
- şa 1.
olabildiğince, mümkün olduğu kadar. şa şvi.
içebildiğin kadar iç.
şa idi: gidebildiğin kadar git.
gala_şa idi: gidebildiğin kadar git. 2. Ki.
livadis amapti şa mu bâira:
bahçeye girdim ki ne göreyim.
- şagirdi
ark. (<far. Şegird) çırak.
- Şakis, şak
ark.,
şax
meg.,
şağa 1. süresince, olduğu sürece.
hakorûa
şakis. burda olduğu sürece.
ar doloni-şakis: bir haftaya kadar. 2. E/a kadar.
bere oxori-şakis mendebiyoni:
çocuğu eve kadar götürdüm.
Dişkape gza-şağa mendiğu: odunları yola kadar götürdü.
- Şalapatxa, şoloûi
atn. dağınık, düzensiz. dolonkunu var uşüun
opşa şalapatxa gulun: giyinmesini bilmiyor çok
dağınık düzensiz dolaşıyor.
- şamani
vi.,
şala atn. 1. ıslaklıktan dolayı çürümüş,
çürümeye yüz tutmuş, üzerinde mantarlar oluşmuş (odun):
şamani dişüa.
2. ıslaklıktan dolayı yanmayan, zor yanan, yanarken suyun
akması sonucu şırıldayan odun.
şala dişüa.
- şamia
atn.,
şvavila arş.vi. çok sağılan inek türü. şamia puci
sûeri:
çok sağılan inek gibi.
- şana
keyif, hoşa giden durum, şenlik.
şana calu: hoşuna gitti, keyif aldı. şana giğun:
senin keyfin var.
- şanauli patulcani
xp.,
balucaği vi., balurâaği
domates.
- şaôeri
vi.
1.
yaprakları (elle) sıyrılmış.
2. yapraklaını (elle) sıyırarak. livadişa şaôer
şaôeri
komeşaxtu: tarlaya (mısır vb. yapraklarını elle) sıyırarak
girdi.
- şara 1.
Meg.
Yol. 2.
Ark. şose yol.
şara gza: şose yol.
- şarba
eşarp.
didi şüimik
‘eşarôi’
şeni şarba iûuûu:
büyükannem eşarp için ‘şarba’ derdi.
- şaşabuûa
vi.
baştan savma, özensiz yapılan.
şaşabuûa
dulya. baştan savma yapılan iş.
- şatxeri
1. sallayarak, silkeliyerek.
üalatis
na delubğuûu
Lazuûepe
şatxeri şatxeri karmaûeşe
mendiğu: sepetindeki mısırları silkeliye silkeliye
değirmene götürdü. 2. sallanmış, silkelenmiş.
şatxeri Lazuûi
karmaûes
kocudu: şatxeri ara ma manöu:
silkelenmiş dal.
- şaveri
ark.
pislenmiş (çamur vs. ile).
şaveri üuçxete
oxorişa kamaxtu: pislenmiş ayaklarla eve girdi.
- şei,
şeyi atn. , dolokuna
ark.
1. giysi, çamaşır.
ağani şei oyindroni vore. yeni giysi almam lâzım. 2.
Eşya.
şeepe muşi doüorobu
do mendaxûu:
eşyalarını toplayıp gitti.
- şela
ark. küçük kiler kabı.
- şeni
için.
süani
şeni. senin için.
mi şeni? kim için?
- şerdila
ark. “şerdila kamadgin…”
- şereôi
atn., üoôa
ark. kepçe.
şereôi
dudis keyodu. kepçeyi başına vurdu.
- şetxi
vi. 1. çise.
2. çiy, şebnem.
- şetxoni
vi. çiseli.
şetxoni ndğas meçama ikumûu:
çiseli günde (inek için) ot yapıyordu.
- şibi
1. ark. kemer olarak kullanılan bez parçası,
uçkur.
2.
atn. kabak iliği.
- şibili
atn. gözü yaşlı.
toli şibili. gözü yaşlı.
- şilidoni
atn.,
şüelidoni
vi.,
pşüiridoni
xp.,
mşirdoni
ark.
kırlangıç.
- şiligogia
ark., malağure, malağude
xp.
atn.
sarıasma kuşu. sonbaharda doğu karadeniz bölgesine gelir.
- şilivori
atn. 1. salkımları üzerinde olan asma dalı.
şilivori ceöirdu:
salkımlı asma dalını kopardı. 2. Asma dalı.
şilivori ncas kogvaüoru:
asma dalı ağaca sarıldı.
- şilya,
viûoşi
bin sayısı. şilya fora degiwvi.
bin kez söyledim.
- şina
atn.
1. “üasôa”ya
sarılmış ip yumağı.
a şina mûva.
bir yumak iplik.
otxo mxeni ntxumûes
do a şina iyeûu:
dört iğlik eğirilmiş ip bir ‘şina’ yapar. 2.
“üasôa”ya
sarılan 40 sargı. 3. ince, naylon ipliği.
şina nonüepi.
4. Arş. kuyruk kılı.
- şinaxeri
saklanmış, saklı, muhafaza altında. si na momçipe
şinaxeri miğun:
senin verdiklerini saklı tutuyorum.
- şineri
1. atn. saygın, saygı duyulan. şineri
üoçi: saygın insan.
2.
ark. adı kötüye çıkmış kadın.
- şira
Dul kadın.
şira dida. yaşlı dul kadın.
- Şira, şira ciceğeni
Dişi çekirge kuşunun yaşlı olanı. “ciceğeni” olarak bilinen dişi
çekirge kuşu ile atmaca avlanır. “şira” bu kuşun biraz daha
yaşlısıdır. Bu yüzden atmacayı cezbedecek yeterli oynaklığa
sahip değildir ve bu yüzden atmaca avında kullanılamaz.
- Badara
atn.
uçma yeteneğine sahip
bir tür çekirge. Ön bacakları kısa, arka bacakları kalın ve
uzun olur. Sarı, kahverengi, siyah, koyu yeşil, açık kahverengi
gibi renkte olanları vardır. Dişi çekirge kuşu (ciceğeni: ğaöo)
yakalamak için “lagodi” ile birlikte kullanılır.
- isina müoli
atn. uzun ayaklı, uzun boğazlı, yuvarlak ve yassı
başı olan, kuyruk tarafı kalın, yeşil renkli bir çekirge türü.
- şişeği
bir yaşına gelmiş koyun.
- şişoleri
karışmış, birbirine girmiş, karman çoman.
- şivri
ark.
mısır, fasülye gibi bitkilere dadanan bir böcek.
- şüa
atn.,
şka
ark. 1. bir yerin orta ve dar kısmı. 2.
bel. şüa nuûaxu:
belini kırdı.
- şüaguri
orta yer, merkez.
- şüawale
1. belden aşağı.
2.
atn. etek. nusak şüawale
konitu: gelin etek giydi.
- şüi mtu
arş.,
şüi
puxva nciri
atn., şkit nciri
ark.
derin uyku.
- şüi
svas üalati
celabare
atn.
(yedi yere sepetini as hemi!). hiçbir yerde sebat edememeyi
ifade eden beddua.
- şüideri
atn.,
şkideri ark.
boğulmuş (suda). orubas şüideri
âires:
derede boğulmuş olarak bulundu.
- şüimeburi
atn.,
çkimebura
ark.
1. kendi kendime. 2. kendimce, kendime özgü.
- şüimi
atn.,
çkimi ark. 1. Benim. şüimi
üaûu:
benim kedim. 2. Birinci tekil şahıs iyelik eki.
üaûu
şüimi:
kedim.
- şüit
atn.,
şkit ark., şkvit yedi sayısı.
- şüomeri
atn.,
öüomeri
ark.
1. yemiş. gyari şüomeri:
yemek yemiş. nosi şüomeri:
aklını yemiş. 2. yiyerek.
- şüoreri
atn.,
öüoreri
ark. biçilmiş, kesilmiş.
şüoreri
dişüa.
biçilmiş odun.
- şüoreri
atn.,
xtimeri
ark.
bozulmuş, bozularak yoğurt kıvamını almış süt.
- şüu
atn.,
çku ark., çki
xp.
biz. şüu
mi voret? biz kimiz?
- şüuneburi
atn.,
çkunebura
ark.,
çkinebura xp.
1. kendi kendimize, biz bize.
2. kendimizce, kendimize özgü, bize özgü.
- şüuni
atn.,
çkuni ark., çkini
xp. 1. bizim. şüuni
berepe: bizim çocuklarımız.
şüunepe/çkunepe:
bizimkiler. şüuni
şeni/çkuni şeni: bizim için. 2. Iyelik eki.
oxori şüuni:
evimiz.
- şüuni_dixo
atn. bizsiz, biz olmadan. şüuni
dixo so idatere? biz olmadan nereye gideceksiniz.
- şüurina
atn.,
şkurna
ark.
korku.
guris şüurina
var uğun: yüreğinde korku yok.
şüurinate
dolozgu. korkudan altına pisledi.
- şüurineri
atn.,
şkurineri, şkurderi
ark. 1. korkmuş, ürkmüş. a mutxaşe şüurineri
on/ ren: bir şeyden korkmuş durumda. 2. korkarak,
korkulu. şüurineri
ixaôaûu:
korkarak konuşuyordu.
- şlaôi
ark.
çizme. şlaôi
komoydu. çizme giydi.
- şloôowi
atn. bataklık, çamur deryası. şloôowis
kodolovoli. bataklığa düştüm.
- şloôûi
arş. yoğun çamur.
- şo
dolaylı anlatımda kullanılır.
“nana şüimik
miwu” şo ûüvi.
“annem söyledi” de.
- şoleri
atn.,
şveleri ark. yoğrulmuş. şoleri cari:
yoğrulmuş ekmek.
- şoloûi,
şalapatxa atn.
dağınık, kendinden bezmiş, bakımsız.
3ad. Şalapatxa.
- şoroda
arş.
üstünde bitki bulunmayan dik yer.
- şoroda mexvalu
atn., not. ağzı gözü yara içinde kalmak, soyulmak.
- şoroni
atn.,
txa
1. keçi. 2. ark., mec. geveze.
- şoroni,
mçxuri koyun.
şoronepe doputxes: koyunlar ürktü.
- şorşola
arş. düzensiz, dağınık.
- şoşoûa
atn.
eşek ya da katır gibi hayvanların penisi. şoşoûa
sûeri:
eşek penisi gibi.
- şozi
atn.
güneş almayan yer, kuzey.
şozi leûa.
güneş almayan arazi.
- şuüa
hıyar, salatalık.
- şuüuri
atn.,
üonari
ark.
kadar. ar tuta şuüuri:
bir ay kadar.
- şumeri
vi.,
ceşveri atn. 1. Kızgın. 2. kızmış. 3.
somurtarak. 4. Kızarak, kızgın bir şekilde.
- şura
ark.,
şuri atn. koku.
ar mutxaşi şura mulun: birşeyin kokusu geliyor.
- şurduli,
şunduli sapan, taş atmak/savurmak için kullanılan araç.
şurdulite kva oûüoçams:
sapanla taş fırlatıyor.
3ad.
kva şurduli.
- şuri 1. kişi.
ar şuri: bir kişi. 2. can. şuri kemalu: canım
çıktı. 3. ruh.
üoçi ğuras şurimuşi tutaşe eyulun (Laz halk
inancı). insan ölünce ruhu aya çıkıyor. 4. atn.
nefes.
şuri süani
gonûams:
nefesin kokuyor.
- şuri alis mexuneri
atn., not. canı boğazında, zor durumda olan.
şuri alis mexuneri vore. Canım boğazımda.
- şuri alis mexunu
atn., not. canı boğazında olmak.
- şuri cebaru
1.
atn. nefes üflemek.
2. Not. üzerine titremek.
- şuri dodvalu
atn.
nefesi kesilmek, nefes nefese kalmak.
opşa vuüaôi
do şuri domadu: çok koştuğum için nefesim kesildi.
- şuri doşvanu
atn.
derin nefes vermek.
- şuri extimu
ark.,
şuri eyolva
atn.
canı çıkmak.
- şuri gombalu
atn.
1. Not. kendini sıkan sorunlardan uzaklaşmak, kendini iyi
hissedeceğin yere gitmek veya işi yapmak. 2. tatil
yapmak.
- şuri menôonu
atn., not.
canı yerine gelmek, dirilmek, güçlenmek.
didas vorsi cari pçamûi
do şuri namôoneûu:
yaşlı kadına iyi yemek yedirdiğimde canı yerine geliyordu,
diriliyordu.
- şuri mepatxu
atn.
şuri onkalu
ark., not.
ölümüne kısa bir süre kalmak, son nefesini vermeye
kısa bir süre kalmak.
- Şuri dolobalu
atn., not.
Can bulmak, hayat bulmak, kendine gelmek, nefesi yerine gelmek,
kendini toparlamak.
- şuri mşinaxu
atn.
sevgili, can, can saklayıcı. şuri mşinaxu komoci şüimi:
Sevgili kocam.
- şuri oöirdu
atn.,
şuri oöüidu,
şuri oxrin3ku ark., not. can çekişmek.
- şuri oşinu
ark., not. hesaba katılmak, hatırlanmak, sayılmak.
- şuri
ôulina oyapu
atn., not. canı zayıflamak, takatı kesilmek, civciv kadar
canı kalmak.
- şuri var oskidu
ark., not. iş yapmaktan dermanı kalmamak, canı
çıkmak. şuri var mskidu: dermanım kalmadı.
- şurimşine
ark.
can yoldaşı, dost, yaren, sevgili.
şurimşine nana: can yoldaşı, sevgili anne.
- şuri dololva
ark., not. yorgunluktan nefes alıp verecek durumda
olmamak, nefesi içeri kaçmak, yorgunluktan nefes almakta
zorlanacak hale gelmek.
şuri dolomilu: yorgunluktan nefesim içeri kaçıyor.
- şuri oşvanu
solumak, nefes alıp vermek.
meviüaçi,
şuri var maşvanu: sıkıldım, nefes alamadım.
- şurite
canlı. miti şurite var dosüudu:
kimse canlı kalmadı.
- şuşani
xp.,
suriöi
ark., atn.
sığırcık kuşu.
- şuvi
ark.,
şu vi., ğvari atn. ıslak.
şuvi porça. ıslak gömlek.
- şvaci
ark., xovi atn.
1. nefes, nefes alıp verme süresi, kısa an.
a şvacis meftare. kısa bir süre sonra geleceğim.
2. an, en kısa zaman dilimi.
- şvela
xp.
çare, yol, yöntem, yordam.
qvaik ü
aü
ali koâiru,
mara hawi
muö
o û
axas, şvela muşi var aâiru.
karga bir ceviz buldu, ama nasıl kırsın, çaresini bulamadı (kay:
xasan helimişi; bunduri qvai do
üaüali
şiirinden).
- şveli
xp.
tedavi.
- Şuri dolozdalu
vi., şuri gamazdalu
atn.
1. derin nefes almak, derin derin nefes almak.
2. Not. Rahatlamak, rahat bir nefes almak.
dulyape koniçodu şkule a şuri kodolobizdi: işler
bittikten sonra derin bir nefes aldım, rahatladım.
- Şuri eğmalu
vi., şuri eöopinu
atn., not. canını çıkarmak, Canını almak, canına okumak.
berepek coğori
üala dido isteres, coğoris şuri kyuğes:
çocuklar köpekle çok oynadı, köpeğin canını çıkardılar.
berepe gomapines do vorsi şuri kemiöopes:
çocuklar başıma üşüşüp canıma okudular.
- şveni
atn. 1. un halini almış, un gibi olan. 2.
arş. iç yağı.
DİDİ LAZURİ NENAPUNA |
|
Lazcanın Yazıya Geçirilmesinde Tarihsel Bir adım!...
Bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı Lazca sözlük
Didi Lazuri Nenapuna, 17 yıl süren detaylı bir alan araştırması ve kaynak taraması sonucu vücuda getirilmiş, Lazcanın bütün diyalektlerini karşılaştırmalı olarak ele alan, Lazca üzerine yapılmış en uzun süreli çalışma olması itibariyle alanında tek!...
25 Bin Lazca kelime
Binlerce deyim ve atasözü
Detaylı olarak incelenmiş fiil biçimleri
Türkçe ve Latince karşılıklarıyla bitki ve hayvan adları
Her kelime için çok sayıda Lazca örnek ve açıklama
1160 sayfa / Büyük boy / Sert kapak
Seri/Sıra No.: Chiviyazıları: 244/Mjora:45
ISBN: 978-975-9187-40-8 Adres: Mühürdarbağı sk. 8/1 Kadıköy İst.
Tel.: 0 216 414 91 13/fax: 0 216 414 97 93
E-Posta: bilgi@chiviyazilari.com
|
[Yazar: İsmail Bucaklişi, Hasan Uzunhasanoğlu, İrfan Aleksiva] [ Dil: Lazca / Türkçe]| |
|
|
|
|
|