Cencireri var ğurun, üuçxe dodgineri doğurun.
Yatalak ölmez, ayakta olan ölür.


Lazuri genelinde şuan 6 kişi online.
 
FORUM Eski Defter MOVIE FLASH KLIPLER Lazca Dil Kursu P - Lazuri Nenapuna / Lazuri.Com



ÇEVİRİ
Türkçe'den Lazca'ya


Lazca Kurs
Lazuri Doviguram

Download / Yükle
Türkce Lazca Sözlük Programı Lazuri Font - Lazca yazı karakterleri
 

  Uyari: Bu sayfada Lazca sözcükler için "Alboni Font"(yazı karakteri) kullanılmıştır. "Windows \ Fonts" dizininde Alboni Font olmayanlar karakterleri yanlış görecektir. Bunun olmaması için Windows\Fonts dizinine [Alboni Font'u buradan yükleyebilirsiniz]. Ayrıntılı bilgi için Lazuri Font ya da LazuriPC sayfamızı okuyunuz.

 



(sözcükler yayınlanan ilk sözlüktendir)

Nenapuna/Sözlük info:
İsmail Bucaklişi: bucakli@hotmail.com
İrfan Aleksiva: aleksivatlk@hotmail.com

  • pagara ark., pangari atn., pangara xp. 1. büyük ateş. 2. vi. bir kökte çok sayıda dal olması. pagara ntixiri: çok sayıda dal bulunan fındık kökü.
  • paxla ark., loya lobya atn. soya fasülyesi, bakla.
  • paxva arş., pem3kva ark., kanka atn. kestanenin dışındaki dikenli kabuk.
  • paxva 1. Herhangi bir hayvanın kuyruğunun çok tüylü ve kabarık olması. Layöis üudeli paxva uğun: köpeğin kuyruğu çok tüylü ve de kabarık bir yapıdadır. 2. Bir çiçeğin iyice açmış durumu. paxva gyuli: iyice açmış gül.
  • tolişe üowostvalu atn. görünen bir şeyin aniden gözden kaybolması, gözden uzaklaşması. Mevoweûi bere a svacis tolişe üowomisûu: gözümün önündeki çocuk aniden gözden kayboldu.
  • palanwa atn., panwala ark. dalak.
  • palaûi genişçe olan. uci palaûi: kepçe kulaklı.
  • palu atn., palo vi., pale meg. yavan. palu cari: yavan ekmek.
  • paluri, mpaluri alev. oxorişe paluri dvantxen. evden alevler yükseliyor. paluri sûeri bozomota. alev gibi kız.
  • pampa, pampari vi., palanwa atn. 1. kulak memelerinin her biri. uciş pampari: kulak memesi. 2. burun kanatlarının her biri. çxindiş pampari: burun kanadı.
  • panöa vi. 1. findık ağacının filizlerinin her biri. ntxiriş panöa. fındık ağacının filizi. 2. Üzüm salkımını oluşturan her bir dalcık; çıngıl. öabas ar panöa elebustiki: salkımdan bir çıngıl kopardım.
  • panöili atn., panüeli ark., xiya ibik. mumuli panöili. horoz ibiği.
  • pandu Lazca’da bir kişi adı. (kay: Lazuri alboni).
  • panpa arş. hafif.
  • papa atn., ûu3aşi arş. lapa. su kaynatılarak içine mısır unu katılır. lapa kıvamına gelene kadar bu şekilde ateşin üstünde bekletilir. süt, tereyağı, pekmez veya yoğurtla yenir.
  • papadixa papazın arazisi anlamına gelen bir yer adı.
  • papakudi atn. vi, çarmakudi ark. patlamış mısır.
  • papara 1. genişlemesine açık, kabarık. 2. özellikle kuş türü hayvanların boyun çevresindeki tüylerini şişirmeleriyle oluşan kabarıklık. mumulik papara gonwu: horoz boyun çevresindeki tüylerini açtı, şişirdi.
  • papara gobğalu atn., not. sitem etmek. komoxûuna a papara govobğare: gelirse ona bir sitem edeceğim.
  • papara gonwapu atn. 1. horoz ya da tavuğun saldırı öncesi boyun tüylerini kabartması. 2. not. diklenmek, kafa tutmak. miti var âirus papara gonwu: kimseyi göremeyince kafa tutmaya başladı.
  • para, geöareri ark., geöareli xp., cenöareri atn. para.
  • purçuma atn. vi, parçoma arş., parçuma bot. sarıballıbaba bitkisi.
  • parpa 1. yuvarlak, genellikle melon biçiminde, ortası delik ahşap parça. 2. fareden korunmak için serenderlerin direkleri üzerine konan yuvarlak, dairesel ağaç, tekerlek. 3. kendir, yün vs. eğirmede kullanılan iğin alt kısmına yerleştirilen melon biçiminde, 5-10cm çapındaki ahşap kısım.
  • peri omûinu vi., çere omûinu atn., not. Beti benzi solmak. Ma mâiruis şkurnate peri amûu: beni görünce korkudan beti benzi soldu.
  • parpali zoo. Kelebek. parpali sûeri ejuûu: kelebek gibi uçardı.
  • ini golva vi. soğuktan dolayı vücudun anlık olarak baştan ayağa titremesi fiili.
  • partiya, ôunci, parti, xampa grup, parti.
  • paşeri karışmış, karışık. mteli svarape şüimi paşeri ren, nam nak na ren var miçkin: tüm kitaplarım karışmış, hangisi nerde bilmiyorum.
  • paşüa atn., baöüa ark. (<rus.) 1. kutu, paket. ebzaşi paşüa. kibrit kutusu. sigara baöüa. sigara paketi. 2. su kabı. baöüaten ari dgin. kapta su var. (kay: öanuri ûeksûebi, s.102.)
  • patxaleri atn., patkaleri ark. çırpınarak. patxaleri şuri meçu. çırpınarak can verdi.
  • patxeri 1. silkelenmiş. 2. silkeleyerek. mûape patxeri patxeri moğams: otları silkeleye silkeleye getiriyor.
  • paûüami atn., mec. çok kuru nesneler için kullanılır. paûüami sûeri dişüa: oldukça/çok kuru odun.
  • paûi bot. hayvanlara yem olarak da verilen bir bitki türü.
  • pavri atn. vi, buûüa xp. yaprak. pavri sûeri: yaprak gibi (hafiflik bakımından). möoni pavri. meşe yaprağı.
  • pa3xa 1. vi. fındık veya kestanenin ince ve yaş dallarından aralıklı olarak örülmüş sepet. 2. derme çatma yapılan ve ambar olarak kullanılan ahşap yapı.
  • peçko ark., piliûa atn. soba.
  • pelaperi 1. faydalı, yararlı. pelaperi nusa: yararlı gelin. 2. eli işe yatkın.
  • pem3kva ark., paxva xp. arş., kanka atn. kestanenin dışındaki dikenli kabuk. 3ad. Kanka.
  • penwe atn. vi, penwo sümüklü böcek.
  • penwe konkoli atn. salyangoz kabuğu.
  • penwekudi ark. 1. salyangoz. 2. bot. bir mantar türü.
  • perçe atn., gamaüoderi ark. 1. balkon. 2. serender balkonu.
  • periksini vi., müyapuksini ark., möapunksini atn. patlatıldığında içinden ağır bir toz bulutu çıkaran bir mantar türü.
  • peroni ark., çeroni atn. renkli. peroni dolokuna muşite guri miöumûes: renkli giysisiyle yüreğimizi yakardı.
  • peri vi., çere atn. renk. Zuğaş peri: denizin rengi. Badis peri/çere amûu: yaşlı adamın rengi/benzi soldu.
  • Leûaşperi kahverengi.
  • peso bitkilerin kılcal ya da çok ince olan kökleri.
  • petxela bıngıl, kendini bırakmış gevşek. leşüepe petxela dvayu. dudakları sarktı, kendini bıraktı.
  • pe3xi dosvalu atn. 'çok gülmekten yerlerde sürünmek' (tkv).
  • pe3xi, pe3xo pençe. odi3inute pe3xi devusvit. gülmekten yerleri tırmaladık.
  • piçxi piçxi kırık dökük, param parça. şuşeli lamba cuvelu do piçxi piçxi diyu. gaz lambası elinden düşüp param parça oldu.
  • piçxi piçxi oyapu, pi3xi pi3xi oyapu atn. 1. param parça olmak. xepeşe bardaği cemivelu do piçxi piçxi diyu. elimden bardak düşüp param parça oldu. 2. param parça etmek.
  • piçxoûa, çoçxoûa, çxoûi bozuk, işe yaramaz durumda. piçxota araba. bozuk araba.
  • piçveri atn., ôiçveri ark. 1. oruçlu. ndğalepe piçveri golovuûoçi: günleri oruçlu geçirdim. 2. aç, acıkmış. ôiçveri bore. açım.
  • piliûa atn., peçko ark. soba.
  • pimpili dixaşa arş., ox. sakalların toprağa değsin.
  • pimpili vi., pimbili atn., primuli meg. sakal. <ôaôuli çkimis pimpilepe dakçanu: dedemin sakalları ağardı.
  • pimpiloni vi., pimbiloni atn., primulami meg. sakallı. pimpiloni ôaôu. sakallı dede.
  • pipila, pirpila atn. kapı mandalı. Ğuni eünas pirpila kogoludu: Kovanın kapısına mandalı geçirdi.
  • pirçi arş. toz. Tolis pirçi kocadu: gözüne toz kaçtı.
  • pisa atn. 1. zift. pisa sûeri komemaûambu: zift gibi yapıştı. 2. Çam sakızı. 3. Reçine.
  • pisûeri 1. yerlerde sürüklenmiş. 2. mec. kirletilmiş. pisûeri bozomota. kirletilmiş kız.
  • pitlimi atn. ena pitlimi na moğare!
  • piûi arı kovanının kapısı.
  • pi3ari tahta. pi3aris cexes: tahtanın üzerinde oturuyor.
  • pi3xoleri atn., punçxoleri ark. parçalanmış, küçük parçalara ayrılmış. pi3xoleri cari: parçalanmış ekmek.
  • pi3xolya atn., punçxa ark. kırıntı, ufantı, küçük parça. dişüa pi3xolya. odun kırıntısı.
  • pkveri xp., mkveri ark., mçveri atn. 1. öğütülmüş. 2. un. pkveri şvelups. hamur (un) yoğuruyor.
  • poçxoûa, paçxaûa dallı budaklı, çok dallı.
  • poğari, puğari pınar.
  • poxna atn. emekleyen, emekleme döneminde olan çocuk (opoxnu fiilinden).
  • poxneri atn., porxeri ark. emekleyerek. poxneri poxneri hakşa komoxûu . emekleye emekleye buraya kadar geldi.
  • poxo çakıl taşıyla oynanan bir oyun.
  • poxo, paxara kara kurbağası (kara kurbağasının yürüyüş tarzına istinaden).
  • polo ark. bacağın kaval kemiği bölümü, baldır.
  • polo atn., ûriüi ark. bacağın tamamı, bacak.
  • polo gamargalu atn. 1. bacak çıkarmak, çifte atmak. n3xenik gamirgu/norgu do dudi gamuûaxu: at çifte atıp başını kırdı. 2. Not. ölmek üzere olmak. polo gamirgams: artık ölüyor, ölmek üzere. 3. Ölmek üzere olan bir canlının bacaklarını ileri geri sallaması ya da titretmesi.
  • polo geöveri ark., not. Tembel. ocak başından ayrılmayan kızların tembelliğini ifade etmek için kullanılır.
  • pompo atn., pompoi 1. Seyrek. Nçayi ponpo devupini: yeşil çayı seyrek olarak yaydım. 2. gevşek. pompo leûa: gevşek toprak. Mecaz dahi olsa insanlar için kullanılmaz.
  • ponûuli pantolon.
  • ponwo atn., murwi xp. kaya balığının büyüğü. Ağız kısmında bıyıksı uzantıları vardır.
  • popoci ark. köpük.
  • porça 1. atn. gömlek. 2. ark. elbise. 3. erkek giysisi.
  • pordeği hayvan derisinin ayak bileğinde bulunan işe yaramaz parça.
  • porderi 1. yüzülmüş derinin kenar kısmı. 2. mec. genişçe.
  • porüa meg., forüa ark., foga atn. giysi (kadınlar için).
  • pormuûi atn. hata, yanlış. pormuûi gorums: hata arıyor.
  • pormuûi ogoru atn. hata aramak, hata bulmaya çalışmak.
  • porûiüali portakal.
  • por3eri atn., ôro3eri ark. soyulmuş (meyve ve sebzeler için). < por3eri oşüuri: kabuğu soyulmuş elma.
  • posûaöi atn. (<far. pösteki) söküldüğünde bir bütün olarak toprakla birlikte kalkan bitki örtüsü.
  • pozi yaban karayemişine benzeyen bir ağaç.
  • pozoni pazar’ın hemen yanından akan ve hemşin deresi olarakda bilinen ırmağın Lazcadaki adı.
  • posûi atn., posti vi. post, deri. posûi sûeri kelidu: post gibi bir kenara serildi.
  • po3xinaüi ark. dal, yaprak gibi artıklar.
  • po3xopuna ark. dal budak birikintisi.
  • pri öuöu vi., pri ôuli atn. tavuk çağırmak için kullanılan bir ünlem.
  • pruwi ark., puûri, purûi atn. çürümüş, çürümeden ötürü süngerimsi hal almış ağaç ya da odun.
  • pseli vi., mseli atn. sidik. Bere pselis kogyanûonu: çocuk sidiğe battı.
  • psiûila, mapsale vi., sipsiüa atn. altını ıslatan. psiûila bere: altını ıslatan çocuk.
  • pskala xp., mskala ark., msüala atn., süela (<lat. scala) merdiven, iskele.
  • pskibu, mskibu xp., karmaûe ark. atn. su değirmeni.
  • pşapa atn. dolu, iyice dolmuş. puci şüimi ar pşapa uceli inövalen. ineğim bir dolu süt kabı sağılıyor.
  • pşaperi, pşeri doldurulmuş, dolu, çok, bol miktarda.
  • pşeroba doluluk, çokluk.
  • pşkiridoni xp., şilidoni atn., şkelidoni, mşiridoni ark. kırlangıç. Mskva pşkiridoni, na kçumerûit koxowoni i: güzel kırlangıç, seni beklediğimizi anladın mı?
  • pşkvela xp., mşkvela vi., üvela atn. fidan. Txombu pşkvela: kızılağaç fidanı.
  • pşumoni xp., oşumoni atn. içmeklik, içimlik.
  • puci inek, sığır. Nana şüimis puci bere sûeri alimben: annem ineği çocuğu gibi sever.
  • pukri vi., purki atn., pukuri xp. çiçek. pukri mewilu: çiçeği koparmayın.
  • pukrinora, purkinora ilkbahar. Komoxtu pukrinora, wanaşi mskvana stveli: geldi ilkbahar, yılın en güzel mevsimi.
  • punçxa ark., mxişolya atn., pinçxola ekmek ufantısı.
  • punûi vi. içi meyve kurdu tarafından yiyilmiş olan. Ham neâepe punûi renan: bu cevizlerin için kurtcuk tarafından yenilmiştir.
  • punûura vi. içi meyve kurdu tarafından yeyilmiş olan fındık ve ceviz gibi meyvelerin kendisi. punûura neâi.
  • pupuli 1. Çıban. xes na miğuûu pupuli cemaktu: elimdeki çıban iyileşti. 2. Yara.
  • pupuli pavri atn., balarwağa ark., şkvit damari xp. semiz otuna benzer bir bitki. Halk arasında kan çıbanı tedavisinde kullanılır.
  • şkvit damari xp., pupuli pavri atn., balarwağa ark. semiz otuna benzer bir bitki. Halk arasında kan çıbanı tedavisinde kullanılır.
  • pşiûi kediye kızma ya da defetme ünlemi.
  • purca, noüroôe atn., üurüa ark., üomôera mısır koçanında taneleri alındıktan sonra geriye kalan sap.
  • purcineri atn., prucineri ark. buruşuk. purcineri şuüa. buruşuk hıyar.
  • purçineri atn. yemin etmiş, yeminli. ğvini na vati pşvaşi purçineri vore: şarap içmeyeceğime yeminliyim.
  • purengi arş. boru.
  • purkeri atn., pukureri ark., pukireri xp. çiçeklenmiş, çiçek açmış.
  • purki atn., pukri, pukuri ark., pukiri xp. çiçek. purki üuçxes elaüoreri na uğun ôuûuci. çiçeği ayağına bağlamış olan arı.
  • purkinora, pukrinora ilkbahar.
  • purkoni xp., pukuroni ark. çiçekli.
  • purpu atn., xp., meg. akciğer. purpu kodeluk3u do doğuru: ciğerleri çürüdü de öldü.
  • puşüundi (<puci üundi) atn., Lazma ark. 1. inek dışkısı. 2. inek dışkısından elde edilen gübre. Bozomotalepek üalatepete puşüundi toruman do livadis cobğaman: kızlar sepetlerle inek gübresini taşıyıp bahçeye serpiyorlar.
  • puşoneri vi., pur3oleri atn. ufalanmış, küçük parçalara ayrılmış, ufantı haline gelmiş/getirilmiş (ekmek). Kormes puşoneri Lazuûi cari kodubğes: tavuğa ufalanmış mısır ekmeğini verdiler.
  • putkuli vi., putkuri bereket. Ğormotik putkuli var momçes: Tanrı bizden bereketini esirgedi.
  • puûri, purûi atn., pruwi ark. çürümüş, çürümeden ötürü süngerimsi hal almış ağaç ya da odun. E çona puûri arapes mo cobazgam, celaûroxas do colare: ey ışığım, çürük dallara basma, kırılıp düşersin.
  • puzuri vi. kıl. ini mavuis puzurepe domamtinu: üşüyünce kıllarım diken diken oldu.

 



(sözcükler yayınlanan ilk sözlüktendir)

Nenapuna/Sözlük info:
İsmail Bucaklişi: bucakli@hotmail.com
İrfan Aleksiva: aleksivatlk@hotmail.com





DİDİ LAZURİ NENAPUNA

Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük

Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...

  • 25 Bin Lazca kelime
  • Binlerce deyim ve atasözü
  • Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
  • Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
  • Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
  • 1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
  • Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
  • ISBN: 978-975-9187-40-8
  • Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
  • Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
  • E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
  • [Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| 


    Droepe/Mevsimler
    Pukrinora - İlkbahar
    Monöinora - Yaz
    Stveli - Sonbahar
    İnuva - Kış
    Tutape / Aylar
    Wanagani - Ocak
    Üundura - Şubat
    Marûi - Mart
    Aôrili - Nisan
    Maisi - Mayıs
    Mbulora - Haziran
    Kéala - Temmuz
    Mariaşina - Ağustos
    Çxalva - Eylül
    Guma - Ekim
    Wilva - Kasım
    Xrisûana - Aralı
    Ndğalepe/Günler
    Tutaçxa - Pazartesi
    İüinaçxa - Salı
    Cumaçxa - Çarşamba
    Çaçxa - Perşembe
    Ôarasüe - Cuma
    Sabaûoni - Cumartesi
    Mjaçxa - Pazar
    Oüoreéxu/Rakam

    1 ar
    2 jur
    3 sum
    4 otxo
    5 xut
    6 aşi
    7 şüit
    8 ovro
    9 nçxoro
    10 vit
    11 viûvar
    12 viûojur
    13 viûosum
    14 viûotxo
    15 viûoxut
    16 viûvaşi
    17 viûüit
    18 viûovro
    19 viûonçxoro
    20 eçi
    21 eçidoar
    30 eçidovit
    40 jurneçi
    50 jurneçidovit
    60 sumeneçi
    70 sumeneçidovit
    80 otxoneçi
    90 otxeneçidovit
    100 oşi
    101 oşidoar
    500 xuûoşi
    1000 şilya / viûoşi

    Not:Bu bölüm hazırlanırken Nananena`dan yararlanılmıştır.
    Lazca`da 10`dan sonraki sayılar söylenirken do (ve) kullanılır.
    Örneğin 11,Lazca`da 10 ve 1 şeklinde söylenir.
    10`nun 100`e kadar olan katmanları (20 hariç) 20 ve 10 kullanılarak söylenir.
    Örneğin 30, Lazca`da 20 ve 10, olarak ifade edilir.
    Bu bağlamda do (ve) bir toplama işleminin işaretidir.
    (Kaynak:Mjora ilk sayı 78.sayfa)


    Domkulape/Kısaltmalar
    ağn.: ağani: yeni türetilmiş kelime.
    anw.: anwala: argo.
    bot.: Bitkilerle ilgili
    cx.: coxo: isim
    dnot.: didinotkvame: atasözü (MSKVANOZİTA)
    dut.: dutxe: dutxe Lazcası.
    geg.: megreluri: megrelya/megrelce.
    gln.: galeni: yabancı kökenli sözcük.
    gyu.: gyulva: batı
    kay.: kaynak.
    kor.: korturi: gürcüce.
    lat.: latinuri: latince.
    lô.: Lazuri Ôaramitepe.
    mçm.: meoçama: beddua.
    not.: notkvame: deyim.
    noz.: noziûa: yaygınlığı olan kalıplaşmış söz.
    ocr.: ocera: halk inancı.
    ogr.: ogoru: küfür, sövgü.
    ox.: oxvamu: dua
    sf.: sıfat
    vi.: vija: çamlıhemşin.
    xi.: xinapa: fiil, eylem
    yul.: Yulva: doğu
    zo.: Zooloji: Hayvanlarla ilgili
    éad.: 3adit: bakınız, kontrol ediniz.

     
       

       

     
    Copyright © 2002-2017 Lazuri.Com | Telif Hakları saklıdır.