|
GURONİ MƷKVİTURA
Germas na dibadu ar mʒkvitura iri xolo
ondişen aşkurinet̆u.
T̆roxun ar soti qa, yeputxun k̆vinçi, ncas
mtviri na melas, mʒkvituras şkurnate guri ubangalapt̆u. Ar ndğas
aşkurinu, jur ndğas aşkurinu, ar dolonis(xaftas) aşkurinu, ar ʒ̆anas
aşkurinu. Edo ek̆ule didi iquşi(kodirduşi) emedeni şkurna muşi
komek̆ilu.
-Mutuşen var maşkurinen.
Aşo dotku, mteli germa sersi muşite
ranʒ̆k̆alu.
-Çkar var maskurinen, mitxani ginon iqvas!
Ar teri megabre(manebra) muşi nk̆itxu:
-Ç̆e toli ğula, mgerişenti var gaşkurineni?
-Mgerişenti var maşkurinen, varti melişen,
varti mtutişen. Çkar mutuşen var maşkurinen.
-Dido mot bğağala. Quraptu mʒkviturak:
-Mgeri keʒ̆amiluna, arşvacis ovimxor.
*Hele, mu oz̆iʒinoni mʒkvitira. Muk̆onayi
uğnose ren...*
Ar ndğas mgerişeni qurapt̆es mʒkvitirapek,
mgeriti emedeni keçkindu(yeçkindu). Gulut̆u muk mteli germas muşi
mgeriş dulya şeni, amşkiyonu do guri muşis komek̆ilu ki:
Ar soti, gvaneri ar mʒkvitura
op̆ç̆k̆omatik̆on. Koşignu ar sotxaniş xolos mʒkviturapek qurapan do
eya, bresti mgeri şinapan. Kododgitu mgeri, konaşiru do tamo tamo
mek̆anç̆us kogöçk̆u. K̆aişa komek̆anç̆u na isternan mʒkviturapes.
İsimint̆u muç̆oşi entepek emus noz̆isapan,
edo mtelişen dido toli ğula, quci ginz̆e, k̆udeli mk̆ule, ti muşi
naomskvaps mʒkviturak noz̆iʒ aps.
Do muşebura ntkumert̆u ki:
-E cuma domiçvi, si opç̆k̆omare.
Bresti mgerik isimadeps do “nam mʒkviturak
muşi guroni orapumu omskvanapsya” oʒ̆k̆omilus kogöç̆k̆u. Mutu var
z̆iropan mʒkviturapek do daha(umosi) dido ixelapt̆es. Am xali
diçoduşi ti moʒ̆onderi mʒkvitura ar didi kvaş jin yeʒxont̆u.
K̆ap̆ulaş k̆uçxepe muşiş jin kododgitu do oğarğalus kogöç̆k̆u:
-Memisiminit tkvan, maşkurinalepe.
Memisiminit do man moʒ̆ç̆edit. Aʒ̆i tkvanda kogoʒ̆iraminon ar
ondi...man...man...
Em oras ti moʒ̆onderi mʒkvituraşi nena nunç̆u
muşis konaç̆abu.
Ti moʒ̆oderi mʒkviturak mgeri koz̆ireet̆u.
Çkvapek var z̆iropt̆es, mara muk z̆iropt̆u do şuri var aşvanet̆u.
Ek̆ule na var ignapu ondi iqu.
Ti moʒ̆onderi mʒkviturak jin keʒxont̆u do
şkurnate mgerişi ʒ̆oxles na ren didi mçire kvaş jin komelu.
Muşisteri bultoni mgerişi k̆apulas konantxu, do ek̆ule svas eşo
oxut̆k̆vasu ki, muşi t̆k̆ebis gamaxtimu na unt̆usteri, eşo
aʒ̆onet̆u.
Dido unk̆ap̆u mʒkvitura, mencelis meluşak̆is
unk̆ap̆u. Emus eşo aʒ̆onet̆u ki, mgerik emus natxozun do ehe aʒ̆i
k̆ibirepemuşite emus koga'k̆nasen.
K̆ap̆ulamuşis oʒ̆k̆edus guri var meçu
mʒkvitura, ek̆ule mt̆k̆as na ren ar teri mt̆k̆uri tipiş tude
keʒ̆icinu.
Em oras mgeri majuran k̆ele unk̆ap̆int̆u.
Mʒkvitura em mt̆k̆uri tipiş tude keʒ̆
icinuşk̆ule, emus dvaʒ̆onu ki, ar mitxanik k̆urşuni ot̆k̆oçu.
Ek̆ule mgerikti imt̆u. Muşebura isimadu “çkva
mʒkvitura germas dido ren, kaiz̆iren, eti mutxani laşoroni steri
unk̆ap̆in t̆uya”.
Tkvan mu ntukert:
-Mʒkvitura, mgeris oç̆k̆omale orapuşen na
oşletinu guroba muşit̆uyi? Varna uğnosoba muşit̆uyi?
***
CESUR TAVŞAN
Ormanda doğan tavşanın biri
herşeyden korkuyordu.
Ağaçlara kar düşse, bir kuş uçsa, nerede bir dal kırılsa tavşanın
yüreği titrerdi. Tavşan bir gün korktu, iki gün korktu, bir hafta
korktu, bir yıl korktu. Daha sonra büyüyünce korkusu hemencecik
geçti.
-Hiçbir şeyden korkmuyorum.
Böyle dedi, ormanın tamamında sesi
yankılandı.
-Kim olursa olsun, hiç kimseden
korkmuyorum!
Arkadaşının biri sordu:
-E şaşı gözlü, kurtdan'damı
korkmuyorsun?
-Kurtdan'da korkmuyorum, ne
tilkiden, nede ayıdan. Hiç birinden korkmuyorum. -Neden çok
konuşayım. Tavşan bağırıyordu:
-Kurt karşıma çıksa, hemencecik
yerim onu.
*Ne komik bir tavşan. Ne kadar
akılsız...*
Tavşanlar bir gün kurt için
bağırıyorlardı. Kurt hemencecik çıkıverdi. Kurtluk işi için bütün
ormanda geziniyordu. Karnı acıktı ve aklından geçiverdi ki:
Bir yerde, besili bir tavşan
yiyebilsem. Yakın bir yerde tavşanlar bağırıyorlardı ve onu(gri
kurdu) andıklarını duydu. Kurt durdu, koklayarak yavaş yavaş
yaklaşmaya başladı. Oynayan tavşanlara iyice yaklaştı.
Kendisine nasıl güldüklerini
dinliyordu. Hepsinden çok; şaşı gözlü, uzun kulaklı, kısa kuyruklu,
kendini öven tavşan gülüyor.
Ve kendi kendine söylüyordu ki:
“Bekle beni kardeş, yiyeceğim seni”.
Gri kurt “hangi tavşan kendisini cesur olarak
övüyor” diye bakıp düşünmeye başladı. Tavşanlar bir şey
görmüyorlardı ve daha çok seviniyorlardı. Kendini beğenmiş tavşan bu
hal bitince büyük bir taşın üstüne sıçradı. Arka ayaklarının üstüne
durdu ve konuşmaya başladı:
-Korkaklar, dinleyin beni. Dinleyin ve bana
bakın. Şimdi size bir şey göstereceğim....ben...ben...
Kendini beğenmiş tavşanın dili
ağzına(damağına)yapıştı.
Kendini beğenmiş tavşan kurdu görmüştü.
Başkaları görmüyordu, fakat kendisi görüyordu ve nefes alamıyordu.
Daha sonra duyulmamış şey oldu.
Kendini beğenmiş tavşan korkudan havaya
sıçradı ve önündeki büyük geniş taşın üstüne düştü. Kendisi gibi
besili olan kurdun sırtına değdi ve sonra yere öyle patladı ki,
derisinin kendinden sıyrılmak istediğini zannediyordu.
Tavşan çok korktu, kuvvetden düşünceye kadar
koştu. Kurt peşinden peşinden geliyor ve işte şimdi dişleriyle
ısıracağını zannediyordu.
Tavşan arkasına bakmaya cesaret edemedi,
sonra ormandaki yabani bir otun altına yığıldı.
Kurt o zaman öbür tarafa koşuyordu.
Tavşan o yabani otun altına yığılınca,
birinin kurşun attığını zannetti.
Daha sonra kurt'da kaçtı. “ Ormanda başka çok
tavşan var, görülebilir, o bişe kudurmuş gibi koşuyordu” diye
düşündü.
Sizler ne dersiniz:
-Tavşanı, kurda yem olmaktan kurtaran
cesareti miydi? Yoksa akılsızlığı mıydı?
Kaynak Kitap:
OK̆İTXUŞENİ SUPARA - Majurani Fila- Soxumi- 1937
Mamç̆arale(yazar):
Ʒ̆İT̆AŞİ İSKENDERİ
|