor.
- opukuru
vi.,
opurku atn. 1. çiçeklenmek,
çiçek açmak. ncalepe dopukuru:
ağaçlar çiçek açtı. Pukurams gola do ona/pukrinaşi
ora ren/oroperi Lazona si mundes pukurare. 2.
yaz gelmek. hanwo-ti
dopukuru:
bu yıl da yaz geldi.
- opoxu
ark.,
oporxu vi., opoxnu atn.
emeklemek, sürünerek gezmek ( kurbağa yürüyüşü). berek
iporxums/berek ipoxnams: çocuk emekliyor.
- opor3u
atn.,
oôro3u
ark.
1. soymak (meyve kabuğu
vb. için). üromi
por3ums: soğan soyuyor. 2.
mec. asıp kesmek.
koçepek por3uman: adamlar çok kötü davranıyor, asıp kesiyorlar.
3. mec.
haşin davranmak. nusak
por3ums: gelin çok haşin davranıyor. 4.
katletmek. üoçepe
dopor3es do naşüves:
adamları katledip bıraktılar.
- opruwu
ark., opurûu
atn. çürümeden dolayı
süngersi hal almak (ağaç, odun vs.). nca dipruwu:
odun süngersi bir hal aldı.
- opsu
işemek. berek
psams/psums: çocuk işiyor.
- opşa
atn.,
iyo xp.,
dido ark., zade
arş. çok. opşa dulya
miğun: çok işim var. opşa
gaxaôaru:
çok konuştun.
- opşalu
1. dolmak. oxori
üoda
mturite ipşu. avlu kar ile doldu.
2. doldurmak. oxori
berete opşu. evi çocukla doldurdu.
- opunçxolu
ark., opi3xolu, opiçxolu atn.
1. çok küçük parçalara ayırmak, paramparça yapmak. dişka
dopunçxolu: odunu parçaladı, paramparça yaptı. 2.
parçalanmak, küçük parçalara ayrılmak.
- opurcinu
atn., oprucinu vi. pörsümesine
sebep olmak. purkepes wari
var gobu do dopurcinu/doprucinu: çiçeklere
su dökmeyip pörsüttü.
- opurcu
atn.,
oprucu vi.
Pörsümek, gevşemek, canlılığını
yitirmek. pavrepe dopurces:
yapraklar pörsüdü.
- opurçera
atn. yemin, ant. opurçera
üoüoxu:
yemini bozdu.
- opurçinu
1. atn. yemin ettirmek. musafite dopurçinu: kuran’la yemin ettirdi. 2.
ark. fısıldamak.
- opurçu
1. yemin etmek. para
himuk na var nixiruşi purçums: parayı çalmadığına
yemin ediyor. 2. birinden
intikam almak için fırsat beklemek. si gipurçam. seni döveceğim anı bekliyorum, ilk fırsatta
döveceğim.
- opurûu
atn., opruwu
ark. çürümeden dolayı
süngersi hal almak (ağaç, odun vs.). dişüa
dopurûu:
odun süngersi bir hal aldı.
- opusûolu
atn.
hırpalamak. xvala svas devipustolit. yalnız yerde birbirimizi hırpaladık.
- opuşonu
ark. 1. ufalanmak. möüudi
dipuşonu. ekmek ufalandı.
2. ufalamak. möüudi
dopuşonu. ekmeği ufaladı.
- oputxinu
ark.,
ojulinu atn.
uçurmak. üinçi
oputxinams: kuşu
uçuruyor.
- oputxu
1. vi. havalanmak, uçmak. üinçi putxun. kuş havalanıyor,
uçuyor. 2. atn.
ürkmek.
- opuûari
xp. köylü. çkim
opuûarepe
môolis
skidunan: benim köylülerim istanbul’da
yaşıyor.
- opuûe
xp. 1.
köy. moxûi
çkim opuûeşa/vati
gaünas
çaçxuri: gel benim köyüme/sana bulaşmaz
sıtma. 2. xp.
evin çevresi, avlu.
- opu3xolu
tırmalamak. üaûuk
ncalepe pu3xolums: kedi ağaçları
tırmalıyor.
- oôanûu
arş.
yarım kalmak, tamamlayamamak.
- oôaôsu,
oôaôsiyu
atn.,
oslebinu
vi. 1. sakinleşmek, susmak, ağlamayı kesmek, yatışmak.
berepe diôaôses:
çocuklar sakinleşti, sustu. 2.
sakinleştirmek, susturmak, yatıştırmak. uüari
hini ôaôsirit/doôaôsit.
sonra onları sakinleştirdik.
- oôaramitu
ark.,
oxaôaru
atn., osinapu arş.,
vi., oğarğalu, olafu
xp.,
olaüidu
vj.,
oragadu meg.
konuşmak. iôaramitams:
konuşuyor. oôaramitapams:
konuşturuyor.
- oôarğalu
atn., meûaüsu
vi.
meoûaüsu
vi. 1. şaşırtmak,
konudan sapmasına sebep olmak, bir iş yaparken ya da
konuşurken araya bir başka şeyi sokup şaşırtmak,
yaptığnı ya da konuştuğunu unutturmak.
ar mutxa viûuûi
himuti miôarğalu:
bir şey söylüyordum beni şaşırttılar
(araya başka konuları sokuşturarak unutturdular).
2. şaşırmak,
konudan sapmak, araya başka bir laf ya da konu girmesi
ile o anda yaptığını unutmak.
- oôaûu
atn.
yaymak, dağıtmak, çevreye saçmak. livadis
puşüundi
oôaûu:
tarlaya hayvan gübresini yaydı,
saçtı, dağıttı.
- oôecanu
1. katılaşmak. lu dipecanu. lahana yemeği katılaştı. 2. seyrekliğini gidermek, sıklaştırmak. na dupinuûu
çais ar üalati
çkva yobğu do doôecanu.
sermiş olduğu çayın üstüne bir sepet çay daha döküp
sıklaştırdı.
- oôeriüu
vi. kuvvetsiz kalmak,
halsiz kalmak, bitkin düşmek. bere
diperiüu:
çocuk halsız kaldı, kuvvetsiz
kaldı.
- oôeûelinu
atn., vi. mec. 1.
atn. bağırtmak, ürkütücü bir sesle bağırtmak.
xorâa
muşi oôetelinams:
karısını ürkütücü bir sesle bağırtıyor.
2. vi. meletmek.
- oôeûelu
1. küçük baş hayvanların
bağırması, melemek. ûiüanik
ôeûelams:
kuzu meliyor. 2. atn.,
mec. ulumak, ürkütücü bir sesle bağırmak. liôardek
ôeûelams:
erkek çakal uluyor. 3.
çığlık çığlığa bağırmak,
çığırmak. didak ôeûelams:
ihtiyar kadın çığlık atıyor.
- oôice
xp., sapetke
ark. 1m’ye 1m’e boyutlarında olur.
atmaca tutmaya yarar.
- oôilu,
oüilu
atn.,
oilu vi., oqvilu xp.
vurmak, vurup öldürmek (insanlar için). ar üoçi
doôilu:
bir insan öldürdü.
- oôiûolu
atn.,
oôinûolu
vi.
1. parçalamak, küçük parçalara ayırmak,
kırıp dökmek. dişüape
doôiûolu:
odunları küçük parçalara ayırdı.
2. parçalanmak, küçük
parçalara ayrılmak. coöapxu
do dudi dvaôiûolu:
yere çarpıp kafası parçalandı.
- oôlanu
atn.
1. avunmak, ağlamayı
kesmek. bere ibgaûu,
diôlanu.
çocuk ağlıyordu, ağlamayı kesti, avundu. 2.
avutmak, ağlamasını durdurmak. ibgaûu
bere doôlanu.
ağlayan çocuğu avuttu.
- oôoûale
atn. domuzun çamura
bulandığı yer; çamurlu, sızlak yer.
- oôoûu
atn.,
oûaûu
ark. 1. bulanmak. ğeci öoöoxis
iôoûen.
domuz çamura bulanıyor. 2.
bulamak. coğori öoöoxis
do ôoûu:
köpeği çamura buladı. 3.
şapur şupur yemek, tabağa koymadan tencerenin içinde
yemek, mekruh etmek.
- oôriüanu,
oôriüu
atn., omüolanu
vi.
acılaşmak. gyari
diôriüanu/dimüolanu.
yemek acılaştı.
- oôrinçe
vi., oüvinçe
‘nefer’ denen bir kuş ağı.
10 x 3 m boyutlarında olur. atmaca’nın geçebileceği
yerlere asılır.
- oôrinwoni
pirinç ekilmeye elverişli tarla.
- oôuxnu
aşırı derecede pişmek,
yanmak, çok pişmekten dolayı yenemeyecek duruma gelmek.
cari doôuxnu.
ekmek aşırı derecede yandı (yenmeyecek durumda).
- oôuxûu
buruşmak. xayari uôuxtu:
yüzü buruştu.
- oôurmole
kuş yakalamak için beklenen yer.
- oôuwu
ark. soğuk davranmak,
isteksiz davranmak. ma miôurwu:
bana soğuk davrandı.
- opxasinu
atn.
1. şaşırmak, şaşkınlıkla karşılamak,
garipsemek. muya na vuwvi
apxasinu/ gaaqviru: ne dediysem garipsedi,
şaşırdı. 2. hayret etmek. 3ad. oqviru.
- oqazu
xp., oxazu, oôazu,
oyazu, oazu atn.,
vi. 1. yontmak (ağaç).
nca qazips/azums: ağaç yontuyor. 2. rendelemek (ağaç).
- oqindru
xp., oindru
atn., eöopinu
ark. satın almak.
- oqviru
xp., opxasinu atn. hayret etmek. Gaaqviru/gaqviru/apxasinu:
o hayret etti.
- ora 1.
zaman, vakit, süre. ora
ordo golilams: zaman çabuk geçiyor. docinu
ora (docin-era): yatma zamanı. ora
megaüvatasere!
yaşama süren kesilsin, bitsin (mçm.)! 2.
dönem, evre. obadu ora (obad-era):
erkeğin yaşlılık dönemi. 3. vi.
hava. handğa ora mapxa an. Bugün hava güzel.
- ora golaxtimu
ark., ora
gololva atn. 1. zamanın geçmesi.
2. zamanı geçmek,
saati geçmek.ha dulyas ora
goluvelu/golulu: bu işin zamanı geçti.
- ora monöalu
atn., not. canına
susamak, ölümüne yaklaşmak. ora
moganöui,
muya ikum e bere şüimi?
canına mı susadın, ne
yapıyorsun ey oğul?
- ora oüiu
atn. öğle üzeri
güneşin dik vurduğu ve havanın sıcak olduğu
zamanlarda havada oluşan yoğun uğultu.
- orafu,
oöiöiülanu
atn.,
oncğimu, oncğimoşu ark.
1. kırışmak
(kumaş için). porça
dirafu. gömleği kırıştı. 2.
kırıştırmak (kumaş için). ponûuli
şüimis
goyoxedu do doöiöiülanu.
pantolonumun üzerine oturup kırıştırdı.
- oragadoni
kırılıp parçalanması gereken. oragadoni
dişüa.
kırılıp parçalanması gereken odun.
- oragadu
atn.,
orandunu ark.
1. kırıp dökmek, kırmak, parçalamak, kırıp
parçalamak. dişüa
ragadums: odun kırıyor. 2. kırılıp dökülmek.
3. meg. k.onuşmak.
- oraxunu
vi.,
oraxnu arş.,
odardalu atn. titremek.
- oramwüalu
ark.,
oran3u,
dololandu atn., gamalandu arş.
1. yankılanmak. germak
ramwüalamûu/iran3erûu:
dağ yankılanıyordu. 2. çınlatmak.
- orandunu
ark.,
oragadu atn.
1. kırıp parçalamak. 2.
mec. çok yorulmak.
- oranwkiloni
ark.
çıngırak.
- oröi,
oröe
atn.
1. parça. ar oröi
dixa-ti ma komiğun: bir parça
toprak da bende var. 2. ark. arhavi ilçesine bağlı bir
köy.
- ordo
erken. ordo
moxûi.
erken gel. bere ordo diyinu: çocuk erken doğdu.
- ordonuri,
ordoneri atn., ordonari ark. erkenci,
erken olan, erken olgunlaşan. ordonuri
mbuli. erken olgunlaşan kiraz.
- ordu
ark.,
omordu atn. 1. büyümek. bere
irden. çocuk büyüyor. irden
Lazuri nena: büyüyor Laz dili. 2.
ark. büyütmek. bere
ordams: çocuk büyütüyor.
- ore
ark., feli vi., üasûane
atn. kabak. 1.
ark. ore.
kabak, süs kabağı. 2.
arş. vi.
feli. kabak, dilim, kabak dilimi. 3. atn. üasûane.
bal kabağı. 4.
atn. misiri. kara kabak.
- ore zliôeri
ark. lapa yemeği.
- orena,
orona atn. (<lat.) meydan,
arena. orenas pucepe naşüu:
meydana inekleri saldı.
- orginu
atn.,
ongrinu ark.,
ongibonu xp. 1. yuvarlanmak.
üowoxûi
hikele,
kva irginen/ingibonen. çekil ordan, taş yuvarlanıyor.
2. yuvarlatmak. jilendo
kva orginaman. yukardan taş yuvarlatıyorlar.
- orğo
arş. eski yırtık
eşya.
- orxeli
1. karayemiş kurutmakta
kullanılan, taze fındık dallarının örülmesi
ile yapılan, dikdörtgen biçiminde bir tür kap. 2.
arı kovanının içini rendelemek için kullanılan
iki ucu saplı bir tür rende.
- oriwa
1. Laz halk müziği çalgısı.
su kabağının kuruması ile içindeki tohumlar
sertleşir. sallandığında bu tohunlar ses çıkarırlar.
2. Su kabağı.
- oriwa,
orore, üarüala
vi.
su kabağı. 3ad.
Feli.
- orme
1. seyyar ızgaralı büyük
fırın. 2.
hurma ve benzeri meyvelerin kurutulmak amacıyla saklandığı
yer. ormes üvali
omöüvinams:
‘orme’de peynir kurutuyor.
- ormewa
vi.
1-1,5 karış çapında, yaklaşık 4 parmak
derinliğinde, peynir, hurma vs.’nin kurutulduğu bir
tür sepet.
- oroksi,
oreksi xp. 1.
iştah. oroksi var domiskidu.
iştahım kalmadı. 2.
ark. cinsel istek.
- orome
ark.
kuyu, çukur yer.
- oropa
ark.,
atn., qoropa
xp., olimbera atn.
1. Sevgi. Bere muşişi oropate iöven:
çocuğunun sevgisiyle yanıyor.
2. sevda, aşk. Şüimi
oropa mitişis var numgums/nungams: benim
sevdam kimseninkine benzemez.
- oroperi
ark.,
atn.,
oropeli xp. 1. Sevgili. si
miş oroperi re? sen kimin sevgilisisin?
2. Sevdalı, aşık. Cuma
çkimi oroperi ren: erkek kardeşim aşıktır.
- oropu
ark. atn., qoropu
xp., olimbu atn.
1. aşık olmak, sevdalanmak. Ma
a mskva bozo maaropu: ben güzel bir kıza aşık
oldum. 2. sevmek. si dido/opşa
opşa maaropen: ben seni çok çok seviyorum. ma si qoumûi
(xp.). ben seni seviyordum. Bere
çkimis dido ôorom
(vi.): çocuğumu çok seviyorum.
- ororemûaxu
atn.,
üarüalamûaxu
ark.,
maöabule
arş.
yusufcuk böceği, kız böceği.
- orosari,
osari ark., ozmaşe
atn. tahıl ölçeği. 3ad.
limsumi.
- orûapu
atn.,
oûüapu
ark.
1. dolamak. 2.
kemer. şüas
orûapu
murûun.
beline kemer dolamış.
- orûiüi
xp.,
oûriöi
atn., oûriüe
vi. bıldırcın
kuşu.
- oruba
atn.,
nöala,
öala
ark.
dere, çay. oruba
dimordu. dere büyüdü.
- orutinu
atn.,
oçxanûinu
ark.
parlatmak, parıldatmak. Modvala
muşi orutinams: ayakkabısını parlatıyor.
- orutu
atn. parlamak, parıldamak.
üuçxe
modvala muşi rutun: ayakkabısı
parıldıyor.
- orâo
ark.,
troni xp. 1. iskemle. 2.
sandalye.
- osalanguru
atn.
1. sallanmak, salınmak. 2.
sallamak. üuçxe
mot osalanguram! ayağını
sallama!
- oşaôu
ark.,
osaôu
bir bitkinin ince dallarını
ya da yapraklarını (elle) gövdesinden sıyırmak,
kırmak, koparmak. Lazuûis
msvalepe duşaôu:
mısırın yapraklarını
kopardı.
- osare
ark.
bel üstü giyecek; gömlek.
- osenu
atn. 1. sersemlemek. ti masenu. başım
döndü, sersemledim. 2.
(başını) döndürmek. a
mewelimute
ti misenu. bir bakışta başımı
döndürdü. 3. sendelemek.
- osimadu
ark., onazmu arş., omsiponu
ark. düşünmek, düşünmeye dalmak. xes na gokaçun keşeganaxui
ki/xeşen na gamûu
isimadem. elde ettiklerini saklayabildin mi ki/elinden kaçanları
düşünüyorsun? (helimişi
xasani).
- osinapu
vi.,
arş., oôaramitu
ark.,
oğarğalu, olafu
xp., oxaôaru
atn.,
olaüidu
vj.,
oragadu meg. konuşmak.
Lazuri isinapams: Lazca
konuşuyor.
- oskambasu
atn.,
oktu 1. dolanmak. kodoxedi,
mot iskambase! otur, dolanma! 2.
ark. dengeye oturmak,
bir noktada dengelenmek. pi3ari
iskambasen: salınan tahta bir noktada dengelendi.
- oskedinu
ark.,
osüuledinu
atn. 1. Beslemek. ar
oxori üoçi
ma vosüuledinam/
boskedinam. bir aileyi ben besliyorum.
2. ihtiyaçlarını karşılamak. 3. Barındırmak.
- oskidu
ark., osüudu
atn. yaşamak. arkabi’s
pskidu. arhavi’de yaşıyorum.
- oskurinu
vi., osüurinu
atn.
kurutmak (ıslaklığı, ıslak olan şeyi).
Ğvareri/şuveri
wineüi
oskurinams: ıslanmış
çorabı kurutuyor.
- oskvalu
ark.,
omsüvalu
atn. yumurtlamak. kotumek
dosku. tavuk yumurtladı. Kotumepek
monöinoras
skvaneren: tavuklar yazın yumurtlayacaklar.
- osüiôolu
atn.,
owüiôolu
ark. cımcıklamak.
domsüipolu:
beni cımcıkladı.
- osüurdu,
gosüurdu
atn. şaşırıp
kalmak, şok olmak. bâiris
dopsüurdi.
görünce şaşırdım, şok oldum.
- oskuru
vi.,
osüuru
atn. 1. kurumak (ıslaklık, ıslak olan şey).
şuvi/ğvari mbela
doskuru: ıslak bez kurudu.
- oslibu
mayalanmış peyniri ezerek suyundan arındırmak.
- osliôu
atn. (malına) sahip
çıkmak, (malını) muhafaza etmek. doüanaşe
süani
vorsi sliôi.
silahına iyi sahip çık, onu iyi muhafaza et.
- ospaûalu
vi.
zırvalamak. mo spaûalum!
zırvalama! spaûalums:
zırvalıyor.
- osôinu
atn.,
ostvinu vi.,
oslimu ark., osôiru
1. ıslık çalmak. Sôinums:
ıslık çalıyor. visôir.
ıslık çalıyorum. 2.
Atn. iyi işleyen aletleri ifade etmekde kullanılır.
Karmaûek
sôinums:
değirmen iyi işliyor.
- osteroba
ark.
oyun, oyun oynama hali. berepek
osterobas renan: çocuklar oyundalar, oyun oynama durumundalar.
- osteru
ark.,
obiru atn. 1. oynamak, oyun oynamak.
berepek istenan: çocuklar
oyun oynuyor. 2. oyun
oynatmak. bere bosteram:
çocuğu oynatıyorum.
- ostiku
ark.,
osûiüu
atn. yolmak. danâi
stikums: diken yoluyor. mûüa
stikums: ot yoluyor.
- ostonu
ark.
tatlanmak, tat getirmek, lezzetlenmek, lezzetli olmak. dinostonu.
tatlandı, lezzetlendi.
- osteron
xp.,
obiraşe atn.
oyuncak. osteronite bister. oyuncakla oynuyorum.
- ostibu
xp. susmak. Stibun:
susuyor. Dopstibi do var ptkvi, öuûa
karmaûe:
sustum ve söylemedim, küçük değirmen.
- osûiôonu
atn.,
omöoxu
ark., omjolu
xp. ekşimek. mja disûiôonu.
ayran ekşidi.
- osûomu
atn. içi boş iken
ağzını oynatmak.
- osûu,
osûulinu
atn., ostvinu
ark. 1. kaymak. mturis
sûun.
karda kayıyor.
- osûulinu
atn., ostvinu
ark. kaydırmak. ineri jinüale nca osûulinams:
buzun üstünde ağaç kaydırıyor.
- osule
m3xuli atn. bir tür armut. 3ad. M3xuli.
- osulu
kendir lifini sapından ayırmak. üepri
sulums: kendir lifini sapından
ayırıyor.
- osuri,
osure kız evlat.
didak uyoxu: “e osuri şüimi,
a wari
kocemibi”: yaşlı kadın
seslendi: “ey kızım, bana su getir”.
- osurôaûoni
xp.,
timendiloni ark. hanımefendi,
bayan.
- osvalu
1. sürmek. Ğvalepes
xe usumes/usums: yanaklarına elini sürüyor. 2. okşamak.
üopa
misums: alnımı okşuyor.
- osvaru
1. dizmek, sıraya
koymak, düzene koymak, düzenlemek. 2.
mec. sitemde bulunmak.
didak opşape misvaru:
yaşlı kadın çok sitemde bulundu. 3. sayfaları çevirmek. çitabi
svarums: kitabı sayfalarını çeviriyor. 4. Birine
kızmak, bağırmak, sövüp saymak, fırçalamak.
- oşaşalinu
atn.
1.
hışırdatmak. pavrepe oşaşalinams: yaprakları yaprakları hışırdatıyor.
2. şarıldatmak.
- oşaşalu
atn., oşialu ark. 1.
hışırdamak, hışırtı yapmak.
pavrepek şaşalams:
yapraklar hışırdıyor. 2.
şarıldamak.
- oşatxu
1. silkmek, sallamak. Lazuûi
şatxums: mısır tanelerini
bir kabın içinde silkerek/sallıyarak tozunu alıyor.
2. silkinmek, sarsılmak,
sallanmak. arabas opşa vişatxi.
arabada çok sarsıldım. 3.
bir kabın içinde mısırı sallayıp tozunu
ayıklamak.
- oşavu
vi.
1. pislenmek, herhangi
bir şeyin sürünmesi ile kirlenmek. modvalu
domaşavu. ayakkabım pislendi, çamurlandı. 2.
kirletmek. üuçxe
dişavu. ayağını
kirletti.
- oşi
yüz sayısı. e
skiri çkimi, ena oşi waneri
na ivare. ey oğul, yüz yaşına
kadar yaşayasın. oşi fara dovuwvi.
yüz kez söyledim.
- oşialu
ark.,
oşaşalu atn.
hışırdamak, hışırtı yapmak.
ixi barais pavrepek şialaman.
rüzgâr esince yapraklar hışırdıyor.
- oşibale
1. belde kemerin takıldığı yer. 2. Belden
aşağı giyeceklerde uçkurun geçirildiği yer.
- oşifonu
1. burun çekmek. 2.
sümkürmek. 3. atn., mec. hırpalamak.
- oşigverdi,
gverdioşi yarım asır.
- oşiüu
hıçkırık çekerek ağlamak. Berek şiüums:
çocuk hıçkırık çekerek ağlıyor.
- Şiüineri
Hıçkırarak, hıçkıra
hıçkıra. Şiüineri
Şiüineri
ibgas: hıçkıra
hıçkıra ağlıyor.
- oşinaxu
saklamak, muhafaza etmek. momçipe pşinaxum. verdiklerini
muhafaza ediyorum, onları saklıyorum. xorâa
var şinaxu: karıyı saklamadı, evde tutmadı.
limcis gişinaxam. akşama saklıyorum.
- oşinu
1. saymak, saygı
duymak. didi koçepe şinums: yaşlı insanları
sayıyor. miti var şinums: kimseyi saymıyor, kimseye
saygı duymuyor. 2.
sayılmak, saygı duyulmak. irik
him şinuman: herkes onu sayıyor, ona saygı
gösteriyor. 3. bir
şeyi bir başka şeyin yerine saymak, bir şeye
karşılık olarak saymak. a
ğuveli nçala jur üalati
tipi şinums: bir bağ samanı
iki sepet ot yerine sayıyor. 4.
addetmek, saymak. ma üoçi
var mşinuman: beni adamdan saymıyorlar.
- oşiru
1. aşındırmak,
aşıtmak. argunis ôici
duşiru. baltanın ağzını aşındırdı.
2. aşınmak. argunis ôici
dvaşiru. baltanının ağzı aşındı.
- oşişilu
atn.,
oçxiryalu ark.
şarıldamak, şırıldamak. wüarik
şişilams:
su şırıldıyor.
- oşişolu
1. karışmak, birbirine girmek,
birbirine geçmek, karman çorman olmak. 2.
birbirine karıştırıp karman çorman etmek.
- oşüenda
atn.
oşkena
ark. orta. haüu
üoçişi
oşüendas
kodopsüudi:
bukadar insanın ortasında kaldım. ham
dulyas oşüenda
var uğun: bu işin ortası
yok. oxori oşüenda.
evin ortası.
- oşüendani
atn., oşkenani ark. 1. ortanca.
ma oşüendani
bere vore. ben ortanca çocuğum.
oşkenani do öuûa
cuma, didi cumas noâi3es:
ortanca ve küçük birader, büyük biraderlerine güldüler. 2.
ortadaki. oşüendani
eöopi.
ortadakini al.
- oşüidu
atn.,
oşkidu ark.
1. boğmak. zuğas
doşüidu.
denizde boğdu. üaûuk
mtugi doşüidu.
kedi fareyi boğdu. 2. boğulmak. zuğas
dişüidu.
denizde boğuldu. haüu
dulya doloxe devişüidi:
bu kadar işin içinde boğuldum.
- oşüinu
atn., oucu, oucinu ark. dinlemek. miti
var işüinams:
kimseyi dinlemiyor.
- oşüomale
atn.,
oöüomale
ark.
yiyecek, kumanya. oxoris oşüomale diçodu. evde yiyecek
bitti.
- oşüomoni
atn.,
oöüomoni
ark.
1. yiyilmesi gereken 2. yenecek durumda. m3xulepe oşüomoni
var iyes: armutlar yenecek duruma gelmedi.
3. yiyilesi.
- oşüomu
atn.,
oöüomu
ark.
(yemek) yemek. gyari oşüomu:
yemek yedi. gyari imxos: yemek yiyor.
- oşüoroni
atn.,
oöüoroni
ark.
oöüironi
xp. biçilmesi gereken, biçilecek durumda.
- oşüoru
atn.,
oöüoru
ark.
oöüironi
xp.1. biçmek (hızar,
orak, vs.). tipi şüorums:
çayır biçiyor. xe nişüoru. elini kesti. 2. mec.atn.ütün bozulması,
kesilmesi. mjalva doşüoru.
süt kesildi.
- oşüoru
atn.,
oxtu ark. sütün bozularak yoğurt kıvamına gelmesi. mjalva
doşüoru.
süt bozuldu.
- oşüuri
atn.,
uşkuri ark.
1. Elma meyvesi. möita
oşüuri: kırmızı
elma. 2. Elma ağacı.
- oşüurinu
atn., oşkurdu vi. 1. korkmak.
mwupişe
aşüurinen.
karanlıktan korkuyor. 2.
korkutmak. müyapuk
moşüurinu:
çakal beni korkuttu.,
- oşüvalu
atn.,
oşkvalu vi. göndermek, gitmesine izin vermek. timele
oşüums:
öteye gönderiyor. miti var oşüums:
kimseyi göndermiyor.
- oşlu
vi.
esirgememek. gyari
mitik var gişlams, şa öüomi. senden
yemek esirgeyen mi var, yeterki ye, dilediğin kadar ye. ma
kandğo mişlams:
benden çilek esirgiyor
- oşletinu
ark.,
oçuleûinu
atn. kurtarmak. ğuraşe
domoşletinu: beni ölümden kurtardı.
- oşliüu,
oşliöu
vi.
1. çamaşır
yıkarken çıkan ses, bu sesi çıkararak yıkamak.
2. Çitilemek, ovarak
yıkamak, sertçe ovalamak, iyice bastırarak ovalamak,
sertçe sürmek.
- oşliôu
atn.
ovuşturmak (göz için), gözü yaşarmak.
tolepe mot şli<ôum! niçin ağlayıp
gözlerini ovuşturuyorsun!
- oşloôu
ark.,
oşloôowu,
oşlowu
atn.
herhangi bir peltemsi maddeye bulanmak. öoöoxis
işloôowen.
çamura bulanıyor. ûoûlo3is
dobişloôi.
balçığa bulandım.
- oşolu
atn.,
oşvelu ark., okiminu xp.
yoğurmak. cari şolums: ekmeklik (hamur) yoğuruyor.
zimari şolums: hamur yoğuruyor. 2. yoğrulmak. öoöoxis
devişoli. çamurda yoğruldum.
- oşoru
1. canlı bir nesnenin yüzeyinin
(kabuk, deri) soyulması. mşalti şorums:
tarla sarmaşığını soyuyor (topraktan).
2. soymak. 3.
anw.
gülmek. mo şorum! gülme!
- oşvalu
örmek, dokumak. wendeöi
şums: çorap örüyor. Anteri Şvasere: kazak örecek. Anteri
doşu: kazak ördü.
- oşvalu
içmek . wüari
şums: su içiyor. Şvasere:
içecek. oşu: içti.
- oşurapu
ark.,
onûinapu
atn.
koklatmak. pukuri moşurapu:
bana çiçek koklattı.
- oşumeşi
vi.,
oşmeşi meg. musûaöi
atn.
(<lat.) bıyık. oşumeşişi
imwvalams:
bıyıklarını buruyor.
- oşumoni
atn., oşvoni arş. 1.
içecek, içilmesi gereken, içilebilir durumda. oşumoni
a mutxa momiği. içecek bir şey getir. 2. örülmesi
gereken.
- oşumu
ark. xp. 1. kızmak.
dişumu. kızdı.
2. somurtmak
- oşunu
akılda olmak, hatırda tutmak,
akılda tutmak. çkar mutu var mşuns. hiçbir şey hatırımda değil.
na mşun ar si ore. hatırladığım, hatırımda
olan bir tek sen varsın.
- oşuru
3ad. meşuru.
- oşuûu
bir işi düzgün yapmamak, baştan
savma yapmak, savsamak.
- şuûu
arş.
eline aldığı işi
düzgün yapmayan, baştan savma yapan (kişi).
- oşuvu
ark.,
oğvaru
atn.
oşuu vi.
1. ıslanmak. dişuvu.
ıslandı. 2. ıslatmak. doşuvu.
ıslattı.
- oşvalena
atn. 1. su içilen yer. 2. içi
oyularak oluk haline getirilmiş ahşap çeşme.
- oşvanu
1. solumak, nefes alıp vermek.
şuri şvanums: soluyor, nefes alıp veriyor. ar şuri var moşvanapes: bana bir nefes aldırmadılar.
2.
atn., mec. esmek.
ixi şvanums: rüzgâr esiyor.
- oşvelu
xp.,
cektinu atn.
1. tedavi etmek. 2. Tedavi olmak. Pupuli domaşvelu: Yaram iyileşti.
- oşvelu
yoğurmak.
Gyari doşvelu:
Ekmeği yoğurdu.
- otantalu
ark.,
oşatxu atn.
silkelemek.
- otanu
ışımak, (gün) ağarmak.
ora dotanu keiselit. gün ışıdı kalkın.
2. ışık
saçmak, parıldamak. mjorak tanums: güneş parıldıyor.
- otxo
dört sayısı. otxo
fara. dört kez. otxiti kezdes:
dördünüde aldılar.
- otxoneçi
seksen. otxoneçidovit.
doksan. otxoneçidovit waneri
diyu. doksan yaşına geldi.
- otxonu
ark.,
ogoru atn. vi. istemek, rica etmek.
- otxvalu,
ontxvalu eğirmek. monûüori
ntxvasere: yün eğirecek. Ntxums:
eğiriyor. Dontxu: eğirdi.
- ontxvalu
eğirmek. 3ad. otxvalu.
- otole
pencere. otoleşen
gamiwüerûu:
pencereden dışarı bakıyordu.
- otoru
1. sürüklemek, çekmek. nca torums: ağacı sürüklüyor. 2.
atn. taşımak.
dişüa
torums: odun taşıyor.
- otraga
xp.,
otfa çatı.
- otragu
ark.,
oturgu atn.
üstünü örtmek, kapamak (çatı vs.). otfa tragums: çatıyı
örtüyor.
- otvalu
atn.,
omrialu ark.
ombralu vi., omralu xp.
1. çoğalmak, artmak,
türemek. wo
müyapu
itu: bu yıl çakal çoğaldı, çakal sayısı
arttı. 2. çoğaltmak,
artırmak, türetmek. mtugik monwva otu: fare yavru çoğalttı.
- oturgu
atn.,
otragu ark.
örtmek, kapamak (çatı için). otva turgums: çatıyı
örtüyor.
- otva
atn.,
otraga ark. çatı. otvaşe comöims.
çatıdan damlıyor. otva ceûroxu: çatı kırıldı,
çöktü.
- oûağanu
arş.
vi, oûiğanu
atn.
(<pon. tiğan)
tavalamak. üapça
ûağanums:
hamsi tavalıyor. lu ûağanums:
lahana tavalıyor.
- oûaxinu
atn. küçük darbelerle
kırmak. kva ûaxinums:
taşı küçük darbelerle kırıyor.
- oûaxoni
kırılması gereken. oûaxoni
ntxiri. kırılması gereken fındık.
- oûaxu
1. kırmak. kva
ûaxums:
taş kırıyor. 2.
kırıcı, kırma işine yarayan alet.
- oûaiüu
ark.
(<ar. tarık.) koşmak.
Nana ~ (vi., not.): 1.
Anası ağlamak.
Handğalepe nana domaûaiüu:
bugünlerde anam ağladı. 2.
Anasını ağlatmak. üoçepes
nana dobuûaiüi:
adamların anasını ağlattım.
3ad. oüaôu,
oxoûüva3u.
- oûaiüapu
ark. koşturmak.
N3xenis oûaiüapams:
atı koşturuyor.
- oûaüulu
atn., oüanüu
ark.
tıklamak, tıklatmak, takırdatmak.
neüna
ûaüulums:
kapıyı tıklıyor,
takırdatıyor.
- oûaüunu
vi.
bir ağaç gövdesini belli noktalardan
keserek basamak yapmak, ağacı basamaklı hale getirmek,
ağacın basamaklarını oluşturmak. nca
ûaüunums:
ağacı belli noktalardan kesip basamaklı hale getiriyor.
- oûamaxu
atn.
(<ar. tamah) 1.
imrenmek. opşa maûamaxu:
çok imrendim. 2. tamah
etmek.
- oûambu
atn., onûüabu
ark. 1.
basmak, bastırmak. üalatis
mûa
ûambums:
sepete otu basıyor. leûa
mo ûambum!
toprağı ezme, basma! 2.
yapıştırmak. iri üale
resimi doûambu.
her tarafa resim yapıştırdı.
- oûangalu
atn.
1. metalik ses çıkarmak.
2. mec.
lafını unutturmak. a mutxa ôûüvaûu
miûangales:
bir şey söyleyecektim unutturdular. 2.
atn. tongal sesi çıkarmak.
- oûangu
vi.
üzerinde yeşil yeşil lekeler oluşmak, bakır
çalığı olmak, paslanmak. baüirişi
öuüi
diûangu.
bakır kazan paslandı.
- oûarûalu,
oûaûalu,
oûirûilu,
oûeûelu,
oûiûilu
1. dırdır yapmak. 2.
henüz konuşmayı öğrenememiş çocuğun ses
çıkarması. berek ûarûalams:
3. yanan odunun “ûart
ûrat”
diye ses çıkarma durumu. (yansıma fiil).
- oûavle
düzgün yüzeyli tahta parçası üzerinde at, öküz ya da inek
gibi hayvanların kuyruk kılından (wai)
yapılan kuş tuzağı.
oûavlu
atn.
at ya da inek gibi hayvanların kuyruk kılından
kuş tuzağı hazırlamak.
- oûi
ark.
ki (aidiyet bildirmez). oxorişa
mopti oûi
miti var orûu/ûu:
eve geldim ki kimse yoktu.
- oûibu
xp.,
oûubu
vi.,
onçxunu atn.
ısınmak. wüari
doûibu:
su ısındı.
- oûibinu
xp., oûubinu
vi.,
onçxunu
atn.
ısıtmak.
wüari
oûibinams:
su ısıtıyor.
- oûilifonu
telefon etmek. Nana şüimis
üaûa
ndğas vuûilifonam:
anneme hergün telefon ediyorum.
- oûimbu
ark.
1. küçük leke ya da benekler kondurmak. 2. noktalamak.
- oûişinu,
oûişonu
bit ayıklamak. dudi iûişinams:
başındaki bitleri ayıklıyor.
- oûüaôalu
ark., oûlaôalu
atn.
sıvıların sallanınca kap içerisinde çalkalanmadan
dolayı ses çıkarması.
- oûüaôu
ark.,
xe oüoöapxu
atn.,
xe
oüoûüva3u
vi.
el çırpmak, alkışlamak.
- oûüaôu
ark.,
onûüabu
vi.,
oûambu
atn.
1. basmak, basıp yapıştırmak.
2. basmak (dergi, kitap
vs.). 3. yapıştırmak,
yapışmak. resimi ûüaôums:
resim yapıştırıyor.
- oûüebi
ark.,
oûrebi
atn.
eski Laz evlerinde açık ateşin baş tarafına
konan geniş taş, ocak taşı.
- oûüvalu,
oziûu
atn.,
otkvalu vi., ozoôu
ark.
1. demek, söylemek.
muti var ûüu:
bir şey demedi. mo ûüvi?
niye söyledin?
2. söylemek, şikayet
etmek. nana süanis
giziûare:
annene söyleyeceğim, şikayet edeceğim.
- oûüva3u
ark.,
oûva3u
atn.
patlamak, çatlamak. korba
uûva3u:
karnı patladı. xe miûva3u:
elim çatladı.
- oûlaôinoni
atn.,
sûuôa
arş.
20 cm. mürver ağacının (üamôara)
içi namlu gibi açılır. iki ucuna tıkaçlar konur.
tıkaçlardan birinin bir değnek parçası ile itilmesi
sonucu öndeki tıkaçın fırlaması sağlanır.
çocuk oyuncağı olan bu düzeneğe oûlaôinoni
denir.
- oûlaôinu
atn. çalkalanmak, çalkalanmadan
dolayı çıkan ses. zuğa iûlaôinen.
deniz çalkalanıyor.
- oûobinuşi
arş.,
üamöuôali
xp.,
üuüu
atn.
vi. saklambaç oyunu.
- oûoçu
atn.,
oûüoçu
ark.
1. fırlamak, atılmak.
coğori tiwale
koyûoçu:
köpek aşağıya doğru fırladı, atıldı.
2. fırlatmak, atmak. kva
oûoçams:
taş fırlatıyor, atıyor.
- oûolobu
atn. su içinde kalmak,
sırılsıklam olmak. nçai
doloxe deviûolobit:
çayın içinde sırılsıklam
olduk.
- oûaûu
ark.
çamur vs. ‘ye bulanmak. 3ad. oôoûu:
- oûrağodu
atn. , obiru
ark. türkü söylemek. ma ôûrağodum. ben türkü
söylüyorum. ma miûrağodams:
bana türkü söylüyor.
- oûraüu
atn.
ishal olan birinin sıçması. ûraüums:
ishal olmuş bir şekilde sıçıyor.
- oûrebule
atn.,
nüea
ark.
eski Laz evlerinde evin ortasında
bulunan ocak. oûrebules
gelaxes: ocağın başında
oturuyor.
- oûriüu
ark., oüonüsu
atn. debelenmek, tepinmek.
puci iûriüen.
inek debeleniyor.
- oûriôonu
atn.
(<pon. tripo) tepinmek,
debelenmek. Lazuûi
onas iûriôonen.
mısır tarlasında tepiniyor.
- oûriwinu
ark.
zorlanarak, ıkınıp sıkınarak
(bir işi yaparken).
- oûroxu
1. kırılmak. bardaği doûroxu:
bardak kırıldı. 2.
Ritmik olarak ağırmak, darbesel bir tarzda ağırmak,
ritmik darbelerle ağırmak. üiti
miûroxun:
parmağım ritmik darbelerle ağrıyor.
- oûubu
vi.
Isınmak (metaller hariç). wüari
doûubu:
su ısındı. 3ad. oûibu.
- oûubinu
vi. ısıtmak (metaller hariç). wüari
oûubinams:
suyu ısıtıyor. Daçxuris
muxedu do diûubinu:
ateşin başına oturup
kendini ısıttı. 3ad. oûibinu.
- oûuüuru
atn.
dırdır yapmak. komâirui
oûuüuru
kocoöams:
beni gördü mü dırdır yapmaya
başlıyor.
- oucu,
oucinu vi., oşüinu
atn. 1. dinlemek. ma miucams: beni
dinliyor. 2. birinin
sözünü dinlemek. Baba skanis
uuci. babanın sözünü dinle.
- ouçanu
ark. 1. Siyahlaşmak,
Kararmak. Xe domauçanu:
elim siyahlaştı. 2. Siyahlaştırmak, Karartmak.
Noşüeri
gusu do xayari duuçanu: kömür sürüp
yüzünü siyahlaştırdı.
- ouminu
vi.,
oğaminu ark., ombinu
atn. susamak. wüai
maominu: susadım.
- ovalu
1. sallamak. xe
mivalams: bana elini sallıyor. 2.
parıldamak, ışık saçmak. maôazulek
valums: ateş böceği ışık
saçıyor. yalik valums:
ayna parıldıyor. 3.
mec. iyi ve hoş
bir durum yaşamak. xolo
dovovalit: yine yaşadık.
- ovaponi
ark.,
oyaponi atn.
var olacak, var olabilecek, olabilirliği bulunan. ovaponi
bere ignapen. adam olacak çocuk anlaşılıyor.
- ovapu
ark.,
oyapu atn. olmak. ma vore: benim,
ben varım. ma vorûi.
Bendim, ben vardım. ma viare: ben olacağım. on
var on/ ren: olan olmayan. muya
iyare? ne olacaksın?
üoçi
diyu. adam oldu. muti var iyen: bir şey olmaz.
- ovaru
ark.
3ad. movaru.
- ovaru
atn.,
oüvaru
ark. hadım etmek.
xoci dovares: boğayı
hadım ettiler.
- ovle
1. vi. sini. 1,5m çapında büyükçe bir kap. pirinç, mısır
vs. konulur. 2. atn.
çentik. ovle mo oüopşam!
çentiği kapama! 3. arş. taze mısırı
kurutmakta kullanılan altı metal, kenarları parmaklıklı
bir kap.
- ovro,
orvo sekiz sayısı. ovro
waneri:
sekiz yaşında. ovro fara degiwvi.
sekiz kez söyledim.
- oyacu
atn., orajnu arş., oxvantu
ark. 1. sarsmak. arabak
üoçi
yacums: araba insanı sarsıyor. 2.
sarsılmak. araba opşa iyacen. araba çok sarsılıyor.
- oyaru
atn. Tıklamak,
Takırdatmak (ahşap malzemeyi). eüna
yarums: kapıyı tıklıyor.
- oyazu,
oôazu,
oxazu, oazu vi.,
atn., oqazu
xp. yontmak. nca
yazums: ağacı yontuyor.
- oyoxu
atn., ocoxu ark. 1.
çağırmak. ma miyoxams/ micoxams:
beni çağırıyor. 2.
isim koymak, isim vermek.
- oyondrinu
atn., oçvalu ark. bekletmek. inis
moyondrinams/moçvapams: beni soğukta bekletiyor.
- oyondru
atn.,
oçvalu ark.,
omöeşu
beklemek. nana muşis uyondrams:
annesini bekliyor. ma mo
miyondram! beni bekleme!
- oyonu
atn., oqonu xp. canlı
bir varlığı götürmek. üaûu
iyonams: kediyi götürüyor. araba
iyonams: arabayı götürüyor.
- oqonu
xp. 3ad. oyonu.
- oyonu 1. canlı
bir varlığa sahip olmak. Sum
üatu komiyonun:
ben üç tane
kediye sahibim, benim üç kedim var. 2. Cansız ama değerli
ve hareketli eşyalara sahip olmayı ifade etmede kullanılır.
A araba komiyonun: benim
bir arabam var, ben bir arabaya sahibim. 3ad.
oğmalu.
- oyucu
atn. kulak vermek, dinlemek.
ma miyuci. bana kulak ver, beni dinle.
- ozabunu
atn.,
oâabunu
xp. (<far. zebun) hastalanmak. süani merağite devizabuni.
senin merağından hasta oldum. inis na dopsüudi şeni devizabuni.
soğukta kaldığından hasta oldum.
- ozadu
barışmak. cumalepe
çkimi üala
debizadit: kardeşlerim ile barıştık.
- ozaşe
atn.
1. herhangi bir şeyi ezmek için
kullanılabilen araç 2. Lahana ezmek için kullanılan
altı geniş tahta parçası. 3ad. üorza.
- ozdalu
ark.,
otoru atn. taşımak. dişka
zdips/ zdums/ torums: odun taşıyor.
- ozdalu
1. sıkmak. xes omizdu. elimi sıktı.
2.
atn. çekmek. toyöi
zdams: ipi çekiyor.
- ozemcu
atn. tasarlamak, planlamak.
a mutxa zemcums: bir
şey tasarlıyorum. miya zemcum?
ne tasarlıyorsun, ne planlıyorsun?
- ozgimoöu,
oüirüolu
1. kıvırmak, bükmek. zgimoöums:
kıvıryor, büküyor. 2. kıvrılmak, bükülmek. İzgimoöen:
kıvrılıyor. 3ad. oöimoşu.
- oziûu
atn.,
ozoôu
ark., oûüvalu
atn.,
otkvalu ark.
1. söylemek, demek. muti
oziûu
var gorums: söylemek gerektirmiyor.
2. okumak. 3. şikayet etmek. Andğa
na ipe baba süanis
giziûare:
bugün yaptıklarını babana
söyleyeceğim.
- ozlaôu
atn.,
ojliôu
ark.,
ozliôu
vi.
1. ezmek, sıkıp ezmek, basıp
ezmek, ezip suyunu çıkarmak. mjabu dozlaôu.
kurbağayı ezdi. 2.
ezilmek. mjabu dizlaôu.
kurbağa ezildi.
- ozmaşe
(<ozumaşe)
atn., orosari ark. 3ad.
limsumi; sumyayi.
- ozmonu
1. düşünmek. a mutxa izmonams:
birşey düşünüyor. 2.
hayal kurmak, düşlemek. ma
mizmonams: benim düşlüyor. 3.
tasarlamak, tasavvur etmek (kay: lô).
dido para mogapu izmons.
çok para kazanmayı tasarlıyor. 4. Merak etmek. 3ad.
mezmonu.
- ozoni,
ôiôizoni
atn.
barbunyanın ezilerek içine soğan, sarmısak katılması
ile yapılan bir yemek.
- oüozonu
atn.
bir yerin/ortamın herhangi bir
şeyle dolup taşması, her tarafı kaplaması,
her tarafın tıkabasa dolması fiili. mturite avlape koüizonu:
karla avlular dolup taştı,
kar her tarafı kapladı.
- oüozoneri
atn.
1. (yer/ortam/zemin için) herhangi
bir şeyle dolup taşmış hali, o şeyle
her tarafın kaplı olması hali. Avlape mturite oüozoneri
na orûu
şeni gale var gamamaleûes:
avluların karla dolu olmasından
dolayı dışarı çıkamıyorduk. 2. Dolup
taşarak.
- Zoneri
atn.
1. (zemin için) düzlenmiş, düz
bir hale getirilmiş, kabalığı alınmış.
2. Düzleyerek, kabasını ezerek /alarak (kar/toprak).
- ozonu
atn.
(zemin için) düzlemek. leûa
zonums: toprağı düz bir şekle
getiriyor, toprağı düzlüyor. Mturi
zonums: karın üzerinde (gezerek veya başka bir şekilde)
yol açıyor.
- ozoôu
ark.
3ad. oziûu:
- otkvalu
vi. 3ad. oûüvalu
- ozu ezmek.
üorzate
lu zams: ‘üorza’
ile lahana eziyor.
- ozumu
(<lat.
zoom.) ölçmek. leûa
zumums: toprağı ölçüyor.
- ozuru
atn.
(<ar. zürriyet),
omziüu
vi. çiftleşmek. üaûupe
izureran: kediler çiftleşiyor.
üaûupe
izureran/ imziüenan:
kediler çiftleşiyor.
- omziüu
vi. 3ad. ozuru.
- ozuvalu
atn.
kaynaşmak. ôuûucepe
ğuni woxles
izuvaleran: arılar kovanın
önünde kaynaşıyorlar.
- ozvaüu
ark.
olmadık yere ıslanmak, avanakçasına ıslanmak,
boşuna ıslanmak. möimas
gale gamapti do dobizvaüi.
yağmurda dışarı
çıkıp (hiç gerek yokken) ıslandım.
- oâangu
ark.
1. kuşların yemek yeme şekli; gagalamak. 2. Hayvan
ya da insanların sert/elastiki bir yiyeceği (bir çırpıda
parçalayamamaktan dolayı) ağzında evirip çevirmesi;
gevelemek.
- oâe
atn.
ağaç mantarı. İlkbahar yağmurlarıyla
birlikte yaşlı ağaçlarda yetişir. mbulis
oâe
koninçanu. kiraz ağacına
mantar bitti, mantar oluştu.
- oâğambulu
vi.
xi.
yüz üzerinde oluşan cilt bozulması,
pütürleşmesi durumu.
- oâinâgale,
nonâgile
vi.
kürdan.
- oâiru
1. görmek. ham kiyanas miyape bâiri.
bu dünyada neler gördüm. toli
gomwi
si gâiri.
gözümü açtım seni gördüm. 2.
bulmak. hiüu
dobgorina ti va maâiru.
o kadar aramama rağmen bulamadım. bgorumûi
kobâiri.
aradığımı buldum.
- oâiéoni
üoçi
ark. tavırlarıyla
insanı güldüren kişi.
- oâiéinu
vi.,
odi3inu atn.
gülmek. iâi3ams:
gülüyor.
- oéadaşe
atn.
bakıcı. ma o3adaşe süani
var vore. ben senin bakıcın değilim.
- o3adebu,
o3adu xp.,
xandua meg. çalışmak. vi3adebur:
çalışıyorum.
- o3adoni
bakıma muhtaç, bakılması, göz kulak olunması
gereken, bakılası. o3adoni badi miyonuran:
bakıma muhtaç (erkek) yaşlımız var.
- o3adu
1. Atn. bakmak. zuğa
üale
3adums: deniz tarafına bakıyor.
2. Atn. göz kulak olmak,
bakmak. zabuni dida 3adums:
hasta yaşlıya (kadın) bakıyor, hasta bakıyor.
bere 3adums: çocuk bakıyor.
3. ark.
gözlemek, sınamak. he
bozo p3adum. o kızı gözlüyorum. 4. Xp. çalışmak.
Vi3ada minon: çalışacağım.
- o3afale
çatal konan yer, çatallık.
- o3angu
Balta ve orak gibi kesici aletlerle veya sopayla vurup doğramak,
kesmek, zedelemek, hırpalamak. Anskilepe
do3angu. dikenleri doğradı. Nca argunite do3angu:
ağacı baltayla vurarak zedeledi/ hırpaladı.
- o3i3xilu
atn., xi. 1. oldukça tiz bir ses çıkarmak (çıngıraklı
yılanın sesi). 2. Yağın kızarırken
ses çıkarması fiili.
- o3onaşe
herhangi bir şeyi ipe dizmek için
kullanılan araç, çuvaldız vs.. lemşi
owonaşe
sûeri
voxmarit. iğneyi dizme, şişleme
aracı gibi kullandık.
- o3onu
1. sokmak, şişlemek, saplamak.
xamite do3onu. bıçakla şişledi, bıçağı
soktu. 2. dizim yapmak,
ipe dizmek, dizmek. xurma
3onums: hurmayı ipe diziyor. Kyume
oxenapu şeni ntxiri 3onums: “kyume” yapmak için fındığı
ipe diziyor.
- owalu
atn.,
owüalu
ark.
1. kökünden çekmek,
kökünden sökmek. mşkvela
wams:
fidanı kökten söküyor. 2.
atn., mec. azdırmak.
layöi
mot owamt!
köpeği azdırmayın! 3.
atn., mec. azmak. coğori iwu:
köpek azdı.
- **
- owamoni
atn.,
onwamoni
ark.
1. vurulması gereken,
vurmaklık. owamoni
üoçi:
vurulması gereken adam. 2.
mec. dayaklık.
- owamu
atn.,
onwamu
ark.
1. gebertmek. wiwila
dowamu.
yılanı gebertti. 2.
(insanlar için) vurup öldürmek. üoçi
dowamu.
adamı öldürdü.
- owangalu
atn.,
onwüiyalu
ark.
metalik ses çıkarmak.
- owaru
atn., owüaru
ark. sulanmak. cari
diwaru:
ekmek sulandı. tolepe awaren.
gözleri sulanıyor.
- owüaru
vi.
3ad. owaru.
- owelimu
atn.,
owüomilu
ark.
bakınmak, bakmak. hik hak owes: oraya buraya bakıyor.
gamargvas goiwüen:
etrafına bakınıyor.
- owerwelu
atn.
sırılsıklam ıslanmak.
morderi möimas
a vorsi deviwerweli.
büyük yağmurda iyice sırılsıklam oldum, sırılsıklam
ıslandım.
- owiru
göstermek. var owiyams:
göstermiyor. hiüu
devuwvi
do ar var mowiru.
o kadar söyledim de bana bir göstermedi. ar ma var mowiru.
bir bana göstermedi.
- owixindu
atn.
çatlamak (kuruluktan dolayı). xe
demiwixindu.
elim çatladı. var möimu
şeni leûa
dowixindu.
yağmur yağmadığı için toprak çatladı.
- owixnu
cızırdamak, kaynamış
yağın üzerine bir sıvının dökülmesi veya
sıcak bir cismin soğuk bir cisme dokundurulması
durumunda çıkan cızırtı.
- owilaxu
1. sıkarak suyunu
çıkarmak. şeepe dowilaxu:
çamaşırları sıkıp suyunu çıkardı.
limoni wilaxums:
limonu (suyunu çıkarmak için) sıkıyor. 2.
mec. aşırı
dercede benzeme. ham bere baba muşi dinwilaxu:
bu çocuk tıpkı babasına benziyor.
- owilaşe
meyveleri dalından toplamak için
kullanılan araç. m3xuli owilaşe.
armut toplamak için kullanılan araç. nçai owilaşe.
çay toplamak için kullanılan araç.
- owilidu
(küçük çıtırtılarla) ateşten kıvılcım
çıkması. daçxuri
wilidums:
ateş küçük kıvılcımlar, çıtırtılar
çıkarıyor.
- owiloni
1.
toplanması gereken, toplanma zamanı gelen, toplanabilir.
nçai owiloni
diyu. çay toplanabilir duruma geldi. 2.
vi. uzak dallardan meyve
toplamaya yarayan, ucunda torba şeklinde ağ bulunan
bir araç.
- owilu
1. toplamak (meyve ve sebze için).
m3xuli wilums:
armut topluyor. nçai wilums:
çay topluyor. 2. Bitkileri belli bir noktalarından kavrayıp
koparmak.
- owimidu
atn.
1. hayvan gübresinin eskiyip çürümesi.
puşüundi dowimidu.
hayvan gübresi eskidi, çürüdü. 2.
yoğunlaşma.
- owimolu
atn.,
o3hiôolu
1. tek tek toplamak. nçai wimolums:
çayı tek tek topluyor. 2. Küçük küçük parçalar halinde koparmak.
Kovali wiôolums:
Ekmekten küçük parçalar koparıyor.
- owingilu
atn.,
o3ingilu
vi.
1.
tek ayak üstünde zıplamak, sekmek. wingili
obiru şeni owhingilu
diöis:
‘wingili’
oyununu oynamak için tek ayakla koşmak, zıplamak gerekir.
2. atn.,
mec. hop oturup hop kalkmak. ûüvespe
dvagurus iwingilu:
söylenenleri duyunca hop oturup hop kalktı. 3.
Sağa ya da sola meylederek yürümek, yalpalamak. üuçxeş ûabus
pupuli na uğunşi 3ingilams:
Ayağının tabanında yara bulunduğundan
yalpalıyor.
- owinüu
vi.
onwiüu
arş. 1. mikrop kapmak. 2. zehirlenmek.
- owinwu
vi.,
gonzdalu atn. çekip uzatmak, asılmak. he mutxape mot winwom?
o şeyleri niçin çekiyorsun?
- owiôolu
arş.,vi. owimolu
atn.1. arş.
parçalanmak. iwiôolen.
parçalanıyor. 2.
küçük parçalar halinde koparmak, azar azar koparmak. cari iwipams/wiôolums:
ekmeği küçük parçalar halinde koparıyor, katık
ediyor. 3. arş. parçalamak.
- owiu
atn., vi.,
onwiu
ark.
1. çınlamak. uci
miwiyams:
kulağım çınlıyor.
2. çığlık atmak, acı ile bağırmak. oxorcak wiyums:
kadın bağırıyor.
3. Vi. Atmaca ve benzeri kuşların tiz ses çıkarması.
4. Vi. Farenin tiz ses çıkarması. 5. inlemek (etcil
hayvanlar için). coğorik
nwiroms:
köpek inliyor.
- owiwu
atn.,
1. kuşun yavrularını
solucanla beslemesi. üinçik
montapemuşis uwiwams:
kuş yavrularına solucan topluyor. 2.
mec. bir canlının
bulduğu yiyecekleri yavrusuna taşıyıp beslemesi.
3. alel acele, kimseye
haber vermeden paylaşıvermek.
- owinwu
vi. 1. İp, halat vs.’i aşırı
derecede gerilecek şekilde çekmek/çekiştirmek. Toüi
winwumûuşa
meöüodu
/meöordu.
İpi çekiştirirken koptu. 2. Fazlasıyla güç sarfederek
çekmek/çekiştirmek.
- owüialoni
vi.,
wüialoni
xp.
Çıngırak (genellikle küçük baş hayvanlara takılan
ve tiz ses çıkarak). Mçxuris owüialoni
kodoloüidu:
koyunun (boynuna) çıngırak taktı.
- owüimapu
vi. 1.
birden çok kat ipliği eğirmek. 2.
eziyet çektirmek, eziyet etmek, çile çektirmek, eza etmek.
nusaliüobas
ma dido mowüimapes:
gelin olduğum ilk dönemlerde bana çok eziyet çektirdiler.
- owüalu
vi.,
owalu
atn.
çekmek, sökmek. pi3aris na gyoöüadun üafri/üarfi
muşeni wüum.
tahtanın üzerine çakılı olan çiviyi ne diye söküyorsun.
- owüomilu
ark., owelimu
atn. bakmak. 3ad.
owelimu.
- owüunu
ark.,
owunu
atn.
1. ağırmak.
ti awüunen.
başı ağrıyor. 2.
ağırtmak. dido oôaramituk
ti miwüunams:
çok konuşmak başımı ağrıtıyor.
- owonaşe
tartı aracı, bir şeyi tartmak için kullanılan
araç. kantar vb. owonaşe
moğit do ar deviwonat!
tartı aleti getirin de tartılalım.
- owonu
1. tartmak. nçai wonums:
çayı tartıyor. ndğura dowonudorûu:
demin tartmıştı. 2.
tartılmak. üantarite
deviwoni.
kantarla tartıldım. 3.
mec. dalaşmak.
him hamu şüala
mot iwone!
olur olmaz kişilerle dalaşma! 4.
denemek. 5. muhatap
olmak (olumsuz). bere üala
iwonen.
çocukla muhatap oluyor.
- owopxu
1. inşa etmek, yapmak. oxori
wopxums:
ev inşa ediyor. 2. tamir etmek, onarmak. üoüoxveri
radio dowopxu:
bozuk radyoyu tamir etti, onardı.
3. restore etmek. 4.
hazırlamak.
- owordinu
atn.,
owrodinu
ark.,
owodinu
vi.
1. süzmek (suyunu). porça owordinams:
gömleğin (suyunu) süzüyor. minci owodinams:
çökeleğin (suyunu) süzüyor. 2. vi. damlatmak.
- owodu
vi. 3ad. owurwu.
- owude
vi.,
noşoni atn.,
olawude
arş. raf, terek.
xviûi
xvaûape
owudes
kogolabğu: kıvır zıvırları
rafa koydu.
- owuru
vi. 3ad. ge3uru.
- owuxnu,
oöuxnu
1. atn.
tüy vb. nesneleri ateşte yakmak. kormeşi msvalepe wuxnums/öuxnums:
tavuğun tüylerini yakıyor. 2.
ark. (yemek vb. için)yakmak.
- owuminu
atn.,
omwüuminu
ark.
1. inlemek (köpekler
için). layöik
wuminams!
köpek inliyor! 2.
ark. ulumak.
- owunu
atn., owüunu
ark. 1.
ağırmak. andğa opşa ti mawunu:
bugün çok başım ağrıdı.
korba mawunen:
karnım ağrıyor. 2. ağrıtmak. opşa
oxaôaruk
ti miwunams:
çok konuşmak başımı ağrıtıyor.
var ixmaren dulyapete ti
mo miwunam:
yaramaz şeylerle, işlerle başımı ağırtma.
- owuôinu
vi. 1. atmacaya çalınan ıslık. 2.
atmacayı ıslıkla çağırmak. sifûeris
uwupinams:
atmacayı ıslık çalarak çağırıyor.
- owurwolu
atn.
sıkıp aynı zamanda çevirerek
suyunu çıkarmak. naxveri
wendeöi
xepete wurwolums:
yıkanmış çorabı
elle sıkarak suyunu çıkarıyor.
- owurwu,
owordu
atn., owodu
ark.
1. süzülmek. pxe svas upi
miwurwun:
oturduğum yerde terim süzülüyor.
topri wordun:
bal süzülüyor. 2. vi.Damlamak. wüari wodun.
Su damlıyor.
- owutxu
ark. 1.
tuzlamak. üapça
dowutxu:
hamsiyi tuzladı. 2.
(tuz, şeker vb) erimek, eriyip tükenmek.
- owuûanu
vi.,
wulu
oyapu atn.
1. küçülmek, ufalmak. diwuûanu:
küçüldü. 2. Küçültmek, ufaltmak. Dowuûanu:
küçülttü, ufalttı.
- owuwonu
emmek. bere
éiéa
wuwonums:
çocuk biberon emiyor. üiti
mo iwuwonam!
parmağını emme!
- oéxeci
vi.,
onéxeci
atn., oéxoci
ark. 1. tarak. oéxecite
toma vi3xonam: tarakla saçımı tarıyorum. 2.
su değirmenlerinde, oluğun (ğurni) başına
konan, çalı çırpı vs. nin oluğa girmesini
engelleyen, demir çubuklardan oluşan örgü; tarak.
- oéxone
ark.,
onéxeni
atn. tavan arası.
oéxones tipi gyobğun: tavan arasında çayır var. tipepe
onéxenis kocovobğit:
çayırları tavan arasına döktük.
- oéxoni
ark.
üzerine herhangi bir şey dizmek için kullanılan kalas.
- oéxoûu
ark.,
oşalu vi., onéxoûu
atn. düzeneğin
boşalması (fare kapanı vb.).
- oéxunu
ark.,
üoşüoğmalu
atn.
seçmek. gyari éxunums,
üaûa
gyari var imxos: yemek seçiyor, her
yemeği yemiyor.
- oéxonapu taratmak.
toma doéxonapu. saçını tarattı.
DİDİ LAZURİ NENAPUNA |
|
Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük
Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...
25 Bin Lazca kelime
Binlerce deyim ve atasözü
Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
ISBN: 978-975-9187-40-8 Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
|
[Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| |
|
|
|
|
|