|
Ç̆UÇ̆ULİ
Ç̆uç̆uli
ocuşeni getasuleşa idu.
Ar uşkirişi ncaş tude
t̆uşi,
but̆k̆a
melu do ç̆uç̆ulişi
k̆udelis
ga't̆u.
Ç̆uç̆ulis
aşkurinu , imt̆u
do nanamuşişa komextu.
Ç̆uç̆ulik
ucoxops:
-Nana, nana!
-Mu ren mu gağodu?
-Nana, nʒa
gont̆roxu
do ar finç̆a
k̆udelis
gemat̆u.
Vimt̆at
nana!
Dido didi gzas ides do ar bibis konages.
Kotumek nk̆itxu:
-Bibi, so ulur?
-Oxorişa mevulur.
-Ek nʒa
gont̆roxu.
-Sin mik giʒ̆u?
--Ç̆uç̆ulik
miʒ̆u.
Ç̆uç̆ulik
uʒ̆u:
-Ma toliçkimite bz̆iri.
Nʒaşi
ar finç̆a
k̆udelis
gemat̆u.
-Sumi xolok gzas dokaçes. Ar mʒika
idesşi ğorğocis konages.
Bibik nk̆itxu:
-Ğorğoci , si so ulur?
-Oxorişa.
-Ek nʒa
gont̆roxu.
Muç̆o
ulur?
-Sin mik giʒ̆u
?
-Kotumek miʒ̆u.
Ğorğoci nk̆itxu:
-Kotume, sin mik giʒ̆u?
--Ç̆uç̆ulik
miʒ̆u.
Ğorğocik nk̆itxu:
-Ç̆uç̆uli,
sin mik giʒ̆u?
-Ma toli çkimite bz̆iri.
Nʒaşi
ar finç̆a
k̆udelis
gemat̆u.
-Ğorğocis daceru. Aʒ̆i
otxo xolok gzas dokaçes. Ar mʒika
idesşi mk̆yapus
konages.
Ğorğocik nk̆itxu:
-Mk̆yapu,
so ulur?
-Oxorişa.
Ğorğocik mk̆yapus
eşo uʒ̆u:
-Var, var, ek nʒa
gont̆roxu.
Mo ulur!
Mk̆yapu
nk̆itxu.
-Sin solen giçkin?
-Bibik miʒ̆u.
Mk̆yapu
nk̆itxu
:
-Bibi, sin solen giçkin?
-Kotumek miʒ̆u.
Mk̆yapu
nk̆itxu:
-Kotume, sin solen giçkin?
-Ç̆uç̆ulik
miʒ̆u.
Mk̆yapu
nk̆itxu:
-Ç̆uç̆li,
sin solen giçkin?
-Ma toli çkimite bz̆iri,
quci çkimite vogni. Nʒaşi
ar finç̆a
k̆udelis
gemat̆u.
Mk̆yapu
entepes eşo uʒ̆u:
-Man k̆ayi
sva miğun. Ek vidat! Mutu var mağodenan.
İri xolos k̆ayi
daʒ̆ones.
İdes do mk̆yapuşi
mağaras komeşiles. Mk̆yapukti
iri xolo oşk̆omu.
***
CİVCİV
Civciv, otlamak içim bahçeye gitti.
Bir elma ağacının altındayken, yaprak düştü ve civcinin kuyruğuna
çarptı.
Civciv korktu, kaçtı ve annesine gitti.
Civciv sesleniyor.
-Anne, anne!
-Ne var, sana ne oldu?
-Anne, gök yarıldı ve bir parça kuyruğuma çarptı. Kaçalım anne!
Çok yol gittiler ve bir ördeğe rastladılar.
Tavuk sordu:
-Ördek, nereye gidiyorsun?
-Eve gidiyorum.
-Orada gök çatladı(kırıldı).
-Sana kim söyledi?
-Bana civciv söyledi.
Civciv dedi:
-Ben gözümle gördüm. Göğün bir parçası kuyruğuma çarptı.
Üçü birden yola koyuldular. Biraz gidince kaza rastladılar.
Ördek sordu:
-Kaz, sen nereye gidiyorsun?
-Eve.
-Orda gök yarıldı. Nasıl gidersin?
-Sana kim söyledi.
-Tavuk söyledi.
Kaz sordu:
-Tavuk, sana kim söyledi?
Bana, civciv söyledi.
Kaz sordu:
-Civciv, sana kim söyledi?
-Ben gözlerimle gördüm. Göğün bir parçası kuyruğuma çarptı.
Kaz inandı. Şimdi dördü birden yola koyuldular. Biraz gidince
çakala rastladılar.
Kaz sordu:
-Çakal, nereye gidyorsun?
-Eve.
Kaz, çakala şöyle dedi:
-Hayır, hayır, orada gök yarıldı. Gitme!
Çakal sordu:
-Sen nereden biliyorsun?
- Ördek söyledi (Bana)
Çakal sordu:
-Ördek, sen nereden biliyorsun?
-Bana, tavuk söyledi.
Çakal sordu:
-Tavuk, sen nereden biliyorsun?
-Bana, civciv söyledi.
Çakal sordu:
-Civciv, sen nereden biliyorsun?
-Ben gözümle gördüm, kulağımla duydum. Göğün bir parçası kuyruğuma
çarptı.
Çakal, onlara şöyle söyledi:
-Benim iyi bir yerim var. Oraya gidelim! Bize bir şey olmaz!
Hepsinin hoşuna gitti. Gittiler ve çakalın mağarasına daldılar.
Çakal da hepsini yedi.
Lazuri
p̆aramitepe,
(Tbilisi, 1982)
Kaynak Kitap:
Dil-Tarih-Kültür-Gelenekleriyle LAZLAR
Yazar:
ALİ İHSAN AKSAMAZ
|
|