FORUM KONUK DEFTERI MOVIE FLASH KLIPLER Lazca Dil Kursu Erdal Bayrakoğlu (söyleşi)/ Paluri Arzu Kal / Lazuri.Com
 

  Uyari: Bu sayfada Lazca sözcükler için "Alboni Font"(yazı karakteri) kullanılmıştır. "Windows \ Fonts" dizininde Alboni Font olmayanlar karakterleri yanlış görecektir. Bunun olmaması için Windows\Fonts dizinine [Alboni Font'u buradan yükleyebilirsiniz]. Ayrıntılı bilgi için Lazuri Font ya da LazuriPC sayfamızı okuyunuz.

Erdal Bayrakoğlu(Söyleşi)


Paluri Arzu Kal

Paluri Arzu Kal: Erdal Bayrakoğlu kimdir desek ne söylersin?

Erdal Bayrakoğlu: Erdal Bayrakoğlu; 1977 yılında Rize Ardeşen'de doğmuş, tahsilini İstanbul'da yapmış bir Laz genci.

Kal: İlk olarak ne zaman müziğe olan ilgini keşfettin?

Bayrakoğlu: Aslında ilk olarak ilkokul birinci sınıfta okuma bayramında şarkı söylemiştim. O günden sonra devamlı sesimi kasetlere kaydedip dinlerdim. Sonradan yavaş yavaş kişilik ve kimlik oturmaya başlayınca Sezen Aksular,Ahmet Kayalar ve dönemin protest müzik yapan gruplarını dinlemeye başladım. Lise yıllarında bir öğretmenler gününde oluşturulan koroya solistlik yaparak müzik yaşantıma başladım.

Kal: Popüler kültürün kurallarına karşı koyarak da müzik yapılabildiğine dair güzel örnekler var. Sen de duruşundan ödün vermeden kaliteli müzik yapma anlayışındasın. Bunun zorlukları neler?

Erdal Bayrakoğlu
Bayrakoğlu:
Popüler müziğe alternatif müzik yapmanın zorlukları çok aslında ama size yaşattığı duygularda inanılmaz. Birincisi insanlara dayatılan bu popüler kültür nedeniyle; televizyonlara çıkmayınca, magazin programlarına katılmayınca seni sanatçı olarak göremiyorlar. Popüler kültür toplumun her kurumuna işlediği için konser verme olasılığın da azalıyor çünkü konserleri düzenleyen kurumlar da senin ne kadar kaliteli müzik yaptığına değil ne kadar popüler olduğuna göre değer veriyor ve bu senin konser yapma olasılığını aza indirgiyor. En önemlisi bir misyon üstlenmek, misyon üstlendiğin halkın kültürüne sahip çıkmak en ağır sorumluluk olsa gerek. Tabii bunların yanında popüler kültürün karşısında olmak sana gerçekten sanata değer veren insanların gözünde bir saygınlık kazandırıyor ve seni insanlar yalansız ve çıkarsız seviyor. Bu da sanatçıya yaşattığı güzel duygular arasında .

Kal : “Zifona” adına nasıl karar verildi? Lazuri.com'da albümle ilgili yazdığım tanıtım yazısında “Erdal BAYRAKOĞLU da 13 yıldır devam eden müzik yaşamındaki bu evreyi belki de fırtınaya benzeterek albümünü bu isimle beğenimize sunuyor.” diye yorumlamıştım. Sence doğru bir tespit miydi?

Bayrakoğlu: Zifona adında tabii ki söylediğin gibi benim 13 yıllık müzik yaşantımdaki evreler de söz konusu ama en önemli olan kısmı Zifona ismini tekrar literatüre kazandırmaktı. Yıllardır kullanılmadığından unutulmuş bir terimdi ve biz bu ismi albümümüze koyarak yeniden hatırlattığımıza inanıyoruz. Zifona Karadeniz sahillerinde oluşan bir fırtına, denizden gelip sahildeki çirkinlikleri silip atan bir fırtına, biz de Zifona'nın Karadeniz sahilindeki çirkinlikleri silip atacağına inanıyoruz.

Kal: Albüm istediğin gibi oldu mu? “Şu da olsaydı” dediğin bir ruh hali yaşattı mı sonrasında?

Bayrakoğlu: Albümü yaparkenki ruh haliyle sonradan yaşadıkların tabii ki aynı olmuyor. Ama Zifona albümünün repertuvarından altyapılarına kadar her evre içime sine sine oldu. Tabii ki bazı yapmak istediklerimizi yapamadık, gerek Laz müziğini yeterince tanımamamızdan, gerekse Laz halkının duygularını ve müziğe olan bakışını iyi analiz edemeyişimizden kaynaklı eksiklikler oldu. Tabii bunun altında Laz ve Karadeniz bölgesinde yeterince konser verip dinleyiciyle buluşamamamız yatıyor.

Kal: Albümün ağırlıklı olarak anadilinde şarkılardan oluşuyor. Lazcanın yok olma tehlikesi altındaki dillerden olduğunu biliyoruz. Sen de bu bilinçle mi yoğunluğu Lazca şarkılara verdin?

Bayrakoğlu: Elbette nedeni bu. Bir halkın dili yoksa kendisi de yok demektir bence ve dilin yaşatılmasının en kolay ve yaygın yolu müzikten geçer. Bu nedenle albümde Lazca eserlere daha çok yer verdik. Amaç metropollerde yaşayan ve kendi dilini ve kültürünü unutmuş olan insanlara ulaşmaktı. Bunun yolu da metropollerde yaşayan Laz gençlerine yıllardır alıştıkları müzikle kendi otantik müziklerini harmanlayıp sunmaktı. Bunda başarılı olduğumuzu sanıyorum.

Kal: En çok hangi şarkıyı beğeniyorsun albümde? “Hepsi benim çocuklarım” deme sakın. Mutlaka bir tanesinin sende farklı yeri olmuştur albüm hazırlanırken. Ya da en iyi yorumladığını düşündüğün şarkı hangisi?

Bayrakoğlu: Albümde en sevdiğim eserler “Zenis vorû ve “İniminü. Tabii ki hepsine ayrı ayrı emek verdik ama en iyi yorumladığıma inandığım eserler bunlar.

Kal : “Melenüale” benim çok beğendiğim şarkılardan biri. Kayıt sırasında neler yaşadınız, horon oynadınız mı mesela?

Bayrakoğlu: Albümde neredeyse horon edilecek bütün eserlerde horon ettik. Ama “Melenüale” insanı istemese de horon etmeye zorlayan bir eser. Biz de haliyle bol bol horon ettik. Zaten kayıtlarda da var.

Kal: Bence sesin ve yorumun çok sesli müziğe de yatkın. Albümde de bir Megrel halk şarkısı var. “Bja do Tuta” daha önce karşılaştığımız Megrel şarkıları gibi bir aşk şarkısı. Megrellerde en güzel şarkılar aşk şarkıları mı diye sormadan edemiyorum. “Didou Nana”, “Ou Nana”, “3ira” ve “Bja do Tuta”, örneklerin hepsi de öyle değil mi?

Bayrakoğlu: Çok teşekkür ediyorum. Bunun nedenlerinden biri şan dersi almam herhalde. Şan tekniklerini kullanmayı seviyorum. Aşk şarkılarına gelince, bence Megreller dillerine daha hakimler ve anlatmak istediklerini daha geniş anlatabilme olanakları var. Bildiğim kadarıyla okullarda Lazca ve Megrelce ders görüyorlar ve dolayısıyla dillerine çok hakim oluyorlar. Şiir yazabilmeleri daha basit bir hal alıyor. O şiirleri yazabilmek için Megrelce düşünüp Megrelce yazabilmek gerekiyor. Bence aşk şarkılarının bu denli güzel olmasının altında bu sebep yatıyor.

Kal: Laz şairi Helimişi Xasani'den iki şarkı var albümde, ikisi de çok başarılı. Hele ki “Zenis Vorûi” benim albümdeki en beğendiğim şarkı. “Didou Nana”nın başına gelenlerden sonra aslında bunu “Bir Şarkının Hayatı Nasıl Kurtarılır” diye makale yapmak lazım. Şarkıya sesinin uyumu muhteşem. Helimişi'den başka şarkılar da söylüyor musun konserlerinde?

Bayrakoğlu: Helimişi'nin benim hayatımdaki yeri çok özel. Bence bu bütün Lazlar için böyle olmalı. Sanatın her dalındaki yetenekleri tartışılmaz bir insan. Albümümde şarkılarının olması benim için gurur verici. Konserlere gelince, şu anda sadece albümdeki iki eserini okuyorum. Bunun nedeni, daha çok yeni bir albüm olması ve albümümü tanıtma isteğim olsa gerek. Ama repertuvarımda Helimişi Xasani'den birçok eser var.

Kal : “Çona Şüimi”yi daha önce farklı bir tarzda yorumladın. Albümde ise otantik Laz ezgileriyle yer almış. İkisi de çok başarılı. Başka söz ya da beste çalışmaların var mı?

Bayrakoğlu: Ben yıllardır besteler yapıyordum zaten, değişik tarzlarda. Lazca beste ve söz yazmanın Megrelce örneğinde dediğim gibi şöyle bir handikabı var. Yazdığın şiiri Lazların okuyup seninle aynı duyguyu paylaşması için Lazca düşünmek ve Lazca yazmak zorundasın. Bu da Lazcaya hakim olmaya bağlı. Ama buna rağmen ben yeni besteler yapmaya çalışıyorum. İkinci albümde derlemelerin yanı sıra bestelerin de olmasını istiyorum. Çünkü bu derlemeler zamanla bizi müzisyen olarak kısırlaştıracak diye düşünüyorum. Yeni üretimler yaparak gelecek kuşaklara bestede yapılabileceğini göstermek gerek.

Kal: Sesin çok güçlü duygular yaşatıyor dinleyenlere, en azından benim için öyle. Sahnede sen neler yaşıyorsun söylerken? Oranın hakimi sensin, senin özgürlük alanın, hem göz önündesin ama bir o kadar da korunaklı…

Bayrakoğlu : Bazen çift kişilikli olduğumu düşünüyorum; sahneye çıkmadan önce, sahneye çıktıktan sonra. Orası başka bir dünya bunu kelimelere dökemem. Ama insanlar oraya senin için gelmişler; bazıları yerinde olmak istiyor, bazıları hayranlıkla izliyor, bazıları da farklı dünyalara gidiyor, bunu biliyorsun ve elinden gelenin en iyisini yapmak istiyorsun. Çünkü biliyorsun ki o insanlar senin için oradalar ve en iyisini hakediyolar. Bir de sahne özgür olabilmenin ve paylaşabilmenin tek yolu benim için. Yıllardır emeklerini biriktirmişsin ve insanlara sunuyorsun, bu çok güzel bir duygu.

Kal: Laz müziğinin temelinde destanlar var diyebilir miyiz? Lazlarda destancılar vardır hemen her köyde. Sesin destana yatkın mı, zorlanıyor musun?

Bayrakoğlu: İnsanlar aşklarına, ölülerine, gelenlerine ve gidenlerine duygularını hep destanlarla anlatmışlar. Lazlar da bunun en belirgin örneklerini görebiliyoruz. Destanların biraz farklı bir gırtlak yapısı var. Ben bu gırtlak yapısına sahip olduğumu düşünmüyorum açıkçası. Daha doğrusu otantiğini bozmaktan korkuyorum ama ikinci albümde bir destan da söylemeyeceğim anlamına gelmiyor bu.

Kal: Lazca söylerken Türkçe söylediğinden farklı duygular yaşıyor musun?

Bayrakoğlu: Lazca söylemek tabii ki benim için çok önemli ama ben biraz daha profesyonel düşünmek zorundayım. Ben bir müzisyenim ve müzik yapabilmek zaten benim için başlı başına bir farklılık.

Kal: Lazcaya gençlerin ilgisini çekmek için şarkıların rolü tartışılmaz ama yeterli mi? Başka neler yapılabilir?

Bayrakoğlu: Müziğin yeri tabii ki çok önemli. Bence bunun yanında insanların gününün büyük bir çoğunluğunu alan televizyonla ilgili bir takım girişimler yapılabilir. Bir de ve bence en önemlisi kültürel etkinlikler yapıp gençlere sorumluluklar vermek Laz kültürüne ilgiyi artıracaktır.

Kal: Baban, sevgili Asım Bayrakoğlu, çok usta bir horoncu olduğunu biliyoruz. Senin horonla aran nasıl?

Bayrakoğlu: Ben de babamdan öğrendiğim kadarıyla horon etmeye çalışıyorum. Ama o kadar iyi olduğum söylenemez. Son dönemlerde konserlerde sahnede horon oynuyoruz arkadaşlarla bu da bana babamdan kalan bir miras.

Kal: Müzikte şuandakinden farklı bir tarz düşünüyor musun? Ya da yeni projeler var mı?

Bayrakoğlu: Daha öncede dediğim gibi amaçlarımdan biri Laz kültürüne ve müziğine hizmet edebilmek. Bu nedenle tarzı ne olursa olsun Lazcayı ve Karadeniz müziğini çalışmalarımdan hiç eksik etmeyeceğim. Bunun adı ne olursa olsun; Lazca rock, Lazca pop, etnik müzik vs. Duruşum ve üstlendiğim misyondan taviz vermeyeceğim kesin. Aslında albümlerin tarzını belirlemede repertuvarda çok etkili oluyor. Bu nedenle şimdiden bir şeyler söylemek zor.

Kal: Bundan sonra ne yapmak istiyorsun?

Bayrakoğlu: Halen yapmak istediklerimi başarmış ve ulaşmak istediklerime ulaşmış değilim. Mücadelem bunun üzerine olacaktır. Daha çok insana ulaşmak, daha çok konser verebilmek ve daha iyi müzik yapabilmek. Çalışmalarım hep bu yönde olacaktır. Bence insanların kendi dilleri ve kültürleri insanların varlığını temsil eder. Bu varlığı korumak ve geliştirmek isteyen insanlar onurlu bir mücadele vermektedir. Ben de bu onur denizinde küçücük bir hamsi olabilirsem ne mutlu bana.

Erdal Bayrakoğlu'nun biyografisine [buradan] ulaşabilirsiniz...

Lazuri.com / 25.10.2007

  Paluri Arzu Kal

    Mutfaklardan Taşan Öyküler
    Opordace Teona...
    Erdal Bayrakoglu (Söylesi)
    Gzamsinepe Süala Lazona
    Elestiri mi Haset mi?
    Yemek Kültürü Yaşayan Bir Kültürün Ölmesi Mümkün Değildir...
    Karadeniz'e Kavuşmak Eve Kavuşmaktı
    "Kanser" Kader Değil...
    Genç Yetenekler Umut Veriyor(Röp: Oktay Üst)
    Nananena Ndğa
    Kolhis Tasarımları!
    İsim hakkında yapılması gerekenler ve dilekçe örneği
    Mahkeme Kararıyla Lazca İsim
    Ve sonunda HAYDE...
    Lazuri yoxope – Lazca isimler(derleme)
    Angepe, Mutfak Eşyaları
    Nozitape-Atasözleri(derleme)
    Eski eşyalar
    Lazonada bir bayram
    Hey Gidi Karadeniz



..

HORON & TULUM
Horon ve Tulum Kursu

Lazca Kurs
Lazuri Doviguram

KAZIM KOYUNCU (DVD)
Sarkilarla Geçtim Aranizdan - Kazim Için Bir Film

KARAKUTU

   

 
Copyright © 2002-2020 Lazuri.Com | Telif Hakları saklıdır.