Eyotfale-süani owedi do üuçxe hişote gonâdi.
Yorganına bak da ayağını öyle uzat.


Lazuri genelinde şuan 11 kişi online.
 
FORUM Eski Defter MOVIE FLASH KLIPLER Lazca Dil Kursu Ş - Lazuri Nenapuna / Lazuri.Com



ÇEVİRİ
Türkçe'den Lazca'ya


Lazca Kurs
Lazuri Doviguram

Download / Yükle
Türkce Lazca Sözlük Programı Lazuri Font - Lazca yazı karakterleri
 

  Uyari: Bu sayfada Lazca sözcükler için "Alboni Font"(yazı karakteri) kullanılmıştır. "Windows \ Fonts" dizininde Alboni Font olmayanlar karakterleri yanlış görecektir. Bunun olmaması için Windows\Fonts dizinine [Alboni Font'u buradan yükleyebilirsiniz]. Ayrıntılı bilgi için Lazuri Font ya da LazuriPC sayfamızı okuyunuz.

 



(sözcükler yayınlanan ilk sözlüktendir)

Nenapuna/Sözlük info:
İsmail Bucaklişi: bucakli@hotmail.com
İrfan Aleksiva: aleksivatlk@hotmail.com

  • şa 1. olabildiğince, mümkün olduğu kadar. şa şvi. içebildiğin kadar iç. şa idi: gidebildiğin kadar git. gala_şa idi: gidebildiğin kadar git. 2. Ki. livadis amapti şa mu bâira: bahçeye girdim ki ne göreyim.
  • şagirdi ark. (<far. Şegird) çırak.
  • Şakis, şak ark., şax meg., şağa 1. süresince, olduğu sürece. hakorûa şakis. burda olduğu sürece. ar doloni-şakis: bir haftaya kadar. 2. E/a kadar. bere oxori-şakis mendebiyoni: çocuğu eve kadar götürdüm. Dişkape gza-şağa mendiğu: odunları yola kadar götürdü.
  • Şalapatxa, şoloûi atn. dağınık, düzensiz. dolonkunu var uşüun opşa şalapatxa gulun: giyinmesini bilmiyor çok dağınık düzensiz dolaşıyor.
  • şamani vi., şala atn. 1. ıslaklıktan dolayı çürümüş, çürümeye yüz tutmuş, üzerinde mantarlar oluşmuş (odun): şamani dişüa. 2. ıslaklıktan dolayı yanmayan, zor yanan, yanarken suyun akması sonucu şırıldayan odun. şala dişüa.
  • şamia atn., şvavila arş.vi. çok sağılan inek türü. şamia puci sûeri: çok sağılan inek gibi.
  • şana keyif, hoşa giden durum, şenlik. şana calu: hoşuna gitti, keyif aldı. şana giğun: senin keyfin var.
  • şanauli patulcani xp., balucaği vi., balurâaği domates.
  • şaôeri vi. 1. yaprakları (elle) sıyrılmış. 2. yapraklaını (elle) sıyırarak. livadişa şaôer şaôeri komeşaxtu: tarlaya (mısır vb. yapraklarını elle) sıyırarak girdi.
  • şara 1. Meg. Yol. 2. Ark. şose yol. şara gza: şose yol.
  • şarba eşarp. didi şüimik ‘eşarôi’ şeni şarba iûuûu: büyükannem eşarp için ‘şarba’ derdi.
  • şaşabuûa vi. baştan savma, özensiz yapılan. şaşabuûa dulya. baştan savma yapılan iş.
  • şatxeri 1. sallayarak, silkeliyerek. üalatis na delubğuûu Lazuûepe şatxeri şatxeri karmaûeşe mendiğu: sepetindeki mısırları silkeliye silkeliye değirmene götürdü. 2. sallanmış, silkelenmiş. şatxeri Lazuûi karmaûes kocudu: şatxeri ara ma manöu: silkelenmiş dal.
  • şaveri ark. pislenmiş (çamur vs. ile). şaveri üuçxete oxorişa kamaxtu: pislenmiş ayaklarla eve girdi.
  • şei, şeyi atn. , dolokuna ark. 1. giysi, çamaşır. ağani şei oyindroni vore. yeni giysi almam lâzım. 2. Eşya. şeepe muşi doüorobu do mendaxûu: eşyalarını toplayıp gitti.
  • şela ark. küçük kiler kabı.
  • şeni için. süani şeni. senin için. mi şeni? kim için?
  • şerdila ark. “şerdila kamadgin…”
  • şereôi atn., üoôa ark. kepçe. şereôi dudis keyodu. kepçeyi başına vurdu.
  • şetxi vi. 1. çise. 2. çiy, şebnem.
  • şetxoni vi. çiseli. şetxoni ndğas meçama ikumûu: çiseli günde (inek için) ot yapıyordu.
  • şibi 1. ark. kemer olarak kullanılan bez parçası, uçkur. 2. atn. kabak iliği.
  • şibili atn. gözü yaşlı. toli şibili. gözü yaşlı.
  • şilidoni atn., şüelidoni vi., üiridoni xp., mşirdoni ark. kırlangıç.
  • şiligogia ark., malağure, malağude xp. atn. sarıasma kuşu. sonbaharda doğu karadeniz bölgesine gelir.
  • şilivori atn. 1. salkımları üzerinde olan asma dalı. şilivori ceöirdu: salkımlı asma dalını kopardı. 2. Asma dalı. şilivori ncas kogvaüoru: asma dalı ağaca sarıldı.
  • şilya, viûoşi bin sayısı. şilya fora degiwvi. bin kez söyledim.
  • şina atn. 1. “üasôa”ya sarılmış ip yumağı. a şina mûva. bir yumak iplik. otxo mxeni ntxumûes do a şina iyeûu: dört iğlik eğirilmiş ip bir ‘şina’ yapar. 2. “üasôa”ya sarılan 40 sargı. 3. ince, naylon ipliği. şina nonüepi. 4. Arş. kuyruk kılı.
  • şinaxeri saklanmış, saklı, muhafaza altında. si na momçipe şinaxeri miğun: senin verdiklerini saklı tutuyorum.
  • şineri 1. atn. saygın, saygı duyulan. şineri üoçi: saygın insan. 2. ark. adı kötüye çıkmış kadın.
  • şira Dul kadın. şira dida. yaşlı dul kadın.
  • Şira, şira ciceğeni Dişi çekirge kuşunun yaşlı olanı. “ciceğeni” olarak bilinen dişi çekirge kuşu ile atmaca avlanır. “şira” bu kuşun biraz daha yaşlısıdır. Bu yüzden atmacayı cezbedecek yeterli oynaklığa sahip değildir ve bu yüzden atmaca avında kullanılamaz.
  • Badara atn. uçma yeteneğine sahip bir tür çekirge. Ön bacakları kısa, arka bacakları kalın ve uzun olur. Sarı, kahverengi, siyah, koyu yeşil, açık kahverengi gibi renkte olanları vardır. Dişi çekirge kuşu (ciceğeni: ğaöo) yakalamak için “lagodi” ile birlikte kullanılır.
  • isina müoli atn. uzun ayaklı, uzun boğazlı, yuvarlak ve yassı başı olan, kuyruk tarafı kalın, yeşil renkli bir çekirge türü.
  • şişeği bir yaşına gelmiş koyun.
  • şişoleri karışmış, birbirine girmiş, karman çoman.
  • şivri ark. mısır, fasülye gibi bitkilere dadanan bir böcek.
  • şüa atn., şka ark. 1. bir yerin orta ve dar kısmı. 2. bel. şüa nuûaxu: belini kırdı.
  • şüaguri orta yer, merkez.
  • şüawale 1. belden aşağı. 2. atn. etek. nusak şüawale konitu: gelin etek giydi.
  • şüi mtu arş., şüi puxva nciri atn., şkit nciri ark. derin uyku.
  • şüi svas üalati celabare atn. (yedi yere sepetini as hemi!). hiçbir yerde sebat edememeyi ifade eden beddua.
  • şüideri atn., şkideri ark. boğulmuş (suda). orubas şüideri âires: derede boğulmuş olarak bulundu.
  • şüimeburi atn., çkimebura ark. 1. kendi kendime. 2. kendimce, kendime özgü.
  • şüimi atn., çkimi ark. 1. Benim. şüimi üaûu: benim kedim. 2. Birinci tekil şahıs iyelik eki. üaûu şüimi: kedim.
  • şüit atn., şkit ark., şkvit yedi sayısı.
  • şüomeri atn., öüomeri ark. 1. yemiş. gyari şüomeri: yemek yemiş. nosi şüomeri: aklını yemiş. 2. yiyerek.
  • şüoreri atn., öüoreri ark. biçilmiş, kesilmiş. şüoreri dişüa. biçilmiş odun.
  • şüoreri atn., xtimeri ark. bozulmuş, bozularak yoğurt kıvamını almış süt.
  • şüu atn., çku ark., çki xp. biz. şüu mi voret? biz kimiz?
  • şüuneburi atn., çkunebura ark., çkinebura xp. 1. kendi kendimize, biz bize. 2. kendimizce, kendimize özgü, bize özgü.
  • şüuni atn., çkuni ark., çkini xp. 1. bizim. şüuni berepe: bizim çocuklarımız. şüunepe/çkunepe: bizimkiler. şüuni şeni/çkuni şeni: bizim için. 2. Iyelik eki. oxori şüuni: evimiz.
  • şüuni_dixo atn. bizsiz, biz olmadan. şüuni dixo so idatere? biz olmadan nereye gideceksiniz.
  • şüurina atn., şkurna ark. korku. guris şüurina var uğun: yüreğinde korku yok. şüurinate dolozgu. korkudan altına pisledi.
  • şüurineri atn., şkurineri, şkurderi ark. 1. korkmuş, ürkmüş. a mutxaşe şüurineri on/ ren: bir şeyden korkmuş durumda. 2. korkarak, korkulu. şüurineri ixaôaûu: korkarak konuşuyordu.
  • şlaôi ark. çizme. şlaôi komoydu. çizme giydi.
  • şloôowi atn. bataklık, çamur deryası. şloôowis kodolovoli. bataklığa düştüm.
  • şloôûi arş. yoğun çamur.
  • şo dolaylı anlatımda kullanılır. “nana şüimik miwu” şo ûüvi. “annem söyledi” de.
  • şoleri atn., şveleri ark. yoğrulmuş. şoleri cari: yoğrulmuş ekmek.
  • şoloûi, şalapatxa atn. dağınık, kendinden bezmiş, bakımsız. 3ad. Şalapatxa.
  • şoroda arş. üstünde bitki bulunmayan dik yer.
  • şoroda mexvalu atn., not. ağzı gözü yara içinde kalmak, soyulmak.
  • şoroni atn., txa 1. keçi. 2. ark., mec. geveze.
  • şoroni, mçxuri koyun. şoronepe doputxes: koyunlar ürktü.
  • şorşola arş. düzensiz, dağınık.
  • şoşoûa atn. eşek ya da katır gibi hayvanların penisi. şoşoûa sûeri: eşek penisi gibi.
  • şozi atn. güneş almayan yer, kuzey. şozi leûa. güneş almayan arazi.
  • şuüa hıyar, salatalık.
  • şuüuri atn., üonari ark. kadar. ar tuta şuüuri: bir ay kadar.
  • şumeri vi., ceşveri atn. 1. Kızgın. 2. kızmış. 3. somurtarak. 4. Kızarak, kızgın bir şekilde.
  • şura ark., şuri atn. koku. ar mutxaşi şura mulun: birşeyin kokusu geliyor.
  • şurduli, şunduli sapan, taş atmak/savurmak için kullanılan araç. şurdulite kva oûüoçams: sapanla taş fırlatıyor. 3ad. kva şurduli.
  • şuri 1. kişi. ar şuri: bir kişi. 2. can. şuri kemalu: canım çıktı. 3. ruh. üoçi ğuras şurimuşi tutaşe eyulun (Laz halk inancı). insan ölünce ruhu aya çıkıyor. 4. atn. nefes. şuri süani gonûams: nefesin kokuyor.
  • şuri alis mexuneri atn., not. canı boğazında, zor durumda olan. şuri alis mexuneri vore. Canım boğazımda.
  • şuri alis mexunu atn., not. canı boğazında olmak.
  • şuri cebaru 1. atn. nefes üflemek. 2. Not. üzerine titremek.
  • şuri dodvalu atn. nefesi kesilmek, nefes nefese kalmak. opşa vuüaôi do şuri domadu: çok koştuğum için nefesim kesildi.
  • şuri doşvanu atn. derin nefes vermek.
  • şuri extimu ark., şuri eyolva atn. canı çıkmak.
  • şuri gombalu atn. 1. Not. kendini sıkan sorunlardan uzaklaşmak, kendini iyi hissedeceğin yere gitmek veya işi yapmak. 2. tatil yapmak.
  • şuri menôonu atn., not. canı yerine gelmek, dirilmek, güçlenmek. didas vorsi cari pçamûi do şuri namôoneûu: yaşlı kadına iyi yemek yedirdiğimde canı yerine geliyordu, diriliyordu.
  • şuri mepatxu atn. şuri onkalu ark., not. ölümüne kısa bir süre kalmak, son nefesini vermeye kısa bir süre kalmak.
  • Şuri dolobalu atn., not. Can bulmak, hayat bulmak, kendine gelmek, nefesi yerine gelmek, kendini toparlamak.
  • şuri mşinaxu atn. sevgili, can, can saklayıcı. şuri mşinaxu komoci şüimi: Sevgili kocam.
  • şuri oöirdu atn., şuri oöüidu, şuri oxrin3ku ark., not. can çekişmek.
  • şuri oşinu ark., not. hesaba katılmak, hatırlanmak, sayılmak.
  • şuri ôulina oyapu atn., not. canı zayıflamak, takatı kesilmek, civciv kadar canı kalmak.
  • şuri var oskidu ark., not. iş yapmaktan dermanı kalmamak, canı çıkmak. şuri var mskidu: dermanım kalmadı.
  • şurimşine ark. can yoldaşı, dost, yaren, sevgili. şurimşine nana: can yoldaşı, sevgili anne.
  • şuri dololva ark., not. yorgunluktan nefes alıp verecek durumda olmamak, nefesi içeri kaçmak, yorgunluktan nefes almakta zorlanacak hale gelmek. şuri dolomilu: yorgunluktan nefesim içeri kaçıyor.
  • şuri oşvanu solumak, nefes alıp vermek. meviüaçi, şuri var maşvanu: sıkıldım, nefes alamadım.
  • şurite canlı. miti şurite var dosüudu: kimse canlı kalmadı.
  • şuşani xp., suriöi ark., atn. sığırcık kuşu.
  • şuvi ark., şu vi., ğvari atn. ıslak. şuvi porça. ıslak gömlek.
  • şvaci ark., xovi atn. 1. nefes, nefes alıp verme süresi, kısa an. a şvacis meftare. kısa bir süre sonra geleceğim. 2. an, en kısa zaman dilimi.
  • şvela xp. çare, yol, yöntem, yordam. qvaik ü aü ali koâiru, mara hawi muö o û axas, şvela muşi var aâiru. karga bir ceviz buldu, ama nasıl kırsın, çaresini bulamadı (kay: xasan helimişi; bunduri qvai do üaüali şiirinden).
  • şveli xp. tedavi.
  • Şuri dolozdalu vi., şuri gamazdalu atn. 1. derin nefes almak, derin derin nefes almak. 2. Not. Rahatlamak, rahat bir nefes almak. dulyape koniçodu şkule a şuri kodolobizdi: işler bittikten sonra derin bir nefes aldım, rahatladım.
  • Şuri eğmalu vi., şuri eöopinu atn., not. canını çıkarmak, Canını almak, canına okumak. berepek coğori üala dido isteres, coğoris şuri kyuğes: çocuklar köpekle çok oynadı, köpeğin canını çıkardılar. berepe gomapines do vorsi şuri kemiöopes: çocuklar başıma üşüşüp canıma okudular.
  • şveni atn. 1. un halini almış, un gibi olan. 2. arş. iç yağı.

 



(sözcükler yayınlanan ilk sözlüktendir)

Nenapuna/Sözlük info:
İsmail Bucaklişi: bucakli@hotmail.com
İrfan Aleksiva: aleksivatlk@hotmail.com





DİDİ LAZURİ NENAPUNA

Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük

Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...

  • 25 Bin Lazca kelime
  • Binlerce deyim ve atasözü
  • Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
  • Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
  • Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
  • 1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
  • Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
  • ISBN: 978-975-9187-40-8
  • Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
  • Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
  • E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
  • [Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| 


    Droepe/Mevsimler
    Pukrinora - İlkbahar

    Monç̆inora - Yaz

    Stveli - Sonbahar

    İnuva – Kış
    Tutape / Aylar
    Ǯanağani - Ocak

    K̆undura - Şubat

    Mart̆i - Mart

    Ap̆rili - Nisan

    Maisi - Mayıs

    Mbulora - Haziran

    Kʒala - Temmuz

    Mariaşina - Ağustos

    Çxalva - Eylül

    Guma - Ekim

    Ǯilva - Kasım

    Xrist̆ana – Aralık
    Ndğalepe/Günler
    Tutaçxa - Pazartesi

    İk̆inaçxa - Salı

    Cumaçxa - Çarşamba

    Çaçxa - Perşembe

    P̆arask̆e - Cuma

    Sabat̆oni - Cumartesi

    Mjaçxa – Pazar

    Ok̆oreʒxu /Rakam

    1 ar

    2 jur

    3 sum

    4 otxo

    5 xut

    6 aşi

    7 şk̆it

    8 ovro

    9 nçxoro

    10 vit

    11 vit̆oar

    12 vit̆ojur

    13 vit̆osum

    14 vit̆otxo

    15 vit̆oxut

    16 vit̆oaşi

    17 vit̆oşk̆it

    18 vit̆ovro

    19 vit̆onçxoro

    20 eçi

    21 eçidoar

    30 eçidovit

    40 jurneçi

    50 jurneçidovit

    60 sumeneçi

    70 sumeneçidovit

    80 otxoneçi

    90 otxeneçidovit

    100 oşi

    101 oşidoar

    500 xut̆oşi

    1000 şilya / vit̆oşi

    Not:Bu bölüm hazırlanırken Nananena'dan yararlanılmıştır.
    Lazca'da 10'dan sonraki sayılar söylenirken do (ve) kullanılır.
    Örneğin 11, Lazca'da 10 ve 1 şeklinde söylenir.
    10'un 100'e kadar olan katmanları (20 hariç) 20 ve 10 kullanılarak söylenir.
    Örneğin 30, Lazca'da 20 ve 10 olarak ifade edilir.
    Bu bağlamda do (ve) bir toplama işleminin işaretidir.
    (Kaynak: Mjora ilk sayı 78.sayfa)


    Domkulape/Kısaltmalar
    ağn.: ağani: yeni türetilmiş kelime.
    an
    ʒ̆.: anʒ̆ala: argo.
    bot.: Bitkilerle ilgili
    cx.: coxo: isim
    dnot.: didinotkvame: atasözü (MSKVANOZİTA)
    dut.: dutxe: dutxe Lazcası.
    geg.: megreluri: megrelya/megrelce.
    gln.: galeni: yabancı kökenli sözcük.
    gyu.: gyulva: batı
    kay.: kaynak.
    kor.: korturi: gürcüce.
    lat.: latinuri: latince.
    l
    p̆.: Lazuri aramitepe.
    mçm.: meoçama: beddua.
    not.: notkvame: deyim.
    noz.: nozi
    a: yaygınlığı olan kalıplaşmış söz.
    ocr.: ocera: halk inancı.
    ogr.: ogoru: küfür, sövgü.
    ox.: oxvamu: dua
    sf.: sıfat
    vi.: vija: çamlıhemşin.
    xi.: xinapa: fiil, eylem
    yul.: Yulva: doğu
    zo.: Zooloji: Hayvanlarla ilgili
    ʒad.: Ʒadit: bakınız, kontrol ediniz.

     
       

       

     
    Copyright © 2002-2018 Lazuri.Com | Telif Hakları saklıdır.